Arşivler
Kategoriler

Archive for the ‘Cinsellik’ Category

kız arkadaşlarımla cinsel ilişki

Cuma, Mayıs 20th, 2011

SORU

Soru : merhaba benim kıs arkadaslarıma karsı hislerim en üst düzeyde ki çogu arkadasımlada ilişkiye girmiş sevişmişimdir. Ama Nedense hep yaptıktan sonra yaa bu benim kıs arkadasım yani normal bi arkadasımdı neden böle bişi yaptım diyorum yardımlarınız bekliyorum saygılarla

CEVAP
Karşınızdaki kişiye karşı hissettiğini duygularınızı ve ilişkinizi değerlendirmeden cinsel ilişkiye giriyorsunuz. Yoğun duygular azalınca da karşınızdaki kişiyle ilişkinizi sorgulamanız başlıyor. Böyle bir durumun farkındaysanız yaşamınızın kalitesini arttırmak için kullanabilirsiniz. Sonunda daha büyük sıkıntılar çektiğinizi görmeniz oldukça olumlu bir adım. Eğer duygularınızı kontrol etmek de zorlanıyorsanız bunun için bir uzmandan yardım almanızda fayda var. Uzm. Psk. Zehra Erol

Penisimi nasıl büyütebilirim?

Cuma, Mayıs 20th, 2011

Penisimi nasıl büyütebilirim?

Soru:
Penisimi nasıl büyütebilirim?
24 yaşında bir gencim. Penisim 6 santim. Bu yüzden kızlara karşı hiç ilgim yok. Ne yapmam lazım? Arkadaşım kendi penisinin 16 santim olduğunu söylüyor. Kendi gözıerimıe de gördüm. Penisimi nasıl büyütebilirim?
Cevap:
Değerli okurum, ereksiyon hali 6 santim ise küçük. Bu durumda hemen bir üroloji ve endokrinoloji uzmanına başvurman gerekir. Hem de ailenle birlikte. Ama sönük hali 6 santim ise hiç dert etme.

Soru 2:
Cinsel organım çok kuçuk, büyütmenin yolları var mı?
25 yaşındayım. Tek sorunum penisimin küçük olması. Penis büyütmenin bir yolu var mı? Seks shoplarda satılan krem ya da haplarla olacak bir şey mi? Tedavinin yan etkisi var mı?

Cevap 2:
Değerli okurum, ameliyatın dışında tedavisi yok. Penis boyu 9-10 santimden uzun olanlara ameliyat gerekmez. Çünkü işlevini yerine getirir. Sen biraz keyfine baksan diyorum.

Soru 3:
Cinsel organımı tıbbi yöntemlerle büyütebilir miyim?
Cinsel organımın küçük olması beni çok rahatsız ediyor. Cinsel ilişkiye giremiyorum. Boyum 1.96 santim. Penisimin küçüklüğü bununla ilgili olabilir mi? Tıbbi yöntemlerle penisimi büyütme imkanı var mı?

Cevap 3:
Değerli okurum, ameliyatla cinsel organ 1 -2 santim büyür. Ama boyut vermediğin için bir şey diyemeyeceğim. Bana göre normaldir. Ama sana göre küçük geliyor olabilir. Beden ölçüsü bilmeden hangi terzi birine kostüm dikebilir?

Bu yazıya 21 yorum yapıldı
emre akın
1 Temmuz 2009
sayın hocam ben 15 yasında bır gencim penısımın boyu 4 5 santım benım yasındakılerın boyu hemen hmen 10 cm fln benımkıde uzarmıı

Bu mesaja cevap yaz Metin
3 Temmuz 2009
Sönük hali 4-5 ise gayet normal emre.

Bu mesaja cevap yaz cem
27 Mart 2010
hocam ben 20 yasında penisimin boyu 15 cm ama benm kız arkadaşım bu durumda biraz daha büyük olmasını istedi penisimi baska bitki veya uzatcak bi formülü yokmu

Bu mesaja cevap yaz halil
17 Haziran 2010
hocam benim yaşım 14 penisimin boyu 10cm ama arkadaşlarımınki daha büyük benimle dalga geçiyorlar çaresi varmı :/

Bu mesaja cevap yaz halil
17 Haziran 2010
Bir kaç arkadaşımla konuştum bana şu formülü verdiler : Penisini yağla sağa sola ileri aşşağı yukarı doğru birer dakika çek dediler . İşe yararmı ?

Bu mesaja cevap yaz hasan
27 Temmuz 2010
ben 15 yaşındayım penisim 17 cm yaşıma göre normal mi?

Bu mesaja cevap yaz murat
7 Şubat 2011
evet normal benim de öle 15 yaşın dayım 17 cm

Bu mesaja cevap yaz Mert
15 Eylül 2010
Penısımın Boyu ereksıyon halınde 15-16 santım yasım 20 Pensımın boyutu benı mutlu etmıyor.. Bu Vpılls dıe buyutucu haplar yararlımıdır? yada yararlı ıse eger spermlerde bozukluk yaratırmı ? Yanı yan etkısı falan olur ılerde olacak cocugumun Zıhnen ve bedensel Bozukluklar sergıleye bılırmı ? Yardımcı olursanız cok sevınırım cok tesekkurler ılgılenen arkadaslara

Bu mesaja cevap yaz emir
23 Eylül 2010
hocam bn 11 yaşındayım penisim 9.5 cm boşalamıyorum ne yapmamı önerirsiniz boşalmam için ve penisimi buyutmek için

Bu mesaja cevap yaz emir
23 Eylül 2010
ve bir kere ilişkiye girdim çok zevkliydi ama akmadı kız arkadaşımınki bozuk musluk gibi akdı

Bu mesaja cevap yaz Mehmet
28 Eylül 2010
Anlamadım 11 Yaşında İlişkiyemi Girdin :D

Bu mesaja cevap yaz emir
29 Eylül 2010
eet nold memet

Bu mesaja cevap yaz hakan
27 Kasım 2010
sayın doktorum penizim 19 sntimdir nasıl 22 çıkarabilirim

Bu mesaja cevap yaz Mehmet
23 Ocak 2011
Sayın hocam ben 13 yaşındayım penisim 8 santim ama hiç döl yok ne yapabilrim

Bu mesaja cevap yaz hasan kaya
8 Şubat 2011
benim cinsellikle işim çok ben 12 yaşındayım ama penisim büyümüyor hatta bir tane hocam gördü gel bize dedi çay içelim dedi bende tamam dedim gittik evlerine kocası yoktu soyun maya başladı benim penisimde kalktı nese hocam bir türlü gözlerine inanamadı ama yalamaya başladı yani süper geçti ama penisiin boyu 8 cm büyültmek için ne yapa bilirim

Bu mesaja cevap yaz hasan kaya
8 Şubat 2011
ewet mehmet haklısın bende de hiç döl gelmiyo artık zevk suyu ile idare ediyoruz

Bu mesaja cevap yaz Hüseyin Kaya
10 Şubat 2011
iyi günler hocam
yaşım 14 penisimin boyu 6-7 ama sönük hali değil normal hali kilom 65 ve çok ince aşağı doğru sarkıyor dikleştirmek icin bir kaç kez hastaneden viagara çaldıydım yardımcı olursanız sevinirim. ve birde kız arkadaşımla ilişkiye girdik kız arkadasımın vajinasından kan geldi kızlıgı bozulmuşmudur? ve dahada geliştirebilirmiyim penisimi? Yorumunuzu bekliyorum teşekkürler

Bu mesaja cevap yaz can
29 Mart 2011
merhaba hocam yasim 16.5 benm pensm bence baya kucuk pısıkken 5.5 ile 6.5 arasında kalkınca ise 10.5 ile 11 arasında sizce ne yapmam la zım buyutmek için

Bu mesaja cevap yaz emrah
18 Mayıs 2011
hocam ben 18 yaşındayım pensm 13 santim sizce küçük deyilmi ne yapmam lazım lütfen yardım edin bana

Bu mesaja cevap yaz Perisan
19 Mayıs 2011
Slm hocam penisimi nasil buyutebilirim kalkik hali12 cm tesekur ederim

Bu mesaja cevap yaz Perisan
19 Mayıs 2011
Boyum1m85 kilom 105 pénis 12cm ne yapmaliyim tsk urger

Bu mesaja cevap yaz

Etiketler: Penis büyütme, Penis büyütme yöntemleri, Penisimi nasıl büyütürüm, sikimi nasıl büyütürüm, yarragımı nasıl büyütürük, büyük penir, küçük penis, penis boyunu büyütme, sikimi nasıl büyütürüm, kücük penis, penis büyütme doğal, penis büyütme yöntemleri, dogal penis büyütme,

Vajinasının üzerine boşaldım, hamile kalmış mıdır?

Cuma, Mayıs 20th, 2011

Vajinasının üzerine boşaldım, hamile kalmış mıdır?

Soru:
Sevgilim hamile kalmış olabilir mi?
Lise son sınıfta okuyorum, ön sevişme esnasında kız arkadaşımın vajinasının üzerine boşaldım. Sevgilim uzun zamandır adet görmüyor. Acaba hamile olabilir mi?
Cevap:
Olabilir değerli okurum, derhal bir gebelik testi yaptırın. Eczanelerde bile yapılan bir şey. Bunu göze alın ki bir sorun çıkarsa çözümü için geç kalmayın.

Bu yazıya 5 yorum yapıldı
ayse
30 Ağustos 2009
1 aydir adet görmüyorum acaba hamile olabilirmiyim ?

Bu mesaja cevap yaz merwe
8 Kasım 2009
merhabalar ben esımle bırlıkte oldum fakat oldugum donemde yumurtlama donemıme denk gelıyor esım kasıgıma bosaldı yanlıslıkla spermler canlı hucre oldukları ıcın emme olasılıgı varmıdır_?yanı hamıle kalma ıhtımalım olabılırmı

Bu mesaja cevap yaz berk
30 Temmuz 2010
sevgilimin vajinasının üzerine boşaldım hamile olma riski varmı lütfen cvp verin?

Bu mesaja cevap yaz kadiR
1 Ağustos 2010
18 Ya$ındaYız sevqiLimLe iLi$kiYe qiRdik Ama faRkınDa deiLdik VajiNaSının üStüNe ßo$aLmı$ım we koRkuyoRuz ßi$e oLmu$muduR aCaßa ßana Kesinnn cevap verin kötü duRumdayızzzzzzzzzzzz aCiLLLLLL Lütfennn :(

Bu mesaja cevap yaz ayse
11 Şubat 2011
ben bır kızım ve erkek arkasımla surtunme esnaısnda vajınama bosaldı adetımden 3gun sonra hemen sıldım ama korkuyorum hamıle kalmıs olabılrmıyım

Bu mesaja cevap yaz

İlişki, ilişki sırasında vajinanın üstüne boşalmak, ilişkiye girmek, hamile kalmak, sevgilim vajınama boşaldı, ilişkiye girdim hamile kalırmıyım, geç adet oldum hamilemiyim, Adetim gec geliyor, adet düzenim bozuldu, adet geçikmesi,

İlk ilişki için en ideal yaş kaç?

Cuma, Mayıs 20th, 2011

İlk ilişki için en ideal yaş kaç?

Soru
İlk ilişki için en ideal yaş kaç?
22 yaşındayım. Daha önce hiç cinsel deneyimim olmadı. Siz “En fazla 22 yaşında ilişkiye girilmeli” diye yazmıştınız. Acaba limitin 22 yaş olmasının nedeni ne?
Cevap
Değerli okurum, sen bizim gazetenin sürmanşetini okumuyorsun galiba. Ne diyor?: “Haydar Dümen ne derse, o doğrudur.” Bu söz uzay mekiğinin rota ayarı gibidir ve buna layık olmak için hata sıfıra inmelidir. Şimdi gelelim bizim hesaba: 14 yaşında ergenliğe eriştin. 22′ye varmaya 8 yıl ister. 8 yıl gece, 8 yıl gündüz o yaşlarda yollar dümdüz. Bas gaza, bas gaza 16 yıl (Geceler de dahil). Çift dikişlerle 16 yılda çocuk bile büyüyor. 22 yaş olayını da Hocanız sizi kayırarak söylüyor. Yoksa uçkurunuzu asla çözmeyin derdim. Ama hepimizin çocuğu var. Ters düşmeyelim doğaya. Bu hesap ince hesap işte manav, işte kasap.

Bu yazıya 5 yorum yapıldı
YARAMAZ
30 Mart 2010
yha bn 14 yaşındayım ama ilişkiye girmek istiyorum erkekleri görünce ilişkiye girmek istiyorum napmalıyım yardım edin canım çok istiyor

Bu mesaja cevap yaz AKIN ÖZ
8 Temmuz 2010
YHA VARYA BENDE KIZLARI GÖRÜNCE AYNI HİSSİ DUYUYORUM AMA NE YAPICAKSIN ELDEN GELEN TEK BİR ŞEY VAR SEVDİĞİN YANİ MUTLU OLACAĞIN BİR ARKADAŞINLA UYGUN BİR ORTAMDA İŞİNİ GÖRMELİSİN

Bu mesaja cevap yaz edımss
16 Haziran 2010
güzelim sen çok istiyorsun ilişkiye girmeyi bu çok güzel bir istek biliyorum seni anlıyorum canım bnm msn adresm belli beni ekle istersen herşey istedğin gibi olur bebeğim

Bu mesaja cevap yaz AKIN ÖZ
8 Temmuz 2010
MERHABA HOCAM BEN 16 YAŞINDA BİR GENCİM BENİM ÇOK MERAK ETTİĞİM BİR DURUM VAR KIZLARLA RAHATÇA İLİŞİYE GİREBİLMEK İÇİN İDEAL YAŞ KAÇ YANİ DEMEK İSTEDİĞİM ETRAFIMDA BENİ SEVEN BİR SÜRÜ KIZ ARKADAŞIM VAR HEPSİDE BENİM YAŞIMDA ONLARLA RAHATÇA HERHANGİ BİR ZORLUK ÇEKMEDEN İLİŞKİYE GİREBİLİRMİYİM

Bu mesaja cevap yaz asi
20 Mayıs 2011
bi erkek arkadaşım varr 15 yaşında ben ise 13 yaşındayım erkek arkadaşım ilişkiye girmek çok istiyor ama açıkcası hamile kalırım die çokk korkuyorumm bu yüzden erkek arkadaşımla çokk kaç kere ayrılma noktasına geldik şimdi iilşkiye girsem hamile kalır mıyım çok merak ediyorum ya da en ideal yaş kaç

Bu mesaja cevap yaz

ilişkiye girme yaşı, ilişki, seks yapma yalı, sex yapma yaşı, cinsel ilişki yaşı, cinsel ilişkiye girme, seks arzusu, sevişme yaşı, hamile kalma yaşı, gebe kalma yaşı, ilişkiye girdim hamile kalırmıyım,

Doğum kontrol hapı ve aşırı adet kanamasına neden olur mu?

Cuma, Mayıs 20th, 2011

Doğum kontrol hapı ve aşırı adet kanamasına neden olur mu?

Soru:
Doğum kontrol hapı ve aşırı adet kanamasına neden olur mu?
19 yaşındayım. Son 1 ay içinde 3 kez adet gördüm. Her seferinde çok kan kaybettiğimi düşünüyorum. Bu durum kullandığım doğum kontrol hapı yüzünden mi? Hapı kullanan başka kadınlarda da aynı şeyin olduğunu öğrendim. Hamile kalamama bu yüzden olabilir mi? Geçtiğimiz günlerde ilişkiye girdik ama test sonucuna göre hamile değilmişim. Eğer hamileyse ne zaman belli olur?
Cevap:
Doğum kontrol haplarının ilk kullanılmaya başladığı aylarda zaman zaman ara kanamalar veya düzensiz kanamalar olabiliyor ama sizin tarif ettiğiniz kadar şiddetli kanamanın olmaması lazım (Bu arada ilacı almayı unutunca bu kanamalar çok daha sık olarak görülebiliyor). Düzensiz kanamalar olurken gebe kalacağınızı zannetmiyorum. Ama bir başka nokta daha var. Önceden fark edilmeyen bir gebelik varsa, o zaman bu tip kanamalar ortaya çıkabilir. Gebelik testi yapmışsınız, negatif dediğinize göre bu olasılık yok demektir. Burada yapılacak şey muayene olmak, ultrason ile rahmin ve yumurtalıkların durumunun incelenmesi. Ardından da sonuçlara göre gereken tedavinin yapılması. “Hamileysem bu ne zaman belli olur” diyorsunuz. Kanda yapılan gebelik testi adet gecikmesinin ilk günlerinde (pozitif) sonuç verir, 4 haftalık gebeliği ultrasonla tanıyabilmek mümkündür.

Aşırı kanama, dogum kontrol hapı, dogum kontrol hapları, Asırı kanama, Aşırı kanama nedenleri, neden aşırı kanama oluyor, aşırı kanama nedenleri,

Menopozda ilişkiye girmek

Cuma, Mayıs 20th, 2011

Menopozda ilişkiye girmek
19 Mayıs 2011 Menopozda ilişkiye girmek
19 Mayıs 2011 Cinsel Sağlık, Kadın Sağlığı, Menopoz

Kadınların en büyük sıkıntılarından biri menopoz. Bu dönemde kalp hastalıklarında artış, kemik erimesi, ateş basması, terleme, cinsel isteksizlik örülüyor. Yaşam kalitesinin yükselmesi ve sorun yaşamamak için destek
alabilirsiniz.

