Arşivler
Kategoriler

Archive for Aralık, 2010

Torba”dan Emeklilik Sürprizi

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

Torba”dan Emeklilik Sürprizi
1999-2005 yılları arasında memuriyetten atılanlara emeklilik imkanı getiriliyor.

Yayına Giriş: 29.12.2010 16:03:09
Güncelleme: 29.12.2010 18:36:38

“Torba yasa” tasarısı, 1999-2005 yılları arasında görevine son verilen memurlara, dışarıdan borçlanarak emeklilik haklarını kazanma yolunu açıyor.
216 maddeden oluşan tasarı TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’da görüşülüyor. Tasarıda atılan memura emeklilik imkanı tanıyan bir madde de var.

Bu arada kıymetli maden ve ziynet eşyası imalatı ve ticareti yapanların, işletmelerinde olduğu halde kayıtlarında yer almayan kıymetli maden ve taşlar ile ziynet eşyasını, yüzde 2.5 vergi ödemeleri karşılığında kayıt altına almalarını öngören düzenleme tasarıdan çıkarıldı.

Emniyet GM

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

kendisini kamu görevlisi olarak tanıyan ve türlü bahanelerle kontor/tl ve KARTISIZ HAVALE yapmanızı isteyenlere İTİBAR Etmeyiniz .

Şikayet İçin: Polis: www.asayis.pol.tr

Herkezin Cep Telefonuna Gelmişdir Bu Mesaj

Wikileaks Savaşları Şiddetleniyor!

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

Wikileaks Savaşları Şiddetleniyor!
Kredi kartı sitelerini çökerten bilgisayar korsanları daha büyük saldırılara hazırlanıyor.

Yayına Giriş: 10.12.2010 11:16:07
Güncelleme: 10.12.2010 16:29:46

Amerikan yönetimi, Wikileaks ekibinin ana gelir kaynağı olan internet üzerinden bağışları şimdilik engellemeyi başardı.
Çünkü PayPal, VISA ve Mastercard gibi para transferlerini kontrol eden dev firmalar Wikileaks’le ilişkilerini kesmek zorunda bırakıldı.

Bu gelişme çeşitli ülkelerdeki bilgisayar korsanlarını harekete geçirdi.

Ve korsanlar, Wikileaks’i susturmaya çalışan hükümetlere boyun eğmekle suçlanan bu şirketlere oldukça ciddi saldırılar düzenlemeye başladı.

Hafta içinde başlayan “site çökertme” operasyonları, paranın önemli bölümünün döndüğü sanal ortamda paniğe yol açtı.

Kendilerine “Anonim” adını veren bilgisayar korsanları faaliyetlerini diledikleri zaman ve istedikleri yerden yürütüyorlar. Yasal zorluklarla karşılaşmamak için gerçek kimliklerini gizli tutuyorlar. Sanal ortamda bile bulundukları yerleri sürekli değiştiriyorlar.

VISA ve Mastercard’a düzenlenen son sanal saldırılara “7’den 77’ye” katılım oldu. Hollanda’nın Lahey kentinde 16 yaşında bir gencin babasının bilgisayarını kullanarak saldırıya katıldığı IP numarası izlenerek ortaya çıkarıldı.

Saldırılar üzerine tüm gözler, ABD’nin gizli belgelerini yayımlayarak özgürlüğe küresel çapta katkı yaptığını savunan Wikileaks’in kurucusu Julian Assange’a çevrildi.

Avukatının açıklamasına göre Assange, “Siber saldırı emrini kendisinin vermediğini ve bu tür saldırılarla ilgisi olmadığını” açıkaldı. Assange, bu tür iddiaların kendisine karşı yürütülen karalama kampanyasının bir parçası olduğunu da dile getirdi.

Kredi kartı devleri VISA ve Mastercard’ın internet üzerindeki işlemlerini tehlikeye atan koordineli sanal saldırıyı düzenleyen Anonim adlı gruptan bir korsan İngiliz yayın kuruluşu BBC’ye konuştu.

Sanal ortamda “Coldblood” – “Soğukkanlı” takma adıyla yaşayan bilgisayar korsanının açıklamaları, Wikileaks adına başlatılan “întikam operasyonu”nun daha da büyüyeceğini ortaya koyuyor.

İntikam operasyonu sürecek mi?
Coldblood: “Wikileaks’e destek amaçlı yürüttüğümüz kampanyanın sona erdiğini söyleyemeyiz. Hatta tam tersini söylemek mümkün: Bir çok yeni insan bize katılıyor ve destek veriyor. Bunun en açık göstergesi “botnet” isimli küçük yazılımı bilgisayarlarına indiren kişi sayısının sürekli artması. DOS saldırısı dediğimiz, bir internet sitesini devredışı bırakan aşırı yüklenme, bu yazılım sayesinde yapılıyor. VISA’nın sistemi de bir süreliğine çöktü. Yani mücadele devam ediyor.”

Yaşananları bir savaş olarak mı görüyorsunuz? Ve eğer bu bir savaşsa kimle kim arasında yaşanıyor?
Coldblood: “Ben bunun bir savaş halini aldığını düşünüyorum, yani savaş yeni başlıyor. Ama savaş dendiğinde anlaşılan, bilindik bir savaş değil bu, bir veri savaşı. Bizim yapmaya çalıştığımız, internetin herkes için açık ve özgür karakterini korumak. Çünkü internet böyle bir şeydir ve hep böyleydi. Ancak son aylarda hükümetlerin ve Avrupa Birliği gibi aktörlerin, interneti kontrol altına alıp oradaki özgürlüğe zarar vermeye çalıştıklarını görüyoruz.”

Yürüttüğünüz sanal eylemle ilgili Wikileaks’ten herhangi biriyle temas halinde misiniz?
Coldblood: Hayır değiliz. Wikileaks’ten birileriyle iletişim kurmak hiçbir zaman kolay değildi. Sadece Julian, daha ulaşılabilir bir Wikileaks üyesiydi. Ancak maalesef şu an bu mümkün değil.

Anonymous (Anonim) adlı gruba siz nasıl dahil oldunuz?
Coldblood: Ben Anonymous’a 3-4 yıl önce Amerika’daki Scientology tarikatına karşı yürütülen eylem sırasında katıldım. O zamandan bu zamana farklı görevlerim oldu, bazı sunucuların işletilmesi gibi. Şimdi de Wikileaks eyleminde rol alıyorum.

Anonymous’in bir merkezi ya da örgüt yapısı var mı?
Coldblood: Hayır. Anonymous klasik bir örgüt gibi işlemiyor. Herhangi bir lider ya da hiyerarşi yok. Biz bir grup sıradan insanız. Önümüze gelen konularda, neler yapabileceğimize kendi kendimize karar verip harekete geçiyoruz.

İşte İngiliz Gözüyle Türk Siyasetçileri

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

İşte İngiliz Gözüyle Türk Siyasetçileri
İngiliz devlet arşivlerinde 30 yıllık gizliliği kaldırılan kriptolar Ankara-Londra arasındaki diplomatik yazışmaları ortaya döktü.

Yayına Giriş: 23.12.2010 16:12:26
Güncelleme: 23.12.2010 16:12:26

1980 yılına ait belgelerde dönemin siyasi aktörleriyle ilgili Wikileaks’i aratmayacak benzetmeler yapılıyor

Milliyet gazetesinin haberine göre, gizlilik hükmü kaldırılan belgelerde 12 Eylül ihtilali ile ilgili de çeşitli değerlendirmeler yer alıyor.

“Darbe Beklenenden Önce Geldi”
İngiltere’nin Ankara Büyükelçiliği’nin 12 Eylül’den iki ay önce müdahale ihtimaline “az da olsa” ihtimal verdiği, 12 Eylül sonrası yazılan bir başka raporda ise “müdahalenin beklenenden önce geldiğine işaret ettiği” görülüyor.

Belgelerde 12 Eylül darbesi için “Diğer ikisinden çok daha disiplinli ve centilmence yapıldı. Akıldan uzak bir milliyetçilik ve yabancı düşmanlığı içermiyor” ifadesi kullanılıyor.

Dönemin Ankara’daki İngiltere Büyükelçisi’nin 14 Temmuz 1980 tarihli mektubuyla verdiği bilgide, TSK’nın kafasındakileri “bir kapalı kutu” olarak niteleniyor.

Büyükelçi mektubunda 1960 ve 1971 müdahalelerini de detaylarıyla irdeliyor.

Büyükelçi “Türk Silahlı Kuvvetleri ve komutanları geçmişteki bu iki darbeden çok şey öğrendi. Bu derslerden ilki Türkiye’nin sorunlarının bir darbeyle çözülemeyecek kadar zorlu olduğu, ikincisi ise Parlamento’yu devreden çıkarmanın ve teknokratlarla iş yapmanın mümkün olmadığı” yorumunu yapıyor.

Orduyu anayasanın koruyucusu olarak görme eğiliminin bir tek TSK’nın kendisinde değil Türk halkının çoğunluğunda da var olduğu belirtilen büyükelçi notunda “Ben şahsen TSK’nın demokrasiye gönülden bağlı olduğuna ve ancak demokrasinin kendisinin tehdit altında olduğuna inanmaları halinde müdahaleye hazır olduklarına inanıyorum” diyor.

Ordunun demokrasiyi işlediğini görmeyi istediğini ve bu amaçla müdahaleye hazır olduğunu, bunun için de Türklerin üç metodunu kullanabileceğini belirten büyükelçi, bunların “önce it, sonra tekmele ve sonunda parçaları toparla ve yeniden başla” olduğunu söyledi.

Mussolini Görünümlü Süleyman Demirel
“Mussolini görünümlü. Görüşleri hiçbir çekingenliğe yer vermeyecek şekilde ortanın sağında. Batı yanlısı ve çok çalışkan. Esnek ve iyi bir hatip, ancak konuşmaları dolambaçlı ve laf kalabalığından ibaret. Bu konuşmalar bazen fazla zekâ da içermiyor. Ancak kitlelerle yakınlık kurma konusunda bütün diğer liderlerden çok daha iyi.”

“Org. Sancar’ın Eşi Erbakan’a Çantasıyla Vurdu”
Belgelerde yer alan en ilginç dedikodu Orgeneral Semih Sancar’ın eşiyle ilgili.

Raporu yazan diplomatın asıl amacı Sancar’ı tanıtmak. Ancak ondan sadece “Çok protokole bağlı, her şeyin kitabına uygun yapılmasından yana. Askerin siyasete karışmasına karşıtlığını açıkça ortaya koyuyor. Kişilik olarak zaman zaman neşeli ve rahat, bazen de soğuk ve aksi. Demirel ve Adalet Partisine eğilimli” diye söz ediyor.

Değerlendirmenin asıl vurucu noktası bu kısa tanıtımdan sonra geliyor.

Diplomat, evli olan Sancar’ın eşinin de emekli bir generalin kızı olduğunu, iyi eğitimli ve güçlü bir kişilik olarak, sosyal çevrelerde eşiyle birlikte yer aldığını belirtiyor.

Diplomat şöyle devam ediyor: “Genellikle geri planda kalmayı tercih eden Bayan Sancar’ın bir keresinde kendisinden ve temsil ettiği görüşlerden hoşlanmadığını göstermek için Erbakan’a çantasıyla vurduğu biliniyor.”

Dost Tavırlı Kişilik Deniz Baykal
“Genç ve oldukça konuşkan. Yetenekli bir siyasetçi ve sağlam bir müzakereci imajına rağmen Enerji Bakanı olarak görev yaptığı dönem başarılı değildi, Ecevit’in eski danışmanlarından olan Baykal, CHP içinde hizip liderlerinden biri. Dışa dönük görünümlü ve dost tavırlı bir kişilik. 1975’te Wilton Park toplantısına katıldı.”

Ilımlı Bir Politikacı Hikmet Çetin
“Ecevit hükûmetinin baş ekonomik mimarlarından biri. Bu hükümette ve partide geniş bir etki ve güç alanına sahip. Kişisel olarak ılımlı bir politikacı.”

Misyon Adamı Alparslan Türkeş
“Netameli bir kişilik. Kanca burnu, simsiyah saçları ile çarpıcı bir figür, kötü bir konuşmacı ancak misyon adamı olmanın çekiciliğine sahip. Kıbrıs orijinli olmaktan utandığı söyleniyor.”

İslami Siyaset Necmettin Erbakan
“Dış görünümü iri-yarı ve renkli. Demirel’le kurduğu koalisyonda kendi metotlarını uygulamak konusundaki ısrarı ve diğer koalisyon üyelerine ödün vermeyi reddetmesi, hükümetin birliğinin bozulması ve daha sonra seçim kaybetmesinde rol oynayan en önemli faktörlerden biriydi… İslami siyaset platformunda oturuyor.

Milliyetçi duygulara hitap ediyor. Küçük esnaf ve sanatkârın büyük iş gruplarına karşı korumacılığı üzerine söylem geliştirdi, ancak hesaplı çıkarcılığı ve dürüstlükten uzak tavrı, onun yaygın biçimde hafife alınmasına yol açıyor.”

Kolay Sinirleniyor Rauf Denktaş
“Aşağılık kompleksiyle malul. Bu problemi onu sık sık duygusallaştırıyor ve kolay sinirlenir hale getiriyor. Sık sık yanlış anlaşıldığı ve küçük görüldüğü duygusuna kapılıyor. Bu duygunun esiri olmadığı zamanlarda ise aslında gayet çekici bir kişilik ve rahatladığında çocuksu bir espri anlayışına sahip.”

Ufak Tefek, Yuvarlak Turgut Özal
“Özal’ın büyük gücü 1979/80 döneminde Demirel hükümeti içindeki pek çok bakanın kıskançlığına yol açtı.

1980’de Evren tarafından tutulmaya devam etti. Demirel hükümetinin bir devamı niteliğindeki ekonomi politikalarının yönetimini sürdürdü.

Kardeşi Korkut Özal da MSP’nin parlamento grubunun ılımlı kanadında rol alıyor.

Evli 3 çocuklu olan Özal, ufak tefek, yuvarlak ve dost tavırlı biri. İyi bir dinleyici ve konuşmacı, bu nitelikleri ile dinleyenlerin dikkatini üzerinde toplayabiliyor.”

Etkili Konuşmacı Doğu Perinçek
“Etkili bir konuşmacı ve müthiş bir cesarete sahip. Batı Avrupa’ya karşı dostça bir tavır içinde.”

Tahmin Edilemez Sakıp Sabancı
“Büyük servetine rağmen hâlâ belirgin bir Anadolu aksanıyla konuşuyor. Tahmin edilmesi güç bir milyoner!”

Kraliçe, Menderes İçin Mektup Yazmış
Büyükelçilikten gönderilen telgraflarda 1960 ve 1971 müdahaleleri anlatılırken ilginç bir anekdota da değiniliyor.

“1960 darbesi teorik olarak diktatörlüğü yıkmak ve demokrasi getirmek amacıyla yapılmıştı. Ancak bu darbenin nihai sonucu anarşi oldu. Bu dönemde İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth, Cemal Gürsel’e bir mektup gönderip Menderes’in affedilmesini istemiş, ancak bu istek geri çevrilmişti.”

12 Eylül İzlenimleri
İngiltere’nin Ankara Büyükelçiliği görevlileri 12 Eylül’ü izleyen günlerde de merkezlerine gönderdikleri bilgi notlarında Türkiye’deki ortamı tarif ettiler.

Darbeye giden günlerdeki önemli olaylar arasında Abdi ipekçi ve Nihat Erim cinayetlerini gösteren İngiliz arşiv belgeleri, bütün bunlara rağmen Türk halkının korkudan felç olmuş bir görüntü içinde olmadığına dikkat çekti.

80 darbesi yapıldıktan sonra halkta büyük bir rahatlamanın göze çarptığı, insanların 12 Eylül sabahı mutlu göründükleri, işçiden özel sektör patronlarına kadar herkesin umutlu olduğuna dikkat çekildi.

Halk Parasını Çekmedi
Darbe ile birlikte Kadıköy’de bir bayram görüntüsü yaşandığı kaydedilen belgelerde 12 Eylül’den sonraki ilk iş günü olan 15 Eylül sabahı Türkiye’deki bankalardan hiç mevduat kaçmadığı aksine mevduat sahiplerinin daha çok para yatırdığı hatırlatıldı.

Bunun temel sebebi olarak da Orgeneral Kenan Evren’in güven verici ve inanılır tavrı gösterildi.

“Çıkarlarımıza Aykırı Değil”
İngiliz arşiv belgelerinde 12 Eylül darbesi ile ilgili notların bir bölümünde, Türkiyede çok partili demokrasinin 30 yaşında olduğuna işaret edilirken, kabaca bir hesapla 1950’den itibaren her 10 yılda bir demokratik sistemi yeniden rayına oturtmak gerekçesiyle askeri müdahalelerin yapıldığı hatırlatıldı.

1980’e kadar yapılan her darbeden sonra askerin sözünü tuttuğu kaydedilen belgelerde “bu döngü Türkiye’nin demokratik olgunluğa ulaşmasının kaçınılmaz bir parçası olabilir” yorumu yapıldı.

Her milletin kendi özel demokratik gelenekleri içinde sistemini işlettiğine dikkat çekilen belgede, Türkler’in de sistemlerini işletme kabiliyetlerine güvendikleri belirtildi.

Belgelerde, “Şimdiki darbe İngiltere’nin çıkarlarına herhangi bir zarar vermiyor ve bence yeni rejime sempati ve anlayışla yaklaşmamız, yönetime ekonomik ve siyasi istikrar yönünde yardımcı olmamız doğru olur” denildi.

Demirel: “Benim Yaptıklarımı Devam Ettiriyorlar”
Belgelerde darbeden sonra AP eski genel Başkanı ve eski Başbakan Süleyman Demirel’in Fuat Süren ile yaptığı görüşmede “Benim yaptıklarımı devam ettiriyorlar ve aynen benim olmam halinde yapacaklarımı yapıyorlar” dediği belirtildi.

Raporu yazan dışişleri görevlisi bu sözlerin samimiyetine inandığını da not etti.

MHP: “Ecevit Komünist Devrim Yapmak İstiyor”
Belgelerde siyasi partilerle ilgili değerlendirme raporları da yer aldı.

14 Mart 1980 tarihli bir yazışmada MHP’li Gün Sazak’ın isteğiyle yapılan bir toplantının içeriğine yer verildi.

İngiliz büyükelçilik görevlisi, Sazak’ın kendisine MHP ve ordunun Türkiye’de komünist bir devrimin önündeki tek engel olduğunu, Ecevit ve yandaşlarının bunun hazırlığı içinde bulunduğunu söylediğini not etti.

Aynı görevli, Sazak’ın, İngilizler’den ABD ve CIA’nın Türkiye’deki sol gruplara verdiği destek konusunda yardım istediğini de yazdı.

Görevli, “Bu görüşmeden, Sazak’ın Mao’cu grupların büyükelçilik kokteyllerine kendilerinden daha çok davet edilmelerinden kırgınlık duyduğu izlenimini aldım” dedi.

TBMM’de 2010′da Yaşanan Önemli Olaylar

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

TBMM’de 2010′da Yaşanan Önemli Olaylar
2010 yılında Türkiye Büyük Millet Meclis’inde yaşanan önemli olaylar, gelişmeler şöyle:

Yayına Giriş: 20.12.2010 11:11:58
Güncelleme: 20.12.2010 11:38:42

Meclis’te Ocak, Şubat, Mart ve Nisan Aylarında Yaşanan Bazı Önemli Gelişmeler Şöyle:

12 Ocak:
-DSP milletvekilleri Harun Öztürk (İzmir) ile Hüseyin Pazarcı (Balıkesir) partilerinden istifa etti.

-Depremin etkilerini en aza indirmek için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu.

21 Ocak:
-Üniversiteler ile kamudaki sağlık personelinin tam gün çalışmasını öngören yasa tasarısı TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.

28 Ocak:
-Ekonomik kriz önlemlerinin süresini uzatan, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı yasalaştı.

İkinci Kez Araştırma Komisyonu

2 Şubat:
-Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TEKEL işçilerinin Ankara’daki eylemiyle ilgili, ’’Amaç hak arayışı değil, hükümete karşı aleni bir kampanyaya dönüşmüştür. Pankartlara, sloganlara bakın; şahsımı, partimi hedef alan edep dışı, terbiye dışı bir üslup kullanılıyor’’ dedi.

-Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) deniz unsurlarının, Aden Körfezi bölgesindeki görev süresinin 1 yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi Genel Kurulda kabul edildi.

-Eski BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasıyla ilgili ikinci kez Meclis Araştırma Komisyonu kurulması kararlaştırıldı.

3 Şubat:
-TBMM Genel Kurulunda, MHP’lilerin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi. Görüşmeler sırasında AK Parti ve MHP’liler arasında gerginlik yaşandı.

16 Şubat:
-BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, ’’Habur girişleriyle’’ ilgili, ’’O dönem hiçbir parti yetkilimiz, hiçbir hükümet yetkilisiyle görüşme yapmamış, bir taahhüt talep etmemiş, herhangi bir taahhüt de almamıştır’’ dedi.

-CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, cumhurbaşkanının görev süresinin ’’tartışmaya yer olmayacak şekilde açık olduğunu’’ ifade ederek, ’’Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ne zaman seçilmiş olursa olsun bu Anayasa göre o süre içinde görev yapar, o da 5 yıldır’’ dedi.

-Kayıp çocuklar konusunda Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu.

17 Şubat:
-Terörle mücadelede ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak üzere İçişleri Bakanlığına bağlı ’’Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı’’ kurulmasını öngören tasarı TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.

23 Şubat:
-CHP Genel Başkanı Baykal, ’’Balyoz Güvenlik Harekatı Planı’’ iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma konusunda ’’Bu hukuk süreci değil, siyasal hesaplaşma sürecidir’’ dedi.

