Arşivler
Kategoriler

Archive for the ‘Fıkra’ Category

Şeytan İle Oduncu

Cumartesi, Aralık 24th, 2011

Şeytan İle Oduncu

Odunculukla hayatını kazanan bir zat vardı. Allah’a karşı kulluk” vazifesini yapar, kimsenin ekşisine tatlısına karışmazdı. Bu zahit kişinin bulunduğu köyün yakınında bir köy daha vardı, onlar da dağda kutsal diye kabul ettikleri bir ağaca taparlar, ondan meded beklerlerdi.
Oduncu, bir gün: «Şunların Allah diye taptıkları ağacı kesip odun edeyim, pazarda satarak ekmek parası kazanırım; hem de, bir kavmi Allah’a isyandan kurtarmış olurum» diye düşünerek Allah rızası için ağacı kesmeye karar verdi.
Dağa doğru giderken karşısına acaip suratlı pis bir adam çıkarak nereye gittiğini sordu. Oduncu:
- Halkın Allah diye taparak Allah’a isyan ettikleri ağacı kesmeye gidiyorum, dedi. Adam, oduncuya:
- Ben şeytanım… O ağacı kesmene müsaade etmiyorum, deyince zahit oduncu, şeytana çok kızmıştı.
Öldürmek için hücum ederek yere yatırdı ve üzerine oturup hançerini boğazına dayadı.
Şeytan zahide:
- Ey zahid, sen beni öldüremezsin. Allah bana kıyamete kadar müsaade etmiştir. Fakat gel o ağacı kesme, seninle anlaşalım. Ben sana her gün bir altın vereyim, sen de ağacı kesmekten vazgeç. Hem el ağaca tapıyormuş, günah işliyormuş senin neyine gerek, altınını al işine bak, dedi.
Adam şeytanı bırakmıştı. Şeytan adama, akşam yatıp sabahleyin yastığının altına bakmasını söyledi ve anlaşarak ayrıldılar.
Adam ağacı kesmekten vazgeçip, evine dönmüştü.. Akşam yatıp sabahleyin yastığının altına baktığında, altını gördü. Memnun olmuştu, ikinci gün oldu. Fakat bu sefer şeytan altını koymamıştı. Adam kızıp baltasını aldığı gibi dağa ağacı kesmeye gitti. Fakat yolda yine şeytanla karşılaştılar. Adam şeytana iyice kızmıştı. Görünce:
- Seni sahtekâr seni, kandırdın değil mi beni?., diyerek üzerine hücum etti.
Fakat evvelkinin tam tersine bu sefer şeytan adamı tuttuğu gibi altına aldı. Adam şaşırmıştı. Bu nasıl hâl der gibi şeytanın yüzüne bakıyordu. Şeytan:
- Hayret ettin değil mi? Niçin bana yenildiğinin sebebini söyleyeyim: Dün sen Allah rızası için ağacı kesmeye gidiyordun. Seni değil ben, dünyadaki bütün şeytanlar bir araya gelsek yine yenemezdik. Lâkin şimdi Allah rızası için değil de, sana altını vermediğim için kızdığından gidiyorsun, işte o yüzden bana mağlup oldun ve sana ağacı kesmene müsaade etmeyeceğim, dedi.

Şeytan hikayeleri, şeytan, şeytanın hikayeleri, şeytanı anlatan fıkralar, şeytan fıkraları, şeytanı anlatan fıkralar,

Temel Fıkraları

Çarşamba, Mayıs 11th, 2011

Karadenizin En Komik Adamı Temel Fıkraları..

Titanik battığında üç kişi kurtulur. (İngiliz,Fransız ve Temel)İngiliz sadece golf sopasını, Fransız sadece golf topunu kurtarabilmiş. Bunların canları çok sıkılmış. Fransız
- “Hadi golf oynayalım”
demiş. İngiliz de katılmış. Temel de çok sevinmiş:
- “Ama ben nasıl oynandığını bilmiyorum”
deyince ,
- “Çok kolay, sopa, top ve delik lazım”
demişler. İngiliz:
- “Bende sopa var.”
Fransız:
- “Bende de top var.”
Temel:
- “Ben oynameyrum.

Başkan Temel,bir hapishaneyi ziyaret etmiş.Bir tanesi dışında tüm mahkumlar suçsuz olduklarını, haksızlığa uğrayıp hapse düştüklerini anlatıyormuş.O tek mahkum şeytana uyup bir suç işlediğini, cezasını hak ettiğini söyleyince Temel hapishane yöneticilerine dönerek;
- Ha pu atamu serbest bırakun, öteçi masum insanların ahlakını bozmasun!

Temel ile Dursun promosyonlu meşrubat alırlar. Meşrubatı açan Temel hemen kapağa bakar:- “Tekrar deneyin.”Kapağı kapatıp yeniden açar ve okur: -”Tekrar deneyin.” … En sonunda sinirlenen Temel: – Ula Tursun. Ha punlar pizi kandıriy! İki saattir deneyrum hala pi şey çıkmadi

Birgün polis sürat yaptığı için Temel’i durdurur ve ehliyetini ister. Temel de polise “Kardesim siz Polislerinde birbirinizden haberi yok birgün evvel aldığınız ehliyeti ertesi gün gene soruyorsunuz

Temel bir is yerinde is bulmustur. Is yerinin patronuyla konusmaktadir.
Temel:
- Efendim ayligim ne kadar? Ne kadar kazanacagim?
Patron:
- Simdilik 200 milyon 3 veya 4 ay sonra 350 milyon.
Temel:
- O zaman ben 3 ay sonra tekrar gelirim.

Trafik polisi Temelin kullandığı arabayı durdurur ve:
-Sizi tebrik ederim beyfendi, bu günkü kontrollerimizde emniyet kemeri takan tek sürücü sizsiniz bu yüzden size üçyüzmilyon lira ödül vereceğiz, ne yapmayi düşünüyorsunuz, demiş.
Temel:
-Hemen cidup bi ehliyet alacagim demis.
-Ne! senin ehliyetin yok mu?
demeye kalmadan yandan Fadime söze girmis:
-Siz ona bakmayin memur bey içince hep boyle sapitiyi
Polis iyice sinirlenmeye baslamis.
Derken arkadan dursun:
-Ula ben size demedimmi çalinti arabayla yola
çikmayalim basimiza bi is gelir diye.
Trafik polisi iyice zivanadan çikmis ve bagajdan idris
atlamis:
-Noldu usaklar geçtik mi siniri?

bir gün temel trvsti olduğunu bilmediği bir adama yatması için para verir gece temel ilk atağı yapar ve aadamın önüne bakıp derki ”uyy arkadan soktum önden çıktı”

Temel kumandandır ve sefere gidecektir onun için karısının organına jilet koymuş bir aganigi olursa kessin diye.Sonra Temel gelir bütün askerlere açmalarını söyler.Biri dışında hepsinin yaralıdır.Askere ”çok gururlandım asker bir konuşma yap” der.Askerin sözü şöyle olur ”ölelelyleltl”

karadeniz fıkraları, temel reis, temel fıkraları, temel ile dursun, komik temel fıkraları, temel hikayeleri, temel şakaları, temel reis fıkraları, en sevilen temel fıkrası, temel fıkraları komik, en komik fıkralar temel, dursun ile temel fıkraları, komik fıkra 2011, en komik fıkralar 2012, komik fıkralar facebook,

Komik Fıkralar

Çarşamba, Mayıs 11th, 2011

Türkiyenin En gerçek ve Yaşanmış Komik fıkraları burada.
Karadeniz ve Kayseri Komik Fıkraları.

AVUKAT BU…
Sehrin hayirsever vakiflarindan birindeki calisanlar sehrin en

basarili avukatindan henüz herhangi bir bagis almamis olduklarini fark

ettiler.

Bagis toplama görevindeki kisi avukati bagista bulunmasi icin ikna etmeye calisiyordu:

“-Arastirmalarimiza göre yillik geliriniz en az 500 000 dolar, ancak bugüne kadar hic bir hayir isine bir kurus bagista bulunmamissiniz. O paranin bir kismini bir sekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat bir süre düsündü, sonra:

“-Önce, arastimalariniz annemin uzun bir hastaliktan sonra ölmek üzere oldugunu ve hastane masraflarinin onun yillik gelirinin bir kac kat üstünde oldugunu da gösterdi mi?”

Görevli utandi:

“-Sey, hayir.”

“-Sonra, kardesimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkum oldugunu?”

Görevli utancindan kipkirmizi kesilmis bir halde özür dilemeye calisirken avukat onun sözünü kesti:

“-Ya da kizkardesimin kocasinin bir trafik kazasinda öldügünü ve onu üc cocuguyla bes parasiz biraktigini?”

Görevli yerin dibine gecmisti, sadece,

“-Hayir, hic bir bilgim yoktu …” diye mirildanabildi.

Avukat bir kez daha onun sözünü keserek devam etti:

“-Pekala, ben onlara zerre miktar para vermezken size nicin vereyim?”

Hektor

Temel in bir köpegi varmıs adı da Hektormus. Birgün Temel in arkadası Dursun Temel in evine gelmis hosgeldin faslından sonra gecmis bir sandalyeye oturmus, bizim Hektor da sandalyenin altına girmis. O aksam yemekte kuru fasulye yiyen Dursun’un gaz cıkarası gelmis ve yavasca osurmus. Bunun üzerine Temel kızgın bi sesle Hektooor demis dursun iyi demis köpek yaptı sandı daha yüksek bi sesle yine osurmus temel yine hektooor demis dursun daha siddetli bi sesle osurmus bu kez temel bu sefer Hektor kalk oglum ordan yoksa Dursun birazdan üstüne sıcacak demis. xD…

Zaman kaybı

Adamin biri Amerikadaki restoranlarin birinde yemek yerken kasigini yere düsürür.Hemen o anda garson cebinden bir kasik cikarir ve adamin düsen kasigi ile degistirir.Adam bundan cok memnun olur ve garsona kasigi cebinde tasimanin iyi bir fikir oldugunu söyler.Garson restoranda isleri programlayici bir elemanin alindigini ve kasigi cepde tasimanin 40 saniye kazandirdigini söyler.Adamin gözüne garsonun pantalonundaki fermugarindan sarkan bir ip carpar ve sorar bu ne icin der.Garson tuvalete girince bu ipi kullanip organlarini cikardiklarini ve tuvaletten cikarken ellerini yikamaya gerek kalmadigini ve bununda 1 dakika kazandirdigini söyler.
Adam sorar :
-Peki isedikten sonra nasil organinizi yerine koyuyorsunuz, der.
Garson söyle cevaplar :

-Arkadaslari bilemem ama ben size verdigim o yedek kasigi kullaniyorum.

Bavul

Birgun temel ve dursun gemıye bınerler. Temel bavulu denize düsürür, dursun bagırır: “ula temel bavul düsdü” Temel cevap verir: ” Merak etme dursun anahtarı bende”

Pantolon

Ögretmen cocuga sormus.

-Oglum elini pantolonunun sag cebine attın ve 10 milyon lira cıkarttın, sol cebinden de 5 milyon lira cıktı.Senin simdi neyin var?

-Ögretmen cocugun 15 milyon liram var, cevabını beklerken cocuk cevap vermis.

-Herhalde üzerimde baska birinin pantalonu var ögretmenim!

Cin
Bir gün bir adam kumsalın icinden bir lamba bulur. Lambayı biraz ovaladıktan sonra icinden bir cin cıkar. Cin, dile benden ne dilersen demis yalnız sadece bir dilek dileme hakkın var demis. Adam biraz düsünmüs ve demis ki hint okyanusunun üzerine bir köprü yapmasını söyler. Cin biraz düsünür ve bu istedigin sey imkansız baska bisey iste demis. Adam biraz düsündükten sonra “kadınları anlamak istiyorum” demis. Cin. Lanet olsun yapacagım köprü kac seritli olsun demis.:-):-)

Sifon

Temel evde tuvaletteyken deprem olmus, ev cökmüs…
Enkazın altından sag cıkan Temel bagırıyormus;
” -Valla, sifonu o kadar hızlı cekmedim…” .

Dükkan

Kayserilinin biri ölüm dösegindedir:
Kayserili: Sevgili karım burada mısın?
Esi: Evet hayatım buradayım.
Kayserili: Sevgili oglum Mehmet Burada mısın?
Mehmet: Evet babacım buradayım.
Kayserili: Oglum Ahmet ya sen burada mısın?
Ahmet: Evet ben de buradayım.
Kayserili: Güzel kızım sen burada mısın?
Kızı: Evet buradayım babacım.
Kayserili: Allah hepinizin belasını versin. Dükkanda kim duruyor o zaman?

Maymun
Nasa uzay üssünde yeni bir deneme yapılıyormus. Gönüllü basvuranlar arasından Temel, astronot adayı olarak secilmis. Ön elemede oldukca sıkı testleri gecen Temel; 3 aylik ikinci bir egitim ile iyi bir astronot olabilmis. Beklenen an gelmis ve Temel bir maymunla birlikte uzay mekigine binerek havalanmıs. Atmosfer asıldıktan sonra Temel’in ilk isi; kendisine sıkı sıkıya söylenildigi gibi zarfları acıp maymunun ve kendisinin görev kartlarını okumak olmus. Maymunun görevleri: “Yerküre ile baglantıyı sürekli kontrol altında tutmak; her 2 saatte bir yörüngedeki sapmaları ayarlamak; füze icindeki hava basıncı, ısı, iletkenlik degerlerini asagıya bildirmek; yakıt harcamasını ve motorların sırasını belirlemek…” diye devam ederken; okumaktan sıkılan Temel, kendi görev kartını acmıs :

“Maymunu iyi besle!”

Bu Fıkranın Adı Yok

Einstein konferanslarına hep özel soförü ile gidermis. Yine bir konferansa gitmek üzere yola cıktıkları bir gün soförü Einstein’a;
-” Efendim, uzun zamandır siz konusmanızı yaparken ben de arka sıralarda oturup sizi dinliyorum ve neredeyse söyleyeceginiz her seyi kelimesi kelimesine biliyorum” demis. Einstein gülmseyerek ona bir teklifte bulunmus:
- ” Peki, simdi gidecegimiz yerde beni hic tanımıyorlar… O halde bugün palto ve sapkalarımızı degistirelim, benim yerime sen konus, ben de arka sırada seni dinlerim.” Soför, gercekten cok sahane ve basarılı bir konusma yapmıs ve sorulan bütün soruları dogru cevaplamıs. Tam yerine oturacagı sırada bir kisi, o güne kadar konferansta sorulmamıs agır bir fizik sorusu sormus. Soför, hic duraksamadan soruyu soran kisiye dönüp:
-” Böylesine basit bir soruyu sormanız gercekten cok garip” demis. Sonra da salonun arkasında oturan Einstein’i isaret ederek söyle devam etmis:
-” simdi size arka sırada oturan soförümü cagıracagım ve sordugunuz soruyu, göreceksiniz, o bile cevaplayacak.”

Kısa Fıkra (Bununda Adı Yok )

Temel bir gün ucaga binmis.. Bakmıs İngiliz , Alman, Fransız yok geri inmis

Esek

Askerin biri bir gün ormanda yolunu kaybetmis, gece olunca köye ancak ulasabilmis. Bir kapıyı tıklamıs, karsısına yaslı bir adam cıkmıs.
Asker:
- Amcacım tanrı mirafiri kabul edermisiniz.
Yaslı adam:
- Evladım ne demek, hele ki sen bir askersin, seve seve buyur iceriye.
Yaslı adam ısrar etmis bizim askere;
- Evladım sen hasta gibisin burası soguk olur, sen git bebegin odasında yat.
Asker:
- Hayır amca olmaz öyle sey hem bebegi rahatsız etmeyeyim.
Yaslı adam gülümseyerek:
- O coktan uyumustur evladım.
Neyse ki bizim asker kücük evin soguk girisinde ki odada yatar. Sabah olur bizim asker yüzünü yıkamak icin lavobaya gider yüzünü yıkar, o sırada kendisine kar gibi beyaz bir havlu uzatılır, birde bakar ki havluyu uzatan dünya güzeli huri benzeri bir genc kız. Asker hemen sorar:
- Kimsiniz acaba?
Güzel kız kısa ve öz cevap verir;
- Benim adım bebek, ya siz.
Asker biraz üzgün cevap verir.
“Bende essolu essek”

Armut Agacı

Ziraat Fakültesinden yeni mezun olmus bi Ziraat Mühendisi Temel’in bahcesini gezmektedir.Ziraat Mühendisi ukala kendini begenmis bi tavırla Temel’e fırca atmaktadır.”Bu ne bicim bahce böyle,iyi bahcelenmemis,agaclar iyi budanmamıs,otlar iyi kesilmemis,bu bahceyi hic begenmedim.Mesela su karsıdaki Elma agacı yılda 5 kilo Elma verirse sasarım !!” Tam o sırada Temel lafa atlar. ” Bende sasarum.cünkü o Armut Agacu”

Mühendis

Kayseri’de yol calısması yapılıyomus. Köylüler esegin birini salıp gectigi yerden yolu geciriyolarmıs. O sırada oradan gecmekte olan Amerikalı bir mühendis görmüs bunları.
Merak etmis; gitmis yanlarına.
-Merhaba dayı ne yapıyosunuz böyle? demis.
Köylü
-Yol yapıyoz diye cevap vermis.
-”E bu esek ne” diye devam etmis mühendis.
Köylü genel prosedürü söyle bir anlatmıs. Esegin yolun nerden gececegine karar verdigini söylemis.
Bizim Amerikalı mühendis yerlere yatmıs gülmekten, öyle sey mi olur diye.
Alaycı bir tonla:
- “Eee demis, esek bulamıyınca napıyonuz?”
Köylü:
- “O zaman Amerika’dan mühendis getirtiyoz.

komik fıkralar, karadeniz fıkrası, kayseri fıkrası, güldüren fıkralar, cocuk fıkraları, cocuklara fıkra, güldüren sözler, komik fıkralar 2011, fıkra 2012, fıkralar facebook, güldüren fıkralar, en komik fıkralar, temel fıkraları, temel ile dursun, dursun ve temel,

Geyik Muhabbet

Çarşamba, Mayıs 11th, 2011

Türkiyenin En Makara ve Eğlenceli Geyik Muhabbeti Burada.

Kahkahası Bol ve Üstelik Geyik Muhabbet, Binlerce Fıkralar Hikayeler ve Masallar.

Trabzon’da satılan su siselerinin altında ne yazar? Cevap:Buradan acılmaz.
- ….Ve Allah kadını yarattı. O da kalktı kaynana oldu…
- Sık sık ameliyat olun, iciniz acılır…
- Bu tup bebek hatalı;hep gaz kacırıyor…
- cicekleri dalından koparmayın! Kokunden sokun…
- once insallah yenecegiz” Sonra: “Yenildik ama ezilmedik” (Milli Mac)
- ALLAHIM!! Kendim icin bir sey istemiyorum,Sadece anneme elma yanaklı,bal dudaklı,sutun bacaklı bir gelin nasip eyle…
- Seni bir yerden cıkarıyorum dedi kadın: Meger ebemmis ..
- Akıl yasta degil bastadır, Ama aklı basa yas getirir…
- Kızda bir fizik var abi!, Einstein yanında halt etmis…
- Sana bir kıllık yapayım, kıllarını koyarsın
- Kim vurduya gittim, birazdan gelicem…
- Korkunun ecele faydası yoktur,sadece ic camasırları kirletir…
- İnsanların seni ezmesine izin verme; Ehliyet al, sen onları ez…
- Aile kabristanıdır. Damsız girilmez…
- Buyuk jetona para verme, Kucukten al buyut…
- İstikbal goklerdeydi, ozondaki delikten dustu…
- Bilmemek ayıp degil, Yeter ki caktırma…
- Bitkisel hayata girdim, HIYAR gibi yasıyorum…
- Karanlıkta mehtapta oturmak iyidir, Ama Mehtapla karanlıkta oturmak daha iyi…….
- Ama kimseye teslim olma. Telassız, acık ve secik konus. Baskalarına da kulak ver.
- Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları; cunku dunyada herkesin bir hikayesi vardır.
- DELİ GİBİ SEVDİM, MANYAK GİBİ EVLENDİM.
- Yalnız planlarının degil, basarılarının da tadını cıkarmaya calıs.
- Ne kadar kucuk olursa olsun isinle ilgilen; hayattaki dayanagın odur.
- Oldugun gibi gorun sevmedigin zaman sever gibi yapma.
- Aska burun kıvırma sakın; o col ortasında cimenli bir yerdir.
- Sigara icme torununu gor, Sigara ic dedeni gor…
- Kızlar bugunlerde hosuma gitmiyor,Hosum neresi acaba?…
- ! burada nefes almayın, Daha ucuz bir yer biliyorum…
- Adam o kadar fakirmis ki, virajı bile alamamıs…
- Hayat ineklerin otladıgı bir mera gibidirevamlı bir boktan digerine basarsın.
- Asansor bozuk. En yakın Asansor karsı binadadır…
- Ne kadar sallarsan salla, Dort yanlıs bir dogruyu goturur…
- Where is the HAREKET, There is the BEREKET…
- Dereceye girmek icin cok calıstı, Ama hasta oldu derece ona girdi…
- Size yapılmasını istemediginiz bir seyi baskasına yapın. cok zevkli oluyor…
- Karımla tek ortak yanımız, Ayni gunde evlenmis olmamız…
- Kızını dovmeyen, torununu erken sever…
- Mutlu esekler gibi sırıtma…
- Hakan yarınki macta forma giymeyecek,cıplak oynayacak.
- Dobrovolskietrabinskrapraskrayte!
- Ha?
- Zink Tokai…
- Hey Moruk, dun aksam otobus duragında ne bekliyordun?
- Tren…
- Yapacagınız her geyik muhabbeti, Size zaman kaybı olarak donecektir…
- Bizim ulkemizde kadın erkek esitligi halinde Penaltılara gidilir…
- Sigara kanser yapıyor hayat ise verem ..
- Tuvaletten sonra sifon cekme! İnsanlıga yaptıgın katkıyı herkes gorsun…
- Bitkisel hayata girdim, Maksat yesillik olsun…
- Kız o kadar kekeme bir kızdı ki,”Ben sizin bildigiz kızlardan degilim “Diyene kadar bildigimiz kızlardan olurdu…
- Yarın yapabilecegin bir seyi, Asla bugunden yapma…
- Zamanı gelmis bir hatadan daha kacınılmaz ne olabilir ?
- Ne yaparsan yap, yapmadıgın seyler yaptıklarından daha onemlidir.
- İlk seferde kazanamazsan, sucu amirine at,
- İkinci seferde kazanamazsan hile yap,
- ucuncu seferde kazanamazsan vazgec salaklıgın alemi yok.
- Hayat yalnız geriye dogru anlasılabilir, ve yalnızca ileriye dogru yasanabilir.
- Eger bir sayfada iki yazı varsa, alttakini oku
- Eger uc kursunla uc dusmanının oldugu bir asansore biniyorsan, hepsini en buyuk dusmanına sık, emin olmak icin.
- Hayatta en buyuk talihsizlik, bir seyin iki kere acemisi olmaktır.
- Kendini mutlu hissediyorsan, bir yerde yine bir salaklık yaptın ve farkında degilsin demektir.
- Kendini mutlu hissediyorsan, merak etme birazdan gecer.
- Bu gunun emekten tasarruf saglayan en buyuk icadı yarındır.
- Senin zayıflaman icin daha 40 fırın ekmek yemen lazım.
- Kafanı cevirip durma, aklından gecenleri okuyamıyorum.
- Ajda Pekkan yuzunu gerdirmeye devam ediyor… yuzundeki ben eskiden ayagındaymıs…
- Jogging yap, saglıklı ol
- Ask oyle ciddi bir hastalıktır ki iki kisiyi birden yataga dusurur…
- İnsan oldugu zaman degil, unutuldugu zaman olur
- Eger turist sezonundaysak neden onları avlayamıyoruz?
- Adamın biri ata binmeye bayılıyormus. Binmis, bayılmıs.
- Adamın biri ata binmeye bayılıyormus. Binmis, at bayılmıs.
- cozumun bir parcası degilsen, sorunun bir parcasısındır.
- Dikkatli sur, insanın yedek parcası yoktur.
- Silahlar insanları oldurmezler, sadece oldurmeyi kolaylastırırlar.
- Kultur mantarı dısındaki mantarların cogunun faciaya yol actıgı soyleniyor. Kultursuz olduktan sonra, ha mantar, ha insan fazla bir sey degismiyor. Sonucta ikisi de faciaya yol acıyor.
- Ne kadar donersen don, kıcın arkanda kalır.
- Bu dunyada iki kor tanıdım. Biri senden baska hic kimseyi gormeyen ben, digeri beni hic gormeyen sen.
- Bulbulu altın kafese koymuslar. Yine de 24 ayar altın demis.
- Hayat bir kosu degil, hedefi vurmaktır. onemli olan zamandan tasarruf degil, bir hedef bulmaktır.
- BAgIRSAgINIZDA PARAZİT VARSA DIsKINIZI HAYVANAT BAHcESİ TUVALETİNE BIRAKIN !..
- Kimine gore dinlendirici bir muzik, kimine gore gurultu
- Sifon Sesi
- Kabızlık Zaman calar , İshal ise Bekletmez…
- Zavallı Îstanbullular Sular Geldi Sanıyor.
- Feminist bir erkek oturarak iser…
- Ne zaman Tuvalete Girsem ,Giderek hafifledigimi hissediyorum
- ASAgILIK DUYGUSU OLANLAR ,BELDEN ASAgISI İLE İLGİLENİRLER
-Ne mutlu ki erkek degilim
Yoksa Bir Kadınla Evlenmek Zorunda Kalacaktım (Bayanlar Tuvaletinden)
- Bunca ,İcine Ettigimiz Dunyanın Nicin Sifonu Yok ?
- KULANDIgINIZ TUVALET KAgIDINI coPE ATMAYIN !
Yanınıza Alın ve Gordugunuz İlk Yeniden Kazanma Kumbarasına Atın.Ekonomimize Katkınız Olsun.