Soru:
60 yaşındayım. 10 yıl önce menopoza girdim. Ben artık cinsel ilişkiye girmek istemiyorum ama eşim istediği için onu kıramıyorum. Ancak cinsel ilişki ağrılı oluyor. Acaba bunun nedeni menopoz mu? Ben artık ter basması ya da sıkıntı gibi sorunlar yaşamıyorum. Acaba başka bir sorunum mu var?
Cevap:
Prof. Dr. Derin Kösebay: Şikayetinizin nedeni sizin de tahmin ettiğiniz gibi menopoz. Menopozda östrojen hormonu (Kadınlık hormonu da deniyor) azalıyor. Buna bağlı olarak önce ateş basmaları, terlemeler, ciltte kuruma ve kırışıklıkların artması, vajinada kısalma, daralma ve kuruluk, cinsellik konusunda genel bir isteksizlik hal oluyor. Ayrıca uyku düzeninde bozulma, karın ve kalçada yağ birikimi ve zaman içinde kemiklerde bozulma (Osteoporoz) görülüyor. Kemiklerdeki bozulma ilerlerse kemiklerin çok ufak travmalarla bile kırılabilmesi mümkün. Bir yandan da kalp damar hastalıklarında artış görülebiliyor. Bu nedenle menopoz tedavi edilmelidir diyor birçok uzman. Cinsellik konusunda hormonların çok önemli rolü var fakat hormon kullanamayan veya kullanmak istemeyenler için vajinada kayganlık sağlayan, ilişkiyi kolaylaştıran ilaçlar var.

Kadınların en büyük sıkıntılarından biri menopoz. Bu dönemde kalp hastalıklarında artış, kemik erimesi, ateş basması, terleme, cinsel isteksizlik örülüyor. Yaşam kalitesinin yükselmesi ve sorun yaşamamak için destek
alabilirsiniz.

Soru:
60 yaşındayım. 10 yıl önce menopoza girdim. Ben artık cinsel ilişkiye girmek istemiyorum ama eşim istediği için onu kıramıyorum. Ancak cinsel ilişki ağrılı oluyor. Acaba bunun nedeni menopoz mu? Ben artık ter basması ya da sıkıntı gibi sorunlar yaşamıyorum. Acaba başka bir sorunum mu var?
Cevap:
Prof. Dr. Derin Kösebay: Şikayetinizin nedeni sizin de tahmin ettiğiniz gibi menopoz. Menopozda östrojen hormonu (Kadınlık hormonu da deniyor) azalıyor. Buna bağlı olarak önce ateş basmaları, terlemeler, ciltte kuruma ve kırışıklıkların artması, vajinada kısalma, daralma ve kuruluk, cinsellik konusunda genel bir isteksizlik hal oluyor. Ayrıca uyku düzeninde bozulma, karın ve kalçada yağ birikimi ve zaman içinde kemiklerde bozulma (Osteoporoz) görülüyor. Kemiklerdeki bozulma ilerlerse kemiklerin çok ufak travmalarla bile kırılabilmesi mümkün. Bir yandan da kalp damar hastalıklarında artış görülebiliyor. Bu nedenle menopoz tedavi edilmelidir diyor birçok uzman. Cinsellik konusunda hormonların çok önemli rolü var fakat hormon kullanamayan veya kullanmak istemeyenler için vajinada kayganlık sağlayan, ilişkiyi kolaylaştıran ilaçlar var.

Menopoz döneminde ilişki, menopoz sırasında hamile kalmak, menopoz döneminde seks, menopoz kadınlarda gebe kalmak, menopoz kadınlar hamile kalabilirmi, menopozdayken ilişki, cinsel ilişki, menopoz doneminde seks yapmak,

İki kez düşük yaptım

Cuma, Mayıs 20th, 2011

İki kez düşük yaptım

Soru:
İki kez düşük yaptım, doktora gidemiyorum
3 yıl önce 2 düşük yaptım. Son düşükten sonra psikolojik olarak etkilendim. Doktora gidip muayene olamıyorum, o yüzden de derdimi anlatamıyorum. Vajinada bazen yanma oluyor, sistit ve kaşıntı da var. Ne yapmam lazım?
Cevap:
“Doktora gidemiyorum” demenizi ben kabul etmiyorum. Belki şikayetlerinize tahammül edebildiğiniz sürece gitmeyeceksiniz. Şikayetler artınca mecburen gideceksiniz ama belki de bazı şeylerin düzeltilmesinde geç kalınmış olacak. Anlattığınıza göre sizde bir enfeksiyon olabilir ve enfeksiyon mantar enfeksiyonu da olabilir. Bunun tedavi edilmesi lazım. Düşük nedenlerinin araştırılması şart (Çeşitli kan tahlilleri ile). Ayrıca rahim içinde ve rahim ağzında bir bozukluğun olup olmadığı belki de rahim filmi çekerek araştırılmalı. Yani sizde araştırılacak çok şey var (Eşinizin sperminin de incelenmesi lazım). Bütün bunlar yapıldıktan sonra bozukluk varsa, tedavi edilecek ve size yeniden gebe kalmanız için izin verilecek. Sağlıklı bir bebek sahibi olmanın başka yolu bence yok, sevgiler.

Annelerin adaylarının korkulu rüyası düşük nedenleri ve tedavi yöntemleri
Sigara düşüğe davetiye çıkarıyor.
20′nci haftadan önce üç veya daha fazla gebelik kaybı tekrarlayan düşük olarak adlandırılıyor. Tekrarlayan düşüklerin yarısından fazlasının nedeni açıklanamıyor. Ancak bazı kan hastalıkları, hormona sorunlar, sigara ve alkol kullanımı düşüklere sebep olabiliyor.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Çepni sorularımızı yanıtladı:

Tekrarlayan düşük yaygın bir sorun mu?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Tekrarlayan gebelik kaybı sendromu dünyada her yıl 500 binden fazla kadmı etkileyen yaygın bir gebelik problemidir.

Erken düşük, geç düşük tanımları ne anlama geliyor?
Prof. Dr. İsmail Çepni: 1977 yılında Dünya Sağlık Örgütü, gebelik ürününün ağırlığı ve gebelik sürecini kriter alarak yeni bir düşük tanımı getirdi. Buna göre, 20′nci gebelik haftasından önce, 500 gramdan daha az bebek ve eklerinin, tamamının ya da bir kısmının rahim dışına atılmasına düşük deniyor. Erken gebelik kayıpları, kürtaj ya da ilaçla girişim olmadan gebeliğin 20′nci haftadan önce sonlanmasını ifade etmek için kullanılan bir terimdir. 12′nci gebelik haftasına kadar olan düşüklere erken düşük, 12 -20′nci gebelik haftaları arasında olan düşükler ise geç düşük olarak adlandırılıyor.

Düşük nedenine yönelik araştırmalar ne zaman başlamalı?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Gebeliklerin peş peşe başarısızlıkla sonuçlanması hem kısırlığa hem de ciddi ruhsal sorunlara yol açabiliyor. Günümüzde tekrarlayan düşük nedenine yönelik araştırmalara ikinci düşük sonrasında başlama eğilimi giderek yaygınlaştı. Bu yaklaşımda amaç; anne adayını bir diğer düşüğün yol açacağı psişik travmadan korumak ve uzun süreli, geniş kapsamlı tetkiklere moral desteğini tamamen yitirmeden bir an önce başlamaktır.

Bir kadın kaç kez düşük yaparsa tekrarlayan düşük olarak kabul edilir?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Tekrarlayan düşük; geleneksel olarak son adet tarihinden itibaren 20′nci gebelik haftasından önce klinik olarak fark edilmiş 3 veya daha fazla gebelik kaybı olarak tanımlanır. Tekrarlayan gebelik kayıpları yaklaşık olarak her 300 gebelikte bir görülür. Ancak gebelik kaybından önce bebeğin kalp aktivitesi saptanmışsa, kadının yaşı 35′ten büyükse veya çiftin gebelik elde etmede zorluğu varsa 2 kez kendiliğinden düşük sonrasında gebelik kaybı için klinik araştırmaya başlanmalıdır. Günümüzde, ultrasonla gebelik belirlenmeden önceki düşüklerin düşük sayılıp sayılmayacağı konusunda bir görüş birliği yoktur. Missed abortuslar (bebeğin anne rahminde kalbinin durmasına rağmen düşmemesi), kendiliğinden rahimden atılmadıkları için düşük tanımlamasına dahil edilmiyor. Benzer şekilde, 500 gramın üzerinde de tekrarlayan bebek ölümleri olabilir. Bu yüzden tekrarlayan düşük gibi deyimlerin yerini ‘tekrarlayan gebelik kaybı’ deyimi alıyor.

Tekrarlayan düşüklerin ne kadarı kadın, ne kadarı erkek nedeniyle oluyor?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Tekrarlayan düşük, nedenlerinin belirlenmesi ve geleceğinin öngörülmesinde en yetersiz kalınan konulardan biridir. Öyle ki, tekrarlayan düşüklerin yüzde 68′inde neden belirlenemiyor. Erkeğe ve kadına ait nedenler olarak ayırt edici bir çalışma yapılmadı. Ancak birçok düşüğün nedeni embriyoda kromozom sorunlarıdır. İlk 3 ayda gebelik kayıplarının yüzde 50′sinde, ikinci üç ayda kayıplarının yüzde 30′unda ve ölü doğumların yüzde 3′ünde kromozomal bozukluk tespit edilmiştir. Bu grupta babaya ait nedenler olabileceği sonucu çıkarılabilir.

Tekrarlayan düşüklere yol açan sebepler nelerdir?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Nedenlerini belirlediklerimizi sıklık sırasına göre şöyle sıralayabilirim;

• Kan pıhtılaşma proteinleri ve trombosit bozuklukları (yüzde 53): Bazı kan hastalıkları düşüklere yol açabilir.

• Rahimin yapısal nedenleri (yüzde 15): Rahimdeki atardamar bozuklukları, bebeğe ve plesantaya (bebeğin eşi) kan akımını etkileyerek gebelik kaybına sebep olabilir. Özellikle rahim ağzı yetmezliği, rahimde tek boynuz, iki boynuz gibi yapı bozuklukları daha çok geç düşük nedenleri arasında sayılır.

• Hormon bozuklukları (yüzde 15): Troid hormon bozuklukları, şeker hastalığı gibi hormonal sorunlar düşüklere sebep olabilir.

• Kromozomal nedenler (yüzde 7): Genel kural olarak düşük ne kadar erken oluşursa kromozomal kaynaklı olma olasılığı o kadar fazladır. Gebeliğin ilk 3 ayındaki kayıplarının yüzde 60% ikinci 3 ayındaki kayıpların yüzde 1045′i, üçüncü 3 ayındaki ölü doğumlarının ise yüzde 5′i genetik hatalardan kaynaklanıyor. Genetik bozuklukları yapısal ve sayısal olarak sınıflamak mümkündür.

• Diğer nedenler (yüzde 10): Enfeksiyon, immünolojik, çevresel faktörler de düşüklere sebep olabilir. Aslında bakteriyal ya da viral enfeksiyonların tekrarlayan düşüklere neden olduğuna dair kesin kanıtlar halen yok. Romatizmal hastalıklar içinde kabul edilen Lupus da tekrarlayan düşüklere sebep olabilir. Düşük nedeni olabilecek en önemli çevresel etkenler iyonize radyasyon, ağır metal zehirlenmesi, bazı ilaçlar, nikotin olarak sayılabilir. Sigara, alkol ve aşırı kahve tüketimi artmış tekrarlayan düşük riskiyle birliktedir.

İlerleyen yaş düşük nedeni
Anne ve baba adayının ilerleyen yaşıyla birlikte düşük riski artıyor. İleri yaşın özürlü bebek ihtimalini de artırdığını söyleyen uzmanlar uyarıyor: “Çocuk sahibi olmayı 35 yaşından sonraya ertelemeyin.”

Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Çepni sorularımızı yanıtladı:

Yaş, ilerleyen kadınlarda düşük riski artıyor mu?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Anne ve baba yaşıyla birlikte düşük riski artıyor. İleri yaş özürlü bebek riskini de yükseltiyor. Kendiliğinden düşük hızı annenin yaşı 20′den küçükken yüzde 12.2′dir. Bu oran 20-24 yaş arasında 14.3′e, 30-34 yaş arasında 15.5′e, 35-39 yaş arasında 18.7ye, 40-44 yaş arasında 25.5′e çıkıyor. Baba açısından; 20 yaştan genç babada düşük yüzdesi yüzde 12′yken, bu oran 35-39 yaş arasında 15.8 ve 40-44 yaş arasında 19.5′e çıkıyor.

Düşüklerin ne kadarı tedavi ile önlenebilir?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Düşük nedenlerine göre tedavide başarı oranları değişiyor. En zor grup genetik problem olan gruptur. Genetik problem belirlendiğinde, genetik danışma, preimplantasyon genetik değerlendirme öneriliyor. Rahimde yapısal problem olduğunda bazı cerrahi yöntemlerle yüzde 70lere varan canlı doğum oranları bildirilmiş.

Düşüğün sebebi hormonlarsa tedavi nasıl düzenleniyor?
Prof. Dr. tsmail Çepni: Eksik olan hormon yerine konuluyor. Ya da prolaktin yüksekse düşürülüyor.

Aspirin tedavide kullanılıyor mu?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Her zaman değil. Eğer düşüğün sebebi bağışıklık sistemi sorunlarına bağlıysa ya da bazı kan hastalıklarıysa Aspirin kullanılabiliyor.

Enfeksiyon tespit edilmişse ne yapılıyor?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Bu durumda belirtilere göre antibiyotik tedavisi düzenleniyor.

Düşüğün sebebi açıklanamamışsa herhangi bir tedavi uygulanıyor mu?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Hayır. Açıklanamayan tekrarlayan düşük grubunda bir sonraki gebeliğin başarılı gebelik olma şansının yaklaşık yüzde 60-70′tir. Bu bilgi çiftlerin daha iyimser olmalarına yardımcı oluyor.

Her düşükten sonra tedavi daha mı zorlaşıyor?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Düşük sayısı arttıkça düşük oranı da yükseliyor. Canlı doğum yapmış kadmda ilk düşük riski yüzde 12′dir. Bir düşükten sonra bu oran yüzde 24′e, iki düşükten sonra yüzde 26′ya, üçten sonra yüzde 32′ye çıkıyor. Hiç canlı doğum yapmamış kadında iki düşükten sonra düşük riski yüzde 40-45′i buluyor. Yani düşük sayısı arttıkça tedavi şansı düşüyor.

Düşükten sonra inceleme yapmak aileler için çok maliyetli mi?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Evet. Hem de çok. İncelemeler bazen yararsız olabiliyor. Tekrarlayan düşüklerin çoğunun nedeninin bulunamayacağı göz önüne alınmalı. Hastanın çok iyi bir şekilde öyküsü alınmalı, dikkatli muayene ve rahim değerlendirmesini takiben olabilecek en az tetkikle sorun çözülmeye çalışılmalı.

Düşükler sizi de bir doktor olarak korkutur mu?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Tekrarlayan düşüklerde çoğunlukla neden bulamıyoruz. Nedeni bulamadığımızda tedavide de zorlanıyoruz. Hele, hiç çocuğu olmamış çiftte bir de bu tabloya çocuksuzluğun psikolojik boyutu eklenince sorun daha da büyüyor. Tabii ki, bu hekimi endişelendiren durum. Ancak biz yine de hastamızı doğru şekilde bilgilendirerek iyimser düşünmeye yöneltmeye çalışırız. Bunun için kaygılarımızı yansıtmaz güven verir, doğruyu anlatırız.

Düşükten korunmak mümkün mü?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Öncelikle tıbbi nedenin araştırılması için bir kadın doğum uzmanına başvurarak önlemler alınmalı. Sigara, alkol, aşırı kahve tüketimi gibi faktörler ortadan kaldırılmalı. Belki de en önemli faktör olan ileri yaş, göz önüne alınarak çocuk doğurma ertelenmemelidir.

Bir kadın kaç kez düşük yaparsa tekrarlayan düşük olarak kabul edilir?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Tekrarlayan düşük; geleneksel olarak son adet tarihinden itibaren 20′nci gebelik haftasından önce klinik olarak fark edilmiş 3 veya daha fazla gebelik kaybı olarak tanımlanır. Tekrarlayan gebelik kayıpları yaklaşık olarak her 300 gebelikte bir görülür. Ancak gebelik kaybından önce bebeğin kalp aktivitesi saptanmışsa, kadının yaşı 35′ten büyükse veya çiftin gebelik elde etmede zorluğu varsa 2 kez kendiliğinden düşük sonrasında gebelik kaybı için klinik araştırmaya başlanmalıdır. Günümüzde, ultrasonla gebelik belirlenmeden önceki düşüklerin düşük sayılıp sayılmayacağı konusunda bir görüş birliği yoktur. Missed abortuslar (bebeğin anne rahminde kalbinin durmasına rağmen düşmemesi), kendiliğinden rahimden atılmadıkları için düşük tanımlamasına dahil edilmiyor. Benzer şekilde, 500 gramın üzerinde de tekrarlayan bebek ölümleri olabilir. Bu yüzden tekrarlayan düşük gibi deyimlerin yerini ‘tekrarlayan gebelik kaybı’ deyimi alıyor.

