Arşivler
Kategoriler

Archive for the ‘Haberler’ Category

Yüz karaları

Cumartesi, Ocak 7th, 2012

Yüz karaları, iki yüzlüler, yüssüzler, yüzsüzler, sömürgeciler, boykot edilicek türk şirketleri, boykota alınıcak türk şirketleri,

BU KADARINA DA PES!

Van için tek yürek olan binlerce kişiden bazıları iş yardımı vermeye gelince ortadan kayboldu. En ilginç bahane ise 3 milyon dolarlık bağış vadeden ‘işadamı’ndan geldi: Sarhoştum hatırlamıyorum

Tarihler 24 Ekim’i gösterdiğinde, Van’dan gelen haberle tüm Türkiye yıkıldı. 7.2′lik sarsıntı, 650′den fazla can aldı, binlerce insan evsiz kaldı. O dakikadan sonra da ülkenin dört bir yanından TIR’lar dolusu yardımlar, Van’a akmaya başladı. Depremden 2 gün sonra ise televizyon kanalları kolları sıvayarak iki büyük yardım programı düzenledi.

HALA ÇADIRDA KALIYORLAR

Toplam 127 milyon TL’lik yardımın, 77 milyon TL’si ayni (konut, okul, sağlık ocağı vb.), 50 milyon TL’si ise nakdi yardım olarak açıklandı. Programların ertesi günü, TV yetkilileri, yardım vaat edenleri tek tek arayıp para toplamaya başladı.

Lakin programdan 5 gün sonra yardımların sadece 3′te biri toplanmıştı. Aradan geçen 3 ayda da değişen bir şey olmadı. Bugüne kadar nakdi yardımların sadece 33.5 milyon lirası toplanabildi. 16.5 milyon TL’lik yardım ise sözde kaldı. 77 milyon TL’lik ayni yardımların da akıbeti anlaşılamadı!

‘YARDIM YAPMAMA AMCAM İZİN VERMEDİ’

Depremzedelere yardım vaadinde bulunup gerçekleştirmeyen bir diğer kişi ise büyük bir inşaat firmasının patronunun yeğeni çıktı. Yeğen, canlı yayında, 1.2 milyon dolar bağışlayacağını söyledi. Ama yetkililer kendisini arayınca, “Amcam yardımda bulunmama izin vermedi” diye savunmaya geçti.

‘3 MİLYON TL BAĞIŞLAYAN SARHOŞMUŞ’

16.5 milyon TL’lik ödenmeyen nakdi yardımlarda en çok dikkat çeken isim Ş. Ö. oldu. Canlı yayına katılan Ö., 3 milyon dolar yardımda bulunacağını açıkladı. Ancak tek kuruş bağışlamadı! TV yetkililerinin ulaştığı Ö., “Kusura bakmayın. Sarhoştum, ne söylediğimi hatırlamıyorum” dedi.

Kızılay ve Başbakanlık yardım sözü verip de ödeme yapmayanlara bir ay daha süre verdi. Bu süre içinde de verilen sözler yerine getirilmezse ilgili kurumlar, bu isimleri kamuoyuyla paylaşacak. Başbakanlık Afet Koordinasyon Merkezi’nin hedefinde 50 milyar liranın üzerindeki yardımlar var. Verilen sözlerin takibi kapsamında ilgili kişileri tek tek arıyor. Kurumun hedefinde ise öncelikle büyük vaatler var. Bu kapsamda verilen en büyük sözler arasında yer alan bir inşaat firmasının 500 konutluk sözü de mercek altına alındı.

Başbakanımız Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na hitap ett

Cuma, Eylül 23rd, 2011

Başbakanımız Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na hitap ett
Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan, ”Açık söylemek zorundaydım ki; Birleşmiş Mil…letler bugün insanlığın umutlarını insanlığın geleceğini tehdit eden korkulara galip kılacak bir liderlik sergileyemiyor. BM, belli ülkelerin çıkarları ve vesayeti istikametinde değil, bütün insanlığın hukukunu korumayı esas almak üzere yeniden yapılanmak ve vizyonunu yenilemek zorundadır” dedi.

Başbakanımız, Birleşmiş Milletler (BM) 66. Genel Kurulu’na hitap etti. Başbakanımız Erdoğan, konuşmasında 66′ncı Genel Kurul’un hayırlı sonuçlara vesile olmasını dileyerek şunları kaydetti:

”Başkanlığı üstlenen Sayın Nasır Abdülaziz Al-Nasır’ı tebrik ediyor, Sayın Joseph Deiss’e de sergilediği dirayetli başkanlıktan dolayı teşekkür ediyorum. Uluslararası toplumun da Birleşmiş Milletlerin de tarihi bir sınavdan geçtiği bir dönemdeyiz. Açık söylemek zorundaydım ki; Birleşmiş Milletler, bugün insanlığın umutlarını insanlığın geleceğini tehdit eden korkulara galip kılacak bir liderlik sergileyemiyor. BM, belli ülkelerin çıkarları ve vesayeti istikametinde değil, bütün insanlığın hukukunu korumayı esas almak üzere yeniden yapılanmak ve vizyonunu yenilemek zorundadır.

BM’nin ve uluslararası toplumun acil sorunlar karşısında ne büyük acz içinde olduğunu geçtiğimiz ay Somali’de bizzat gördüm. Somali’de gördüğüm yoksulluğu ve acıyı tarif etmem imkansızdır. Duyarak konuşmuyorum, bizzat yerinde, bakan arkadaşlarla ailemle görmek suretiyle bir lokma ekmek ve bir damla su ihtiyacı karşılanmadığı için on binlerce çocuğun öldüğü ‘Somali faciası’ bir kaç kelimeyle veyahutla birkaç cümleyle geçiştirilecek bir konu değildir. Bu uluslararası toplum için yüz karasıdır. 20 yıldır yaşanan iç savaş Somali’nin bütün hayat kaynaklarını kurutmuş durumda. Somali halkı, dünyanın gözü önünde adım adım ölüme sürükleniyor. Bugün uluslararası toplum, orada yaşanan acıyı adeta bir film gibi kayıtsızca seyrediyor.”

”Ak Partiyle” Yola Devam.

Cuma, Mayıs 6th, 2011

”Ak Partiyle” Yola Devam.
Bahçeli’yi memleketinde onunla vurdu!
Başbakan, Devlet Bahçeli’nin memleketi Osmaniye’de kürsüye onunla çıktı.Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin memleketi Osmaniye mitinginde kürsüye Alpaslan Türkeş’in küçük oğlu AK Parti İstanbul milletvekili adayı Kutalmış Türkeş’le beraber çıktı.

Erdoğan, partisince Devlet B…ahçeli Bulvarı’nda düzenlenen mitingde vatandaşlara hitap etti.
Başbakan Erdoğan, konuşmasının başında dün Kastamonu mitinginin ardından Ankara’ya dönen konvoya yapılan saldırı sonucu şehit olan Polis Memuru Recep Şahin’e Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına, tüm millete başsağlığı diledi.

Erdoğan, saldırıda yaralanan polis memuru ile dün Diyarbakır’da yaralanan polise de acil şifalar temenni ederek şunları kaydetti:

”Osmaniyeli Karacaoğlan’ın şu dizelerini buradan tüm Türkiye’nin, tüm dünyanın bir kez daha duymasını istiyorum. Diyor ki Karacaoğlan; ‘Yürü bire yalan dünya, sana konan göçer bir gün, insan bir ekin misali seni eken, biçer bir gün’ Evet, bu canı veren Allah, bu canın sahibi Allah’tır. Bu canı, bu emaneti bizlerden de alacak olan da sadece ve sadece Allah’tır.”

BİZ BU YOLA BEYAZ GÖMLEĞİMİZİ GİYEREK ÇIKTIK
Necip Fazıl’ın ‘Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber, hiç güzel olmasaydı, ölür müydü peygamber” dizelerini okuyan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:,

”Biz bu yola beyaz gömleğimizi giyerek çıktık. Biz bu yola elimizi değil, bedenimizi değil, canımızı koyarak çıktık. Hainlerin, alçakların, korkakların kalleşçe saldırılarına bugüne kadar boyun eğmedik, bundan sonra da Allah’ın izniyle boyun eğmeyeceğiz.

Açık açık söylüyorum: O hainleri, o hainlerle birlikte, onlara tetik çektiren efendilerini, sahiplerini er veya geç bulacak, akan şehit kanlarının hesabını onlardan tek tek soracağız. Bundan hiç kimsenin endişesi olmasın. Çünkü bu kanlar yerde kalmayacak”

BU ALÇAKÇA SALDIRILAR ASLA VE ASLA TESADÜF DEĞİL
”Bugün buradan, hem sizlerin, hem tüm Türkiye’nin, hem de tüm dünyanın dikkatini bir hususa çekmek istiyorum” diyen Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

”Güvenlik güçlerimize yapılan bu alçakça saldırılar asla ve asla tesadüf değil. Partimizin Türkiye genelinde birçok teşkilatlarına yapılan saldırılar, atılan molotof kokteylleri, hiçbirisi tesadüf değil. Samsun’da olduğu gibi, Kastamonu’da da polisimize yapılan bu saldırılar asla ve asla tesadüf değil. Bu saldırılarla birlikte, Doğu’da, Güneydoğu’da, büyük şehirlerde yapılan gösteriler, şiddet eylemleri asla tesadüf değil. 12 Haziran seçimleri öncesinde, birileri, millete korku salarak, sokakları ateşe vererek, güvenlik güçlerine kurşun sıkarak, bu ülkedeki demokratik ortamı, özgürlük ortamını, güvenlik ve huzur ortamını hedef alıyorlar.

Açık açık söylüyorum. Bunlar taşeron. Bunlar, ihale aldılar, aldıkları ihalenin gereğini yerine getiriyorlar. Lafa geldiği zaman demokratlar. Lafa geldiği zaman biz hak ve özgürlüğümüzü istiyoruz… Hak ve özgürlüğü isteminin yolu bu değil. 12 Haziran’da sandık gelecek, sandıkta hakkını al, hak ve özgürlüğü aramanın yolu demokrasilerde bu. Adam öldürerek temel hak ve özgürlükler istenmez, adam öldürerek bu ülkede demokrasiden bahsedilmez, adam öldürerek iş başına gelmek eşkıyanın işidir, çetenin işidir, teröristlerin işidir. Bunlara ihale verenler de ortaya çıkacak. Onların da maskeleri düşecek. Hangi çeteyse, hangi terör örgütüyse, hangi kirli odaksa, onlardan da bu ihanetin, bu alçaklığın hesabını soracağız.”

HERKESİN SAĞDUYULU OLMASINI İSTİYORUM
Millete seslendiğini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:
” Bu açık bir senaryodur, bu aleni bir senaryodur, bu bayat bir tezgahtır. Bu saldırılar, kardeşi kardeşe düşürmeye yönelik kirli bir tezgahtır. Herkesin sağduyulu olmasını istiyorum. Osmaniyeli kardeşimin, Kastamonulu kardeşimin sağduyulu olmasını istiyorum. Diyarbakarlı, Muşlu, Hakkarili, Vanlı, Trabzonlu, Samsunlu kardeşiminin sağduyulu olmasını istiyorum. Milletim bu tezgaha gelmesin, bu oyuna gelmesin istiyorum. Kim ki, bu olaylara kanıp, kardeşine karşı husumet beslerse, bilin ki bu alçakların kirli tezgahına gelmiştir. Kim ki, bu olaylardan etkilenip, öfkesine hakim olamazsa, bilin ki, terör hedefine ulaşmıştır.”

SAĞDUYU VE SABIR ÇAĞRISI
Erdoğan, sağduyuyla, sabırla hareket edilmesi gerektiğine işaret ederek şunları söyledi:
”Ülkemiz güçlüdür, demokrasimiz güçlüdür, devletimiz güçlüdür, gereği neyse bu muhakkak yapılacaktır. Sabırla hareket edeceğiz. Onların oyununa, tezgahına, kirli tuzaklarına gelmeyeceğiz. Bu oyunu hep birlikte bozacağız. Buradan, çetelerin, terör örgütlerinin, kirli odakların taşeronlarına da sesleniyorum; Siyaset adı altında gençlerin kanından beslenen vampirlere, istismarcılara da sesleniyorum; Gençlerin eline molotof kokteyli verenlere, parti binalarında, parti otobüslerinde molotof kokteyli saklayanlara, belediyelerde molotof kokteyli saklayanlara, belediye binalarından vatandaşa molotof kokteyli atanlara sesleniyorum; 5 yaşındaki çocukların eline taş verip arkasına saklanacak kadar alçalmışlara, canilere, fırsatçılara da sesleniyorum; Gençlerin kanından beslendiğiniz artık yeter. Döktüğünüz şehit kanı artık yeter. Kendi ikbaliniz için söndürdüğünüz ocaklara artık yeter. Ve diyorum ki, insanlığınızı varsa, vicdanınızı varsa, sorumluluğunuzu hatırlayın diyorum, bu çirkin yoldan geri dönün diyorum.”

TARİHTE TERÖRLE YAŞAYANLAR HİÇBİR YERE VARAMADILAR
Bu mücadelenin kararlı bir şekilde sürdürüleceğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
”Bilesiniz ki, tarihte terörle yaşayanlar hiç bir yere varamadılar, bundan sonra da varamayacaklar. Burada benim bir çağrım var, yazılı ve görsel medyaya bir çağrım var; bunları şu veya bu şekilde televizyon programlarınızda beslediğinizin farkında mısınız? Bunları ortaya çıkaralım, deşifre edelim derken terörün propagandasını yaptığınızın farkında mısınız? Bunların siyasette ilintili olan örgütlerini ortaya çıkaracağız derken bir çok şeyin propagandasını yaptığınızın farkın da mısınız? Yüzleri maskeli, elinde molotof kokteyli olan teröristlerin yanında bunların milletvekilleriyle fotoğraf karelerini görmüyor musunuz? Bakıyorsunuz ki ilçe başkanı torbada molotof kokteyli bunları geliyor gençlere dağıtıyor. Yakalanıyor. Şu anda tutuklu, içeride. Bunları anlatmaya gerek var mı? İlçe başkanı böyle, il başkanı böyle, milletvekilleri böyle daha neyi anlatalım? Her şey açık ve net ortada. Ondan sonra da söylenen ‘biz hak ve özgürlüklerimizi arıyoruz’ kusura bakma, hak ve özgürlükleri aramanın yolu bu değil. AK Parti de ortaya çıktı, AK Parti de kuruldu. Kurulduğumuz zaman bizim herhangi bir varlığımız yoktu, 16 ayda benim milletim bizi iktidara taşıdı. Bu ülkede yıllar yılı partisi olanlar, niçin milletim onları tek başına iktidara getirmiyor. Cumhuriyetten eskiyiz diyenleri niçin iktidara getirmiyor. Neden? çünkü benim milletim, hani güzel bir söz var ya, müslüman bir sokulduğu delikten bir daha sokulmaz. 2 kere sokulmak bize yakışmaz. Onun için uyanık olacağız ve bu oyunu hep beraber, milletçe bozacağız. Ben Osmaniyeli kardeşlerimin gözünde bunu görüyorum.”

AYSEL TUĞLUK’A YANIT
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Demokratik Toplum Kongresi Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un sözlerine ilişkin, ”Şu anda BDP’nin mantığı budur. BDP, demokratik yollarla değil, ne yazık ki yaklaşım tarzı şu anda terör örgütünün destekleriyle bir yere varmanın gayreti içerisinde ve desteği orada bulmaktadır” dedi.

Erdoğan, Osmaniye’de Korkut Ata Üniversitesinde düzenlenen toplu açılış töreninin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Erdoğan, bir gazetecinin, ” Demokratik Toplum Kongresi Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un, ‘Devletle eğer anlaşamazsak Kürtler kendi demokrasisini yaratır ve onun içinde yaşar. Suriye ve Mısır’daki gibi bir statü elde ederiz, bedeli ne olursa olsun’ gibi sözler sarf etti, siz bu konuda neler düşünüyorsunuz” sorusunu şöyle yanıtladı:

”Bu tür duyumlarla benim bir açıklama yapmam doğru olmaz fakat bu açıklama kendi içinde eğer sizin şu anda ifade ettiğiniz şekliyle ise bir defa ne Kuzey Afrika’da ne Ortadoğu’da olanla bunların yaptıklarının yakından uzaktan alakası yok. Bir defa oralarda bir demokratik ortam söz konusu değil. Parti kurmaktan tutunuz da seçimlere girmeye varıncaya kadar bunların hiçbirisi mümkün değildi. Otokratik bir yapı mevcuttu. Türkiye’de ise bir otokratik yapı söz konusu değil. Türkiye’de demokratik bir yapı var. 40′ı aşkın siyasi parti… Bakıyorsunuz 20′yi aşkın siyasi parti seçime rahatlıkla girebiliyor. Kimseye ’sen niye seçime giriyorsun’ diyen var mı? İsteyen parti, istediği gibi seçime katılabiliyor mu? Katılabiliyor.

Bunlar demokratik yollarla iktidara gelemeyeceklerini gördükleri için maalesef antidemokratik yollarla ve tam aksine oralarda yıllar yılı halkların ezildiği, şikayetçi olduğu yöntemi bunlar kendileri için çıkış yolu olarak görüyorlar. Şu anda BDP’nin mantığı budur. BDP, demokratik yollarla değil, ne yazık ki yaklaşım tarzı şu anda terör örgütünün destekleriyle bir yere varmanın gayreti içerisinde ve desteği orada bulmaktadır. Eğer üç tane teröristin yanında kalkıp da BDP’li bir milletvekili, maskeyle yüzleri kapalı olan, ellerinde molotofkokteyl… Onların yanında durabiliyorsa ve parti teşkilatlarından molotofkokteyller bir yerlere taşınıyorsa belediyelerden molotofkoteyl halkın üzerine atılıyorsa burada düşünüp, şöyle bir geleceği iyi değerlendirmemiz lazım ve ben inanıyorum ki aklıselim sahibi olan tüm vatandaşlarımız bunu iyi değerlendirecektir. Hele hele benim Kürt kökenli kardeşlerim bu konular üzerindeki hassasiyetlerini çok daha net olarak bu seçimlerde ortaya koyacaktır.

Ve hiçbir zaman bunlar benim Kürt kökenli vatandaşlarımın temsilcisi olmadılar, onlara hizmet götürmek gibi bir anlayışları olmadı. Eğer son sekiz seneyi iyi değerlendirecek olursak olağanüstü halin kaldırılmasından tutunuz, bunun yanında Çekiç Güç’ün gönderilmesine varıncaya kadar ve TRT Şeş’ine varıncaya kadar, kendi dillerinde kurslar açmalarına varıncaya kadar, üniversitelerde Kürtçe bölümler kurulmasına varıncaya kadar, bunları kuran bir iktidar var. Böyle bir süreç yaşanıyor. Ve sosyoekonomik noktada çok ciddi yatırımların yapıldığı bir dönem var. Yaklaşık 20-25 katrilyonu bulan bir yatırım bugün Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesine yapılmıştır. Bunların olduğu bir süreci, bu şekilde değerlendirmenin çok çok yanlış olduğunu, bunun farklı bir şekilde meydan okuma yöntemidir ki bu yöntem demokratik bir yöntem değildir. Bunu benim halkım en güzel şekilde değerlendirir.”