geyik muhabbet, geyik, muhabbet, geyik laflar, geyik alem, geyik dunyası, geyik, salak mesajlar, özlü sözler, ozlu mesajlar, anlamlı sözler, duygusal sözler, manalı sözler, etkileyici sözler, komik sözler, komik fıkralar, laz şakaları

Acık Seçik Hikayeler Fıkralar

Salı, Mayıs 10th, 2011

Açık Secik Hikaye ve Fıkralar

Hava Durumu

Adamın biri bayagı gunah islemis.Bir papaza gunah cıkartmaya gitmis. “Papaz efendi ben cok gunah isledim. Mesela dun komsunun kucuk kızı geldi. Yagmur yagdı simsek caktı ben bir gunah isledim.” “Allah affeder oglum”.. “Önceki gun de buyuk kızı geldi. Yagmur yagdı simsek caktı ben bir gunah isledim.” “Allah affeder oglum”.. “Daha önceki gun de komsumun karısı geldi. Yagmur yagdı simsek caktı ben bir gunah isledim.” Tamam oglum Allah affeder affeder de, sen yavas yavas gitsen. Hava da bozmaya basladı zaten.

Kursun

Bir gun hamile bir kadın magazada alısveris yaparken, bir catısma cıkar ve vurulur. Hemen hastaneye kaldırırlar. Doktor ameliyat sonrası kadına: “Hanımefendi hayati tehlikeyi atlattınız. Ancak iki kursunu cıkaramadık. Bunlardan biri dogacak olan kız cocugunuza digeri ise erkek cocugunuza isabet etmis. simdi cıkarırsak ölurler. Ancak uzulmeyin ileride bu kursunları vucutlarından atarlar. Kadın dogum yapmıs. cocuklar saglıklı. Aradan yıllar gecmis. Kız cocugu bir gun bahcede oynarken “Anne anne cabuk gel” diye bagırmıs. Annesi telas icinde “Ne oldu kızım?” diye kosmus. “Bak anne vucudumdan bir demir parcası cıktı. Kadın sevinmis: “Telaslanma. Doktor amcan demisti. Bak kursunu vucudundan attın. Bundan birkac gun sonra bu kez erkek cocuk bagırmıs. “Anne anne cabuk gel!” Kadın yine telasla kosmus: “Ne oldu oglum?”, “anne, masturbasyon yaparken kediyi vurdum!”

Hangisi

Adamın biri is muracaatına gitmis. Bir grubun önunde görusmeye almıslar. “simdi sana bazı sorularımız olacak bakalım bilebilecek misin?” demisler; adam da “sorun” demis. “Yolcu tasır, karayolunda gider, soför kullanır bil bakalım bu nedir?” Adam dusunmus ve “yolcu otobusu” demis. “Tamam dogru ama hangi marka, Mercedes var, Mitsubishi var di mi? Bilemedin ama sana bir sans daha verecegiz” demisler. “Söyle bakalım havada yolcu tasır, pilot kullanır bu nedir?” Adam hemen cevaplamıs “yolcu ucagı”; “Tamam ama” demisler “Boeing var, Airbus var di mi hangisi?” Bunu da bilemedin deyip is görusmesini bitirip adamı gönderirlerken, . adam dönmus demis ki “Bir soru da ben sorabilir miyim?” “Tabi buyur sor bu en dogal hakkın” demisler. “Kadınların iki bacagı arasında bulunur, uremeye yarar nedir bu?” demis. Hemen herkes o malum kelimeyi söylemis; adam “tamam bildiniz ama ananınki var ebeninki var di mi hangisi?…”

Sultanın Gögusleri Fıkrası

Ahmet sarayın hizmetkarlarından biri.. Yıllardır Kraliceyi görur ve onun göguslerine hayran olurmus.. Artık bir saplantı halini almıs Kralicenin göguslerine dokunmak.. Tum cesaretini toplayıp haremagasına acılmıs.. – “Bana sultanın göguslerini koklat. Ömur boyu biriktirdigim bin altın senin” demis. Harem agasının aklı yatmıs bu karlı ise. Kenar mahallelerde tanıdıgı bir simyacı – buyucu karısımı bir kadın varmıs. Ona gidip bir losyon hazırlatmıs ve bu losyonu, sultanın o gun banyodan sonra giyecegi korsaya iyice surmus. Sultan cıplak tenine korsayı takınca, losyon etkisini hemen göstermis. Gögusleri yangın yeri gibi yanmaya baslamıs. Saray doktorları merhemlerle, ilaclarla care bulamamıslar. Sultan acıdan, kasıntıdan, yanmadan ölecek. Harem agası ortaya cıkmıs ve padisaha “Saray hizmetkarlarından Ahmet, derdinize derman olabilir. Onun salyası, herseye iyi geliyor. Tek care, Ahmedin dili. Kralicemizi ancak o kurtarır, eger siz izin verirseniz” demis. Padisah caresiz cagırmıs Ahmeti hareme. Ahmet bir saate yakın sultanla yalnız kalıp muradına ermis. Ne var ki söz verdigi halde 1000 altını harem agasına vermeye yanasmamıs. “Bu olayı acıklarsan ikimizin de kellesi gider. Bunu göze alamazsın. Hadi bakalım, cek arabanı” demis, haremagasına. cok kızmıs harem agası.. Öyle kızmıs ki.. Ertesi gun aynı yakıcı losyonu padisahın, banyodan sonra giyecegi donuna iki kat surmus…

Delik Fıkrası

Bu dunyada iki samimi arkadas varmıs. Bunların dunya görusleri birbirlerine tersmis. Biri, namazında niyazında, dunya malında gözu olmadan, icki icmeden, karı kızla yatmadan camiden cıkmaz, öteki ise onun yapmadıgı her seyi yapar yaptıklarını yapmazmıs. Derken sefahat duskunu erkenden ölmus. Aradan yıllar gectikten sonra sofu olan da . ölmus. Sofu dogrudan cennete gitmis. Agaclar altında yatıyor yiyor iciyormus. Aklına arkadası gelmis. Meleklere sormus cehennemde oldugunu isterse ziyaret edebilecegini söylemisler Bu da kalkmıs arkadasını ziyarete gitmis. Bir de ne görsun arkadasının elinde nadide Fransız sarabı, koynunda cennette bile bulunmayacak derecede guzel bir kadın. Sofu hayretle “Bu nasıl is? Sen dunyada da sefa surdun burda da suruyorsun. Nerede Allahın adaleti?” diye sormus. Arkadası derin bir ah cekerek “bu benim icin buyuk iskence” diye yanıtlamis. Sofu yeniden “bu nasıl iskence?” diye sormus. “Sorma..” demis arkadası “bu siseyi göruyor musun? Bunun dibi delik”; “Ya o guzel kadın?” diye atılmıs Sofu. Cehennemdeki arkadası ic cekerek “Ah, ahhh, Onun da dibinde delik yok” demis

Yumusak Sert Fıkrası

Adam resepsiyonda bekliyormus. Arkadasındaki guzel bayanı görememis. Ve birden dirsegi kadının göguslerine dokunmus. Adam: – “Hanımefendi eger kalbiniz de gögsunuz kadar yumusaksa beni affedersiniz”, demis. Kadın da bunun uzerine: – “Beyefendi eger penisiniz de dirseginiz kadar sert ise oda 406da bekliyorum.”

Acık secik fıkralar, yetişkin fıkralar, pis fıkralar, iğrenç fıkralar, açık fıkralar, mühtehcen fıkralar, erotik fıkralar, açık secik masallar, yetişkin masallar, yetişkin hikayeler, komik fıkralar, komik masallar, seksi masallar, seks fıkraları,

Dul Kadın

Perşembe, Mayıs 5th, 2011

DuL Kadın –

Jack ve arkadasi Bob, kayak yapmaya Kuzeye gitmisler. Bir kaç saat yol aldiktan sonra korkunç bir kar firtinasina yakalanmislar. Yakindaki bir çiftlik evine arabalarini çekmisler ve evin çekici hanimindan geceyi orada geçirmek için izin istemisler.
- “Dul bir kadinim ben” diye açiklamis hanim,
- “Eger evimde kalmaniza izin verirsem komsular dedikodu yaparlar.”
- “Endiselenmeyin” demis Jack, “ahirda da rahat edebiliriz.”
Bir sene sonra Jack, dulun avukatindan bir mektup almis. Arkadasi Bob’u çagirarak sormus:
- “Bob, su çiftliginde kaldigimiz çekici dul kadini hatirliyor musun?”
- “Evet, hatirliyorum.”
- “O gece geç vakit eve gidip, o kadinla yattin mi?”
- “Evet, itiraf etmeliyim ki bunu yaptim.”
- “Ona kendi adin yerine benimkini verdin mi peki?”
Bob yüzü kizararak cevap verir:
- “Evet, korkarim öyle yaptim.”
- “Eh, sana çok tesekkür borçluyum dostum. Kadin ölmüs ve çiftligini de bana birakmis

Etiketler: dul kadın, komik fıkralar, dul, kadın, dul kadınlar, dul kadınlar sohbet odası, sohbet dul kadınlarla, chat dul, dullar, dul kadınlar, dullarla sohbet, dul kadın masalı, dul kadın şakası, dul kadın fıkrası,

Sinek

Salı, Nisan 12th, 2011

Sinek

Temel bir ayyaş çorbacısında oturmuş çorbasının gelmesini bekler. Nihayet çorba gelir. Temel, büyük bir iştahla çorbasını içerken çorbadaki sineği görür. Büyük bir öfkeyle garsonu çagırır,
garsona:
- Bu ne rezalet çorbadan sinek çıktı
der. İri yarı yontulmamış garson temelin suratına bakarak….:
- NE BEKLİYORDUN 750BİN LİRALIK ÇORBADAN RENKLİ TELEVİZYON ÇIKACAK DEĞİL YA ??

Ha O Şeyler mi?

Salı, Nisan 12th, 2011

Ha O Şeyler mi?

Ha O Şeyler mi?
İki Karadenizli otobüsle Aydın’a gitmek için yola çıkarlar. Uzun bir seyahatten sonra Aydın’a yaklaşırlar. Otobüsün cam kenarında oturan Karadenizli dışarıyı izlerken birden gitmekte olan birkaç deve görür. Deveyi de ilk kez görmektedir. Birden adını biliyormuş gibi “Aaaa şeylere bak!” der, yanındakine. Yanında oturan Karadenizli de kafayı o tarafa çevirip sanki daha önce deve görmüş gibi, ya da onun adını biliyormuş gibi ” Haaa o şeyler mi?” demez mi.

Giresunlu ile Amerikalı Arasındaki Diyalog Farkları :)

Salı, Nisan 12th, 2011

Giresunlu ile Amerikalı Arasındaki Diyalog Farkları :)

Amerikan: Hey dostum burda bir problemmi var?
Giresinli: Nolila burda zoruuz ney?…

Amerikan: Nasıl gidiyor mike?
Giresinli: Niyabiin nediin bakim?

Amerikan: Korkarım seni öldüreceğim
Giresinli: Şimdi babaan azına s..t..m olum

Amerikan: Dostum hiç cool olmamışsın
Giresinli: La olum habu gılığın ne hee

Amerikan: Hey steve neden kendine bir içki koymuyorsun
Giresinli: La Sülüman doldur bakim gendüen bi duble göğ rakı

Amerikan: Lanet olsun sana christina
Giresinli: babaan azına davun çıksın Anşa

Amerikan: Tanrı aşkına bret kes sesini artık
Giresinli: hay çeneen s…m bi sus daaa

Amerikan: Help me please
Giresinli: Ne annagliin yardım etseyee

Amerikan: Ne derler bilirsin jack hayat beklenmedık suprizlerle doludur
Giresinli: La olum bi laf var hani guru b*k çatmiya yabışmaz

Amerikan: Hey jery gel pizza ye dostum
Giresinli: Gel la mal gibi bakma öle mis gibi bol biberli pancar çorbası var

Yılın Fıkrası

Salı, Nisan 12th, 2011

LAN ŞEREFSİZ HANİ ORUÇTUN?
Tilki ormanda gezmektedir. Bir ağacın dalında asılı bir geyik budu görür. Açtır ama şüphelenir kontol etmeye başlar ve görür ki bu bir tuzak. Geyik budu bir iple bombaya bağlıdır. Epeyce uzağa gider ve başını kollarının üzerine koyarak yatar, biraz sonra kurt gelir, budu görür ve yatan tilkiyi de tabi…
Tilkiye sorar:
- Ne yapıyorsun dostum?’
Tilki cevap verir:
-Hiç yatıyorum.
-Burada bir but var.
-Evet, var.
-Neden yemedin?
Tilki sakince cevap verir;
-BUGÜN ORUCUM.
Kurt kendinden emin:
-Ben yiyeyim o zaman. Tilki:
-Buyur afiyet olsun!’ der.
Kurt buta uzanır uzanmaz bir patlama, ortalık toz duman, kurt yaralı, hareketsiz, 10 metre uzakta, perişan halde yatarken tilki sakince budu yemeye başlar.
Bunu gören kurt:
-LAN ŞEREFSİZ HANİ ORUÇTUN?
Tilki pişkin pişkin:
-Biraz önce top patladı, duymadın mı ?’

komik fıkra,fıkralar,en komik fıkralar,güldüren fıkralar,kahkaha,çok komik,espiriler,kara deniz fıkraları,

Neden Gevezeyiz Dersiniz

Salı, Nisan 12th, 2011

Neden Gevezeyiz Dersiniz

Adamın biri gazete okurken gazetede bir haber ilgisini çeker. Mutfakta olan hanımına bağırır;
-Hanım hanım gel! Bak gazetede ne yazıyor?
Kadın işini yarım bırakır gelir;
-Ne oldu?
-Bak diyor ki kadınlar günde on dört bin cümle kuruyorlarmış, erkekler de yedi bin….Gördün mü bilim bile sizin ne kadar geveze olduğunuzu kanıtlamış..
Kadın kocasına döner;
-Tabi, sizin gibi beyinsizlere bir lafı iki kere anlatırsak, sizin iki katı cümle kurulur…
Adam karısına döner ve şaşkın şaşkın;
— Ne dedin sen? )))

komik fıkra,fıkralar,en komik fıkralar,güldüren fıkralar,kahkaha,çok komik,espiriler,kara deniz fıkraları,

Nesrettin Hoca Fıkraları

Cumartesi, Nisan 9th, 2011

Nesrettin Hoca Fıkraları,Nesrettin, Hoca, Fıkraları,ilginç Nesrettin Hoca Fıkraları,komik Nesrettin Hoca fıkraları,Nesrettin hocanın hayatı,Nesrettin hoca kimdir,Nesrettin ailesi,Nesrettin hocanın yaşadıgı yer,Nesrettin hocanın yaşamı,Nesrettin hayatı,Nesrettin hoca fıkraları komik,en komik Nesrettin hoca fıkrası,Nesrettin hoca fıkraları en komik,çocuklar için Nesrettin hoca fıkrası,Nesrettin Hoca kimdir,

Söyle BAri
Hoca ormana gitmiş.Oturmuş bir dalın üstüne, başlamış kesmeye.Aşağıdan geçen bir yolcu Hoca’ya seslenmiş:- Be adam! İnsan oturduğu dalı keser mi ? Şimdi düşeceksin.Hoca adama aldırmamış; işine devam etmiş.Az sonra dal kırılmış.Hoca, cumburlop düşmüş.Düştüğü yerden perişan seslenmiş:
-Düşeceğimi bildin ne zaman öleceğimi de söyle bari.

Tutar mı?
Hocanin cani bir gün sarma çeker.Ama elinde yogurt bakraçlari anasi da aglamis ne yapim ne yapim derken aklina göl gelmis.Gelmis gölün kenarina,atmis bakraçlari kenara çikarmis sarmis sigarasini hafif hafif demleniyor.Sonra birden bekçinin düdügünü duymus. Eyvah simdi yandik derken aniden atmis sarmayi bakracin içine sonrada bakraci tutmus göle dökmeye baslamis.O esnada bekçide yaninda bitivermis.Bakmis bakmis anlamamis sonra hocaya sormus ne yapiyorsun diye.Hocada görmüyor musun yogurt mayaliyorum demis. bekçi kahakahalar içinde ilahi hoca koca göl hiç maya tutar mi demis.Hocada ya tutarsa diye cevap vermis.Sonra bekçi ilahi hoca diyip güle güle yoluna devam etmis.Hoca hem keyfine hem yogurda yanarken bekçinin arkasindan bakip simdi bu salak herkese anlatir demis.

Sıkarken
Nasrettin hoca bir gün yolun kenarında kedisini yıkıyomuş.Yoldan geçen arkadaşı hocaya:
-Hocam kediyi yıkama ölür.
demiş.Hoca aldırış etmemiş ve yıkamış.Arkadaşı dönüşte hocayı tekrar yolun kenarında görmüş.Kedi ölmüştü. adam:
-Hocam ben size kediyi yıkamayın ölür demedimmi? demiş.Hoca:
-Ben kediyi yıkarken ölmediki sıkarken öldü demiş.

Baklava
Hoca aksamleyin eve dogru yururken, baklava seven bir koyluyle karsilasir.
-Hoca, kisa bir sure once bir adam buyuk bir tepsi baklava goturuyordu…
-Beni ilgilendirmez!
-Fakat adam tepsiyi sizin eve goturuyordu.
-O zaman seni ilgilendirmez!

ALLAH BİLİYOR
Nasreddin Hoca bir cimri tanıdığının evine gittiğinde tanıdığı ona bayat ekmek ile bir tabak bal ikram etmiş. Nasreddin Hoca bayat ekmeği dişi kesmeyince sinirinden balı kaşıkla yemeye başlamış.Ev sahibinin gözü yerinden oynamış :
-Aman efendim, bal ekmekle yenmez ise, insanın içini sıyırır, demiş.
Nasreddin Hoca hiç ses çıkarmadan balı bitirmiş ve :
-Kimin içinin sıyrıldığını Allah biliyor, demiş.

ALLAHIN RAHMETİ
Yağmurlu bir günde Nasrettin Hoca pencereden dışarı bakarken komşusunun koşa koşa yağmurdan kaçtığını görür pencereyi açar :
-Hey Ahmet Efendi, birde hacı olacaksın rahmetten kaçılır mı?, der.
Zavallı adam eli mahkum sırılsıklam olur. Ertesi gün hocanın komşusu hocayı yağmurdan kaçarken görür ve hocaya bir ders vermek ister :
-Hoca Hoca dün bana diyordun bugün sen neden rahmetten kaçıyorsun, der.
Hoca hiç durmadan yoluna devam eder ve komşusuna şöyle der :
-Ben rahmetten kaçmıyorum sadece allahın rahmetine basmamak için çabalıyorum.

AKLIN VARSA GÖLE KOŞ
Hoca, bir gün kırlardan topladığı çalı çırpıyı eşeğine yükleyip evine götürürken :
-Acaba, yaş çırpı da kurusu gibi yanar mı? diye düşünür ve şeytana uyarak çakmağını çakar ve alevi çalı çırpıya dokundurur.Aralarında kuruları da bulunan çalı çırpı hemen alev alır.Eşekte bir korku, bir telaş, huzursuzluktur başlar.Anıra anıra, çifte ata ata dört nala koşmağa başlar.Hoca da arkasından olanca gücüyle bağırır :
-Aklın varsa göle koş!