25 Şubat:
-Başbakan Erdoğan, ’’Türkiye artık zamanında seçimleri yapmaya alışacaktır. AK Parti’nin gündeminde, AK Parti iktidarının gündeminde kesinlikle bir erken seçim yoktur’’ dedi.

-TBMM Genel Kurulu’nda, CHP’lilerin İçişleri Bakanı Beşir Atalay hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.

-Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’na (TOKİ) ait arazi ve arsalara emlak vergisi muafiyeti getiren tasarı yasalaştı.

Halkoyuna Sunma Süresi Kısaldı

2 Mart:
-Başbakan Erdoğan, Türkiye’de yaşananın normalleşme, kurumların görevlerini yapması, demokrasinin güçlenmesi, kirli oyunların, kirli senaryoların deşifre edilmesi ve bunlardan hukuk önünde hesap sorulması olduğunu belirterek, ’’Yaşananlar, demokrasi ve hukukun sözde değil, özde hayata geçmesidir’’ dedi.

3 Mart:
-Anayasa değişikliklerinin halk oylamasına sunulma süresini 120 günden 60 güne indiren kanun teklifi yasalaştı.

4 Mart:
-TBMM Genel Kurulu’nda, Hazar Bölgesi ve Ortadoğu doğalgazının, boru hattı ile Avrupa’ya taşınmasını öngören NABUCCO Projesi’ne ilişkin tasarı kabul edildi.

11 Mart:
-Kamuoyunda ’’Hal Yasası’’ olarak bilinen Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı yasalaştı.

12 Mart:
-Bazı illerin milletvekili sayısı yeniden belirlendi. Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) kararına göre, İstanbul’un milletvekili sayısı 70’den 84’e, Ankara’nın milletvekili sayısı 29’dan 31’e, İzmir’in milletvekili sayısı ise 24’den 26’ya yükseldi.

18 Mart:
-Biyogüvenlik Kanunu Tasarısı yasalaştı.

Anayasa Değişikliği Taslağı
22 Mart: -AK Parti’nin anayasa değişikliği teklifi taslağı, Cemil Çiçek, Sadullah Ergin ve Bekir Bozdağ tarafından muhalefet partilerine verildi.

23 Mart:
-Başbakan Erdoğan, Anayasa değişikliği taslağının ’’kişisel beklentilerle, politik hesapların değil, Türkiye’nin ihtiyaçlarını gözeten mantıkla hazırlandığını’’ söyledi

-CHP Genel Başkanı Baykal, anayasa değişikliği taslağını, ’’AKP prodüksiyonu, made by AKP’’ diye eleştirerek, ’’Böyle anayasa değişikliği olmaz; olursa millet tarafından benimsenmez’’ dedi.

24 Mart:
-Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı kurulmasını öngören tasarı yasalaştı.

Yeni Değişiklik Teklifi
1 Nisan: -TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, AK Parti’li milletvekillerince hazırlanan anayasa değişikliği teklifinde imzası olmadığını bildirdi.

2 Nisan:
-BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve 12 milletvekili hakkındaki dokunulmazlığın kaldırılmasına ilişkin 15 dosya TBMM Başkanlığına sunuldu.

5 Nisan:
-AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç, Anayasa değişikliği teklifindeki imzaları geri çekerek ’’Bu konudaki anlamsız tartışmaya son noktayı koyduklarını’’ söyledi. Genel Başkan Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu 265 AK Parti’linin imzasıyla yeni ’’Anayasa Değişikliği Teklifi’’ TBMM Başkanlığına sunuldu.

6 Nisan:
-TBMM Başkanı Şahin, Anayasa değişikliği teklifinin yeniden verilmesi konusunda, ’’Bu kendi takdirleridir. Ben hiçbir zaman imzalamadım’’ dedi.

-CHP Genel Başkanı Baykal, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, anayasa değişikliği teklifinde itiraz ettikleri üç maddeyi ayırarak referanduma sunacağını açıklamasını istedi ve ’’Eğer Sayın Cumhurbaşkanı böyle bir açıklama yaparsa, bir uzlaşma yaklaşımını, en iyiniyetle sonuna kadar gerçekleştiririz’’ dedi.

8 Nisan:
- TBMM Genel Kurulunda, BDP’li Hasip Kaplan (Şırnak) ve Sırrı Sakık’ın (Muş), ’’Türk Bayrağıyla bir sorunlarının olmadığına’’ yönelik sözleri üzerine, AK Parti’li Kürşad Tüzmen (Mersin), ’’Bunun yetmeyeceğini, ’Türk bayrağı bizim bayrağımızdır’ demeleri’’ gerektiğini söyledi. Kaplan, nüfus cüzdanını çıkararak, ’’Burada Rus bayrağı yok’’ diye tepki gösterdi.

9 Nisan:
-BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız, Anayasa değişikliği teklifi konusunda ’’AK Parti ile herhangi bir pazarlıklarının sözkonusu olamayacağını’’ dile getirdi.

-AK Parti Grup Başkanvekili Kılıç, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın Anayasa değişikliği teklifine yönelik eleştirileri konusunda, ’’Türkiye’nin hassas süreçlerinde kimsenin herhangi bir parti hakkında kapatma davası gibi bir yaklaşımı gündeme getirmemesi gerektiğini’’ söyledi.

12 Nisan:
-AK Parti Ankara Milletvekili Mehmet Zekai Özcan partisinden istifa etti.

-CHP Grup Başkanvekilleri Kemal Anadol, Hakkı Suha Okay ve Kemal Kılıçdaroğlu, Anayasa değişikliği teklifi konusunda AK Parti ve MHP gruplarını ziyaret etti.

-TBMM Başkanı Şahin, kapatılan DTP’nin Genel Başkanı Ahmet Türk’e yapılan yumruklu saldırıyı kınadı.

13 Nisan:
- CHP Grup Başkanvekilleri Anayasa değişikliği teklifi konusundaki önerileriyle ilgili BDP grubunu ziyaret etti; ardından da TBMM Başkanı Şahin’e giderek, yaptıkları temas ve düşüncelerini aktardı.

-TBMM Şahin, Anayasa değişikliği teklifiyle ilgili AK Parti Grup Başkanvekilleri Bekir Bozdağ ve Mustafa Elitaş’ı kabul etti.

15 Nisan:
-TBMM Genel Kurulunda, 6 yeni vakıf üniversitesi kurulmasına ilişkin tasarı kabul edildi.

19 Nisan:
-TBMM Genel Kurulunda, anayasa değişikliği teklifinin tümü üzerindeki 1. tur görüşmelere başlandı.

-Başbakan Erdoğan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’a yumruk atan kişiyi, ’’haddini ve kendini bilmez’’ olarak niteledi ve ’’Bunlar nereye mensuptur, neyin nesidir? Bunların hepsi ortaya çıkacak’’ dedi.

23 Nisan:
-TBMM Genel Kurulu, Meclis’in açılışının 90. yıldönümünde özel gündemle toplandı.

-BDP Grup Başkanvekili Yıldız, anayasa değişikliği konusunda referanduma kadar görüşmeye açık olduklarını belirterek, ’’Bizimle görüşülür ve Terörle Mücadele Kanunu ile Türk Ceza Kanununda düzenleme yapılacağı belirtilirse ikinci turda destek verebiliriz’’ dedi.

Et İthalatı
24 Nisan:
-Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, et ithalatı için pazar araştırması yaptıklarını ve bir hafta içinde sonuçlandıracaklarını açıkladı.

26 Nisan:
-Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, basında yer alan, Siirt’in Pervari ilçesindeki ’’cinsel istismar’’ olayının yaklaşık bir yıl önce meydana geldiğini, Cumhuriyet Savcılığınca soruşturma açıldığını, bazı zanlıların yargılamasının tamamlandığını bildirdi.

-Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, TSK’nın terörle mücadelesi ile ’’demokratik açılım’’ arasında bir ilişki kurmadıklarını belirterek, ’’Terörle mücadele bütün hızıyla devam etmektedir’’ dedi.

-Başbakan Erdoğan, Türkiye’de et ithalatıyla fiyatların istenen düzeye çekileceğine inandığını belirterek, ’’Çekmediği takdirde, Et ve Balık Kurumu başta olmak üzere, bu süreci bu şekilde devam ettireceğiz’’ dedi.

27 Nisan:
-BDP Genel Başkanı Demirtaş, Siirt’teki ’’cinsel istismar’’ olayını değerlendirirken, ’’Sayın Başbakan, ’bu işi abartmayın’ demek yerine, bu işi abartmalıdır’’ dedi.

28 Nisan:
-Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Anayasa değişikliği teklifinin, uluslararası uygulamalar ve belgeler ile çağdaş demokrasinin yerleştiği ülkelerdeki uygulamalarla paralel bir düzenleme olduğunu söyledi.

-TBMM Genel Kurulunda, Başbakan Erdoğan hakkında verilen gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.

-TBMM Genel Kurulunda, Anayasa değişikliği teklifi üzerindeki görüşmelerin 1. turu tamamlandı.

Meclis’te, Mayıs ve Haziran Aylarında Yaşanan Bazı Önemli Gelişmeler Şöyle:
2 Mayıs:
-Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP lideri Deniz Baykal’ın hükümete yönelik ’’Hitler’’ benzetmesine yanıt verdi. Erdoğan, ’’Son derece çirkin, son derece münasebetsiz bir benzetme de yaparak kendisini Churchill’e, bu ülkenin hükümetini de Hitler’e benzetiyor. Eğer illa Hitlere benzetecek bir siyasi figür arıyorlarsa, kendi genel merkezlerindeki eski genel başkan fotoğraflarına baksınlar. Orada Führer’e özenip, kendisine ’Milli Şef’ dedirtmiş genel başkanlarının Hitlervari bıyıklarının altından kendilerine gülümsediğini görecekler. Ona baksınlar’’ diye konuştu.

3 Mayıs:
-CHP, Siirt’teki ’’cinsel istismar’’ iddiaları konusunda Meclis Araştırması açılmasını istedi.

-Genel Kurulda, Anayasa değişikliği teklifi üzerindeki görüşmelerin 2. turunda, parti kapatmayı zorlaştırıcı hükümler getiren 8. madde yeterli oyu alamadı ve metinden düştü.

-Başbakan Erdoğan, Anayasa değişikliği teklifinin 8. maddesinin reddi konusunda, ’’Ben demokratik parlamenter sistemin bir gereği olan bu neticeyi hayırlı buluyorum. Tabii gönlüm bundan yana değil’’ dedi.

4 Mayıs:
-CHP Genel Başkanı Baykal, karşı çıktıkları diğer iki maddenin de anayasa değişikliği teklifinden düşmesi durumunda tümü üzerindeki oylamada ’’evet’’ oyu vereceklerini söyledi.

5 Mayıs:
-TBMM Genel Kurulunda, Anayasa değişikliği teklifinin 2. tur görüşmelerinde, ’’Hitler benzetmesi’’ konusunda, AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında tartışma yaşandı.

6 Mayıs:
-Başbakan Erdoğan, Anayasa değişikliği teklifinin bir maddesinin reddi konusunda, ’’8. maddede olan olmuştur. O maddeye oy vermeyenler düşünsün. Biz bugüne kadar o maddenin bize sağladıklarıyla yürümedik. Bundan sonra da aynı şekilde yolumuza devam edeceğiz’’ dedi.

7 Mayıs:
-Anayasa değişikliği teklifinin tümü üzerinde yapılan oylamada 72 ret, 336 kabul oyu kullanıldı. Anayasaya göre, teklif, 330-367 oy aralığında kabul edildiği için halkoyuna sunulacak.

-MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Anayasa değişikliği teklifinin kabulü konusunda, ’’Buradaki çalışmalarımızı, halk oylamasında meydanlara taşıyarak, sonucun değiştirilmesi için gayretlerimizi sürdüreceğiz’’ dedi.

-Meclis kulislerinde CHP lideri Deniz Baykal ile Ankara Milletvekili Nesrin Baytok’a ait olduğu öne sürülen görüntülerin internette yer alması konuşuldu.

-Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı TBMM Başkanlığına sunuldu.

Deniz Baykal’ın İstifası
10 Mayıs:
-Baykal, internette yer alan görüntüler ve sonraki sürecin ardından CHP Genel Başkanlığından istifa etti.

11 Mayıs:
-TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Baykal’ın istifa etmek durumunda kalmasından büyük üzüntü duyduğunu söyledi.

-CHP Grubu, Baykal’ın istifasının ardından, Grup Başkanvekili Kemal Anadol başkanlığında toplanarak durum değerlendirmesi yaptı. Genel Sekreteri Önder Sav, yaptığı açıklamada, ’’Baykal istifa etti gitti diye kimse avucunu ovuşturmasın’’ dedi.

14 Mayıs:
-CHP, Anayasa değişikliğinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurdu.

-CHP Grup Başkanvekili Kılıçdaroğlu, Genel Başkanı adayı olup olmayacağı yönünde bir tartışmaya girmek istemediğini söyledi.

17 Mayıs:
-CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, genel başkanlığa adaylığını açıkladı. Kılıçdaroğlu ’’Partinin bölüneceğine inanmadığını’’ belirterek, ’’Farklı düşünceler olabilir ama bu bölünme sürecini getirmez’’ dedi. Grup Başkanvekilleri Kemal Anadol ve Hakkı Süha Okay ile bir grup milletvekili Kılıçdaroğlu’na destek verdi.

24 Mayıs:
-Milli Eğitim Bakanlığına, 2010 yılı içinde 25 bin öğretmen kadrosuna atama yapılmasını öngören yasa tasarısı TBMM Başkanlığına sunuldu.

25 Mayıs:
-Başbakan Erdoğan, Zonguldak’ta 30 kişinin hayatını kaybettiği grizu faciası konusunda, ’’Devlet ciddiyeti önce kazazedeleri kurtarmayı sonra yaraları telafi etmeyi sonra idari ve hukuki inceleme ve işlemi başlatmayı gerektirir’’ dedi.

-Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Zonguldak’taki grizu patlamasına ilişkin, ’’Maden kazaları üzerinden siyaset yapılamayacak bir konudur’’ diye konuştu.

-Sayıştay Kanunu Teklifi, Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi.

-Gelir vergisi dilimleri ve uygulanacak vergi oranlarını yeniden belirleyen düzenlemeyi de içeren Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı TBMM Başkanlığına sunuldu.

İsrail’e Tepkiler
1 Haziran:
-Akdeniz Parlamenter Asamblesi Türk Grubu, İsrail’in Gazze’ye yardım götüren gemilere saldırısını kınadı.

-Başbakan Erdoğan, İsrail’in yardım gemilerine saldırısını, ’’her türlü laneti hak etmiş bir katliam’’ olarak niteledi ve ’’Türkiye Cumhuriyeti, uluslararası hukukun ve diplomasinin bütün imkanlarını kullanmaktadır ve bundan sonra da kullanacaktır’’ dedi.

-BDP Genel Başkanı Demirtaş, ’’Hükümetin, komşularla sıfır problem üzerine ilişki yürüttüğünü iddia ettiğini, ancak bir yardım konvoyunu Gazze kıyılarına ulaştırmayı başaramadığını’’ söyledi.

-CHP Grup Başkanvekilliğine Akif Hamzaçebi (Trabzon) ve Muharrem (Yalova) İnce seçildi.

-Bağımsız milletvekilleri Emrehan Halıcı (Ankara) ve Kamer Genç (Tunceli) CHP’ye katıldı.

2 Haziran:
-TBMM Genel Kurulunda, Gazze’ye yardım götüren gemilere yönelik saldırıyı kınayan deklarasyon kabul edildi.

4 Haziran:
-TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, İsrail’in yardım gemilerine saldırısını kınayan mektubu birçok ülkedeki 75 muadil komisyon ile uluslararası kuruluşlara gönderdi.

8 Haziran:
-Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Anayasa Mahkemesinin, anayasa değişikliğine ilişkin kanunu şekil yönünden inceleme kararı vermesini değerlendirirken, ’’Mahkeme, kesinlikle esasa girmeyecektir, esas konusunda bir karar vermemelidir’’ dedi.

-CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin ve Erzincan Milletvekili Erol Tınastape’nin ’’Ergenekon soruşturması’’ ile ilgili dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin tezkereler TBMM Başkanlığına sunuldu.

14 Haziran:
-Demokratik Sol Halk Partisi (DSHP) Genel Başkanı Rahşan Ecevit, partiyi kapatma kararı aldıklarını bildirdi.

16 Haziran:
-Kamuoyunda ’’taş atan çocuklar’’ olarak bilinen çocuklarla ilgili Terörle Mücadele Yasası (TMY) ve bazı kanunlarda değişiklik öngören teklif, konuya ilişkin tasarıyla birleştirilerek, alt komisyona gönderildi.

21 Haziran:
-DSP Genel Başkanı Masum Türker, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e mektup göndererek, parlamentoda temsil edilen partilerin liderlerinin bir masa etrafında toplanmasını ve terör konusunda çözümün ortak aranmasını isteyeceklerini söyledi.

22 Haziran:
-Başbakan Erdoğan, terörle mücadelede ne gerekiyorsa yapıldığını, kendilerinden ne talep edildiyse verildiğini söyledi.

23 Haziran:
-Adalet Bakanı Sadullah Ergin, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı’nın, Adalet Bakanlığı Müsteşarı Ahmet Karaman ile şubat ayında gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin, ’’İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının, başsavcı vekillerinden herhangi birinin veya Cumhuriyet savcılarının idari görevleriyle ilgili bakanlığımızda görevli yetkililerle görüşmeleri olağandır, hizmetin gereğidir’’ dedi.

24 Haziran:
-Lübnan’da, Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) bünyesindeki Türk askerinin görev süresinin, 5 Eylül 2010’dan itibaren 1 yıl daha uzatılması konusunda hükümete izin verilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresi kabul edildi.

29 Haziran:
-Resmi ziyaret için Türkiye’ye gelen Endonezya Cumhurbaşkanı Susilo Bambang Yudhoyono, TBMM Genel Kurulu’na hitap etti.

TBMM’de Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim Aylarında Yaşanan Önemli Olaylar Şöyle:
1 Temmuz:
-İzmir Bağımsız Milletvekili Recai Birgün, CHP’ye üyelik için yaptığı başvuruyu geri çekti.

-Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilat Kanunu Tasarısı Genel Kurulda kabul edildi.

6 Temmuz:
-Bağımsız Milletvekili Ahmet Tan (İstanbul) CHP’ye katıldı.

7 Temmuz:
-Dışişleri Bakanlığının yeniden yapılandırılmasını öngören tasarı yasalaştı.

13 Temmuz:
-Bağımsız milletvekillerinden Mücahit Pehlivan (Ankara) AK Parti’ye; Tayfun İçli (Eskişehir) ise CHP’ye katıldı.

14 Temmuz:
-Türkiye’nin IMF’deki temsil gücünü artıran, üye ülkelerin kota dağılımını yeniden ayarlayan tasarı Genel Kurulda kabul edildi.

15 Temmuz:
-Türkiye ile Rusya Arasında Akkuyu’da Nükleer Güç Santralinin Tesisine ve İşletimine Dair İşbirliğine İlişkin Anlaşmayı onaylayan tasarı yasalaştı.

-Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terör konusunu görüşmek üzere CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile bir araya geldi.

-TBMM 2010 Üstün Hizmet Ödülleri, Mecliste düzenlenen törenle 75 kişi ve kuruluşa verildi.

21 Temmuz:
-Kamuoyunda ’’taş atan çocuklar düzenlemesi’’ olarak bilinen, Terörle Mücadele Yasası (TMY) ve bazı kanunlarda değişiklik öngören tasarı Genel Kurulda kabul edildi.

Meclis Tatile Girdi
23 Temmuz:
-Ağırlıklı olarak vergi konusunda düzenlemeler içeren ’’Torba Tasarı’’ yasalaştı.

-Meclis, yeni yasama yılının başlayacağı 1 Ekim 2010 tarihine kadar tatile girdi.

-TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun CHP’li üyeleri, ’’Ergenekon davası’’nın tutuklu sanıklarından Prof. Dr. Mehmet Haberal, Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan ile emekli Albay Atilla Uğur’u ziyaret etmek için Adalet Bakanlığına başvurdu.

28 Temmuz:
-TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, düzenlediği basın toplantısında Meclis’in 23. Dönem 4. Yasama Yılı’nı değerlendirdi.

29 Temmuz:
-CHP’nin, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesinde değişiklik öngören yasa teklifi TBMM Başkanlığına sunuldu.

3 Ağustos:
-Meclisin açılışının 90. yılı etkinlikleri kapsamında hazırlanan TBMM Albümü ’’tbmm.gov.tr’’ internet sitesine konuldu.

12 Ağustos:
-Bağımsız Milletvekili Zekai Özcan (Ankara) MHP’ye katıldı.

23 Ağustos:
-Görev süresi 30 Ağustos’ta dolacak olan Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin’e veda ziyaretinde bulundu.

Halkoylamasında Kabul
2 Eylül:
-AK Parti İstanbul Milletvekili Lokman Ayva, özürlülerin daha uygun şartlarda oy kullanabilmeleri için Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanlığına başvurdu.

-2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nda gümüş madalya kazanan (A) Milli Takımın oyuncuları, takımın başantrenörü Bogdan Tanjevic ve Basketbol Federasyonu Başkanı Turgay Demirel, TBMM Başkanı Şahin’i ziyaret etti.

12 Eylül:
-Anayasa değişikliği yapılan halk oylamasında kabul edildi.

23 Eylül:
-Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ile Adalet Bakanı Sadullah Ergin, BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve beraberindekilerle görüştü.

28 Eylül:
-CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici partisinden istifa etti.

29 Eylül:
-CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile eski Genel Başkan Deniz Baykal TBMM’de bir araya geldi.