Tekrarlayan düşüklerde, en yeni tedaviler nelerdir?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Özellikle trombofili grubunda aspirin ve düşük moleküllü heparin birlikte kullanılıyor. Sonuçta tekrarlayan düşüklerde iki düşükten sonra araştırılmalı, nedene yönelik tedavi, doğru bilgilendirmeyle doğru yol izlenerek sonuç alınmaya çalışılmalıdır.

İşte düşüğe en çok yol açan sebepler:
•Genetik faktörler
•Rahim ağzı yetmezliği.
•Miyomlar.
•Kalıtsal rahim anomalileri.
•Polikistik over sendromu.
•Tiroit bezi hastalıkları.
• Şeker hastalığı.
•Enfeksiyonlar.
•Sigara.
•Alkol.
•Kafein.
•Çevredeki toksik maddeler.
•Evde kullanılan zararlı maddeler.
•Radyasyon.

İkinci çocuğa hamile kalamıyorum
25 Mayıs 2010 Hamilelik-Gebelik

Soru:
İkinci çocuğa hamile kalamıyorum
27 yaşındayım. Adetlerim hep düzensizdi. Hap kullanırken düzenli adet görüyorum ama bırakınca kesiliyor. 8 yıldır evliyim. 5 aylık hamileyken düşük yaptım. Bir çocuğum var. İkinciyi istiyorum ama hamile kalamıyorum. 16 ay Diane 35 kullandım. Çene altında ve karnımda tüylenme var. Ultrasonla bakıldı, polikistik over sendromu denildi, ne yapmalıyım?
Cevap:
Sevgili okuyucumuz, polikistik over’li bir hastanın verilecek bir ilaçla tamamen ve yaşam boyu tedavi edilebilmesi günümüzde hâlâ mümkün değil. Bu hastalıktaki adet düzensizlikleri, tüylenmedeki artış, kilo alma sorunu, şeker metabolizmasındaki bozukluk ayrı ayrı tedavi edilir. Tedavi altındaki birinin çocuk istemesi durumunda kullanılan ilaçlar değiştirilerek gebe kalması sağlanabilir. Burada dikkat edilmesi gereken gebe kalamamanın tek nedeni polikistik over olarak düşünülmesidir. Çünkü başka nedenler de gebe kalmayı engelleyebilir. Doktorla konuşun, size gebe kalmanız için gereken araştırmaları yapsın.

Yumurtalıklarımda kist var ve çocuğumuz olmuyor
12 Nisan 2011 Hamilelik-Gebelik

Soru:
Neden çocuğumuz olmuyor?
30 yaşındayım. 2 senelik evliyiz ama çocuğumuz olmuyor. Eşimle birlikte gerekli bütün test ve tahlilleri yaptırdık ama bende kist var ve ara sıra iltihap geliyor. Pek çok doktora gittik ama hamile kalamıyorum. Ne yapmam gerekiyor?
Cevap:
Çocuk sahibi olmak isteyen pek çok ailede görülen sabırsızlık ve bu nedenle sık doktor değiştirmek işleri kolaylaştırmıyor. Her gidilen yeni doktor işe baştan başlayarak hem zaman hem de maddi birtakım kayıplara neden olabiliyor. “Bütün testleri yaptırdık” diyorsunuz. Gebe kalamıyorsanız demek ki gözden kaçan bir nokta var. Kistiniz bu konudan ne kadar sorumlu? Yumurtalıkta kist olması bir ölçüde yumurtlama fonksiyonunu bozar. Kistin değerlendirilmesi (büyüklüğü, şekli, içindeki materyal kan, sıvı olması) gerekir. Eğer doktorunuz gebe kalmanızı engelleyen bir neden bulamıyorsa yardımcı üreme tekniklerinden yararlanmanız için sizi bir tüp bebek merkezine yönlendirecektir.

Soru:
Sperm hareketinin düşük olması çocuk olmasına engel mi?
2 yıl denemeye rağmen eşim hamile kalmadı, doktora gittik. Sperm sayısı normal ama sperm hareketleri düşük. İki defa şırınga yöntemiyle hareketli olanlar seçilerek eşime sperm verildi ancak yine başarılı olmadı. Sperm hareketlerinin veya hızının düşük olması çocuk olmasına engel mi? Şimdiden çok teşekkür ederim.
Cevap:
Eşinizin bütün araştırmaları yapıldı ve her şey normal, sizde sadece spermde hareket sorunu mu var? Eğer durum böyle ise siz bir üroloji uzmanına gidin ve muayene olun. Ürolog arkadaşımız spermin kalitesini düzeltecek bir tedavi uygulayabilir. Eğer sperm kalitesi normal şekilde gebelik için yeterli değilse o zaman bir tüp bebek merkezine müracaat etmeniz gerekecek.

Düşük yapmak, hamile kalmak, kısırlık, gebe kalmak, dogum yapmak, yumurtalık, kist, kısır, kısırlık, hamile kalma yöntemleri, ilişki sonrası sancılar, ilişkide tatmin olmak, düşük yapma yöntemleri, düşük yaptıkdan sonra hamile kalmak,

Cinsellikte doyuma ulaşmanın yolları!

Cuma, Mayıs 20th, 2011

Cinsellikte doyuma ulaşmanın yolları!

Eşler arasında mutlu bir cinsel yaşamın sırları…
Cinsel doyumsuzluk, cogu zaman eşler arasındaki sorunlu ilişkiden kaynaklanıyor. Doyum veren cinsel fantezilerin bilinmemesi, gerginlikler, evlilik sorunlarının ceremesinin cinsel yaşama yüklenmesi gibi hatalı tutumlar da cinsellikten alınan hazzı etkiliyor

Kitaplar, bu başlıgı es gecse de doyum cinselligin cok önemli bir boyutu. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikyatri Anabilim Dalı Ögretim Üyesi, Cinsellik ve Cinsel Tedaviler Birimi Baskanı Prof. Dr. Arşaluys Kayır, cinsel doyumsuzlukta, ciftlerin sevişme sıklıgı, sevişme bicimi, sevişmeyi başlatma veya geri cevirme, sevişme öncesi tartışmalar, cinsel cekimin azalması ve kısa sevişme gibi faktörlerin etkili oldugunu söylüyor.

Cinsel doyum nedir? Standart ölcüleri var mıdır?

Cinsel etkilenme; istek, uyarılma, birleşme, orgazm ve orgazm sonrası evreleri olarak sınıflanır ve sorunlar da bu cerceve icinde degerlendirilir .Oysa bircok kitapta görmedigimiz cok önemli bir başlık cinsel doyumdur. Cinsel doyum, bireyin cinsel iletişiminden hoşnut olması ve mutluluk duymasıdır. Bu da bir cinsel sorundan bagımsız olarak ilişkinin cinsel ve cinsel olmayan boyutlarına baglıdır.

İster erkek, ister kadın, doyumlu cinsel yaşam tarifimiz aynıdır ve bu sadece boşalma, orgazm olma, uzun uzun sevişme veya sık sevişme degildir. Cinsel hazzın her türlüsü kişiye güzel geliyorsa güzeldir. Örnegin vajinismus sorunu (birleşememe) olan ciftler cinsel yaşamlarını “O ana kadar herşey cok güzel” diye tanımlarlar. Dogrudur. Bu ciftlerin cogunda sevgi vardır , istek ve orgazm sorunları da yoktur. Bunu tartışmayız… Ancak bireyin deneyimleri, ona kendisi veya eşi icin daha nelerin doyurucu oldugu bilgisini kazandırır. Vajinismusu düzelen kadın yine sıklıkla şunu soyler: “cok haz almıyorum ama eşime cok yakınlaştım. Şimdi bir ciftmişiz gibi hissediyorum.”

“Beceremiyoruz, henuz olmadı” gibi duyguların ortadan kalkması da ciftin sırtındaki yükü hafifletir ve onları yakınlaştırır.

Doyumsuz cinsellik neden kaynaklanır?

Nedenlere bir bütünlük icinde bakarız. cogul nedenlerin biraraya gelmesi bir cinsel sorun yaratır. Bilinc dışı sürecler cinsellikte önemlidir. Fakat cinsel doyumsuzluk cogu zaman eşler arasındaki genel ilişkideki güclükleri yansıtır.

Eşler arasında başlıca cinsel gerginlik konuları veya doyumsuzluklar nelerdir?

ciftlerin sevişme sıklıgı

Sevişme bicimi

Sevişmeyi başlatması veya geri cevirmesi

Cinsellik konusunda sevişme öncesinde tartışmalar

Doyum veren cinsel fantezilerin bilinmemesi ve empoze edilmesi

Cinsel cekimin azalması

cok kısa sevişmeler

Evlilik sorunlarının ceremesinin cinsel yaşama yüklenmesi gibi…

Cinsel doyum denince orgazm veya boşalma anlaşılmıyor mu?

Orgazm, fizyolojik olarak cinsel döngünün tamamlanmasıdır. Hazzın doruga cıkmasıdır. Süresi kısadır. Rahatlık, gevşeklik verir, uykuya dalmayı kolaylaştırır. Sevilen bir eşle yaşanan orgazm mutluluk hissettirir. Ama ilişki veya bireyin kişilik yapısı onu yine mutsuz edebilir. Orgazm mutluluk anları olsa da biliyoruz ki orgazm olmadan da cok doyumlu sevişmeler var.

Erkek orgazmı kadın orgazmına göre daha kolay. Neden?

Erkekte boşalma ihtiyacı daha fazla. Hemen bir ipucu ve bilgi vermek isterim. Cinsel birleşmeyle orgazm hedeflenmediginde kadın daha kolay orgazm olur. Vajina klitoris kadar orgazmı tetikleyen bir yer degil. Bu bilgi son 30 – 40 yılın kadın cinsel fizyolojisi laboratuvar calışması sonucları. Orgazmı başlıca klitoris tetikliyor, vajina kasılmalarla devreye giriyor.

Kadının orgazm olamaması erkegi nasıl etkiliyor?

Erkek “Olsun” diye nafile cabalar. Bu durum gerginlik ve yetersizlik yaratıyor erkekte. Bunu sorun olarak kabul eden ciftlere önerim, birleşmeyle orgazmı hedeflemeyi unutsunlar, eski bildiklerinden denesinler. Kadının aktif ve üst pozisyonda olması keşiflerini kolaylaştırır.

Sevişirken cinsel doyum acısından aktif olmak ile pasif olmak arasında fark var mı?

O farkı ve ceşitliligi keşfetmeleri icin ciftlere , duyarlı noktalara odaklanarak en az 20′şer dakikalık (10 dakika ön sevişme 10 dakika birleşme sonrası sevişme) birbirilerini okşayıp öpmelerini ve arzularını, erotik duygularını dile getirmelerini öneririz. Başta karşı tarafa bilgi vermeden gözler kapalı, kendi duygulanımını anlar, sonra anlatır. Cinsel birleşme ve orgazm hedeflenmez. Daha sonra cinsel organ ve gögüs keşifleri ve birleşme. Alıp vermeye odaklanan cift kısa zamanda aktif ve pasif olmanın kazanclarını farkeder. Alma kadar verme de bireye haz verir.

Cinsel ilişkiden sonra yanma veya acı: Sistit

Soru:
İlişkiye girdikten sonra yanma ve acı hissediyorum
İlişkiye girdikten 15-20 saat sonra sistit şeklinde ciddi yanmalar oluyor. Ayrıca tuvalete gittigimde özellikle idrarımın sonuna gelince cok şiddetli acı ve yanma hissediyorum. Aşagı yukarı 3 hafta önceki birlikteligim sonucunda aynı durumu yaşadım ama doktora gitmedim. 3 hafta agrı cektim. İlk hafta yanmalar oldu. Diger 2 hafta yanmalar azaldı ama bu seferde idrarımın sonunda şiddetli yanma ve acı olmaya başladı. Gecen hafta adetim bittikten sonra ilişkiye girdim. Aynı sancılar ve yanmalar devam etti. Sizce neden böyle oluyor?
Cevap:
İdrar torbasından idrarı cıkış noktasına getiren ince boru gibi olan organa üretra denir. Üretra vajinanın hemen yakınlarında dışarı acılır. Burası ilişkide tahriş olmaya cok müsaittir. Hele ilk ilişkilerde bu cogunlukla olur. Bundan dolayı da balayı sistiti adı verilmiştir. Sizde de böyle bir durum var. Ayrıca mesanede de kısmen kronikleşmiş bir enfeksiyon olabilir. Öncelikle muayene olmanızı öneriyorum. Belki idrar kültürü yaptırılır ve enfeksiyon varsa hangi antibiyotik yararlıdır, anlaşılır. Bence gecikmeden bir kadın-dogum uzmanına görünmelisiniz.

Cinsel saglık, saglıklı cinsel yaşam, cinsel ilişki, saglıklı ilişki, ilişki sırasında agrılar, ilişki sırasında kanamalar, ilişki sonrası uyku, mutlu bir ilişki, güvenli ilişki, ilişki sırasında önlem almak, ilişkiye girmek, ters ilişki, anal ilişki, oral ilişki,

Sigaranın sağlığımıza etkileri

Cuma, Mayıs 20th, 2011

Sigaranın sağlığımıza etkileri
Sigara ve Sağlık: Saatte 200-250 km hızla ve 100 derecenin üzerinde sıcaklıkla dumanı ağız içine çarpan sigara, içerdiği 4000 den fazla zararlı madde ile insan sağlığında ciddi bozulmalara yol açar. Sigara otuza yakın hastalık için ciddi risk faktörüdür. Sigaranın dumanında gaz halinde bulunan CO (karbon monoksit) hücrelerin kandaki oksijeni kullanmasını engelleyerek, tüm organların çalışmasına zarar verir. Sigara dişlerde lekelenmeye, dişlerde daha kolay çürümeye, tad duygusunda bozulmaya yol açar ve diş taşı oluşumunu hızlandırır.

Sigara içenlerde ağız içi kanserleri, dişeti kanserleri, dil kanserleri, bademcik kanserleri, sigara içmeyenlere göre 3-33 kat daha fazla görülür. Sigara, solunum yollarını örten hücreleri ve koruyucu siliyer yapıyı bozarak akciğerlerin her türlü zarara açık hale gelmesine yol açar. Kronik akciğer hastalıklarının % 80-90 sorumlusu, sigaradır. Sigara içenlerde kronik bronşit, amfizem gibi hastalıklardan ölüm oranı, sigara içmeyenlere göre 2.5 kat fazladır. Akciğer kanserlerinin % 90′ı sigarayla ilgili olup, sigara içmeyenlere göre riskleri 15-20 kat yüksektir.

Sigara Neden Zararlıdır: Sigara dumanında nikotin, katran ve zehirli gazlar bulunmaktadır. Katran maddesinin içerisinde yaklaşık olarak 4000 kimyasal bileşik bulunur. Bu kimyasal bileşiklerin birçoğu da toksiktir yani zehirlidir ve bugün için bu kimyasal bileşiklerden 43 tanesinin kansere yol açtığı bilinmektedir.

Sigaranın dumanında bulunan zehirli gazlar ise nitrojen oksit ve eksoz gazı olarak da bilinen karbon monoksit gazıdır. Özellikle karbon monoksit gazı kanın oksijen taşıma gücünü azaltır. Nikotin ise bağımlılık yapar. Nikotin aslında bir zehirdir. Nikotin yüksek dozda alındığında öldürebilir. Kan basıncını yani tansiyonu ve kalp hızını(nabzı) artırır. Sigara karbon monoksit ile birlikte kalp ve beyin damarlarının hastalanmasına yol açar.

Sigara içen kişiler, içmeyenlere göre ortalama 8 yıl daha erken ölmektedirler. Sigara damar sertliği gelişmesini olaylaştırır, koroner arter hastalığı gelişiminde ise en önemli risk faktörlerinden biridir. Kalbin oksijen tüketimini arttırır, damarlarda büzülmelere neden olur. Yemek borusu kanserlerinin en önemli risklerinden birisi sigara içimidir. Sigara mide salgısını arttırır, mide ülseri ve mide kanseri gelişmesini ise kolaşlaştırır. İdrar kesesi ve pankreas kanseri sigara içenlerde, içmeyenlere göre 2 kat daha fazla görülür. Böbrek kanserleri ise 5 kat daha fazladır.

Sigara erkeklerde ejekülasyon miktarını ve spermlerin hareket yeteneğini azaltır. Cinsiyet hormanlarının da salgılanışını bozarak, cinsel isteğin ve gücün azalmasına yol açar. Sigara içenlerde prostat kanseri de, içmeyenlere göre 2 kat fazla görülür. Sigara kadınlarda ise istenmeyen düşüklere, erken ve düşük kilolu bebek doğumlarına, ölü doğumlara ve erken menapoza yol açar.