ATEŞ DÜŞTÜĞÜ ZAMAN
Nasreddin Hoca’nın evine tüccar arkadaşı misafir olmuş.Hoca ona mantı pişirip getirmiş.Arkadaşı acele edip mantıyı hemen ağzına atınca boğazı yanmış.Boğazının yandığını belli etmemek için başını tavana doğru dikmiş ve yanmanın etkisi gidince de başını tavandan indirmeyip sormuş :
-Hocam bu tavanı ne zaman yaptınız.
Hoca hemen :
-Boğazıma ateş düştüğü zaman, demiş.

BANA NE AD KOYARLARDI?
Bir gün Nasretin Hoca’ya Timur :
-Yahu, şu Abbasi halifelerinin her birisi birer lakab almış kimi El mutazımBillah, kimisi de El mütevekkil-Allah, diye anılıyormuş. Ben acaba onların zamanında hükümdar olsaydım, bana ne ad koyarlardı. Hoca hiç çekinmeden :
-Sana da Neüzzü-Billah derlerdi, cevabını vermiş.

BENİM NE YİYİP İÇTİĞİMİ SORMAZSINIZ…
Nasrettin Hoca, bir köyde vaaz veriyormuş. Laf arasında Hazreti İsa’nin gögün dördüncü
katında olduğunu söylemiş…
Vaazdan sonra, bir kadin Hoca’ya yanaşmış :
-Hazreti İsa, orada ne yer, ne içer?, demiş.
Hoca’nin tepesi atmış :
-Ey hatun, köyünüze geleli şunca zaman oldu, benim ne yiyip,
içtiğimi sormazsın da, Allah’in peygamberini sorarsın!

BENİM YERİME SENİ GÖTÜRÜR
Hoca Nasreddin ölüm döşeğindeymiş. Karısını çağırmış.
-Hanim en güzel elbiselerini giy, iyice kokular sürün, tak takıştır yanıma gel otur.
-Ayol hoca delirdin mi sen. Bu durumdayken ben nasıl süslenirim?
-İyi ya azrail gelince belki beğenip benim yerime seni götürür.

BEN UYUYORUM
Bir gün Nasreddin Hoca şehire gelip, bir arkadaşıyla birlikte handa kalmış.Gece yarısı arkadaşı sormuş :
-Hocam, uyudunuz mu?
-Buyurun birşey mi var?
-Biraz borç para isteyeyim demiştim.
Nasreddin Hoca derhal horlamaya başlayıp :
-Ben uyuyorum! demiş.

BU NASIL NAMAZ
Nasreddin Hoca abdest alırken, bir ayağına su yetmemiş.Namaz kılarken de bir ayağını yukarı kaldırarak namaz kılmış.Bunu gören cami cemaati :
-Hocam bu nasıl namaz? diye sormuş.
Nasreddin Hoca :
-Bir ayağı abdestsiz namaz, diye cevap vermiş.

igrenç espiriler

Cuma, Nisan 8th, 2011

Bugün Cuma Enseyi Kapa
Bu sonu gelmeyen espri ile büyüdük biz. Bugün Cuma enseyi kapa. Çotaaa! Ya tamam kafiye olayının arkasına sığınmışsın, eğleniyosun ama yok be abicim. Cuma – Kapa. Hani kafiye? Bi tek sonundaki “a” tutuyo diye kafiyeli oldu, komik mi oldu yani? Yok anacım yok. Laf etme hakkımda yok hani; devrisi gün “Bugün Cumartesi, enseyi kapartesi.” diye bağırarak ve aynı eşşekliği uygulayarak yaktım insanların canını. Özür dilerim.

Güzel zannettiğiniz arkadaş grubunuzla sakin sakin sokaklarda gezerken facia olur ve son model, süper lux bir spor arabayı park halinde gorürsünüz. İşte o noktada misyonunun farkında olan bir arkadaş hemen ortaya atılıp “Bizim şöföre de kaç kere söyledim böyle olur olmaz yere park etme diye.” der.
Bunun uçak, helikopter gibi versiyonları da vardır ama onlara hiç girmiycem; sanırım sinirden ellerim titriyor.

Öyle mi? akşam!
- Bugün Mahmut abiyi gördüm, bilader çıkmış hastahaneden.
- Aa… Öyle mi?
- Hayır akşam. Ehuehuehue…

Bu Kadarı Ayıp
- Haydi arkadaşlar toplu resim çektirelim.
- Tamam. E hani top nerde? Ehehe heh hee… Durun gitmeyin.

 

- Pis insan gelir, kurbana sonu gelmeyen bi espri yapar. Yapar da hep dayak yer. Niye ulan? Niye uzatıyosunuz? Bitti orada sonu gelmeyen es…
- Vjınnnn, vjınnnn (ışın kılıcı)
- Ama abi niye kestin ki beni, hani yetiştirip jeday yapacaktın.
- Geyiks is the path to the dark side…

- Abicim bi kaşık desene.
- Git lan işine.
- Hadi be abi çok önemli.
- Pekala, kaşık.
- Kızlara aşık. ehuehue. Abi sen de çok sazanmışsın kusura bakma ama.

- Selam abi gene ben.
- Tövbe tövbe. Lan senin işin yok mu olum?
- Kullanmıyorum abi saol ehuehue. güzel abim bi ricam var senden.
- Söyle bakim neymiş?
- Abicim şişe dermisin bi zahmet.
- Sen iyice sapıtmışsın. Hoşt.
- Abi şişe de bi daha gelmicem walla billa.
- Söz mü?
- Söz.
- Şişe
- Altına işe! Nası abi bak nası da zor tutuyorsun kendini gülmemek için. Duvara işe desem allah bilir naapardın. Ay ben ne alem adamım. Abi? Aloo? Daldın gittin abicim.

- Naber abi?
- …
- Nooldu abim niye konuşmuyosun? Darıldın mı yoksa bana? Abi napim çok sazansın sen de dayanamıyorum. Ama sen öyle mongol göründüğüne bakma, çok karizmasın. Kızlar sana hasta oluyo.
- Harbi mi lan?
- Kurana el basim ki öyle abim.
- Saol.
- Barıştık mı abim?
- Barıştık barıştık :)
- Abi barışmışken, elin temiz mi be abicim?
- Evet noolmuş?
- Şunu bi işette gel be abicim. Ehuehue. Nası abi bu? Yeni favorim.

- Selam abim.
- Selam.
- Abi bugün ananas aldırdım abi. Çok güzeldi. Ehuehue.
- Ulan ben şimdi senin ananı.

- Meraba abim nasılsın?
- İi
- Dom diye bi şey çıkmış abi. Abicim bi dom alda tadına bakalım. Ehuehue. Gülmedin abi. Anlamadın mı espriyi?
- ….
- O rus bunun çocuğu.
- Ne dedin LAN?
- Ananız kim?
- BİTTİN OLUM SEN!
- Abi noluyo ya bak sen yine espriyi anlamadın. Şimdi o rus var ya… Ahhh!

iğrenc Espiriler

Cuma, Nisan 8th, 2011

KADININ BİRİ

…arabada gidiyormuş hamile kalmış neden?
Vites boşalmış
…bir şey düşünmüş hamile kalmış neden?
Vazgeçmiş
…kitap okuyormuş hamile kalmış neden?
Satır atlamış
…yolda yürüyormuş hamile kalmış neden?
Yol düzmüş
…misafirliğe gitmiş hamile kalmış neden?
Kapıya kadar geçirmişler
…parkta gökyüzünü seyrediyormuş hamile kalmış neden?
Yıldız kaymış
…evde oturuyormuş hamile kalmış neden?
Yalnızlık koymuş
…otobüste gidiyormuş hamile kalmış neden?
Otobüs boşalmış
…hastaneye gitmiş hamile kalmış neden?
Kan vermiş

…Coca-Cola içmiş hamile kalmış neden?

Coca-Cola cana can katar

 

BM DELEGELERİ

Çek Cumhuriyeti…………….Tutsiki Yançek

Rusya………………..Alexandir Siksallandır

Belarus……………………..Ivan Divandelen

Almanya………………………..Hasgöte Eller

Portekiz…………………..Domalana Kortez

Yunanistan………………..Dimitris Pipisipis

İtalya……………………….Sikenbeni Bellimi

Japonya……………Oramakoma Buramako

Japonya (yedek)……………..Osiki Sokama

Suudi Arabistan………..Elamdan Mahrum

Fransa………………………….Madam Bolam

Çin………………………………Çoksoktun çek

BAE………………………..Elhabibi Göttabibi

Türkiye………………………Refik Koralttan

Türkiye (yedek)……………..Fenasi Kerim

karışık fıkralar 4

Cuma, Nisan 8th, 2011

BAKAN
Bir ülkede bir bakan, kendisini gazetecilere hiç sevdirememişti.
Ne yapsa makbule geçmiyor, basın hergün kendisiyle uğraşıyordu.Nihayet :
-Öyle bir şey yapayım ki, gazeteciler mat olsun, diye düşündü ve ilan etti :
-Pazar günü saat 10′da bakan denizin üzerinden yürüyerek geçeceğim.
Pazar sabahı saat 10′da tüm basın mensupları toplandılar orada.Bakan geldi ve elinde bastonuyla denizin üzerinde yürümeye başladı.Karşı kıyıya kadar da yürüdü geçti. Herkesin gözleri dehşetle açılmıştı.
Fakat ertesi günü tüm gazetelerde şu başlık okundu :
-Bakan yüzme bilmiyor!

ÇORAP

Ayakları çok fena kokardı.Bir gün bir arkadaşına birlikte tiyatroya gitmelerini teklif etti.
-Hay hay, dedi arkadaşı.Ama eve git, ayaklarını yıka ve temiz bir çorap giy. Söz mü?
Tiyatroya gittiler.Yerlerine oturdular.
Aradan beş on dakika geçmeden etrafındakiler mendillerini burunlarına götürmeye başladı.
-Hani söz vermiştin, dedi arkadaşı.
-Vallahi değiştirdim, dedi.İnanmazsın diye kirlileri de cebime koydum.bak!…

FİL SÜTÜ

İki arkadaş teneffüste konuşuyorlardı :
-Bugün bir bebek gördüm, fil sütü içerek bir haftada on yedi kilo almış.
-Allah allah, çok tuhaf. Kimin bebeğiymiş bu?
-Filin!…

HEPSİ BİRDEN

Oymakbeyi, izci adaylarını karşısına toplamış, onlara izciliğin ilkelerini anlatmaya çalışıyordu :
-Bakın çocuklar, dedi. Bir izci, her gün, hiç olmazsa bir kez birine yardımcı olmalıdır. Hastalara…Yaşlılara…Muhtaçlara…Her sabah okula geldiğiniz zaman size birgün önce nasıl bir iyilik yaptığınızı soracağım.Tamam mı?
Ertesi sabah Oymakbeyi çocukları toplayıp sordu :
-Söyleyin bakalım…Dün ne gibi bir iyilik yaptınız?
Bütün çocuklar, hep bir ağızdan :
-Yaşlı bir kadının karşıdan karşıya geçmesine yardım ettik efendim.
Adamcağız şaşırdı :
-Hepiniz mi?
-Evet efendim, hepimiz birden.
-Neden?
Çocuklardan biri cevap verdi :
-Kadın karşıdan karşıya geçmek istemiyordu, ondan efendim!

ELTİM GİLE GİDİYOM

Yeni ilçe olan bir köye trafik ışıkları yeni konmuş, ışıkların altında bir polis bekliyor ve halkın ışıklara uymasını sağlamaya yani bir çeşit trafik eğitimi vermeye çalışıyormuş.
O sırada, bakmış ki; bir kadın, elinde tuttuğu çocuğuyla, kırmızı yanarken karşıya geçiyor.Hemen seslenmiş :
-Hanım, hanım! Nereye?
Kadın dönüp :
-Vıy! demiş. Sana ne? Eltimgile gidiyom.

DAHA ÇOK İSTİYOR

Çocuk, okuldan bir gözü şiş olarak dönünce, annesi telaşlandı :
-Oğlum ne oldu gözüne? Düştün mü yoksa?
-Hayır düşmedim.Arkadaşım Orhan’la dövüştük.Ben de yarın onun gözünü şişireceğim!
Annesi yatıştırmaya çalıştı :
-Sakın ha! Dövüşmek iyi birşey değil. Ben sana yarın pasta çörek vereyim. Arkadaşına da ver, barışın. Güzel güzel oynayın olmaz mı?
-Olur anneciğim, barışırız.
Ertesi gün, çocuk öteki gözü de şişmiş olarak döndü.Annesi merakla sordu :
-Yine ne oldu?
-Arkadaşım yaptı, daha çok pasta, çörek istiyor!

ÖNEMLİ NEDEN

-Hayrola nereden?
-Be be ben mi?Rad rad radyodan geliyorum…
-Ne vardı radyoda?
-Spi spi spi spiker sı sı sı sınavı vardı da…
-Eeee, ne oldu?
-Bı bı bı bırak yahu?Kı kı kıravat tak tak takmadık diye almadılar

RESİM

Leyla, ağacın altına oturmuş resim yapıyordu.Babası kızın elindeki bomboş kagığıdı görünce sordu :
-Leyla, ne resmi yapıyorsun bakayım?
-Çimenlikte bir keçi resmi.
-Çimenler nerede?
-Keçi hepsini yedi.
-Ya keçi?…
-Yiyecek birşey kalmayınca o da gitti.

GERÇEKTEN ÖLÜYMÜŞ

Otelciyi çağırdı :
-Odalarım temizdir, dediniz.Pire filan yoktur, dediniz.Bakın şuna!
Otelci eğilip baktı :
-Evet, o pire ama…Ölü…Ölü…
Müşteri boynunu büktü, otelci de gitti.
Ertesi sabah otelci :
-Nasıl, dedi, rahat uyudunuz mu?
-Valla uyuyabilseydim, belki rahat ederdim ama…Sizin o ölü pire yok mu?
-N’olmuş ölü pireye?
-Yoo…Siz haklıymışsınız…Gerçekten ölüymüş o pire…Fakat cenaze töreni o kadar kalabalık oldu ki… Eşi, dostu ahbabı, akrabası, bütün pireler hazırdı törende…

ODACILAR

İki müdür odacilarindan sikayet ediyormus. Ikiside kendi odacisinin daha aptal oldugunu iddia ediyormus. Birbirlerine kabul ettirmeye bahse girmisler. Bir tanesi zile basarak odacisini çagirmis ve demis ki: -Al su 50 bin lirayi, git bana en son model arabalardan birini al getir. -Basüstüne, diyerek çikmis odaci kapidan.Ardından diger müdür kendi odacisini çagirmis: -Git simdi bizim eve bak bakalim ben evde miyim?-Emredersiniz efendim , demis ikinci odaci. Tam kapida iki odaci karsilasmislar, onlarda müdürlerini çekistirmeye baslamislar. Biri demis ki: -Ya su bizim müdür de çok salak, bana 50 bin lira verdi, git son model bir araba al gel dedi. Bugün pazar hiçbiryer açik degil ki! -O da bisi mi, asil benimki benden evine gidip kendisinin evde olup olmadigini ögrenmemi istedi. Aptal adam, elinin altinda telefon var açip sorsana!

DİLENCİ

Adam, kösebasindaki dilenciye para verirken gönlünü de almak istedi:
-Ayagin topal ama sükret,ya kör olsaydin?
-Körlügü de denedim be abi ,is yok! Yüzlük diye ellilikleri yutturuyolar…

EN İYİ VALİ

Adamın biri Erzurum’a vali tayin edilmiş.Gitmiş, görevi devralmış.
Halkı ve çevreyi tanımak için çıktığı gezilerin birinde köy halkına sormuş :
-Şimdiye kadar Erzurum’a tayin edilmiş valiler içinde size en çok hizmet eden hangisiydi?
Köylünün biri cevap vermiş :
-Sizden iki önceki valiydi ; Mehmet Paşa.
-Yaaaa, öyle mi, peki size ne gibi hizmetler yaptı?
-Daha Erzurum’a gelirken, yolda, Bayburt’ta öldü!

ASMAK

Dursun evinden çıktığında birde bakar ki komşusu Temel kendini belinden ağaca asmış halde duruyor.Hemen gidip ipi ağaçtan çözer.Komşusunu ağaçtan indirdikten sonra merakla sorar :
-Ha sen ne yapayudun öyle?
-Hiç kendimi asaydum…
-Ha uşağum, penum pildiğum insan poynundan asılayi.
Temel üzgün ve çaresiz bir halde komşusu Dursun’a baktıktan sonra cevap verir :
-Ben de öyle yapmişudum.Ama ipu poynima pağladığum zaman bi türlü nefes alamayrum.

ARABAM DIŞARDA

Temel kırtasiye’ye girmiş, tezgahtara :
-Pana pir roman lazum, demiş.
Kırtasiye tezgahtarı sormuş :
-Efendim agır mı olsun hafif mi?
Temel :
-Farketmez, nasul olsa arabam dısarudadur.

PATATES

FBI gizli ajan eksikliğini giderebilmek için ajan seçmeleri yapmaya karar vermiş. Ve hergün üçer kişi çağırıp aralarından birini ajan olarak himayelerine alıyorlarmış. Seçimlerin 3. günü Temel’ de katılmış. Yanındada bir ingiliz ve bir amerikan varmış. Bunlardan ilk olarak kamuflaj olmalarını istemişler. İçinde sadece bir çuvalın bulundu boş bir odaya sokmuşlar ve burada gizlenmelerini söylemişler. İlk önce ingiliz girmiş. 5 dk. sonra odaya giren bir yetkili gitmiş içinde ingilizin saklandığı çuvala tekme atmaya başlamış. Hemen çuvalın içinden bir ses gelmiş: ” Miyaw, miyaw.” İngilize ilk testi başarıyla geçtiğini söyleyip amerikan’ ı odaya koymuşlar. Amerikan’ da aynı çuvala saklanmış. Biraz sonra yine odaya giren yetkili gitmiş ve çuvala bir tekme atmış. Çuvalın içinden: “Hav, hav.” diye bir ses gelmiş. Amerikan’ ıda tebrik edip Temel’ i odaya koymuşlar. 5 dk. sonra odaya giren aynı görevli gitmiş çuvala bir tekme atmış. Ama Bir daha bir daha derken en sonunda çuvaldan cılız bir ses yükselmiş: ” Patateeeeesss”

TEK ASKER

Manevra varmış.Temel elde tüfek yerde yatıyormuş.Komutan gelip sormuş :
-Düşman önden gelirse ne yaparsın Temel?
Temel cevaplamış.Şu yandan, bu yandan, arkadan gelirse, diye tekrar sormuş komutan.Temel bunları da cevaplamış.
Komutan en sonunda :
-Ya düşman tepeden gelirse? deyince.
Temel dayanamamış ve :
-Habu memleketin tek askeru ben miyum komitanum daa!

ADAMI GÖZÜMÜN ÖNÜNE GETİRİRİM
Arkadaşı Karadenizliye sormuş:
-Yalnızken kendi kendine konuşma huyun var mıdır?
-Ben kendi kendime konumam, demiş karadenizli.Adamı gözümün önüne getiririm, öyle konuşurum.

AĞAÇLARDAN GÖREMİYORUM

Temelle Dursun ormanda yürüyorlar.Bir ara Temel Dursuna sesleniyor :
-Dursun ormanın güzelliğine bak.
Dursun:
-Ağaçlardan göremiyorumki.

AYNI YERDE

Temel uzun zamandir görmedigi arkadasi Cemal’le Istanbul’da karsilasinca :
- Usak nasilsun pakayum?
-Iyiyum…
-Çocuklarin nasildur?
-Onlar da iyidur.
-Peki karin nasildur?
Temel böyle sorunca Cemal’in birden yüzü degisir…Temel arkadasinin karisinin geçen yil öldügünü hatirlayip hemen söyle der :
-Yani hala ayni mezarda mi yatiyii?

BULAŞIKÇI

Temel bir lokantanin önünden geçerken “Bulasikçi Araniyor” ilanini görmüs.
Hemen içeri girip patrona :
-Pen ha purada pulasikçiluk yapapilirum.
demis.Patron sormus:
-Kaç dil biliyorsun?
Temel hiç duraksamadan cevap vermis :
-On tört
Önce biraz sasiran patron sonra sinirlenmis ve :
-Sen benimle alay mi ediyorsun?
Temel :
-Valla önce sen paslattun…

BAS GAZA

Tir söförü Dursun ile muavin Temel kamyonlarina 6 metre yüksekliginde havaleli mal yüklemis gidiyorlarmis.
Birden bir tünel ve önünde bir uyari isareti :
“DIKKAT !! Azami Yükseklik 4 metre”
Muavin Temel, etrafa dikkatle bakmis. Sonra Dursun’a dönerek :
-Bas gaza usta ! Etrafta polis molis körinmeyu…

PEŞ KİŞİLUK

Cemal silahçi dükkanina girer ,
-Ha pi tapanca almak isteyrum.
Satici sorar :
-Nasil bir tabanca?
Cemal :
-Pes kisiluk…

DÖRDÜNCÜ MOTOR

Temel Reis , Idris reisle birlikte uçakla Istanbul’a gidiyormus.Bir sarsinti olmus.Herkeste bir telas…Pilot konusmus:
-Bir motorda ariza var.Ama meraklanmayin, üç motorla da gidebiliriz…
15 dakika sonra bir anons daha :
-Bir motor daha istop etti ama telaslanmayin, iki motorla gideriz…
10 dakika sonra pilot üçüncü motorun da bozuldugunu ama tek motorla da gidebileceklerini söylemis.
Temel Reis dayanamayip:
-Ula Idris Reis, ister misun simti törtünçü motor da pozulsun da hepten havata kalalum…

ARSLAN

Temel hayvanat bahçesinde gezerken açik buldugu bir kafesten içeri dalmis.
-Hoop ! Dur , ne yapiyorsun? Orasi aslan kafesi…
diye bagirmislar.Temel geri dönmüs ve kizarak :
-Sankim aslaninizu yedük…

SIKINTI

Temel Ingiltere’ye gidip gelmisti.Cemal sordu:
-Ula Temel ,sen incilizçe bilmeyidun.Çok sikinti çektin mu?
Temel :
-Hayir, asil sikintiyi inciluzler çektu…

SABIKA

Hakim Temel’e sorar :
-Sabikan var mi?
Temel :
-Hayir efendum, Allah’tan paska kimsem yoktur…

..:: ARABA ::..

Dursun, çok sıcak bir yaz gününde son model bir Mercedes almış ve kahvenin önüne gidip Temeli çağırmış.
Dışarısı çok sıcak araba klimalı olduğundan çok soğuk.
Dursun Temel’i gezdirmiş de gezdirmiş ve kahvenin önüne gelmişler Dursun sormuş;
-Nasıl Temel arabamı beğendin mi?
Temel;
-Beğendim beğenmesine ama, acaba kışın nasıl bineceksin bu arabaya.