AA

Sirplar, 50 Bin Müslüman Kadina Tecavüz Etmiş!

Pazar, Şubat 20th, 2011

Sirplar, 50 Bin Müslüman Kadina Tecavüz Etmiş!

Bu gerçek, çocuklara nasıl söylenecek? AYÇİN ÖZKAN – Fotoğraflar: REUTERS

Uluslararası Adalet Divanı Bosna’daki soykırım konusunda Sırbistan’ın doğrudan yasal sorumluluğu olmadığını açıkladı. Oysa Bosna-Hersek’teki Kayıp Cesetleri Araştırma Komisyonu’nun kayıtlarına göre ülkede ortaya çıkarılan toplu mezar sayısı 370, kayıp ceset sayısı 27.793. Kuyular, nehirler, göller, dağlar, madenler sayısız cesetle dolu! Kaybolanların yüzde 12’si kadın ve en yaşlısı 101 yaşında, en genci 48 saatlik! Bu bebek Vişegrad’da anne ve babasıyla kapatıldığı evin yakılması sonucu öldürüldü. Hayatta kalan kadınların anlattıklarıysa tüyler ürpertici!

“Bosna-Hersek’e saldırdıklarında Vişegrad’daki evimde eşim ve biri 19, diğeri 16 yaşındaki iki kızımla beraberdim. (…) 21 Nisan 1992′de soykırımcılar (…) evimize daldı. Önce 16 yaşında kızımı yalın ayak dışarı çıkardılar. (…) Sonra içlerinden biri büyük kızımı odanın birine götürdü. Ne olduğunu kavradığımda odaya daldım. Bütün gücümle adamın sırtına atladım; yumruklamaya, vurmaya başladım. Ama geç kalmıştım”
“Annemi, beni ve yedi kardeşimi Foça (Bosna-Hersek’de bir kent) hapishanesine kapattılar. En büyüğü bendim, 12 yaşında. En küçüğümüz de 8 aylıktı. Orada 27 gün kaldık. Babamı götürdüler. Bir daha da haber alamadık. (…) Bir seferinde üçümüzü aynı odaya aldılar. Sırp Çetnik önce bana tecavüz etti, zorla onlara seyrettirdi. Sonra anneme tecavüz etti ve ikimize seyrettirdi. Sonra da komşumuz olan kadına tecavüz edişini anneme ve bana seyrettirdi.”
“Erkekleri ayakta duramayacak kadar dövdükten sonra ‘Türkiye’den Türkler gelsin şimdi ve ödünç alınan nasıl iade edilirmiş görsünler’ diyorlardı. ‘Bundan sonra Çetnikler’in çocuklarını doğuracaksınız. Siz bizim soyumuzdan, Sırplar’dan geliyorsunuz, siz Sırp’sınız’ diyorlardı.”
Bu sözler 1992-1995 yılları arasında Bosna-Hersek’te Sırplar’ın sayısız tecavüzüne uğrayan Müslüman Boşnak kadınlara ait. Bosna İç Savaşı biteli 12 sene oldu ama savaşın mağduru olan ve kaderine terk edilen Bosnalı Müslüman Boşnaklar yaşadıkları travmayı üzerlerinden atamadı. Çoğunun ailesi dağılmış, evlilikleri çökmüş. Savaşın en kalıcı ve vahim sonucu tecavüzle hamile kalan kadınların doğurmak zorunda kaldığı çocuklar. Çünkü Sırplar hamile bıraktıkları kadınları doğuma az kala serbest bırakmışlar. Sonuç: Kimi doğar doğmaz terk edilen, kimi birilerine verilen, kimi ailede kalan, hak etmediği halde zulmün, acının, utancın ürünü olan ve her şeyden habersiz çocuklar. En zor soruysa şu: Bu gerçek, çocuklara nasıl söylenecek?

50 bin kadın tecavüze uğradı
Bosna Savaşı sırasında yaşı 10 ile 75 arasında değişen yaklaşık 50 bin kadın tecavüze uğramış. Aynı akıbete uğramış erkeklerin sayısı ise konuşmaktan çekindikleri, gizledikleri için bilinmiyor. Fakat sayılarının binleri bulduğu tahmin ediliyor. Bu bilgileri bizimle paylaşan kişi, Türk Kadınları Kültür Derneği (TÜRKKAD) üyesi Zümrüt Erdur. Bosna-Hersek’te doğan Erdur yürüttüğü Balkan Projesi kapsamında geçen ocak ayında memleketine gidip Sırplar’ın tecavüzüne uğramış Bosnalı Müslüman Boşnak kadınlarla ve savaşı başından sonuna kadar yaşamış ve her şeyi olabildiğince belgelemiş araştırmacılarla konuştu. Anlatılanlar çok çarpıcı! Bosna-Hersek Federasyonu Kayıp Cesetleri Araştırma Federal Komisyonu Başkanı Amor Maşoviç, katliamdan kurtulan bir tanığın anlattıkları sayesinde bir toplu mezar bulduklarını anlatıyor: “Foça’da 25 erkek, 1992′de bir yaz günü bir ahıra götürülüp kurşuna dizildi ve yakıldı. Şans eseri biri kurtulmuş. Bu şahit, savaştan sonra bizi o ahıra götürdü ve soykırımın yapıldığı yeri gösterdi. Yaptığımız DNA incelemeleri soykırımı doğruladı.”
Tehdit Altında İnsanlar Birliği Başkanı Prof. Fadila Memişeviç, Bosna’daki iç savaş sırasında Zenisa şehrinde görev yapıyormuş. “Tecavüze uğramış kadınlar bana geliyor ve başlarından geçeni bir tanıdığının başından geçmiş gibi anlatıyordu” diye söze giren Memişeviç şunları söylüyor: “Trnopolye esir kampında 10 bin esir vardı; çoğu kadın ve çocuktu. Erkekleri öldürebilmek için 2 bin kadını serbest bıraktılar. Kadınlar otobüslerle Ozren dağına kadar getirildi, sonra da yayan yürütüldü. Yolda arkalarda bırakarak tecavüz ettiler. Serbest bölgeye gelen kadınlarımızı karşılamak için müzikle bekliyorduk, hava soğuktu. Kadınlar çıplaktı, yalın ayaktı, üstleri yırtıktı, aylarca yıkanmamışlardı. Çıplak vücutlarını utanarak elleriyle örtmeye çalıştılar. Aramızda bulunan erkekler yüzlerini çevirdi. Hepimiz üzerimizdeki hırka ve ceketleri çıkarıp onları örtmeye çalıştık, korkunçtuO zaman dedim ki, bu olanlar bir soykırımdır!”
Sırplar, 50 bin müslüman kadına tecavüz etmiş !Türk Kadınları Kültür Derneği kadınları tarafından Saray Bosna’da yapılan incelemede, binlerce Müslüman Türk kadınının, sadece Müslüman oldukları için Sırplar tarafından tecavüzüne uğrayıp aylarca işkence gördüğü ve onların çocuklarını doğurmak için bir kampta tutulduğu ortaya çıktı.

Düzenlenen toplantıda korkunç gerçekler gözler önüne serilirken toplantıya katılan ve tecavüzlere maruz kalan Saray Bosnalı Bakira Haseçiç ise dehşet dolu günleri gözyaşları içinde anlattı.

Saray Bosna’da işkence gören kadınlarla görüşüp AB topluluğuna bir rapor hazırlamak için, Bosna’ya giden Türk Kadınları Kültür Derneği üyelerinden oluşan bir heyet tüyler ürperten bir manzarayla karşılaştı. 2003 yılında Bosna da kurulan Savaş Kurbanı Kadınlar Derneği’ni ziyaret eden Türk heyeti, burada görüştükleri Türk Müslüman kadınların akıl almaz işkencelere maruz kaldıklarını ve kocalarının, çocuklarının gözleri önünde tecavüze uğradıklarını öğrendi.

Saray Bosna’da 15 gün inceleme yaptıktan sonra Türkiye’ye dönen Türk heyet, bugün Kadıköy Erenköy’deki Türk Kadınları Kültür Derneği’nde düzenledikleri toplantıda gözlemleri ile ilgili bilgi verdi. Toplantıya, Saray Bosna’daki Savaş Kurbanı Kadınlar Derneği Başkanı Bakira Haseçiç’te hazır bulundu.

Yaptıkları inceleme ile ilgili bilgi veren Türk Kadınları Kültür Derneği üyesi Boşnak asıllı Zümrüt Erdur bunları yapanların insan olamayacağını belirterek “Bosna’ya ulaştığımızda cani Sırpların Türk Müslüman kadınlara yaptıkları zulmü yerinde görünce inanın tüylerimiz diken diken oldu. Bunları yapanların insan olamayacağını düşündüm. Binlerce Bosnalı Müslüman Türk soydaşlarımızın birçoğu utancından yaşadıklarını anlatamıyor. Birçoğunu öldürüp yakmışlar, ayrıca binlerce cenazeyi de toplu mezarlara gömmüşler. Binlerce Müslüman Boşnak ta kayıp ne cenazesi var, nede cisimleri nerede oldukları meçhul. Burada görüştüğümüz kadınlar adeta çöküntüye uğramış, psikolojik travma yaşıyorlar. Sadece Müslüman oldukları için zulme uğramışlar” dedi.

Zümrüt Erdur ayrıca Bosna da Sırp Cumhuriyetinin kurulduğunu belirterek “Ne yazık ki şu an Müslümanlar yine Sırpların esareti altında yaşamlarını sürdürüyor. Resmi dairede aynı yerde Hırvat ve Boşnaklar birada çalışmak zorunda kalmışlar” dedi. Erdur, elde ettikleri bu raporu Avrupa Birliği Topluluğu’na sunacaklarını da kaydetti.

“Müslüman çocuk doğurmayacaksınız”

Türkiye de yapılacak toplantıya katılmak için Bosna’dan gelen Savaş Kurbanı Kadınlar Derneği Başkanı Bakira Haseçiç ise Sırpların defalarca tecavüz ve işkencelerine maruz kaldığını belirterek “Hayatımız kararttılar.10 yaş grubundan, 70 yaş grubuna kadar birçok insana gözlerimizin önünde tecavüz ettiler. Bize tecavüz ettikten sonra ‘artık Müslüman çocuk doğurmayacaksınız, bizim için çocuk doğuracaksınız’ diyerek binlerce Müslüman genç bekar kızlarımızı bir kampa toplayarak, anne ve babalarının gözleri önlerinde defalarca tecavüz etiler. Daha sonrada hamile bıraktıkları bu kadınlarımızı hapis ederek çocuklarını dünya ya getirttiler. Birçok Müslüman Türk kadınımızda onların çocuklarını doğurmamak için hayatlarına kıydılar” dedi.

50 bin Müslüman kadın kirletildi

Yaşadıklarını anlatırken gözyaşlarına hakim olamayan Haseçiç, psikolojik olarak büyük bir çöküntü yaşadıklarını kaydederek “Dernek olarak yaptığımız tespitlerde yaklaşık 50 bin Müslüman kadının tecavüze uğrayarak kirletildiğini tespit ettik. Hatta ne acıdır ki Erkeklerimize bile tecavüz ettiler. Utancından kimse şikayetçi bile olamıyor. 500 sene bize hükmedenlerin soylarını kökten yok edeceğiz ve Müslümanları kurutacağız dediler. Şu anda tecavüze uğramış hayatları kararmış 3 bin tane kadın derneğimize gelerek üye oldu. Her gün yaklaşık 10 kadın müracaata geliyor. Bunlardan yazılı şikayet dilekçe alıyoruz. Faillerin cezasız kalmamaları için bu dilekçeleri adli makamlara ulaştırıyoruz” dedi.

Dernek tarafından hazırlanan raporda bazı korkunç gerçeklere de yer verildi. İşte raporda yer alan bazı olaylar; Bosna Hersek Federasyonu Kayıp Cesetleri Araştırma Komisyonu Başkanı Amor Maşoviç tarafından hazırlanan raporda kayıp cesetlerin sayısının 39 binin üzerinde olduğunu ve 18 bin cesedin ancak bugüne kadar belgelendiği bildirdi. Bir çok cesedin de Neretva Nehri‘ne atıldığı tespit edildiği kaydediliyor.

Sarajevo Üniversitesi İnsan Hakları ve Uluslararası Yasalara Karşı İşlenen Suçları Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Smail Çekiç ise susan kişilerle birlikte, sırf Müslüman kimliğinden dolayı tecavüze uğrayan kadınların yaklaşık 50 bin olduğunu bildiriliyor.

Rapor için toplandılar

Bosna’da yapılan araştırmadan sonra Türkiye’ye dönen Türk Kadınları Kültür Derneği, Avrasya Vakfı ile birlikte Maltepe Kültür Merkezi’nde toplantı düzenledi. Avrupa Birliği’nin sivil toplum örgütlerine vermiş olduğu hibe projeler kapsamında iki gün sürecek olan toplantı düzenlendi. Balkan Kadın örgütlerini ortak seminde buluşturan toplantı dün başladı. “Kadın” odaklı sorunların çözümüne yönelik projeler yürütmek için yapılan toplantıya, Balkan ülkelerinden çeşitli kadın örgütü temsilcileri ve Türkiye’de bulunan Balkan kökenli vatandaşlarımızın kurmuş olduğu derneklerin katılımıyla Balkan Platformu gerçekleştirildi.

Toplantıda, Türk Kadınları Kültür Derneği tarafından yapılan inceleme sırasında kaydedilen görüntüler sunuldu. Savaş ve tecavüz mağduru 11 Türk kadınıyla yapılan röportajların sunulduğu sinevizyon gösterisi sırasında bazı kadınların gözyaşlarına hâkim olamadığı gözlendi.

Toplantıda, Medica Zenisa Kadınlar Derneği’nden Mirha Poyskiç, Sarajova Üniversitesi’nden Velma Soriç, Hollanda Bosna Federasyonu Sekreteri Elvettin Kozzaya ve 9 kez tecavüze uğrayan Savaş Kurbanı Kadınlar Derneği Başkanı Bakira Haseçiç birer konuşma yaparak, yaşadıklarını, gözlemlerini yaptıkları çalışmalarla ilgili bilgi verdi.

Lahey Adalet Divanı’na sunulacak

Türk Kadınları Kültür Derneği üyesi Zümrüt Erdur, iki gün sürecek olan toplantı sonrasında, Sivil Toplum Kuruluşları (STK) ile ortaklaşa alınacakları kararları, rapor haline getirileceğini ve bu raporun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Lahey Adalet Divanı’na gönderileceğini kaydetti.

İlginç Ölümler

Salı, Ocak 18th, 2011

İlginç Ölümler

Jake Fen isimli Macar adam, eşini korkutmak için
kendini asmiş pozu verdi… Eve gelen eş kocasını o halde gorünce
bayıldı.. Kapıyı açık gören komşu kadın içeri girince iki cesetle
karşılaştığını sanıp evi soydu. Topladıkları ile çıkarken Jake kadına bir
tekme attı. Cesedin canlandığını sanan kadın korkudan öldü..Jake beraat etti..

New York’ta 5′inci caddede bir adama araç hafifçe
çarptı. Adama birşey olmamistı.. Şoförle konuştu ve kalkacakken
olayı gören biri yanına gelerek, kalkmazsa sigortadan para alabileceğini
söyleyince yeniden aracın önüne yattı. Araç sürücüsü ise adamın
gittiğini düşünerek gaza bastı ve adam öldü..

Bayan Carson Amerika’nin New York kentinde yaşıyordu.. Birgün
eglenmek için cenaze işleri yapan bir şirketle anlastı. Şirket eve telefon etti ve
bayan Carson’un kalp krizi geçirip öldügünü söyledi . Aile hemen koştu. Bu
sırada tabutun içinde yatan bayan Carson birden
dogrulu verdi. Ama kizi oanda kalp krizi geçirip öldü…

Romollo Ribaldo işsizdi. Pisa kentinde oturan 42
yasindaki Italyan bir gün, tabanca ile intihar etmeye
hazırlandı. Eşi onu engellemek için dil döktü.. Sonunda Romolo ağlamaya başladı ve intihardan vazgeçip silahını yere fırlattı. Ateş alan tabancadan
çıkan mermi eşine isabet etti ve eşi öldü.

Beğenmediniz mi? Birde bu ölümsüz ölüme bakın neler
hissedeceksiniz.

Ölümsüz Ceset
Gerçek bir olay

Sibirya’nın köylerinden birinde cenaze mezarlığa
götürülüyormuş.Mısır tarlasının ortasında tabut köylülerin
ellerinden düşüvermiş.Tabutun içindeki ceset düşüp dereye yuvarlanmış.
Akıntı, cesedi dinamitle avlanan balıkçıların yanına sürüklemiş.
Balıkçılar “Acaba adamı dinamitle biz mi öldürdük”
diye endişeye kapılarak cesedi askeri kışlanın tellerine bırakmışlar. Nöbetçi
er, bölgeye birinin yaklaştığını düşünerek cesedi yaylım ateşine
tutmuş. Hemen ambulans çağrılmış. Delik deşik olan ceset hastaneye kaldırılmış.
Operasyon altı saat sürmüş. Ameliyattan çıkan doktor alnından akan
terleri silmiş ve “çok zor oldu ama galiba yaşayacak” demiş.

Kurtulan Olmadı…

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

Kurtulan Olmadı…
Rusya Savunma Bakanlığı’na ait bir Antonov An-22 uçağının düşmesi sonucu, 11 kişi öldü.

Yayına Giriş: 29.12.2010 07:00:05
Güncelleme: 29.12.2010 17:49:20

Rus haber ajansı Interfax’ın güvenlik güçlerine dayandırarak verdiği habere göre, 11 yolcu taşıyan uçak Moskova’nın güneyinde yer alan Tula bölgesinde düştü.
Interfax, uçaktaki bütün yolcuların öldüğünü belirtti.

Uçağın düşmeden önce radardan kaybolduğu ifade edilen haberde, kazanın nedeninin henüz bilinmediği kaydedildi.

Torba”dan Emeklilik Sürprizi

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

Torba”dan Emeklilik Sürprizi
1999-2005 yılları arasında memuriyetten atılanlara emeklilik imkanı getiriliyor.

Yayına Giriş: 29.12.2010 16:03:09
Güncelleme: 29.12.2010 18:36:38

“Torba yasa” tasarısı, 1999-2005 yılları arasında görevine son verilen memurlara, dışarıdan borçlanarak emeklilik haklarını kazanma yolunu açıyor.
216 maddeden oluşan tasarı TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’da görüşülüyor. Tasarıda atılan memura emeklilik imkanı tanıyan bir madde de var.

Bu arada kıymetli maden ve ziynet eşyası imalatı ve ticareti yapanların, işletmelerinde olduğu halde kayıtlarında yer almayan kıymetli maden ve taşlar ile ziynet eşyasını, yüzde 2.5 vergi ödemeleri karşılığında kayıt altına almalarını öngören düzenleme tasarıdan çıkarıldı.