Ayrıca ses kısıklığına, ses kalınlaşmasına ve cilt damarlarının daralmasına bağlı cilt kurumalarına yol açarak cinsel yaşantıyı olumsuz yönde etkiler. Sigara içen kadınlarda rahim ağzı kanserleri de yaklaşık 20 kat fazla görülür. Doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda sigara içimi de eklenirse, kalp-damar hastalıkları içmeyenlere göre 2 kat fazla görülür.

SİGARANIN NEDEN OLDUĞU HASTALIKLAR
Bağımlılık – Nikotin maddesinin bağımlılık yapıcı özelliği eroine çok benzer.

Sırt ve Bel Ağrısı -Sigara içmek, belle ilgili hastalıkların tedavisini engelleyen faktörlerden biridir. Bunun yanında normal insanlarda da zaman zaman şiddetli sırt ve bel ağrılarına yol açabilir. Bunun nedeni, sigara içen kişilerde vücudun, omurilikteki disklere çok zayıf miktarda oksijen göndermesidir.

İlaca Karşı Bağışıklık- Sigara içenler belli bir ilacın etkili olması için çok daha büyük dozlarda o ilacı kullanmak zorunda kalır.

Kısırlık – Çiftlerden sadece birinin sigara içmesi çocuk olmaması riskini 3 kat artrır. Menopoz – Sigara içen kadınlarda beklenenden 5-10 yıl daha erken menopoz görülür. Bu da kemiklerin erkenden incelmesine ve de erimesine neden olur.

Erken Yaşlanma- Düzenli bir şekilde sigara içilmesi, deri yapısını bozar, kırışıklıklara yol açar. Bunun yanında dişler sararır ve de kararır, tırnaklar sağlıksızlaşır.

İyileşme Zorluğu – Sigara içenlerin yaraları çok daha zor kapanır. Bunun yanında ameliyat sonrası yaralarının iyileşmeme olasılıkları vardır.

Diş Kaybı – Sigara içmek diş kayıplarında önemli bir faktördür.

Prostat Kanseri – Sigara içmek prostat kanserinin %40′ından sorumludur.

Göğüs Kanseri – Sigara içen kadınlar içmeyenlere göre %75 daha fazla göğüs kanserine yakalanma riski taşır.

Rahim Kanseri – Sigara içen kadınlar içmeyenlere göre 4 kat daha fazla rahim kanserine yakalanma riski taşır.

Boğaz Kanseri – Boğaz kanseri vakalarının %80′ine sigara yol açar.

Mide Kanseri – Sigara içenlerin mide veya bağırsak kanserine yakalanma riski içmeyenlere göre 2 kat daha fazladır.

Karaciğer Kanseri – Karaciğer kanseri vakalarının % 80′i sigara yüzünden olur.

Gırtlak Kanseri – Günde 25 tane sigara içiyorsanız 30 kat daha fazla gırtlak kanserine yakalanma riski taşırsınız. Bu da ilk başlarda konuşma zorluğu ilerleyen safhalarda tamamen konuşamamaya sebebiyet verir.

Amfizrem – Bu hastalığın yol açtığı ölümlerin %85′i sigara yüzünden olur. (Akciğerlerdeki alveoller zamanla esnekliğini kaybeder. İlerleyen safhalarda, yoğun bir biçimde solunum zorluğu olur ve hasta solunum makinasına bağlanmak zorunda kalır.)

Ağız Kanseri – Ağız kanseri vakalarının tamamına sigara yol açar.

Yemek Borusu Kanseri – Bu kanserden ölenlerin hemen hemen hepsi sigara içtikleri için ölmüşlerdir.

Çocukluk Solunum Problemleri – Annesi ya da babası sigara içen çocuklar 6 kat daha fazla solunum yolu hastalıklarıyla karşılaşma riski taşır. (Soğuk algınlığı, kulak iltihapları, bronşit, bademcik problemleri, astım ve de zatüre ki bazen ölüme bile yol açar)

Kulak Enfeksiyonları -Sigara içenlerin çocuklarının orta kulak enfeksiyonuna yakalanma riskleri vardır.

Erken Doğum ve Bebeğin Hafif Doğması – Günde sadece 5 tane sigara içen hamile bir kadının erken doğum yapması ya da oldukça küçük ve de sağlıksız bir bebek doğurma riski inanılmaz boyutlardadır.

Şeker Hastalığı – Sigara içmek, vücudun insülün salgılama yeteneğini zamanla yok eder. Bu da şeker hastalığına yol açar.

Kalp Hastalıkları – Sigara içenlerin kalp krizine yakalanma riski içmeyenlere göre 4 kat daha fazladır.

Kangren – Akciğerler verimsizleştiği için, vücuda çok az oksijen yayılır. İnsan vücudu, bu çok az miktardaki oksijeni iç organlara dağıtmak zorunda kalır. Bundan dolayı, kalbe en uzak kısımlar olan parmak uçlarından itibaren hücreler süratle zincirleme olarak ölür. Çoğu zaman kollar ya da bacaklar kesilebilir.

Sigara, Sigaranın sağlığımıza etkileri, Sigaranın sağlığımıza etkisi, Sigaranın sağlığımıza etkileri nelerdir, Sigaranın sağlığımıza etkileri hakkında, Sigaranın sağlığımıza etkileri ile ilgili bilgi, Sigaranın sağlığımıza etkileri hakkında bilgiler, Sigaranın sağlığımıza etkileri nelerdir, Sigaranın sağlığımıza etkileri, Sigaranın sağlığımıza zararları, Sigaradan olan hastalıklar, Sigaranın neden olduğu hastalıklar, Sigaranın etkileri

Yorumlar :

kara bebe
16 Nisan 2011 | Cevapla Çok uzun bilgiler kısa olsun öz olsun

MİHRABİ
27 Mart 2011 | Cevapla BU İLLETTEN BENDE İÇİYORUM AMA İÇENLERİDE KIZIYORUM9 10 YAŞLARINDA ÇOCUKLARA İÇMEYİN ŞU İLLETİ DİYORUM BU SİGSRADN KAEYF ALIYORUZ DİYORLAR HAYRET EDİYORUM YAAA.BENDE 12 YAŞLARINDA BAŞLADIM .ÇOK DENEDİM BIRAKAMADIM .YAŞİM 46 OLDU . TŞKLR

begüm
20 Şubat 2011 | Cevapla BENCE ÇOK GÜZEL BİR ANLATIM YAPILMIŞ

Aseksüel Ne Demek

Cuma, Mayıs 20th, 2011

Aseksüel Ne Demek
Cinsel ilişkiye girmeye ihtiyaç duymayan ve zevk almayan kişi.

Aseksüel, sekse karşı ilgisiz veya isteksiz olan canlı. Aseksüellik, diğerlerine nazaran nadir karşılaşılan bir cinsel yönelimdir. Aseksüellik bir tercih değil, durumdur ve aseksüeller isterlerse cinsel ilişkiye girebilirler.

Tarihteki ünlü aseksüeller arasında; ressam Salvador Dali, besteci ve piyanist Şopen (Chopin), bilim adamı Newton, felsefeci Kant ve Tüketici Haklarının ilk savunucusu Nader yer almaktadır.

Psikanalizde hayat enerjisi olarak kabul edilen cinsel istek temel bir içgüdü olarak tanımlansa da güçlü bir kültürel değer belirleyicisidir de.Bireyin algılanma şekli bu içgüdüyü nasıl giderdiğine bağlıdır çoğu zaman.Aseksüel bu çeşitli derecelere ayrılan evrensel tanımlamaların en muğlak olanı olarak bilinmektedir.Aseksüel hormonal eksikliğin dışında bir bilinç durumu olarak görülebilir. Arzu olarak nesnenin ölümü özne olarak benliğin,bütün kabullerin dışında,yeniden oluşumudur.İnsanın cinsiyetini kaybetmeden uzun süreler askıya alması durumu bir çok dini ve mistik gelenekte yaşam öncesi ruhsal bütünlüğün geçerli olduğu formların ve sınırların dışındaki gerçek ülkeye dönüş özleminin emredici bir gerekliliği olarak kabul edilmektedir.

Aseksüel kelimesi, biyolojik cinsiyetini geçerli kabul etmeyenler için de kullanılır. Biyolojide eşeysiz üreme anlamına da geldiği için, Türkçe’ye yanlışlıkla “eşeysiz” olarak çevrildiği de olur.

Cinsel Terimler Sözlüğü, aseksüel, aseksüel ne demek, aseksüel kimdir, aseksüel nedir, aseksüel ne demek, aseksüel hakkında bilgiler, aseksüel kime denir, aseksüel neye denir, aseksüel ne demektir, aseksüelin anlamı nedir, aseksüellik nedir, aseksüellik, aseksüellik belirtileri, Aseksüel ne demek

Adet kanaması sırasında cinsel ilişki kurulur mu? Gebe kalınır mı?

Çarşamba, Nisan 20th, 2011

Adet kanaması sırasında cinsel ilişki kurulur mu? Gebe kalınır mı?

Adet kanaması sırasında cinsel ilişki kurulur mu? Gebe kalınır mı?

Bu sorunun cevabı için adet kanamasının ne olduğunu bilmek gerekir. Adet kanaması kadın rahmi içindeki bir dokunun kanayarak dokulmesidir. Bu doku gebelik sırasında bebeğin yapıştığı ve beslenmesi için gerekli koşulları sağlayan özel bir yapıdır. İşte bu doku gebelik oluşmadığı her ay bir dahaki yumurtlamaya yeniden hazırlanması için üstteki tabakasını kanayarak doker ve alttan yeni doku oluşmaya başlar.

Adet kanamasına ait gerçek dışı uydurmalar; vücuttaki kirli kan atılması gibi, zehirli olduğu, vücuttan atılmasa kişiyi zehirlediği, pis olduğu, bu sırada ilişki kurulursa kısır olunacağı gibi bu şeyler tamamen yanlıştır.

Adet sırasındayken ilişki yapılıp yapılamayacağının cevabı ise koşullara ve kişilere, ve de kişilerin inançlarına göre farklılık gösterir.

Adet sırasında yani kadının menturasyonu sırasında prezervatif (kondom – kılıf) ile ilişki yapılmasında ne kadın için, ne de erkek için tıbbi olarak bir sakınca yoktur, ne kadın ne de erkek bedensel bir zarar görmez. Eğer prezervatifsiz cinsel ilişki kurulursa kadın veya erkeğin mikrop kapma riski olabilir. Çok nadir de olsa adet kanaması sırasında gebe kalma olasılığı da mevcuttur, bunu da göz ardı etmemek gerekir.

Cinsellik kişilerin bedensel ve de beyinsel özgürlüklerdir. Bu yüzden kendisi için istediği bir şey eğer tıbben yasaklanmamışsa koşullarına, inançlarına ve de ahlaki değerlerine göre yaşayıp yaşamayacağına, yaşayıp yaşamak istemediğine veya yaşamaya kendisi karar verir. Adet kanaması sırasında cinsel ilişkinin tıbben bir zararı prezervatif kullanmak kaydı ile yoktur, bu yuzden karar vermek size kalmıştır.

Bir çok kadın adetliyken kendilerini itici bulurlar, ve de erkeklerin bu hallerinden rahatsız olabileceklerini düşünürler, oysa ki bu durumdan rahatsız olan, bunu itici bulan erkekler olduğu gibi, bundan rahatsız olmayan, kadını adet döneminde de arzulayan ve bu sırada cinsel ilişki kurmak isteyen, cinsel ilişki kuran ve de bundan zevk alan birçok erkek de mevcuttur.

O halde kadınlara seslenelim; adet dönemi doğanın kadınlara verdiği üstün yetenek olan gebelik ve doğum olayının bir parçasıdır. Pis değil, doğal ve de gerekli bir süreçtir. Siz kendinizi pis zannederseniz karşınızdaki insan da size pismişsiniz gibi davranır. Kendinize ve size verilen bu üstün olaya saygı duyun, sizler üreticisiniz, ve hepimizin bir annesi var veya vardı, onlar da adet görüyorlar veya görüyorlardı, onlar canınız anneleriniz de mi pisti? Hayır biliyorsunuz ki onlar temiz ve saftırlar, güzeldirler, siz de bayansınız, siz de saf ve temizsiniz hem de her halinizle.

Adet sırasında aaaa birçok insan tarafından yaşanmaktadır. Kadın açısından baktığımız zamanda kadınların bir çoğunda adet döneminde cinsel istek artışı görülür, kimileri bunu yaşarken, kimileri de bunu baskılar. Bazı kadınlar adet döneminde cinsellik yaşamanın bu dönemdeki gerilimlerini azalttığını veya yok ettiğini, bazıları ise aynı zamanda adet sancılarını hafiflettiğini veya yok ettiğini söylemektedir.

Hayatınızla ilgili kararları verecek tek kişi sizsiniz. Doğru kararlarla güzel günler dilerim.

Dr. Cenk Kiper

Adet Sırasında Cinsel İlişki
Genellikle adet kanaması sırasında cinsel ilişki tabu olarak görülür. Bu düşünce, çoğunlukla çok derinlerde gizli, kör inançlara ve adet kanamalarının pis bir olay şeklinde açıklandığı dinsel kurallara dayanır. Biz bu sorunu tıp açısından hareket ederek inceleyeceğiz.
Psikolojik uyarılma dışında, kadının bedensel arzulan banyo yapınca olduğu gibi, cinsel organlara kanın toplanmasıyla, doğal yoldan artar. Cinsel arzuların adet kanamasından birkaç gün öncesinde ve kanama sırasında artması doğal karşılanmalıdır. Çünkü cinsel organlar kanla doludur.
Fakat olası ağrılar yüzünden kadın, doğal olarak oluşan isteklerini dizginler. Hiç bir rahatsızlık duymasa bile, yalnızca kanama olduğu için arzularını bir kenara atar. Bu nedenle, birçok kadın, adet kanaması sırasında cinsel ilişkide bulunmayı reddeder, fakat okşanmayı, kucaklanmayı ister. Böyle uyarılmaların rahim üzerinde bazı etkileri olabilir ve kanamayı artırabilir.
Bazı erkekler, adet kanaması olan kadınları arzular. Fakat birçok koca, kanamanın başladığını duyunca, gizliden gizliye derin bir nefes alır. Çünkü bu süreyi kendilerine dinlenmek için bir ara olarak görürler. Fakat adet kanaması beş veya daha fazla gün sürdüğü için, içlerinden birçoğu, bunun bir an önce son bulmasını arzular. Bu erkekler kendi kendilerine, bütün bu kanama süresince perhiz yapıp yapmamaları gerektiğini sorar ve eğer gerekmiyorsa, hangi önlemlere uymalarının doğru olacağına kafa yorar.
Dr. Terman, bilgilerine dayanarak, 100 kadından onunun kanama sırasında ilişkide bulunduklarını ve gerçek sayının daha yüksek olduğunu ileri sürmektedir.
Ayrıca gene yazar, kendilerine soru sorulan kadınlardan ikisinin, adet kanaması sırasında daha fazla zevk aldıklarını, beşinin hiç bir ayrım görmediklerini ve geri kalanların cinsel ilişkiyi başka zamanlar yapmayı yeğ tuttuklarını söylemektedir. Bu durumda psikolojik ve fizyolojik şartları gözönünde tutmamız gerekir. Ayrıca uyarma etkisi açısından, elle tutulur bir ayrımın olmadığını da buraya eklemek doğru olur.
Fakat biz, cinsel ilişkinin, adet kanaması ve her iki eşin sağlığı üzerindeki etkilerini belirtmeden geçemeyiz.
Aşağıdaki etkenler, açıklanması ve önemle üzerinde durulması gereken konulardır:
1. Cinsel ilişki sırasında kan birikmesiyle, adet kanaması da kuvvetlenir. Bu olağanüstü birikme, geçici bile olsa, karın ve kalçalarda ağrılar oluşturabilir. Bu ağrılar kanamadan önce başlayabilir, gitgide artabilir ve kanama sırasında kuvvetlenebilir. Örneğin gizli kalmış bir kronik bel soğukluğu, adet kanaması sırasında aktif duruma gelebilir. Öte yandan adet kanaması sırasında mikroplar vücuda girebilir. Normal olarak vagina içindeki zararlı mikroplarla savaşan Doederlein bakterileri, adet kanaması sırasında etkisizdir. Kanla dolu organlar daha kolay yaralanabildikleri için, cinsel ilişki tehlikeli olabilir.
Adet kanaması sırasında cinsel ilişkide bulunmayı isteyen çift, olası tehlikeleri çok iyi bilmeli ve bunları birlikte önlemeye çalışmalıdır. Özellikle rahme kuvvetli çarpmayı oluşturacak hareketler, bilhassa kanamadan önce yapılmamalıdır.
Tersi durumda bunlar kanamayı zamanından önce getirir, kanama normalden daha kuvvetli olur ve kadın karnının alt kısımlarında ve kalçalarında ağrılar duyar.
2. Eğer kanama çok kuvvetliyse, cinsel ilişkiden kaçınmak önerilir; yoksa arkadan veya yandan bir pozisyon seçilmelidir. Bu pozisyonlarda penis çok derinlere ulaşamaz, her türlü ateşli hareket olanaksızlaşır.
3. Her iki eş, önceden cinsel organlarını, bunların çevresini ve ellerini sıcak suyla yıkamalıdır. Böylelikle mikrop kapma olasılığını azaltırlar. Prezervatife güvenmek yanlıştır, bu her ne kadar erkeği korursa da, dikkatle yıkanmış parmaklardan daha temiz olduğuna dair bir garanti yoktur; ayrıca vaginada kuvvetli sürtünme oluşturur ve iltihaplanmaları doğurabilir.
4. Cinsel organların uyarılmasında, adet kanaması sırasında, dış kısımlara bağlı kalınmalıdır. Parmaklar hiç bir şekilde vaginaya sokulmamalıdır.
5. Adet süresinin sonlarına doğru, kanama bir süre için durduğunda, cinsel ilişkide bulunabilinir. Fakat o zaman da şiddetli hareketlere izin veren pozisyonlardan kaçınılmalıdır.
6. Yukârdaki önlemlere, kanamaların azaldığı, adet süresinin son yarısında da uyulmalıdır.
7. Kalçalarında veya karnında sancılanma ya da iç organlarında (Adnexe veya rahimdeki iltihaplar gibi) hastalık olan kadınlar, cinsel ilişkiden kaçınmalıdır. sözcükleri erkekte iktidarsızlık oluşturur. Sertleşme olmaz erken boşalma ve cinsel arzuların azalması sonucu doğar.