1 Ekim:
TBMM’nin 23. Dönem 5. Yasama Yılı Başladı
-Genel Kurulun özel gündemli toplantısında yapılan konuşmalarda ’’yeni anayasa’’ konusu ön plana çıktı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yeni bir Anayasanın, tamamen sivil bir irade tarafından hazırlanması ihtiyacının çok açık olduğunu bildirdi. TBMM Başkanı Şahin, çağın şartlarına uygun, sivil anlayışla hazırlanacak bir Anayasanın gerekli olduğunun tüm kesimlerce dile getirildiğini söyledi.

-CHP Grup Başkanvekilliğine Kemal Anadol (İzmir), Muharrem İnce (Yalova) ve Akif Hamzaçebi (Trabzon) yeniden seçildi.

5 Ekim:
-MHP Grup Başkanvekilliğine Oktay Vural (İzmir) ve Mehmet Şandır (Mersin) yeniden seçildi.

-Başbakan Erdoğan, genel seçimler için en uygun tarihi ’’Haziran ayının ilk haftası’’ olarak düşündüklerini ifade etti.

-CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, ’’Başbakan Erdoğan’ın kullandığı dilin, artık Cumhurbaşkanı Gül’ü bile rahatsız ettiğini’’ savunarak, ’’Bu dili kullanmak, halka en büyük saygısızlıktır. Saygı Recep Bey’in defterinde var mı? Olduğunu zannetmiyorum’’ dedi.

-Başbakan Erdoğan, ’’Göktürk’’ adı verilen ve çalışmaları süren istihbarat uydusunun 2012’de uzaya fırlatılacağını söyledi.

-Kılıçdaroğlu ve Demirtaş’ın da aralarında bulunduğu 21 milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin tezkereler TBMM Başkanlığına sunuldu.

İlk Uygulama TBMM’de
6 Ekim:
-TBMM Genel Kurulunda, Sayıştay kontenjanına düşen Anayasa Mahkemesi üyeliği için seçim yapıldı. İlk tur oylamada sonuç alınamadı; 2. turda en yüksek oyu alan aday dışındaki iki adaya 1’er oy çıkınca tartışma yaşandı. Yeniden yapılan 2. turda, Anayasa Mahkemesi üyeliğine Hicabi Dursun seçildi. Böylece, Anayasa değişikliğinin ardından ilk uygulama TBMM’de hayata geçirildi.

-TSK unsurlarının, Irak’ın kuzeyinden Türkiye’ye yönelik terör tehdidi ve saldırılarının bertaraf edilmesi amacıyla sınır ötesi harekat düzenlemesi konusunda hükümete verilen yetkinin 17 Ekim 2010’dan itibaren bir yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi TBMM Başkanlığı’na sunuldu.

7 Ekim:
-TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde, cezaevlerinde incelemelerde bulunmak üzere alt komisyon kuruldu.

-CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun da aralarında bulunduğu 10 milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasına dair tezkereler TBMM Başkanlığına sunuldu.

11 Ekim:
-CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Hicabi Dursun’un Anayasa üyeliğine seçilmesine ilişkin oylamanın ’’geçersiz sayılması’’ istemiyle TBMM Başkanlığına başvurdu.

12 Ekim:
-MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) bazı üyelerinin istifasından, ’’adaleti, siyasi hırslarına feda eden Başbakan Erdoğan’ın ve ilgili bakanın sorumlu olduğunu’’ öne sürdü.

-Genel Kurulda, sınır ötesi operasyon konusunda hükümete verilen yetkinin 1 yıl daha uzatılmasına ilişkin Başbakanlık Tezkeresi kapalı oturumda kabul edildi.

13 Ekim:
-Genel Kurulda, Anayasa Mahkemesi üyeliğine, baro başkanlarının avukatlar arasından gösterdiği adaylardan Celal Mümtaz Akıncı seçildi.

14 Ekim:
-CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 29 Ekim’de Çankaya Köşkü’nde vereceği resepsiyona katılmayacaklarını bildirdi.

15 Ekim:
-TBMM Başkanı Şahin, Hicabi Dursun’un Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını bildirdi.

-2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Tasarısı, TBMM Başkanlığına sunuldu.

19 Ekim:
-Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff, TBMM Genel Kuruluna hitap etti.

-RTÜK’te boş bulunan üyeliğe CHP kontenjanından Prof. Dr. Korkmaz Alemdar seçildi.

-Sporda şiddet ve kulüplerin sorunlarına yönelik Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu.

20 Ekim:
-AK Parti Grup Başkanvekilleri, başörtüsü konusunu görüşmek üzere CHP, MHP ve BDP gruplarını ziyaret etti.

-AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, ’’üniversitede yaşanan başörtüsü sorununun çözümü için ortak çalışma grubu kurularak, konunun TBMM’de kalıcı bir çözüme kavuşturulması’’ önerdiklerini söyledi. CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, önerilen komisyona üye vermeyeceklerini bildirdi. MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır da ’’sorunun çözülmesini başından bu yana istediklerini’’ ifade etti. BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız ise konunun ’’din ve vicdan özgürlüğü kapsamında bir demokratikleşme paketi olarak ele alınması’’ görüşünü dile getirdi.

-Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, ’’Türkiye, tarımda, hiçbir zaman kendi kendine yeterli olmadı, o bir masaldı’’ dedi.

-Genel Kurulda, Sayıştay Kanunu Teklifi’ndeki ’’Performans denetimi’’ tanımının değiştirilmesi tartışmaya neden oldu.

21 Ekim:
-TBMM İnsan Hakları Komisyonu bünyesinde, cezaevlerinde inceleme yapmak üzere yeni bir alt komisyon kuruldu.

26 Ekim:
-BDP’li Hasip Kaplan, kapatılan DTP’li Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk’un milletvekilliğine geri dönmesine ilişkin dilekçeleri TBMM Başkanı Şahin’e sundu.

-Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2011 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısını Plan ve Bütçe Komisyonuna sundu.

-Bağımsız Milletvekili Seyit Eyyüpoğlu (Şanlıurfa) AK Parti’ye katıldı; Sabahattin Cevheri (Şanlıurfa) ise AK Parti’den istifa etti.

-Başbakan Erdoğan, ’’Cumhuriyet, sözde elitler tarafından değil bizzat bu millet tarafından kurulmuştur. Dolayısıyla, cumhuriyet asla ve asla belli bir zümrenin, belli bir kitlenin, belli bir grubun rejimi değil, bu milletin rejimidir; sahibi de bu aziz millettir’’ dedi.

-CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, ’’Recep Bey’den İnciler’ diye bir kitap yazacağız. Eğer sayfaları çok kalın olursa, adına Receplarousse diyeceğiz’’ şeklinde konuştu.

-BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak, ’’Tek taraflı olarak sürekli PKK’dan beklenen bir yaklaşımla Kürt sorununu çözmenin mümkün olmadığını’’ söyledi.

-AK Parti İstanbul Milletvekili Özlem Piltanoğlu Türköne ’’Küresel Eylem İçin Parlamenterler’’ (PGA) örgütü yönetim kuruluna seçildi.

-AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak, görevini kötüye kullanan kamu görevlilerine uygulanan hapis cezasında indirim öngören kanun teklifini TBMM Başkanlığına sundu. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, TCK’nın ’’görevi kötüye kullanma’’ başlıklı maddesinin ’’kanundan tümüyle çıkarılması gerektiğini’’ savundu.

TBMM’de Kasım Ayı ile Aralık Ayının İlk Yarısına Kadar Geçen Süreçte Yaşanan Bazı Önemli Gelişmeler Şöyle:
1 Kasım:
-Plan ve Bütçe Komisyonunda, 2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın tümü üzerindeki görüşmeler başladı.

-TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, kapatılan DTP’nin Genel Başkanı Ahmet Türk ile Aysel Tuğluk’un, milletvekilliğine geri dönmek için yaptıkları başvuruya, ’’Karar verecek merci TBMM veya TBMM Başkanlığı olmadığından, talebiniz hakkında yapılabilecek bir işlem bulunmamaktadır’’ yanıtını verdi.

2 Kasım:
-MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ’’Hükümetin artık yıkım projesinden tamamıyla vazgeçmesinin ve İmralı’dan örgütünü yönetmeye devam eden canavarın ağzını kapatmasının vakti gelmiş ve hatta geçmektedir’’ dedi.

-Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, gazeteci Oktay Ekşi’nin köşe yazısında kullandığı ifadelere ilişkin, ’’Bu tür yazıyı yazanların, Basın Konseyi gibi ahlak ilkelerini öne çıkaran ve ’Basın ahlak ilkelerine önem verdiğini’ iddia eden bir konseyin başında olması Türkiye için yüz karasıdır’’ diye konuştu.

-CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Çankaya Köşkü’ndeki Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna katılmamasına yönelik eleştirilerle ilgili, ’’Sen gittin, ne oldu, boyun mu uzadı? Ben cumhura gittim, hak arayan işçi kadına gittim, elinden tuttum. ’Senin hakkını biz koruyacağız’ dedim. Sen mi iyi iş yaptın, ben mi iyi iş yaptım?’’ sözlerini sarf etti.

-CHP Genel Sekreteri Önder Sav, Genel Başkan Kılıçdaroğlu ile aralarında hiçbir görüş ayrılığı bulunmadığını ifade ederek, ’’Olsa gereğini yaparım’’ dedi.

-Sağlık Bakanı Recep Akdağ, 8 yıldır görev yaptığını belirterek, ’’Kadınların elini sıkma konusunda hiçbir probleminin olmadığını bütün kamuoyunun yakından bildiğini’’ kaydetti.

-Adalet Komisyonu, görevini kötüye kullanan kamu görevlilerine uygulanan hapis cezalarında indirime gidilmesini öngören kanun teklifini kabul etti.

4 Kasım:
-RTÜK Kanunu Tasarısı, TBMM Anayasa Komisyonunda kabul edildi.

Sözleşmeli Er Uygulaması
5 Kasım:
-Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, sözleşmeli er konusunda çalışma yürüttüklerini belirterek, ’’bu çalışmanın profesyonelleşme öncesi önemli bir adım olduğunu’’ kaydetti.

9 Kasım:
-Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, gelecek yıl 55 bin yeni kadrolu öğretmen alınacağını bildirdi.

-MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ’’geçmişte beraber olup da bir sebeple ayrı düştükleri tüm dava arkadaşlarını içine alan bir güçbirliği yapmak amacıyla yola çıktıklarını’’ söyledi.

10 Kasım:
-TBMM Başkanı Şahin, BDP Grup toplantısında Türkçeden başka bir dille hitap edilmesinin Siyasi Partiler Kanunu’na aykırı olduğunu belirtti.

11 Kasım:

-HSYK Kanunu Tasarısı, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi.

-Devlet Bakanı Faruk Özak, maçlarda şiddet uygulayan, spor dışı hareket yapan, hakeme taş atan ve bunun gibi suçlara karışanların anında mahkemeye çıkarılması ve hiçbir müsabakaya sokulmaması gerektiğini söyledi.

25 Kasım:
-Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) konulu panelde, sigarayı bırakan milletvekillerine sertifika ve plaket verildi.

-TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, üniversitelerdeki ’’iş yerinde taciz’’ (mobbing) iddialarını araştırmak üzere alt komisyon kurdu.

-YURTKUR’un yeniden yapılandırılmasına ilişkin hükümler de içeren kanun teklifi yasalaştı.

26 Kasım:
-2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı, yaklaşık 3 hafta süren görüşmelerin ardından TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi.

29 Kasım:
-Bazı kamu alacaklarının yeniden yapılandırılması ile bazı finans kurumlarının İstanbul’a taşınmasını da öngören 113 maddelik ’’Torba Tasarı’’ TBMM Başkanlığına sunuldu.

1 Aralık:
-TBMM İdare Amiri ve AK Parti Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz, Meclis Posta Dağıtım Bürosunun, bundan böyle PTT ya da kurye gibi kanallardan gelen materyallerin dağıtımını yapmayacağını bildirdi.

-AK Parti, CHP, MHP ve BDP Grup Başkanvekilleri, Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu ve bunların uygulamasına ilişkin tasarılar ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı’nın 11-20 Ocak 2011 arasında yasalaşması konusunda uzlaştı.

-AK Parti Milletvekilleri Eyüp Ayar, Veysi Kaynak ve Abdullah Çalışkan, Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınması için yasa teklifi verdi.

2 Aralık:
-İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Wikileaks belgelerini değerlendirirken, ’’Dedikoduyla diplomasi yapmak gibi… Daha çok böyle görüyorum. Ortadoğu’da bu konunun içinde fazla geçmeyen veya bu gelişmelerin lehinde göründüğü ülke de İsrail gibi görünüyor’’ dedi.

3 Aralık:
-TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, bazı kamu alacaklarının yeniden yapılandırılmasını da öngören ’’Torba Tasarı’’yı alt komisyona sevk etti.

-Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin, açığa alınan 3 generalin yürütmeyi durdurma istemini reddetmesini ’’fevkalade önemli bulduğunu’’ belirterek, ’’Bugüne kadar işletilmeyen ama kanunda var olan bu maddenin bakanlar tarafından kullanılabileceği, kullanılmasının da engellenemeyeceği ortaya çıkmıştır’’ dedi.

-Sayıştay Kanunu Teklifi yasalaştı.

6 Aralık:
-AK Parti Bolu Milletvekili Fatih Metin ve arkadaşları, hakim ve savcıların yaptıkları işlem/verdikleri karar nedeniyle haklarında tazminat davası açılamayacağını da öngören kanun teklifini TBMM Başkanlığına sundu.

8 Aralık:
-Görevinin gereklerine aykırı hareket ederek, kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına neden olan, kişilere haksız menfaat sağlayan kamu görevlisine verilen hapis cezasının alt sınırını 1 yıldan 6 aya, üst sınırını da 3 yıldan 2 yıla indiren kanun teklifi yasalaştı.

9 Aralık:
-Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Arınç, SBF’de öğrencilerin yumurtalı protesto eylemine maruz kalan TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu’ya geçmiş olsun ziyaretinde bulundu ve eylemi ’’saldırı’’ olarak niteledi. Kuzu ise dekan ve rektörün istifa etmesi gerektiği yolundaki görüşlerini yineledi.

11 Aralık:
-Anayasa değişikliğiyle yeniden yapılandırılan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) yeni yapısına ilişkin düzenlemeler içeren HSYK Kanunu Tasarısı yasalaştı.

-CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, eski Genel Başkan Deniz Baykal ve eski Genel Sekreter Önder Sav ile TBMM’de görüştü. Baykal, yaptığı açıklamada, olağanüstü kurultayda Parti Meclisi (PM) seçiminin çarşaf listeyle yapılmasını istedi. Sav ise ’’Çarşaf listeyi örgütün daha sempatiyle karşılayacağını’’ söyledi.

13 Aralık:
-TBMM Genel Kurulu’nda, 2011 yılı bütçesi görüşülmeye başlandı.

-Bütçenin tümü üzerinde söz alan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, ’’2011 yılı bütçesinin umut vaat etmediğini’’ savundu. Kılıçdaroğlu, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki ile ilgili ’’yolsuzluk’’ iddiasını gündeme getirdi.

-Başbakan Erdoğan, bütçenin, ’’seçim nedeniyle popülizme başvurmayan, ’seçim var’ diyerek hedeflerinden vazgeçmeyen bir bütçe olduğunu’’ ifade etti. Kılıçdaroğlu’nun ’’Kayseri’de yolsuzluk’’ iddiasını da yanıtlayan Erdoğan, ’’Belediye başkanı, cumhuriyet başsavcılığına gönderdiği yazılı şikayet ile belediye çalışanı Hacı Ali Hamurcu’yu yolsuzluktan ihbar etmiş. Yargılama iki yıl sürmüş ve adı geçen şahıs 6 yıl 14 gün cezaya mahkum olmuş, cezası da Yargıtay’ca onaylanmış. Bu zat cezaevinde. Yine çaktın, yine çaktın…’’ dedi.

TBMM’de 2010′da Yaşanan Önemli Olaylar
2010 yılında Türkiye Büyük Millet Meclis’inde yaşanan önemli olaylar, gelişmeler şöyle:

Yayına Giriş: 20.12.2010 11:11:58
Güncelleme: 20.12.2010 11:38:42

Meclis’te Ocak, Şubat, Mart ve Nisan Aylarında Yaşanan Bazı Önemli Gelişmeler Şöyle:

12 Ocak:
-DSP milletvekilleri Harun Öztürk (İzmir) ile Hüseyin Pazarcı (Balıkesir) partilerinden istifa etti.

-Depremin etkilerini en aza indirmek için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu.

21 Ocak:
-Üniversiteler ile kamudaki sağlık personelinin tam gün çalışmasını öngören yasa tasarısı TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.

28 Ocak:
-Ekonomik kriz önlemlerinin süresini uzatan, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı yasalaştı.

İkinci Kez Araştırma Komisyonu

2 Şubat:
-Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TEKEL işçilerinin Ankara’daki eylemiyle ilgili, ’’Amaç hak arayışı değil, hükümete karşı aleni bir kampanyaya dönüşmüştür. Pankartlara, sloganlara bakın; şahsımı, partimi hedef alan edep dışı, terbiye dışı bir üslup kullanılıyor’’ dedi.

-Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) deniz unsurlarının, Aden Körfezi bölgesindeki görev süresinin 1 yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi Genel Kurulda kabul edildi.

-Eski BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasıyla ilgili ikinci kez Meclis Araştırma Komisyonu kurulması kararlaştırıldı.

3 Şubat:
-TBMM Genel Kurulunda, MHP’lilerin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi. Görüşmeler sırasında AK Parti ve MHP’liler arasında gerginlik yaşandı.

16 Şubat:
-BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, ’’Habur girişleriyle’’ ilgili, ’’O dönem hiçbir parti yetkilimiz, hiçbir hükümet yetkilisiyle görüşme yapmamış, bir taahhüt talep etmemiş, herhangi bir taahhüt de almamıştır’’ dedi.

-CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, cumhurbaşkanının görev süresinin ’’tartışmaya yer olmayacak şekilde açık olduğunu’’ ifade ederek, ’’Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ne zaman seçilmiş olursa olsun bu Anayasa göre o süre içinde görev yapar, o da 5 yıldır’’ dedi.

-Kayıp çocuklar konusunda Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu.

17 Şubat:
-Terörle mücadelede ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak üzere İçişleri Bakanlığına bağlı ’’Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı’’ kurulmasını öngören tasarı TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.

23 Şubat:
-CHP Genel Başkanı Baykal, ’’Balyoz Güvenlik Harekatı Planı’’ iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma konusunda ’’Bu hukuk süreci değil, siyasal hesaplaşma sürecidir’’ dedi.

25 Şubat:
-Başbakan Erdoğan, ’’Türkiye artık zamanında seçimleri yapmaya alışacaktır. AK Parti’nin gündeminde, AK Parti iktidarının gündeminde kesinlikle bir erken seçim yoktur’’ dedi.

-TBMM Genel Kurulu’nda, CHP’lilerin İçişleri Bakanı Beşir Atalay hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.

-Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’na (TOKİ) ait arazi ve arsalara emlak vergisi muafiyeti getiren tasarı yasalaştı.

Halkoyuna Sunma Süresi Kısaldı

2 Mart:
-Başbakan Erdoğan, Türkiye’de yaşananın normalleşme, kurumların görevlerini yapması, demokrasinin güçlenmesi, kirli oyunların, kirli senaryoların deşifre edilmesi ve bunlardan hukuk önünde hesap sorulması olduğunu belirterek, ’’Yaşananlar, demokrasi ve hukukun sözde değil, özde hayata geçmesidir’’ dedi.

3 Mart:
-Anayasa değişikliklerinin halk oylamasına sunulma süresini 120 günden 60 güne indiren kanun teklifi yasalaştı.

4 Mart:
-TBMM Genel Kurulu’nda, Hazar Bölgesi ve Ortadoğu doğalgazının, boru hattı ile Avrupa’ya taşınmasını öngören NABUCCO Projesi’ne ilişkin tasarı kabul edildi.

11 Mart:
-Kamuoyunda ’’Hal Yasası’’ olarak bilinen Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı yasalaştı.

12 Mart:
-Bazı illerin milletvekili sayısı yeniden belirlendi. Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) kararına göre, İstanbul’un milletvekili sayısı 70’den 84’e, Ankara’nın milletvekili sayısı 29’dan 31’e, İzmir’in milletvekili sayısı ise 24’den 26’ya yükseldi.

18 Mart:
-Biyogüvenlik Kanunu Tasarısı yasalaştı.

Anayasa Değişikliği Taslağı
22 Mart: -AK Parti’nin anayasa değişikliği teklifi taslağı, Cemil Çiçek, Sadullah Ergin ve Bekir Bozdağ tarafından muhalefet partilerine verildi.

23 Mart:
-Başbakan Erdoğan, Anayasa değişikliği taslağının ’’kişisel beklentilerle, politik hesapların değil, Türkiye’nin ihtiyaçlarını gözeten mantıkla hazırlandığını’’ söyledi

-CHP Genel Başkanı Baykal, anayasa değişikliği taslağını, ’’AKP prodüksiyonu, made by AKP’’ diye eleştirerek, ’’Böyle anayasa değişikliği olmaz; olursa millet tarafından benimsenmez’’ dedi.

24 Mart:
-Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı kurulmasını öngören tasarı yasalaştı.

Yeni Değişiklik Teklifi
1 Nisan: -TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, AK Parti’li milletvekillerince hazırlanan anayasa değişikliği teklifinde imzası olmadığını bildirdi.

2 Nisan:
-BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve 12 milletvekili hakkındaki dokunulmazlığın kaldırılmasına ilişkin 15 dosya TBMM Başkanlığına sunuldu.