Emniyet GM

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

kendisini kamu görevlisi olarak tanıyan ve türlü bahanelerle kontor/tl ve KARTISIZ HAVALE yapmanızı isteyenlere İTİBAR Etmeyiniz .

Şikayet İçin: Polis: www.asayis.pol.tr

Herkezin Cep Telefonuna Gelmişdir Bu Mesaj

Wikileaks Savaşları Şiddetleniyor!

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

Wikileaks Savaşları Şiddetleniyor!
Kredi kartı sitelerini çökerten bilgisayar korsanları daha büyük saldırılara hazırlanıyor.

Yayına Giriş: 10.12.2010 11:16:07
Güncelleme: 10.12.2010 16:29:46

Amerikan yönetimi, Wikileaks ekibinin ana gelir kaynağı olan internet üzerinden bağışları şimdilik engellemeyi başardı.
Çünkü PayPal, VISA ve Mastercard gibi para transferlerini kontrol eden dev firmalar Wikileaks’le ilişkilerini kesmek zorunda bırakıldı.

Bu gelişme çeşitli ülkelerdeki bilgisayar korsanlarını harekete geçirdi.

Ve korsanlar, Wikileaks’i susturmaya çalışan hükümetlere boyun eğmekle suçlanan bu şirketlere oldukça ciddi saldırılar düzenlemeye başladı.

Hafta içinde başlayan “site çökertme” operasyonları, paranın önemli bölümünün döndüğü sanal ortamda paniğe yol açtı.

Kendilerine “Anonim” adını veren bilgisayar korsanları faaliyetlerini diledikleri zaman ve istedikleri yerden yürütüyorlar. Yasal zorluklarla karşılaşmamak için gerçek kimliklerini gizli tutuyorlar. Sanal ortamda bile bulundukları yerleri sürekli değiştiriyorlar.

VISA ve Mastercard’a düzenlenen son sanal saldırılara “7’den 77’ye” katılım oldu. Hollanda’nın Lahey kentinde 16 yaşında bir gencin babasının bilgisayarını kullanarak saldırıya katıldığı IP numarası izlenerek ortaya çıkarıldı.

Saldırılar üzerine tüm gözler, ABD’nin gizli belgelerini yayımlayarak özgürlüğe küresel çapta katkı yaptığını savunan Wikileaks’in kurucusu Julian Assange’a çevrildi.

Avukatının açıklamasına göre Assange, “Siber saldırı emrini kendisinin vermediğini ve bu tür saldırılarla ilgisi olmadığını” açıkaldı. Assange, bu tür iddiaların kendisine karşı yürütülen karalama kampanyasının bir parçası olduğunu da dile getirdi.

Kredi kartı devleri VISA ve Mastercard’ın internet üzerindeki işlemlerini tehlikeye atan koordineli sanal saldırıyı düzenleyen Anonim adlı gruptan bir korsan İngiliz yayın kuruluşu BBC’ye konuştu.

Sanal ortamda “Coldblood” – “Soğukkanlı” takma adıyla yaşayan bilgisayar korsanının açıklamaları, Wikileaks adına başlatılan “întikam operasyonu”nun daha da büyüyeceğini ortaya koyuyor.

İntikam operasyonu sürecek mi?
Coldblood: “Wikileaks’e destek amaçlı yürüttüğümüz kampanyanın sona erdiğini söyleyemeyiz. Hatta tam tersini söylemek mümkün: Bir çok yeni insan bize katılıyor ve destek veriyor. Bunun en açık göstergesi “botnet” isimli küçük yazılımı bilgisayarlarına indiren kişi sayısının sürekli artması. DOS saldırısı dediğimiz, bir internet sitesini devredışı bırakan aşırı yüklenme, bu yazılım sayesinde yapılıyor. VISA’nın sistemi de bir süreliğine çöktü. Yani mücadele devam ediyor.”

Yaşananları bir savaş olarak mı görüyorsunuz? Ve eğer bu bir savaşsa kimle kim arasında yaşanıyor?
Coldblood: “Ben bunun bir savaş halini aldığını düşünüyorum, yani savaş yeni başlıyor. Ama savaş dendiğinde anlaşılan, bilindik bir savaş değil bu, bir veri savaşı. Bizim yapmaya çalıştığımız, internetin herkes için açık ve özgür karakterini korumak. Çünkü internet böyle bir şeydir ve hep böyleydi. Ancak son aylarda hükümetlerin ve Avrupa Birliği gibi aktörlerin, interneti kontrol altına alıp oradaki özgürlüğe zarar vermeye çalıştıklarını görüyoruz.”

Yürüttüğünüz sanal eylemle ilgili Wikileaks’ten herhangi biriyle temas halinde misiniz?
Coldblood: Hayır değiliz. Wikileaks’ten birileriyle iletişim kurmak hiçbir zaman kolay değildi. Sadece Julian, daha ulaşılabilir bir Wikileaks üyesiydi. Ancak maalesef şu an bu mümkün değil.

Anonymous (Anonim) adlı gruba siz nasıl dahil oldunuz?
Coldblood: Ben Anonymous’a 3-4 yıl önce Amerika’daki Scientology tarikatına karşı yürütülen eylem sırasında katıldım. O zamandan bu zamana farklı görevlerim oldu, bazı sunucuların işletilmesi gibi. Şimdi de Wikileaks eyleminde rol alıyorum.

Anonymous’in bir merkezi ya da örgüt yapısı var mı?
Coldblood: Hayır. Anonymous klasik bir örgüt gibi işlemiyor. Herhangi bir lider ya da hiyerarşi yok. Biz bir grup sıradan insanız. Önümüze gelen konularda, neler yapabileceğimize kendi kendimize karar verip harekete geçiyoruz.

İşte İngiliz Gözüyle Türk Siyasetçileri

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

İşte İngiliz Gözüyle Türk Siyasetçileri
İngiliz devlet arşivlerinde 30 yıllık gizliliği kaldırılan kriptolar Ankara-Londra arasındaki diplomatik yazışmaları ortaya döktü.

Yayına Giriş: 23.12.2010 16:12:26
Güncelleme: 23.12.2010 16:12:26

1980 yılına ait belgelerde dönemin siyasi aktörleriyle ilgili Wikileaks’i aratmayacak benzetmeler yapılıyor

Milliyet gazetesinin haberine göre, gizlilik hükmü kaldırılan belgelerde 12 Eylül ihtilali ile ilgili de çeşitli değerlendirmeler yer alıyor.

“Darbe Beklenenden Önce Geldi”
İngiltere’nin Ankara Büyükelçiliği’nin 12 Eylül’den iki ay önce müdahale ihtimaline “az da olsa” ihtimal verdiği, 12 Eylül sonrası yazılan bir başka raporda ise “müdahalenin beklenenden önce geldiğine işaret ettiği” görülüyor.

Belgelerde 12 Eylül darbesi için “Diğer ikisinden çok daha disiplinli ve centilmence yapıldı. Akıldan uzak bir milliyetçilik ve yabancı düşmanlığı içermiyor” ifadesi kullanılıyor.

Dönemin Ankara’daki İngiltere Büyükelçisi’nin 14 Temmuz 1980 tarihli mektubuyla verdiği bilgide, TSK’nın kafasındakileri “bir kapalı kutu” olarak niteleniyor.

Büyükelçi mektubunda 1960 ve 1971 müdahalelerini de detaylarıyla irdeliyor.

Büyükelçi “Türk Silahlı Kuvvetleri ve komutanları geçmişteki bu iki darbeden çok şey öğrendi. Bu derslerden ilki Türkiye’nin sorunlarının bir darbeyle çözülemeyecek kadar zorlu olduğu, ikincisi ise Parlamento’yu devreden çıkarmanın ve teknokratlarla iş yapmanın mümkün olmadığı” yorumunu yapıyor.

Orduyu anayasanın koruyucusu olarak görme eğiliminin bir tek TSK’nın kendisinde değil Türk halkının çoğunluğunda da var olduğu belirtilen büyükelçi notunda “Ben şahsen TSK’nın demokrasiye gönülden bağlı olduğuna ve ancak demokrasinin kendisinin tehdit altında olduğuna inanmaları halinde müdahaleye hazır olduklarına inanıyorum” diyor.

Ordunun demokrasiyi işlediğini görmeyi istediğini ve bu amaçla müdahaleye hazır olduğunu, bunun için de Türklerin üç metodunu kullanabileceğini belirten büyükelçi, bunların “önce it, sonra tekmele ve sonunda parçaları toparla ve yeniden başla” olduğunu söyledi.

Mussolini Görünümlü Süleyman Demirel
“Mussolini görünümlü. Görüşleri hiçbir çekingenliğe yer vermeyecek şekilde ortanın sağında. Batı yanlısı ve çok çalışkan. Esnek ve iyi bir hatip, ancak konuşmaları dolambaçlı ve laf kalabalığından ibaret. Bu konuşmalar bazen fazla zekâ da içermiyor. Ancak kitlelerle yakınlık kurma konusunda bütün diğer liderlerden çok daha iyi.”

“Org. Sancar’ın Eşi Erbakan’a Çantasıyla Vurdu”
Belgelerde yer alan en ilginç dedikodu Orgeneral Semih Sancar’ın eşiyle ilgili.

Raporu yazan diplomatın asıl amacı Sancar’ı tanıtmak. Ancak ondan sadece “Çok protokole bağlı, her şeyin kitabına uygun yapılmasından yana. Askerin siyasete karışmasına karşıtlığını açıkça ortaya koyuyor. Kişilik olarak zaman zaman neşeli ve rahat, bazen de soğuk ve aksi. Demirel ve Adalet Partisine eğilimli” diye söz ediyor.

Değerlendirmenin asıl vurucu noktası bu kısa tanıtımdan sonra geliyor.

Diplomat, evli olan Sancar’ın eşinin de emekli bir generalin kızı olduğunu, iyi eğitimli ve güçlü bir kişilik olarak, sosyal çevrelerde eşiyle birlikte yer aldığını belirtiyor.

Diplomat şöyle devam ediyor: “Genellikle geri planda kalmayı tercih eden Bayan Sancar’ın bir keresinde kendisinden ve temsil ettiği görüşlerden hoşlanmadığını göstermek için Erbakan’a çantasıyla vurduğu biliniyor.”

Dost Tavırlı Kişilik Deniz Baykal
“Genç ve oldukça konuşkan. Yetenekli bir siyasetçi ve sağlam bir müzakereci imajına rağmen Enerji Bakanı olarak görev yaptığı dönem başarılı değildi, Ecevit’in eski danışmanlarından olan Baykal, CHP içinde hizip liderlerinden biri. Dışa dönük görünümlü ve dost tavırlı bir kişilik. 1975’te Wilton Park toplantısına katıldı.”

Ilımlı Bir Politikacı Hikmet Çetin
“Ecevit hükûmetinin baş ekonomik mimarlarından biri. Bu hükümette ve partide geniş bir etki ve güç alanına sahip. Kişisel olarak ılımlı bir politikacı.”

Misyon Adamı Alparslan Türkeş
“Netameli bir kişilik. Kanca burnu, simsiyah saçları ile çarpıcı bir figür, kötü bir konuşmacı ancak misyon adamı olmanın çekiciliğine sahip. Kıbrıs orijinli olmaktan utandığı söyleniyor.”

İslami Siyaset Necmettin Erbakan
“Dış görünümü iri-yarı ve renkli. Demirel’le kurduğu koalisyonda kendi metotlarını uygulamak konusundaki ısrarı ve diğer koalisyon üyelerine ödün vermeyi reddetmesi, hükümetin birliğinin bozulması ve daha sonra seçim kaybetmesinde rol oynayan en önemli faktörlerden biriydi… İslami siyaset platformunda oturuyor.

Milliyetçi duygulara hitap ediyor. Küçük esnaf ve sanatkârın büyük iş gruplarına karşı korumacılığı üzerine söylem geliştirdi, ancak hesaplı çıkarcılığı ve dürüstlükten uzak tavrı, onun yaygın biçimde hafife alınmasına yol açıyor.”

Kolay Sinirleniyor Rauf Denktaş
“Aşağılık kompleksiyle malul. Bu problemi onu sık sık duygusallaştırıyor ve kolay sinirlenir hale getiriyor. Sık sık yanlış anlaşıldığı ve küçük görüldüğü duygusuna kapılıyor. Bu duygunun esiri olmadığı zamanlarda ise aslında gayet çekici bir kişilik ve rahatladığında çocuksu bir espri anlayışına sahip.”

Ufak Tefek, Yuvarlak Turgut Özal
“Özal’ın büyük gücü 1979/80 döneminde Demirel hükümeti içindeki pek çok bakanın kıskançlığına yol açtı.

1980’de Evren tarafından tutulmaya devam etti. Demirel hükümetinin bir devamı niteliğindeki ekonomi politikalarının yönetimini sürdürdü.

Kardeşi Korkut Özal da MSP’nin parlamento grubunun ılımlı kanadında rol alıyor.

Evli 3 çocuklu olan Özal, ufak tefek, yuvarlak ve dost tavırlı biri. İyi bir dinleyici ve konuşmacı, bu nitelikleri ile dinleyenlerin dikkatini üzerinde toplayabiliyor.”

Etkili Konuşmacı Doğu Perinçek
“Etkili bir konuşmacı ve müthiş bir cesarete sahip. Batı Avrupa’ya karşı dostça bir tavır içinde.”

Tahmin Edilemez Sakıp Sabancı
“Büyük servetine rağmen hâlâ belirgin bir Anadolu aksanıyla konuşuyor. Tahmin edilmesi güç bir milyoner!”

Kraliçe, Menderes İçin Mektup Yazmış
Büyükelçilikten gönderilen telgraflarda 1960 ve 1971 müdahaleleri anlatılırken ilginç bir anekdota da değiniliyor.

“1960 darbesi teorik olarak diktatörlüğü yıkmak ve demokrasi getirmek amacıyla yapılmıştı. Ancak bu darbenin nihai sonucu anarşi oldu. Bu dönemde İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth, Cemal Gürsel’e bir mektup gönderip Menderes’in affedilmesini istemiş, ancak bu istek geri çevrilmişti.”

12 Eylül İzlenimleri
İngiltere’nin Ankara Büyükelçiliği görevlileri 12 Eylül’ü izleyen günlerde de merkezlerine gönderdikleri bilgi notlarında Türkiye’deki ortamı tarif ettiler.

Darbeye giden günlerdeki önemli olaylar arasında Abdi ipekçi ve Nihat Erim cinayetlerini gösteren İngiliz arşiv belgeleri, bütün bunlara rağmen Türk halkının korkudan felç olmuş bir görüntü içinde olmadığına dikkat çekti.

80 darbesi yapıldıktan sonra halkta büyük bir rahatlamanın göze çarptığı, insanların 12 Eylül sabahı mutlu göründükleri, işçiden özel sektör patronlarına kadar herkesin umutlu olduğuna dikkat çekildi.

Halk Parasını Çekmedi
Darbe ile birlikte Kadıköy’de bir bayram görüntüsü yaşandığı kaydedilen belgelerde 12 Eylül’den sonraki ilk iş günü olan 15 Eylül sabahı Türkiye’deki bankalardan hiç mevduat kaçmadığı aksine mevduat sahiplerinin daha çok para yatırdığı hatırlatıldı.

Bunun temel sebebi olarak da Orgeneral Kenan Evren’in güven verici ve inanılır tavrı gösterildi.

“Çıkarlarımıza Aykırı Değil”
İngiliz arşiv belgelerinde 12 Eylül darbesi ile ilgili notların bir bölümünde, Türkiyede çok partili demokrasinin 30 yaşında olduğuna işaret edilirken, kabaca bir hesapla 1950’den itibaren her 10 yılda bir demokratik sistemi yeniden rayına oturtmak gerekçesiyle askeri müdahalelerin yapıldığı hatırlatıldı.

1980’e kadar yapılan her darbeden sonra askerin sözünü tuttuğu kaydedilen belgelerde “bu döngü Türkiye’nin demokratik olgunluğa ulaşmasının kaçınılmaz bir parçası olabilir” yorumu yapıldı.

Her milletin kendi özel demokratik gelenekleri içinde sistemini işlettiğine dikkat çekilen belgede, Türkler’in de sistemlerini işletme kabiliyetlerine güvendikleri belirtildi.

Belgelerde, “Şimdiki darbe İngiltere’nin çıkarlarına herhangi bir zarar vermiyor ve bence yeni rejime sempati ve anlayışla yaklaşmamız, yönetime ekonomik ve siyasi istikrar yönünde yardımcı olmamız doğru olur” denildi.

Demirel: “Benim Yaptıklarımı Devam Ettiriyorlar”
Belgelerde darbeden sonra AP eski genel Başkanı ve eski Başbakan Süleyman Demirel’in Fuat Süren ile yaptığı görüşmede “Benim yaptıklarımı devam ettiriyorlar ve aynen benim olmam halinde yapacaklarımı yapıyorlar” dediği belirtildi.

Raporu yazan dışişleri görevlisi bu sözlerin samimiyetine inandığını da not etti.

MHP: “Ecevit Komünist Devrim Yapmak İstiyor”
Belgelerde siyasi partilerle ilgili değerlendirme raporları da yer aldı.

14 Mart 1980 tarihli bir yazışmada MHP’li Gün Sazak’ın isteğiyle yapılan bir toplantının içeriğine yer verildi.

İngiliz büyükelçilik görevlisi, Sazak’ın kendisine MHP ve ordunun Türkiye’de komünist bir devrimin önündeki tek engel olduğunu, Ecevit ve yandaşlarının bunun hazırlığı içinde bulunduğunu söylediğini not etti.

Aynı görevli, Sazak’ın, İngilizler’den ABD ve CIA’nın Türkiye’deki sol gruplara verdiği destek konusunda yardım istediğini de yazdı.

Görevli, “Bu görüşmeden, Sazak’ın Mao’cu grupların büyükelçilik kokteyllerine kendilerinden daha çok davet edilmelerinden kırgınlık duyduğu izlenimini aldım” dedi.

TBMM’de 2010′da Yaşanan Önemli Olaylar

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

TBMM’de 2010′da Yaşanan Önemli Olaylar
2010 yılında Türkiye Büyük Millet Meclis’inde yaşanan önemli olaylar, gelişmeler şöyle:

Yayına Giriş: 20.12.2010 11:11:58
Güncelleme: 20.12.2010 11:38:42

Meclis’te Ocak, Şubat, Mart ve Nisan Aylarında Yaşanan Bazı Önemli Gelişmeler Şöyle:

12 Ocak:
-DSP milletvekilleri Harun Öztürk (İzmir) ile Hüseyin Pazarcı (Balıkesir) partilerinden istifa etti.

-Depremin etkilerini en aza indirmek için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu.

21 Ocak:
-Üniversiteler ile kamudaki sağlık personelinin tam gün çalışmasını öngören yasa tasarısı TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.

28 Ocak:
-Ekonomik kriz önlemlerinin süresini uzatan, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı yasalaştı.

İkinci Kez Araştırma Komisyonu

2 Şubat:
-Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TEKEL işçilerinin Ankara’daki eylemiyle ilgili, ’’Amaç hak arayışı değil, hükümete karşı aleni bir kampanyaya dönüşmüştür. Pankartlara, sloganlara bakın; şahsımı, partimi hedef alan edep dışı, terbiye dışı bir üslup kullanılıyor’’ dedi.

-Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) deniz unsurlarının, Aden Körfezi bölgesindeki görev süresinin 1 yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi Genel Kurulda kabul edildi.

-Eski BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasıyla ilgili ikinci kez Meclis Araştırma Komisyonu kurulması kararlaştırıldı.

3 Şubat:
-TBMM Genel Kurulunda, MHP’lilerin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi. Görüşmeler sırasında AK Parti ve MHP’liler arasında gerginlik yaşandı.

16 Şubat:
-BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, ’’Habur girişleriyle’’ ilgili, ’’O dönem hiçbir parti yetkilimiz, hiçbir hükümet yetkilisiyle görüşme yapmamış, bir taahhüt talep etmemiş, herhangi bir taahhüt de almamıştır’’ dedi.

-CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, cumhurbaşkanının görev süresinin ’’tartışmaya yer olmayacak şekilde açık olduğunu’’ ifade ederek, ’’Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ne zaman seçilmiş olursa olsun bu Anayasa göre o süre içinde görev yapar, o da 5 yıldır’’ dedi.

-Kayıp çocuklar konusunda Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu.

17 Şubat:
-Terörle mücadelede ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak üzere İçişleri Bakanlığına bağlı ’’Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı’’ kurulmasını öngören tasarı TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.

23 Şubat:
-CHP Genel Başkanı Baykal, ’’Balyoz Güvenlik Harekatı Planı’’ iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma konusunda ’’Bu hukuk süreci değil, siyasal hesaplaşma sürecidir’’ dedi.

25 Şubat:
-Başbakan Erdoğan, ’’Türkiye artık zamanında seçimleri yapmaya alışacaktır. AK Parti’nin gündeminde, AK Parti iktidarının gündeminde kesinlikle bir erken seçim yoktur’’ dedi.

-TBMM Genel Kurulu’nda, CHP’lilerin İçişleri Bakanı Beşir Atalay hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.

-Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’na (TOKİ) ait arazi ve arsalara emlak vergisi muafiyeti getiren tasarı yasalaştı.

Halkoyuna Sunma Süresi Kısaldı

2 Mart:
-Başbakan Erdoğan, Türkiye’de yaşananın normalleşme, kurumların görevlerini yapması, demokrasinin güçlenmesi, kirli oyunların, kirli senaryoların deşifre edilmesi ve bunlardan hukuk önünde hesap sorulması olduğunu belirterek, ’’Yaşananlar, demokrasi ve hukukun sözde değil, özde hayata geçmesidir’’ dedi.

3 Mart:
-Anayasa değişikliklerinin halk oylamasına sunulma süresini 120 günden 60 güne indiren kanun teklifi yasalaştı.

4 Mart:
-TBMM Genel Kurulu’nda, Hazar Bölgesi ve Ortadoğu doğalgazının, boru hattı ile Avrupa’ya taşınmasını öngören NABUCCO Projesi’ne ilişkin tasarı kabul edildi.

11 Mart:
-Kamuoyunda ’’Hal Yasası’’ olarak bilinen Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı yasalaştı.

12 Mart:
-Bazı illerin milletvekili sayısı yeniden belirlendi. Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) kararına göre, İstanbul’un milletvekili sayısı 70’den 84’e, Ankara’nın milletvekili sayısı 29’dan 31’e, İzmir’in milletvekili sayısı ise 24’den 26’ya yükseldi.

18 Mart:
-Biyogüvenlik Kanunu Tasarısı yasalaştı.

Anayasa Değişikliği Taslağı
22 Mart: -AK Parti’nin anayasa değişikliği teklifi taslağı, Cemil Çiçek, Sadullah Ergin ve Bekir Bozdağ tarafından muhalefet partilerine verildi.

23 Mart:
-Başbakan Erdoğan, Anayasa değişikliği taslağının ’’kişisel beklentilerle, politik hesapların değil, Türkiye’nin ihtiyaçlarını gözeten mantıkla hazırlandığını’’ söyledi

-CHP Genel Başkanı Baykal, anayasa değişikliği taslağını, ’’AKP prodüksiyonu, made by AKP’’ diye eleştirerek, ’’Böyle anayasa değişikliği olmaz; olursa millet tarafından benimsenmez’’ dedi.

24 Mart:
-Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı kurulmasını öngören tasarı yasalaştı.

Yeni Değişiklik Teklifi
1 Nisan: -TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, AK Parti’li milletvekillerince hazırlanan anayasa değişikliği teklifinde imzası olmadığını bildirdi.

2 Nisan:
-BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve 12 milletvekili hakkındaki dokunulmazlığın kaldırılmasına ilişkin 15 dosya TBMM Başkanlığına sunuldu.

5 Nisan:
-AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç, Anayasa değişikliği teklifindeki imzaları geri çekerek ’’Bu konudaki anlamsız tartışmaya son noktayı koyduklarını’’ söyledi. Genel Başkan Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu 265 AK Parti’linin imzasıyla yeni ’’Anayasa Değişikliği Teklifi’’ TBMM Başkanlığına sunuldu.

6 Nisan:
-TBMM Başkanı Şahin, Anayasa değişikliği teklifinin yeniden verilmesi konusunda, ’’Bu kendi takdirleridir. Ben hiçbir zaman imzalamadım’’ dedi.

-CHP Genel Başkanı Baykal, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, anayasa değişikliği teklifinde itiraz ettikleri üç maddeyi ayırarak referanduma sunacağını açıklamasını istedi ve ’’Eğer Sayın Cumhurbaşkanı böyle bir açıklama yaparsa, bir uzlaşma yaklaşımını, en iyiniyetle sonuna kadar gerçekleştiririz’’ dedi.

8 Nisan:
- TBMM Genel Kurulunda, BDP’li Hasip Kaplan (Şırnak) ve Sırrı Sakık’ın (Muş), ’’Türk Bayrağıyla bir sorunlarının olmadığına’’ yönelik sözleri üzerine, AK Parti’li Kürşad Tüzmen (Mersin), ’’Bunun yetmeyeceğini, ’Türk bayrağı bizim bayrağımızdır’ demeleri’’ gerektiğini söyledi. Kaplan, nüfus cüzdanını çıkararak, ’’Burada Rus bayrağı yok’’ diye tepki gösterdi.

9 Nisan:
-BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız, Anayasa değişikliği teklifi konusunda ’’AK Parti ile herhangi bir pazarlıklarının sözkonusu olamayacağını’’ dile getirdi.

-AK Parti Grup Başkanvekili Kılıç, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın Anayasa değişikliği teklifine yönelik eleştirileri konusunda, ’’Türkiye’nin hassas süreçlerinde kimsenin herhangi bir parti hakkında kapatma davası gibi bir yaklaşımı gündeme getirmemesi gerektiğini’’ söyledi.

12 Nisan:
-AK Parti Ankara Milletvekili Mehmet Zekai Özcan partisinden istifa etti.

-CHP Grup Başkanvekilleri Kemal Anadol, Hakkı Suha Okay ve Kemal Kılıçdaroğlu, Anayasa değişikliği teklifi konusunda AK Parti ve MHP gruplarını ziyaret etti.

-TBMM Başkanı Şahin, kapatılan DTP’nin Genel Başkanı Ahmet Türk’e yapılan yumruklu saldırıyı kınadı.

13 Nisan:
- CHP Grup Başkanvekilleri Anayasa değişikliği teklifi konusundaki önerileriyle ilgili BDP grubunu ziyaret etti; ardından da TBMM Başkanı Şahin’e giderek, yaptıkları temas ve düşüncelerini aktardı.

-TBMM Şahin, Anayasa değişikliği teklifiyle ilgili AK Parti Grup Başkanvekilleri Bekir Bozdağ ve Mustafa Elitaş’ı kabul etti.

15 Nisan:
-TBMM Genel Kurulunda, 6 yeni vakıf üniversitesi kurulmasına ilişkin tasarı kabul edildi.

19 Nisan:
-TBMM Genel Kurulunda, anayasa değişikliği teklifinin tümü üzerindeki 1. tur görüşmelere başlandı.

-Başbakan Erdoğan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’a yumruk atan kişiyi, ’’haddini ve kendini bilmez’’ olarak niteledi ve ’’Bunlar nereye mensuptur, neyin nesidir? Bunların hepsi ortaya çıkacak’’ dedi.

23 Nisan:
-TBMM Genel Kurulu, Meclis’in açılışının 90. yıldönümünde özel gündemle toplandı.

-BDP Grup Başkanvekili Yıldız, anayasa değişikliği konusunda referanduma kadar görüşmeye açık olduklarını belirterek, ’’Bizimle görüşülür ve Terörle Mücadele Kanunu ile Türk Ceza Kanununda düzenleme yapılacağı belirtilirse ikinci turda destek verebiliriz’’ dedi.

Et İthalatı
24 Nisan:
-Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, et ithalatı için pazar araştırması yaptıklarını ve bir hafta içinde sonuçlandıracaklarını açıkladı.

26 Nisan:
-Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, basında yer alan, Siirt’in Pervari ilçesindeki ’’cinsel istismar’’ olayının yaklaşık bir yıl önce meydana geldiğini, Cumhuriyet Savcılığınca soruşturma açıldığını, bazı zanlıların yargılamasının tamamlandığını bildirdi.

-Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, TSK’nın terörle mücadelesi ile ’’demokratik açılım’’ arasında bir ilişki kurmadıklarını belirterek, ’’Terörle mücadele bütün hızıyla devam etmektedir’’ dedi.

-Başbakan Erdoğan, Türkiye’de et ithalatıyla fiyatların istenen düzeye çekileceğine inandığını belirterek, ’’Çekmediği takdirde, Et ve Balık Kurumu başta olmak üzere, bu süreci bu şekilde devam ettireceğiz’’ dedi.

27 Nisan:
-BDP Genel Başkanı Demirtaş, Siirt’teki ’’cinsel istismar’’ olayını değerlendirirken, ’’Sayın Başbakan, ’bu işi abartmayın’ demek yerine, bu işi abartmalıdır’’ dedi.

28 Nisan:
-Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Anayasa değişikliği teklifinin, uluslararası uygulamalar ve belgeler ile çağdaş demokrasinin yerleştiği ülkelerdeki uygulamalarla paralel bir düzenleme olduğunu söyledi.

-TBMM Genel Kurulunda, Başbakan Erdoğan hakkında verilen gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.

-TBMM Genel Kurulunda, Anayasa değişikliği teklifi üzerindeki görüşmelerin 1. turu tamamlandı.

Meclis’te, Mayıs ve Haziran Aylarında Yaşanan Bazı Önemli Gelişmeler Şöyle:
2 Mayıs:
-Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP lideri Deniz Baykal’ın hükümete yönelik ’’Hitler’’ benzetmesine yanıt verdi. Erdoğan, ’’Son derece çirkin, son derece münasebetsiz bir benzetme de yaparak kendisini Churchill’e, bu ülkenin hükümetini de Hitler’e benzetiyor. Eğer illa Hitlere benzetecek bir siyasi figür arıyorlarsa, kendi genel merkezlerindeki eski genel başkan fotoğraflarına baksınlar. Orada Führer’e özenip, kendisine ’Milli Şef’ dedirtmiş genel başkanlarının Hitlervari bıyıklarının altından kendilerine gülümsediğini görecekler. Ona baksınlar’’ diye konuştu.

3 Mayıs:
-CHP, Siirt’teki ’’cinsel istismar’’ iddiaları konusunda Meclis Araştırması açılmasını istedi.

-Genel Kurulda, Anayasa değişikliği teklifi üzerindeki görüşmelerin 2. turunda, parti kapatmayı zorlaştırıcı hükümler getiren 8. madde yeterli oyu alamadı ve metinden düştü.

-Başbakan Erdoğan, Anayasa değişikliği teklifinin 8. maddesinin reddi konusunda, ’’Ben demokratik parlamenter sistemin bir gereği olan bu neticeyi hayırlı buluyorum. Tabii gönlüm bundan yana değil’’ dedi.

4 Mayıs:
-CHP Genel Başkanı Baykal, karşı çıktıkları diğer iki maddenin de anayasa değişikliği teklifinden düşmesi durumunda tümü üzerindeki oylamada ’’evet’’ oyu vereceklerini söyledi.

5 Mayıs:
-TBMM Genel Kurulunda, Anayasa değişikliği teklifinin 2. tur görüşmelerinde, ’’Hitler benzetmesi’’ konusunda, AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında tartışma yaşandı.

6 Mayıs:
-Başbakan Erdoğan, Anayasa değişikliği teklifinin bir maddesinin reddi konusunda, ’’8. maddede olan olmuştur. O maddeye oy vermeyenler düşünsün. Biz bugüne kadar o maddenin bize sağladıklarıyla yürümedik. Bundan sonra da aynı şekilde yolumuza devam edeceğiz’’ dedi.

7 Mayıs:
-Anayasa değişikliği teklifinin tümü üzerinde yapılan oylamada 72 ret, 336 kabul oyu kullanıldı. Anayasaya göre, teklif, 330-367 oy aralığında kabul edildiği için halkoyuna sunulacak.

-MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Anayasa değişikliği teklifinin kabulü konusunda, ’’Buradaki çalışmalarımızı, halk oylamasında meydanlara taşıyarak, sonucun değiştirilmesi için gayretlerimizi sürdüreceğiz’’ dedi.

-Meclis kulislerinde CHP lideri Deniz Baykal ile Ankara Milletvekili Nesrin Baytok’a ait olduğu öne sürülen görüntülerin internette yer alması konuşuldu.

-Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı TBMM Başkanlığına sunuldu.

Deniz Baykal’ın İstifası
10 Mayıs:
-Baykal, internette yer alan görüntüler ve sonraki sürecin ardından CHP Genel Başkanlığından istifa etti.

11 Mayıs:
-TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Baykal’ın istifa etmek durumunda kalmasından büyük üzüntü duyduğunu söyledi.

-CHP Grubu, Baykal’ın istifasının ardından, Grup Başkanvekili Kemal Anadol başkanlığında toplanarak durum değerlendirmesi yaptı. Genel Sekreteri Önder Sav, yaptığı açıklamada, ’’Baykal istifa etti gitti diye kimse avucunu ovuşturmasın’’ dedi.

14 Mayıs:
-CHP, Anayasa değişikliğinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurdu.

-CHP Grup Başkanvekili Kılıçdaroğlu, Genel Başkanı adayı olup olmayacağı yönünde bir tartışmaya girmek istemediğini söyledi.

17 Mayıs:
-CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, genel başkanlığa adaylığını açıkladı. Kılıçdaroğlu ’’Partinin bölüneceğine inanmadığını’’ belirterek, ’’Farklı düşünceler olabilir ama bu bölünme sürecini getirmez’’ dedi. Grup Başkanvekilleri Kemal Anadol ve Hakkı Süha Okay ile bir grup milletvekili Kılıçdaroğlu’na destek verdi.

24 Mayıs:
-Milli Eğitim Bakanlığına, 2010 yılı içinde 25 bin öğretmen kadrosuna atama yapılmasını öngören yasa tasarısı TBMM Başkanlığına sunuldu.

25 Mayıs:
-Başbakan Erdoğan, Zonguldak’ta 30 kişinin hayatını kaybettiği grizu faciası konusunda, ’’Devlet ciddiyeti önce kazazedeleri kurtarmayı sonra yaraları telafi etmeyi sonra idari ve hukuki inceleme ve işlemi başlatmayı gerektirir’’ dedi.

-Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Zonguldak’taki grizu patlamasına ilişkin, ’’Maden kazaları üzerinden siyaset yapılamayacak bir konudur’’ diye konuştu.

-Sayıştay Kanunu Teklifi, Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi.

-Gelir vergisi dilimleri ve uygulanacak vergi oranlarını yeniden belirleyen düzenlemeyi de içeren Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı TBMM Başkanlığına sunuldu.

İsrail’e Tepkiler
1 Haziran:
-Akdeniz Parlamenter Asamblesi Türk Grubu, İsrail’in Gazze’ye yardım götüren gemilere saldırısını kınadı.

-Başbakan Erdoğan, İsrail’in yardım gemilerine saldırısını, ’’her türlü laneti hak etmiş bir katliam’’ olarak niteledi ve ’’Türkiye Cumhuriyeti, uluslararası hukukun ve diplomasinin bütün imkanlarını kullanmaktadır ve bundan sonra da kullanacaktır’’ dedi.

-BDP Genel Başkanı Demirtaş, ’’Hükümetin, komşularla sıfır problem üzerine ilişki yürüttüğünü iddia ettiğini, ancak bir yardım konvoyunu Gazze kıyılarına ulaştırmayı başaramadığını’’ söyledi.

-CHP Grup Başkanvekilliğine Akif Hamzaçebi (Trabzon) ve Muharrem (Yalova) İnce seçildi.

-Bağımsız milletvekilleri Emrehan Halıcı (Ankara) ve Kamer Genç (Tunceli) CHP’ye katıldı.

2 Haziran:
-TBMM Genel Kurulunda, Gazze’ye yardım götüren gemilere yönelik saldırıyı kınayan deklarasyon kabul edildi.

4 Haziran:
-TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, İsrail’in yardım gemilerine saldırısını kınayan mektubu birçok ülkedeki 75 muadil komisyon ile uluslararası kuruluşlara gönderdi.

8 Haziran:
-Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Anayasa Mahkemesinin, anayasa değişikliğine ilişkin kanunu şekil yönünden inceleme kararı vermesini değerlendirirken, ’’Mahkeme, kesinlikle esasa girmeyecektir, esas konusunda bir karar vermemelidir’’ dedi.

-CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin ve Erzincan Milletvekili Erol Tınastape’nin ’’Ergenekon soruşturması’’ ile ilgili dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin tezkereler TBMM Başkanlığına sunuldu.

14 Haziran:
-Demokratik Sol Halk Partisi (DSHP) Genel Başkanı Rahşan Ecevit, partiyi kapatma kararı aldıklarını bildirdi.

16 Haziran:
-Kamuoyunda ’’taş atan çocuklar’’ olarak bilinen çocuklarla ilgili Terörle Mücadele Yasası (TMY) ve bazı kanunlarda değişiklik öngören teklif, konuya ilişkin tasarıyla birleştirilerek, alt komisyona gönderildi.

21 Haziran:
-DSP Genel Başkanı Masum Türker, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e mektup göndererek, parlamentoda temsil edilen partilerin liderlerinin bir masa etrafında toplanmasını ve terör konusunda çözümün ortak aranmasını isteyeceklerini söyledi.

22 Haziran:
-Başbakan Erdoğan, terörle mücadelede ne gerekiyorsa yapıldığını, kendilerinden ne talep edildiyse verildiğini söyledi.

23 Haziran:
-Adalet Bakanı Sadullah Ergin, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı’nın, Adalet Bakanlığı Müsteşarı Ahmet Karaman ile şubat ayında gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin, ’’İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının, başsavcı vekillerinden herhangi birinin veya Cumhuriyet savcılarının idari görevleriyle ilgili bakanlığımızda görevli yetkililerle görüşmeleri olağandır, hizmetin gereğidir’’ dedi.