Adet kanaması sırasında cinsel ilişki kurulur mu ? gebe kalınır mı?
Bunun cevabı için adet kanamasının ne olduğunu bilmek gerekir.Adet kanaması kadın rahmi içindeki bir dokunun kanayarak dokulmesidir.Bu doku gebelik sırasında bebeğin yapıştığı ve beslenmesi için gerekli koşulları sağlayan özel bir yapıdır.İşte bu doku gebelik oluşmadığı her ay bir dahaki yumurtlamaya yeniden hazırlanması için üstteki tabakasını kanayarak doker ve alttan yeni doku oluşmaya başlar.
Adet kanamasına ait gerçek dışı uydurmalar;Vücuttaki kirli kan atılması gibi, zehirli olduğu,vücuttan atılmasa kişiyi zehirlediği, pis olduğu ,bu sırada ilişki kurulursa kısır olunacağı gibi bu şeyler tamamen yanlıştır.
Adet sırasındayken :-) :-):-):-) yapılıp yapılamayacağın cevabı ise koşullara ve kişilere ,vede kişilerin inançlarına göre farklılık gösterir.
Adet sırasında yani kadının menturasyonu sırasında eğer prezervatifsiz cinsel ilişki kurulursa kadın veya erkeğin mikrop kapma şansı olabilir.Çok nadir de olsa adet kanaması sırasında gebe kalma olasılığıda mevcuttur,bunu da göz ardı etmemek gerekir.
Bir çok kadın adetliyken kendilerini itici bulurlar, ve de erkeklerin bu hallerinden rahatsız olabileceklerini düşünürler,oysaki bazı rahatsız olan bunu itici bulan erkekler olduğu gibi ,bundan rahatsız olmayan, kadını adet döneminde de arzulayan ve bu sırada cinsel ilişki kurmak isteyen, cinsel ilişki kuran ve de bundan zevk alan bir çok erkekte mevcuttur.

Adet zamanı cinsel ilişki,adet döneminde seks,adet zamanı ilişkiye girme,adet zamanında seks yapmak,adetim varken ilişkiye girdim,ilişkim sırasında adet,ilişki ve adet,adet ve ilişki,adet zamanında sex yapmak,adet zamanı ilişkiye girmek,ilişki ve adet donemi,adetim varken ilişkiye girdim,

Penis Büyütme

Çarşamba, Nisan 20th, 2011

Penis Büyütme

Penis Latincede kuyruk anlamına gelmektedir. Penis içinde uzunlamasına süngerimsi dokular içeren ve içinde idrar ve meninin (sperm-ersuyu) geçtiği kanalı içeren bir erkeklik organıdır. Cinsel heyecan ile beyin bu organın içindeki süngerimsi dokulara kan pompalar ve penis sertleşerek birleşmeye hazır hale gelir. Penis sertleşme halindeyken boyuna ve enine büyür.

Ergenliğe ulaşmış bir erkeğin penisinin ortalama uzunluğu gevşek halde 5 ile 9 cm arasında, sertleşme halindeyken ortalama 14 cm boyunda olur. Bununla birlikte penisin büyüklüğü kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Yaygın olarak bilinenlerin tersine penisin büyüklüğü, deri rengi ile ilgili değildir, yani kısa boylu birinin penisi uzun boylu birininkinden daha büyük veya bir zencininki bir beyazdan daha küçük olabilir. Penis boyu ortalama 14 cm olmakla beraber 11-18 cm arası penisler normal boyutlardadır.

Ayrıca penisin normal durumu ile sertleşme durumu arasında büyük farklar olabilir. Yani sönükken çok iri gözüken bir penis sertleştiğinde daha büyük bir hal almayabilir.

Bütün erkekler penislerinin büyüklüğü ile yakından ilgilidirler. Bu bir erkeklik gücü daha doğrusu bir güç sembolü haline gelmiştir. Erkekler cinsel organlarıyla gurur duyar övünürler. Erkeğin cinsel organına verilen güç soyunmayla beraber korkunç bir yarışa girer. Boyut, gücü simgeleyen bu organın yegane güvencesidir. Gören kadının kıyaslama imkanına kavuşması cinsel organı iri boyutlarda olmayan bir erkek için sonun başlangıcıdır. Erkekler arasında da penis boyutunda odaklanan rekabetin bir trajediye dönüşmesi cinsel kimliğin yalnızca bu organa indirgenmesinden kaynaklanır.

Ama peniste veya sexte önemli olan penisin boyu değil, işlevidir. Yani, sizin penisinizle yapabildikleriniz bunu da duygularınızla birleştirmeniz en önemli olanıdır. İri bir penise sahip olacağınıza (ki 18 cm üstü penisler genelde ilişki sırasında kadına zevk yerine acı vermektedir) sertliğini uzun süre tutabilen daha küçük bir penise sahip olmak daha avantajlıdır. Her ikisi de bir arada olursa hiçbir zararı yoktur.

Tabi ki ebat olarak normalin altındaki penislerde hem cinsel ilişki sırasında sorun yaratabilecek hem de psikolojik yönden erkekte sorun yaratacaktır. Normalin altındaki penislere ne yapılabilir; bugün yeni ameliyat teknikleri sayesinde penis boyları uzatılabilmekte, ince penisler çeşitli yöntemlerle kalınlaştırılabilmektedir. Çok başarılı sonuçların yanı sıra pek sonuç alınamayan ameliyatlarda olmaktadır. Bu hastadan hastaya göre değişmektedir. Ülkemizde de bu tip ameliyatlar yapılmaktadır. Ama bu tip ameliyatların her isteyene yapılamayacağı sadece ve sadece çok gerekli vakalara yapılması gerektiğini bildirmek isterim.

Bu arada en çok sorulan sorulardan olan piyasada satılan penis büyüttüğü iddia edilen vakum pompaları veya şu ve bu gibi metotlar gerçek dışıdır, kandırmacadır, hiç bir faydaları yoktur. Bu penis büyüttüğü ileri sürülen vakum pompaları büyütmek bir yana penis sertleştiğinde içindeki kanı tutan kapakçıklara ters basınç yolu ile zarar vermekte ve sertleşme problemleri yaratmaktadır. Bu yüzden kullanılması zararlıdır. Normal standartlardaki boylar için penis boyunuz ne ise odur, yapabileceğiniz tek şey performansınızı geliştirmek veya boşalma sürenizi uzatmaya çalışmaktır.

İnsan vücudundaki eş organların (eller, gözler, testisler gibi) hiç biri birbirinin aynısı değildir, arada mutlaka bazı farklar vardır.

Şikayet
Penisiniz ağrıyor veya şişti.

Nedenleri
Parafimoz : Sünnet derisi kendi kendine penisin arka tarafına doğru öne gelmeyecek şekilde büzüldü ve çok şişti. Bu durum antibiyotikle veya tam ya da kısmi sünnetle tedavi edilebilir.

Balanit : Penisinizin ucu iltihaplandı ve tahriş oldu. Buna mantar veya bakteri enfeksiyonu veya kimyasal tahriş (giysilerde kalan kuru temizleme maddeleri) neden olur. Çoğunlukla sünnet olmamış veya şeker hastası erkeklerde meydana gelir. Antibiyotik almanız, hayalarınız temizlemeniz ve ağrı giderici merhem kullanmanız gerekebilir.

Priapizm : Hiçbir neden yokken, cinsel arzu veya faaliyette bulunmadan ereksiyon oluyor. Buna genellikle penisi sertleştiren kanın ani ve çoğu kez bilinmeyen bir nedenle boşalmaması yol açabilir.

Bazen bir hastalık ya da omurilik sinirlerinin yaralanması, bezlerdeki bir durum veya ilaçtan kaynaklanabilir. Gerektiği gibi tedavi edilmezse, ereksiyon bir daha mümkün olmaz.

Tüm insanlarında yapıları ve organları hem dış görünüş olarak hem de işlevleri sırasında farklılıklar gösterirler. Bu farklılık bazen çok çok az , bazen ise çok fazla olabilir.

Penis bildiğimiz gibi bir erkek cinsel organı olup spermleri (meni – ersuyu) kadın vajeninin derinlerine bırakma görevi vardır ve bu görev sırasındada kişiye haz (zevk) vermektedir.

Penislerde hem boy olarak hem de şekil olarak bir birinden farklı olmaktadır.

Hiç bir penis şekil olarak cetvelle çizilmiş gibi doğru değildir veya düzgün sınırlara sahip değildir. Bu farklar kişiden kişiye göre değişmekte, kiminde çok az bir sağa veya sola eğrilik olurken bazılarında bu daha fazladır. Bazı penislerde ise hem sağa -sola eğrilikle beraber aşağıya da doğru eğrilik olabilir.

Bunun sınırı nedir? Ne kadar eğrilik normaldir, ne kadarı bir anormallik veya sakatlık olarak görülmelidir?

Bunun kesin sınırı şudur; eğer bu eğrilik sizin cinsel ilişki kurmanızı engelliyor, ilişki sırasında size veya partnerinize acı veriyorsa bu düzeltilmesi gereken bir sorundur.

Bir de eğer kişi ciddi anlamda penisinin eğriliğinden estetik açıdan, yani görüntüsünden rahatsız oluyor ve bu yüzden soyunmaktan kaçınıyor veya ilişkiye giremiyorsa bu da düzeltilmesi gereken bir sorun sayılır.

Penis eğriliği düzeltilir mi?
Evet, her şey yapılabildiği gibi (bu gün yeniden el, parmak veya penisin yapılabildiği bir bilgi ve teknolojiye sahibiz) penis eğriliği de düzeltilebilmektedir.

Eğer sizde de penis eğriliği gibi bir şüphe veya sıkıntı varsa çekinmeden ve mutlaka muayeneye gidiniz. Bu şüphe , sıkıntı, veya utanma duygusu ile geçirdiğiniz her süre sizi üzecek ve cinsel hayatınızı olumsuz etkileyecektir. Hekiminiz sizi aydınlatacak ,eğer gerekli ise cerrahi bir müdahale önerecek ve yapacak veya eğer bir sorun yoksa sizin rahatlamanızı ,kendinize güveninizin gelmesini sağlayacaktır.

Kanser : Sünnet olmamışsanız fark edemeyeceğiniz küçük, sivilceye benzer bir şey oluştu ve artık kanıyor veya akıntı yapıyor. İdrar yapmak ağrılı hale gelmiş olabilir ve kasıklarınızda yumrular oluştu. Penis kanseri çok ender görülür, çoğunlukla erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilir.

Kendiniz Ne Yapabilirsiniz?
Penis ağrısı çoğunlukla kendi kendine tedavi edilemez. Örneğin ağrıyan veya şişen sünnet derisini zorla öne götürmek veya tahriş olmuşsa altını temizlemek tavsiye edilmez.

Eğer cinsel ilişki sırasında ve sonrasında ağrı varsa, bu eşinizin vajinasının kuruluğundan kaynaklanabilir.

Penisinizin ucunda cinsel ilişkiden sonra yara oluşuyor ve siz lateks prezervatif kullanıyorsanız, lateks olmayan bir prezervatif veya başka korunma yöntemini deneyin. Ağrı geçiyorsa, muhtemelen latekse karşı alerjiniz var demektir. Lateks olmayan prezervatifler HIV virüsü de içinde olmak üzere cinsel ilişkiyle bulaşan hastalıklara karşı koruyucu değildir.

Önleme
Önemsiz tahriş ve iltihaplar çoğu kez temizlikle, özellikle sünnet olmadınızsa, cinsel ilişkiden sonraki temizlikle önlenebilir. Sabun ve suyla yıkamaktan başka özel bir şey yapılması gerekmez.

Penis Büyütme Yöntemleri İle İlgili Bilimsel Gerçekler
Erkek Cinsel Organı (Penis) resimde de görüldüğü üzere 3 ana kısımdan oluşur; üstte 2 adet dairesel doku yapısı (Corpora Cavernosa) ve altta daha küçük bir dairesel doku yapısından(Corpus Spongiosum) oluşur. Penis ereksiyon olduğu zaman bu dokulara kan dolmaya başlar.
Altta bulunan doku (Corpus Spongiosum) idrar yolu ve sperm çıkış kanalıdır. Üstte bulunan iki doku kanalı ise esas kan pompalanan ve ereksiyonu sağlayan kısımlardır. Ereksiyon durumunda penise pompalanan kanın %90 gibi büyük bir oranı yukarda bulunan bu iki doku kanalına dolar.
Penisinizin boyu, doku kanallarına pompalanan kan ile doğru oratılıdır. Yani penis kendi kendine daha çok kan pompalayarak dokuların genişlemesini ve uzamasını sağlayamaz, zaten ereksiyon durumunda dokularınız maksimum kapasiteye ulaşmış olur.
Penis Dokusu (Corpora Cavernosa) nasıl genişler?Penis geliştirme egzersizlerinin temeli, penis dokusuna kapasitesinin üzerine kan pompalanmasını sağlayarak doku genişlemesinin sağlanması üzerine kurulmuştur. Kapasitesinin üstüne kan pompalanması sonucu doku hücre duvarlarında kırılmalar meydana gelir, penis dokusu derhal kendini tamir etmek için yeni hücreler üretirerek doku hücrelerinin büyümesi ve güçlenmesini sağlar.
Böylece penis dokusu daha çok kan pompalanabilecek şekilde kapasitesini arttırır ve belli bir süreç ertesinde penisin yapısında genel olarak büyüme gerçekleşir.
Penis de vücudun tüm diğer kasları gibi doğru egzersizler neticesinde geliştirilebilir. Penis geliştirme egzersizleri sonucunda penis dokusuna daha çok kan pompalanarak penis gelişimi sağlanır.
Tıpkı spor salonunda vücudumuzdaki kaslarımızı geliştirmek, büyütmek ve güçlendirmek için yaptığımız egzersizler gibi, penis geliştirme egzersizleride penisimizi daha büyük ve güçlü hale getirebilir.
Tek yapmanız gereken ; Size verdiğimiz teknikleri doğru şekilde uygulamaktır. Düzenli olarak bu teknikleri uyguladıktan sonra, kısa bir süre sonra penisinizdeki değişikliklere en çok siz şaşıracaksınız.
Doğal Penis Büyütme Tekniklerinin Sırrı Nasıl Çözüldü? Yüzyıllardan beri uygulanmakta olan bu yöntemler, özellikler Araplar ve Zenci kabileleri arasında çok sık olarak kullanılmaktaydı.
Siyah insanların büyük penisli oldukları tüm dünya tarafından bilinen bir gerçekti.

Bu durumu araştıran bilimadamları, kabile kökenli olan bu insanların daha çocuk yaşta doğal penis büyütme tekniklerini uyguladıklarını ve bu sayede penislerini inanılmaz derecede büyütebildiklerini gördü.

Tamamen elle yapılan bazı özel masajlara dayanan bu teknikler zaman içerisinde konunun uzmanları tarafından iyice geliştirildi ve sonuçta doğal penis büyütme teknikleri ortaya çıktı.

Doğal tekniklerin temeli yüzyıllar öncesine, kabileler zamanına dayanır. O zamandan beri başarı ile kullanılan doğal tekniklerin canlı kanıtları, siyah insanlardır.

Penis Büyütme,doğal yolla Penis Büyütme,evde Penis Büyütme,penisimi büyütme,sikimi büyütme, sikim nasıl büyütürüm,yarak büyütme,yarrak büyütme,yöntemleri,evde nasıl sikimi buyuturum,dogal penis büyütme yöntemi,sikimi nasıl büyütürüm,büyük yarak,büyük penis,en büyük penis,en buyuk yarrak,erkek penisi,

Meme Büyütme

Çarşamba, Nisan 20th, 2011

Meme Büyütme

Meme büyütme estetik ameliyatı, silikon jel göğüs protezleri ile yapılmaktadır. Göğüsler, kadınlığı simgeleyen en önemli fonksiyonel ve estetik organlardan birisidir. Her kadın, estetik olarak güzel görünümlü göğüslere sahip olmak ister. Ancak göğüs yapısında tek ya da çift taraflı gelişme geriliği ya da doğumdan sonra kilo verme sonucu, meme küçülebilir estetik görünümü bozulabilir ya da biraz sarkabilir. Bu gibi durumlarda meme büyütme ameliyatı ile daha dolgun, daha iri, estetik olarak daha güzel görünümlü göğüsler oluşturmak mümkündür.