5 Nisan:
-AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç, Anayasa değişikliği teklifindeki imzaları geri çekerek ’’Bu konudaki anlamsız tartışmaya son noktayı koyduklarını’’ söyledi. Genel Başkan Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu 265 AK Parti’linin imzasıyla yeni ’’Anayasa Değişikliği Teklifi’’ TBMM Başkanlığına sunuldu.

6 Nisan:
-TBMM Başkanı Şahin, Anayasa değişikliği teklifinin yeniden verilmesi konusunda, ’’Bu kendi takdirleridir. Ben hiçbir zaman imzalamadım’’ dedi.

-CHP Genel Başkanı Baykal, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, anayasa değişikliği teklifinde itiraz ettikleri üç maddeyi ayırarak referanduma sunacağını açıklamasını istedi ve ’’Eğer Sayın Cumhurbaşkanı böyle bir açıklama yaparsa, bir uzlaşma yaklaşımını, en iyiniyetle sonuna kadar gerçekleştiririz’’ dedi.

8 Nisan:
- TBMM Genel Kurulunda, BDP’li Hasip Kaplan (Şırnak) ve Sırrı Sakık’ın (Muş), ’’Türk Bayrağıyla bir sorunlarının olmadığına’’ yönelik sözleri üzerine, AK Parti’li Kürşad Tüzmen (Mersin), ’’Bunun yetmeyeceğini, ’Türk bayrağı bizim bayrağımızdır’ demeleri’’ gerektiğini söyledi. Kaplan, nüfus cüzdanını çıkararak, ’’Burada Rus bayrağı yok’’ diye tepki gösterdi.

9 Nisan:
-BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız, Anayasa değişikliği teklifi konusunda ’’AK Parti ile herhangi bir pazarlıklarının sözkonusu olamayacağını’’ dile getirdi.

-AK Parti Grup Başkanvekili Kılıç, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın Anayasa değişikliği teklifine yönelik eleştirileri konusunda, ’’Türkiye’nin hassas süreçlerinde kimsenin herhangi bir parti hakkında kapatma davası gibi bir yaklaşımı gündeme getirmemesi gerektiğini’’ söyledi.

12 Nisan:
-AK Parti Ankara Milletvekili Mehmet Zekai Özcan partisinden istifa etti.

-CHP Grup Başkanvekilleri Kemal Anadol, Hakkı Suha Okay ve Kemal Kılıçdaroğlu, Anayasa değişikliği teklifi konusunda AK Parti ve MHP gruplarını ziyaret etti.

-TBMM Başkanı Şahin, kapatılan DTP’nin Genel Başkanı Ahmet Türk’e yapılan yumruklu saldırıyı kınadı.

13 Nisan:
- CHP Grup Başkanvekilleri Anayasa değişikliği teklifi konusundaki önerileriyle ilgili BDP grubunu ziyaret etti; ardından da TBMM Başkanı Şahin’e giderek, yaptıkları temas ve düşüncelerini aktardı.

-TBMM Şahin, Anayasa değişikliği teklifiyle ilgili AK Parti Grup Başkanvekilleri Bekir Bozdağ ve Mustafa Elitaş’ı kabul etti.

15 Nisan:
-TBMM Genel Kurulunda, 6 yeni vakıf üniversitesi kurulmasına ilişkin tasarı kabul edildi.

19 Nisan:
-TBMM Genel Kurulunda, anayasa değişikliği teklifinin tümü üzerindeki 1. tur görüşmelere başlandı.

-Başbakan Erdoğan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’a yumruk atan kişiyi, ’’haddini ve kendini bilmez’’ olarak niteledi ve ’’Bunlar nereye mensuptur, neyin nesidir? Bunların hepsi ortaya çıkacak’’ dedi.

23 Nisan:
-TBMM Genel Kurulu, Meclis’in açılışının 90. yıldönümünde özel gündemle toplandı.

-BDP Grup Başkanvekili Yıldız, anayasa değişikliği konusunda referanduma kadar görüşmeye açık olduklarını belirterek, ’’Bizimle görüşülür ve Terörle Mücadele Kanunu ile Türk Ceza Kanununda düzenleme yapılacağı belirtilirse ikinci turda destek verebiliriz’’ dedi.

Et İthalatı
24 Nisan:
-Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, et ithalatı için pazar araştırması yaptıklarını ve bir hafta içinde sonuçlandıracaklarını açıkladı.

26 Nisan:
-Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, basında yer alan, Siirt’in Pervari ilçesindeki ’’cinsel istismar’’ olayının yaklaşık bir yıl önce meydana geldiğini, Cumhuriyet Savcılığınca soruşturma açıldığını, bazı zanlıların yargılamasının tamamlandığını bildirdi.

-Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, TSK’nın terörle mücadelesi ile ’’demokratik açılım’’ arasında bir ilişki kurmadıklarını belirterek, ’’Terörle mücadele bütün hızıyla devam etmektedir’’ dedi.

-Başbakan Erdoğan, Türkiye’de et ithalatıyla fiyatların istenen düzeye çekileceğine inandığını belirterek, ’’Çekmediği takdirde, Et ve Balık Kurumu başta olmak üzere, bu süreci bu şekilde devam ettireceğiz’’ dedi.

27 Nisan:
-BDP Genel Başkanı Demirtaş, Siirt’teki ’’cinsel istismar’’ olayını değerlendirirken, ’’Sayın Başbakan, ’bu işi abartmayın’ demek yerine, bu işi abartmalıdır’’ dedi.

28 Nisan:
-Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Anayasa değişikliği teklifinin, uluslararası uygulamalar ve belgeler ile çağdaş demokrasinin yerleştiği ülkelerdeki uygulamalarla paralel bir düzenleme olduğunu söyledi.

-TBMM Genel Kurulunda, Başbakan Erdoğan hakkında verilen gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.

-TBMM Genel Kurulunda, Anayasa değişikliği teklifi üzerindeki görüşmelerin 1. turu tamamlandı.

Meclis’te, Mayıs ve Haziran Aylarında Yaşanan Bazı Önemli Gelişmeler Şöyle:
2 Mayıs:
-Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP lideri Deniz Baykal’ın hükümete yönelik ’’Hitler’’ benzetmesine yanıt verdi. Erdoğan, ’’Son derece çirkin, son derece münasebetsiz bir benzetme de yaparak kendisini Churchill’e, bu ülkenin hükümetini de Hitler’e benzetiyor. Eğer illa Hitlere benzetecek bir siyasi figür arıyorlarsa, kendi genel merkezlerindeki eski genel başkan fotoğraflarına baksınlar. Orada Führer’e özenip, kendisine ’Milli Şef’ dedirtmiş genel başkanlarının Hitlervari bıyıklarının altından kendilerine gülümsediğini görecekler. Ona baksınlar’’ diye konuştu.

3 Mayıs:
-CHP, Siirt’teki ’’cinsel istismar’’ iddiaları konusunda Meclis Araştırması açılmasını istedi.

-Genel Kurulda, Anayasa değişikliği teklifi üzerindeki görüşmelerin 2. turunda, parti kapatmayı zorlaştırıcı hükümler getiren 8. madde yeterli oyu alamadı ve metinden düştü.

-Başbakan Erdoğan, Anayasa değişikliği teklifinin 8. maddesinin reddi konusunda, ’’Ben demokratik parlamenter sistemin bir gereği olan bu neticeyi hayırlı buluyorum. Tabii gönlüm bundan yana değil’’ dedi.

4 Mayıs:
-CHP Genel Başkanı Baykal, karşı çıktıkları diğer iki maddenin de anayasa değişikliği teklifinden düşmesi durumunda tümü üzerindeki oylamada ’’evet’’ oyu vereceklerini söyledi.

5 Mayıs:
-TBMM Genel Kurulunda, Anayasa değişikliği teklifinin 2. tur görüşmelerinde, ’’Hitler benzetmesi’’ konusunda, AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında tartışma yaşandı.

6 Mayıs:
-Başbakan Erdoğan, Anayasa değişikliği teklifinin bir maddesinin reddi konusunda, ’’8. maddede olan olmuştur. O maddeye oy vermeyenler düşünsün. Biz bugüne kadar o maddenin bize sağladıklarıyla yürümedik. Bundan sonra da aynı şekilde yolumuza devam edeceğiz’’ dedi.

7 Mayıs:
-Anayasa değişikliği teklifinin tümü üzerinde yapılan oylamada 72 ret, 336 kabul oyu kullanıldı. Anayasaya göre, teklif, 330-367 oy aralığında kabul edildiği için halkoyuna sunulacak.

-MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Anayasa değişikliği teklifinin kabulü konusunda, ’’Buradaki çalışmalarımızı, halk oylamasında meydanlara taşıyarak, sonucun değiştirilmesi için gayretlerimizi sürdüreceğiz’’ dedi.

-Meclis kulislerinde CHP lideri Deniz Baykal ile Ankara Milletvekili Nesrin Baytok’a ait olduğu öne sürülen görüntülerin internette yer alması konuşuldu.

-Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı TBMM Başkanlığına sunuldu.

Deniz Baykal’ın İstifası
10 Mayıs:
-Baykal, internette yer alan görüntüler ve sonraki sürecin ardından CHP Genel Başkanlığından istifa etti.

11 Mayıs:
-TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Baykal’ın istifa etmek durumunda kalmasından büyük üzüntü duyduğunu söyledi.

-CHP Grubu, Baykal’ın istifasının ardından, Grup Başkanvekili Kemal Anadol başkanlığında toplanarak durum değerlendirmesi yaptı. Genel Sekreteri Önder Sav, yaptığı açıklamada, ’’Baykal istifa etti gitti diye kimse avucunu ovuşturmasın’’ dedi.

14 Mayıs:
-CHP, Anayasa değişikliğinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurdu.

-CHP Grup Başkanvekili Kılıçdaroğlu, Genel Başkanı adayı olup olmayacağı yönünde bir tartışmaya girmek istemediğini söyledi.

17 Mayıs:
-CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, genel başkanlığa adaylığını açıkladı. Kılıçdaroğlu ’’Partinin bölüneceğine inanmadığını’’ belirterek, ’’Farklı düşünceler olabilir ama bu bölünme sürecini getirmez’’ dedi. Grup Başkanvekilleri Kemal Anadol ve Hakkı Süha Okay ile bir grup milletvekili Kılıçdaroğlu’na destek verdi.

24 Mayıs:
-Milli Eğitim Bakanlığına, 2010 yılı içinde 25 bin öğretmen kadrosuna atama yapılmasını öngören yasa tasarısı TBMM Başkanlığına sunuldu.

25 Mayıs:
-Başbakan Erdoğan, Zonguldak’ta 30 kişinin hayatını kaybettiği grizu faciası konusunda, ’’Devlet ciddiyeti önce kazazedeleri kurtarmayı sonra yaraları telafi etmeyi sonra idari ve hukuki inceleme ve işlemi başlatmayı gerektirir’’ dedi.

-Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Zonguldak’taki grizu patlamasına ilişkin, ’’Maden kazaları üzerinden siyaset yapılamayacak bir konudur’’ diye konuştu.

-Sayıştay Kanunu Teklifi, Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi.

-Gelir vergisi dilimleri ve uygulanacak vergi oranlarını yeniden belirleyen düzenlemeyi de içeren Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı TBMM Başkanlığına sunuldu.

İsrail’e Tepkiler
1 Haziran:
-Akdeniz Parlamenter Asamblesi Türk Grubu, İsrail’in Gazze’ye yardım götüren gemilere saldırısını kınadı.

-Başbakan Erdoğan, İsrail’in yardım gemilerine saldırısını, ’’her türlü laneti hak etmiş bir katliam’’ olarak niteledi ve ’’Türkiye Cumhuriyeti, uluslararası hukukun ve diplomasinin bütün imkanlarını kullanmaktadır ve bundan sonra da kullanacaktır’’ dedi.

-BDP Genel Başkanı Demirtaş, ’’Hükümetin, komşularla sıfır problem üzerine ilişki yürüttüğünü iddia ettiğini, ancak bir yardım konvoyunu Gazze kıyılarına ulaştırmayı başaramadığını’’ söyledi.

-CHP Grup Başkanvekilliğine Akif Hamzaçebi (Trabzon) ve Muharrem (Yalova) İnce seçildi.

-Bağımsız milletvekilleri Emrehan Halıcı (Ankara) ve Kamer Genç (Tunceli) CHP’ye katıldı.

2 Haziran:
-TBMM Genel Kurulunda, Gazze’ye yardım götüren gemilere yönelik saldırıyı kınayan deklarasyon kabul edildi.

4 Haziran:
-TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, İsrail’in yardım gemilerine saldırısını kınayan mektubu birçok ülkedeki 75 muadil komisyon ile uluslararası kuruluşlara gönderdi.

8 Haziran:
-Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Anayasa Mahkemesinin, anayasa değişikliğine ilişkin kanunu şekil yönünden inceleme kararı vermesini değerlendirirken, ’’Mahkeme, kesinlikle esasa girmeyecektir, esas konusunda bir karar vermemelidir’’ dedi.

-CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin ve Erzincan Milletvekili Erol Tınastape’nin ’’Ergenekon soruşturması’’ ile ilgili dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin tezkereler TBMM Başkanlığına sunuldu.

14 Haziran:
-Demokratik Sol Halk Partisi (DSHP) Genel Başkanı Rahşan Ecevit, partiyi kapatma kararı aldıklarını bildirdi.

16 Haziran:
-Kamuoyunda ’’taş atan çocuklar’’ olarak bilinen çocuklarla ilgili Terörle Mücadele Yasası (TMY) ve bazı kanunlarda değişiklik öngören teklif, konuya ilişkin tasarıyla birleştirilerek, alt komisyona gönderildi.

21 Haziran:
-DSP Genel Başkanı Masum Türker, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e mektup göndererek, parlamentoda temsil edilen partilerin liderlerinin bir masa etrafında toplanmasını ve terör konusunda çözümün ortak aranmasını isteyeceklerini söyledi.

22 Haziran:
-Başbakan Erdoğan, terörle mücadelede ne gerekiyorsa yapıldığını, kendilerinden ne talep edildiyse verildiğini söyledi.

23 Haziran:
-Adalet Bakanı Sadullah Ergin, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı’nın, Adalet Bakanlığı Müsteşarı Ahmet Karaman ile şubat ayında gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin, ’’İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının, başsavcı vekillerinden herhangi birinin veya Cumhuriyet savcılarının idari görevleriyle ilgili bakanlığımızda görevli yetkililerle görüşmeleri olağandır, hizmetin gereğidir’’ dedi.

24 Haziran:
-Lübnan’da, Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) bünyesindeki Türk askerinin görev süresinin, 5 Eylül 2010’dan itibaren 1 yıl daha uzatılması konusunda hükümete izin verilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresi kabul edildi.

29 Haziran:
-Resmi ziyaret için Türkiye’ye gelen Endonezya Cumhurbaşkanı Susilo Bambang Yudhoyono, TBMM Genel Kurulu’na hitap etti.

TBMM’de Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim Aylarında Yaşanan Önemli Olaylar Şöyle:
1 Temmuz:
-İzmir Bağımsız Milletvekili Recai Birgün, CHP’ye üyelik için yaptığı başvuruyu geri çekti.

-Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilat Kanunu Tasarısı Genel Kurulda kabul edildi.

6 Temmuz:
-Bağımsız Milletvekili Ahmet Tan (İstanbul) CHP’ye katıldı.

7 Temmuz:
-Dışişleri Bakanlığının yeniden yapılandırılmasını öngören tasarı yasalaştı.

13 Temmuz:
-Bağımsız milletvekillerinden Mücahit Pehlivan (Ankara) AK Parti’ye; Tayfun İçli (Eskişehir) ise CHP’ye katıldı.

14 Temmuz:
-Türkiye’nin IMF’deki temsil gücünü artıran, üye ülkelerin kota dağılımını yeniden ayarlayan tasarı Genel Kurulda kabul edildi.

15 Temmuz:
-Türkiye ile Rusya Arasında Akkuyu’da Nükleer Güç Santralinin Tesisine ve İşletimine Dair İşbirliğine İlişkin Anlaşmayı onaylayan tasarı yasalaştı.

-Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terör konusunu görüşmek üzere CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile bir araya geldi.

-TBMM 2010 Üstün Hizmet Ödülleri, Mecliste düzenlenen törenle 75 kişi ve kuruluşa verildi.

21 Temmuz:
-Kamuoyunda ’’taş atan çocuklar düzenlemesi’’ olarak bilinen, Terörle Mücadele Yasası (TMY) ve bazı kanunlarda değişiklik öngören tasarı Genel Kurulda kabul edildi.

Meclis Tatile Girdi
23 Temmuz:
-Ağırlıklı olarak vergi konusunda düzenlemeler içeren ’’Torba Tasarı’’ yasalaştı.

-Meclis, yeni yasama yılının başlayacağı 1 Ekim 2010 tarihine kadar tatile girdi.

-TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun CHP’li üyeleri, ’’Ergenekon davası’’nın tutuklu sanıklarından Prof. Dr. Mehmet Haberal, Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan ile emekli Albay Atilla Uğur’u ziyaret etmek için Adalet Bakanlığına başvurdu.

28 Temmuz:
-TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, düzenlediği basın toplantısında Meclis’in 23. Dönem 4. Yasama Yılı’nı değerlendirdi.

29 Temmuz:
-CHP’nin, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesinde değişiklik öngören yasa teklifi TBMM Başkanlığına sunuldu.

3 Ağustos:
-Meclisin açılışının 90. yılı etkinlikleri kapsamında hazırlanan TBMM Albümü ’’tbmm.gov.tr’’ internet sitesine konuldu.

12 Ağustos:
-Bağımsız Milletvekili Zekai Özcan (Ankara) MHP’ye katıldı.

23 Ağustos:
-Görev süresi 30 Ağustos’ta dolacak olan Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin’e veda ziyaretinde bulundu.

Halkoylamasında Kabul
2 Eylül:
-AK Parti İstanbul Milletvekili Lokman Ayva, özürlülerin daha uygun şartlarda oy kullanabilmeleri için Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanlığına başvurdu.

-2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nda gümüş madalya kazanan (A) Milli Takımın oyuncuları, takımın başantrenörü Bogdan Tanjevic ve Basketbol Federasyonu Başkanı Turgay Demirel, TBMM Başkanı Şahin’i ziyaret etti.

12 Eylül:
-Anayasa değişikliği yapılan halk oylamasında kabul edildi.

23 Eylül:
-Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ile Adalet Bakanı Sadullah Ergin, BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve beraberindekilerle görüştü.

28 Eylül:
-CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici partisinden istifa etti.

29 Eylül:
-CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile eski Genel Başkan Deniz Baykal TBMM’de bir araya geldi.

1 Ekim:
TBMM’nin 23. Dönem 5. Yasama Yılı Başladı
-Genel Kurulun özel gündemli toplantısında yapılan konuşmalarda ’’yeni anayasa’’ konusu ön plana çıktı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yeni bir Anayasanın, tamamen sivil bir irade tarafından hazırlanması ihtiyacının çok açık olduğunu bildirdi. TBMM Başkanı Şahin, çağın şartlarına uygun, sivil anlayışla hazırlanacak bir Anayasanın gerekli olduğunun tüm kesimlerce dile getirildiğini söyledi.

-CHP Grup Başkanvekilliğine Kemal Anadol (İzmir), Muharrem İnce (Yalova) ve Akif Hamzaçebi (Trabzon) yeniden seçildi.

5 Ekim:
-MHP Grup Başkanvekilliğine Oktay Vural (İzmir) ve Mehmet Şandır (Mersin) yeniden seçildi.

-Başbakan Erdoğan, genel seçimler için en uygun tarihi ’’Haziran ayının ilk haftası’’ olarak düşündüklerini ifade etti.

-CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, ’’Başbakan Erdoğan’ın kullandığı dilin, artık Cumhurbaşkanı Gül’ü bile rahatsız ettiğini’’ savunarak, ’’Bu dili kullanmak, halka en büyük saygısızlıktır. Saygı Recep Bey’in defterinde var mı? Olduğunu zannetmiyorum’’ dedi.

-Başbakan Erdoğan, ’’Göktürk’’ adı verilen ve çalışmaları süren istihbarat uydusunun 2012’de uzaya fırlatılacağını söyledi.

-Kılıçdaroğlu ve Demirtaş’ın da aralarında bulunduğu 21 milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin tezkereler TBMM Başkanlığına sunuldu.

İlk Uygulama TBMM’de
6 Ekim:
-TBMM Genel Kurulunda, Sayıştay kontenjanına düşen Anayasa Mahkemesi üyeliği için seçim yapıldı. İlk tur oylamada sonuç alınamadı; 2. turda en yüksek oyu alan aday dışındaki iki adaya 1’er oy çıkınca tartışma yaşandı. Yeniden yapılan 2. turda, Anayasa Mahkemesi üyeliğine Hicabi Dursun seçildi. Böylece, Anayasa değişikliğinin ardından ilk uygulama TBMM’de hayata geçirildi.

-TSK unsurlarının, Irak’ın kuzeyinden Türkiye’ye yönelik terör tehdidi ve saldırılarının bertaraf edilmesi amacıyla sınır ötesi harekat düzenlemesi konusunda hükümete verilen yetkinin 17 Ekim 2010’dan itibaren bir yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi TBMM Başkanlığı’na sunuldu.

7 Ekim:
-TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde, cezaevlerinde incelemelerde bulunmak üzere alt komisyon kuruldu.

-CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun da aralarında bulunduğu 10 milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasına dair tezkereler TBMM Başkanlığına sunuldu.

11 Ekim:
-CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Hicabi Dursun’un Anayasa üyeliğine seçilmesine ilişkin oylamanın ’’geçersiz sayılması’’ istemiyle TBMM Başkanlığına başvurdu.