..:: MAÇ ::..

İki fanatik futbolsever konuşmaktadır. Biri:
- Maça gitmiyor musun?
- Ne diye gideyim?.. Oynanan futbol değil ki… Hakemler kötü… Oynanan oyun itiş kakış… Saatlerce gişe önünde, kuyrukta bekle… İçeride kavga gürültü… Çıkışta vasıta bulamıyorsun…
Diğeri :
- Bende tıpkı senin gibi maça gitmiyorum. Beni de tıpkı senin gibi karım bırakmıyor…

..:: İŞ BAŞVURUSU ::..

Temel, bilişim sektöründe çalısan bir firmaya iş başvurusu yapmış. Firma yetkilileri önce bir bilgi testinden geçmesi gerektiğini söylemişler ve ilk soruyu sormuşlar :
-İnternet ne demektir ?
Temel düşünmüş, taşınmış ve:
- İşe ciremedum temektur…

..:: GERİ VİTES ::..

Temel yeni aldığı BMW si ile Trabzona gidip hemşehrilerine hava atmak ister. Yakınlarına telefon açar. Ula beni karşılayın 12′de yola çıkayrum saat 6′da ordayım. Dediği gibi 12′de yola çıkar ve 6′da Trabzona varır. O gün hasret giderir, ertesi gün yola çıkacaktır. İstanbul’daki yakınlarına telefon açar ula beni karşılayın 12′de yola çıkayrum 6′da ordayım. Yakınları saat 6′da Temel’i karşılamaya çıkarlar. Temel yok. Saat 7 olur, temel yok. 8,9,10,11,12…..sabahın ilk ışıklarına doğru temelin arabası gözükür. Tanıdıkları panik içinde temele sarılırlar, nooldu temel bi kazamı geçirdin. Yok hemşerum ne kazası be, hep bu Alaman gavuru yüzünden oldu. Arabayla gitmek için 5, geri gelmek için 1 vites koymuşlar….

..:: KUYUMCU İLE KÖYLÜ ::..

İstanbul’un taşı toprağı altındır diyerek memleketinden kalkıp gelen bir köylü, kuyumcu dükkanının vitrinini hayran hayran inceliyormuş. Kuyumcu köylünün kıyafetinden dolayı birazda aşağılayarak: “Ne bakıyorsun öyle hemşerim?” demiş. “Hiç… Sizin dükkanda ne sattığınızı merak ettim.” Adam alay edercesine cevap verir: “Biz eşşek kafası satıyoruz.”
Adam: “Allah versin… İşleriniz iyi gidiyora benziyor.”
Kuyumcu: “Nereden bildin iyi gittiğini”,
Adam: “Baksana, koskoca dükkanda seninkinden başka kalmamış da ondan!”

..:: İŞ BAŞVURUSU ::..

Tuhafiyeci dükkanından geçimini sağlayabiliyor, bir köşede üç beş kuruş da biriktirebiliyordu. Günün birinde sağındaki dükkan boşaldi, derken orası da tuhafiyeci oldu. Sonra solunda bir tuhafiyeci daha… Rekabet başladı, işleri kötüye gitti. Ama sonunda bir çözüm yolu buldu:
Sağındaki komşusu, dükkanının üzerine, gerçek ucuzluk burada yazdırmıştı. Solundaki, en büyük tuhafiye mağazası, yazılı bir bez asmıştı. Bizimki, ikisinin ortasına şu yazıyı koydurdu:
Mağazaya buradan girilir…

..:: BULUTLAR ::..

Öğretmen Hayat Bilgisi dersinde bulutların yeryüzündeki suların buharlaşmasından oluştuğunu uzun uzun anlattıktan sonra ön sıralarda oturan öğrencilerden birine şu soruyu sordu :
-Söyle bakalım oğlum, kara bulutlar neden olur?
Çocuk düşündü, yutkundu, birşey diyemedi. Onun yanında oturan küçük kız çocuğu parmak kaldırarak şu cevabı verdi :
-Kirli sulardan olur öğretmenim!..

..:: ADIM AYŞE ::..

Temel birgün bankadayken soyguncular bankayı basmışlar. Bankadakilerin önce paralarını alıp sonra da vuruyorlarmış. Sıra Temel’in yanındaki bayana gelmiş. Soyguncu, “Adın ne” diye sormuş. “Ayşe” demiş. Soyguncuya da “İyi benim annemin adı da Ayşe” deyip kadını serbest bırakmış. Sıra Temel’e gelmiş, soyguncu ona da adını sormuş.
Temel: “Adum Temel, ama arkadaşlar bana Ayşe derler…”

..:: KEDİ NEREDEN BİLSİN ::..

Adamın biri kendini fare zannettigi için akıl hastenesine düşmüş. Tedavisi bittikten sonra doktor sormuş. Şimdi sen bir fare misin yoksa insan mı?
- Deli : Fare olur mu doktor bey ben bir insanım.
- Doktor : O zaman artık gidebilirsin iyileştin artık demiş. Deli kapıdan çıkmış ve imdaaaaaat diye bağırarak tekrar içeri girmiş doktor ne oldu demiş…
- Deli : Bir kedi gördüm de ondan korktum demiş.
- Doktor : Sen hani artık kendini bir fare zannetmiyordun demiş.
- Deli : Ben fare olmadığımı biliyorum da kedi nerden bilsin demiş…

karışık fıkralar 3

Cuma, Nisan 8th, 2011

..:: İSTİHBARAT YARIŞMASI ::..

Bir gün, CIA, KGB ve MİT teşkilatlarından hangisinin daha başarılı olduğunu tespit etmek için bir “istihbarat yarışması” düzenlenmiş. Bu yarışma uyarınca, her üç teşkilatın en iyi adamlarından oluşan onar kişilik ekipleri Kongo’nun balta girmemiş ormanlarına göndermişler.
Ormanın girişinde görevlerini açıklanmış:
- “Ormana girip, en kısa sürede bir zürafa bulup getiren kazanır…”
Önce KGB liler gitmiş. 15 dakika sonra bir zürafa ile çıkagelmişler.
Sonra CIA gitmiş. 10 dakika sonra zürafa ile gelmişler.
En sonunda bizim MİT gitmiş, 7 dakika sonra bir fille dönmüşler.
Yarışmayı düzenleyenler “Bu da nedir?..” diye sorunca fil atlamış:
“Abi valla ben zürafayım…”

..:: TELEFON ::..

Temel bilim adamı iken bir arkeoloji araştırmaları konferansına davet edilir. Amerikalılar anlatmaya başlar;
-Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 25 metre aşağı indik ve telefon kabloları bulduk. Öyleyse bizim atalarımız asırlar önce telefon kullanmışlardır.
Sıra Türkiye`ye gelir ve Temel başlar anlatmaya:
-Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 50 metre aşağıya indik ama hiç birşey bulamadık. Öyleyse bizim atalarımız telsiz telefon kullanmışlardır.

..:: KAZI ::..

Hoca yer altına ahır yapmaya karar vermiş. Toprağı kaza kaza komşunun ahırına girmiş. Bir sürü öküz görünce koşa koşa karısına gitmiş:
- Hanım, hanım! diye bağırmış.
Müjdemi isterim. Eski zamanlardan kalma bir ahır dolusu öküz buldum..

..:: LAZ VAMPİR ::..

Bir İngiliz bir Fransız bir de laz vampir havada uçuyorlarmış. Birden İngiliz vampir aşağıya dalmış ve bir dakika sonra ağzı burnu kan içinde çıkmış. Diğer vampirler “ne yaptın” diye sormuşlar o da “şu asağıdaki evi göruyor musunuz?” demiş. Vampirler de “evet” demişler. “İşte o evde bir bakire genç kız vardı, kanı çok lezzetliydi” demiş ve uçmaya devam etmişler. Birden Fransız vampir de aşağıya dalmış ve o da kanlar içerisinde geri gelmiş. Diğerleri ona da “ne yaptın?” diye sormuşlar. O da “şu asağıdaki evi görüyor musunuz?” diye yanıtlamış,”evet” demiş diğerleri “onun yanındaki ahırı da görüyor musunuz” diye devam etmiş. Yine “evet” demişler. Fransız Vampir devamla “işte orada çok güzel bir kısrak vardı onun kanını emdim çok lezzetliydi” demiş. Neyse vampirler uçmaya devam etmişler. Birden laz vampir de aşağıya dalmış ve ağzı burnu kan içinde geri dönmüş. Vampirler ona da sormuşlar “sen ne yaptın” diye. Laz Vampirde “şu aşağıdaki evi görüyor musunuz?”, “evet” demiş diğerleri “peki yanındaki ahırı görüyor musunuz?” diye sürdürmüş laz, yine “evet” diye yanıtlamışler, “peki onun yanındaki direği de görüyor musunuz? ” diye yeniden sormuş, diğerleri yine “evet” demişler Laz iç çekerek” ha ben görmedim de!” demiş.

..:: ÖKSÜREMİYORUM ::..

Adamın biri çok kuvvetli öksürüyormuş, doktora gitmiş derdini anlatmış. Doktorda adama yanlışlıkla öksürük ilacı yerine müshil ilacı vermiş ve demişki: bir hafta boyunca yemeklerden sonra iç ve yanıma gel. Adam bir hafta sonra gelince, Doktor: Öksürüğün nasıl oldu deyince, Adamda: Cesaret edipte öksüremiyorum ki,demiş.

..:: HIZLI İMAM ::..

Çok hızlı teravih kıldırmayı bir marifet sayan hoca efendi arkadaki cemaat kan ter içinde bırakıp namaza devam ederken, camiden içeri geç kalmış biri girer. O sırada yanında bulunan kan ter içindeki adama: “Çok kıldınız mı? Yetişebilir miyim?” diye sorar. Kan ter içindeki adam yeni geleni şöyle bir süzer.”Biz içindeyken yetişemiyoruz amca, sen dışarıdan nasıl yetişeceksin.?”
..:: ANDREA DORİA ::..

Osmanlı donanmasıyla Venedik donanması arasında savaş çıkmış. Venedik donanmasının komutanı Andrea Doria imiş. Gözcü Osmanlı donanmasının yaklaştığını fark edince hemen Andrea Doria’ya haber vermiş:
-Osmanlı yaklaşıyoor.
Andrea Doria sormuş:
-Kaç gemi var?
Gözcü:
-10-20 kadar.
Komutan hemen emir erini çağırmış:
Oğlum bana hemen kırmızı gömleğimi getir.
Emir eri şaşırmış:
-Niçin komutanım?
Andrea Doria:
-Savasırken yaralanacağız. Kan izi belli olmasın ve de askerlerin cesareti kırılmasın diye…Bu arada gözcüden yine ses gelmiş:
Efendim 50 kadar oldular.
Andrea Doria heyecanlanmış ve emir erine tekrar seslenmiş:
-Gömleği boşver. Sen bana kahverengi pantolonumu getir…

..:: KARMAKARIŞIK ::..

Öğretmen Ali’ye sordu,
- Oğlum dünyanın şekli nasıldır? Daire mi? Elips mi?
- Valla o kadarını bilmiyorum ama babam dünyanın karmakarışık olduğunu söylemişti hocam…

..:: SELAM ::..

Temel ile Dursun Almanya’da okumaya gitmişler. Okulun son haftası Temel Türkiye’ye dönmeye karar vermiş. Dursun’a:
- Dursun, sen benim karneyi al bizim eve telefon et, babamın anlamaması için de bir zayıf varsa bir Muhammed’in, iki zayıf varsa iki Muhammed’in selamı var de.
Temel Türkiye’ye döndükten sonra Dursun karneyi alır ve Temel’e telefon açar.
Dursun:
- Temel, Ümmeti Muhammed’in sana selamı var…

..:: ESİR ::..

Naziler üç kişi; İngiliz, Fransız ve Laz’ı esir almışlar ve sonuçta ölüm cezasına çarptırmışlar. Ve askerler soruyor:
- Beyler Giyotinle mi ölmek istersiniz? Asılarak mı? Kurşuna dizilerek mi?
İlk önce Fransız yanıt verdi:
- Benim atalarım hep giyotinle öldüler ben de giyotinle. Onu almışlar kafasını yerleştirmişler giyotine. Giyotini üstten bırakıyorlar.Tam kafasına 2 santim kalınca giyotin duruyor. Maalesef giyotin bozuk Almanlar sinirleniyor. Çünkü bu durumda Fransız kurtuldu.
İngiliz:
- Arkadaşlar, asılarak ölmek çok kötü benide giyotinle öldürün. İngiliz uyanıklık yapıyor. Almanlar giyotini tamir ediyorlar. Ama olay aynı sekilde cereyan ediyor. Sonuçta İngilizde kurtuluyor. Sıra bizim laza geliyor. Bizim Temel de uyanık:
- Arkadaşlar asılarak ölmek gerçekten çok kötü. E zaten giyotin de çalışmıyor. En iyisi beni kurşuna dizin.

..:: ÇEKİRDEKSİZ KARPUZ ::..

Bir genetik kongresinde herkes icatlarını anlatıyormuş;
İngilizler bizler balık ve devenin genlerini birleştirdik, kollestrolsüz et ürettik demişler.
Fransızlar; tavuk ve inek genlerini birleştirdiklerini bu sayede hızlı bir üreme gerçekleştirip et problemini ortadan kaldırdıklarını anlatmışlar.
Temel de; -Biz, karpuz ve hamam böceği genlerini birleştirdik demiş. Bu sayede karpuzu kesince çekirdekler sağa sola kaçıyor ve çekirdeksiz karpuz yiyoruz.

..:: TEMEL’İN ATI ::..

Veli efendi hipodrumuna giden Temel atlar start alır almaz favorisi olan atı elinde dürbinle takip ederek bir yandan da
-Ulanım benum, yabak nasıl da yel gibi gidey diyerek atını teşci eder. Gerçekten de Temel’in atı en öndedir. Etraftakiler gıpta ile Temel’e bakarlar, Temel dört köşedir. Fakat bir süre sonra atlar teker teker Temel’in atına yetişip geçmeye başlarlar. Derken Temel’in atı en sonuncu duruma düşer. Temel etrafın alaylı bakışlarına aldırış etmeden tezahürata devam eder.
-Uy aslanım benum ya bak nasılda hepsini önine katti getiriy.

..:: MÜFETTİŞ ::..

Ücra bir köyün ilkokuluna müfettiş geleceği haberi alınır. Bunu duyan tek sınıflı ilkokulun tek öğretmeni panikler çünkü çocuklar 2. sınıfta olmalarına rağmen çok zor okumaktadırlar. Öğretmen müfettişin geleceği gün sınıfta ufak bir konuşma yapar:
“Bakın çocuklar bugün okulumuza müfettiş gelecek. Muhtemelen de tahtaya birşeyler yazıp okumanızı isteyecek. Müfettiş tahtaya birşey yazmaya başlarsa hemen bana bakın ben size ne yazdığını anlatırım, siz de okumuş gibi yapıp söylersiniz.”
Çocukların aklına yatmış bu tabii. Müfettiş gelmiş, kısa hoşbeşten sonra müfettiş çocuklardan birine “Kalk bakalım” demiş “Su tahtaya yazdığımı oku” ve başlamış kocaman harflerle “kaplumbağa” yazmaya. Bunu gören öğretmen müfettişe çaktırmadan çocuğa bir güzel anlatmış tahtadakinin ne olduğunu.
Müfettiş: “Oku bakalım oğlum ne yazıyor?”
Öğrenci: “Tos-ba-ğa”

..:: GÜNEŞE GİTME ::..

Bir mecliste konuşulurken,
Amerikalı :
-Biz Mars’a gideceğiz, demiş.
Alman :
-Biz yakıtsız giden otomobil üreteceğiz, demiş.
Fransız :
-Atom bombasını etkisiz hale getirecek projelerimiz var, demiş.
Bizim Karadenizli de onlardan geri kalmamak için :
-Biz de güneşe gideceğiz, demiş.
-Güneşe gidemezsiniz, demişler. Güneş yakar.
Karadenizli gülümsemiş :
-O kadar da enayi değiliz, tabi, demiş. Akşam serinliğinde gideceğiz.

..:: KARNE ::..

Karne günüydü.Küçük oğlan okuldan döndü.
Annesi : Karnen nerede? diye sordu.
Çocuk güldü :
-Arkadaşıma ödünç verdim. Babasını korkutacak…

..:: TRAFİK KAZASI ::..

Temel kamyonu ile dik bir yokuştan süratle inerken birden kamyonun freni patlamış. Telaşla kamyonu nereye süreceğini düşünürken sağında kalabalık bir pazar yeri görmüş. Kamyonu o tarafa sürersem yüzlerce kişi ölür diye düşünürken sol tarafında da boş bir inşaat ve önünde oynayan küçük bir çocuk farketmiş. Bir çocuğun kaybı, yüzlerce kişiyi öldürmekten daha iyidir. Allah’ım, beni affet, diyerek kamyonu o tarafa çevirmiş.
Ertesi gün, gazetelerde manşet:
Pazara dalan kamyon 120 kişiyi biçti!
Hastanede yatan Temel’e olayı araştıran komiser; Oğlum, olay nasıl oldu? Anlat bakalım, demiş. Temel de hala şaşkın:
Amirim, herşey o ufak çocuğun pazar yerine doğru kaçmasıyla başladı.

..:: VEREMEM ::..

İki fakir konuşurken biri öbürüne sorar:
- Arkadaş mesela, senin iki araban olsa birini bana verir misin?..
- Tabii veririm.
- Ya iki evin olsa, birini bana verir misin?
- Tabii ki.
- İki horozun olsa birini bana verir misin?
- Hayır, veremem.
- Peki niye veremezsin?
- Var da onun için veremem.

..:: KARNE ::..

K- Babam öldü, demiş Temel.
- İlyas sormuş: Neden öldü?
- Apartmanın sekizinci katının balkonundan düştü.
- Eyvah parçalandı mı?
- Yok, girişteki bakkalın tentesine düsünce oradan havalanıp karşı apartmana yöneldi.
- Apartmana mı çarptı, nasıl oldu?
- Yok, karşı apartmanın balkonunda çamaşırlar asılı idi. Çamaşır ipine vurup fabrikanın bahçesine düştü.
- Orada mı öldü?
- Yok, fabrika çelik yay fabrikası, bahçedeki yayların üzerine düşüp havalandı yeniden…
- Peki sonra?
- Sonrası ne? Baktık ki yere inmiyor, biz de vurduk onu.

Karısık Fıkralar 2

Cuma, Nisan 8th, 2011

Bir bilim adamı pirelerle deney yapıyor. Pireye “Sıçra” diyor. Pire sıçrıyor Pirenin kanatlarını
koparıyor ve “Sıçra” diyor, pire yine sıçrıyor!.. Raporunu şöyle yazıyor; “Pire kanatlarını
kopmuş olarak zıpladı.”
Ayaklarını koparıyor ve “Sıçra” diyor, pire zıplayamayınca 2. raporu şöyle yazıyor; “Pirenin ayakları kopunca kulakları duymuyor.”

*

İlk defa helikopter gören Temel, Dursun’ a sormuş;
- Dursun, bu nedur da? Dursun, gayet sakin cevap vermiş;
- Haçan, bu olsa olsa bin yaşında bir sinek dur.

*

Doktor, akıl hastasının iyileştiğine karar verip akıl hastasını taburcu etmiş. Buna çok sevinen hasta gelip doktoruna şöyle demiş;
-”Doktor Bey, size hediye ayakkabı yapacağım ama sorayım dedim, topuğu önde mi olsun arkada mı?

Ünlü bir sopranonun konserine giden baba oğul ilgiyle konseri dinliyorlardı. Bir ara çocuk merakla babasına sordu:
“Baba, öndeki amca elindeki sopayla niye kadını korkutuyor ?” Baba;
“Korkutmuyor oğlum, yönetiyor!”
“Eee, peki o zaman kadın niye avaz avaz bağırıyor ”

Küçük Ahmet, bakkala öfkeyle sordu:
- Neden hep küçük yumurta veriyorsun?
- Taşıması , kolay olur da ondan.
Ahmet eksik para verip yumurtaları alıp giderken bakkal seslendi:
- Ama sen eksik para verdin.
Küçük çocuk arkasına dönüp gülerek: ” Para daha çabuk sayılır da…

Nuri okuldan eve bir gözü mosmor dönmüştü. Annesi çıkıştı:
“Aşk olsun yine mi dövüştün okulda? “Şey büyük bir çocuğun küçüğü dövmesine engel olmaya çalıştım da anneciğim.”
“Aferin bak bu cesaret işi. Kimdi o küçük?”
Nuri gayet sakin;
” Ben! ”

Vurdumduymaz bir adamın evi yanmış. Komşusu koşarak yanına gelmiş.
” Koş efendi, evin yanıyor. ”
Adam sakince cevap vermiş :
“Ev işlerine karım bakıyor.”

Küçük çocuk, kendinden daha büyük olana yan yan bakarak: “Söylediğin sözü geri alman için sana beş dakika süre veriyorum!” dedi. Öbürü kabararak:
“Bak hele sen. Peki beş dakika sonra sözümü geri almazsam ne olacak?” diye diklendi. Küçük çocuk biraz düşündükten sonra:
“Peki söyle ne kadar zaman istiyorsun?” dedi.

Bir sergide ünlü romancı, ressam arkadaşına:
“Kutlarım sergi açılışına bakanlar gelmiş”
Bunun üzerine Ressam:
“Ne önemi var ki, bakanlar geleceğine, keşke biraz da alanlar gelseydi. ” der.

Doktor, hastasına o güne dek yaptığı tahlillerin sonuçlarını açıklayacak;
“Size bir kötü, bir de daha kötü haberim var. Önce kötü haberi vereyim. Test sonuçlarına göre 24 saatlik ömrünüz kalmış.” deyince adam yıkılır,
“Hayır, olamaz. Buna inanamıyorum: Fakat bundan daha kötü haber nasıl olabilir? “deyince hasta, doktorun yanıtı kısa olur;
“Dünden beri size ulaşmaya çalışıyorum.”

Delinin biri intihar etmeye karar ve kendini asmaya çalışır. Biri dayanamayıp sorar;
- Ne yapıyorsun?
- Görmüyor musun, intihar ediyorum.
- Öyle ise ipi boğazına bağlasana
- Bağlarsam boğulurum.

Yıl sonunda öğrenci, uzaktaki ailesine gönderdiği faksta şunları yazıyordu;
“Babacığım okullar kapandı. Öğretmenler beni çok seviyorlar. İmtihanlara tekrar bekliyorlar.”

Babası oğluna görgü kuralarını öğretiyordu :
“Örneğin oğlum, bir eve gittik. Onları yemek yerken göndük, ilk sözümüz ne olmalı?
“Afiyet olsun” der oğlu. Baba;
“Peki neden bu söylenir?” deyince oğlu ;
“Neden olacak, buyurun desinler diye.” der.