Meme büyütme en kolay silikon jel göğüs protezleri ile yapılabilir. Silikon yıllarca yapılan araştırmalardan sonra vücut dokularının enaz reaksiyon gösterdiği bir madde olarak meme protezi yapımında ana madde halini almıştır. Bu konuda en önemli özellik, protezlerin yapımında kullanılan maddenin reaksiyon oluşturmaması dolayısıyle vücudun red etmemesidir. Çünkü reaksiyon oluşması durumunda protezin çıkarılması gerekecektir. Diğer önemli konu, meme büyütme ameliyatında konulan silikon protezin kanser yapmamasıdır. Bu konuda yıllarca yapılan araştırmalar sonucunda silikon protezlerin kanser yapmadığı anlaşılmıştır. Yine çok önemli olan diğer bir nokta, silikon protez etrafında oluşan kapsüldür. Her meme büyütme ameliyatında konulan silikon protezin dışında bir kapsül oluşur. Vücut, bu kapsülle yabancı madde olan silikon ile arasında bir duvar oluşturur. İdeal olarak istenen silikon etrafında oluşan kapsülün ince, yumuşak ve birazda bol olmasıdır. Kapsülün biraz gevşek olması sayesinde göğüsler daha doğal görünür, silikon protez olduğu anlaşılmaz.

Meme büyütme ameliyatı ayrıca eğer gerekiyorsa Meme Dikleştirme ameliyatı ile birlikte yapılabilir. Kesin büyüme ölçüsü ameliyat sırasında belirlenir. Burada en önemli konu, göğüs derisinin alabileceğinden daha büyük bir protezin konmaması gereğidir. bunun içinde ameliyat sırasında silikon ölçü protezleri kullanılır.

Dolgunluğunu yitirmiş, gevşemiş ve ileri derecede (üçüncü, dördüncü derece) sarkmış olan memelere, tek başına silikon protez yerleştirme ameliyatı uygulandığında yeterli dikleştirme sağlanamayabilir. Bu durumda ek olarak uygun yerlerden deri fazlalıkları çıkarılarak göğüs başı olması gereken daha üst seviyeye çıkarılarak dikleştirme işlemi de yapılabilir. Bu uygulamada ise sadece silikon protez konmasına göre daha fazla iz kalacaktır.

Ayrıca 85 veya 90 gibi ölçüler hastanın göğüs kafesini çapı ile ilgili olduğundan genellikle sütyen numarası değişmeyecek buna karşılık cup size denilen A, B, C, D harfleri ile ifade edilen boyutlar değişecektir. A harfi en küçük meme boyutunu ifade etmektedir. Bu nedenle büyütme ameliyatı öncesinde hastanın beklentisinin çok iyi saptanmalı, bunun yanında olabilecek farklı büyüklükler ve sebepleri incelenmelidir. Örneğin küçük yaşlardan beri çok küçük olan göğüslerin çok fazla büyütülmesi tek bir ameliyatta mümkün olmayabilir çünkü derinin belirli bir oranda esneme kabiliyeti vardır. bu toleransın çok zorlanması, istenmeyen sonuçlara, komplikasyonlara (dikiş açılması, kapsül kontraktürü gibi) yol açabilir. Hastalar estetik ameliyat öncesi aspirin almamalı, kullandıysa 8-9 gün önce kesilmelidir. Vücudun herhangi bir yerinde enfeksiyon olmamalıdır. Kırk yaşın üzerindeki hastalarda özellikle ailede meme kanseri hikayesi varsa ameliyattan önce mamografik inceleme yapılmalıdır.
Meme Büyütme ameliyatı meme dokusu arkasına yerleştirilen silikon jel yapısında olan protez ile yapılmaktadır. Ameliyat için başvuran hastalar genellikle ulaşmak istedikleri büyüklüğü tarif etmede güçlük çekerler. Sıklıkla, istedikleri sütyen numarasını söylerler (85, 90 gibi). Ancak çeşitli sütyen markaları, farklı büyüklükte olabilir.

Göğüs büyütme ameliyatına karar verildikten sonra, hasta ile ayrıntılı bir görüşme yapılıp hastanın beklentileri belirlenir. Hastaya ameliyatın riskleri anlatılır. Ayrıca sigara içiliyorsa, 10 gün önce kesilmelidir. Silikon protezin, kansere neden olmadığı birçok yabancı bilimsel araştırmalarla saptanmıştır. Bu araştırmalarda, 20-30 yıl gibi uzun süreler takip edilen hastalar incelenmiş ve büyütme estetiği amacıyla silikon protez konulan hastalarda normal kadınlara göre kanser oluşma oranı farklı çıkmamış hatta biraz daha düşük olduğu belirlenmiştir.
Meme büyütme ameliyatı tecrübeli bir Plastik Cerrah tarafından yapıldığında, komplikasyon olasılığı çok düşüktür. Komplikasyonlar arasında (istenmeyen sonuçlar), kapsül kontraktürü, infeksiyon (iltihaplanma) ve kanama sayılabilir. Her meme büyütme ameliyatında silikon protez etrafında kapsül oluşmaktadır. Ancak ideal olanı bu kapsülün ince ve protez boyutlarına göre biraz bol ve gevşek olmasıdır.

Kapsülün kalın ve sıkı olması durumuna kapsül kontraktürü diyoruz. Meme büyütme silikon protez ameliyatında cerrahınızın önerilerini ameliyat öncesi ve sonrası harfiyen uyarak bu riskleri çok azaltabilirsiniz. Çok çok nadiren silikon protez yuvasında infeksiyon olabilir. Bu durumda öncelikle antibiyotiklerle tedavi yapılır. Büyük olasılıkla antibiyotik tedavisi ile durum düzelebilir. İnfeksiyonun devamı halinde ise silikon protezin çıkarılması ve daha sonraki bir ameliyatla yeniden konması gerekebilir. Silikon protez, gebeliği, süt emzirmeyi önlemez. Protez göğüs dokusu içine değil arkasına konduğu için meme dokusuna zarar vermez.

Silikon protez ancak delici cisim batması sonucunda çok nadiren yırtılabilir, delinebilir veya içindeki jel maddeyi sızdırabilir. Ancak günümüzde gelişen teknoloji ile birlikte protezin içindeki jelin molekül bağları güçlendirilmiş (cohesive gel) ve silikon protez delinse dahi akması ya da sızması önlenmiştir. Yine de protezin yırtılması ya da delinmesi durumunda silikon protez çıkarılıp yeni protez konur.

Yüksek sayılarda meme büyütme hasta gurupları üzerinde yapılan araştırmalarda silikon göğüs protezinin kansere neden olmadığı ortaya çıkmıştır. Ancak, daha sonra oluşabilecek tümöral kitle durumlarında, mamografi incelemesinde, grafinin çekilmesini güçleştirebilir. Bu konuda tecrübeli bir radyolog ile çalışılması uygun olur.

Silikon protezin yerleştirilmesi için kullanılacak kesi yeri meme başının etrafı (2) veya göğüs altı çizgisinden yapılabilir (1). İzin en aza indirgenmesi için çok ince dikişler kullanılır. İkisinin de uygun olmadığı çok nadir durumlarda koltuk altından kesi yapılabilir. koltuk altı kesisini ben kullanmıyorum ve tavsiye etmiyorum. Çünkü, koltuk altında öncelikle dıştan görünen, sütyen ya da mayonun kapatmadığı bir bölgede iz kalmaktadır. ayrıca koltuk altı göğüs bölgesine uzak olduğu için, bu keside sadece tuzlu doldurulan protezler kullanılabilmektedir. Tuzlu solu protezlerin ise birçok sakıncası vardır. bunlar arasında, su zamanla buharlaşarak eksilebilir, protezin büyüklüğü azalabilir tuzlu su ısı iletimi olduğu için soğukluk veya sıcaklık hissi olabilir, ayrıca bazen çalkalanma sesi duyulabilir. Bu özelliklerin hiçbiri silikon jel protezde yoktur. Silikon jel ısı iletimi ise sıfıra yakındır. Bu nedenlerle ben büyütme ameliyatlarında ya meme başı halkası ya da meme altından kesiyi tercih ediyorum. Halkanın alt kısmında yarım daire şeklinde yapılan kesi (2) en az izi bırakmaktadır. Hatta birkaç sene içinde iz kaybolabilmektedir. İz oranı her hastada farklı olabilir ve önceden test edilemez. Bunun için hasta daha önce bir ameliyat olduysa örneğin apandisit vs. gibi izlerine bakılabilir. Ancak göğüs başı halkası kesisi için, halkanın belli bir çaptan büyük olması gereklidir. Daha küçük olduğu durumlarda, göğüs altı kesisi (1) kullanılabilir. Halkanın etrafından yapılan keside renk değişimi bölgesi olduğu için iz çok daha belirsiz olmaktadır. Kesinin memebaşı etrafından yapılabilmesi için memebaşı halkasının belli bir çapta olması gereklidir. Çap yetersiz ise kesinin meme altından yapılması uygun olur.

Meme büyütme ameliyatı sonrası birkaç gün yorgunluk hissi olabilir. Bu durum 24-48 saatte düzelir. Ameliyatın ertesi gün pansuman sargısı azaltılarak sütyen takılır. Bir iki hafta süreyle göğüs etrafında yanma hissi olabilir. 2-3 hafta meme fizik teması hassas ve ağrılı olabilir. Bu durum ise en fazla 3-4 hafta sürer. Dikişler 10-12 günde alınır. Dikiş izleri altı hafta kadar pembe kalabilir, sonra yavaş yavaş beyazlaşır. Mamografik (röntgen) inceleme gerekiyorsa, uygun aralıklarla yapılabilir.

Sonuç olarak estetik meme büyütme silikon protez ameliyatı hemen sonuç aldığımız yüz güldürücü ameliyatlarımızdan birisidir. Ancak iyi bir sonuç almak için ameliyatın tecrübeli bir Estetik Plastik Cerrah tarafından yapılması tavsiye edilir.

Amerikada meme büyütme ameliyatı yapılan 3000 hasta üzerinde yapılan araştırmada, göğüs protezi konan hastalar ile ameliyat geçirmeyen hastalarda son 20 yıl içinde kanser oluşma oranları incelendiğinde, iki gurup arasında fark bulunamamıştır. Hatta protez uygulanan hastalarda daha sonra kanser oluşma oranı biraz daha düşük bulunmuştur.

Meme büyütme,meme,büyütme,memeler nasıl büyür, doğal meme buyutme, evde meme büyütme,elle meme büyütme,okşayarak meme büyütme,mememi nasıl büyütürüm, memem kücük,göyüslerim neden kücük,göyüs büyütme,

Hamile Kalmak

Çarşamba, Nisan 20th, 2011

Hamile Kalmak

Gebe kalabilmek için uygulanması gereken sex poziyonları !

Eğer bir çocuğunuz olsun istiyorsanız sizin için seçtiğimiz en uygun seks pozisyonlarını deneyiniz. Penisin vajina içinde uzun bir süre kalması gebelik şasınızı artırcaktır.Hamile kalmak için en önemli unsur budur.

Misyoner pozisyonda yani erkeğin üstte olduğu cinsel pozisyon ilişki esnasında bel altınıza bir yastık koymanız iyi olacaktır ve ilişki bittikten sonra yarım saat aynı şekilde kalmanız tavsiye edilir. rahim ağzınızın spermleri daha kolay ve daha uzun süre ile tutmasını sağlarsınız.Bu sayede spermleri rahimde tutmanız daha kolay olacaktır.bunun için ince bir yastık yeterlidir.

Diz dirsek pozisyonundaki beraberlik hamile kalmak için en uygun şekildir. Bu şekildeki bir beraberlikten sonra da sırt üstü yatarken belinizin altına 1 saat süre ile uygun kalınlıkta bir yastık koyun.

Ayakta,oturarak veya kadının üstte olduğu pozisyonlar spermin vajina dışına akışını hızlandırdığı için gebe kalmak için uygun şekiller değildirler.

Peki nasıl Gebe kalınır ?

1-Hamile kalmak demek ne kadar çok fazla ilişkiye girersem okadar çok kolay hamile kalırım demek değildir! kimi insan bir kerede hamile kalır , kimisi ise 10 larca sayıda ilişkiye girer hamile kalamaz.Gebe kalmak için çeşitli yöntemler vardır,bunları iyi okumak gerekli. “Nasıl hamile kalınır” sorusunu şöyle yanıtlayabilriz; Hamile kalmak için buna yönelik Cinsel ilişki pozisyonları denenmelidir.Örneğin kadının yatar vaziyette amuda kalktığı pozisyon gayet idealdir.

2-En önemli faktör ne kadar sıklıkla cinsel beraberlik değil ne zaman?Tabii ki muhtemel yumurtlama tarihinde.İkinci önemli faktör eşinizin spermlerinin kalitesidir.Eğer eşinizin spermlerinde bir problem yoksa gün aşırı ve bir kez cinsel ilişki tavsiye edilmektedir.

3-Dikkate alınması gereken bir husus da eğer bu şekilde planlı yaşayacağınız cinsel beraberlik stres altında ve ‘bir ev ödevi’ şeklinde kendinizi rahat hissetmeden oluyorsa artan stres hormonları gebe kalmanızı zorlaştıracaktır, aklınızda bulunsun.En geçerli teori en muhtemel günlerde cinsel ilişkiye girmektir.Tabii ki bu ‘en muhtemel’ günde hayatınıza renk katmakta ve kendinizi rahat hissetmekte yarar var.

4-Beklediğiniz yumurtlama tarihinden 5 gün öncesini kapsayan tarihte ilişkiye girmeyin.Muhtemel yumurtlama tarihinden bir gün önce başlamak üzere spermler iyi ise gün aşırı 6 gün süre ile ilişkiye girin .Bu şekilde hamile kalma şansını en yüksek ihtimalle yakalarsınız.Son adet tarihinin ilk gününden itibaren 12-14-16. günlerde cinsel ilişkiye girmek gebe kalma olasılığınızı arttıracaktır.

5-6 ay düzenli korunmasız cinsel ilişkide bulunulduğunda gebelik elde edilmediğinde doktorunuzla bağlantıya geçin.

CİNSEL POZİSYONLARDAN BAZILARI

En alışılmış pozisyon, erkeğin üstte, kadınla yüz yüze olduğu pozisyondur. Kadınların çoğu bu pozisyonu yeğler. Bir çift, birleşmeye bu pozisyonla başlayabilir; erkeğin orgazmını geciktirmek amacıyla, birleşme sırasında pozisyon değiştirebilir ve daha sonra birlikte orgazm için en uygun pozisyon olan misyoner pozisyona dönülerek birleşmeye son verilebilir

Hamile kalmak,Nasıl Hamile kalırım,kızlık zarı,Seks yöntemleri,seks taktikleri,sikişmek,sex şekilleri,en güzel seks yöntemi,nasıl hamile kalırım yöntemleri,hamilelik,nasıl gebe olurum, dogum kontrol,

İnternet, seksi, uyuşturucuyu ve kumarı körüklüyor

Pazar, Nisan 10th, 2011

İnternet, seksi, uyuşturucuyu ve kumarı körüklüyor

Uzmanlar, “bir davranışı kontrol edememek” olarak kendini gösteren davranışsal bağımlılıklar arasında seks ve kumar bağımlılığının, son yıllarda en sık rastlanan iki tür olduğuna dikkat çekti.
Türkiye’de en sık rastlanan davranışsal bağımlılıkların, kumar ve seks bağımlılığı olduğu belirtildi. Bağımlılık Tanı ve Tedavi Merkezi’nin (BATEM) kurucusu Doç. Kültegin Ögel, bu yöndeki davranışsal bağımlılıkların artmasında internet kullanımının belirleyici olduğuna dikkat çekti.

İnternet kişiyi yalnızlaştırıyor

Çevre, aile ile kişinin biyolojik ve psikolojik durumuna bağlı olarak oluşarak gelişen bağımlılık hali, yalnızca uyuşturucu ve uyarıcı maddeler alanında değil, davranışsal alanda da rastlanmaya başladı. Özellikle internetin kullanımının artmasıyla yaygınlaşan davranışsal bağımlılıklar, kişiyi yalnızlaştırmakla kalmıyor, ailesi ve çevresiyle olan ilişkisine de zarar veriyor.

BATEM’in kurucusu Doç. Ögel, kişiyi bir nesneye bağımlı kılan olgunun, o nesnenin hissettirdiği duygu olduğuna belirterek, “Seks ile kumar da, gerek kişide bir tür ödül duygusu yaratması, gerekse internet aracılığıyla bu alanlara ulaşımın kolaylaşması nedeniyle en sık rastlanan iki bağımlılık türü” diye konuştu.