12 Ekim:
-MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) bazı üyelerinin istifasından, ’’adaleti, siyasi hırslarına feda eden Başbakan Erdoğan’ın ve ilgili bakanın sorumlu olduğunu’’ öne sürdü.

-Genel Kurulda, sınır ötesi operasyon konusunda hükümete verilen yetkinin 1 yıl daha uzatılmasına ilişkin Başbakanlık Tezkeresi kapalı oturumda kabul edildi.

13 Ekim:
-Genel Kurulda, Anayasa Mahkemesi üyeliğine, baro başkanlarının avukatlar arasından gösterdiği adaylardan Celal Mümtaz Akıncı seçildi.

14 Ekim:
-CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 29 Ekim’de Çankaya Köşkü’nde vereceği resepsiyona katılmayacaklarını bildirdi.

15 Ekim:
-TBMM Başkanı Şahin, Hicabi Dursun’un Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını bildirdi.

-2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Tasarısı, TBMM Başkanlığına sunuldu.

19 Ekim:
-Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff, TBMM Genel Kuruluna hitap etti.

-RTÜK’te boş bulunan üyeliğe CHP kontenjanından Prof. Dr. Korkmaz Alemdar seçildi.

-Sporda şiddet ve kulüplerin sorunlarına yönelik Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu.

20 Ekim:
-AK Parti Grup Başkanvekilleri, başörtüsü konusunu görüşmek üzere CHP, MHP ve BDP gruplarını ziyaret etti.

-AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, ’’üniversitede yaşanan başörtüsü sorununun çözümü için ortak çalışma grubu kurularak, konunun TBMM’de kalıcı bir çözüme kavuşturulması’’ önerdiklerini söyledi. CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, önerilen komisyona üye vermeyeceklerini bildirdi. MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır da ’’sorunun çözülmesini başından bu yana istediklerini’’ ifade etti. BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız ise konunun ’’din ve vicdan özgürlüğü kapsamında bir demokratikleşme paketi olarak ele alınması’’ görüşünü dile getirdi.

-Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, ’’Türkiye, tarımda, hiçbir zaman kendi kendine yeterli olmadı, o bir masaldı’’ dedi.

-Genel Kurulda, Sayıştay Kanunu Teklifi’ndeki ’’Performans denetimi’’ tanımının değiştirilmesi tartışmaya neden oldu.

21 Ekim:
-TBMM İnsan Hakları Komisyonu bünyesinde, cezaevlerinde inceleme yapmak üzere yeni bir alt komisyon kuruldu.

26 Ekim:
-BDP’li Hasip Kaplan, kapatılan DTP’li Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk’un milletvekilliğine geri dönmesine ilişkin dilekçeleri TBMM Başkanı Şahin’e sundu.

-Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2011 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısını Plan ve Bütçe Komisyonuna sundu.

-Bağımsız Milletvekili Seyit Eyyüpoğlu (Şanlıurfa) AK Parti’ye katıldı; Sabahattin Cevheri (Şanlıurfa) ise AK Parti’den istifa etti.

-Başbakan Erdoğan, ’’Cumhuriyet, sözde elitler tarafından değil bizzat bu millet tarafından kurulmuştur. Dolayısıyla, cumhuriyet asla ve asla belli bir zümrenin, belli bir kitlenin, belli bir grubun rejimi değil, bu milletin rejimidir; sahibi de bu aziz millettir’’ dedi.

-CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, ’’Recep Bey’den İnciler’ diye bir kitap yazacağız. Eğer sayfaları çok kalın olursa, adına Receplarousse diyeceğiz’’ şeklinde konuştu.

-BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak, ’’Tek taraflı olarak sürekli PKK’dan beklenen bir yaklaşımla Kürt sorununu çözmenin mümkün olmadığını’’ söyledi.

-AK Parti İstanbul Milletvekili Özlem Piltanoğlu Türköne ’’Küresel Eylem İçin Parlamenterler’’ (PGA) örgütü yönetim kuruluna seçildi.

-AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak, görevini kötüye kullanan kamu görevlilerine uygulanan hapis cezasında indirim öngören kanun teklifini TBMM Başkanlığına sundu. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, TCK’nın ’’görevi kötüye kullanma’’ başlıklı maddesinin ’’kanundan tümüyle çıkarılması gerektiğini’’ savundu.

TBMM’de Kasım Ayı ile Aralık Ayının İlk Yarısına Kadar Geçen Süreçte Yaşanan Bazı Önemli Gelişmeler Şöyle:
1 Kasım:
-Plan ve Bütçe Komisyonunda, 2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın tümü üzerindeki görüşmeler başladı.

-TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, kapatılan DTP’nin Genel Başkanı Ahmet Türk ile Aysel Tuğluk’un, milletvekilliğine geri dönmek için yaptıkları başvuruya, ’’Karar verecek merci TBMM veya TBMM Başkanlığı olmadığından, talebiniz hakkında yapılabilecek bir işlem bulunmamaktadır’’ yanıtını verdi.

2 Kasım:
-MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ’’Hükümetin artık yıkım projesinden tamamıyla vazgeçmesinin ve İmralı’dan örgütünü yönetmeye devam eden canavarın ağzını kapatmasının vakti gelmiş ve hatta geçmektedir’’ dedi.

-Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, gazeteci Oktay Ekşi’nin köşe yazısında kullandığı ifadelere ilişkin, ’’Bu tür yazıyı yazanların, Basın Konseyi gibi ahlak ilkelerini öne çıkaran ve ’Basın ahlak ilkelerine önem verdiğini’ iddia eden bir konseyin başında olması Türkiye için yüz karasıdır’’ diye konuştu.

-CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Çankaya Köşkü’ndeki Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna katılmamasına yönelik eleştirilerle ilgili, ’’Sen gittin, ne oldu, boyun mu uzadı? Ben cumhura gittim, hak arayan işçi kadına gittim, elinden tuttum. ’Senin hakkını biz koruyacağız’ dedim. Sen mi iyi iş yaptın, ben mi iyi iş yaptım?’’ sözlerini sarf etti.

-CHP Genel Sekreteri Önder Sav, Genel Başkan Kılıçdaroğlu ile aralarında hiçbir görüş ayrılığı bulunmadığını ifade ederek, ’’Olsa gereğini yaparım’’ dedi.

-Sağlık Bakanı Recep Akdağ, 8 yıldır görev yaptığını belirterek, ’’Kadınların elini sıkma konusunda hiçbir probleminin olmadığını bütün kamuoyunun yakından bildiğini’’ kaydetti.

-Adalet Komisyonu, görevini kötüye kullanan kamu görevlilerine uygulanan hapis cezalarında indirime gidilmesini öngören kanun teklifini kabul etti.

4 Kasım:
-RTÜK Kanunu Tasarısı, TBMM Anayasa Komisyonunda kabul edildi.

Sözleşmeli Er Uygulaması
5 Kasım:
-Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, sözleşmeli er konusunda çalışma yürüttüklerini belirterek, ’’bu çalışmanın profesyonelleşme öncesi önemli bir adım olduğunu’’ kaydetti.

9 Kasım:
-Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, gelecek yıl 55 bin yeni kadrolu öğretmen alınacağını bildirdi.

-MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ’’geçmişte beraber olup da bir sebeple ayrı düştükleri tüm dava arkadaşlarını içine alan bir güçbirliği yapmak amacıyla yola çıktıklarını’’ söyledi.

10 Kasım:
-TBMM Başkanı Şahin, BDP Grup toplantısında Türkçeden başka bir dille hitap edilmesinin Siyasi Partiler Kanunu’na aykırı olduğunu belirtti.

11 Kasım:

-HSYK Kanunu Tasarısı, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi.

-Devlet Bakanı Faruk Özak, maçlarda şiddet uygulayan, spor dışı hareket yapan, hakeme taş atan ve bunun gibi suçlara karışanların anında mahkemeye çıkarılması ve hiçbir müsabakaya sokulmaması gerektiğini söyledi.

25 Kasım:
-Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) konulu panelde, sigarayı bırakan milletvekillerine sertifika ve plaket verildi.

-TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, üniversitelerdeki ’’iş yerinde taciz’’ (mobbing) iddialarını araştırmak üzere alt komisyon kurdu.

-YURTKUR’un yeniden yapılandırılmasına ilişkin hükümler de içeren kanun teklifi yasalaştı.

26 Kasım:
-2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı, yaklaşık 3 hafta süren görüşmelerin ardından TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi.

29 Kasım:
-Bazı kamu alacaklarının yeniden yapılandırılması ile bazı finans kurumlarının İstanbul’a taşınmasını da öngören 113 maddelik ’’Torba Tasarı’’ TBMM Başkanlığına sunuldu.

1 Aralık:
-TBMM İdare Amiri ve AK Parti Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz, Meclis Posta Dağıtım Bürosunun, bundan böyle PTT ya da kurye gibi kanallardan gelen materyallerin dağıtımını yapmayacağını bildirdi.

-AK Parti, CHP, MHP ve BDP Grup Başkanvekilleri, Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu ve bunların uygulamasına ilişkin tasarılar ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı’nın 11-20 Ocak 2011 arasında yasalaşması konusunda uzlaştı.

-AK Parti Milletvekilleri Eyüp Ayar, Veysi Kaynak ve Abdullah Çalışkan, Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınması için yasa teklifi verdi.

2 Aralık:
-İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Wikileaks belgelerini değerlendirirken, ’’Dedikoduyla diplomasi yapmak gibi… Daha çok böyle görüyorum. Ortadoğu’da bu konunun içinde fazla geçmeyen veya bu gelişmelerin lehinde göründüğü ülke de İsrail gibi görünüyor’’ dedi.

3 Aralık:
-TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, bazı kamu alacaklarının yeniden yapılandırılmasını da öngören ’’Torba Tasarı’’yı alt komisyona sevk etti.

-Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin, açığa alınan 3 generalin yürütmeyi durdurma istemini reddetmesini ’’fevkalade önemli bulduğunu’’ belirterek, ’’Bugüne kadar işletilmeyen ama kanunda var olan bu maddenin bakanlar tarafından kullanılabileceği, kullanılmasının da engellenemeyeceği ortaya çıkmıştır’’ dedi.

-Sayıştay Kanunu Teklifi yasalaştı.

6 Aralık:
-AK Parti Bolu Milletvekili Fatih Metin ve arkadaşları, hakim ve savcıların yaptıkları işlem/verdikleri karar nedeniyle haklarında tazminat davası açılamayacağını da öngören kanun teklifini TBMM Başkanlığına sundu.

8 Aralık:
-Görevinin gereklerine aykırı hareket ederek, kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına neden olan, kişilere haksız menfaat sağlayan kamu görevlisine verilen hapis cezasının alt sınırını 1 yıldan 6 aya, üst sınırını da 3 yıldan 2 yıla indiren kanun teklifi yasalaştı.

9 Aralık:
-Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Arınç, SBF’de öğrencilerin yumurtalı protesto eylemine maruz kalan TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu’ya geçmiş olsun ziyaretinde bulundu ve eylemi ’’saldırı’’ olarak niteledi. Kuzu ise dekan ve rektörün istifa etmesi gerektiği yolundaki görüşlerini yineledi.

11 Aralık:
-Anayasa değişikliğiyle yeniden yapılandırılan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) yeni yapısına ilişkin düzenlemeler içeren HSYK Kanunu Tasarısı yasalaştı.

-CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, eski Genel Başkan Deniz Baykal ve eski Genel Sekreter Önder Sav ile TBMM’de görüştü. Baykal, yaptığı açıklamada, olağanüstü kurultayda Parti Meclisi (PM) seçiminin çarşaf listeyle yapılmasını istedi. Sav ise ’’Çarşaf listeyi örgütün daha sempatiyle karşılayacağını’’ söyledi.

13 Aralık:
-TBMM Genel Kurulu’nda, 2011 yılı bütçesi görüşülmeye başlandı.

-Bütçenin tümü üzerinde söz alan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, ’’2011 yılı bütçesinin umut vaat etmediğini’’ savundu. Kılıçdaroğlu, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki ile ilgili ’’yolsuzluk’’ iddiasını gündeme getirdi.

-Başbakan Erdoğan, bütçenin, ’’seçim nedeniyle popülizme başvurmayan, ’seçim var’ diyerek hedeflerinden vazgeçmeyen bir bütçe olduğunu’’ ifade etti. Kılıçdaroğlu’nun ’’Kayseri’de yolsuzluk’’ iddiasını da yanıtlayan Erdoğan, ’’Belediye başkanı, cumhuriyet başsavcılığına gönderdiği yazılı şikayet ile belediye çalışanı Hacı Ali Hamurcu’yu yolsuzluktan ihbar etmiş. Yargılama iki yıl sürmüş ve adı geçen şahıs 6 yıl 14 gün cezaya mahkum olmuş, cezası da Yargıtay’ca onaylanmış. Bu zat cezaevinde. Yine çaktın, yine çaktın…’’ dedi.

Ortaöğretim KPSS Açıklandı

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

Ortaöğretim KPSS Açıklandı
KPSS Ortaöğretim Önlisans Sınavı sonuçları açıklandı.

Yayına Giriş: 29.12.2010 14:28:38
Güncelleme: 29.12.2010 18:36:02

Yaklaşık 2 milyon kişinin girdiği 2010 Ortaöğretim / Önlisans Kamu Personel Seçme Sınavı sonuçları açıklandı.
Sınav sonuçları ÖSYM’nin http://sonuc.osym.gov.tr internet adresinden öğrenilebiliyor.

28 Kasım 2010 tarihinde yapılan sınava, ortaöğretim düzeyinde 1milyon 610 bin, ön lisans düzeyinde 573 bin aday girmişti.

Adaylar sınav sonuçlarını Kimlik Numaraları ve şifreleri ile öğrenebilecek. Sınav Sonuç Belgesi basılmayacak.

Elektriğe Zam” Açıklaması

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

Elektriğe Zam” Açıklaması
Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EDPK), “Elektriğe zam yapılacak mı, yapılmayacak mı?” tartışmalarına ilişkin bir açıklama yaptı.

Yayına Giriş: 29.12.2010 11:31:13
Güncelleme: 29.12.2010 11:56:13

Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu yaptığı toplantıda Nisan ayına kadar elektrik fiyatlarında herhangi bir değişiklik yapılmamasına karar verdi.
2010 yılının bitmesine bir kaç gün kala Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu toplandı, elektrik dağıtım şirketlerinin fiyat önerileri değerlendirildi.

EPDK fiyatlarda bir değişiklik yapılmamasına karar verdi.

Bu karar elektrik fiyatlarında Nisan başındaki toplantıya kadar bir değişiklik olmayacağı anlamına geliyor.

Elektrik dağıtım şirketleri üç ayda bir elektrik fiyatlarıyla ilgili önerilerini Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’na sunuyor.

Kurul, şirketlerin önerilerini Elektrik Üretim A.Ş. ve serbest piyasa şartlarını göz önünde bulundurarak değerlendiriyor.

DemirÖren den Acıklama

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

Gelecek Sezonun Takımını Kurduk”
Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören, merak edilenleri cevapladı, birçok konuda önemli açıklamar yaptı.

Yayına Giriş: 28.12.2010 23:30:34
Güncelleme: 28.12.2010 23:30:34

Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören, yeni transferleri Hugo Almeida’yı fon aracılığıyla 2 milyon avroya aldıklarını söyledi.
Gündemle ilgili soruları yanıtlayan Demirören, siyah-beyazlı takımda transferlerin fon aracılığıyla yapıldığı yönündeki haberlere açıklık getirdi.

Portekizli golcü Almeida’yı fonla aldıklarını doğrulayan başkan Demirören, “Quaresma’yı 7,5 milyon avroya aldık ve 1,5 milyon avro ödedik. Geri kalanını da teminat mektubu gönderdik ve 3 seneye böldük. Simao’yu 900 bin avroya aldık. Parasını peşin olarak ödedik. Almeida’yı ise fonla aldık. 2 milyon avroya aldık. Fon dediğimiz şirket bize geldi. ’Avrupa’da çok büyük 4-5 kulüple işbirliği yapıyorum’ dedi. Yatırım amaçlı yapıyor. Beşiktaş da güvenilir bir kulüp. 2 milyon avroyu fon bize gönderiyor. Biz bunu Werder Bremen Kulübü’ne gönderiyoruz. Almeida’nın bonservisi yüzde 100 Beşiktaş’tadır.”

Yaptıkları mukaveleye göre Almeida’ya 10 milyon veya üstünde bir teklif gelmesi halinde bonservis bedelinin yüzde 55’i kulübe, yüzde 45’inin fona gideceğini kaydeden Demirören, “Satmak istemezsek 3,5 milyon avroya bu oyuncuyu tekrar alabiliriz. Beşiktaş ve Türk futbolu için önemli bir kapı açtık. Para vermeden oyuncu getirmek, para kazanarak satmak gibi. Fon bize sormadan oyuncuyu satamaz” dedi.

Quaresma’nın Beşiktaş ve Türkiye’yi çok iyi anlattığını vurgulayan Demirören, “Fernandes birkaç yıl önce 18 milyon avroya gitti. Portekizlilerin bizi tercih etmesinde Quaresma’nın büyük etkisi oldu. İyi ortam yarattığımız için Quaresma, Guti ve Schuster olumlu şeyler söylüyorlar” diye konuştu.

Quaresma’ya Çok Büyük Teklifler Var
Beşiktaş Kulübü Başkanı Demirören, sezon başında kadroya dahil ettikleri Portekizli yıldız Quaresma’ya ise çok büyük tekliflerin geldiğini, ancak bunları kabul etmediklerini söyledi.

Quaresma için 20 milyon avronun üzerinde teklifler olduğunu anlatan Yıldırım Demirören, “Biz kabul etmiyoruz. Biz Quaresma’nın sözleşmesini 2-3 sezon daha uzatma taraftarıyız” dedi.

Yıldırım Demirören, devre arasında kadroya dahil ettikleri Simao ve Almeida’yı sezon sonunda daha fazla para vererek almak durumundan kurtulduklarını ifade etti.

Gelecek Sezonun Takımını Kurduk
Yıldırım Demirören, sezon başında ve devre arasında gerçekleştirdikleri transferlerle gelecek sezonun takımını kurduklarını dile getirdi.

Yeni transferlerden Simao’yu getirdikleri halde yaşlı olduğu yönünde tartışmaların yaşandığını hatırlatan başkan Demirören, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunlar hala tartışılıyorsa biz bir yere gelemeyiz. Gelecek sezon transfer düşünmüyoruz. Bobo ve Ernst ile sözleşme imzalarsak gelecek yıl transfer yapmayı düşünmüyoruz. Hocamız çok memnun. Çok güzel bir ekip oluşturduk. Bu sezon tabii ki şampiyonluğu kovalayacağız. Ama önümüzdeki sezonun takımını koruyoruz. Bobo ile sözleşme uzatmazsak muhakkak yerine birisini alacağız” diye konuştu.

Siyah-beyazlı kulübün başkanı, takımdaki en büyük eksiğin Sivok olduğunu, bu oyuncunun kötü zamanda sakatlandığını ve Çek oyuncunun sözleşmesini uzatmayı çok istediklerini dile getirdi.

Futbol Federasyonu’nun ilk 11’de genç oyuncu oynatma zorunluluğu getirmesi gerektiğini ifade eden Demirören, yabancı oyuncu kontenjanını da serbest bırakmasını istediklerini söyledi.

Erkek Basketbol Takımı Yanlış Yaptı
Basketbol takımındaki ödemeler sorununa da değinen Yıldırım Demirören, “Ben 2 aylık borcumu inkar etmiyorum. Ama oyuncuların bu şekilde davranarak manşete çıkması yanlış. Kusura bakmasınlar kız oyuncularıma para ödettim, erkek oyuncularıma yaptırmadım” dedi.

Allen Iverson’ın reklam ve imaj olarak çok fazla katkı yaptığına dikkati çeken Yıldırım Demirören, “Yüzde 70 verim verirse Türkiye’de yeter. ABD’de NBA ile sendika arasında sorunlar var. Bazı oyuncuları bırakmayı düşünüyor. ABD basını belli oyuncuların Beşiktaş’a geleceğini yazdı. Beşiktaş, ABD medyasında gidilecek yer olarak yazılıyor. Yunanistan ve Türkiye’yi yazdılar” diye konuştu.

Hedef Üst Üste 12 Galibiyet
Ligde şampiyonluk şansları konusundaki soruyu yanıtlayan Demirören, “14 puan geriye düştük. Bazen kötü oynadık. Ama tam kadro olamadık. Beşiktaş’ın üst üste galibiyet rekoru 12’dir. Bunun üstüne çıkmaya çalışacağız. Puan farkına baktığımızda şampiyonluk için en büyük aday Trabzonspor” dedi.

UEFA Avrupa Ligi’nde Dinamo Kiev’den sonra muhtemel rakiplerinden olan Manchester City konusundaki soruya “Finalde veya yarı finalde de karşılaşabilirdik. Bu futbol” cevabını veren Demirören, yerli transfer ve Hamit Altıntop konusundaki soruyu ise “Hamit, her zaman Beşiktaş’ta görmek istediğimiz bir oyuncu. Sezon sonunda hocamız isterse olur” şeklinde yanıtladı.

Borçlara değinen Yıldırım Demirören, “Bütün UEFA borcumuzu kapattık. Sadece Udinesse’ye borcumuz kaldı. Vadesi geçmiş bir lira borcumuz yok” dedi.