Yargıç, hırsıza şöyle sorar:
“Söyle bakalım, soyduğun dükkana nasıl girdin?”
Hırsız, biraz düşündükten sonra soruyu şöyle yanıtlar:
“Efendim, biz buraya yargılanmaya mı, yoksa meslek sırrı vermeye mi geldik .” der.

Acıkmış olarak eve dönen Mehmet annesine,
“Akşama ne var?” diye sorunca, annesi;
“Saymakla bitmez oğlum” dedi. Mehmet;
“Güzel, nelermiş bunlar?” deyince, annesi gülümseyerek,
“Pirinç pilavı!” dedi.

Küçük Zeynep annesine;
“Bana yeni bebek alsana, anne.” dedi. Annesi;
“Bebeğin var ya kızım; yenisini ne yapacaksın?” diyence, küçük Zeynep;
“Ben varken, sen kendine yeni bir bebek aldın ya!” der.

Öğrencinin biri sürekli yaramazlık yapıyormuş. Öğretmen dayanamamış kulağından yakalamış. “Bana bak! Uslu durmazsan dayak yersin.” deyince, öğrenci;
“Ben oruçluyum!” der. Öğretmen;
“Eee oruçluysan ne yapalım?” deyince, öğrenci;
“Annem bana sakın bir şey yeme dedi evden çıkarken. Eğer bir şey yersem orucum bozulurmuş.”

Yüzü gözü yaralı adam muayehane kapısından içeri girerken der ki;
“Her tarafımı arılar soktu.” Doktor ona bakar ve gayet sakin,
“Peki o zaman şöyle oturun da size birkaç iğne yapalım” der.

Hakim Sorar:
- Oğlum adın nedir?
- Temel ama, “Z”si yok!
Hakim:
- Temel’de “Z” olurmu, be adam?
- Haçan hakim pey ne kızayısun, pen de zaten “Z”si yok dedum!

Kızın biri okulda çok geveze idi. Herkes şikâyetçiydi. Müdür bir gün kızın babasına telgraf çekti:
-Kızınız çok geveze, diliyle ortalığı karıştırıyor. Lütfen çaresine bakınız.
Telgrafın cevabı gelir:
-Siz gelin bir de annesini görün. Geveze nasıl olurmuş!

Adamın biri sormuş;
-Cüzdanımı sen mi aldın?
-Altı mahallenin, altıncı sokağının, altıncı apartmanının, altıncı odasının, altıncı çekmecesinde duran Kur’an’a el basarım ki ben almadım…

Temel idama mahkum olmuş. Son arzusu doya doya mantar yemekmiş.
-Ne biçim son arzudur bu? _
-Zehirlitur tiye tiye pağa yedurmetiler. Şimti ağuz taduyla rahat rahat bir mantar ziyafeti çekeceğum.

Karadenizli atlet öğünüyordu:
-Ben 100 metreyi tam 8 saniyede koşayurum.
-Ciddi misin, dedi arkadaşı. Bu bir dünya rekorudur. Nasıl yapıyorsun bunu?
Bizimki hafifçe kasılarak cevap verdi:
-Çestirmeden cideyurum daa…

Yüzme bilmeyen bir turist denize düşmüştü. Suda çırpınırken can havliyle bağırıyordu.
-Help! Help!
Yoldan geçen Temel onu gördü. Kızgın bir şekilde bağırdı:
-Ula ingilizce öğreneceğine, yüzme öğrenseydin ya!..

İki adam aralarında konuşuyorlardı:
-Küçükken gözlerim görmediği için bana voleybol oynatmazlardı. Bu yüzden başka bir vazife verdiler:
-Ne vazifesi?
-Hakemlik!

Anne küçük kızına anlatıyordu.
“Bak kızım, gelinler en mutlu günleri olduğu için nikahta beyaz giyerler.”
Küçük kız bir an düşündü.
“Yaa… Şimdi damatların neden siyah giydiklerini daha iyi anlıyorum…”

Küçük Dursun Temel’e sorar:
-Temel emice Cemil MERİÇ kimdur?
-Büyük bir yazar idi. Vefat etti.
-O da küçük yazsa idi…

Temel kahveye koşarak gelir, telaşla:
-Dursun öldi!… der.
Kahvedekiler bu haber üzerine birer yorum yapmaya başlarlar.
-Dursun sapasağlam adamdi neden öldi ki?
-Uşağım hiç bir laz acindan ölmez. Söylemdi biz bağa yardım ederduk.
-Pelki utanmiştur istemeğe
-Gördinmu uşağım. Dursun acından değul, inadından öldi da…

Her bir kahkaha bir tane pirzola demektir. Der kahkaha ile gülen Dursun…
Temal atılır:
Desene Dursun sen teminden beri koca bir sığır yedun.

Bir gün ufak, bir çocukla ninesi karşıdan karşıya beraber geçeceklermiş, nine 80, çocuk ise 5 yaşlarındaymış. Nine torununa:
-Oğulum karşıdan düt düt geliyor, çabuk geçelim, demiş.
Bunun üzerine çocuk:
-Yok nine, o dütdüt değil, sekiz silindirli mercedes demiş

İlkokula giden oğlunu karşısına alan baba, başladı nasihata:
-Bak oğlum!… Oku ve hayatını kazan… Yoksa dilenci olursun.
-Dilenci mi?
-Evet dilenci!..
-Bunu daha önce söylesene baba!… Bende okula bile gitmeyen bu zenginler, bu kadar parayı nereden kazanıyor diye merak ediyorum.

Temel, Cemal ve diğer karadenizliler açık denizde küçük bir tekne ile fırtınaya tutulmuşlardı. Yanlarında büyük bir gemi geçmekteydi.
Temel:
– Uyy, kurtarun pizuuu… imdattt!… diye haykırıyordu.
Geminin güvertesinden birisi de yanıt veriyordu:
– Biz adam almıyoruz, biz adam almıyoruz.
Bunu duyan Temel:
– Uyy, haçan piz lazuz, laz, alun pizu.

Yıl sonu tatili yaklaşmıştı. Receb’in vaziyeti pek parlak değildi. Eve gidip durumu babasına söylemeye korkuyordu. Belki faydası olur diye telefonla annesini arayarak:
– Anneciğim, tatil oldu geliyorum. Ama maalesef sınıfta kaldım. Ne olursun, ben gelinceye kadar babamı hazırla! dedi.
Duruma canı sıkılan ve morali bozulan annesi, oğluna şu cevabı verdi:
– Baban hazır, asıl sen kendini hazırla!..

Akşam eve dönen adamı karısı kapıda karşıladı. Sonra da heyecanlı heyecanlı anlatma-ya başladı:
– Bugün neredeyse, duvardaki saat annemin başına düşecekti… Adam umursamaz bir tavirla başını salladi:
– Sahi mi? O saat hep geç kalıyor zaten…

Hocaya sormuşlar
– Hz.Nuh’un gemisine zeytin dalını getiren güvercin dişi miydi, erkek miydi7
Hoca hemen cevaplamış:
– Mutlaka erkekti, dişi olsaydı ağzını uzun zaman kapalı tutamazdı ki.

Karışık Fıkralar

Cuma, Nisan 8th, 2011

Karışık Fıkralar 1

Suna’nın başı ağrıyordu. Doktor çağırdılar. Doktor hap vererek dedi ki:
- Bu hap şimdi senin baş ağrını geçirir. Peki onu kolay yutabilecek misin?
Kolay yutmasına yutarımda, hap mideme girdikten sonra başıma giden yolu nereden bulacak?

*

Lüks bir lokantada müşterilerden biri önüne konan yemeği görünce bağırmaya başladı:
- Ben bu baklayı yiyemem. Çabuk bana şef garsonu çağırın! Yan masada oturan adam dudak bükerek cevap verdi:
-Fayda etmez efendim, o da yiyemez!..

*

Ressam İki arkadaş, sergide bir tabloyu seyrediyordu. Biri:
-Şuna bak, dedi, güneşin doğuşunu ne güzel canlandırmış.
Öbürü düzeltti:
-İmkânı yok, mutlaka güneşin batışıdır.
-Belki öyledir. Ama nasıl oluyor da bu kadar kesin konuşabiliyorsun?
-Ressamı tanırım, sabahları onbirden önce kalkmaz.

* *

Öğretmen sınıfta ders anlatıyordu. Bir ara arka sırada oturan öğrencilerden birini işaret ederek:
-Söyle bakalım oğlum, köylüler kurtları niçin öldürürler?
-Kuzuları öldürdükleri için, efendim.
Ön sıralarda oturan Ayla, hemen atıldı:
-Öyleyse kasapları niçin öldürmüyorlar?

* *

Doktor, akıl hastasına sorar:
-Bir kulağını kesersem ne olur?
-Canım yanar.
-Ya iki kulağını keserse
-O zaman iyi göremem.
-Peki ama niçin? ‘
-Niçini var mı canım? İki kulağımı da keserseniz gözlüğümü nereye takarım?..

* *

Dil bilgisi dersinde öğretmen öğrencilere sordu:
-”Bağırmadım, bağırmadın, bağırmadı” deyince ne anlarsınız? diye sordu.
Kimseden çıt çıkmıyordu. Öğretmen bütün öğrencilerin birden parmak kaldırmasını beklediği için, hayal kırıklığına uğradı.
Neden sonra ön sıralardan Temel ayağa kalkarak söz hakkı istedi. Öğretmen söz verince de cevapladı:
-Önemli bir durum yok efendim. Hiç kimse bağırmamıştır.

* *

Temel İstanbul’a yeni taşınmış. Kapıcı sabah kapıyı çalmış.
Temel, kimseyi beklemediğinden merakla kapıya yönelmiş ve seslenmiş;
-Kim o?
Kapıcı:
-Çöp! diye bağırmış…
Temel gayet sakin ve kibar bir dille konuşmuş:
-İhtiyacımız yok…

* *

Boks maçı hayli heyecanlı geçiyordu. İki boksör ringde kıyasıya dövüşüyorlardı. Ama birinin durumu pek kötüydü. Yumrukları havayı dövüyor, bir teki bile rakibine değmiyordu. Raund arasında menejerine sordu: “Maçı almam için bir şansım var mı?” Menejeri bir yandan terini kurularken diğer taraftan: “Elbette var, diye cevap verdi. Etrafındaki havayı dönmeye devam et. Böylelikle rakibini zatüreden öldürebilirsin.

* *

- Temel bey, dairelerimiz aynı genişliktedir. Sen evi duvar kâğıdıyla kaplattın? Ben de evi dekore edeceğim de. Ne kâdar duvar kağıdı aldın?
- On yedi top aldum.
Komşu da duvar kâğıdını alır, evi kaplatır, ama epeyce de kâğıt elinde kalır.
- Yahu Temel, ben de on yedi top aldım ama, yedi top arttı!
- Eyi, benum da o kadar artmıştı!

* *

- Yahu Recep, bizum Fadume’nun çok köti bi huyi vardur. Gece dörde kadar uyumayı!
- Temelcuğum, peki o saate kadar ne yapayi?
- Penum eve gelmemi bekliyor!

* *

Karadeniz’de bir köyden geçen bir yabancı arabasıyla bir tavuk ezer. Kaçacaktır ama korkar. Dönüşte gene aynı köyden geçecektir. En iyisi sahibini bulup
parasını vermek. Muhtarı bulur durumu anlatır. Tavuğu verir. Ancak tavuk dümdüz olmuştur. Muhtar köylüleri tek tek çağırır. Tavuğu gösterir. Hiç kimse tavuğa sahip çıkmaz. Muhtar sonucu yabancıya açıklar:
- Bizim köyde yamyassı tavuk yoktur.

Temel Karadenizlinin fırınından bir ekmek alacak. Kafasını fırından içeri uzatır:
- Ha oradan bi ekmek vermeni rica edeyirum!
- Ula parasını verecek misun?
- Elbette vereceğum.
- Haçan parasını vereceksen ne diye rica edeyisun?

İsmet Paşanın oğlu Erdal İnönü, bir seçim mitingi için Rize’ye gider. Kürsüde konuşan ince zayıf uzun boylu İnönü’yü gören Temel sorar:
- Habu konuşan adam da kimdur?
Derler ki: İsmet İnönü’nün oğlu Erdal’dır!
- Uy desene Paşanun çok günahını almışuz. Rahmetli II. Dünya Savaşı yıllarında bizleri çok aç bırakmıştı. Baksanıza ne kadar adaletli davranmuş, kendi uşağını da aç bırakarak ne hale getirmiş!

Temel, karısı Fadime’yi bademcik ameliyatı yaptırmıştı. Hastaneden taburcu edilirken, doktor Temel’e bazı tavsiyelerde bulunur ve son olarak der ki;
- Aslında bu ameliyat gecikmiş, daha çocukken yapılmalıydı.
Temel hemen söze girer:
- O zaman faturayı kayınbabamı gönder de, hasabını o ödesun!

Hoca, minberden cemaate hitaba başlar:
- Ey cemaat-i müslimin, deyince: Arkalardan Temel, cevap verir:
- Efendum! Bağa mi deyisun?

Temel’in vecizesi: “İnsanlara baluklar aynı tehlikeye maruzdurlar. Her ikisi de ağzını açınca başları belaya girer.

Eskimo’nun biri ölünce, Cehennem’e atmışlar. Zebaniler sesini duyamuyınca kapıyı aralamışlar. Eskimo:
- Kapatın şu kapıyı! İçeri soğuk giriyor, üşüyorum. demiş.

Temel ile Dursun denize yüzmeye giderler. Temel boğulur. Savcı gelir araştırma yapmaya ve Dursun’a sorar:
- Olay nasıl oldu.
- Savci bey olay molay yok… Temel bi talup geleceğim dedi ama siz da göriysiniz gelmedi…

Adamın birisi kendisi hakkında kötü sözler söyleyen birine haddini bildirmek için evine gider. Fakat adamı evde bulamaz. Öfkesinden kapıya büyük harflerle “EŞEK” diye yazıp döner.
Bir kaç gün sonra o adamdan şöyle bir yazı alır:
- Bize gelmişsin. Kapıya attığın imzadan anladım.

Her gün Temel sabah erkenden Dursun’un evine gidiyormuş ve “Soğuk çay var mı?” diyormuş. Dursun da “yok” diyormuş. Bu bir kaç gün sürmüş. Dursun bir gün merak edip soğuk çay hazırlamış. Temel gene gelmiş. “Soğuk çay var mı?” demiş. Dursun da var demiş. Temel de “İyi ısıt da içelim” demiş.

Adam doktorun karşısındaki koltuğa oturdu.
- Durum çok kötü doktor bey, bir dakika önce olan herşeyi unutuveriyorum.
- Peki niçin hatırlamaya çalışmıyorsun.
- Neyi?

- Ula Temel, senden polis olmaz. Nasıl kaçırdın elindeki azılı hırsızı!
Sormayın komiser bey. Bir anluk dalgınluğum sebep oldu. Üstünde “girmek yasaktır” tabelası bulunan bi yere girdi, arkasından gidemedum!

Komiser sorar:
- Temel, köpekleri atlatıp, kümesten tavuğu nasıl çaldın?
- Komiserüm, onu söylemem, meslek sırrıdır!
- Ama ben söyletmesini bilirim!
- O da sizin meslek sırrunuzdur!

Komutan sorar:
- Söyle bakalım Temel, cephanelik önünde nöbet tutuyorsun, birden cephanelik infilak etti, ne yaparsın?
- Herkesin duyması için havaya bi el ateş ederum komitanum!

İngilizler ve İskoçlar arasında yıllardır süren bir tartışma vardır. İngilizler her defasında İskoç kahvelerini basıp “Wilsonlar ayağa kalksın” deyip Wilsonları kurşuna dizip arkasından da “Eriksonlar ayağa kalksın” deyip Eriksonları kurşundan geçirirlerdi. Bu olay İskoçların çok moralini bozmaya başlamıştır. Toplanıp bu olaya bir çözüm getirmeye çalışmışlar içlerinden en hakiki İskoç “buldum” diye bağırır. Wilsonlar ayağa kalksın dediklerinde Eriksonlar ayağa kalksın, Eriksonlar ayağa kalksın dediklerinde Wilsonlar ayağa kalksın; böylece onları kandırmış oluruz.

İki Kayseri’li maç sahasının önünde köfte satarken Birisi diğerine şöyle der.
- Ula Ehmet bir bilet al maçı öğren gel, der.
Ehmet gider ve maçı öğrerüp gelir durumu Arkadaşına anlatır:
- 2 direk dikiyler, ortaya bir kabak koyiyler. 21 avanak peşinde koşiyler. 2 direğin arasına girince gool diye bağriyler, birde utanmadan kısa don giyiyler.

Garson Temel’i, lokantanın nıüşterilerinden biri, yanına çağırıp, azarladı:
– Bana getirdiğin tavuğun bir bacağı diğerinden daha kısa. Bu ne rezalet?
Temel, öfkeyle cevap verdi:
– Ben sana o tavuğu dans edesin diye değil, yiyesin diye getirdim!..

Bir gün Bismark, harpte yararlılık gösteren bir askere madalya takarken:
– Asker, yüz altın mı istersin, yoksa bu madalyayı mı?
Asker:
– Madalyanın kıymeti nedir? der. Bismark:
– Maddi kıyıııeti aşağı-yukarı üç altın, diye cevap verir.
Asker :
– Öyleyse 97 altınla madalyayı isterim! der.

Adamın biri otele gelir:
– Burada bír gece kalmak istiyorum. Fakat oda istemiyorum.
– Oda istemiyor musunuz?
– Hayır ben uyur gezerim. Uzun bir koridorunuz varsa, mesele yoktur. Sabaha kadar dolaşır dururum.

Temel gittiği göz doktoruna dert yanıyordu.
– Ne zaman çay içsem sağ gözüm ağrıyor doktor bey.
Doktor, Temel’ın gözlerini kontrol ettikten sonra anlamlı anlamlı başını salladı ve gülerek cevap verdí:
– Hımmm. Durunı anlaşıldi. Çay içmeden önce kaşığı bardaktan çikarın. O zaman sağ gözünüz ağrımaz.

Lokantaya giden Temel garsondan bardak istemiş.
Garson da masada ters duran bardakları göstererek:
– Masada var ya’ demiş…
Temel bardağı eline almiş ve biraz inceledikten sonra kaşlarını çatmış ve sítem dolu bir sesle konuşmuş:
– Onlarín dibi deìik, üstü kapalì demiş…

Din dersi öğretmeni, öğrencilere bütün insanların Adem ve Havva’dan geldiğini söyledi. Bir öğrenci söz aldı:
– Bu doğru değil.
– Nasıl yani? dedi öğretmen.
– Babam bize maymundan geldiğimizi söyledi.
– Sevgili çocuğum, dedi öğretmen, sizin özel aile tarihiniz bizi hiç ilgilendirmiyor.

Temel uzun zamandır görmediği Cemal’le Îstanbul’da karşılaşır:
– Uşak, nasılsun pakayum? – Îyiyum.
– Çocuklarun nasuldur? – Onlar da çok iyidur.
– Ha karin nasıldur?
Temel böyle sorunca, Cemal’in birden yüzü değişir… Temel arkadaşının karısının geçen yıl öldüğünü hatırlayıp, hemen şöyle der.
- Yani aynı mezarda mi yatayü!

Polise bir ihbar gelir. Temel ile Dursun kaza yapmıştır.
Polis olay yerine geldiğinde görür ki, arabalar sapa sağlam, Temel ile Dursun’un ağzı burnu dağılmış. Polis sorar:
– Anlat Temel. Olay nasıl oldu?
– Komserum… Hava sisli olduğundan kafamı pencereden çıkarmış öyle gideydum. Meğersem Tursun da karşidan öyle geleyirmuş

deLi fıkRaLarı

Cuma, Nisan 8th, 2011

ÖNCE KAÇANLARI
Akil hastanesinden iki deliyi salivereceklermis. Doktorlar kendi aralarinda “Sunlara son bir test yapalim da gorelim akillari baslarina gelmis mi.”demisler. Bunun uzerine iki deliyi bir masa basina cagirmislar. Masanin uzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da canli hamambocegi dokmusler ve “Buyrun beyler, yiyiniz.” demisler. Delirlerden bir tanesi hemen zeytinlere saldirmis, otekisi araya girmis, “Once kacanlari yiyelim, oburleri nasil olsa duruyor!”

BİR KEDİ DAHA
Akıl hastanesinden kaçan iki deli, karşıdan gelen bekçiyi görünce iri gövdeli bir çınarın arkasına saklandılar.Bekçi,onların ayak seslerini işitmişti.Sordu:

- Kim o?

ıçlerinden biri kedi gibi miyavladı. Bu başarılı miyavlamadan sonra bekçi yürüyüp gidiyordu ki,delilerin ayakları altındaki yapraklar hışırdadı.Bekçi geri dönüp yine seslendi:

- Kim var orada?

ıkinci deli cevap verdi:

- Bir kedi daha

MASRAF KAPISI AÇTI BİLE
İki deli, yolda giderken bir direksiyon bulunca çok sevindiler.O sevinçle saatte 160’la uzunca bir süre yol aldıktan sonra benzicinin önünde durdular. Arabayı süren;

- Yüz bin liralık dedi.Süper olsun. Benzinci ikisini de tepeden tırnağa süzdükten sonra ;

- Gidin işinize be ! diye bağıdı.Sizin civatalarınız gevşek !

ıkincisi , araba kullana’a dödü

- Gördün mü! Araba masraf kapısı açtı bile!

HEPSİ ERİYOR
Deli , kahveye girdiğinde soluk soluğaydı.Boş bir masaya oturup ocağa seslendi;

- Bana bir çay !

çay geldi , şekerleri atıp karıştırdı.Garsonadan yine şeker istedi.Onları da atıp karıştırdı,yeniden istedi.Garson;

- Sekiz şeker koydun çaya ,dedi şaşkın şaşkın,

- Koydum ama , işte görüyürsun, hepsi eriyor!

ALIK TUTUYORUM
Deli duvara oturmuş.Elindeki oltanın ucu sokağa sarkmış…. Yoldan geçen soruyor;

- – - – - Orada balık mı tutuyorsun sen?

- – - – - Hayır alık tutuyorum.

- – - – - Tutabildin mi bari ?

- – - – - çook … Seninle 23 oldu !

BİLETİMİ YIRTIYOR
Sinemaya girmek istiyodu.Gişeden biletini aldı.Birkaç dakika sonra gelip bir tane daha aldı. Sonra bir bilet daha bir daha… Gişedeki görevli dayanamadı

- Karaborsa yapıyorsun galiba.Bu kaçıncı bilet alışın ?

Deli ;

- ıçeride bir deli var, dedi.Tam kapıdan girince biletimi yırtıyor. Bende gelip yenisini almak zorunda kalıyorum..