Bağımlılık merkezlerine tedavi amacıyla başvuran kişilerin yüzde 50’sini kumar ve seks bağımlılarının oluşturduğunu söyleyen Ögel, tedavi programının, kişilerin sosyal yaşamı, aile yapısı ile bağımlılık türüne göre düzenlendiğini ifade etti.

Ögel, ailelerin, çocuklarının bağımlılığını çok geç fark ettiğini söyleyerek “Çocuğunun eroin bağımlısı olduğunu bile iki yıl sonra öğrenen aileler var. Diğer yandan bağımlılık tıpkı kanser hastalığı gibidir. Teşhis ne kadar erken konulursa tedavi şansı o kadar yükselir. Bu konuda ailelere büyük bir sorumluluk düşüyor” diye konuştu.

Doç. Ögel ayrıca, tedavi ücretinin hastanın iyileşme durumuna göre değiştiğini kaydetti.

bağımlılık hali, bağımlılık tedavisi, biyolojik durum, davranış kontrolü, davranışsal bağımlılık, davranışsal bağımlılıklar, internet, internetin zararları, kumar, kumar bağımlılığı, psikolojik durum, seks, seks bağımlılığı, uyarıcı madde bağımlılı
bağımlılık hali, bağımlılık tedavisi, biyolojik durum, davranış kontrolü, davranışsal bağımlılık, davranışsal bağımlılıklar, internet, internetin zararları, kumar, kumar bağımlılığı, psikolojik durum, seks, seks bağımlılığı, uyarıcı madde bağımlılığı,
ğı,

Seksi sevmeniz için 10 önemli nedeniniz var

Pazar, Nisan 10th, 2011

Seks Yapmakdan Zevk Almak,Seks Yaparken zevk aLmak,sevişirken sevk almak,sevişmek,seviştiğin kişiyi sevmek,sevdigin kişiyle sevişmek,sevişmek,ilişki,ilişkiye girmek,cinsel ilişki,cinsellik,

Seksi sevmeniz için 10 önemli nedeniniz var

Doktora gitmeden daha sağlıklı bir cilde, daha az ağrı çeken bir bedene ve dik bir duruşa sahip olabilirsiniz. Hülya dergisi mart sayısında seksin 10 faydasını sıralayarak daha sağlıklı bir insanın reçetesini verdi.
Sağlıklı bir yaşam için pek çok reçete veriliyor. Organik gıdalar, düzenli spor ve stresten uzak kalmanın yolları gibi…

Peki ya sevişmenin faydalarından ne kadar haberdarsınız? Seks pek çok kişi için konuşulması zor bir konu olsa da faydası saymakla bitmiyor. Hülya dergisi mart sayısında seksi sevdirecek 10 nedeni şöyle sıraladı:

1. Deliksiz bir uyku sağlar

Güzel bir sevişmenin ardından ne gelir? Tabii ki deliksiz bir uyku… Bunun nedenini hiç düşündünüz mü? Çünkü sevişmenin ardından vücudun salgıladığı ve kendinizi son derece rahat hissettiren bir hormon sayesinde kaslarınız gevşer ve vücut kendini dinlenmeye alır. Uyumlu ve tatmin edici bir cinsel hayatın getirisi ilk olarak kaliteli bir uykudur. Seksten sonra rahatlamış ve gevşemiş olan bedenlerin salgıladığı mutluluk hormonu ile çiftler keyifli bir uykuya dalar. Bu uyku oldukça dinlendirici ve vücudu tazeleyici bir niteliktedir.

2. Duruşunuzu etkiler

Sevişme esnasında gerçekleşen, belin alt kısmının ritmik hareketi sırt kaslarına iyi gelir. Sevişme sırasında omurga daha esnek bir hale gelir ve vücudun duruşu dikleşir. Dolayısıyla da vücut daha kıvrak bir hal alır. Sağlıklı bir cinsel hayatı olan kadınların uyluk kaslarının düzenli çalışması sonucu mesanelerinin daha da güçlendiği ortaya çıkmıştır.

3. Kan basıncını düşürür

Sevişme sırasında nefes alıp verme ve kalp atışları hızlansa da, kan basıncını ideal seviyede tutmanın yollarından biri de seks… Yapılan bir araştırmaya göre sadece ön sevişme bile vücut direncini azaltan stres hormonunu düşürüyor. Sonuç olarak düzenli seksin kalp sağlığına olumlu etkileri vardır.

4. Kondisyonu artırır

Kalp atışlarının hızlanması, kan basıncının çıkması, nefes alıp vermelerin sıklaşması… Bunlar size neyi anımsatıyor? Bir koşucunun yarış esnasında yaşadıkları gibi değil mi? Seks sırasında kalp daha fazla kan pompalıyor ve dolaşım hızlanıyor. Seksin sıklığı kondisyonu etkileyen faktörler arasında sayılıyor.

5. Ağrıları azaltır

Başınız ağrıdığında ağrı kesicilere başvurmak yerine seks yapmaya ne dersiniz? Cinsel ilişki sırasında salgılanan endorfin hormonu, vücutta bir doz morfinle aynı etkiyi yaratıyor. Üstelik düzenli seks hayatının regl sırasındaki ağrıları bile azalttığı söyleniyor.

6. Saçları besler

Kadınların seksten sonra vücutlarında artan östrojen hormonunun faydası saymakla bitmiyor. Daha düzenli regl görmekten tutun da saçların canlanmasına kadar vücutta sayısız birçok olumlu etki yaratıyor. Haftada bir kez seks yapan kadınların kandaki östrojen miktarı iki kat artıyor. Bunun sonucunda vücutun her bölgesinde olumlu değişimler yaşanıyor.

7. Mutlu olmanızı sağlar

Bir süreliğine de olsa sıkıntılardan uzaklaşmak, kendinizi bile unutmak ve bedeninizden aldığınız zevke odaklanmak seksin belki de en önemli etkilerinden biri olarak sayılıyor. Düzenli bir seks hayatı olanların depresyona girme ihtimallerinin, düzensiz seks hayatı olanlara göre çok daha az olduğu biliniyor.

8. Bağışıklık sistemi güçlenir

Seks sonrasında salgılanan hormonların bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve hastalıklara karşı insanları dirençli hale getirdiği yapılan araştırmalarla ortaya konuluyor. Tabii bunun içinde seks ile geçen hastalıklar yer almıyor. Her daim korunmanız ve düzenli doktor kontrolüne gitmeniz ayrıca tavsiye ediliyor. Ancak özellikle bahar aylarında sık yakalanılan grip gibi hastalıklara karşı seks sonrası salgılanan hormonların koruyucu bir niteliği olduğu söyleniyor.

9. Cildi güzelleştirir

Sevişme esnasında vücutta bazı değişimler görülüyor. Terlemek pek çoğumuzun hoşlanmadığı bir şey olsa da aslında lenflerin sirkülasyonunu ve vücuttan toksinlerin atılmasını sağlıyor. Böylece cilt nem kazanıp, gençleşiyor. Sevişmeden sonra yanaklar kızarıyor, yüze renk geliyor. Sağlıklı ve düzenli bir cinsel hayat bedeni daha da güzelleştiriyor.

10. Zayıflamayı sağlar

Diyete başlamak kadar düzenli bir seks hayatı da kalori harcamaya yardımcı oluyor. Hatta eğer seks sonrası atıştırmalara dikkat eder ve abartıya kaçmazsanız, kilo bile vermeniz söz konusu olabiliyor. Ritmik hareketler ile vücudun belli bir efor sarf ediyor olması düzenli egzersiz yapmak kadar işe yarıyor. Sevişmekten aldığınız keyfi ikiye katlamak adına her defasında daha da zayıfladığınızı düşünmek bile keyfinizi yerine getirebilir. Üstelik çok da gerçek dışı bir düşünce de sayılmaz!

adet dönemi, adet dönemi sorunları, adet dönemini düzenlemek, aktif seks hayatı, bağışıklık sistemini güçlendirmek, bebeğin cinsiyetini belirlemek, daha genç görünmek, Diyet, düzenli seks, düzenli seksin faydaları, düzenli seksin

Düzenli seks yapmak vücudu güzelleştiriyor

Pazar, Nisan 10th, 2011

Düzenli seks yapmak vücudu güzelleştiriyor

Uzmanlarca yapılan bir araştırmayla düzenli olarak yapılan seksin kalp sağlığından koku alma duygusuna, kas geliştirmekten kemik güçlendirmeye kadar birçok faydasının olduğu tespit edildi.
Belfast Queens Üniversitesi’nde 1000 orta yaşlı erkek üzerinde yapılan araştırmaya göre seksin fizyolojik olarak birçok faydası olduğu kanıtlandı.

1000 erkeğin 10 sene boyunca takip edildiği araştırmada, benzer sağlık durumunda ve yaşta olan erkeklerin ölüm oranları karşılaştırıldı.

1997’de British Medical Journal’da sonuçları yayınlanan araştırmaya göre, daha fazla orgazm yaşayan erkeklerin ölüm oranı diğerlerine göre daha düşük oluyor.

Düzenli seksin faydaları

Araştırmada varılan diğer sonuçlara göre düzenli seksin insan sağlığına faydalı olduğu noktalar şöyle:

Koku alma duyusu

Orgazm sonrası salgılanan prolaktin hormonu beynin koku alma merkezini uyarıyor. Düzenli bir seks bu merkezin düzenli uyarılmasını sağlayarak koku duyusunu geliştiriyor.

Kalp krizi riski

Seks kardiovasküler sağlığı da güçlendiriyor. Araştırma sonuçlarına göre haftada 3 ya da daha fazla kere seks yapan erkeklerin kalp krizi geçirme oranları daha düşük.

Güçlü kemikler, düzgün vücut

Düzenli seks vücuttaki testosteron oranını da artırıyor. Bu hormon kemiklerin güçlenmesini sağlıyor. Seks yapmak aynı zamanda karın, bacak, boyun, ve kalça kaslarını harekete geçiren bir egzersiz olduğu için vücut şekli de forma giriyor. Bir kere seks yapmak ortalama 200 kalori yakıyor. Bu da koşu bandında 15 dakika koşmaya denk.

Ağrı kesici

Orgazm öncesi oksitosin hormonu 5 kat artıyor. Oksitosin de endorfin hormonunu harekete geçirerek migrenden arterit ağrılarına kadar birçok şikâyeti hafifletiyor.

adet dönemi, adet dönemi sorunları, adet dönemini düzenlemek, aktif seks hayatı, bağışıklık sistemini güçlendirmek, bebeğin cinsiyetini belirlemek, daha genç görünmek, düzenli seks, düzenli seksin faydaları, düzenli seksin yararları, seks yapmanın faydası,sex sikişmek,sikişmek,izle,video,sikiş videoları,seks videoları,seks yaparken sağlıklı kalmak,seks yapmak,kızlarla seks,

Hamile kalmak için çok seks yapmak gerekli mi?

Pazar, Nisan 10th, 2011

Hamile kalmak için çok seks yapmak gerekli mi?

Uzmanlar, doğurganlığı artırmak ve çabuk hamile kalmak için kadın ve erkek arasındaki cinsel ilişkinin nasıl yapılması gerektiği ve ilişki süresinin periyotları konusunu değerlendirdi.
Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Sağlığı Direktörü Prof. Dr. Aydın Arıcı ve Fertijin Kadın Sağlığı Merkezi’nin Direktörü Op. Dr. Seval Taşdemir, doğurganlık için kadın ve erkek nasıl seks yapmalı konusunu tartıştı.

Prof. Dr. Aydın Arıcı: “Her gün ilişkiye girmeyin, baba olma şansınız düşer”

Çocuk isteyen çiftler ne sıklıkta ilişkiye girmeli?

Çiftlerin hamilelik mucizesini gerçekleştirme şansı her ay yüzde 30′dur. Tabii ki düzenli ilişki kurmak kaydıyla… Düzenli demek, her fırsatta ilişki demek değil. Bir gün arayla ya da iki-üç günde bir, bu işin kararıdır. Yani her ilişkiden sonra bir gün tatil!

Her gün ilişkiye girerlerse ne olur?

Çok sık ilişkiye girildiği takdirde meninin hacmi ve sperm sayısı azalır.

Sekse çok ara vermek spermleri güçlendirir mi?

Çok ara vermek de sorun yaratır. İki hafta hiç ilişkiye girmedikten sonra gerçekleşen ilişkide, çıkan sperm sayıları yüksek olsa bile hareketlilik düşer.

Ayın hangi dönemleri çiftler için şans artıyor?

28 günde bir adet gören kadında 14. gün yumurtlama günüdür. Dolayısıyla 10. günden itibaren gün aşırı ilişki olması, hamilelik şansını en çok artıran tempodur.

Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlere önerilen pozisyonlar oluyor mu?

Bir kere kadının rahminin pozisyonu önemlidir. Kadının üstte olduğu pozisyonda hamile kalmak daha zordur. Hamilelik isteniyorsa kadının kalça altına yastık koyması bile önerilebilir.

Doğurganlığı artıran yiyecekler var mı?

Organik gıdaları tavsiye ediyorum. Yenilecek gıdalar iyi yıkanmalı, sigaradan uzak kalınmalı. Çünkü günde bir paket sigara içenlerin menopozu üç yıl erkene çekiliyor, iki paket içenlerin ise beş yıl.

Kadın ve erkeğin ilişki öncesi yapmaması gereken birtakım şeyler var mı?

Çok sıcak banyo sperm üretimini azaltır. Çünkü testis ısıya hassastır. Özellikle sperm sayısı sınırda olan kişilerde zararlıdır.

Dr. Seval Taşdemir: “Köylerde her gün ilişkiye girenlerin sağlıklı çocukları var”

Çocuk isteyen çiftler ne sıklıkta ilişkiye girmeli?

Hamilelik için çiftlere haftada iki üç kere ilişkide bulunmalarını öneririz. Ama asla bir sınırlandırma da getiremeyiz, ilişki spontan olmalıdır. Sonuçta ilişki sıklığı anne baba olma şansını büyük ölçüde etkilemez.

Her gün ilişkiye girerlerse ne olur?

Hiçbir şey olmaz. Köylerde her gün ilişkiye giriyorlar, sağlıklı çocukları oluyor. Günlük ilişkiler her zaman sperm sayısını düşürmez.

Sekse çok ara vermek spermleri güçlendirir mi?

Günü geliyor çok ender, hatta yılda bir kez ilişkiyle bile insanlar çocuk sahibi olabiliyorlar.

Ayın hangi dönemleri çiftler için şans artıyor?

Sperm, kadının genital organlarında bir süre yaşar. 14. gün en riskli gün olarak söylense de bazen 20. günlere kadar gebelik riski sürer. Bu nedenle takvim metodu hiçbir zaman doğum kontrol yöntemi olarak işe yaramaz. Bu metodu kullananlar kazaya kurban giderler.

Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlere önerilen pozisyonlar oluyor mu?

Pozisyonlar da çok önemli değildir. Yalnızca ilişkiden sonra bizim toplumumuzda vajinal duş çok yaygın, bunu önermiyoruz. Enfeksiyona davetiye çıkarıyor.

Doğurganlığı artıran yiyecekler var mı?

Tek yönlü beslenmenin yumurtlama üzerinde kötü etkisi var. Vejetaryenlerde kısırlık oranı yüksektir. Hayvansal proteinlerden de alınması şart.

Kadın ve erkeğin ilişki öncesi yapmaması gereken birtakım şeyler var mı?

Alkolün spermler üzerinde toksit etkisi vardır. Vajinal duşu, özellikle hamilelik beklenen ilişkilerde önermiyoruz.

adet dönemi, aşırı ilişki, çabuk hamile kalmak, cinsel ilişkinin süresi, çocuk isteyen çiftler, çok seks yapmak, doğurganlığı artıran yiyecekler, doğurganlığı artırmak, doğurganlık, düzenli ilişki kurmak, erkek nasıl seks yapmalı, hamile

Çok seks yapmak sperm kalitesini yükseltiyor

Pazar, Nisan 10th, 2011

Çok seks yapmak sperm kalitesini yükseltiyor

Avustralya’da yapılan bir araştırma, daha fazla cinsel ilişkinin menide hasarın onarılmasına yardımcı olduğunu ortaya koydu. Söz konusu araştırmanın sonuçları, Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da düzenlenen Avrupa Üreme ve Embriyoloji Derneği toplantısında açıklandı.

Araştırma sırasında, hasara uğramış sperme sahip 118 erkeğin bir hafta boyunca her gün cinsel ilişkiye girdiklerinde hasarlı sperm miktarında önemli ölçüde azalma olduğu saptandı.

Avustralya’nın Sdyney kentinde özel bir tüp bebek kliniğinde görevli doktor David Greening ve arkadaşlarının yaptığı araştırmada, söz konusu 118 erkeğin yüzde 81′inin hasarlı sperm miktarında yüzde 12 oranında azalma olduğu gözlendi.

Doktor David Greening, şimdi bebek isteyen tüm hastalarına daha fazla cinsel ilişkiye girme tavsiyesinde bulunduğunu belirterek, “Yaşlı erkeklerden bazıları biraz endişeli yaklaşırken, gençlerin bundan gayet mutlu oldukları görülüyor” dedi.