24 Haziran:
-Lübnan’da, Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) bünyesindeki Türk askerinin görev süresinin, 5 Eylül 2010’dan itibaren 1 yıl daha uzatılması konusunda hükümete izin verilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresi kabul edildi.

29 Haziran:
-Resmi ziyaret için Türkiye’ye gelen Endonezya Cumhurbaşkanı Susilo Bambang Yudhoyono, TBMM Genel Kurulu’na hitap etti.

TBMM’de Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim Aylarında Yaşanan Önemli Olaylar Şöyle:
1 Temmuz:
-İzmir Bağımsız Milletvekili Recai Birgün, CHP’ye üyelik için yaptığı başvuruyu geri çekti.

-Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilat Kanunu Tasarısı Genel Kurulda kabul edildi.

6 Temmuz:
-Bağımsız Milletvekili Ahmet Tan (İstanbul) CHP’ye katıldı.

7 Temmuz:
-Dışişleri Bakanlığının yeniden yapılandırılmasını öngören tasarı yasalaştı.

13 Temmuz:
-Bağımsız milletvekillerinden Mücahit Pehlivan (Ankara) AK Parti’ye; Tayfun İçli (Eskişehir) ise CHP’ye katıldı.

14 Temmuz:
-Türkiye’nin IMF’deki temsil gücünü artıran, üye ülkelerin kota dağılımını yeniden ayarlayan tasarı Genel Kurulda kabul edildi.

15 Temmuz:
-Türkiye ile Rusya Arasında Akkuyu’da Nükleer Güç Santralinin Tesisine ve İşletimine Dair İşbirliğine İlişkin Anlaşmayı onaylayan tasarı yasalaştı.

-Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terör konusunu görüşmek üzere CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile bir araya geldi.

-TBMM 2010 Üstün Hizmet Ödülleri, Mecliste düzenlenen törenle 75 kişi ve kuruluşa verildi.

21 Temmuz:
-Kamuoyunda ’’taş atan çocuklar düzenlemesi’’ olarak bilinen, Terörle Mücadele Yasası (TMY) ve bazı kanunlarda değişiklik öngören tasarı Genel Kurulda kabul edildi.

Meclis Tatile Girdi
23 Temmuz:
-Ağırlıklı olarak vergi konusunda düzenlemeler içeren ’’Torba Tasarı’’ yasalaştı.

-Meclis, yeni yasama yılının başlayacağı 1 Ekim 2010 tarihine kadar tatile girdi.

-TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun CHP’li üyeleri, ’’Ergenekon davası’’nın tutuklu sanıklarından Prof. Dr. Mehmet Haberal, Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan ile emekli Albay Atilla Uğur’u ziyaret etmek için Adalet Bakanlığına başvurdu.

28 Temmuz:
-TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, düzenlediği basın toplantısında Meclis’in 23. Dönem 4. Yasama Yılı’nı değerlendirdi.

29 Temmuz:
-CHP’nin, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesinde değişiklik öngören yasa teklifi TBMM Başkanlığına sunuldu.

3 Ağustos:
-Meclisin açılışının 90. yılı etkinlikleri kapsamında hazırlanan TBMM Albümü ’’tbmm.gov.tr’’ internet sitesine konuldu.

12 Ağustos:
-Bağımsız Milletvekili Zekai Özcan (Ankara) MHP’ye katıldı.

23 Ağustos:
-Görev süresi 30 Ağustos’ta dolacak olan Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin’e veda ziyaretinde bulundu.

Halkoylamasında Kabul
2 Eylül:
-AK Parti İstanbul Milletvekili Lokman Ayva, özürlülerin daha uygun şartlarda oy kullanabilmeleri için Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanlığına başvurdu.

-2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nda gümüş madalya kazanan (A) Milli Takımın oyuncuları, takımın başantrenörü Bogdan Tanjevic ve Basketbol Federasyonu Başkanı Turgay Demirel, TBMM Başkanı Şahin’i ziyaret etti.

12 Eylül:
-Anayasa değişikliği yapılan halk oylamasında kabul edildi.

23 Eylül:
-Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ile Adalet Bakanı Sadullah Ergin, BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve beraberindekilerle görüştü.

28 Eylül:
-CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici partisinden istifa etti.

29 Eylül:
-CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile eski Genel Başkan Deniz Baykal TBMM’de bir araya geldi.

1 Ekim:
TBMM’nin 23. Dönem 5. Yasama Yılı Başladı
-Genel Kurulun özel gündemli toplantısında yapılan konuşmalarda ’’yeni anayasa’’ konusu ön plana çıktı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yeni bir Anayasanın, tamamen sivil bir irade tarafından hazırlanması ihtiyacının çok açık olduğunu bildirdi. TBMM Başkanı Şahin, çağın şartlarına uygun, sivil anlayışla hazırlanacak bir Anayasanın gerekli olduğunun tüm kesimlerce dile getirildiğini söyledi.

-CHP Grup Başkanvekilliğine Kemal Anadol (İzmir), Muharrem İnce (Yalova) ve Akif Hamzaçebi (Trabzon) yeniden seçildi.

5 Ekim:
-MHP Grup Başkanvekilliğine Oktay Vural (İzmir) ve Mehmet Şandır (Mersin) yeniden seçildi.

-Başbakan Erdoğan, genel seçimler için en uygun tarihi ’’Haziran ayının ilk haftası’’ olarak düşündüklerini ifade etti.

-CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, ’’Başbakan Erdoğan’ın kullandığı dilin, artık Cumhurbaşkanı Gül’ü bile rahatsız ettiğini’’ savunarak, ’’Bu dili kullanmak, halka en büyük saygısızlıktır. Saygı Recep Bey’in defterinde var mı? Olduğunu zannetmiyorum’’ dedi.

-Başbakan Erdoğan, ’’Göktürk’’ adı verilen ve çalışmaları süren istihbarat uydusunun 2012’de uzaya fırlatılacağını söyledi.

-Kılıçdaroğlu ve Demirtaş’ın da aralarında bulunduğu 21 milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin tezkereler TBMM Başkanlığına sunuldu.

İlk Uygulama TBMM’de
6 Ekim:
-TBMM Genel Kurulunda, Sayıştay kontenjanına düşen Anayasa Mahkemesi üyeliği için seçim yapıldı. İlk tur oylamada sonuç alınamadı; 2. turda en yüksek oyu alan aday dışındaki iki adaya 1’er oy çıkınca tartışma yaşandı. Yeniden yapılan 2. turda, Anayasa Mahkemesi üyeliğine Hicabi Dursun seçildi. Böylece, Anayasa değişikliğinin ardından ilk uygulama TBMM’de hayata geçirildi.

-TSK unsurlarının, Irak’ın kuzeyinden Türkiye’ye yönelik terör tehdidi ve saldırılarının bertaraf edilmesi amacıyla sınır ötesi harekat düzenlemesi konusunda hükümete verilen yetkinin 17 Ekim 2010’dan itibaren bir yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi TBMM Başkanlığı’na sunuldu.

7 Ekim:
-TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde, cezaevlerinde incelemelerde bulunmak üzere alt komisyon kuruldu.

-CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun da aralarında bulunduğu 10 milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasına dair tezkereler TBMM Başkanlığına sunuldu.

11 Ekim:
-CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Hicabi Dursun’un Anayasa üyeliğine seçilmesine ilişkin oylamanın ’’geçersiz sayılması’’ istemiyle TBMM Başkanlığına başvurdu.

12 Ekim:
-MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) bazı üyelerinin istifasından, ’’adaleti, siyasi hırslarına feda eden Başbakan Erdoğan’ın ve ilgili bakanın sorumlu olduğunu’’ öne sürdü.

-Genel Kurulda, sınır ötesi operasyon konusunda hükümete verilen yetkinin 1 yıl daha uzatılmasına ilişkin Başbakanlık Tezkeresi kapalı oturumda kabul edildi.

13 Ekim:
-Genel Kurulda, Anayasa Mahkemesi üyeliğine, baro başkanlarının avukatlar arasından gösterdiği adaylardan Celal Mümtaz Akıncı seçildi.

14 Ekim:
-CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 29 Ekim’de Çankaya Köşkü’nde vereceği resepsiyona katılmayacaklarını bildirdi.

15 Ekim:
-TBMM Başkanı Şahin, Hicabi Dursun’un Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını bildirdi.

-2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Tasarısı, TBMM Başkanlığına sunuldu.

19 Ekim:
-Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff, TBMM Genel Kuruluna hitap etti.

-RTÜK’te boş bulunan üyeliğe CHP kontenjanından Prof. Dr. Korkmaz Alemdar seçildi.

-Sporda şiddet ve kulüplerin sorunlarına yönelik Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu.

20 Ekim:
-AK Parti Grup Başkanvekilleri, başörtüsü konusunu görüşmek üzere CHP, MHP ve BDP gruplarını ziyaret etti.

-AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, ’’üniversitede yaşanan başörtüsü sorununun çözümü için ortak çalışma grubu kurularak, konunun TBMM’de kalıcı bir çözüme kavuşturulması’’ önerdiklerini söyledi. CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, önerilen komisyona üye vermeyeceklerini bildirdi. MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır da ’’sorunun çözülmesini başından bu yana istediklerini’’ ifade etti. BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız ise konunun ’’din ve vicdan özgürlüğü kapsamında bir demokratikleşme paketi olarak ele alınması’’ görüşünü dile getirdi.

-Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, ’’Türkiye, tarımda, hiçbir zaman kendi kendine yeterli olmadı, o bir masaldı’’ dedi.

-Genel Kurulda, Sayıştay Kanunu Teklifi’ndeki ’’Performans denetimi’’ tanımının değiştirilmesi tartışmaya neden oldu.

21 Ekim:
-TBMM İnsan Hakları Komisyonu bünyesinde, cezaevlerinde inceleme yapmak üzere yeni bir alt komisyon kuruldu.

26 Ekim:
-BDP’li Hasip Kaplan, kapatılan DTP’li Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk’un milletvekilliğine geri dönmesine ilişkin dilekçeleri TBMM Başkanı Şahin’e sundu.

-Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2011 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısını Plan ve Bütçe Komisyonuna sundu.

-Bağımsız Milletvekili Seyit Eyyüpoğlu (Şanlıurfa) AK Parti’ye katıldı; Sabahattin Cevheri (Şanlıurfa) ise AK Parti’den istifa etti.

-Başbakan Erdoğan, ’’Cumhuriyet, sözde elitler tarafından değil bizzat bu millet tarafından kurulmuştur. Dolayısıyla, cumhuriyet asla ve asla belli bir zümrenin, belli bir kitlenin, belli bir grubun rejimi değil, bu milletin rejimidir; sahibi de bu aziz millettir’’ dedi.

-CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, ’’Recep Bey’den İnciler’ diye bir kitap yazacağız. Eğer sayfaları çok kalın olursa, adına Receplarousse diyeceğiz’’ şeklinde konuştu.

-BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak, ’’Tek taraflı olarak sürekli PKK’dan beklenen bir yaklaşımla Kürt sorununu çözmenin mümkün olmadığını’’ söyledi.

-AK Parti İstanbul Milletvekili Özlem Piltanoğlu Türköne ’’Küresel Eylem İçin Parlamenterler’’ (PGA) örgütü yönetim kuruluna seçildi.

-AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak, görevini kötüye kullanan kamu görevlilerine uygulanan hapis cezasında indirim öngören kanun teklifini TBMM Başkanlığına sundu. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, TCK’nın ’’görevi kötüye kullanma’’ başlıklı maddesinin ’’kanundan tümüyle çıkarılması gerektiğini’’ savundu.

TBMM’de Kasım Ayı ile Aralık Ayının İlk Yarısına Kadar Geçen Süreçte Yaşanan Bazı Önemli Gelişmeler Şöyle:
1 Kasım:
-Plan ve Bütçe Komisyonunda, 2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın tümü üzerindeki görüşmeler başladı.

-TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, kapatılan DTP’nin Genel Başkanı Ahmet Türk ile Aysel Tuğluk’un, milletvekilliğine geri dönmek için yaptıkları başvuruya, ’’Karar verecek merci TBMM veya TBMM Başkanlığı olmadığından, talebiniz hakkında yapılabilecek bir işlem bulunmamaktadır’’ yanıtını verdi.

2 Kasım:
-MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ’’Hükümetin artık yıkım projesinden tamamıyla vazgeçmesinin ve İmralı’dan örgütünü yönetmeye devam eden canavarın ağzını kapatmasının vakti gelmiş ve hatta geçmektedir’’ dedi.

-Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, gazeteci Oktay Ekşi’nin köşe yazısında kullandığı ifadelere ilişkin, ’’Bu tür yazıyı yazanların, Basın Konseyi gibi ahlak ilkelerini öne çıkaran ve ’Basın ahlak ilkelerine önem verdiğini’ iddia eden bir konseyin başında olması Türkiye için yüz karasıdır’’ diye konuştu.

-CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Çankaya Köşkü’ndeki Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna katılmamasına yönelik eleştirilerle ilgili, ’’Sen gittin, ne oldu, boyun mu uzadı? Ben cumhura gittim, hak arayan işçi kadına gittim, elinden tuttum. ’Senin hakkını biz koruyacağız’ dedim. Sen mi iyi iş yaptın, ben mi iyi iş yaptım?’’ sözlerini sarf etti.

-CHP Genel Sekreteri Önder Sav, Genel Başkan Kılıçdaroğlu ile aralarında hiçbir görüş ayrılığı bulunmadığını ifade ederek, ’’Olsa gereğini yaparım’’ dedi.

-Sağlık Bakanı Recep Akdağ, 8 yıldır görev yaptığını belirterek, ’’Kadınların elini sıkma konusunda hiçbir probleminin olmadığını bütün kamuoyunun yakından bildiğini’’ kaydetti.

-Adalet Komisyonu, görevini kötüye kullanan kamu görevlilerine uygulanan hapis cezalarında indirime gidilmesini öngören kanun teklifini kabul etti.

4 Kasım:
-RTÜK Kanunu Tasarısı, TBMM Anayasa Komisyonunda kabul edildi.

Sözleşmeli Er Uygulaması
5 Kasım:
-Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, sözleşmeli er konusunda çalışma yürüttüklerini belirterek, ’’bu çalışmanın profesyonelleşme öncesi önemli bir adım olduğunu’’ kaydetti.

9 Kasım:
-Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, gelecek yıl 55 bin yeni kadrolu öğretmen alınacağını bildirdi.

-MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ’’geçmişte beraber olup da bir sebeple ayrı düştükleri tüm dava arkadaşlarını içine alan bir güçbirliği yapmak amacıyla yola çıktıklarını’’ söyledi.

10 Kasım:
-TBMM Başkanı Şahin, BDP Grup toplantısında Türkçeden başka bir dille hitap edilmesinin Siyasi Partiler Kanunu’na aykırı olduğunu belirtti.

11 Kasım:

-HSYK Kanunu Tasarısı, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi.

-Devlet Bakanı Faruk Özak, maçlarda şiddet uygulayan, spor dışı hareket yapan, hakeme taş atan ve bunun gibi suçlara karışanların anında mahkemeye çıkarılması ve hiçbir müsabakaya sokulmaması gerektiğini söyledi.

25 Kasım:
-Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) konulu panelde, sigarayı bırakan milletvekillerine sertifika ve plaket verildi.

-TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, üniversitelerdeki ’’iş yerinde taciz’’ (mobbing) iddialarını araştırmak üzere alt komisyon kurdu.

-YURTKUR’un yeniden yapılandırılmasına ilişkin hükümler de içeren kanun teklifi yasalaştı.

26 Kasım:
-2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı, yaklaşık 3 hafta süren görüşmelerin ardından TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi.

29 Kasım:
-Bazı kamu alacaklarının yeniden yapılandırılması ile bazı finans kurumlarının İstanbul’a taşınmasını da öngören 113 maddelik ’’Torba Tasarı’’ TBMM Başkanlığına sunuldu.

1 Aralık:
-TBMM İdare Amiri ve AK Parti Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz, Meclis Posta Dağıtım Bürosunun, bundan böyle PTT ya da kurye gibi kanallardan gelen materyallerin dağıtımını yapmayacağını bildirdi.

-AK Parti, CHP, MHP ve BDP Grup Başkanvekilleri, Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu ve bunların uygulamasına ilişkin tasarılar ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı’nın 11-20 Ocak 2011 arasında yasalaşması konusunda uzlaştı.

-AK Parti Milletvekilleri Eyüp Ayar, Veysi Kaynak ve Abdullah Çalışkan, Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınması için yasa teklifi verdi.

2 Aralık:
-İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Wikileaks belgelerini değerlendirirken, ’’Dedikoduyla diplomasi yapmak gibi… Daha çok böyle görüyorum. Ortadoğu’da bu konunun içinde fazla geçmeyen veya bu gelişmelerin lehinde göründüğü ülke de İsrail gibi görünüyor’’ dedi.

3 Aralık:
-TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, bazı kamu alacaklarının yeniden yapılandırılmasını da öngören ’’Torba Tasarı’’yı alt komisyona sevk etti.

-Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin, açığa alınan 3 generalin yürütmeyi durdurma istemini reddetmesini ’’fevkalade önemli bulduğunu’’ belirterek, ’’Bugüne kadar işletilmeyen ama kanunda var olan bu maddenin bakanlar tarafından kullanılabileceği, kullanılmasının da engellenemeyeceği ortaya çıkmıştır’’ dedi.

-Sayıştay Kanunu Teklifi yasalaştı.

6 Aralık:
-AK Parti Bolu Milletvekili Fatih Metin ve arkadaşları, hakim ve savcıların yaptıkları işlem/verdikleri karar nedeniyle haklarında tazminat davası açılamayacağını da öngören kanun teklifini TBMM Başkanlığına sundu.

8 Aralık:
-Görevinin gereklerine aykırı hareket ederek, kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına neden olan, kişilere haksız menfaat sağlayan kamu görevlisine verilen hapis cezasının alt sınırını 1 yıldan 6 aya, üst sınırını da 3 yıldan 2 yıla indiren kanun teklifi yasalaştı.

9 Aralık:
-Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Arınç, SBF’de öğrencilerin yumurtalı protesto eylemine maruz kalan TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu’ya geçmiş olsun ziyaretinde bulundu ve eylemi ’’saldırı’’ olarak niteledi. Kuzu ise dekan ve rektörün istifa etmesi gerektiği yolundaki görüşlerini yineledi.

11 Aralık:
-Anayasa değişikliğiyle yeniden yapılandırılan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) yeni yapısına ilişkin düzenlemeler içeren HSYK Kanunu Tasarısı yasalaştı.

-CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, eski Genel Başkan Deniz Baykal ve eski Genel Sekreter Önder Sav ile TBMM’de görüştü. Baykal, yaptığı açıklamada, olağanüstü kurultayda Parti Meclisi (PM) seçiminin çarşaf listeyle yapılmasını istedi. Sav ise ’’Çarşaf listeyi örgütün daha sempatiyle karşılayacağını’’ söyledi.