SAVURGAN HÜKÜMET
İki deli, yağmurdan sonra kumaşı yırtık paslı bir şemsiyeyi açmışlar yolda gidiyorlardı.Birincisi, gökkuşağını gösterdi;

- Bak bak ..

ıkinci baktı ve birden sinirlendi;

- Hükümet böyle şeyler için para harcıyor da , bizim gibi deliler için doğru dürüst bir hastane yaptırmıyor !

ILK BAKİSTA Mİ?
Adamin biri deliler hastanesini gezmeye gitmis.Bakmis deliler kapidaki delikten iceri dogru bakiyorlar.Bakan tekrar siraya geciyor.Devamli bir dongu gibi olay yineleniyor.Adam merak etmis oda siraya girmis.Sira kendi sine gelmis.Egilip bakmis.Zifiri karanlik hicbirsey yok.BIr tanesini dur durup sormus.:

-Yahu ben hic birsey goremedim? Deli sasirmis:

-ulan biz iki yildir bakiyoruz birsey goremiyoruz.Sen ilk bakista mi goreceksin.

KARŞI KALDIRIM
Bir akıl hastası, bulunduğu kaldırımdan karşıya geçip rastladığı ilk görevliye sormuş :

-Affedersiniz, karşı kaldırım nerede acaba?

Görevli şaşırmış ama yine de karşı tarafı göstererek :

-İşte şurada, demiş.

-Kime yutturuyorsun yahu… Daha şimdi orda sordum, burayı gösterdiler!…

NASIL BİLSİN
Akıl hastanesinde koğuşları gezen başhekim, bir hastanın oturmuş, birşeyler yazdığını gördü :

-Kolay gelsin, ne yazıyorsun?

-Mektup yazıyorum efendim.

-Yaaa…Kime yazıyorsun?

-Kendime…

-Peki, ne yazılı mektupta?

-İlahi doktor bey, deli misiniz siz?Mektubu daha almadım ki…İçinde ne yazdığını bileyim.

12′NİZDE Mİ?
Katil, suçunu itiraf etti, yargıç da durumu jüri heyetine iletti. Biraz

sonra jüri başkanı kararı açıkladı:

-Bu sanık suçsuzdur…

Yargıç adamakıllı kızdı:

-Canım, ne biçim iş bu!… Adam, ben katilim diyor suçunu itiraf ediyor sizde suçsuzdur kararına varıyorsunuz… Acaba, suçsuzdur kararını neye dayanarak verdiniz?

-Delilik efendim, delilik…

Yargıç bütün jüri üyelerini teker teker süzdü. Başını sallayarak :

-Sahi mi? 12′niz de mi?..

YALAN SÖYLEMİŞ
Akıl hastanesine yeni gelen doktor, hastaları ziyaret ediyordu.Birine yaklaştı :

-Sizin adınız nedir bakayım?

-Hüsamettin efendim.

-Soyadınız?

-Tanrıoğlu.

Tam o sırada yandaki yaşlı :

-İnanma inanma doktor, yalan söylüyor.Benim böyle bir oğlum yoktur

KARANLİKTA KALİRİZ!
Akil hastahanesinde bir deli kendini ayagindan tavana asmisti. Doktor nedeninini sorunca: Arkadasimiz kendini ampul saniyor dediler Doktor indirilmesini isteyince soylendiler

- Iyi ama karanlikta kaliriz…!

ZİL ÇALDI…PAYDOS OLDU!
Delileri uçağa bindirmişler, bir şehirden ötekine naklediliyorlardı.Ama o kadar çok gürültü yapıyorlardı ki, sonunda pilot dayanamadı, uçağı ikinci pilota teslim ederek içeride ne olup bittiğini görmek istedi.

Deliler uçakta hep bir ağızdan bağırıp çağırıyorlardı.Baktı, en başta, bir deli, ötekilere uymamış, akıllı, uslu oturuyordu.

-Sen neden bağırmıyorsun? diye soracak oldu.

Adam :

-Ben bunların öğretmeniyim, diye cevap verdi.Onlarda benim öğrencilerim.Şimdi teneffüsteler de onun için ses çıkartmıyorum.

Pilot, çaresiz yerine döndü. Bir süre geçti.Bir an geldi ki sesler büsbütün kesiliverdi.

Pilot:

-Aman çok güzel! diye sevindi.Herhalde kendinin öğretmen olduğunu sanan deli, ötekileri derse almış olsa gerek, diye düşündü.

Ama dakikalar geçiyor, arkadan hiç bir ses seda çıkmıyordu.Pilot biraz daha bekledikten sonra merak etti.Gidip bakmak istedi.

Bir de ne görsün! Uçağın kapısı açık ve içeride öğretmenden başka kimsecikler yok değil mi!

Dehşetle sordu :

-Öğrencilerin nerede?, diye…

-Dersler bitti.Hepsini evlerine gönderdim!

Karadeniz Fıkraları

Cuma, Nisan 8th, 2011

Karadeniz Fıkraları,komik Karadeniz Fıkraları,En güzel Karadeniz Fıkraları, Karadeniz Fıkraları komik fıkraları,Karadeniz Fıkraları temel,temel ile dursun Karadeniz Fıkraları,

ADAMI GÖZÜMÜN ÖNÜNE GETİRİRİM
Arkadaşı Karadenizliye sormuş:
-Yalnızken kendi kendine konuşma huyun var mıdır?
-Ben kendi kendime konumam, demiş karadenizli.Adamı gözümün önüne getiririm, öyle konuşurum.

AĞAÇLARADAN GÖREMİYORUM
Temelle Dursun ormanda yürüyorlar.Bir ara Temel Dursuna sesleniyor :
-Dursun ormanın güzelliğine bak.
Dursun:
-Ağaçlardan göremiyorumki.

AKŞAM SERİNLİĞİNDE
Bir mecliste konuşulurken,
Amerikalı :
-Biz Mars’a gideceğiz, demiş.
Alman :
-Biz yakıtsız giden otomobil üreteceğiz, demiş.
Fransız :
-Atom bombasını etkisiz hale getirecek projelerimiz var, demiş.
Bizim Karadenizli de onlardan geri kalmamak için :
-Biz de güneşe gideceğiz, demiş.
-Güneşe gidemezsiniz, demişler. Güneş yakar.
Karadenizli gülümsemiş :
-O kadar da enayi değiliz, tabi, demiş. Akşam serinliğinde gideceğiz.

ALERJİ
Temel, Cemal’e :
-Fadime’nin kürke alerjisi var.
-Nerden pileysun?
-Ne zaman kürk giymiş pi avrat cörse hastalanayı.

ANLAMLI ANLAMLI
Karadenizlinin biri hemşerisine anlatıyor :
-Dün belediye otobüsüne bindim; yan koltuktaki adam bilet almamışım gibi bana anlamlı anlamlı baktı.
-Sen ne yaptın?
-Bende bilet almışım gibi anlamlı anlamlı ona baktım.

ARABAM DIŞARIDA
Temel kırtasiye’ye girmiş, tezgahtara :
-Pana pir roman lazum, demiş.
Kırtasiye tezgahtarı sormuş :
-Efendim agır mı olsun hafif mi?
Temel :
-Farketmez, nasul olsa arabam dısarudadur.

ARABASINI SATMIŞ
Temel’e rüyasında Allah yürü ya kulum demiş. Temel’de arabasını satmış.

ARİTMETİK
Aritmetik öğretmeni Temel öğrencilerinden şikayet ediyormuş :
-Derste peş kere peş kaç ediy, diye sorayrum, kırk cevapı alayrum.Halbuki peş kere peş yirmi peş, pilemedun otuz

ARKADAŞIN OLDUĞUM İÇİN Mİ?
Adamın biri karadenizli arkadaşına “eşek” demiş.
Karadenizli sormuş :
-Eşek olduğum için mi arkadaşınım; yoksa arkadaşın olduğum için mi eşeğim?

ASANSÖR
Temel kapıcı, çalıştığı on katlı binanın asansörü bozulunca bir kağıt asıyor, üstünde şu yazılar var :
“Asansör pozuk, en yakın asansör yüz metre ileride, yandaki pinadadur”

ASLAN
Temel hayvanat bahçesinde gezerken açık bulduğu bir kafesten içeri dalmış.
-Hoop, dur ne yapıyorsun, orası aslan kafesi, diye bağırışmışlar.Temel geri dönmüş,
-Sankim aslanınızı yedük, demiş.

ASMAK
Dursun evinden çıktığında birde bakar ki komşusu Temel kendini belinden ağaca asmış halde duruyor.Hemen gidip ipi ağaçtan çözer.Komşusunu ağaçtan indirdikten sonra merakla sorar :
-Ha sen ne yapayudun öyle?
-Hiç kendimi asaydum…
-Ha uşağum, penum pildiğum insan poynundan asılayi.
Temel üzgün ve çaresiz bir halde komşusu Dursun’a baktıktan sonra cevap verir :
-Ben de öyle yapmişudum.Ama ipu poynima pağladığum zaman bi türlü nefes alamayrum.

AŞAĞISI BİR İŞ DÜŞÜNÜYOR
Karadanizliye sormuşlar :
-Neden baştaki saç ağarıyor da, aşağıdaki ağarmıyor?
-Aşağısı bir iş düşünüyor, yukarısı bin iş düşünüyorda ondan, demiş Karadenizli.

ATALARIMIZ TELSİZ TELEFON KULLANMIŞLAR!!!
Temel bilim adamı iken bir arkeoloji araştırmaları konferansına davet edilir.Amerikalılar anlatmaya başlar :
-Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 25 metre aşağı indik ve telefon kabloları bulduk.Öyleyse bizim atalarımız asırlar önce telefon kullanmışlardır.
Sıra Türkiyeye gelir ve Temel başlar anlatmaya:
-Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 50 metre aşağı indik ama birşey bulamadık.Öyleyse atalarımız telsiz telefon kullanmışlardır.

AT YARIŞI
At yarışına merak saran Temel bir gün hipordroma gider. Yalnız önünde delicesine bir o yana bir bu yana koşan atlara akıl erdiremez ve dayanamayarak yanındakine sorar.
-Hah hemşerim bu atlar ne deli gibi koşup duruyor.
Adam da :
-1. olana ikramiye var da ondan, der.
Temel de cevap vererek :
-Hah 1. olana para varda ötekiler niye koşup duruyor.

ATTA GİDECEĞİZ
Azrail Temel’in canını almak için gelmişti. Temel hemen bir çare buldu. İsaret parmağını ağzına sokup, ağuk guğuk sesleri de çıkararak bebek taklıdı yaptı. Azrail durumu anlamış ve Temel’in oyununu bozmamış, gitmiş. Ertesi ve daha ertesi günü Temel yine aynı numarayı yapmış ve kurtulmuş. Hatta daha ileri giderek kendisine birde emzik bile almış. Azrail yine gelmiş, Temel hemen yerde emeklemeye baslamış. Azrail Temel’e :
-Temel gel attaaaa gideceğiz.

AYAĞIMI DENİZE SOKUP
Temel her gün köyden evine gidince paçaları ıslak gidiyormuş. Bir gün köylünün biri sormuş :
-Ya Temel neden senin paçaların hep ıslak?
Temel akıllı ya :
-Deniz kenarına gittiğim zaman bir sigara içiyorum sonra bu sigarayı denize atıyorum. Ondan sonra söndüğünden emin olmak için ayağımı denize sokup tekrar söndürüyorum.

AYAKKABI
Temel işe girmek için sözlü sınava giriyor.Çok heyecanlı, bir önceki adaya soruyor :
-Ne sorayiler?
-Ayakkabı.
Temel’in sırası geliyor, bilsin diye kolay soruyorlar :
-Dört ayaklıdır, miyav miyav der.
Temel soruyor :
-Bağcıkli midur?

AYNI YAŞTA TEĞİL MİDUR?
Temel yaşlanmış ve sol ayağı devamlı ağrımaya başlamıştır. Ağrılara dayanamayan Temel günün birinde doktora gitmiş :
-Eyi çünler toktor pey.
-Buyrun size nasıl yardımcı olabilirim.
-Pir şiçayetum vardur.
-Anlatın sizi dinliyorum.
-Haçan pubenim sol ayağım tevamli olarak ağrımaktadır.
Temeli kısa bir süre inceleyen doktor teşhisini koyar.
-Efendim sizin sorununuz yaşlılıktan meydana gelmektedir. Yani ayağınızda romatizma vardır. Doktorun bu teşhisini duyan Temel :
-Ula toktor pey madem öyle diyeysunuz ama penum sağ ayağım hiç ağrımıyor o da öbür ayağımla aynı yaşta teğil midur.?????

BANA GÜVENMEYİN
Gazetede şöyle bir ilan çıkmış : “Bir müdür aranıyor.Yüksek tahsilli, İngilizce ve Fransızca bilen, askerliğini yapmış, 30 yaşından gün almamış, boyu 1.85′den yukarı ve bekar olması gerekir…
Temel başvurmuş :
-Ben demiş, yüksek tahsil şöyle dursun ilk mektebi bile zor biturdum.İnciluzce de Firansizca da bilmeyrum.Yaşım 45′den yukarı, boyum 1.67…
-Eeee, demişler.Ne demek istiyorsun?
Temel gayet ciddi :
-Bu ilanı verduğunuz müdürlük işi var ya, ha bu iş için bana güvenmiyesunuz demeye geldim…

BAŞLARINA BİRŞEY GELMİŞ Mİ?
Temel askerdeymiş. Teröristlerin köprünün altına gelip pusu kuracakları haberini almışlar. Temelin bölüğüde teröristlere operasyon düzenlemek için köprüde pusuya yatmışlar. Bir saat olmuş gelen giden yok, iki saat olmuş yok, beş saat olmuş yok. Temel komutanın yanına giderek :
-Komutanım gidip bakıyım başlarına birşey gelmiş olmasın, demiş.

BENDE BAŞARILI BİR ERKEĞİM
Karadeniz’in erkekleri köy ve kasabalarda genelde önden giderler. Hanımları da bir kaç adım geriden onları takip ederdi. Trabzon’a gelen Musa Ağacık (Star Gazetesi köşe yazarlarından) önden giden adamı görünce dayanamaz durdurarak sorar :
-Beyefendi, sana demokrasi ve hak adına bir soru soracağım.
-Buyur sor?
-Şu geriden gelen teyze hanımınız mı?
-Evet, ne olmuş?
-Demokrasi ve hak adına sen bu vaziyetten utanmıyor musun? Sen önde hanımın arkada.
-Niye utanayım ki? Her başarılı erkeğin arkasında bir hanım yok mudur?
-Vaaar!
-Eeee!Bende başarılı bir erkeğim.

BENDE TUTULDUM
Doktor Temel hastasına sorar :
-Verdiğim ilaçlar iyi geldi mu?
Hasta :
-Neden sordun?
Temel :
-Aynı hastaluğa pende tutildum da ondan.

BEN GERİ DÖNÜYORUM
Temel’e Dursun Karadeniz sahilinde oturuyorlarmış Temel Dursuna demiş ki :
-Gel beraber Amerika’ya yüzelim.
İki kafadar Karadeniz’den başlamışlar yüzmeye. Fıkra bu ya Amerika’ya yaklaşmışlar özgürlük anıtını görmüşler tam bu sırada bizim Temel :
-Dursun ben kesildum geri doneyrum, demiş.

BENİM ABİ DEVAM ET
Adamın biri yeni BMW siyle havalı havalı dolaşıyormuş. Kırmızı ışıkta durmuş. Bir kaç saniye sonra kamyon arkadan SHRANKKKKKK diye vurmuş. Adam dısarı çıkıp bakınca kamyondan Temel inmiş ve başlamış yalvarmaya :
-Abi etme eyleme ben bu üç kuruş maaşla bu arabanın aynasını alamam beni bağışla. Sen büyüksün abi yaptık bi eşşeklik bağışla abi beni.
Adam acımış Temel’e.Tam arabayı tamire götürürken yine bir kırmızı ışıkta durmuş. Yine arkadan kamyon geçirmiş buna. Sinirli sinirli çıkmış adam tekrar. Bi bakmış yine Temel!
Camdan bağırmış :
-Benim abi ben, devam et!

BEN ZATEN 8 FOTOĞRAF MAKİNESİ GETİRMİŞTİM
Temel’in vesikalık fotoğraf çektirmesi gerekir.Arkadaşı Dursun Temel’e :
-Sen şuraya bir çukur kaz ben fotoğraf makinesini alıp geliyorum, demiş.Bir süre sonra Dursun gelmiş bir de bakmış ki Temel 8 adet çukur kazmış.Dursun şaşırmış.
-Niye 8 tane çukur kazdın deyince.
Temel :
-8 adet fotoğraf çekmeyecekmiyiz.İşte onun için demiş.
Dursun ise :
-Hiç gerek yoktu.Ben zaten 8 tane fotoğraf makinesi getirmiştim, demiş.

BEYAZ AT BENİM
Temel ile Dursun iki tane at almışlar. Fakat devamlı karıştırıyorlarmış. Hangisi kimin atı belli değil. O yüzden Temel’in aklına parlak bir fikir gelmiş ve atın bir tanesinin kuyruğunu kesmiş. Dursun’un ona inat o da diğer atın kuyruğunu kesmiş. Temel bu sefer atın bir tanesine boya ile işaret koymus. Dursun’da ona inat aynı yere aynı boya ile diğer ata işaret koymuş. Bakmış ki böyle de olmuyor. Temel Dursun’a :
-Ha Tursun bak bu böyle olmayacak Beyaz at benimki, siyah at da seninki olsun, demiş.

BIYIK
Lazistan’ı gezmekte olan turist :
-Allah Allah, burada herkesin bıyığı var, demiş.
Temel, burnuna dikkat çekerek :
-Piz önemli ve değerli şeylerin altini çizeruz.

BİR KUZUDA EVDE
Bir inşaata amele alınacaktır. Alınacak elemanları kalfa Cemal’in seçmesi istenir. Adaylar kalabalıktır. Bu durumda Cemal sınav yapmaya karar verir.
-Pize 1 kisi lazımdur. Pu nedenle sizu imtihan edeceğum. Bir ara gözü Temel’e ilişir. Burnundan tanımıştır. Hemşehrisini işe almak ister. Önce Temeli sınava alır ve sorar.
-Hemşerum söyle baa bakalum.. Sana 3 kuzu verdum, sonra 2 kuzu daha verdum kaç kuzu oldi?
-6 tane oldi. Cemal biraz bozulur ama çaktırmaz.
-Tabi bu soru biraz zor oldu piraz taha kolayini sorayum.
-Sana 2 kuzu verdum, sonra 1 tane taha verdum kaç kuzi oldi ?
-Tört kuzi oldi. Cemal sinirlenir, Ama hemsehrisinide işe almak ister.
-Peçi 1 kuzi verdim, sonra bir kuzi taha verdum kaç etti ?
-Üç etti. Bunun üzerine Cemal iki tokat çakar ve tekrar sorar.
-Pir kuzi verdum, kaç kuzin oldi?
-İçi tane. Cemal iyice sinirlenir ve Temeli iyice döver.
-Ulan hemşeru teyup işe almak istedum, sende tam salakmişsun. Ula sağa pir kuzi vermişsem pir kuzin olur anladun mi?
-Olir mi, der Temel.
-Penum evde bir kuzi de kendumin var.

BİR ŞANS DAHA VER
Öğretmen Temele kafayı takmış.İlla sınıfta bırakacakmış çocuğu diye millet dedikodu yapmış.Öğretmende halkın önünde Temeli sınav yapmaya karar vermiş.Stadta millet toplanmış.Ve öğretmen megafonla Temele sormuş :
-Yedi kere yedi kaçtır?
-Kırk tokuz demiş, Temel.
Bir saniye sonra staddakiler ayağa kalkıp hep bir ağızdan :
-Pi sanş taha ver, pi sanş taha ver, diye bağırmışlar.

BİSİKLET
Trabzonla Rize arasında bir zamanlar gümrük varmış. Temel hergün bisiklet ve önünde bir kum torbasıyla gümrükten geçermiş. Bir gün Gümrük Memuru bu durumdan kuşkulanmış. Temel’e :
-Dur. Ne geçiriyorsun gümrükten, demiş. Temel :
-Kum, demiş. Memur kum torbasına elini sokmuş karıştırmış gerçekten sadece kum varmış torbada. Bu olaydan sonra Temel yıllarca gümrükten bisikletle önünde kum torbası olduğu halde geçmiş. Yıllar sonra Trabzonda bir kahvede Temelle Gümrük Memuru karşılaşmış.
Gümrük Memuru :
-Ula Temel artık emekli oldum sana birşey yapamam gerçekten ne geçiriyordun gümrükten?, demiş.
Temel :
-Bisiklet, demiş

BİZ NE DEDİK
Temel bir gün hakimin karşısına çıkartılır.
Hakim Temel’e sorar :
-Evladim senin adın ne bakim?
Temel :
-Adım “Temel”, fakat “Z” si yok.
Hakim biran düşünür ve Temel’e dönerek der :
-Evladım, “Temel”de “Z” yok ki!
Temel hemen cevabı yapıştırır :
-Eeeee, biz ne deduk hakim bey?

BMW
Temel BMW almış ve on saatte Trabzon’a varmış. Dönüşte, BMW ile geri geleceğim karşılayın diye İstanbul’a telgraf çekmiş. Temel 40 saat sonra varmış, merakla sebebi sorulunca :
-Pu BMW’lerin ileri pes vitesi, ceride ise sadece pi vitesi var.

Kayserili Fıkralar

Cuma, Nisan 8th, 2011

YERDE PARA BULDUM

Bir gün kayseri’lilerle lazlar savaş yapıyorlarmış.Kayserililerin aklına bir fikir gelmiş.Demişlerki;
bu lazların hemen hemen yarısı Temel, diğer yarısıda Dursun’dur .Ve daha sonra savaşın ortasında bağırmaya başlamışlar:
-temel! temel!!!
Lazlardaki temeller kafalarını kaldırmışlar ve vurulmuşlar.
Daha sonra kayserililer :
-Dursun! dursun!!!!
Diye bağırmışlar. Dursunlarda kafalarını kaldırmışlar ve vurulmuşlar.Lazlardan çok az kişi kalmış ve onlarında aklına bir fikir gelmiş.Ve:
-Yerde para buldum bu kimin?
diye bağırmışlar. Bütün Kayserililer kafalarını kaldırmışlar ve vurulmuşlar.

MERCİMEK ÇORBASI

Koyden kayseriye gelen koylu sabah kahvaltisi icin bir lokantaya gider.Sabahin erken saatleri oldugu icin oldukca kalabalik olan lokantada yer bulamayan koylu kasiyerin yanin daki kucuk masaya oturur garson gelir mercimek corbasi soy ler fakat bizim koylunun corba gelene kadar koylu bir sepet ekmegi yer corba gelir onuda yer giderken kasada oturan haci ya borcunu sordugunda ekmegin parasini verde corba bizden olsun der.