Uzmanlar, cinsel ilişkinin spermin vücuttan hızlı bir şekilde atılmasını sağlayarak DNA hasarını azalttığını düşünüyor. Sperm vücutta ne kadar uzun süre kalırsa, hasara uğrama olasılığı da o kadar artıyor.

Birçok doğum uzmanının, eşlerine tüp bebek tedavisi uygulanmadan önce sperm sayılarını artırabilmek için erkeklere cinsel ilişkiden uzak durmalarını tavsiye ettiği biliniyor.

Sperm kalitesi, sigara ve alkolden uzak durulması, egzersiz yapılması ve daha fazla antioksidan alımı halinde de artabiliyor.

cinsel ilişkiye girmek, fazla seks yapmak, hasara uğramış spermler, hasarlı sperm miktarı, hasarlı spermler, her gün cinsel ilişki, seks yapmak, sperm kalitesi, sperm kalitesini yükseltmek, sperm sayısı, sperm sayısını yükseltmek, tüp bebek

Arkadan cinsel ilişkinin zararları

Pazar, Nisan 10th, 2011

Arkadan cinsel ilişkinin zararları

Anüs bölgesi (makat) ve burada yer alan halkasal kaslar, duyu sinirleri açısından zengin bir bölgedir. Halkasal kaslar normalde sıkıca büzülmüş durumda bulunurlar. Gerektiğinde 6-7 cm. çapa kadar genişleyebilirler.
Anüs bölgesindeki anatomik yapı çok narindir. Eğer hazırlık yapılmadan veya sabırsızca anal ilişki kurulması halinde bu bölgedeki dokularda yırtılmalar, kanamalar ortaya çıkar. Bu yırtılmaların ortaya çıkması sadece acı açısından önemli değildir.

Gerek cinsel yolla bulaşan hastalıkların gerekse de bu bölgedeki bakterilerin hastalık oluşturmaları için uygun ortam oluşturmasıdır. Bazı kişiler inançları nedeni ile bazıları yetiştiği ortamın nedeni ile bazıları da psikolojik durumları nedeni ile anal sekse karşıdırlar.

Bazı kişiler de tam aksi olarak inançları, psikolojik durumları nedeni ile anal seksi tercih etmektedirler. Özellikle evlilik öncesinde bekâretlerini kaybetmek istemeyen genç kızlar ve psikolojik olarak kendisini kadın hisseden kişiler, bu metot ile cinselliği tercih ederler.

Anal seks penisin vajinaya değil de makata (popo – anüs – rektum) sokulmasıdır. Makatta çok sayıda sinir ucu bulunur ve çok hassas, duyarlı bir organdır, bu kadar hassas olmasından dolayı da cinsel ilişki sırasında kullanılması hiç de ender değildir. Sadece erkekler arası eşcinsel ilişkide değil, kadın – erkek arasındaki cinsel ilişkide de kullanılabilir.

Makatın cinsel ilişki sırasında kullanılması sadece insanlar arasında değil ama aynı zamanda birçok hayvanda da olabilmektedir. Kalça her iki cins için de cinsel yönden etkileyici bir bölgedir. Erkekler kadar kadınlarda kalçalardan hoşlanırlar ve güzel bir erkek kalçası kadın için çok çekicidir ve tahrik edicidir.

Kalçalar ve makat gerçekten de sinirsel olarak hassas ve cinsel duyarlılığı yüksek bir bölgedir. Bu yüzden kadın veya erkeklerin bazıları mastürbasyon yaparken makatlarına parmak veya başka bir şey sokarak kendilerini uyarabilirler. Aynı şekilde cinsel birleşme sırasında da birçok kadın ve erkek makatlarının uyarılmasından zevk alabilirler.

Ters ilişkiyle hamile kalma riski var mıdır?

Bir kadının gebe kalabilmesi için spermlerin vajen içine bırakılması gerekir. Nadir bazı durumlarda vajen kenarına boşalmalarda da gebe kalma riski vardır.

Arkadan cinsel ilişki (makattan yapılan cinsel ilişki – anal seks) sırasında, eğer vajina bölgesine sperm bulaşması olmaz ise gebe kalma ihtimali çok düşüktür.

Ters ilişki, cinsel özgürlük adına hoş görülse de sağlıklı bir cinsel hayat için önerilen bir ilişki değildir. Ters ilişkinin mazereti de asla kadının bakire olması olarak gösterilemez.

Arkadan cinsel ilişkinin (anal seks) zararları

Dışkıdaki bazı mikroplar penisten içeri girer erkeğin cinsel hastalıklara yakalanmasına neden olabilir. Daha da kötüsü bunlar onun prostat dediğimiz (prostat yalnızca erkeklerde bulunan ve idrar torbasının orada idrarı ve spermi yönlendiren bir organdır) önemli bir vücut parçasına yerleşerek ileride çok büyük sorunlar yaratabilir.

Kadın için ise önemli olan makattan çıkan penisin vajinaya temizlenmeden sokulmamasıdır. Çünkü dışkıdaki mikroplar vajende hastalık yaratırlar. Ayrıca hemoroid hastalığı (basur) olanlarda arkadan cinsel ilişki ağrıya neden olabilir ve hemoroidi arttırabilir.

AIDS, anal seks, anal seksin zararları, arkadan cinsel ilişki, arkadan cinsel ilişkinin zararları,götten sikiş,göten sikiş,götten sikmek,gotden sikiş izle,video,götten sikiş video izle, basur, cinsel hastalıklar, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, hemoroid, hemoroid hastalığı, sağlıklı cinsel hayat, ters cinsel ilişki, ters ilişki, ters ilişki

Gebelikte cinsel ilişki ve güvenli seks

Pazar, Nisan 10th, 2011

Gebelikte cinsel ilişki ve güvenli seks

Hamilelik başlayınca seks hayatı sona ermiyor. Bırakın sona ermeyi, hamileliğin son zamanlarına doğru libidonuz daha da yükseliyor. Genital bölgedeki kanlanma arttığı için daha kolay uyarılıyor ve daha kolay orgazma ulaşıyorsunuz.
Tıbbi bir engel yoksa hamilelik boyunca cinsel ilişkiyi devam edebilir, ama her pozisyonda değil!

Üstelik hamilelikte yaşadığınız seks ve orgazm, inanılanın aksine, size de bebeğinize de zarar vermiyor. Orgazm sonrası genel bir rahatlama sağlayan endorfin salgısı (mutluluk hormonu) hem sizi hem de bebeğinizi mutlu ediyor.

Misyoner pozisyonuna kısa süreli veda

Hamilelikte sekse evet. Ama nasıl bir seks? Hamilelik öncesi tercih ettiğiniz sevişme pozisyonlarından bazılarını terk etmek zorundasınız. Örneğin kadının sırt üstü düz uzandığı ve erkeğin üstte olduğu, misyoner pozisyonu denilen duruş, bebek bekleyen çiftlerin yüzde 80’i tarafından terk ediliyor.

Çünkü bu pozisyon, özellikle gebeliğin ilerleyen zamanlarında, karnın yaptığı basınca bağlı olarak hem anneye rahatsızlık veriyor hem de bebeği döl yatağı içinde basınca maruz kalma tehlikesiyle baş başa bırakıyor.

Ayrıca bebekle birlikte büyüyen rahim, siz düz yattığınızda vücudunuza kan dağıtan ve toplayan büyük damarlar üzerine önemli basınç yapıyor ve kan dolaşımını bozuyor. İşte bu nedenle rahme baskı yapmayan ya da en az baskı yapan pozisyonları tercih etmek gerekiyor.

İşte hamilelikte tercih edilebilecek cinsel ilişki pozisyonları:

1. Kadının gövdesinin yukarıdan itibaren beline kadar olan kısmı ve başı havada kalacak şekilde sırt üstü uzandığı ve dirseklerinden destek alarak doğrulmaya çalışıyormuş gibi durduğu pozisyonda, erkeğin kadının üzerinde oturur şekilde ilişkiye girdiği duruş.

2. Kaşık pozisyonu olarak adlandırılan, kadının ve erkeğin yan yana yattıkları, erkeğin kadının arkasında kalarak ilişkiye girdikleri pozisyon.

3. Erkeğin sırt üstü düz uzandığı ve kadının erkeğin üzerinde oturarak ilişkiye girdiği pozisyon.

4. Çift ayakta iken, erkeğin kadının arkasında kaldığı, kadının belden öne doğru eğilerek ilişki kurduğu pozisyon.

5. Köpek pozisyonu adı verilen, kadının elleri ve dizleri üzerinde durduğu, erkeğin kadının arkasında olduğu pozisyon.

6. Kadın ve erkeğin yüz yüze, kucak kucağa oturarak, kadının bacaklarını erkeğin beline doladığı duruş.

7. Cinsel organlar arasında temas olmadan eşlerin birbirlerini elle tatmin etmek üzere seçtikleri herhangi bir pozisyon.

Hamilelikte hangi durumlarda seksten kaçınmalısınız?

Sizi ve bebeğinizi rahatsız etmeyecek pozisyonları bularak hamileliğinizin başlangıcından bitimine dek düzenli seks hayatınızı sürdürebilirsiniz. Ancak, bazı durumlarda seksten kaçınmak da gerekebiliyor.

- Daha önceden düşük yaptıysanız, ilk 3-4 ayda ilişkide bulunmamanız daha doğru.

- Eğer önceden prematüre doğum yaptıysanız, sevişme esnasında meme uçlarınızın uyarılması erken doğum ağrılarını başlatabiliyor. Bu nedenle erken doğum yapmış olanların hamileliğin son aylarında ilişkiden uzak durmaları gerekebilir.

- Aşağı yerleşimli plasenta (anne ve bebeğe ait iki dolaşım sistemini birbirinden ayıran organ),

- Plasenta previa (plasentanın doğum kanalının girişini tıkaması),

- Serviks (rahim ağzı) yetmezliği, – Erken doğum tehdidi,

- Açıklanmamış vajinal kanama veya akıntı

- Kadında veya erkekte iyileşmemiş genital herpes (uçuk) lezyonları varsa,

- Sık kramplar yaşıyorsanız, seksten uzak kalmanızda yarar var.

Anne adaylarının, hamilelikteki cinsel ilişki konusunda en sağlıklı bilgileri kendi kadın doğum uzmanından alabilirler. Doktorla bu konuyu açıkça konuşmak, size özel durumları tespit ederek doktorun tavsiyesine göre hareket etmek en doğrusu olacaktır.

açıklanmamış vajinal akıntı, açıklanmamış vajinal kanama, cinsel ilişki, gebelikte cinsel ilişki, gebelikte güvenli seks, gebelikte orgazm, gebelikte seks, gebelikte sevişme pozisyonları, genital bölgedeki kanlanma, güvenli seks, Hamilelik,

ilişki Yetişkinler için

Pazar, Nisan 10th, 2011

Etkili sevişme teknikleri (cinsel ilişki pozisyonları) 2

Etkili sevişme teknikleri (cinsel ilişki pozisyonları) 1 başlıklı yazımızda ağırlıklı olarak Uzakdoğu felsefesi tarafından oluşturulan sevişme tekniklerini ve cinsel ilişki pozisyonlarını anlattık. Bu yazımızda etkili ve güçlü sevişme tekniklerini anlatmaya devam ediyoruz.
Kadın üstte pozisyonu

Feministlerin en tuttukları pozisyondur. Kadına tam bir iktidar sağlar; ayrıca ‘iktidarsız’ erkeklerin yönetilip iktidar kazanabilmeleri için de uygundur. Zor orgazm olan kadınlar bu pozisyona bayılırlar, hem de erkeğin boşalmasını böylece kolay denetim altına almış olurlar. G-Noktasının ve klitorisin, bununla çok iyi uyarıldığı rivayet olunur.

Kapanış pozisyonu

Özellikle Lingam’ın yumuşak ve kısa olduğu zamanlar etkilidir. Karnınızın altına büyükçe bir yastık koyunuz ve kalçanızı kaldırarak geyik pozisyonunda cinsel organınızı erkeğe arkadan yaklaşması için hazırlayınız. Erkek ilişkiye girerken elleriyle omuzlarınızdan tutmalı ve her girişinde aniden sizi kendisine doğru çekmelidir. Bu pozisyonda vajina açılmış olmasına rağmen bazen daralabilir, ağrılı olursa ve Yoni vajinaya sığmazsa pozisyon değiştirin.

Kurbağa pozisyonu

Bu arkadan girme pozisyonunda dizlerinizi kırıp, bacaklarınız kalçalarınıza değinceye kadar çekin, erkek arkadan yaklaşıp içinize girerken dizlerinizi de koltuklarının altına koyar ve siz yatar pozisyonda bacaklarınızı geriye doğru atarken onun girişini mümkün olduğu kadar sıkıştırmaya çalışmalısınız.

Primat pozisyonu

Büyük büyük atalarımız nedense bu pozisyonu tercih ederlerdi; doğada ilk tercih edilen en seçkin pozisyon da budur. Bu pozisyonla G-Noktasının çok daha iyi uyarıldığı söylenir. Fakat kadınların çoğu G-Noktasını bilmezler; bilinmeyen bir G-Noktası tabii ki uyarılamaz da. Bu pozisyonla klitoral uyarı mümkün değilse de, insanlar bunun da bir çaresine bakarlar. Pozisyonun adı ‘primat pozisyonu olmasına’ rağmen, kediler, zürafalar ve hipopotamlar da primat olmamalarına rağmen bu biçimde çiftleşirler. Misyonerlere özenip de ‘misyoner pozisyonunu’ deneyen su aygırlarına pek rastlanmamıştır…

Bacaklar havada pozisyonu

Arka üstü yatarken bacaklarınızı birbirine bitişik olarak yerle dik açı teşkil edecek biçimde havaya doğru kaldırın; bu sırada erkek sizin bacaklarınızı kendi bacakları arasında sıkıştırarak yavaşça içinize süzülmeli, 3-4 sığ girişe karşı bir derin giriş yapmalıdır. Bu pozisyonda vajina kaslarınızı kullanarak onun girişini engellemeye çalışmalısınız.

Keçi pozisyonu

Yan yatmış bir şekilde uzanın ve alt taraftaki bacağınızı uzatın, üstteki kıvrık kalsın. Bu sırada erkek yavaşça Lingam’ını bacaklarınızın arasından süzülerek içeriye sokmalıdır. Bu pozisyonda da Erkeği sıkıştırmanız mümkündür.

Güney Pasifik pozisyonu

Yerlilerden çalıntı bir pozisyondur. Bu pozisyonda klitoral uyarının fazla olduğu söylenir. Erkeğin kollarının güçlü olmasını gerektirir, bu pozisyonu denemeden önce erkeklerin 20 şınav çekmeleri sağlık verilir. Güney Pasifik pozisyonuna Güney Pasifik’teki adalarda rastlanmasına rağmen, Kuzey Pasifiklilerin geliştirmiş oldukları bir Kuzey Pasifik pozisyonu yoktur. Kuzeydekiler ya Güneylileri taklit ederler ya da misyonerleri.

Arşimet girişi pozisyonu

Eşiniz uzanmışken, onun Lingam’ı üzerine yavaşça oturunuz, yüzünüz ona dönük olsun. Ellerinizi iki yana koyarken, karnını da erkeğin karnına doğru bitiştirmeli ve aşağı yukarı hareket etmeli. Bu sırada erkek de aynı ritimle ona karşı kalça hareketleriyle yanıt vermeli.

Askı pozisyonu

Canları sıkılıp da evde saklambaç oynayan çiftlere önerilir. Eğer eşlerden birisi diğerini dolabın içinde yakalarsa seçilebilecek ‘çok orijinal’ bir pozisyondur. Fakat tehlikeli bir yönü dolabın içinde düğümlenip, asılmış bir elbise gibi öylece saatlerce kalmaktır. Bu pozisyonda neyin nereyi daha fazla uyardığı henüz bilinmemektedir.

Devekuşu pozisyonu

Arka üstü yatın ve onun bacaklarınızı boynunuza alarak, sadece başınız ve omuzlarınız yatağa değecek biçimde erkek içinize girmeli, sizi havada tutarak ilişkiyi sürdürmeli.

Yayı çekme pozisyonu

Yan yatın, eşiniz de yüzü size dönük yan yatsın, erkek omuzlarınızdan tutarak, Lingam’ını yavaşça içinize doğru süzerken siz de erkeğin ayaklarını tutup bir yay oluşturacak biçimde kendinize çekmelisiniz. Burada sizin de ok görevi gördüğünüzü unutmayın.

Arşimet girişi pozisyonu, Askı pozisyonu, bacaklar havada pozisyonu, cinsel ilişki pozisyonları, cinsel ilişki taktikleri, cinsel ilişki teknikleri, cinsel ilişkiden zevk almak, cinsellik, cinsellikten haz almak, devekuşu pozisyonu, erken boşalıyorum,

Minic.Gen.TR | Özlü Sözler, Güzel Sözler, Etkileyici Sözler, Anlamlı Sözler, Şiirler, Şifalı Bitkiler | canlı sohbet MyNet MyNet sohbet Mynet mirc sohbet Minic mirc Anlamlı SözlerAyrılık MesajlarıŞifalı BitkilerKomik Mesajlar Minic
İNTERNET HİZMETLERİ Geri bildirimi takip listeme ekle ( RSS )