13 Aralık:
-TBMM Genel Kurulu’nda, 2011 yılı bütçesi görüşülmeye başlandı.

-Bütçenin tümü üzerinde söz alan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, ’’2011 yılı bütçesinin umut vaat etmediğini’’ savundu. Kılıçdaroğlu, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki ile ilgili ’’yolsuzluk’’ iddiasını gündeme getirdi.

-Başbakan Erdoğan, bütçenin, ’’seçim nedeniyle popülizme başvurmayan, ’seçim var’ diyerek hedeflerinden vazgeçmeyen bir bütçe olduğunu’’ ifade etti. Kılıçdaroğlu’nun ’’Kayseri’de yolsuzluk’’ iddiasını da yanıtlayan Erdoğan, ’’Belediye başkanı, cumhuriyet başsavcılığına gönderdiği yazılı şikayet ile belediye çalışanı Hacı Ali Hamurcu’yu yolsuzluktan ihbar etmiş. Yargılama iki yıl sürmüş ve adı geçen şahıs 6 yıl 14 gün cezaya mahkum olmuş, cezası da Yargıtay’ca onaylanmış. Bu zat cezaevinde. Yine çaktın, yine çaktın…’’ dedi.

TBMM’de 2010′da Yaşanan Önemli Olaylar
2010 yılında Türkiye Büyük Millet Meclis’inde yaşanan önemli olaylar, gelişmeler şöyle:

Yayına Giriş: 20.12.2010 11:11:58
Güncelleme: 20.12.2010 11:38:42

Meclis’te Ocak, Şubat, Mart ve Nisan Aylarında Yaşanan Bazı Önemli Gelişmeler Şöyle:

12 Ocak:
-DSP milletvekilleri Harun Öztürk (İzmir) ile Hüseyin Pazarcı (Balıkesir) partilerinden istifa etti.

-Depremin etkilerini en aza indirmek için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu.

21 Ocak:
-Üniversiteler ile kamudaki sağlık personelinin tam gün çalışmasını öngören yasa tasarısı TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.

28 Ocak:
-Ekonomik kriz önlemlerinin süresini uzatan, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı yasalaştı.

İkinci Kez Araştırma Komisyonu

2 Şubat:
-Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TEKEL işçilerinin Ankara’daki eylemiyle ilgili, ’’Amaç hak arayışı değil, hükümete karşı aleni bir kampanyaya dönüşmüştür. Pankartlara, sloganlara bakın; şahsımı, partimi hedef alan edep dışı, terbiye dışı bir üslup kullanılıyor’’ dedi.

-Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) deniz unsurlarının, Aden Körfezi bölgesindeki görev süresinin 1 yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi Genel Kurulda kabul edildi.

-Eski BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasıyla ilgili ikinci kez Meclis Araştırma Komisyonu kurulması kararlaştırıldı.

3 Şubat:
-TBMM Genel Kurulunda, MHP’lilerin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi. Görüşmeler sırasında AK Parti ve MHP’liler arasında gerginlik yaşandı.

16 Şubat:
-BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, ’’Habur girişleriyle’’ ilgili, ’’O dönem hiçbir parti yetkilimiz, hiçbir hükümet yetkilisiyle görüşme yapmamış, bir taahhüt talep etmemiş, herhangi bir taahhüt de almamıştır’’ dedi.

-CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, cumhurbaşkanının görev süresinin ’’tartışmaya yer olmayacak şekilde açık olduğunu’’ ifade ederek, ’’Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ne zaman seçilmiş olursa olsun bu Anayasa göre o süre içinde görev yapar, o da 5 yıldır’’ dedi.

-Kayıp çocuklar konusunda Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu.

17 Şubat:
-Terörle mücadelede ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak üzere İçişleri Bakanlığına bağlı ’’Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı’’ kurulmasını öngören tasarı TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.

23 Şubat:
-CHP Genel Başkanı Baykal, ’’Balyoz Güvenlik Harekatı Planı’’ iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma konusunda ’’Bu hukuk süreci değil, siyasal hesaplaşma sürecidir’’ dedi.

25 Şubat:
-Başbakan Erdoğan, ’’Türkiye artık zamanında seçimleri yapmaya alışacaktır. AK Parti’nin gündeminde, AK Parti iktidarının gündeminde kesinlikle bir erken seçim yoktur’’ dedi.

-TBMM Genel Kurulu’nda, CHP’lilerin İçişleri Bakanı Beşir Atalay hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.

-Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’na (TOKİ) ait arazi ve arsalara emlak vergisi muafiyeti getiren tasarı yasalaştı.

Halkoyuna Sunma Süresi Kısaldı

2 Mart:
-Başbakan Erdoğan, Türkiye’de yaşananın normalleşme, kurumların görevlerini yapması, demokrasinin güçlenmesi, kirli oyunların, kirli senaryoların deşifre edilmesi ve bunlardan hukuk önünde hesap sorulması olduğunu belirterek, ’’Yaşananlar, demokrasi ve hukukun sözde değil, özde hayata geçmesidir’’ dedi.

3 Mart:
-Anayasa değişikliklerinin halk oylamasına sunulma süresini 120 günden 60 güne indiren kanun teklifi yasalaştı.

4 Mart:
-TBMM Genel Kurulu’nda, Hazar Bölgesi ve Ortadoğu doğalgazının, boru hattı ile Avrupa’ya taşınmasını öngören NABUCCO Projesi’ne ilişkin tasarı kabul edildi.

11 Mart:
-Kamuoyunda ’’Hal Yasası’’ olarak bilinen Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı yasalaştı.

12 Mart:
-Bazı illerin milletvekili sayısı yeniden belirlendi. Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) kararına göre, İstanbul’un milletvekili sayısı 70’den 84’e, Ankara’nın milletvekili sayısı 29’dan 31’e, İzmir’in milletvekili sayısı ise 24’den 26’ya yükseldi.

18 Mart:
-Biyogüvenlik Kanunu Tasarısı yasalaştı.

Anayasa Değişikliği Taslağı
22 Mart: -AK Parti’nin anayasa değişikliği teklifi taslağı, Cemil Çiçek, Sadullah Ergin ve Bekir Bozdağ tarafından muhalefet partilerine verildi.

23 Mart:
-Başbakan Erdoğan, Anayasa değişikliği taslağının ’’kişisel beklentilerle, politik hesapların değil, Türkiye’nin ihtiyaçlarını gözeten mantıkla hazırlandığını’’ söyledi

-CHP Genel Başkanı Baykal, anayasa değişikliği taslağını, ’’AKP prodüksiyonu, made by AKP’’ diye eleştirerek, ’’Böyle anayasa değişikliği olmaz; olursa millet tarafından benimsenmez’’ dedi.

24 Mart:
-Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı kurulmasını öngören tasarı yasalaştı.

Yeni Değişiklik Teklifi
1 Nisan: -TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, AK Parti’li milletvekillerince hazırlanan anayasa değişikliği teklifinde imzası olmadığını bildirdi.

2 Nisan:
-BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve 12 milletvekili hakkındaki dokunulmazlığın kaldırılmasına ilişkin 15 dosya TBMM Başkanlığına sunuldu.

5 Nisan:
-AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç, Anayasa değişikliği teklifindeki imzaları geri çekerek ’’Bu konudaki anlamsız tartışmaya son noktayı koyduklarını’’ söyledi. Genel Başkan Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu 265 AK Parti’linin imzasıyla yeni ’’Anayasa Değişikliği Teklifi’’ TBMM Başkanlığına sunuldu.

6 Nisan:
-TBMM Başkanı Şahin, Anayasa değişikliği teklifinin yeniden verilmesi konusunda, ’’Bu kendi takdirleridir. Ben hiçbir zaman imzalamadım’’ dedi.

-CHP Genel Başkanı Baykal, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, anayasa değişikliği teklifinde itiraz ettikleri üç maddeyi ayırarak referanduma sunacağını açıklamasını istedi ve ’’Eğer Sayın Cumhurbaşkanı böyle bir açıklama yaparsa, bir uzlaşma yaklaşımını, en iyiniyetle sonuna kadar gerçekleştiririz’’ dedi.

8 Nisan:
- TBMM Genel Kurulunda, BDP’li Hasip Kaplan (Şırnak) ve Sırrı Sakık’ın (Muş), ’’Türk Bayrağıyla bir sorunlarının olmadığına’’ yönelik sözleri üzerine, AK Parti’li Kürşad Tüzmen (Mersin), ’’Bunun yetmeyeceğini, ’Türk bayrağı bizim bayrağımızdır’ demeleri’’ gerektiğini söyledi. Kaplan, nüfus cüzdanını çıkararak, ’’Burada Rus bayrağı yok’’ diye tepki gösterdi.

9 Nisan:
-BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız, Anayasa değişikliği teklifi konusunda ’’AK Parti ile herhangi bir pazarlıklarının sözkonusu olamayacağını’’ dile getirdi.

-AK Parti Grup Başkanvekili Kılıç, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın Anayasa değişikliği teklifine yönelik eleştirileri konusunda, ’’Türkiye’nin hassas süreçlerinde kimsenin herhangi bir parti hakkında kapatma davası gibi bir yaklaşımı gündeme getirmemesi gerektiğini’’ söyledi.

12 Nisan:
-AK Parti Ankara Milletvekili Mehmet Zekai Özcan partisinden istifa etti.

-CHP Grup Başkanvekilleri Kemal Anadol, Hakkı Suha Okay ve Kemal Kılıçdaroğlu, Anayasa değişikliği teklifi konusunda AK Parti ve MHP gruplarını ziyaret etti.

-TBMM Başkanı Şahin, kapatılan DTP’nin Genel Başkanı Ahmet Türk’e yapılan yumruklu saldırıyı kınadı.

13 Nisan:
- CHP Grup Başkanvekilleri Anayasa değişikliği teklifi konusundaki önerileriyle ilgili BDP grubunu ziyaret etti; ardından da TBMM Başkanı Şahin’e giderek, yaptıkları temas ve düşüncelerini aktardı.

-TBMM Şahin, Anayasa değişikliği teklifiyle ilgili AK Parti Grup Başkanvekilleri Bekir Bozdağ ve Mustafa Elitaş’ı kabul etti.

15 Nisan:
-TBMM Genel Kurulunda, 6 yeni vakıf üniversitesi kurulmasına ilişkin tasarı kabul edildi.

19 Nisan:
-TBMM Genel Kurulunda, anayasa değişikliği teklifinin tümü üzerindeki 1. tur görüşmelere başlandı.

-Başbakan Erdoğan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’a yumruk atan kişiyi, ’’haddini ve kendini bilmez’’ olarak niteledi ve ’’Bunlar nereye mensuptur, neyin nesidir? Bunların hepsi ortaya çıkacak’’ dedi.

23 Nisan:
-TBMM Genel Kurulu, Meclis’in açılışının 90. yıldönümünde özel gündemle toplandı.

-BDP Grup Başkanvekili Yıldız, anayasa değişikliği konusunda referanduma kadar görüşmeye açık olduklarını belirterek, ’’Bizimle görüşülür ve Terörle Mücadele Kanunu ile Türk Ceza Kanununda düzenleme yapılacağı belirtilirse ikinci turda destek verebiliriz’’ dedi.

Et İthalatı
24 Nisan:
-Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, et ithalatı için pazar araştırması yaptıklarını ve bir hafta içinde sonuçlandıracaklarını açıkladı.

26 Nisan:
-Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, basında yer alan, Siirt’in Pervari ilçesindeki ’’cinsel istismar’’ olayının yaklaşık bir yıl önce meydana geldiğini, Cumhuriyet Savcılığınca soruşturma açıldığını, bazı zanlıların yargılamasının tamamlandığını bildirdi.

-Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, TSK’nın terörle mücadelesi ile ’’demokratik açılım’’ arasında bir ilişki kurmadıklarını belirterek, ’’Terörle mücadele bütün hızıyla devam etmektedir’’ dedi.

-Başbakan Erdoğan, Türkiye’de et ithalatıyla fiyatların istenen düzeye çekileceğine inandığını belirterek, ’’Çekmediği takdirde, Et ve Balık Kurumu başta olmak üzere, bu süreci bu şekilde devam ettireceğiz’’ dedi.

27 Nisan:
-BDP Genel Başkanı Demirtaş, Siirt’teki ’’cinsel istismar’’ olayını değerlendirirken, ’’Sayın Başbakan, ’bu işi abartmayın’ demek yerine, bu işi abartmalıdır’’ dedi.

28 Nisan:
-Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Anayasa değişikliği teklifinin, uluslararası uygulamalar ve belgeler ile çağdaş demokrasinin yerleştiği ülkelerdeki uygulamalarla paralel bir düzenleme olduğunu söyledi.

-TBMM Genel Kurulunda, Başbakan Erdoğan hakkında verilen gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.

-TBMM Genel Kurulunda, Anayasa değişikliği teklifi üzerindeki görüşmelerin 1. turu tamamlandı.

Meclis’te, Mayıs ve Haziran Aylarında Yaşanan Bazı Önemli Gelişmeler Şöyle:
2 Mayıs:
-Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP lideri Deniz Baykal’ın hükümete yönelik ’’Hitler’’ benzetmesine yanıt verdi. Erdoğan, ’’Son derece çirkin, son derece münasebetsiz bir benzetme de yaparak kendisini Churchill’e, bu ülkenin hükümetini de Hitler’e benzetiyor. Eğer illa Hitlere benzetecek bir siyasi figür arıyorlarsa, kendi genel merkezlerindeki eski genel başkan fotoğraflarına baksınlar. Orada Führer’e özenip, kendisine ’Milli Şef’ dedirtmiş genel başkanlarının Hitlervari bıyıklarının altından kendilerine gülümsediğini görecekler. Ona baksınlar’’ diye konuştu.

3 Mayıs:
-CHP, Siirt’teki ’’cinsel istismar’’ iddiaları konusunda Meclis Araştırması açılmasını istedi.

-Genel Kurulda, Anayasa değişikliği teklifi üzerindeki görüşmelerin 2. turunda, parti kapatmayı zorlaştırıcı hükümler getiren 8. madde yeterli oyu alamadı ve metinden düştü.

-Başbakan Erdoğan, Anayasa değişikliği teklifinin 8. maddesinin reddi konusunda, ’’Ben demokratik parlamenter sistemin bir gereği olan bu neticeyi hayırlı buluyorum. Tabii gönlüm bundan yana değil’’ dedi.

4 Mayıs:
-CHP Genel Başkanı Baykal, karşı çıktıkları diğer iki maddenin de anayasa değişikliği teklifinden düşmesi durumunda tümü üzerindeki oylamada ’’evet’’ oyu vereceklerini söyledi.

5 Mayıs:
-TBMM Genel Kurulunda, Anayasa değişikliği teklifinin 2. tur görüşmelerinde, ’’Hitler benzetmesi’’ konusunda, AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında tartışma yaşandı.

6 Mayıs:
-Başbakan Erdoğan, Anayasa değişikliği teklifinin bir maddesinin reddi konusunda, ’’8. maddede olan olmuştur. O maddeye oy vermeyenler düşünsün. Biz bugüne kadar o maddenin bize sağladıklarıyla yürümedik. Bundan sonra da aynı şekilde yolumuza devam edeceğiz’’ dedi.

7 Mayıs:
-Anayasa değişikliği teklifinin tümü üzerinde yapılan oylamada 72 ret, 336 kabul oyu kullanıldı. Anayasaya göre, teklif, 330-367 oy aralığında kabul edildiği için halkoyuna sunulacak.

-MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Anayasa değişikliği teklifinin kabulü konusunda, ’’Buradaki çalışmalarımızı, halk oylamasında meydanlara taşıyarak, sonucun değiştirilmesi için gayretlerimizi sürdüreceğiz’’ dedi.

-Meclis kulislerinde CHP lideri Deniz Baykal ile Ankara Milletvekili Nesrin Baytok’a ait olduğu öne sürülen görüntülerin internette yer alması konuşuldu.

-Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı TBMM Başkanlığına sunuldu.

Deniz Baykal’ın İstifası
10 Mayıs:
-Baykal, internette yer alan görüntüler ve sonraki sürecin ardından CHP Genel Başkanlığından istifa etti.

11 Mayıs:
-TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Baykal’ın istifa etmek durumunda kalmasından büyük üzüntü duyduğunu söyledi.

-CHP Grubu, Baykal’ın istifasının ardından, Grup Başkanvekili Kemal Anadol başkanlığında toplanarak durum değerlendirmesi yaptı. Genel Sekreteri Önder Sav, yaptığı açıklamada, ’’Baykal istifa etti gitti diye kimse avucunu ovuşturmasın’’ dedi.

14 Mayıs:
-CHP, Anayasa değişikliğinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurdu.

-CHP Grup Başkanvekili Kılıçdaroğlu, Genel Başkanı adayı olup olmayacağı yönünde bir tartışmaya girmek istemediğini söyledi.

17 Mayıs:
-CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, genel başkanlığa adaylığını açıkladı. Kılıçdaroğlu ’’Partinin bölüneceğine inanmadığını’’ belirterek, ’’Farklı düşünceler olabilir ama bu bölünme sürecini getirmez’’ dedi. Grup Başkanvekilleri Kemal Anadol ve Hakkı Süha Okay ile bir grup milletvekili Kılıçdaroğlu’na destek verdi.

24 Mayıs:
-Milli Eğitim Bakanlığına, 2010 yılı içinde 25 bin öğretmen kadrosuna atama yapılmasını öngören yasa tasarısı TBMM Başkanlığına sunuldu.

25 Mayıs:
-Başbakan Erdoğan, Zonguldak’ta 30 kişinin hayatını kaybettiği grizu faciası konusunda, ’’Devlet ciddiyeti önce kazazedeleri kurtarmayı sonra yaraları telafi etmeyi sonra idari ve hukuki inceleme ve işlemi başlatmayı gerektirir’’ dedi.

-Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Zonguldak’taki grizu patlamasına ilişkin, ’’Maden kazaları üzerinden siyaset yapılamayacak bir konudur’’ diye konuştu.

-Sayıştay Kanunu Teklifi, Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi.

-Gelir vergisi dilimleri ve uygulanacak vergi oranlarını yeniden belirleyen düzenlemeyi de içeren Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı TBMM Başkanlığına sunuldu.

İsrail’e Tepkiler
1 Haziran:
-Akdeniz Parlamenter Asamblesi Türk Grubu, İsrail’in Gazze’ye yardım götüren gemilere saldırısını kınadı.

-Başbakan Erdoğan, İsrail’in yardım gemilerine saldırısını, ’’her türlü laneti hak etmiş bir katliam’’ olarak niteledi ve ’’Türkiye Cumhuriyeti, uluslararası hukukun ve diplomasinin bütün imkanlarını kullanmaktadır ve bundan sonra da kullanacaktır’’ dedi.

-BDP Genel Başkanı Demirtaş, ’’Hükümetin, komşularla sıfır problem üzerine ilişki yürüttüğünü iddia ettiğini, ancak bir yardım konvoyunu Gazze kıyılarına ulaştırmayı başaramadığını’’ söyledi.

-CHP Grup Başkanvekilliğine Akif Hamzaçebi (Trabzon) ve Muharrem (Yalova) İnce seçildi.

-Bağımsız milletvekilleri Emrehan Halıcı (Ankara) ve Kamer Genç (Tunceli) CHP’ye katıldı.