BİRLİKTEN GÜÇ DOĞAR

Bir İngiliz: holigan;
İki İngiliz: kavga;
Üç İngiliz: savaş;
Bir Fransız: aşık;
İki Fransız: duel;
Üç Fransız: Paris komunası;
Bir Zenci: basketçi;
İki Zenci: basket takımı;
Üç Zenci: güneş tutulması;
Bir Kayserili: satış noktası;
İki Kayserili k:üçük bi pazar;
Üç Kayserili: Hipermarket;

MATEMATİK

Emekli öğretmen yolda giderken, yanına son model bir araba durmuş. İçinden çıkan bir genç:
- Hocam sizi gideceğiniz yere kadar götüüreyim.
Öğretmen genci tanımamış. Genç:
‘Benim hocam Hacıbekir, tanımadın mı? Kayseri Lisesinden’
Öğretmen biraz hafızasını yoklayınca genci tanımış.
- Lan oğlum Hacıbekir seni tanıdım ama, bu ne zenginlik, sen fakir bir öğrenciydin.
Hacıbekir anlatır:
-Öyleydim hocam ama, okuldan sonra ticarrete başladım. Kısa zamanda biraz para kazandık.
Bunu duyan öğretmen iyice şaşırır:
- Lan oğlum ticaret hesap işidir. Ben seni matematikten sınıfta bırakmamışmıydım. Sen sanıl ticaret yapıyorsun?
- Valla hocam matematik falan bilmem. (11)’e alıp (4)’e satıyorum. Aradaki %3′le de geçinip gidiyoruz.

SONRA ONU DA YERİZ

Trenle İstanbula yolculuk eden Kayserili tanıştığı arkadaşıyle biraz sohbetten sonra çantasından çıkardığı pastırmalı yiyeceklerden arkadaşınada ikram eder. Arkadaşı,
-Sağol benim basurum var ben yemeyeyim deyince ,
Kayserili gayet ılımlı bir tavırla :
-Olsun onuda biraz sonra yeriz demiş

İŞİN FORMÜLÜ

Yahudinin biri,pazara,topal eşeği satmak için götürür,fakat alıcıyı kandırsın diye eşşeğin tırnağına çivi çakar,eşşeğe bir Kayserili müşteri çıkar,kayserili ayakta ki çiviyi görür,içinden ‘çiviyi çıkarırım düzelir’diye düşünür,eşşeği alır. yahudi ertesi gün sağda solda övünür. -siz kayserililer akılıyı diye övünürsünnüz çiviyi çaktım anada doğma sakat eşşeği sattım der. duyanlar bunu kayseriliye anlatırlar Kayse rili eli dizine vurur: -tüh yahu,verdiğim para sahte olmasaydı bayağı kazıklanmıştım.

2 KERE 2

Kayseriliye sormuslar ‘İki kere iki kac eder?’ ‘Alcez mi Satcez mi?’ demis

ÜÇÜNCÜ KÖPRÜ

Üçüncü köprü ihalesini Japon, Amerikan ve Kayseri’li Türklerden oluşan bir konsorsiyum almış. Köprüyü inşaa etmişler tam açılışın yapılıp kurdelanın kesileceği an köprü büyük bir gürültüyle çökmüş. Japon ‘gitti tüm emeklerim mahvoldu kumlarım’ diye yakarıp harakiri yapmış. Amerikalı ‘gitti tüm çeliklerim, tonlarca çelik yıkıldı’ diyerek çıkartmış tabancasını ve intihar etmiş. Tüm bunları izleyen Kayserili müteahhit de derin bir oh çekerek yanındakilere seslenmiş ‘lan iyi ki hiç çimento koymamışım ha, mahvolurdum bunlar gibi.’

MÜHENDİS

Karayolları Genel Müdürlüğünün misafiri olarak Türkiye’ye gelen inşaat mühendisi Amerikalı, Kayseri’den geçerken yol çalışması görür ve arabasını durdurur. Fakat yoldaki eşek nereye doğru yol alırsa orası genişletilip yol yapılmaktadır. Hemen bunun niye böyle yapıldığını sorar. Kayserili: ‘Bu bizim mehendisimizdir beyim. Eşşek nereye giderse orayı genişletip yol yaparık’ diye cevap verir.Katıla katıla gülmeye başlayan Amerikalı mühendis ‘Peki eşeği bulamasaydınız ne yapacaktınız’ diyince Kayserili yapıştırır cevabı: ‘O zaman Amerika’dan mehendis getirtirdik’

ÇİFTÇİ

İki tane çiftçi, biri Adanali, digeri Kayserili… sohbet ederken, tabi haliyle zenginlikleriyle övünecekler…
Kayserili tarlalarinin çoklugundan, isçi yetistirememekten, ürünlerin hersene telef olmasindan bahsedince Adanali atlıyor:
- ‘Benim çiftlikte, sabah günes dogmadann biniyoruz arabaya, aksam oluyor, biz hâlâ çiftliğin öteki ucuna yetisemiyo oluyoz, çaresiz geri dönüyoruz’.
Kayserili de hiç bozuntuya vermeden lafı yapistiriyor:
-’Yahu bizim de vardı öyle bir arabamiz ama geçen sene sattik, illet onlarla yolculuk ya…’

TAKSİMETRE

Taksinin yokusta frenleri patlamis, muthis bir hizla asagi iniyor. Kayseri’li musteri bagirmis..
‘Durdur su arabayi..’
Sofor panik icinde haykirmis..
‘Durduramiyorum!..’
‘O zaman taksimetreyi durdur hic degilse’ demis, Kayserili.

Asker Fıkraları

Cuma, Nisan 8th, 2011

AY TUTULMASI

Albay, binbaşıya :
-Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey değildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı görsünler. Bende orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi verecegim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey göremeyiz .O zaman erleri, üstü kapalı talimgaha götürürsün.
Binbaşı, yüzbaşıya :
-Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzzda güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir olay değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapılacaktır.
Yüzbaşı, teğmene :
-Albayın emri ile yarın sabah dokuzda taalim elbisesi ile güneş tutulmasının açılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek görülen bir olay değildir, Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir.
Teğmen, başçavuşa :
-Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim kiyafeti ile albay tutulacak. Kapalı talimgahta yağmur yağarsa, alayın meydanında manevra yapılacak. Çünkü bu her zaman görülen bir olay değildir.
Basçavuş, askere :
-Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgaahta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz talim techizat ile hazır olun.
Askerler kendi aralarında :
-Yarın sabah bizim basçavus Albayı tutukklayacakmış.

BAYRAK

Acemi erlerin dağıtım zamanı gelmişti.Herkes kurra torbasında sırasını bekliyordu.
Derken sıra bizim Temele geldi.
Komutan;
—Söyle bakalım Temel kurrada nerenin çıkmasını istersin??,
Temel;
—-Hiç farketmez Komutanım Vatan bir bayrak altında bölünmezlik aşkıyla yatan..
Komutan;
—-Hadi kurranı çek bakalım.
Temel kurrayı çeker birde bakarki Hakkari yüksekova sınır Jandarma komutanlığı,
Temel;
—- Tüh beee,, Kim dikti lan bu bayrağı buralara…………

SALAK ERLER

İki çavuş iddaya girer hangimizin eri daha salak diye. İlk çavuş erini çağırır ve der ki;
-Oğlum al şu 10 milyonu git bana bir araaba al. Er:
-Baaaşüstüne çavuşum der gider.
ikinci çavuş çağırır erini:
-olum git bak bakayım ben evdemiyim der..
er:
-baaşüstüne çavuşum der çıkar.
bu iki salak er çarşıda karşılaşırlar erlerden biri:
-yahu bende bir çavuş var o kadar salak ki bana para verdi git bana araba al diye lan keriz bugün pazar arabayı nerden bulayım..
diğer er:
-yahu benim ki daha salak yok gidip kenddisi evdemiyiş değilmiymiş diye bakacakmışım be ey lavuk yanında koskaca askeriyenin telefonu var evi arada sorsana…

ASKER TEMEL

Asker Temel içki içmeyi çok severmiş.Bir gün komutan duvara bir yazı yazmış:”İÇKİ ÖLDÜRÜR” Asker Temel sabah bu yazıyı görünce yanına ekler:”ASKER ÖLÜMDEN KORKMAZ”

LAZER

Komutan bölüğe bir bilgisayar aldırır ancak yazıcı almayı unutur. Postasını çağırır ve ona ‘git bana bir lazer yazıcı getir’ der. postası gider bölüğün içindeki bütün erlere laz olup olmadığını sorar, bir laz bulur ve komutanın yanına getirir. komutan postasına ‘bu kim ‘ diye sorar ve posta komutana ‘bir tane laz er getirdim’ der.Komutan ise ‘iyi ki scan-er istemedik’der ve asker de ‘onu da bulabilirim komutanım ‘ der.

TEK ASKER

Manevra varmış. Temel elde tüfek yerde yatıyormuş. Komutan gelip sormuş :
-Düşman önden gelirse ne yaparsın Temel??
Temel cevaplamış.
Şu yandan, bu yandan,
Arkadan gelirse, diye tekrar sormuş komutan.
Temel bunları da cevaplamış. Komutan en sonunda :
-Ya düşman tepeden gelirse? deyince.
Temel dayanamamış ve :
-Habu memleketin tek askeru ben miyum koomitanum daa!

TOS-BA-ĞA

Komutan bir gün askerleri sıraya diziyor ve okuma bilenler ve bilmiyenleri ayırıyor.Bilenlerin bilmeyenlere öğretmesini istiyor ve 1 hafta zaman verıyor.Okumayı öğrenenlerede benden 1 hafta izin diyor ve 1 hafta sonra komutan askerleri bir kara tahta önüne topluyor ve tahtaya kaplumbağa yazıyor ve hadi okuya bilen varmı diyor ama kimseden ses soluk yok.Komutan hadi size bir şans daha diyor ve size yazdığım kelimenin resmini çizecem diyor ve kafasını,ayaklarını,kabuğunu falan çiziyor ve hemen askerlerden biri atlıyor. Komutanım ben buldum okuya bilirmiyim diyor ve komutan tabiki diyerek hadi oku bakim diyor ve (asker heceleyerek)tos-ba-ğa diyor.

KAPTAN BRAVO

Günün birinde acik denizlerde yol alirken, gözcü seslenmis diregin tepesinden, “heyyoooo, uzakta bir korsan gemisi göründüüüüü…
” Bunun üzerine tüm mürettebat dehset icinde saga sola kosusturmaya baslamis. Kaptan Bravo sakin bir sesle yardimcisina seslenmis,
“bana kirmizi gömlegimi getirin.”
Yardimci derhal kaptanin kirmizi gömlegini getirmis… Bravo gömlegi giyerken adamlarini savas düzenine sokmus ve korsanlari yenmis…
Daha sonra, gözcü bu kez bir degil, iki korsan gemisini tespit etmis uzaklarda…
Kaptan Bravo bu kez de kirmizi gömlegini istemis ve yine korsanlari duman etmis. O aksam, bütün mürettebat güvertede oturmus, o günkü zaferi konusurken, adamlardan biri kaptana sormus:
“Kaptanim, niye savastan önce kirmizi gömleginizi istiyorsunuz, cok merak ettik de, bagislayin sormakla bir kusur ediyorsam…”
Bravo soruyu cevaplamis:
“Sundan istiyorum evladim… Eger saldiri sirasinda yaralanirsam kirmizi gömlek akan kanimi belli etmez, böylelikle siz de korkusuzca düsmanlarimiza direnmeyi sürdürürsünüz.
“Ortaligi bir sessizlik kaplamis, sadece denizin sipirtisi ve rüzgarin yelkenlere dokunusu duyuluyormus… Adamlarin yürekleri kaptanlarinin cesaretine duyduklari hayranlikla güm be de güm atiyormus…
Safak sökerken gözcü bu kez bir degil, iki degil, ama tam ON korsan gemisinin yaklasmakta oldugunu tespit etmis. Mürettebat kutsayici bir sessizlikle kaptanlarina bakarak, onun o artik alisilagelen kirmizi gömlek talebinde bulunmasini beklemeye baslamislar.
Kaptan Bravo celik gibi gözleriyle gemisine yaklasan korsan filosuna bakmis, sonra korkusuzca adamlarina dönmüs ve sakin bir sesle bagirmis:
“Kahverengi pantolonumu getirin bana!”

KAMUFLAJ

Askerde kamuflaj yarışması var… Herkes cuvallara giriyor, komutan gelip tekme atıyor onlarda hayvan sesleri çıkarıyorlar komutan onaylıyor…
Birinci çuvala vuruyor.. Hav hav hav.
Komutan aferin diyor köpek çuvalı….
İkinci çuvala vuruyor, miyav miyav..
Komutan gene beğeniyor.. Böyle on onbeş çuval geziyor. Hepsi çok iyi taklit yapıyorlar…
Enson çuvala vuruyor ses yok…
Daha sert vuruyor gene ses yok, tekme, tokat, tahta, tüfek, ses yok…
Askerlere emir veriyor iyicene tekmeleyin…
Çuvaldan kan sızmaya başlıyor..
Beş dakika sonra da ince, bitkin bir ses:
‘Patateeeeeees’

GERİ ZEKALI KAMYON ŞOFÖRÜ

Mehmet er olarak askerliğini yapmaktadır. Ve komutan her gün Mehmet’i 10 km. uzaktaki şehir merkezine yürüyerek gönderir ve kendisine günlük bir Hürriyet gazetesi aldırır.
Mehmet her ince şehir merkezine yürüyerek gider ve ogleden sonra saat 15,00e doğru da kışlaya geri gelerek komutanına aldığı gazeteyi verir.
Aradan 10-15 gün geçer ve Mehmet hergün ayni işlemi yapmaktadır.
Bir gün Mehmet bu adar uzun yolu hergün gitmeye dayanamaz ve şehre gazete almaya gittiğinde aynı Hürriyet gazetesinden 4 adet alır ve karargaha geri döner ve komutana gazetelerden bir tanesini verir. Diğer 3 gazeteyi de kendisinde saklar.
2. gün Mehmet sanki şehre gitmis gibi yapar ve garnizonda sota yerlerde oyalanır ve öğleden sonra saat 15,00 e dogru dün aldığı Hürriyet gazetelerinden birisini daha komutana verir.
3. gün Mehmet şehre gitmez ve ogleden sonra saat 15,00 e dogru komutanın yanına giderek aldığı gazetlerden bir tanesini daha verir.
4. gün de ayni şeyi yapar ki; komutan Mehmete hışımla seslenir ve derki:
‘Sen bu gazetelere gelirken göz gezdiriyor musun, bakıyor musun?
‘ Mehmet endişe ile ve korkarak ‘hayır komutanım hiç bakmıyorum’ der.
Komutan tebessüm ederek Mehmet’i yanına çağırır ve der ki
‘Gel o zaman sana komik bir şey göstereyim, geri zekalı bir şoför, 3 gündür ayni araba ile ayni ağaca çarpıyor…
Bak 3 gündür gazetede adamın da, carptığı arabanın da agacın da resimlerini koyuyorlar’ der.

DİKTATÖR

Diktatör general askerleri ile yolda giderken askerlerden biri hapşırmış.
Diktatör arkasını dönüp:
‘Kim hapşırdı demiş:
‘ Askerler korkudan bir şey söyleyememiş.
Diktatör bunun üzerine birinci sırayı kurşuna dizmiş.
Sonra yola devam etmişler biraz sonra yine bir hapşırık sesi gelmiş.
Diktatör kim hapşırdı deyince yine korkudan kimse kimin hapşırdıgını soyleyememiş.
Bunun uzerine diktator ikinci sırayı kursuna dizmiş.
Biraz sonra yine birisi hapşırmış.
Diktatör arkasını donup sormus kim hapşırdı diye.
Bi asker ben hapşırdım demiş .
Diktatör general askere dönüp:
Çok yaşa demiş.

ÇABUK ÇAĞIR

Yüzbasinin çok sevdigi ve güvendigi Onbasi Mehmet’in cezalandirdigi er, yüzbasinin karsisinda :
-Komutanim benim bir sikayetim var.
-Söyle.
-Mehmet onbasi beni dögdi.
-Git, ben onun cezasini veririm.
-Ama yüzbasim; hem dögdi , hem sögdi. -Anladim, git cezasini veririm.
-Anama babama laf etti.
-Git cezasini veririz dedik ya.
-Benim anam da yohtur, babam da yohtur.<
-Allah rahmet eylesin.Benim de öyle.Sen git anladim.
-Ama yüzbasim, Mehmet onbasi benim anamaa da laf etti , babama da laf etti.Anam da yohtur, babam da yohtur.Anam da sensin, babam da sensin.
Yüzbasi :
-Derhal kos; çagir Mehmet Onbasi’yi buraaya! dedi.

BİSKÜVİ

Acemi er, levazim basçavusuna yakinir :
-Basçavusum, bize yemekte ördek böregi vverdiler.Yemin ederim ki, içinde bir gram bile ördek eti yoktu.
-O halde? diye yanitlar basçavus.
Seen hiç asker bisküvisi yedin mi?
-Sey…yani evet, basçavusum.
-Içinden hiç asker çikti mi, ulan!

YAHUDİ ASKER

2′ci Dunya Savasi sirasinda Rus ordulari geri celiyorlar. Ve rus generali durumu kurtarmak icin askerleri tesvik etmeye karar vermis. Her getirilen olu nazi icin 10 ruble vaad etmis. Askerler saldirdilar. Catismadan sonra kimi 1 kimi 3 cesed getiriyorlar ve paralarini cash aliyorlar. Bu ara bir yahudi asker bir vagon surukleyerek getirdi Vagonun kapisini acti – icerisi ceset doluydu General bunu gorunce sasirdi ve askeri kenara cekerek soyle dedi. ‘ Asker ,anlarsin ya butcemiz zaif ,haydi ben sana 7.50 ruble cesetbasi verim’ Asker ‘olmaz’ dedi’ zaaten bana gelis fiyati 8.30 ruble ‘

30 DERECE DOĞUYA

Bir savas gemisi karanlik ve sisli bir gecede yol aliyormus. Derken kaptan koskundeki komutan tam karsida ve uzakta uzerlerine dogru gelen bir isik farketmis. Hemen karsi tarafa sinyal gondererek su mesaji gecmis:
-’Derhal rotanizi 30 derece doguya cevirriniz’
Karsindan aninda cevap gelmis:
-’Sen rotani 30 derece batiya cevir!’ Komutan sasirmis, biraz da sinirlenmis, mesaji tekrarlamis:
-’Rotani derhal 30 derece doguya cevir, emrediyorum!’
Karsidan cevap:
-’Asil sen rotani 30 derece batiya cevirreceksin!’
Komutan ofkeden kuplere binmis, bir mesaj daha yollamis-’Ben 30 yillik kaptanim, sana son kez emrediyorum, rotani 30 derece batiya cevir!’
Cevap:
-’Sen 30 senelik kaptansan ben de 20 senelik denizciyim, sen rotani 30 derece doguya cevir’
Komutan, o kadar sinirlenmis ki, hemen murettebata butun toplari atese hazir hale getirmelerini emretmis ve son kez bir mesaj gondermis:
-’Burasi bir savas gemisi, derhal rotanii 30 derece batiya cevirmezsen atese baslayacagiz’
Karsidan cevap gelmis:
-’Burasi da bir deniz feneri.. Sen rotani bir an once 30 derece doguya cevirmezsen birazdan kayalara carpacaksin’

AMİRAL KAPICI

Adam zilzurna sarhos halde otelin kapisina gelir, kapida gordugu apoletli, sirmali uniformali adama seslenir:
… Heeey!, bana bir taxi cagir!
adam hiddetle: -!-
ben kapici degil, amiralim!
… oyleyse bana bir gemi cagir! :) )

Erotik Fıkralar

Cuma, Nisan 8th, 2011

Erotik Fıkralar

Sarisinin biri denizasiri ulkedeki annesine telefon etmek için postaneye gitmis. Gisedeki memur göorusmenin 30 milyon tutacagini soyleyince sarisin itiraz etmis: “Iyi de benim o kadar param yok, ama annemle gorusmek için her seyi yaparim” Memur bir kasini kaldirmis (tahmin edebileceginiz gibi). “Her seyi mi?” diye sormus. “Evet, evet, her seyi” diye cevaplamis sarisin. Adam yandaki odaya yonelirken “beni takip et” demis. Sarisin denileni yapmis ve adami takip etmis. “Iceri gel ve kapiyi kapa” demis memur. Kadin denileni yapmis. “Dizlerinin uzerine cok”. Kadin cokmus. “Simdi fermuarimi ac”. Kadinyapmis. ” Haydi basla, onu disari cikar”. Kadin uzanmis ve onu iki eliyle tutmus.. sonra durmus. Adam gozlerini kapamis ve fisildamis ” Eee, haydi baslasana”. Sarisin yavas yavas agzini yaklastirmis ve dudaklarini aralayarak konusmaya baslamis.. “Anne, beni duyuyor musun?”