Gidecek Oyuncular
Takımdan gidecek oyuncular konsunda da Demirören, “Zapotocny için Serdal Adalı görüşmeleri yapıyor. Hem yurt dışından, hem İstanbul Büyükşehir Belediyespor’dan teklif var. 6 ay sonra sözleşmesi bitiyor. O yüzden kiralık gidemez. Satış olacak. Bir miktar para alarak Zapotocny’i vereceğiz. Fink ve Tabata kiralık olarak gidecek. Ferrari konusunda ise hocayı bekliyoruz. Onunla konuştuktan sonra kararımızı vereceğiz” diye konuştu.

Sözleşmesi sezon sonunda bitecek Bobo ile ilgili soruyu ise Yıldırım Demirören, “2 Ocak’ta gelecek. Sezon sonuna kadar oyuncumuzdur. Sezon içinde oturup konuşacağız. Kalmasını istiyoruz. Beşiktaş’ın çocuğu. 20 yaşında takıma geldi. 5 yıldır burada. Hem kulübün hem de onun emeği çoktur” diye yanıtladı.

İlk yarının bitmesinin ardından teknik direktör Bernd Schuster ile bir araya gelmediklerini kaydeden Demirören, “Zaten hedeflerimiz ortada. Hedefler belli. Hocamızın istediklerini aldık. Kendisiyle golf oynadığımızı söyledim. Bunu mecazi anlamda söyledim. Futbol komitesi üyesi arkadaşlar bu konunun sorumlusu” dedi.

Demirören, Galatasaray Kulübü’nün ocak ayında açılışını gerçekleştireceği Türk Telekom Arena için başkan Adnan Polat’ın, Kulüpler Birliği Vakfı toplantısında bütün kulüp yöneticilerine davette bulunduğunu, 4 Ocak tarihinde önce birlikte yemek yiyeceklerini, daha sonra stadı gezeceklerini dile getirdi.

Schuster’in 1960 Eleştirisi
Teknik Direktör Bernd Schuster’in Türkiye’de 1960 yıllarının futbolu oynandığı yönündeki eleştirisinin hatırlatılması üzerine siyah-beyazlı kulübün başkanı, şunları söyledi:

“Real Madrid’i 5-0 yenen Barcelona’da Messi’ye hiç faul yapılmamış. Yıldız oyuncunun her zaman özenle korunması gerekiyor. Yıldız oyuncunun parasal değeri de var. Kasti faullere dikkat edilmesi gerekiyor. ’Quaresma’yı faulle yıldırırım’ düşüncesi var. Bu yanlış. Hocamız ’1960’lı yılların futbolu oynanıyor’ dediğinde kıyamet koptu. Türkiye’de olay oldu. Kovuyorlardı. Defansif oyunun faydasının olmadığını Türk milli takımında da görüyoruz. Schuster bu söylemi Türk futbolunu aşağılamak için yapmadı. Mecazi anlamda söyledi. Sezon başında bu şekilde bir takım istediğimizi söyledik. Kendisini destekliyoruz. Sistem oturtmak bir günde olmuyor.”

Memura Asgari Ücret Zammı

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

Memura Asgari Ücret Zammı
Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun belirlediği yeni asgari ücret, işçi ve memurun aylık maaşında asgari geçim indirimi yoluyla artış sağlayacak.

Yayına Giriş: 29.12.2010 12:11:09
Güncelleme: 29.12.2010 12:23:32

1 Ocak’ta yürürlüğe girecek 796,5 liralık yeni brüt asgari ücret, asgari geçim indirimi rakamlarını da değiştirecek.
Sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan brüt asgari ücret üzerinden hesaplanan asgari geçim indirimindeki en az tutar, yılbaşından sonra, 54,67 liradan 59,73 liraya yükselecek.

Bu şekilde bekar bir işçi ya da memurun ücretinden yeni yılda her ay 5,06 lira daha az vergi kesilecek ve söz konusu memur ve işçi ücretinde katsayı ya da yeni yıl zammı dışında, bu tutarda bir iyileşme sağlanacak.

Evli ve eşi çalışmayan bir işçi ya da memurun asgari geçim indirim tutarı da, 65,61 liradan 71,68 liraya çıkacak. Yeni asgari ücret, bu durumdaki bir ücretliye de ayda 6,07 lira asgari geçim indirimi zammı olarak yansıyacak.

Eşi çalışmayan, 1 çocuklu işçi veya memurun asgari geçim indirimi tutarı ise 73,81 lira yerine 80,64 lira olacak. Söz konusu rakam, eşlerin çalışmaması kaydıyla 2 çocuklular için 82,01 liradan 89,60 liraya, 3 çocuklular için 87,48 liradan 95,58 liraya, 4 çocuklular için de 92,95 liradan 101,55 liraya yükselecek.

Bu durumda 1 çocuklu ücretliler 6,83 lira, 2 çocuklular 7,59 lira, 3 çocuklular 8,1 lira, 4 çocuklular da 8,6 lira daha az gelir vergisi ödeyecek. Böylece, çocuk sayısına göre, çalışanların maaşlarında 5,06 lira ile 8,6 lira arasında artış meydana gelecek.

Nasıl Hesaplanıyor?
Asgari geçim indirimi, takvim yılı başından geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan brüt asgari ücret üzerinden hesaplanıyor.

Hesaplamada, mükellefin kendisi için asgari ücretin yüzde 50’si, çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eş için yüzde 10’u, her biri için ayrı ayrı olmak üzere ilk iki çocuk için yüzde 7,5’i, diğer çocuklular için de yüzde 5’i dikkate alınıyor.

Bu şekilde belirlenen tutar, gelir vergisinin ilk dilimine uygulanan yüzde 15’lik oranla çarpılıyor. Bulunan tutar da her ay ücret üzerinden ödenen gelir vergisinden mahsup ediliyor. Asgari geçim indiriminde emekli maaşı alanlar da, çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eş olarak kabul ediliyor.

Eşlerin her ikisinin de ücretli olması halinde çocuklar, sosyal güvenlik yönünden tabi oldukları eşin bildirimine dahil oluyor.

Boşananların indirim tutarının hesabında da nafaka sağlanan çocuk sayısına bakılıyor.

Çalışanların asgari geçim indiriminin hesabında Ocak-Haziran dönemindeki brüt asgari ücret baz alınıyor.

Yılın ikinci yarısındaki asgari ücret zammı hesaba dahil edilmiyor. Bu çerçevede 2011 yılında da çalışanların asgari geçim indirimi, 796,5 liralık brüt asgari ücret üzerinden hesaplanacak.

2010 yılında uygulanan ve yeni asgari ücrete bağlı olarak 2011’de değişecek aylık asgari geçim indirimi tutarları şöyle:

4364

Asgari Ücret Belli Oldu

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

Asgari Ücret Belli Oldu
Hükümet ve TİSK rakamda anlaştı. Asgari ücret gelecek yıl için 629,96 lira olarak belirlendi.

Yayına Giriş: 28.12.2010 18:14:04
Güncelleme: 29.12.2010 00:20:34

Asgari ücret 1 Ocak 2011’den itibaren 16 yaşından büyükler için brüt 796,50, net 629,96 lira olarak belirlendi.

Asgari ücret yılın ilk altı ayı için yüzde 4,7, ikinci altı ayı için yüzde 5,1 artırıldı.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu gelecek yıl geçerli olacak asgari ücreti tespit etti. Buna göre, asgari ücret 16 yaşından büyükler için 1 Ocak 2011’den itibaren brüt 796,50, net 629,96 lira olarak belirlendi.

Asgari ücret yılın ikinci yarısında ise 16 yaşından büyükler için brüt 837 lira, net 655,57 lira olarak uygulanacak.

Asgari ücret 16 yaşını doldurmamış işçiler için ise yılın ilk yarısında brüt 679,50, net 546,20 lira olarak belirlendi. Yılın ikinci yarısında ise 16 yaşını doldurmamış işçiler için asgari ücret brüt 715,50, net 571,97 lira olarak uygulanacak.

Hükümet ve TİSK rakamda anlaştı, ancak Türk-İş artışı yeterli bulmadı.

Yeni yılın asgari ücreti 1 Ocak 2011 tarihinden itibaren geçerli olacak

En Çok İstanbul Harcıyor

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

En Çok İstanbul Harcıyor
TÜİK’in 2007-2009 arası tüketim harcamasının % 24,6’sı İstanbul’da oturanlarca yapıldı.

Yayına Giriş: 14.12.2010 15:22:08
Güncelleme: 14.12.2010 15:22:08

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2007-2008-2009 Hanehalkı Tüketim Harcamaları Bölgesel sonuçlarına göre, toplam tüketim harcamasının % 24,6’sı İstanbul’da oturan hanehalklarınca yapıldı.

Güneydoğu Anadolu Bölgesinde de hanehalkı harcama bütçesinin üçte 1’inin gıda ve alkolsüz içeceklere ayrılması dikkati çekti.

TÜİK, özellikle bölge bazında tüketim harcaması oransal tahminlerinin verilebilmesi amacıyla 2007, 2008 ve 2009 yıllarında yapılan Hanehalkı Bütçe Anketlerinin veri setlerini bir araya getirerek, sonuçları üç yılı kapsayacak şekilde yayımladı. Birleşik veri seti, kırsal yerleşim yerinden 8 bin 481, kentsel yerleşim yerlerinden 18 bin 662 örnek hanehalkı olmak üzere toplam 27 bin 143 örnek hanehalkını içeriyor.

İstanbul’da En Çok Harcama Konut ve Kiraya…
Sonuçlara göre, toplam tüketim harcamasının yüzde 24,6’sı İstanbul’da oturan hanehalkları tarafından yapıldı. İstanbul’da hanehalkı tüketimi 100 kabul edildiğinde, bunun 33,8’i konut ve kira, 18,9’u gıda ve alkolsüz içecekler, 11,9’u ulaştırmaya gitti.

Düzey-1’deki bölgeler itibariyle yapılan sıralamaya göre İstanbul’u, yüzde 13,9 ile Ege, yüzde 12,1 ile Akdeniz bölgesi izledi. Kuzeydoğu Anadolu Bölgesinin toplam içindeki payı sadece yüzde 2 oldu.

Güneydoğu Anadolu’da Bütçenin Üçte Biri Gıdaya…
Düzey-1 bazında bölge içindeki harcama gruplarına bakıldığında, Güneydoğu Anadolu Bölgesi dikkati çekti.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde hanehalklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde 33,1 ile gıda ve alkolsüz içecekler aldı.

Bu bölgede, harcamalardaki en düşük payı yüzde 1,1 ile eğitim hizmetleri oluşturdu.

Akdeniz Bölgesi, ulaştırma harcamalarına en yüksek payı (% 15) ayırdı, Güneydoğu Anadolu Bölgesi ise en düşük payı (% 11,2) ayıran bölge oldu. Güneydoğu Anadolu Bölgesi aynı zamanda ’’haberleşme’’, ’’eğlence ve kültür’’, ’’eğitim’’ ile ’’lokanta ve otel’’ harcamalarına da en düşük payı ayıran bölge oldu.

Şoför Nebahat”lerin Sayısı Artıyor

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

Şoför Nebahat”lerin Sayısı Artıyor
1960′lı yıllarda “Şoför Nebahat” adıyla sadece Yeşilçam filmlerinde görülen kadın şoförlerin gerçek hayattaki temsilcileri her geçen gün artıyor.

Yayına Giriş: 26.12.2010 18:02:06
Güncelleme: 26.12.2010 18:02:06

1960’lı yıllarda Sezer Sezin, Belgin Doruk ve Fatma Girik gibi ünlülerin senaryo gereği canlandırdığı şoförlük artık bir çok kadının mesleği haline geldi.
Yaklaşık 50 yıl önce ’’Şoför Nebahat’’ adıyla sadece Yeşilçam filmlerinde görülebilen kadın şoförlerin gerçek hayattaki temsilcileri her geçen gün artıyor.

Türkiye’nin çeşitli kentlerinde toplu taşıma araçları, öğrenci servisleri ve hatta kargo taşımacılığında bile dikkati çeken kadın şoförler Adana’da işlerini öylesine iyi yaptılar ki sayıları artık parmakla sayılacak kadar değil.

12 Yıl Önce Adana’da Sadece 2 Kadın Şoför Vardı. Şimdi ise…
İlk defa 1998 yılında 2 kadının büyükşehir belediyesi otobüslerinde görev yapmaya başladığı Adana’da kadın şoför sayısı 127’ye çıktı. Toplam 403 şoförden 127’sini oluşturan kadınların hedefi ise kadın ve erkek sayısını eşitlemek. Bunun için de işlerine dört elle sarılıyorlar.

Erkeklerin bile zaman zaman kullanmakta zorlandığı ’’körüklü’’ diye tabir edilen otobüslerde ustaca direksiyon sallayan kadın şoförler, güler yüzleriyle dikkati çekiyor. Erkekler gibi vardiya usulü çalışan kadınlar, güzergah ayrımı da yapmadan kentin en ücra köşelerine ve kenar mahallere kadar gidiyorlar.

“Olumlu Tepkiler de Aldık Olumsuz Tepkiler de…”
Adana Büyükşehir Belediyesi Otobüs İşletmesi Müdürü Şevki Özveren, yaptığı açıklamada, kent içi toplu taşımacılıkta 1998’de ilk kez 2 kadını görevlendirdiklerinde, olumlu görüşlerin yanı sıra bir o kadar da olumsuz tepkilerle karşılaştıklarını anlatarak, bugün gelinen noktada kadın şoförlerin artık parmakla gösterildiğini söyledi.

Özveren, uygulamanın beğenilmesi ve halkın olumlu tepkilerinin artması üzerine bu sayıyı her geçen yıl artırdıklarını belirterek, şuan toplam 127 kadın şoförle halka en iyi hizmeti vermeye çalıştıklarını söyledi.

“Kadının Olduğu Yerde Kabalık Olmaz”
Kadın şoförlerin erkeklere göre daha dikkatli olmalarının yanı sıra halkla daha iyi iletişim kurduklarını belirten Özveren, ’’Kadının olduğu yerde kabalık, nezaketsizlik olmaz. Her Türk erkeğinin özünde bu vardır. Bu yüzden kadınların kullandığı otobüslerde kolay kolay tartışma olmuyor, erkekler daha nazik davranıyorlar’’ dedi.

Otobüs kullanmak için E sınıfı ehliyet sahibi olmak gerektiğini belirten Özveren, göreve başlayan erkek şoförler gibi kadın şoförlere de 2 aylık halkla ilişkiler, güzel konuşma, kişisel gelişim ve trafik konularında eğitim verdiklerini söyledi.

Belediye otobüs sürücülerinden iki çocuk annesi Sadegül Yalnıç (33), yaklaşık 4 yıldır şoförlük yaptığını belirterek, ’’Kadın şoförleri kent trafiğinde gördüğümde imrenerek bakardım. Başvurma kararı aldım ancak eşim karşı çıktı. Buna rağmen eşimden gizli B sınıfı ehliyetimi büyülterek E sınıfı yaptım. Sınavlarına girdim ve başarılı olarak işe başladım. Önceleri kocam istemedi ancak sonra alıştı. Şimdi çalışıyorum ve çok mutluyum’’ dedi.

“Abi Bu Otobüs Nereye Gider ?”
’’Şoförlüğü erkekler yapar’’ tabusunu kırdıklarını belirten Yalnıç, şöyle devam etti:
’’Yolcular bile erkekleri otobüs başında görmeye o kadar alışmışlar ki beni gördüklerinde bile ’abi bu nereye gider’ diye soranlar oluyor. Ayrıca araç kullanırken yanıma gelerek nazar boncuğu takanlar bile var. Kadınlardan çok destek alıyoruz. Onları temsil etmenin gururu içerisindeyiz.’’

“Avrat Sürüyor Kaçın”
Baba mesleği olan şoförlüğü 6 yıldır gururla sürdüğünü belirten Eda İncekaş (39) ise daha önce bir kargo şirketinde şoförlük yaptığını anlatarak, şunları kaydetti:
’’6 yıl önce kargo şoförülüğü yaptım, şimdi belediye otobüsü kullanıyorum. Kadınların yapamayacağı hiçbir şey yok. Bunu Adana’da bizler ispatladık. Yıllardır bu işi yapıyoruz artık herkes alıştı bize. Bundan 5 yıl önce yaşadığım olay hala aklımdadır. Bir durakta durdum, köylü ve yaşlı bir adam otobüse binmek için basamaklara yanaştı ve ’’avrat sürüyor kaçın’’ diye bağırdı. Otobüste bulunan herkes gülmekten kırıldı. Otobüse bindi ve beni dikkatle izledi. İnerken de tebrik ederek gitti. Bundan gurur duydum.’’

Mersin’de de Kadın Şoför Çalışmaya Başladı
İncekaş, Adana’da kadın şoförlerin çalışmaya başlamasının diğer illere de örnek olduğunu belirterek, Mersin’de belediye otobüslerinde 2 kadın şoförün çalışmaya başladığını ve çok sevindiklerini kaydetti.

Rabia Doğan ise iki yıldır bu işi yaptığını ve halktan aldığı tepkilerin kendisini çok mutlu ettiğini belirterek, ’’Bazı vatandaşlar ’Allah yoluna açık etsin kızım’ diyerek otobüse biniyorlar. Bu çok güzel bir duygu. Bu işi yapmaktan gurur duyuyorum. Yolda el sallayanlar bile oluyor. Vatandaşların ’Sizlerle gurur duyuyoruz’ dediklerini duyunca gururlanıyor, motive oluyor ve direksiyona daha sıkı sarılıyoruz’’ dedi.

“Bir Tabuyu Yıktık”
Tülay Yektir de bu işe başladıklarında ’’kadınlar otobüs süremez’’ tepkileriyle karşılaştıklarını ancak bunu başardıklarını kaydetti.

Yektir, yaşadığı bir olayı anlatarak, ’’Araçtayken başka bir otobüs şoförü bana ’sizin araçlar otomatik vitesli, siz düz vites süremezsiniz’ dedi. Geçenlerde rast geldi onun kullandığı otobüse bindim ve ’yorulduysan in ben kullanayım’ dedim. O da indi başarıyla kullandım. Yolcular bile şaşırdı’’ diye konuştu.

Özlem Demirkol ise Adana trafiğinde araç kullanmanın çok zor olduğununu belirterek, stresli bir iş yaptıklarını bunu başarı ile sürdürdüklerini söyledi.

Özel Güvenlik Çığ Gibi Büyüyor

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

Özel Güvenlik Çığ Gibi Büyüyor
Türkiye’nin özel güvenlik elemanı sayısı 134 ülkenin asker sayısında fazla. İşte özel güvenlik sektörüde son durum…

Yayına Giriş: 26.12.2010 20:31:24
Güncelleme: 26.12.2010 22:10:17

Son yıllarda hızla gelişen özel güvenlik sektörü büyümeye devam ederken, Türkiye’nin 168 bin 975 kişilik özel güvenlik elemanı sayısı, 134 ülkenin asker sayısından daha fazla durumda.
İşsizlere iş kapısı olan özel güvenlik sektörü ve istihdama önemli katkılar sağlıyor.

Türkiye’de 2004 yılından, bu yılın Aralık ayı sonuna kadar faaliyet izni alan 1270 özel güvenlik şirketi ile özel güvenlik elemanı yetiştiren 712 eğitim kurumu bulunuyor.

Özel güvenlik elemanı çalıştırmak için şu ana kadar izin alan 46 bin 688 kurum-kuruluş var.

Türkiye’de toplam 232 bin polis görev yaparken, hastaneler, stadyumlar, kamu kurumları, alışveriş merkezleri gibi kurum ve kuruluşlarda faal olarak 168 bin 975 özel güvenlik elemanı çalışıyor.

Bu rakam aralarında Polonya, Kanada, Bulgaristan, Portekiz, Ukrayna, Arjantin, Kanada gibi ülkelerin de yer aldığı 134 ülkenin asker sayısından fazla.

Avusturya, Belçika, Portekiz ve Çek Cumhuriyeti’nin asker sayılarının toplamı Türkiye’nin özel güvenlik elemanı sayısına ulaşamıyor.

Öte yandan Türkiye’de özel güvenlik elemanı kimliğine sahip, dolayısıyla özel güvenlik olarak çalışma iznine haiz 415 bin 487 kişi bulunuyor.

Bu rakam dikkate alındığında ise Türkiye’nin özel güvenlik elemanı sayısı 155 ülkenin asker sayısından daha fazla oluyor.

Avrupa’nın En Cazip Ülkesi Türkiye

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

Avrupa’nın En Cazip Ülkesi Türkiye
Emlak fiyatları, 17 ülkede artarken 18′inde ise geriledi. Avrupa’nın en cazibi Türkiye. İşte fiyatlarda en yüksek ve en düşük artışın olduğu ülke…

Yayına Giriş: 19.12.2010 11:40:34
Güncelleme: 19.12.2010 11:40:34

Emlak fiyatları, yılın üçüncü çeyreğinde dünyanın yarısında artarken, yarısında geriledi.
Global Property Guide’ın (Küresel Emlak Rehberi) hazırladığı rapora göre, 35 ülkede yapılan araştırmada yılın üçüncü çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre 17 ülkede emlak fiyatlarının arttığı, 18’inde ise azaldığı görüldü.

Uzun süren bir emlak krizinin ardından Letonya tekrar ilgi odağı oldu.

Letonya’da emlak fiyatları, üçüncü çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 24,73 oranında artış kaydetti.

Geçen yıl söz konusu dönemde ülkede emlak fiyatları yüzde 59,70 gerilemişti.

Metre kare başına emlak fiyatı 610 avro düzeyinde olan Letonya’da söz konusu rakam 2008 yılı üçüncü çeyreğine göre hala yüzde 45 gerisinde bulunuyor.

Letonya, listede emlak fiyatlarında çift haneli büyüme gösteren tek Avrupa ülkesi oldu.

Letonya’yı üçüncü çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,99 artışla Finlandiya, yüzde 4,38 artışla Norveç takip ediyor.