2 Haziran:
-TBMM Genel Kurulunda, Gazze’ye yardım götüren gemilere yönelik saldırıyı kınayan deklarasyon kabul edildi.

4 Haziran:
-TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, İsrail’in yardım gemilerine saldırısını kınayan mektubu birçok ülkedeki 75 muadil komisyon ile uluslararası kuruluşlara gönderdi.

8 Haziran:
-Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Anayasa Mahkemesinin, anayasa değişikliğine ilişkin kanunu şekil yönünden inceleme kararı vermesini değerlendirirken, ’’Mahkeme, kesinlikle esasa girmeyecektir, esas konusunda bir karar vermemelidir’’ dedi.

-CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin ve Erzincan Milletvekili Erol Tınastape’nin ’’Ergenekon soruşturması’’ ile ilgili dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin tezkereler TBMM Başkanlığına sunuldu.

14 Haziran:
-Demokratik Sol Halk Partisi (DSHP) Genel Başkanı Rahşan Ecevit, partiyi kapatma kararı aldıklarını bildirdi.

16 Haziran:
-Kamuoyunda ’’taş atan çocuklar’’ olarak bilinen çocuklarla ilgili Terörle Mücadele Yasası (TMY) ve bazı kanunlarda değişiklik öngören teklif, konuya ilişkin tasarıyla birleştirilerek, alt komisyona gönderildi.

21 Haziran:
-DSP Genel Başkanı Masum Türker, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e mektup göndererek, parlamentoda temsil edilen partilerin liderlerinin bir masa etrafında toplanmasını ve terör konusunda çözümün ortak aranmasını isteyeceklerini söyledi.

22 Haziran:
-Başbakan Erdoğan, terörle mücadelede ne gerekiyorsa yapıldığını, kendilerinden ne talep edildiyse verildiğini söyledi.

23 Haziran:
-Adalet Bakanı Sadullah Ergin, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı’nın, Adalet Bakanlığı Müsteşarı Ahmet Karaman ile şubat ayında gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin, ’’İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının, başsavcı vekillerinden herhangi birinin veya Cumhuriyet savcılarının idari görevleriyle ilgili bakanlığımızda görevli yetkililerle görüşmeleri olağandır, hizmetin gereğidir’’ dedi.

24 Haziran:
-Lübnan’da, Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) bünyesindeki Türk askerinin görev süresinin, 5 Eylül 2010’dan itibaren 1 yıl daha uzatılması konusunda hükümete izin verilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresi kabul edildi.

29 Haziran:
-Resmi ziyaret için Türkiye’ye gelen Endonezya Cumhurbaşkanı Susilo Bambang Yudhoyono, TBMM Genel Kurulu’na hitap etti.

TBMM’de Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim Aylarında Yaşanan Önemli Olaylar Şöyle:
1 Temmuz:
-İzmir Bağımsız Milletvekili Recai Birgün, CHP’ye üyelik için yaptığı başvuruyu geri çekti.

-Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilat Kanunu Tasarısı Genel Kurulda kabul edildi.

6 Temmuz:
-Bağımsız Milletvekili Ahmet Tan (İstanbul) CHP’ye katıldı.

7 Temmuz:
-Dışişleri Bakanlığının yeniden yapılandırılmasını öngören tasarı yasalaştı.

13 Temmuz:
-Bağımsız milletvekillerinden Mücahit Pehlivan (Ankara) AK Parti’ye; Tayfun İçli (Eskişehir) ise CHP’ye katıldı.

14 Temmuz:
-Türkiye’nin IMF’deki temsil gücünü artıran, üye ülkelerin kota dağılımını yeniden ayarlayan tasarı Genel Kurulda kabul edildi.

15 Temmuz:
-Türkiye ile Rusya Arasında Akkuyu’da Nükleer Güç Santralinin Tesisine ve İşletimine Dair İşbirliğine İlişkin Anlaşmayı onaylayan tasarı yasalaştı.

-Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terör konusunu görüşmek üzere CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile bir araya geldi.

-TBMM 2010 Üstün Hizmet Ödülleri, Mecliste düzenlenen törenle 75 kişi ve kuruluşa verildi.

21 Temmuz:
-Kamuoyunda ’’taş atan çocuklar düzenlemesi’’ olarak bilinen, Terörle Mücadele Yasası (TMY) ve bazı kanunlarda değişiklik öngören tasarı Genel Kurulda kabul edildi.

Meclis Tatile Girdi
23 Temmuz:
-Ağırlıklı olarak vergi konusunda düzenlemeler içeren ’’Torba Tasarı’’ yasalaştı.

-Meclis, yeni yasama yılının başlayacağı 1 Ekim 2010 tarihine kadar tatile girdi.

-TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun CHP’li üyeleri, ’’Ergenekon davası’’nın tutuklu sanıklarından Prof. Dr. Mehmet Haberal, Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan ile emekli Albay Atilla Uğur’u ziyaret etmek için Adalet Bakanlığına başvurdu.

28 Temmuz:
-TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, düzenlediği basın toplantısında Meclis’in 23. Dönem 4. Yasama Yılı’nı değerlendirdi.

29 Temmuz:
-CHP’nin, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesinde değişiklik öngören yasa teklifi TBMM Başkanlığına sunuldu.

3 Ağustos:
-Meclisin açılışının 90. yılı etkinlikleri kapsamında hazırlanan TBMM Albümü ’’tbmm.gov.tr’’ internet sitesine konuldu.

12 Ağustos:
-Bağımsız Milletvekili Zekai Özcan (Ankara) MHP’ye katıldı.

23 Ağustos:
-Görev süresi 30 Ağustos’ta dolacak olan Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin’e veda ziyaretinde bulundu.

Halkoylamasında Kabul
2 Eylül:
-AK Parti İstanbul Milletvekili Lokman Ayva, özürlülerin daha uygun şartlarda oy kullanabilmeleri için Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanlığına başvurdu.

-2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nda gümüş madalya kazanan (A) Milli Takımın oyuncuları, takımın başantrenörü Bogdan Tanjevic ve Basketbol Federasyonu Başkanı Turgay Demirel, TBMM Başkanı Şahin’i ziyaret etti.

12 Eylül:
-Anayasa değişikliği yapılan halk oylamasında kabul edildi.

23 Eylül:
-Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ile Adalet Bakanı Sadullah Ergin, BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve beraberindekilerle görüştü.

28 Eylül:
-CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici partisinden istifa etti.

29 Eylül:
-CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile eski Genel Başkan Deniz Baykal TBMM’de bir araya geldi.

1 Ekim:
TBMM’nin 23. Dönem 5. Yasama Yılı Başladı
-Genel Kurulun özel gündemli toplantısında yapılan konuşmalarda ’’yeni anayasa’’ konusu ön plana çıktı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yeni bir Anayasanın, tamamen sivil bir irade tarafından hazırlanması ihtiyacının çok açık olduğunu bildirdi. TBMM Başkanı Şahin, çağın şartlarına uygun, sivil anlayışla hazırlanacak bir Anayasanın gerekli olduğunun tüm kesimlerce dile getirildiğini söyledi.

-CHP Grup Başkanvekilliğine Kemal Anadol (İzmir), Muharrem İnce (Yalova) ve Akif Hamzaçebi (Trabzon) yeniden seçildi.

5 Ekim:
-MHP Grup Başkanvekilliğine Oktay Vural (İzmir) ve Mehmet Şandır (Mersin) yeniden seçildi.

-Başbakan Erdoğan, genel seçimler için en uygun tarihi ’’Haziran ayının ilk haftası’’ olarak düşündüklerini ifade etti.

-CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, ’’Başbakan Erdoğan’ın kullandığı dilin, artık Cumhurbaşkanı Gül’ü bile rahatsız ettiğini’’ savunarak, ’’Bu dili kullanmak, halka en büyük saygısızlıktır. Saygı Recep Bey’in defterinde var mı? Olduğunu zannetmiyorum’’ dedi.

-Başbakan Erdoğan, ’’Göktürk’’ adı verilen ve çalışmaları süren istihbarat uydusunun 2012’de uzaya fırlatılacağını söyledi.

-Kılıçdaroğlu ve Demirtaş’ın da aralarında bulunduğu 21 milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin tezkereler TBMM Başkanlığına sunuldu.

İlk Uygulama TBMM’de
6 Ekim:
-TBMM Genel Kurulunda, Sayıştay kontenjanına düşen Anayasa Mahkemesi üyeliği için seçim yapıldı. İlk tur oylamada sonuç alınamadı; 2. turda en yüksek oyu alan aday dışındaki iki adaya 1’er oy çıkınca tartışma yaşandı. Yeniden yapılan 2. turda, Anayasa Mahkemesi üyeliğine Hicabi Dursun seçildi. Böylece, Anayasa değişikliğinin ardından ilk uygulama TBMM’de hayata geçirildi.

-TSK unsurlarının, Irak’ın kuzeyinden Türkiye’ye yönelik terör tehdidi ve saldırılarının bertaraf edilmesi amacıyla sınır ötesi harekat düzenlemesi konusunda hükümete verilen yetkinin 17 Ekim 2010’dan itibaren bir yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi TBMM Başkanlığı’na sunuldu.

7 Ekim:
-TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde, cezaevlerinde incelemelerde bulunmak üzere alt komisyon kuruldu.

-CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun da aralarında bulunduğu 10 milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasına dair tezkereler TBMM Başkanlığına sunuldu.

11 Ekim:
-CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Hicabi Dursun’un Anayasa üyeliğine seçilmesine ilişkin oylamanın ’’geçersiz sayılması’’ istemiyle TBMM Başkanlığına başvurdu.

12 Ekim:
-MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) bazı üyelerinin istifasından, ’’adaleti, siyasi hırslarına feda eden Başbakan Erdoğan’ın ve ilgili bakanın sorumlu olduğunu’’ öne sürdü.

-Genel Kurulda, sınır ötesi operasyon konusunda hükümete verilen yetkinin 1 yıl daha uzatılmasına ilişkin Başbakanlık Tezkeresi kapalı oturumda kabul edildi.

13 Ekim:
-Genel Kurulda, Anayasa Mahkemesi üyeliğine, baro başkanlarının avukatlar arasından gösterdiği adaylardan Celal Mümtaz Akıncı seçildi.

14 Ekim:
-CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 29 Ekim’de Çankaya Köşkü’nde vereceği resepsiyona katılmayacaklarını bildirdi.

15 Ekim:
-TBMM Başkanı Şahin, Hicabi Dursun’un Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını bildirdi.

-2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Tasarısı, TBMM Başkanlığına sunuldu.

19 Ekim:
-Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff, TBMM Genel Kuruluna hitap etti.

-RTÜK’te boş bulunan üyeliğe CHP kontenjanından Prof. Dr. Korkmaz Alemdar seçildi.

-Sporda şiddet ve kulüplerin sorunlarına yönelik Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu.

20 Ekim:
-AK Parti Grup Başkanvekilleri, başörtüsü konusunu görüşmek üzere CHP, MHP ve BDP gruplarını ziyaret etti.

-AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, ’’üniversitede yaşanan başörtüsü sorununun çözümü için ortak çalışma grubu kurularak, konunun TBMM’de kalıcı bir çözüme kavuşturulması’’ önerdiklerini söyledi. CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, önerilen komisyona üye vermeyeceklerini bildirdi. MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır da ’’sorunun çözülmesini başından bu yana istediklerini’’ ifade etti. BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız ise konunun ’’din ve vicdan özgürlüğü kapsamında bir demokratikleşme paketi olarak ele alınması’’ görüşünü dile getirdi.

-Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, ’’Türkiye, tarımda, hiçbir zaman kendi kendine yeterli olmadı, o bir masaldı’’ dedi.

-Genel Kurulda, Sayıştay Kanunu Teklifi’ndeki ’’Performans denetimi’’ tanımının değiştirilmesi tartışmaya neden oldu.

21 Ekim:
-TBMM İnsan Hakları Komisyonu bünyesinde, cezaevlerinde inceleme yapmak üzere yeni bir alt komisyon kuruldu.

26 Ekim:
-BDP’li Hasip Kaplan, kapatılan DTP’li Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk’un milletvekilliğine geri dönmesine ilişkin dilekçeleri TBMM Başkanı Şahin’e sundu.

-Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2011 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısını Plan ve Bütçe Komisyonuna sundu.

-Bağımsız Milletvekili Seyit Eyyüpoğlu (Şanlıurfa) AK Parti’ye katıldı; Sabahattin Cevheri (Şanlıurfa) ise AK Parti’den istifa etti.

-Başbakan Erdoğan, ’’Cumhuriyet, sözde elitler tarafından değil bizzat bu millet tarafından kurulmuştur. Dolayısıyla, cumhuriyet asla ve asla belli bir zümrenin, belli bir kitlenin, belli bir grubun rejimi değil, bu milletin rejimidir; sahibi de bu aziz millettir’’ dedi.

-CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, ’’Recep Bey’den İnciler’ diye bir kitap yazacağız. Eğer sayfaları çok kalın olursa, adına Receplarousse diyeceğiz’’ şeklinde konuştu.

-BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak, ’’Tek taraflı olarak sürekli PKK’dan beklenen bir yaklaşımla Kürt sorununu çözmenin mümkün olmadığını’’ söyledi.

-AK Parti İstanbul Milletvekili Özlem Piltanoğlu Türköne ’’Küresel Eylem İçin Parlamenterler’’ (PGA) örgütü yönetim kuruluna seçildi.

-AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak, görevini kötüye kullanan kamu görevlilerine uygulanan hapis cezasında indirim öngören kanun teklifini TBMM Başkanlığına sundu. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, TCK’nın ’’görevi kötüye kullanma’’ başlıklı maddesinin ’’kanundan tümüyle çıkarılması gerektiğini’’ savundu.

TBMM’de Kasım Ayı ile Aralık Ayının İlk Yarısına Kadar Geçen Süreçte Yaşanan Bazı Önemli Gelişmeler Şöyle:
1 Kasım:
-Plan ve Bütçe Komisyonunda, 2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın tümü üzerindeki görüşmeler başladı.

-TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, kapatılan DTP’nin Genel Başkanı Ahmet Türk ile Aysel Tuğluk’un, milletvekilliğine geri dönmek için yaptıkları başvuruya, ’’Karar verecek merci TBMM veya TBMM Başkanlığı olmadığından, talebiniz hakkında yapılabilecek bir işlem bulunmamaktadır’’ yanıtını verdi.

2 Kasım:
-MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ’’Hükümetin artık yıkım projesinden tamamıyla vazgeçmesinin ve İmralı’dan örgütünü yönetmeye devam eden canavarın ağzını kapatmasının vakti gelmiş ve hatta geçmektedir’’ dedi.

-Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, gazeteci Oktay Ekşi’nin köşe yazısında kullandığı ifadelere ilişkin, ’’Bu tür yazıyı yazanların, Basın Konseyi gibi ahlak ilkelerini öne çıkaran ve ’Basın ahlak ilkelerine önem verdiğini’ iddia eden bir konseyin başında olması Türkiye için yüz karasıdır’’ diye konuştu.

-CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Çankaya Köşkü’ndeki Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna katılmamasına yönelik eleştirilerle ilgili, ’’Sen gittin, ne oldu, boyun mu uzadı? Ben cumhura gittim, hak arayan işçi kadına gittim, elinden tuttum. ’Senin hakkını biz koruyacağız’ dedim. Sen mi iyi iş yaptın, ben mi iyi iş yaptım?’’ sözlerini sarf etti.

-CHP Genel Sekreteri Önder Sav, Genel Başkan Kılıçdaroğlu ile aralarında hiçbir görüş ayrılığı bulunmadığını ifade ederek, ’’Olsa gereğini yaparım’’ dedi.

-Sağlık Bakanı Recep Akdağ, 8 yıldır görev yaptığını belirterek, ’’Kadınların elini sıkma konusunda hiçbir probleminin olmadığını bütün kamuoyunun yakından bildiğini’’ kaydetti.

-Adalet Komisyonu, görevini kötüye kullanan kamu görevlilerine uygulanan hapis cezalarında indirime gidilmesini öngören kanun teklifini kabul etti.

4 Kasım:
-RTÜK Kanunu Tasarısı, TBMM Anayasa Komisyonunda kabul edildi.

Sözleşmeli Er Uygulaması
5 Kasım:
-Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, sözleşmeli er konusunda çalışma yürüttüklerini belirterek, ’’bu çalışmanın profesyonelleşme öncesi önemli bir adım olduğunu’’ kaydetti.

9 Kasım:
-Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, gelecek yıl 55 bin yeni kadrolu öğretmen alınacağını bildirdi.

-MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ’’geçmişte beraber olup da bir sebeple ayrı düştükleri tüm dava arkadaşlarını içine alan bir güçbirliği yapmak amacıyla yola çıktıklarını’’ söyledi.

10 Kasım:
-TBMM Başkanı Şahin, BDP Grup toplantısında Türkçeden başka bir dille hitap edilmesinin Siyasi Partiler Kanunu’na aykırı olduğunu belirtti.

11 Kasım:

-HSYK Kanunu Tasarısı, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi.

-Devlet Bakanı Faruk Özak, maçlarda şiddet uygulayan, spor dışı hareket yapan, hakeme taş atan ve bunun gibi suçlara karışanların anında mahkemeye çıkarılması ve hiçbir müsabakaya sokulmaması gerektiğini söyledi.

25 Kasım:
-Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) konulu panelde, sigarayı bırakan milletvekillerine sertifika ve plaket verildi.

-TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, üniversitelerdeki ’’iş yerinde taciz’’ (mobbing) iddialarını araştırmak üzere alt komisyon kurdu.

-YURTKUR’un yeniden yapılandırılmasına ilişkin hükümler de içeren kanun teklifi yasalaştı.

26 Kasım:
-2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı, yaklaşık 3 hafta süren görüşmelerin ardından TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi.

29 Kasım:
-Bazı kamu alacaklarının yeniden yapılandırılması ile bazı finans kurumlarının İstanbul’a taşınmasını da öngören 113 maddelik ’’Torba Tasarı’’ TBMM Başkanlığına sunuldu.

1 Aralık:
-TBMM İdare Amiri ve AK Parti Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz, Meclis Posta Dağıtım Bürosunun, bundan böyle PTT ya da kurye gibi kanallardan gelen materyallerin dağıtımını yapmayacağını bildirdi.

-AK Parti, CHP, MHP ve BDP Grup Başkanvekilleri, Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu ve bunların uygulamasına ilişkin tasarılar ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı’nın 11-20 Ocak 2011 arasında yasalaşması konusunda uzlaştı.

-AK Parti Milletvekilleri Eyüp Ayar, Veysi Kaynak ve Abdullah Çalışkan, Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınması için yasa teklifi verdi.

2 Aralık:
-İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Wikileaks belgelerini değerlendirirken, ’’Dedikoduyla diplomasi yapmak gibi… Daha çok böyle görüyorum. Ortadoğu’da bu konunun içinde fazla geçmeyen veya bu gelişmelerin lehinde göründüğü ülke de İsrail gibi görünüyor’’ dedi.