Yatili bir okulda ögrenciler her hafta sonu carsi izinlerinde kiza gider,döndüklerinde ise carsiya hic cikmayan bir arkadaslari vardir onunla dalga gecerler. nasil bu haftada birsey yok degil mi? sende hic is yok oglum diyerekten. artik bu gencin de canina tak eder ve karar verir ertesi hafta carsiya cikar.ilk tanitigi bayanada sorar! benimle yatarmisin? kadinda oralidir fakat isi vardir ve bir sonraki haftayi önerir. eleman kabul eder ve adres almaya baslarlar. cocuk der ki! ben asagidaki kasabadaki filanca yatili okuldayim kadin sasirir subesini sorar ve ardindanda hadi ya benim oglum da o subede der ve gider. elemanda okula geri döner ve yataginda sessiz sakin oturur. arkadaslari gelir ve dalga gecmeye baslarlar ne o oglum bu haftada mi is yok? cocuk patlar artik – bu hafta is yok ama haftaya kesin icinizden birinin anasini s.kecem…

Kadin kocasi isteyken sevgilisini eve cagiriyor, ikisi yatakta zevk dolusaatler gecirirken birden kapi caliyor bi de bakiyolar KOCASI EVE ERKEN GELMIIIIIS!!!… Kadin panik icinde: “Allahim bu nerden cikti simdi!!!Cabuk al topla kiyafetlerini, camdan atla kaybol!!” Adam pencereden asagi bir bakiyor: “Hayir atlayamam deli misin nasil yagmur yagiyor gormuyor musun!!!” Kadin deli gibi kosturuyor: “Kocam bizi burda yakalarsa ikimizi de öldürür atlamak zorundasin hadi cabuk cabuk!!!!” Boylece adam caresiz,kiyafetlerini kaptigi gibi camdan atliyor.. ayaga kalkip bir de etrafa bakiyor ki bir maratonun tam ortasina dalmis….bozuntuya vermeden yariscilarla kosmaya baslamis…..tabi cirilciplak ve pantolonu gomlegi elinde kosan bitek kendisi oldugu icin dikkat cekiyor … Kosuculardan biri soruyor kendisine: “Siz hep ciplak mi kosarsiniz?” “Ah evet evet…rüzgarin ciplak tenime degmesi kadar guzel bi duygu yok” “Ama ciplak kosarken de hep kiyafetlerinizi elinizde mi tasirsiniz?” “Yaaa öyle…kosu bitince arabama biner giyinir eve giderim diye” “Gercekten cok ilginc….peki kosarken hep prezervatif de takar misiniz?” “Aaa..seyy.. sadece yagmur yagdigi zaman

Temel çok büyük bi bankanın yanında sucuk satmakla geçimini sağlar .birgün temelin bi arekadaşı temelden borç istemeye gelir.temele : -ula temel acil bi işim çıktı.bana bi 5 mark borç verebilur musun der. temel de ona -hayır kusura bakma veremem der. arkadaşı buna çok şaşırır.ve nedenini sorar.temel de -bankayla bi antlaşma yaptım der. arkadaşı bu antlaşmanın ne olduğunu sorar. temel de: -ben hiç kimseye borç vermiyeceğum onlar da sucuk satmayacaklar der

Neredeyse dumduz denecek kadar kucuk gögüslü bir kadin,eninde sonunda kendine bir sutyen almaya karar vermis ve bir ic camasiri magazasina girmis.. Satici kiza sormus : – 50 beden sutyeniniz var mi ? Tezgahtar kiz kahkahalarla gulmeye baslamis ve kadin buyuk bir hayalkirikligi icinde baska bir magazanin yolunu tutmus.. Yine ayni sekilde asagilanarak reddedilmis.. Kadinin morali o kadar bozulmus ki,son kez ve butun cesaretini toplayarak bir grosmarket’in kapisindan iceri girmis ve onune cikan ilk gorevlinin karsisinda bluzunu yirtarak : – BUNLARA IYI BAKIN!! BUNLAR ICIN BIRSEYINIZ VAR MI!!! diye bagirmis… Adam bir gorduklerine bir kadina bakmis ve cevap vermis :
- Hanimefendi, sivilceler için ürünlerimmiz 4. reyonda….

Yasli kadin, pazar donusu, kocasini, pencere onunde, pantolonunu indirmis vaziyette gorur. Sasirir ve sorar, -Ne yapiyorsun oyle ? -Dun, hani hava biraz serindi ya, pencere onunde oturdugum için, boynum tutuldu, kazik gibi oldu. Hani diyordum ki, bugun de hava serin, belki …

Adamin biri bir bankaya girmis ve bankadaki gorevli kadina “.mina kodumun bankasinda boktan bir hesap actirmak istiyorum ” demis. Kadin bir anda boyle bir laf beklemedigi icin sasirmis ve afallamis… “Afedersiniz anlayamadim tekrar eder misiniz ?” demis. Bunun uzerine adam “.mina kodumun bankasinda boktan bir hesap actirmak istiyorum” demis tekrar kadin cok bozulmus ve ” Aman beyfendi sozlerinize dikkat edin lutfen ve lutfen ne istediginizi kibarca soyleyin ” demis.Neyse adam da hicbir degisme yok ayni lafi tekrar tekrar soylemis…En sonunda bankodaki kadin dayanamamis ve “Ben sizi mudurumun yanina gotureyim derdinizi ona anlatin” demis. Mudurun yanina gitmisler adam gene ayni sekilde mudure istegini iletmis. Mudur “Beyfendi elemanim son derece hakli bu sekilde konusursaniz korkarim size yardimci olamayacagim, lutfen bu sekilde konusmanizin nedenini anlatir misiniz?” demis. Bunun uzerine adam “Azina sictimin sayisal lotosundan en buyuk ikramiye bana cikti ve bunu .mina kodumun bankasinda boktan bir hesap actirarak degerlendirmek istiyorum” demis… Bu lafi duyan mudur eliyle bankodaki bayani isaret ederek yuksek sesle adama ” VE BU O.OSPU SIZE YARDIMCI OLMUYOR HAA…? ”

Ünlü diş hekimi sam ve eşi 50.evlilik yıldönümlerni kutluyorlardı.Sam birden eşine bir soru sordu : ‘Sevgilim,bu elli yıl içinde beni hiç aldattın mı?’ ‘O nerden cıktı?’ diye sinirlendi eşi ‘cevabı öğrenmek istemezsin herhalde’dedi. ‘isterim’ dedi Sam. ‘lutfen anlat’ ‘Madem öğrenmek istiyorsun evet seni üç kez aldattım’ dıye cevap verir eşi ‘Kimlerdi bunlar’diye sordu Sam.ilki diye anlatmaya başladı eşi ‘Hani sen 30 yaşındaydın ve kendi kliniğni kurmak istiyordun da hiçbir banka sana kredi açmıyordu.Sonra bir banka müdürü eve geldi;hiçbir şey sormadan tüm kağıtları imzaladı ve sen en modern aletlerle kliniğini açmıştın.’ Oooov canım.Benim için kendini feda ettin haaaaaa… Benim sevgili karıcığım.’dedı Sam. ‘Peki ikincisi?’diye sorar Sam. Hani 50 yaşında kalp krizi geçirmiştin ya,kritik bir bypas ameliyatı olman gerekıyordu, hiçbir doktor o cesareti gösteremiyordu.Heran ölebilirdin.Dr.Halery onca yoldan kalktı geldi,ameliyatını yaptı.Sen hayata döndün.’dedi eşi. Ah benim sevgili karım.Hayatımı kurtarmak için kendini bir kez daha feda ettin,öyle mi?Peki üçüncü aldatışın? ‘Hatırlıyormusun,yıllar önce diş hekimleri odası başkanı olmak istemiştin de 247 OYUN EKSİKTİ……’

Temel bir kurt köpeği almış ve mükemmel eğitmiş.Adı Coni’ymiş.Coni,Temel’in her söylediğini anlayabiliyormuş.Hatta telefona bile bakabiliyormuş.Telefon çaldığında patisiyle handsfree tuşuna basıyor ve Temel’in söylediklerini yanıtlıyormuş.
Temel bir gün evi aramış.Coni açmış telefonu…

-Ula Coni sen musun? -HAV

-Fadime evde mu? -HAV

-Başka kimse var midur? -HAV >

-Ula kaç kişi vardur? -HAV HAV

-Ne yapiyiler -EHE EHE EHE -Ula ne zamanndan beri yapiyiler -AUUUUUUUUUUUUU

Kadinin biri petshop’a gidip bir muhabbet kusu almak istemis..ordan bir tane erkek kusu gozune kestirmis..adama sormus: “Bu simdi erkek olduguna gore kesin konusur degil mi?” “Tabiii efendim..hem de harika bir secim yaptiniz, bu oyle cinstir >ki 2 haftaya kalmaz karsilikli sohbet bile edersiniz” Kadinin cok hosuna gitmis,kusu alip eve goturmus…… 2 hafta sonra kadin yine dukkana gelmis: “Bu kus tek kelime etmedi!!” “Imkani yok hanimefendi salincagina cikip sallana sallana gayet guzel konusuyor olmali” “Iyi de siz salincak vermediniz ki bana?” Boylece adam kadina bir salincak satmis, kadin eve donmus…. 2 hafta sonra kadin yine dukkanda: “Bakin beyefendi 4 hafta gecti bu hayvandan hala ses cikmiyor!!!” “Gercekten anlamiyorum…. merdivenine cikip oynarken konusuyor olmasi gerekirdi!!!” “Merdiven mi? Bunun merdiveni yok ki?” Ve adam gule oynaya kadina bir de merdiven satmis……. kadin yine evine donmus… 2 hafta sonra: “Beyefendi bir bucuk ay oldu ve bu kustan hala tek bir kelime duyamadim, olmayacak bu is galiba!!” “Bakin hanimefendicigim ben bunlardan onlarca sattim biliyorum merdivenine cikip ordan salincagina konarlar ve aynada kendilerini seyrederken bicir bicir konusurlar” “Ayna mi……………….” Ve adam o gun de bir ayna satmis olmanin mutluluguyla kadini evine gondermis…
2 hafta sonra petshop’un kapisi acilmis,kadin iceri girmis….elinde kafes,kafesin icinde

merdiven,salincak,ayna ve bacaklarini havaya dikmis olu muhabbet kusu…. “BENI

KAZIKLADINIZ!!! ISTE KONUSMAYAN KUSUNUZ VE YANINDA BANA KAKALADIGINIZ IVIR

ZIVIRLAR!!!” Adam cok sasirmis…. “Hanimefendi bu ilk defa basima geliyor

inanamiyorum tek kelime etmedimi bu hayvan??????” “Valla olmeden once tek bir

cumle soyledi” “Ne dedi??????????” “O DUKKANDA KUS YEMI SATMAZLAR MI?”

Eski bir devirde ingiliz, Fransiz ve Turk arkadaslar haremin camindan iceriyi gozetlerken yakalanmislar. Olayi ogrenen Padisah cok sinirlenerek hepsinin meslegine gore hadim edilmesine karar vermis. ingilize meslegini sormuslar; -Terziyim… -Kesin makasla, Fransiza sormuslar; -Oduncuyum… -Kesin baltayla, Bu sirada Turk gulmekten katiliyormus. Merakla sormuslar; -Ya neden guluyorsun, biraz sonra hadim olacaksin… -Ben dondurmaciyim, yalaya yalaya nasil bitireceksiniz onu merak ediyorum…

Iki kadin dertlesiyormus. – Sorma hayatim demis biri, basima oyle bir felaket geldi ki, anlatilir gibi degil. – Hayrola, ne oldu?.. – Kocam yuzde 100 iktidar kaybina ugradi. Seks hayatim tamamen sona erdi. Lafi oteki kadin almis; – Guzelim demis, sen gene de haline sukret!. Ya benim durumum?. Benimki yuzde 300 iktidar kaybina ugradi! -Yuzde 300-lafini duyan birinci kadin itiraz etmis: -Hic oyle sey olur mu ayol? Yuzde 100 kaybi anlarim da, yuzde 300 kayip nasil olur? ikinci kadin anlatmis: -Benimki gecen gun merdivenden iniyordu. Birden ayagi kaydi yere dustu. Hem parmagini kirdi, hem dilini isirdi!!”

Temel turist olarak Amerikaya gitmiş. Aradan bayağı bir zaman geçmiş ve Temel’in parası tükenmiş. Açlığa fazla dayanamayacağını anlayan Temel sonunda dayakta olsa, bulaşık yıkamakta olsa yemek yemeye karar vermiş.Sağına bakmış lüks bir lokanta, soluna bakmış normal bir lokanta. Ulan demiş normal lokantada dayak yiyip bulaşık yıkıyacağım lüks lokantadada demiş ve bari yediğim dayağa değecek bir yemek olsun diyerek lüks lokantaya girmiş. İçerideki herkesin top sakallı olması ilgisini çekmiş ve yemeğini yemeye başlamış. Yan masada yemek yiyen adam kalkmış ve kapıya doğru yürümeye başlamış. Kasada görevli olan adam beyefendi hesap demiş adamda top sakalını kaşıyarak görmüyormusun AJAN demiş ve çıkmış. Bu bir iki üç derken Temel’in kafa hemen çalışmış ve yemegini yedikten sonra kapıya doğru yönelmiş. Kasadaki adamda beyefendi hesap demiş Temel’de görmüyormusun AJANIM demiş. Nasıl AJANSINIZ demiş ve Temel sağına soluna bakarak fermuarını indirerek GİZLİ AJAN demiş…….

Genç rahibelerden biri kosarak gelir ve basrahibenin önünde diz çökerek; “Degerli hemsire, sormayin basima neler geldi …” “Neler geldi kizim ????” “Arka bahçede çiçek topluyordum, nerden geldi bahçivanin oglu ortaya çikti ve maalesef bana,,,,, “Tecavüz mü etti ?” “Evet…” “Himmmm, peki kizim sen simdi git, mutfaktan bir limon al, kes ve suyunu iç..” “Aaa, limon hamileligi önler mi ???” “Hamileligi önlemez de, en azindan siritmani engeller…”

Pilot , teknisyen ve bir hostesin bulunduğu uçak afrikada yakalanan iri ve vahşi bir aslan,ı amerikan hayvanat bahçesine teslim etmek üzere havalanmış. uçağın havalanmasından sonra nasıl olduysa aslan kafesten çıkmış ve pilot kabinine girerek pilota seni parçalayacağım demiş pilot önce korkmuş ama çabucak toparlanıp aslana beni parçalarsan uçak düşer sende ölürsün demiş, aslan düşünmüş doğru söylüyor diyerek teknisyenin bulunduğu bölüme yönelmiş ve pilota söylediği gibi seni parçalayacağım demiş onada teknisyen; uçak arıza yaparsa benden başkası tamir edemez uçak düşer sende ölürsün deyince hostese yönelmiş ve aynı şeyi onada söylemiş ama hostesin cevabı okkalı olmuş ” az önce gördüğün pilot ve teknisyen beni hergün s.k.y.r eğer beni parçalarsan onlarda benim yerime hergün seni s.k.r.

Ilkokul 5. sinifta resim dersinde ogretmen “cocuklar konu serbest, hayvan resimleri çizin bakayim”dedi. 10 dakika sonra küçük Ahmet el kaldirdi.Ogretmen yanina geldi.Resim kagidinin üzerinde bir sinek duruyordu.Çocugun bu sinekten sikayetci oldugunu zanneden ögretmen eliyle sinegi kovaladi ama hayvan hiç hareket etmedi. Biraz daha dikkatli bakinca da sinegin gerçek olmadigini farketti. bu bir sinek resmiydi.Ögretmen saskinlikla sordu: -Senmi yaptin oglum bu resmi? -Evet ögretmenim. -Peki bir de at resmi yap bakayim. Küçük Ahmet öyle bir at resmi çizdi ki, at, sanki kagittan firlayip çikacak.O kadar canli. Sasiran ögretmen: -Yavrum beni hemen babana götür.Sen müthis bir yeteneksin. Burada harcanmaman gerekir.Derhal güzel sanatlara transfer olman lazim. Babanla konusmaliyim, dedi. Son dersten sonra Ahmetle beraber yola koyuldular. Dar bir patikadan bir gecekonduya geldiler.Içerde, yatakta, dizlerini karnina çekmis,üzerinde yorgani bir adam yatiyordu. ögretmen konusmaya basladi: -Geçmis olsun efendim. -Tesekkürler. -Ben oglunuzun… -Allah kahretsin oglumu. -Aman böyle söylemeyin,yaptigi resimler… -Onun yaptigi resimler yerin dibine batsin. -Ama beyefendi böyle yetenekli bir ocugun… -Yetenegine baslatmayin simdi. -Peki ne oldu,niçin böyle kizginsiniz oglunuza? -Neden olacak, dün gece eve biraz çakirkeyif geldim.Bu essoglu sobanin üzerine çiplak kadin resmi çiziktirmis.

Padişah’birgün vezirini çağırır ve derki yeni bir kural çıkaralım adı vergi olsun herkesten alınacak bakalım halk ayaklanacakmı ve halk toplanır vezir vergiyi sunar halk dagılır bir hafta sonra padişah vezire sorar halk ayaklandımı diye vezir kimseden ses çıkmıyor padişah ‘ın aklına bir fikir gelir ve derki vezir köprüden hergeçeni becerin demiş ve bir hafta sonra padişah sosar nasıl halk ayaklan dı mı vezir kimseden ses çıkmıyor padişahım padişah o zaman gideni de gelenide becerin der ve aradan iki(2)hafta geçer padişah sorar vezire halk ayaklandımı diye vezir hayır der ve padişah sinirlenir bütün halkı toplar meydan da derki ya ben vergi çıkardım kimse ayaklan madı içlerinden biri derki padişahım sabahları köprünün başında bir adam varya padişah hah ne olmuş o adama ya demiş sabahları bizi becerirken sıra oluyor ve işe geç kalıyoruz yanına birini daha koyobilirmisiniz!!!

Temel karısı Fadime ye:bana bir şort dik demiş. Fadime temel e şeker çuvalından güzel bir şort dikmiş. Temel arkadaşı Dursun ile plaj a gider şort unu giyer fakat temeli gören gülüyormuş.Temel artık dayanamamış ve Arkadaşı Dursun a sorar: ‘neden herkes bana gülüyor’Dursun derki niye gülecekler,şortunun arkasında turhal şeker fabrikası,önünde net 50 kg yazıyor.der

Evli bir çiftin cocukları olmuş.adam,yeni doğan çocuğuna bakarak karısına demiş ki; hayatım bu cocuk kime benziyor.birtürlü kimseye benzetemedim… kadın kocasına dönmüs şöyle demiş; boşver,sen tanımazsın

Temel kendini mastürbasyona kaptırınca babası onu evlendirmiş.Bir gün temel’in evine gitmişler.Kapıyı karısı açmış.Temel’in evde olup olmadığını sormuş.Evdeymiş,merdiven altındaymış.Babası gitmiş ki ne görsüüüüüün,Temel mastürbasyon yapıyor. -Evlendun,yine mi çendi çendinemi yapaysun oni, diye sormuş babası. -Fadime’nin kolu yorulmuştu da ,demiş Temel…

İskoç gencin birisi, evlendigi günün ertesi Amerika’ya çalismaya gider. 2 sene sonra vatanindan eline bir telgraf gelir: “Karin öldü stop. Acele gel stop.” iskoç atlar ilk uçaga ve memleketine döner. Haniminin basucuna gider ve baslar yakarmaya. Kiraz dudaklarina doyamadim, elma gögüslerine doyamadim derken sehvete gelir ve ölü hanimini becerir. is buya hanimi birden canlanir. Bir kaç gün daha memleketinde kalan iskoç tekrar Amerikaya döner. Aradan bir iki yil daha geçtikten sonra, eline bir telgraf daha geçer: “Amcanin oglu öldü stop. Gelmene gerek yok stop. Bütün köy bir haftadir ugrasiyoruz stop.

4 rahibe ölmüs ve cennet cehennem sinirinda sorgulamaya alinmislar. Sorgulama melegi demis ‘ simdi herkes sirayla dunyadayken isledigi en buyuk günahi anlatsin.sakin atmayin tespit ederiz. 1. rahibe ben hayattayken bir kere penise dokunmustum parmagimin ucuyla demis melek hangi parmaginla diyince sag elinin isaret parmaginigostermis. melek: tamam yavrum simdi git ve gunahi isledigin o parmagi yan taraftaki kutsal suya sokarak arin gunahlarindan demis 2. rahibe ben hayattayken bir kere penisi tutmustum melek: hangi elinle sag elini kaldirmis 2.rahibe, melek de ona gidip o elini yandaki kutsal suya sokarak gunahlarindan arinmasini ogutlemis. bu sirada 3. rahibeyle 4. rahibe aralarinda fisildasiyolarmis.sonra aniden yer degistirmisler.sorgulama melegi bunu farkederek: ‘ bi dakka n oluyo, siz niye yer degistirdiniz ‘ diye sorunca daha once 4. sirada olup 3. siradakiyle yer degistiren rahibe: ‘ izin verirseniz, arkadas kutsal suya g.tünü sokmadan ben bi agzimi calkalayip çikiym efendim

Adamın biri birgün felç olan bir arkadaşını ziyaret etmiş. Sohbet sırasında felçli arkadaşı adama “terliklerim yukarıda kalmış onları bana getirirmisin lütfen” diye rica etmiş. Adam yukarı çıkmış, bir de ne görsün! Felçli arkadaşının afet gibi iki kızı varmış. Hemen pratik zekasını çalıştırarak “Babanız beni sizinle yatmak için gönderdi” demiş. Kızlar “Nasıl olur! İmkanı yok demişler!” Adam “inanmıyorsanız soralım” demiş ve aşağıya seslenmiş: “IKİSİNİDE Mİİİİ!”. Felçli adam bağırmış: “İKİSİNİDE! İKİSİNİDEEEE!”

BARBİE BOŞANDI

Perşembe, Nisan 7th, 2011

komik fıkralar,komik çocuk fıkraları,cocuk fırkaları,cocuk hikayeleri,cocuklar için fıkralar,fıkra komik,çok komik fıkralar,fıkra sitesi,komik,fıkra,oku,

BARBİE BOŞANDI

Adam kizina Barbie almak ister ve bir oyuncakciya girer.- Vitrindeki Barbie bebek kac para ? diye sorar.Satici – Hangisi beyim ? ve devam eder :- Barbie spora gidiyor 19.95 usd- Barbie alisverisde 19.95 usd- Barbie discoda 19.95 usd- Barbie plajda 19.95 usd- Barbie bosandi 265 usdAdam sasirir.-Neden hepsi 19.95 de bosanmis olan 265 usd ?Satici cevaplar :- Cok basit Bosanmis Barbie ile birlikte ; Ken’in evini, arabasini, mobilyalarini da aliyorsunuz.

Açık Seçik Fıkralar

Perşembe, Nisan 7th, 2011

Açık Seçik Fıkralar,açık,seçik,fıkralar,erotik fıkralar,seviyesiz fıkralar,yetişkin fıkralar,komik fıkralar,argo fıkralar,küfürlü fıkralar,

Hava Durumu

Adamın biri bayağı günah işlemiş.Bir papaza günah çıkartmaya gitmiş. “Papaz efendi ben çok günah işledim. Mesela dün komşunun küçük kızı geldi. Yağmur yağdı şimşek çaktı ben bir günah işledim.” “Allah affeder oğlum”.. “Önceki gün de büyük kızı geldi. Yağmur yağdı şimşek çaktı ben bir günah işledim.” . “Allah affeder oğlum”.. “Daha önceki gün de komşumun karısı geldi. Yağmur yağdı şimşek çaktı ben bir günah işledim.” Tamam oğlum Allah affeder affeder de, sen yavaş yavaş gitsen. Hava da bozmaya başladı zaten.

Not: kilisedeki papazlar ALLAH c.c. Kelimesi Kullanmazlarki :) )

Minic.Gen.TR | Özlü Sözler, Güzel Sözler, Etkileyici Sözler, Anlamlı Sözler, Şiirler, Şifalı Bitkiler | canlı sohbet MyNet MyNet sohbet Mynet mirc sohbet Minic mirc Anlamlı SözlerAyrılık MesajlarıŞifalı BitkilerKomik Mesajlar Minic
İNTERNET HİZMETLERİ Geri bildirimi takip listeme ekle ( RSS )