Her iki ülkede de emlak fiyatları geçen yılın üçüncü çeyreğinden bu yana artış gösteriyor.

Diğer Avrupa Ülkelerinde Artış Daha Zayıf
Almanya, İngiltere, İsviçre ve Danimarka’da üçüncü çeyrekte yıllık bazda yalnızca yüzde 1 civarında artış görüldü.

Listede yer alan ülkeler arasında söz konusu çeyrekte emlak fiyatları yüzde 14,94’lük düşüşle en fazla gerileyen ülke İrlanda oldu.

Borç sorunun nedeniyle AB ve Uluslararası Para Fonunun (IMF) 85 milyar avroluk kurtarma paketiyle destek verdiği İrlanda’da son üç yıldır sürekli gerileyen konut fiyatları düşmeye devam edecek gibi görünüyor.

Litvanya’da ise emlak fiyatları hala toparlanamadı. Ülkenin en büyük beş şehrindeki apartman daire fiyatları yüzde 10,36 geriledi.

Fiyatlar, en yüksek seviyeye ulaştığı 2008 yılı dördüncü çeyreğinden yüzde 39,2 daha gerisinde bulunuyor.

Amerika’da Emlak Fiyatları Gerilerken Asya’da Yükseliyor
ABD’de yılın üçüncü çeyreğinde emlak fiyatları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,31 geriledi.

Emlak fiyatları geçen yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 2,41 oranında azalmıştı.

Ülkede yılın ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre hafif bir artış kaydeden emlak fiyatları, üçüncü çeyrekte bir önceki çeyreğe göre ise yüzde 1,68 geriledi.

Asya’da bazı ülkelerde üçüncü çeyrekte emlak fiyatları, hükümetlerin spekülasyonlara karşı aldığı önlemlere rağmen artmaya devam etti.

Singapur’da emlak fiyatları üçüncü çeyrekte yıllık bazda yüzde 18,98, Hong Kong’da yüzde 17,84 oranında artış kaydetti.

Hong Kong’da emlak fiyatlarında söz konusu çeyrekte bir önceki çeyreğe göre ise yüzde 5,94’lük artışla en büyük çeyrek dönem artışı görüldü.

Tayvan’da emlak fiyatlarındaki artış başarılı bir şekilde dengelendi. Ülkede emlak fiyatları üçüncü çeyrekte yıllık bazda yüzde 6,97 oranında arttı.

Geçen yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 10,87 artış kaydedilmişti.

Japonya’da emlak fiyatları ocak ayından bu yana artmaya devam ediyor.

Tokyo’da emlak fiyatları, yılın üçüncü çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,07 artış gösterdi.

Endonezya ve Tayland’da ise emlak fiyatları söz konusu dönemde geriledi.

Tayland çeyrek bazda emlak fiyatlarının en kötü düşüş yaşandığı ülke oldu.

Ortadoğu’da Fiyatlar Değişkenlik Gösterdi
İsrail’de emlak fiyatları 2009 yılından bu yana artmaya devam ediyor.

Ülkede emlak fiyatları, yılın üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 14,12 oranında artış kaydetti.

Ülkede emlak fiyatları, yıllık bazda 5’inci kez çift haneli çeyrek dönem artışını gösterdi.

Dubai’de ise fiyatlar, üçüncü çeyrekte geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 7,04 oranında geriledi.

Birleşik Arap Emirlikleri’nde emlak fiyatları yılın başında artış göstermişti.

Mevsimsellik ve sıkı kredi politikaları, Dubai’deki emlak piyasasının performansını sınırlandırdı.

Avrupa’nın En Cazip Emlak Piyasası Türkiye’de
Küresel Emlak Rehberi’nin raporunda, Türkiye’nin Avrupa’nın en cazip emlak piyasasına sahip olduğu değerlendirmesi yapıldı.

Sağlam makro ekonomik yönetime, düşen faiz oranlarına, genişleyen tutsat (mortgage) piyasasına, hızlı ekonomik büyüme ve artan turist ilgisine sahip ülkelerde emlak fiyatlarının değerlenme eğiliminde olduğuna dikkat çekilen raporda, Türkiye’de bütün bu olumlu unsurların bulunduğu ifade edildi.

Türkiye’de 2002 yılındaki finansal reformlar ve takip eden dönemde sıkı bütçe kontrolüyle beraber, düşük enflasyon ve faiz oralarının düşmesinin emlak alımı için borçlanma gücünü artırmasının yanı sıra hızlı artan nüfus ve hızlı büyüyen turizm sektörünün emlak piyasasında olumlu etki yaptığı vurgulandı.

Türkiye’de emlak piyasasının, düşük emlak fiyatları, yüksek kira gelirleri, özellikle sermaye kazançlarında olmak üzere düşük vergiler, hızlı ekonomik büyüme, nüfusun büyük bölümünün genç olması, hızlı nüfus büyümesi, düşen faiz oranları ve makul alım satım maliyetlerinden ötürü olağanüstü ekonomik kıymet sunduğuna işaret edildi.

Raporda, “Ortak kanı konut patlamasının tarih olduğu yönünde. Ancak belkide yeniden düşünmeliyiz. Konut patlaması kazara ortaya çıkmaz. Bu, faiz oranlarında uzun vadeli düşüşler ve tutsat piyasasını büyüten kurumsal reformlar gibi özel koşulların belirlenmesiyle oldu. Bugün Türkiye’de konut patlamasının ön koşulları kendisini tekrarlıyor. Türkiye uzun bir enflasyon tarihi ve paranın kötü idaresi deneyimine sahip, ancak 2002 yılından bu yana bu tarih geride kaldı” denildi.

Türkiye’de konut kredisi hacminin düşük enflasyon, düşük faiz oranları ve bankaların kredi vermek için kaynağa sahip olmasından ötürü hızla büyüdüğüne işaret edilen raporda, konut piyasasında İstanbul’un yabancı yatırımcılar için cazip olmaya başladığı vurgulandı.

Türkiye Gelecek Turist Sayası 30 Milyonu Aşacak
Türkiye’de turizm sektörünün herhangi bir Avrupa ülkesinden daha hızlı büyüdüğüne, bu yıl Türkiye’ye gelecek turist sayısının 30 milyonu aşmasının beklendiği belirtilen raporda, İstanbul’un Avrupa’da Paris ve Londra’dan sonra en çok ziyaret edilen üçüncü kent olduğu kaydedildi.

Kira gelirlerinin göreli olarak cazip olduğu İstanbul’un, ticaret ve konferans merkezi haline geldiğine ve bazı şirketlerin bölgesel idare merkezlerinin burada bulunduğuna işaret edilerek, bölgesel idare merkezi İstanbul’da bulunan uluslararası şirketlere Microsoft ve Coca-Cola örnek gösterildi.

Raporda, Belçika, Kıbrıs Rum Kesimi, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya hariç birçok AB üyesi ülkesi ile ABD, Kanada, Asya’da bazı ülkeler, Latin Amerika ve Afrika vatandaşlarının Türkiye’de emlak satın alabileceği, Türk bankaları ve diğer bankaların ikamet eden ya da etmeyen yabancılara emlak almaları için tutsat kredisi verdiği belirtildi.

Balınalar da Yanar

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

Balinalar da Yanar
Güneş ışınlarının insanlarda olduğu gibi balinaların derisinde de yanıklara neden olabildiği açıklandı.

Yayına Giriş: 15.11.2010 11:03:58
Güncelleme: 15.11.2010 11:20:15

California Körfezi’nde 150’den fazla balinadan deri örnekleri alan uzmanlar, yaptıkları inceleme sonucu güneş ışınlarına aşırı miktarda maruz kalan balinaların derisinde kabarcıklar oluştuğunu belirledi. Buna göre daha koyu renk derisi olan balinalarda daha az güneş yanığı oluşuyor.
Temel olarak giderek artan miktardaki ultraviyole ışınlarının doğal hayattaki etkilerini incelemeyi hedefleyen araştırma ekibinin başında Londra Queen Mary Üniversitesi’nden Laura Martinez-Levasseur bulunuyor.

Martinez-Levasseur, balinaların iyi birer örnek olduklarını, nefes almak için deniz yüzeyine çıkmaları, sosyalleşmeleri, yavrularını beslemeleri gerektiğini ve bu nedenle de sıklıkla güneş ışınlarına maruz kaldıklarını belirtiyor.

Üç yıl süren araştırma kapsamında mavi balinalar, oluklu balinalar ve ispermeçet balinaları incelendi. Balinaların yüksek çözünürlüklü fotoğrafları çekildi ve alınan deri örnekleri laboratuarlarda gözlendi.

Bununla birlikte araştırmacılar, güneş ışınlarının zararının daha açık renkli mavi balinalarda daha ağır olduğunu da belirlediler. İnsanlarda olduğu gibi koyu renk derisi olan balinalarda, melanin adı verilen koyu renkli pigment üreten hücrelerden daha fazla bulunuyor. İnsan DNA’sı ultraviyole ışınlarına maruz kalındığında bu pigmenti üretiyor, Araştırma, balina DNA’sının da aynı yanıtı verdiğini ortaya koydu.

Hayal sohbet

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

Hayal Sohbet Odasına Hosgeldiniz. Hayal Sohbet Keyifli Chatler Diler.

Hayal Sohbet Mirc, Hayal Chat Odası, Hayal Radyo, Hayal Sohbet Odaları, Hayal Sohbet

chat.gen.tr

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

Bilindigi Üzere Chat.Gen.TR Oldukca Popüler ve Chat, Gibi kelimede Önde cıkmakda ve Bir Cok Kullanıcıya Sohbet – Chat Hizmeti Vermekdedir. Kendilerine Başarılar Dileriz..

Chat Gen TR Türkiyenin En İyi Chat ve Sohbet Odalarında Canlı Chat sohbet İmkanı Sunan Resmi Sohbet Platformudur.

Chat Gen TR Yeni Arayüzü/WebTasarımı İle Siz Değerli Chat.Gen.TR Ailesine Oyunlar ve Forum İmkanı Sunmaktadır.

Chat.Gen.TR Ailesinden Birisi Olmak İçin Şuanda Bile Geç Kalmış Sayılmazsınız Yönetimde Yeni Nesil Olarak Yerinizi Alabilirsiniz. Dilerseniz sohbet Odalarında sohbet Edebilir Yeni Arkadaşlar Edine Bilrisiniz.

Chat.Gen.TR Kanallarında Canlı ve 24 Saat Yayın Yapan DJleri ile İsteklerinizi Radyoda Dinleye Bilir veya Arkadaşlarınıza Göndere Bilirsiniz.

Chat.Gen.TR Bir Markadır. Ve Sohbet Etmekden Sıkılmadan Yarışma ve Oyun Kanallarında Arkadaşlarınızla Genel kültürünüzü Geliştirerek Yarışarak Eğlenceli Vakit Geçire Bilirsiniz. Chat.Gen.TR Olarak Keyifli Sohbetler Dileriz..

EtikekLer: chat.gen.tr, chat gen tr, chat gen tr sohbet odaları, cat.gen.tr, cet, cet.gen.tr, cet odaları, cet sohbet odası,

sohbetci

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

sohbetci odaları, sohbetci ailesi olarak keyifli sohbet ler dileriz.

sohbetim

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

Sohbetim Odalarına Hoşlgediniz. Keyifli Sohbetler

Gurbet Sohbet

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

Gurbet Sohbet Ailesine Hoşgeldiniz. Keyifli Sohbet’ler Dileriz..

Gurbet Sohbet, Gurbetdeki Hemşerilerimize Kardeşlerimize Özel Olarak Türkiyedeki Akrabaları Eşleri Dostları ve Sevdikleri İle Buluşma Olanagı Saglıyor. Minic.Gen.TR Ailesi Olarak Keyifli Sohbetler Dileri. Gurbet Sohbet
Sohbet e Girmek için Tıklayın Lütfen

Gurbet chat

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

Gurbet Chat Ailesine Hoşgeldiniz. Keyifli Chat’ler Dileriz..

Gurbet Chat, Gurbetdeki Hemşerilerimize Kardeşlerimize Özel Olarak Türkiyedeki Akrabaları Eşleri Dostları ve Sevdikleri İle Buluşma Olanagı Saglıyor. Minic.Gen.TR Ailesi Olarak Keyifli Chatler Dileri. Gurbet Chat

Sohbet e Girmek için Tıklayın Lütfen

Obama, Giscard and losing the base

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

Obama, Giscard and losing the base
According to the official website of the Rally to Restore Sanity, October 30—the date for the Washington DC event—is “of no significance whatsoever.” Not true. It was 21 years ago on this same date that France beat Comedy Central to the punch line when its most famous comedian nearly hijacked the French presidential election.
Exclusive 3 November, by Robert Zaretsky
On October 30, 1981, Michel Colucci, known to his millions of fans as Coluche, walked onto the stage of the Théâtre du Gymnase in Paris, and announced he would run for the presidency. He aimed his declaration at what American political commentators would call his base but Coluche proudly described as “the lazy and unwashed, drug addicts and alcoholics, pederasts and women, young and old, artists and convicts, blacks and pedestrians, Arabs and French, ex-communists and the dropouts.”

While Coluche’s base was galvanized, all right-thinking French citizens—not to mention the other candidates—were horrified. Was it because Coluche invited those who “count for nothing in the eyes of politicians to vote for me” with the promise that “together we will f— them over”? Hardly: no one seriously thought the pitchforks were being sharpened. What proved really terrifying were the laughs—and their subversive consequences—that swept through Coluche’s base that day.

Though Coluche was never an official candidate, polls indicated that nearly one of five French voters supported him. This, despite—or perhaps because of—Coluche’s trademark attire: outlandishly large glasses, bright t-shirts over which hung striped overalls. For his announcement, he added the tri-colored sash traditionally worn by republican politicians. By wrapping himself in this institutional symbol, Coluche unwrapped the political class, baring its incompetence and incoherence for all to see.

Not coincidentally, France’s political and economic landscape in 1980 resembles our own today. The nation was polarized between two ideological camps: French conservatives and liberals—otherwise known as Gaullists and Socialists—were locked in an alarmingly tight race. Moreover, the oil crisis had created a global recession that left nearly a million unemployed in France. Wavering between Keynesian and laissez-faire policies, Valery Giscard d’Estaing’s government was criticized by some for doing too much, and by others for not doing nearly enough.

Now an elderly European eminence grise, Giscard was once, well, remarkably similar to Barack Obama. Both men were strikingly young when they became president—like Obama, Giscard was only 47. Both came to power promising change their supporters could believe in, and both wrote best-selling books—Giscard’s Démocratie française, unlike Obama’s Audacity of Hope, came out after he was already in office—that explained how they would make this change real. Both came to power with the promise of bridging the great ideological divide in their countries and both made skilful use of new media—television in Giscard’s case, internet in Obama’s.

Of course, both men failed to bridge the ideological divisions, and both eventually fell victim to the same media they had earlier exploited to their benefit. This may be because both leaders were seen less as politicians, and even less as ideologues, than policy wonks and pragmatists. Just as with the primaries in the US, France’s two-round electoral system encourages candidates to appeal to their bases in first round before moving back to the centre in second round. These shifts alienated their bases while leaving the centre unconvinced. Also, though both men are formidable intellects at ease with arcane policy, both appeared not just impotent, but also aloof and elitist as unemployment continued to mount and the economy continued to idle.

It was in the space between reality and rhetoric, ideas and ideology, that Coluche strode with his sash, overalls and, most important, his jokes. Comedy is perhaps the most difficult art to translate into another language. While Coluche’s stage attire will never translate into English, this is not the case with his jokes. In part this is because Coluche was an equal opportunity satirist—“Capitalism is man exploiting man, and Socialism is just the opposite”—and in part because politicians everywhere share certain traits: “I’ll quit politics when politicians quit comedy: they steal my job, I steal theirs.”

For reasons that remain murky, Coluche eventually withdrew from a race he never in fact entered, and returned to the stage. This brings us to Jon Stewart (the force behind the Rally to Restore Sanity) who, some worry, seems poised to move from “news anchor in waiting” to “candidate in waiting.” In America, we have had several third party candidates for President, but they were either unfunny, like John Anderson, or unintentionally funny, like Ross Perot. (For plain scary, look under “Wallace, George”.) Of course, the same year Wallace ran there was also the campaign of Pat Paulsen, the deadpan comedian on the Smothers Brothers Show. Still, Paulsen never entertained to run; he ran to entertain.

Paulsen’s dour ghost hovers over those who have criticized the Rally to Restore Sanity. Stewart, they lamented, had forgotten he was a comedian, not a politician. Confusing the two roles, they insisted, would only compound voter cynicism and despair. Now that the event—with its signs protesting protest signs, its battle of bands between Ozzy Osbourne and Yusuf Islam (the former Cat Stevens) and a cape-wearing Steven Colbert—has come and gone, at the very least the aged and fraying National Mall will benefit as the recipient of the donations sent to Stewart’s website.

But the nation will also benefit. Comedians are also citizens—a fact recalled not just by Stewart and Coluche, but also Aristophanes. The tension between comedy and politics goes back as far as Aristophanes, and no doubt there were good Athenians who worried over the demoralizing impact of his serial satires of the city’s politicians. They were wrong: Aristophanes’ Lysistrata, Coluche’s presidential campaign and Stewart’s rally are all variations on the same one-liner: take our politicians…please! Democracy has been the better for it.

Sri Lanka imprisons a military hero

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

Sri Lanka imprisons a military hero
Exclusive 3 November, by Padraig Colman
Politics is a rough old trade, nowhere more so than in Sri Lanka where the former army commander Sarath Fonseka, military hero of the victory over the Tamil Tigers (LTTE, Liberation Tigers of Tamil Eelam), has been imprisoned after his foray into politics. In January, he ran for president but lost. In April, he was elected to parliament. Now he has now been deprived of his seat and has to conduct his political life from a 12’ x 8’ cell.

He was court-martialled twice, found guilty of engaging in political activity while a member of the armed forces and stripped of his medals and army pension. At his second court-martial, he was found guilty of irregularities in arms procurement while army commander and sentenced to 30 months imprisonment.

Also being heard at the High Court in Colombo is the “white flag case”, in which Fonseka is accused of violating the Public Security and Emergency Regulations Acts via an interview in The Sunday Leader on 13 December 2009 (1). In this, Fonseca claimed that defence secretary Gotabhaya Rajapaksa had issued an illegal order to Brigadier Shavendra Silva (now Sri Lanka’s Deputy Permanent Representative at the UN) to shoot and kill LTTE cadres, surrendering with white flags, during the final stages of the war.

The charges and punishment have been scaled down (despite rumours that he was to be charged with harbouring military deserters, plotting a coup and the assassination of President Mahinda Rajapaksa and his brothers. Rajapaksa said in a BBC interview that Fonseka deserved to be executed). However, the white flag case could end in a 20-year sentence.

A motley alliance is campaigning for Fonseka’s release. The main opposition party, the UNP (United National Party), wants a remission of the sentence, which would amount to a pardon. But Fonseka refuses to ask for a pardon because he says he is not guilty and does not recognise the legitimacy of the court that tried him.

The JVP (People’s Liberation Front) also wants a remission, but it is facing an internal revolt and defections since ground-level activists object to their party’s support for Fonseca (whom they accuse of involvement in extra-judicial killings of their comrades during a JVP uprising of 1988-89).

Many Sri Lankans, even those who do not support Fonseka, are critical of the fact that some former senior LTTE members go free because they support President Rajapaksa, while Fonseka – who was a major factor in the LTTE’s defeat – languishes in prison. Some Buddhist priests have even offered to serve Fonseka’s sentence for him; and the JVP claims to have collected a million signatures in a petition calling for Fonseka’s release.

Even so, popular sympathy for Fonseka has been muted. But he has support among the Tamil diaspora. David Poopalapillai, spokesman for the Canadian Tamil Congress, a pro-LTTE group, said: “We in the Tamil diaspora will fight not only for the release of thousands of Tamils but also Fonseka” (2). That left the Canadian Daily Tamil News bemused: “Many Tamils are angry at Poopalapillai and CTC for expressing such unequivocal support for the jailed general. In some queer way David Poopalapillai and Canadian Tamil Congress has managed to upset all three parties in this conflict. Namely the Rajapaksa regime, General Fonseka’s supporters and Tamils in general.”

Back in Colombo, The Island newspaper questioned the motives of many of those campaigning for Fonseka’s release: “That his release is far from their goal is clear from their grinning mugs at protests which they have apparently turned into carnivals of sorts” (3). Many Sri Lankans were amused that Fonseka had campaigned for the presidency on a platform of fighting for oppressed minorities and press freedom, and against corruption and nepotism. For Fonseka is no Aung Suu Kyiu: as army commander, he upset all minorities with his bigoted outbursts. And before his candidacy, he had failed to champion press freedom.

Fonseka could now be more of a problem inside prison than out. As economist RMB Senanayake wrote in The Island, “If he dies in prison, Sarath Fonseka would prove himself to be not only a war hero, but a martyr.”

Reply to this article
7 comments on « Sri Lanka imprisons a military hero »
# sam :
3 November @23h51 Sri Lanka imprisons a military hero

Any Army Commander could win the fight against LTTE dictatorship, If they had the correct political backing. MPs in the parliaments in Western countries, specially, U.K., France, Spain, Benelux countries wanted to stop the progress of armed forces always, as it would prevent settled economic tamil refugees voting for tthem.

Mahinda Rajapaksha has led the correct leadership.

Sarath Fonseka while on a visit to USA to see his daughter, was interviewed by USA judicials regarding so called Human Right Violation.

Common belief is that he agreed to listened to their underlined requests, in view of getting the presidency. They also used the cast problem in SL society. Please refer DBS Jayaraj published letter about Sirmavo Bandraranayke. This leter tell bout Karawe and Govigama cast problem in SL at upper echeilon. HOW come now canadian DBS Jeyaraj write a letter stipulating cast roblem at this time unless he was told that Sarath is Karawe caste and Mahind is Givigama caste. So the time is right to get some extra money from donor agencies.

DBSJ Didn’t that letter focus on cast, and leadership.

President is a friend of Palastine Friendship Club. He sacked one of his, ministers Mangala Samaraweera then, foreign ministe, because he failed to voice the agony of Palastines at U.N.

Israel Lobby groups want to stop Mahinda Rajapaksha at this level. They do not want to pass the LTTE technology to Palastine miltiantiy. Yes, they helped to eradicate LTTE, because it was the wish of India. Israel Has lots of trade dealing with subcontinent and USA.

Now the governments in so called west wants to prosecute, Iraq style court, our belowed MR and Gota.

When Slobodan Milosevic of Yugoslavia ask for a court in their country, west (i.e.President of USA and the ass licking priminister in UK) decided to hang him in Hague. So he took his life. When Saddam Husssain ask for a court at Hague in Nethwerlands the west ( i.e.President of USA and ass licking priminister at 100/ Downing Street ) decided to make the hanging in Iraq ( former Persia also known as the creddle of human civilization) So they make a special criminal law. To Hang PRESIDENT SADDAM HUSSAIN.

They said he was in a hole like a rat. Remember He never left his people. He was with persians. He could easily go to any country.

When Idi Amii Did settled in Dubai nobody asked it.

MR cleaned the country. He may not perfect. Can those westerners, specialy those UNITED kINGDOM People representative say that he violated geneva convention.

Get a life, You are the decendents of King Jeorge the IV who killed all males over 18 many years ago in the island of Sri Lanka.

You are the idiots telling us about war crimes

# PP :
4 November @00h46 Sri Lanka imprisons a military hero

Poopallapillai is trying another stunt. Country will come up slowly. Just like Europe after WW11. Give time and evrything will be on track. Bloody LTTE terrorised us for 30 years and no one opened their eyes then. There is a lot happening in tamil areas and people live without fear.
# Sarath :
5 November @23h39 Sri Lanka imprisons a military hero

It is amazing how much crap Sri Lankans are willing to take. After 5 years they have not still figured out that Mahinda Rajapaksa always does the exact opposite of what he says and always accuses other of exactly what he’s going to do.

He accused Sarath Fonsake of planning a coup. Without a single shred of evidence people are ready to believe this. Yet after seeing the images on TV of Sarath Fonseka and supporters being barricaded in their hotel on election night and forcibly keeping the election commissioner in a room, people couldn’t figure out that it was Mahinda Rajapaksa who was planning the coup. He accused Fonseka of being an Idi Amin and look who’s acting the part. He promised the citizens a “Subha Anagathayak” (A Bright Future) but they will not finish paying the loans he’s taking for at least eight generations. He promised people the benefits of peace yet after an year since the end of the war the country is still under Emergency Law and people are still being abused by politicians and police. He talks of a “just society” while his brother (affectionately known as Mr. 10%) want 10% from any deal that goes on in the country; this would be pure extortion if someone else did it. He declares “Mathata Thitha” (prohibition) yet serves alcohol at his many party gatherings and its a well know secret he’s an alcoholic himself. I mean come on, people in Sri Lanka have seen heavy drinkers, haven’t they? Do you think they can’t see it when they see his blood shot eyes? He raises taxes on wheat floor and bans wheat products from government facilities, yet wheat products are still served at the Presidential house and parliament.

The list goes on and on. If people of Sri Lanka want to figure it out they have plenty of evidence. I don’t think they are capable or willing. This must be akin to Stockholm Syndrome. Their inability has condemned them to suffer the fate that they are in for a very long time to come. He will keep promising them the moon and they will keep believing him; every time. All they’ll get will be empty stomachs.

# Padraig Colman :
6 November @05h51 Sri Lanka imprisons a military hero

Sam: My intention in this article was not to take sides but merely to explain to a western audience how the imprisonment of Fonseka had affected the political landscape of Sri Lanka. I am not sure if I am being called an idiot personally or whether it is blanket abuse of westerners in general. I am certainly not a descendant of George IV. Wasn’t he German? I don’t think I have any German blood in me. As my compatriot, Nobel laureate Seamus Heaney once wrote: “Let it be known my passport’s green/I owe no allegiance to the queen”. The passport isn’t green any more but it is Irish. My nation suffered 800 years of British oppression, much longer than Ceylon.

In spite of your overheated style of expression, I think we are probably broadly in agreement about most things. UK and USA are still committing far worse war crimes today than Sri Lanka did during a legitimate fight against terrorists.

Sarath: Hypocrisy seems to be part of the landscape of politics in any country. I don’t know as much about Rajapaksa’s personal habits as you do. I did make eye-contact with him at the Nuwara Eliya flower show a few years ago and didn’t notice any bloodshots. I agree that apathy is a feature of many Sri Lankan people (what to do, men?) but violence has also been too prevalent for too long.

What choice does the voter have? The UNP is dead in the water. Many UNPers have joined the government as has most of the left apart from a rump of the JVP. As I said in the article, the JVP are losing foot soldiers because of their support for Fonseka. Fonseka’s personal character defects are many and well-documented and I doubt if the country would have been better-off with him as president. Many Sri Lankans have expressed the masochistic desire for a “benevolent” dictator like Lee Kwan Yew. Now they’ve got the Rajapaksas.

I did mention the fact that Fonseka in the end was not charged with plotting a coup. I have expressed the view in another article that a coup might have been likely if Fonseka had actually won the presidency.

I try to avoid expressing my own opinions in these articles but if I were Rajapaksa I would release Fonseka and encourage him to join his family in Oklahoma.

PP: I agree that most of those Tamils who live in the north and east have better hope for the future now that the LTTE have been defeated.

# Dan :
7 November @03h36 Sri Lanka imprisons a military hero

It was heavily reported that General Fonseka had strong political ambitions, and that was the reason previous governments kept him away from the powerful post of Army Commander.

From what transpired, looks like that accusation is well founded. In that case, nailing him to the cross and making an example out of him for the rest of the military might be a good for the democracy in SL. Especially considering the role of military in neighbouring countries such as Pakistan, Bangladesh, Thailand, Burma, Indonesia…etc.

I do feel sorry for the guy, but I am not sure what else the government can do. Fonseka attended a very public mini political event, in traditional white dress (uniform of the sri lankan politicians) at Kelaniya temple, a day after he publicized his intention to retire from military. It was only a day or so after the government accepted his 30 day retirement notice, but they forced it to take effect in 24 hours instead of waiting 30 days.

It so funny the way politicians, monks, ex LTTE sympathizers, most of them who publically loathed Fonseka, and given the chance probably would bestow the same or worse fate on him, trying to protect him from Rajapaksha government. For them Fonseka is just a stick to beat the Rajapaksha government with. Most people involved in Sri Lankan politics are sleazy, spineless and unscrupulous. This makes Sri Lankan politics a very dirty game, but you cannot say it is not interesting… In a sad, funny sort of a way

# Dan :
7 November @03h49 Sri Lanka imprisons a military hero

Forgot to mention, I love reading Padraig Colman’s article every month. It is nice to read an intelligent article about Sri Lanka in western media once in a while. You are one of the few journalists I know that can report on complex issues with amazing perspective. Reminds me of Joe Schlesinger, great journalist from Canadian journalist from CBC.
# Padraig Colman :
8 November @06h01 Sri Lanka imprisons a military hero

Thank you so much for your kind words Dan. I hope the editor has read them!

You say:” This makes Sri Lankan politics a very dirty game, but you cannot say it is not interesting… In a sad, funny sort of a way”. I find it endlessly fascinating. A lot of the commenters here berate me for not taking their side. I have no interest in taking sides but get great pleasure out of trying to make sense of the ever-changing soap opera.

I have analysed Fonseka’s history and character in more detail on my word Press blog.

Burma: sanctions won’t help

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

Burma: sanctions won’t help
Exclusive 9 November, by Lee Jones
Sunday’s election in Burma, the first in 20 years, was never going to create radical change. But how we in the West respond to it matters.

We know the voting was neither free nor fair, and was marred by intimidation, vote buying, ballot-stuffing and other serious irregularities. In any case, the 2008 constitution and electoral laws were rigged in favour of the country’s military regime: a quarter of parliamentary seats were reserved for military officials. Burma’s commander-in-chief retains wide-ranging veto powers and the authority to resume direct rule, guaranteeing the army’s grip over the state regardless of who wins.

Several opposition parties, including Aung San Suu Kyi’s National League for Democracy (NLD), the most popular party in the last elections, held in 1990, boycotted the elections in protest. Other parties were excluded from participation through exorbitant registration fees, unreasonable deadlines and other measures. As a result, anti-regime parties were only able to field about 700 candidates to contest the 1,157 seats in the national and regional parliaments, while pro-regime parties fielded over 2,000 between them.

The conduct of the campaign, as well as the poll itself, was marked by widespread coercion and fraud. Opposition parties faced severe restrictions on their freedom of expression and movement, and harassment from pro-regime thugs. Media reporting was censored. The junta’s handpicked Election Commission placed arbitrary restrictions on opposition parties and cancelled voting in restive areas of the country, disenfranchising 1.5 million voters. In contrast, the military regime’s front organisation, the Union Solidarity and Development Party, operated freely using state resources, and was able to extort or buy votes with impunity.

The easy response to all this is to dismiss the election as a blatant attempt to legitimise military rule in an altered form that fooled no one. Many western politicians and activists forecast that it would be a “sham” and will feel vindicated. In particular, the Obama administration will claim that its “hand of friendship” has been rudely rebuffed. We will hear intensified calls for harsher international sanctions and more “action” through the UN to compel the regime to negotiate with the opposition, and for a commission of inquiry into war crimes in Burma.

This is the easy solution because it plays to our own sense of moral outrage and political superiority and allows political leaders to avoid difficult arguments with campaign groups who call for condemnation. But it exaggerates our ability to bring about decisive political change in Burma through external pressure. For it is unclear what more sanctions or a commission of inquiry could achieve.

Twenty years of escalating western pressure on the junta has yielded virtually no concessions. If anything, it has reinforced the military’s siege mentality. Burma has been torn by serious ethnic separatist insurgencies since decolonisation, and the army views itself as the only force capable of holding the country together. Ironically, its brutal tactics have given ethnic minorities little stake in Burma’s cohesion. Nevertheless, the army sees genuine democratisation as risking the country’s dissolution. Holding all the cards, it will always insist on a slow transition to “disciplined” democracy.

But condemning any moves towards political liberalisation, however slight, as a “sham” provides no incentive for the military (or similar regimes elsewhere) to relax their grip at all – quite the reverse. Foreign intervention may even have encouraged Suu Kyi’s NLD to adopt an inflexible stance in negotiations with the junta, despite its weak position. External pressure may have contributed to the deadlock in Burma.

Western policy towards Burma needs tempering with a new sense of realism. Given the massive power imbalance between the regime and its opponents, expecting any election to transform Burma into a liberal democracy would be unrealistic. The fact that 37 parties contested the elections shows there is no coherent anti-regime opposition capable of seizing power: the opposition is fragmented, politically and ethnically, and has been forcibly disorganised by decades of one-party military rule. As in many Asian states, the Burmese political economy involves deep inequalities in wealth and resources, which work against the consolidation of genuinely democratic and progressive social movements.

The struggle for democracy in such conditions will be a lengthy, arduous process: it could not have been brought about by a single election, even one far freer than the one just held.

Many Burmese understand this better than some in the West. While several key parties and individuals boycotted the election, others chose to fight. This included many NLD activists frustrated with Suu Kyi’s boycott decision, who broke away to form the National Democratic Force. Many ethnic minority parties also contested the election, and early reports suggested that turnout in some minority areas, like Pa-an, the capital of Karen state, was high. These groups did not contest the election out of a naïve sense that they would be free and fair: they did so out of political realism. They appreciated the massive constraints they faced and also their inability to change them, but were determined to struggle nonetheless, to widen the political space and promote their own interests as best they could. Their hope was to gain at least some official political representation, participate in dialogue, and fight to gradually ease restrictions on democratic freedom.

Pro-democracy campaigners outside Burma have dismissed this effort, countering that even if oppositionists had managed to capture every seat in parliament, the military would still exercise veto power by virtue of the quarter of seats it allotted itself by amending the constitution, and the commander-in-chief’s power to suspend democratic rule.

With such restrictions, the fight for democracy is far from easy. But this does not mean it is impossible or pointless, or that the Burmese people should abandon their efforts to liberate themselves and instead look to the international community to rescue them. This strategy has served the opposition poorly for two decades now. Western governments’ sanctions and blandishments have had little effect. Even if they were willing to escalate their involvement by intervening militarily against the junta (which thankfully they are not), western states could not simply install democracy in Burma – a lesson learned from Afghanistan and Iraq. Burma’s neighbours, particularly India, Bangladesh, China and Thailand, are also not going to take decisive action. They would rather ensure stability in Burma, fearing for their economic and security interests should the regime cease to cooperate with them or, worse, should the state collapse, as it did in 1988, precipitating military rule.

International pressure may cajole, prod or threaten, but cannot solve the fundamental problem in Burma – the weakness and profound fragmentation of anti-junta groups compared with the powerful, cohesive alliance of forces headed by the army. This does not mean that foreign governments should resign themselves to perpetual military rule in Burma. But it does mean they should adopt the same political realism demonstrated by the courageous opposition groups who were willing to struggle for freedom despite the odds, rather than wishing the odds were different.

This might mean registering disappointment with the election but committing to work with a government of elected representatives on issues such as human rights, humanitarian assistance, economic development, health care, education, counter-narcotics, etc. Or helping Burmese non-governmental organisations to work with western agencies to deliver aid and development assistance on the ground. (Burma is one of the poorest countries in the world but receives virtually no international development assistance.) It might mean supporting the work of opposition parties and trade unions, to encourage them to engage in grassroots organising, democratic internal development and coalition building across regional and ethnic divides.

None of this will be easy. Much would have to be done with our eyes wide open and teeth firmly gritted. But we already do this with other dubious regimes, including Burma’s neighbours. China, Laos and Vietnam are one-party dictatorships that are nowhere near holding multi-party elections, yet we enjoy far warmer relations with them than with Burma. Despite its formal democratic trappings, Cambodia is ruled by a dominant party that retains power through a combination of corruption, patronage and violence: yet last year overseas aid totalled $989m. When Indonesia held its first democratic elections in 1999, 38 legislative seats were reserved for the military, but we kept faith with those striving for deeper reforms. Singling out Burma as a pariah may salve consciences in the West, but is it helping those who really matter, the Burmese people?

Reply to this article
2 comments on « Burma: sanctions won’t help »
# Kyaw Kyaw Win :
9 November @16h17 Burma: sanctions won’t help

A surprisingly cogent article for one written by a non-Burman.
# aung aung :
10 November @02h30 Burma: sanctions won’t help

none of the one paty dictatorship – cambodia, laos, etc.- in south east asia shows the extreme degree of utter indifference for public welfare, nor do they pursue massive weapons programs squandering resources for destructive ends.

none has explosive ethnic situation. even post-genocidal Cambodia or tiny Laos has better and higher socio-economic conditions and health situation. burma stands at the bottom of just about every index vis-a-vis all its immediate asian neighbors.

democratization requires more than working with the thugs in power.

old wine in new bottle.

i recognize foreigners too have the right to speak their mind on issues that interest them. but it’s better than they don’t pretend to know other people’s issues too arrogantly and pen a piece of rubbish like this one.

The end of cheap oil

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

The end of cheap oil
Exclusive 12 November, by Nafeez Mosaddeq Ahmed
The implications of the International Energy Agency’s (IEA) new report, World Energy Outlook 2010, are stark. Its 25-year “New Policies Scenario” projects that it is most probable that conventional crude oil production “never regains its all-time peak of 70 million barrels per day reached in 2006” In this scenario, crude oil production is most likely to stay on a plateau of around 68-69 million barrels per day. So there you have it. We are now, in all likelihood, living in a “post-peak” world.

The IEA blames a number of factors for this – a combination of supply constraints due to below-ground geological resource limits, and above-ground factors such as political obstacles to fully exploiting existing reserves (such as in Iraq), as well as international commitments to reducing fossil fuel emissions to meet climate targets.

So is this the end of industrial civilization as we know it? The IEA insists: not yet. Despite the peak of conventional oil production, the IEA concludes that total growth in liquid fuels from other unconventional sources – such as tar sands, oil shale and natural gas liquids – will not only make up for the shortfall in crude, but actually rise as high as around 99 million barrels per day (mbd) until around 2035. Despite this apparent optimism – by this scenario, there are no imminent fuel shortages – we have passed a historic tipping point. In the words of IEA chief economist Fatih Birol, “the age of cheap oil is over.”

The problem is that unconventional sources of oil and gas are far more expensive to get out of the ground and process into usable petroleum, and environmentally problematic. This means that over the next decade, oil prices are likely to become more expensive. Driven largely by industrial growth in places like China and India demand is projected to grow by 36 per cent up to 2035 – at which point, the price of oil will rise beyond $200 a barrel. On the way, by around 2015, we could see price hikes above $100 a barrel.

Unfortunately, a large body of independent scientific literature suggests that the IEA’s favoured scenario is far too optimistic, on a whole range of issues. The agency forecasts, for instance, that Iraq will be able to triple its production by 2035, and that Saudi Arabia’s production will double. Yet this looks rather unlikely. IHS Cambridge Energy Research Associates (CERA), a leading energy consultancy firm vehemently opposed to the idea of peak oil, nevertheless project that the most we can hope for is for Iraq to increase its output to of 6.5 mbd by 2020 – half of Iraq’s actual target.

As for Saudi Arabia, the late energy investment analyst Matthew Simmons concluded in his extensive book, Twilight in the Desert (2005) that the Saudi oil fields are largely in decline. “Today, the entire field still contains a great deal of crude oil”, reports US energy consultant Michael Lynch of Gerson Lehrman Group, referring to Saudis’ most prized field, Ghawar, responsible for six per cent of the world’s oil supplies – “but it is much harder to get and the production rates continue to fall off.” He characterizes Ghawar as “largely depleted.”

The IEA’s hopes that unconventional oil and gas could rise rapidly to meet expected demand may also be misplaced. “If conventional oil production is at peak production then projected unconventional oil production cannot mitigate peaking of conventional oil alone”, concluded a study by University of Newcastle chemical engineer, Steve Mohr, published in Energy Policy. A Boston University study, concurred, finding that the Energy Return On Investment (EROI) – the energy you get out compared to what you put in – is simply infinitesimal, at around 1:1 or 2:1, compared to conventional oil’s EROI at the well head of 20:1.

What about unconventional gas? Although EROI is quite high at inception, the EROI of all gas production rapidly declines as energy costs of compression and distribution to consumers is factored in. An extensive analysis by former Amoco petroleum geologist and World Oil columnist Arthur Berman, who has consulted for ExxonMobil and Total, fundamentally undermines industry forecasts for natural gas production based on shale gas inputs. He argues that actual shale gas production rates are less than half of official industry projections – this is because production decline rates at shale wells are far higher than assumed. “Many believe that the high initial rates and cumulative production of shale plays prove their success”, says Berman. “What they miss is that production decline rates are so high that, without continuous drilling, overall production would plummet. There is no doubt that the shale gas resource is very large. The concern is that much of it is non-commercial even at price levels that are considerably higher than they are today.”

If the IEA is right about everything, we are in for a rough ride. But if, as the above suggests, the IEA is right about us passing the peak of conventional oil in 2006, but almost fanatical in its faith in the prospects for expanded production from unconventional sources, then we are in for an even rougher ride.

The “post-peak” world clearly does not imply the End of the World: but it implies an extremely volatile one, whose dynamics will be difficult to predict. It is a world not of easy abundance, but of declining – and increasingly expensive – carbon-based resources. If we are to develop sufficient resilience to the various price shocks and converging crises of the “post-peak” world, we will need to recognize that they are symptomatic of an inevitable civilizational transition toward an emerging post-carbon age. There is no time for denial. Governments and communities need to start adapting now.

Reply to this article
2 comments on « The end of cheap oil »
# robyn :
19 November @22h33 The end of cheap oil

Good article—this situation has been known for awhile, probably since before 2006. I remember reading about it. Naturally, it was denied that oil supply had peaked, vehemently at the time by some sources. It is frightening , but necessary that we are all informed about this situation and that some plan is instigated immediately to enable the world to cope with the decline of oil ( and ultimately gas) and to consider seriously alternative fuel sources. I wonder how viable is fuel from hemp and other crops? How much research time and funding is being spent on the production of ethanol sources? I agree that we are in for a rough ride and the most infuriating aspect of this situation will be the volley of inevitable lies, misinformation and denial that we will hear from oil producers, governments and scientists who will be paid to support this.
# Neil Kitson :
27 November @03h43 The end of cheap oil

I like Jeff Rubin’s suggestion that the price of oil will take care of business. When oil inevitably reaches $200/barrel – which looks like it will happen regardless of the supply, mainly because of increased demand in the developing world – then “globalization” becomes an antique fantasy, and the “efficient movement of goods, labour, and capital,” a Chicago School fairy tale, a house of cards built by the Wall Street Journal.

Minic.Gen.TR | Özlü Sözler, Güzel Sözler, Etkileyici Sözler, Anlamlı Sözler, Şiirler, Şifalı Bitkiler | canlı sohbet MyNet MyNet sohbet Mynet mirc sohbet Minic mirc Anlamlı SözlerAyrılık MesajlarıŞifalı BitkilerKomik Mesajlar Minic
İNTERNET HİZMETLERİ Geri bildirimi takip listeme ekle ( RSS )