3 Aralık:
-TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, bazı kamu alacaklarının yeniden yapılandırılmasını da öngören ’’Torba Tasarı’’yı alt komisyona sevk etti.

-Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin, açığa alınan 3 generalin yürütmeyi durdurma istemini reddetmesini ’’fevkalade önemli bulduğunu’’ belirterek, ’’Bugüne kadar işletilmeyen ama kanunda var olan bu maddenin bakanlar tarafından kullanılabileceği, kullanılmasının da engellenemeyeceği ortaya çıkmıştır’’ dedi.

-Sayıştay Kanunu Teklifi yasalaştı.

6 Aralık:
-AK Parti Bolu Milletvekili Fatih Metin ve arkadaşları, hakim ve savcıların yaptıkları işlem/verdikleri karar nedeniyle haklarında tazminat davası açılamayacağını da öngören kanun teklifini TBMM Başkanlığına sundu.

8 Aralık:
-Görevinin gereklerine aykırı hareket ederek, kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına neden olan, kişilere haksız menfaat sağlayan kamu görevlisine verilen hapis cezasının alt sınırını 1 yıldan 6 aya, üst sınırını da 3 yıldan 2 yıla indiren kanun teklifi yasalaştı.

9 Aralık:
-Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Arınç, SBF’de öğrencilerin yumurtalı protesto eylemine maruz kalan TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu’ya geçmiş olsun ziyaretinde bulundu ve eylemi ’’saldırı’’ olarak niteledi. Kuzu ise dekan ve rektörün istifa etmesi gerektiği yolundaki görüşlerini yineledi.

11 Aralık:
-Anayasa değişikliğiyle yeniden yapılandırılan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) yeni yapısına ilişkin düzenlemeler içeren HSYK Kanunu Tasarısı yasalaştı.

-CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, eski Genel Başkan Deniz Baykal ve eski Genel Sekreter Önder Sav ile TBMM’de görüştü. Baykal, yaptığı açıklamada, olağanüstü kurultayda Parti Meclisi (PM) seçiminin çarşaf listeyle yapılmasını istedi. Sav ise ’’Çarşaf listeyi örgütün daha sempatiyle karşılayacağını’’ söyledi.

13 Aralık:
-TBMM Genel Kurulu’nda, 2011 yılı bütçesi görüşülmeye başlandı.

-Bütçenin tümü üzerinde söz alan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, ’’2011 yılı bütçesinin umut vaat etmediğini’’ savundu. Kılıçdaroğlu, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki ile ilgili ’’yolsuzluk’’ iddiasını gündeme getirdi.

-Başbakan Erdoğan, bütçenin, ’’seçim nedeniyle popülizme başvurmayan, ’seçim var’ diyerek hedeflerinden vazgeçmeyen bir bütçe olduğunu’’ ifade etti. Kılıçdaroğlu’nun ’’Kayseri’de yolsuzluk’’ iddiasını da yanıtlayan Erdoğan, ’’Belediye başkanı, cumhuriyet başsavcılığına gönderdiği yazılı şikayet ile belediye çalışanı Hacı Ali Hamurcu’yu yolsuzluktan ihbar etmiş. Yargılama iki yıl sürmüş ve adı geçen şahıs 6 yıl 14 gün cezaya mahkum olmuş, cezası da Yargıtay’ca onaylanmış. Bu zat cezaevinde. Yine çaktın, yine çaktın…’’ dedi.

Ortaöğretim KPSS Açıklandı

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

Ortaöğretim KPSS Açıklandı
KPSS Ortaöğretim Önlisans Sınavı sonuçları açıklandı.

Yayına Giriş: 29.12.2010 14:28:38
Güncelleme: 29.12.2010 18:36:02

Yaklaşık 2 milyon kişinin girdiği 2010 Ortaöğretim / Önlisans Kamu Personel Seçme Sınavı sonuçları açıklandı.
Sınav sonuçları ÖSYM’nin http://sonuc.osym.gov.tr internet adresinden öğrenilebiliyor.

28 Kasım 2010 tarihinde yapılan sınava, ortaöğretim düzeyinde 1milyon 610 bin, ön lisans düzeyinde 573 bin aday girmişti.

Adaylar sınav sonuçlarını Kimlik Numaraları ve şifreleri ile öğrenebilecek. Sınav Sonuç Belgesi basılmayacak.

Elektriğe Zam” Açıklaması

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

Elektriğe Zam” Açıklaması
Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EDPK), “Elektriğe zam yapılacak mı, yapılmayacak mı?” tartışmalarına ilişkin bir açıklama yaptı.

Yayına Giriş: 29.12.2010 11:31:13
Güncelleme: 29.12.2010 11:56:13

Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu yaptığı toplantıda Nisan ayına kadar elektrik fiyatlarında herhangi bir değişiklik yapılmamasına karar verdi.
2010 yılının bitmesine bir kaç gün kala Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu toplandı, elektrik dağıtım şirketlerinin fiyat önerileri değerlendirildi.

EPDK fiyatlarda bir değişiklik yapılmamasına karar verdi.

Bu karar elektrik fiyatlarında Nisan başındaki toplantıya kadar bir değişiklik olmayacağı anlamına geliyor.

Elektrik dağıtım şirketleri üç ayda bir elektrik fiyatlarıyla ilgili önerilerini Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’na sunuyor.

Kurul, şirketlerin önerilerini Elektrik Üretim A.Ş. ve serbest piyasa şartlarını göz önünde bulundurarak değerlendiriyor.

DemirÖren den Acıklama

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

Gelecek Sezonun Takımını Kurduk”
Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören, merak edilenleri cevapladı, birçok konuda önemli açıklamar yaptı.

Yayına Giriş: 28.12.2010 23:30:34
Güncelleme: 28.12.2010 23:30:34

Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören, yeni transferleri Hugo Almeida’yı fon aracılığıyla 2 milyon avroya aldıklarını söyledi.
Gündemle ilgili soruları yanıtlayan Demirören, siyah-beyazlı takımda transferlerin fon aracılığıyla yapıldığı yönündeki haberlere açıklık getirdi.

Portekizli golcü Almeida’yı fonla aldıklarını doğrulayan başkan Demirören, “Quaresma’yı 7,5 milyon avroya aldık ve 1,5 milyon avro ödedik. Geri kalanını da teminat mektubu gönderdik ve 3 seneye böldük. Simao’yu 900 bin avroya aldık. Parasını peşin olarak ödedik. Almeida’yı ise fonla aldık. 2 milyon avroya aldık. Fon dediğimiz şirket bize geldi. ’Avrupa’da çok büyük 4-5 kulüple işbirliği yapıyorum’ dedi. Yatırım amaçlı yapıyor. Beşiktaş da güvenilir bir kulüp. 2 milyon avroyu fon bize gönderiyor. Biz bunu Werder Bremen Kulübü’ne gönderiyoruz. Almeida’nın bonservisi yüzde 100 Beşiktaş’tadır.”

Yaptıkları mukaveleye göre Almeida’ya 10 milyon veya üstünde bir teklif gelmesi halinde bonservis bedelinin yüzde 55’i kulübe, yüzde 45’inin fona gideceğini kaydeden Demirören, “Satmak istemezsek 3,5 milyon avroya bu oyuncuyu tekrar alabiliriz. Beşiktaş ve Türk futbolu için önemli bir kapı açtık. Para vermeden oyuncu getirmek, para kazanarak satmak gibi. Fon bize sormadan oyuncuyu satamaz” dedi.

Quaresma’nın Beşiktaş ve Türkiye’yi çok iyi anlattığını vurgulayan Demirören, “Fernandes birkaç yıl önce 18 milyon avroya gitti. Portekizlilerin bizi tercih etmesinde Quaresma’nın büyük etkisi oldu. İyi ortam yarattığımız için Quaresma, Guti ve Schuster olumlu şeyler söylüyorlar” diye konuştu.

Quaresma’ya Çok Büyük Teklifler Var
Beşiktaş Kulübü Başkanı Demirören, sezon başında kadroya dahil ettikleri Portekizli yıldız Quaresma’ya ise çok büyük tekliflerin geldiğini, ancak bunları kabul etmediklerini söyledi.

Quaresma için 20 milyon avronun üzerinde teklifler olduğunu anlatan Yıldırım Demirören, “Biz kabul etmiyoruz. Biz Quaresma’nın sözleşmesini 2-3 sezon daha uzatma taraftarıyız” dedi.

Yıldırım Demirören, devre arasında kadroya dahil ettikleri Simao ve Almeida’yı sezon sonunda daha fazla para vererek almak durumundan kurtulduklarını ifade etti.

Gelecek Sezonun Takımını Kurduk
Yıldırım Demirören, sezon başında ve devre arasında gerçekleştirdikleri transferlerle gelecek sezonun takımını kurduklarını dile getirdi.

Yeni transferlerden Simao’yu getirdikleri halde yaşlı olduğu yönünde tartışmaların yaşandığını hatırlatan başkan Demirören, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunlar hala tartışılıyorsa biz bir yere gelemeyiz. Gelecek sezon transfer düşünmüyoruz. Bobo ve Ernst ile sözleşme imzalarsak gelecek yıl transfer yapmayı düşünmüyoruz. Hocamız çok memnun. Çok güzel bir ekip oluşturduk. Bu sezon tabii ki şampiyonluğu kovalayacağız. Ama önümüzdeki sezonun takımını koruyoruz. Bobo ile sözleşme uzatmazsak muhakkak yerine birisini alacağız” diye konuştu.

Siyah-beyazlı kulübün başkanı, takımdaki en büyük eksiğin Sivok olduğunu, bu oyuncunun kötü zamanda sakatlandığını ve Çek oyuncunun sözleşmesini uzatmayı çok istediklerini dile getirdi.

Futbol Federasyonu’nun ilk 11’de genç oyuncu oynatma zorunluluğu getirmesi gerektiğini ifade eden Demirören, yabancı oyuncu kontenjanını da serbest bırakmasını istediklerini söyledi.

Erkek Basketbol Takımı Yanlış Yaptı
Basketbol takımındaki ödemeler sorununa da değinen Yıldırım Demirören, “Ben 2 aylık borcumu inkar etmiyorum. Ama oyuncuların bu şekilde davranarak manşete çıkması yanlış. Kusura bakmasınlar kız oyuncularıma para ödettim, erkek oyuncularıma yaptırmadım” dedi.

Allen Iverson’ın reklam ve imaj olarak çok fazla katkı yaptığına dikkati çeken Yıldırım Demirören, “Yüzde 70 verim verirse Türkiye’de yeter. ABD’de NBA ile sendika arasında sorunlar var. Bazı oyuncuları bırakmayı düşünüyor. ABD basını belli oyuncuların Beşiktaş’a geleceğini yazdı. Beşiktaş, ABD medyasında gidilecek yer olarak yazılıyor. Yunanistan ve Türkiye’yi yazdılar” diye konuştu.

Hedef Üst Üste 12 Galibiyet
Ligde şampiyonluk şansları konusundaki soruyu yanıtlayan Demirören, “14 puan geriye düştük. Bazen kötü oynadık. Ama tam kadro olamadık. Beşiktaş’ın üst üste galibiyet rekoru 12’dir. Bunun üstüne çıkmaya çalışacağız. Puan farkına baktığımızda şampiyonluk için en büyük aday Trabzonspor” dedi.

UEFA Avrupa Ligi’nde Dinamo Kiev’den sonra muhtemel rakiplerinden olan Manchester City konusundaki soruya “Finalde veya yarı finalde de karşılaşabilirdik. Bu futbol” cevabını veren Demirören, yerli transfer ve Hamit Altıntop konusundaki soruyu ise “Hamit, her zaman Beşiktaş’ta görmek istediğimiz bir oyuncu. Sezon sonunda hocamız isterse olur” şeklinde yanıtladı.

Borçlara değinen Yıldırım Demirören, “Bütün UEFA borcumuzu kapattık. Sadece Udinesse’ye borcumuz kaldı. Vadesi geçmiş bir lira borcumuz yok” dedi.

Gidecek Oyuncular
Takımdan gidecek oyuncular konsunda da Demirören, “Zapotocny için Serdal Adalı görüşmeleri yapıyor. Hem yurt dışından, hem İstanbul Büyükşehir Belediyespor’dan teklif var. 6 ay sonra sözleşmesi bitiyor. O yüzden kiralık gidemez. Satış olacak. Bir miktar para alarak Zapotocny’i vereceğiz. Fink ve Tabata kiralık olarak gidecek. Ferrari konusunda ise hocayı bekliyoruz. Onunla konuştuktan sonra kararımızı vereceğiz” diye konuştu.

Sözleşmesi sezon sonunda bitecek Bobo ile ilgili soruyu ise Yıldırım Demirören, “2 Ocak’ta gelecek. Sezon sonuna kadar oyuncumuzdur. Sezon içinde oturup konuşacağız. Kalmasını istiyoruz. Beşiktaş’ın çocuğu. 20 yaşında takıma geldi. 5 yıldır burada. Hem kulübün hem de onun emeği çoktur” diye yanıtladı.

İlk yarının bitmesinin ardından teknik direktör Bernd Schuster ile bir araya gelmediklerini kaydeden Demirören, “Zaten hedeflerimiz ortada. Hedefler belli. Hocamızın istediklerini aldık. Kendisiyle golf oynadığımızı söyledim. Bunu mecazi anlamda söyledim. Futbol komitesi üyesi arkadaşlar bu konunun sorumlusu” dedi.

Demirören, Galatasaray Kulübü’nün ocak ayında açılışını gerçekleştireceği Türk Telekom Arena için başkan Adnan Polat’ın, Kulüpler Birliği Vakfı toplantısında bütün kulüp yöneticilerine davette bulunduğunu, 4 Ocak tarihinde önce birlikte yemek yiyeceklerini, daha sonra stadı gezeceklerini dile getirdi.

Schuster’in 1960 Eleştirisi
Teknik Direktör Bernd Schuster’in Türkiye’de 1960 yıllarının futbolu oynandığı yönündeki eleştirisinin hatırlatılması üzerine siyah-beyazlı kulübün başkanı, şunları söyledi:

“Real Madrid’i 5-0 yenen Barcelona’da Messi’ye hiç faul yapılmamış. Yıldız oyuncunun her zaman özenle korunması gerekiyor. Yıldız oyuncunun parasal değeri de var. Kasti faullere dikkat edilmesi gerekiyor. ’Quaresma’yı faulle yıldırırım’ düşüncesi var. Bu yanlış. Hocamız ’1960’lı yılların futbolu oynanıyor’ dediğinde kıyamet koptu. Türkiye’de olay oldu. Kovuyorlardı. Defansif oyunun faydasının olmadığını Türk milli takımında da görüyoruz. Schuster bu söylemi Türk futbolunu aşağılamak için yapmadı. Mecazi anlamda söyledi. Sezon başında bu şekilde bir takım istediğimizi söyledik. Kendisini destekliyoruz. Sistem oturtmak bir günde olmuyor.”

Memura Asgari Ücret Zammı

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

Memura Asgari Ücret Zammı
Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun belirlediği yeni asgari ücret, işçi ve memurun aylık maaşında asgari geçim indirimi yoluyla artış sağlayacak.

Yayına Giriş: 29.12.2010 12:11:09
Güncelleme: 29.12.2010 12:23:32

1 Ocak’ta yürürlüğe girecek 796,5 liralık yeni brüt asgari ücret, asgari geçim indirimi rakamlarını da değiştirecek.
Sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan brüt asgari ücret üzerinden hesaplanan asgari geçim indirimindeki en az tutar, yılbaşından sonra, 54,67 liradan 59,73 liraya yükselecek.

Bu şekilde bekar bir işçi ya da memurun ücretinden yeni yılda her ay 5,06 lira daha az vergi kesilecek ve söz konusu memur ve işçi ücretinde katsayı ya da yeni yıl zammı dışında, bu tutarda bir iyileşme sağlanacak.

Evli ve eşi çalışmayan bir işçi ya da memurun asgari geçim indirim tutarı da, 65,61 liradan 71,68 liraya çıkacak. Yeni asgari ücret, bu durumdaki bir ücretliye de ayda 6,07 lira asgari geçim indirimi zammı olarak yansıyacak.

Eşi çalışmayan, 1 çocuklu işçi veya memurun asgari geçim indirimi tutarı ise 73,81 lira yerine 80,64 lira olacak. Söz konusu rakam, eşlerin çalışmaması kaydıyla 2 çocuklular için 82,01 liradan 89,60 liraya, 3 çocuklular için 87,48 liradan 95,58 liraya, 4 çocuklular için de 92,95 liradan 101,55 liraya yükselecek.

Bu durumda 1 çocuklu ücretliler 6,83 lira, 2 çocuklular 7,59 lira, 3 çocuklular 8,1 lira, 4 çocuklular da 8,6 lira daha az gelir vergisi ödeyecek. Böylece, çocuk sayısına göre, çalışanların maaşlarında 5,06 lira ile 8,6 lira arasında artış meydana gelecek.

Nasıl Hesaplanıyor?
Asgari geçim indirimi, takvim yılı başından geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan brüt asgari ücret üzerinden hesaplanıyor.

Hesaplamada, mükellefin kendisi için asgari ücretin yüzde 50’si, çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eş için yüzde 10’u, her biri için ayrı ayrı olmak üzere ilk iki çocuk için yüzde 7,5’i, diğer çocuklular için de yüzde 5’i dikkate alınıyor.

Bu şekilde belirlenen tutar, gelir vergisinin ilk dilimine uygulanan yüzde 15’lik oranla çarpılıyor. Bulunan tutar da her ay ücret üzerinden ödenen gelir vergisinden mahsup ediliyor. Asgari geçim indiriminde emekli maaşı alanlar da, çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eş olarak kabul ediliyor.

Eşlerin her ikisinin de ücretli olması halinde çocuklar, sosyal güvenlik yönünden tabi oldukları eşin bildirimine dahil oluyor.

Boşananların indirim tutarının hesabında da nafaka sağlanan çocuk sayısına bakılıyor.

Çalışanların asgari geçim indiriminin hesabında Ocak-Haziran dönemindeki brüt asgari ücret baz alınıyor.

Yılın ikinci yarısındaki asgari ücret zammı hesaba dahil edilmiyor. Bu çerçevede 2011 yılında da çalışanların asgari geçim indirimi, 796,5 liralık brüt asgari ücret üzerinden hesaplanacak.

2010 yılında uygulanan ve yeni asgari ücrete bağlı olarak 2011’de değişecek aylık asgari geçim indirimi tutarları şöyle:

4364

Asgari Ücret Belli Oldu

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

Asgari Ücret Belli Oldu
Hükümet ve TİSK rakamda anlaştı. Asgari ücret gelecek yıl için 629,96 lira olarak belirlendi.

Yayına Giriş: 28.12.2010 18:14:04
Güncelleme: 29.12.2010 00:20:34

Asgari ücret 1 Ocak 2011’den itibaren 16 yaşından büyükler için brüt 796,50, net 629,96 lira olarak belirlendi.

Asgari ücret yılın ilk altı ayı için yüzde 4,7, ikinci altı ayı için yüzde 5,1 artırıldı.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu gelecek yıl geçerli olacak asgari ücreti tespit etti. Buna göre, asgari ücret 16 yaşından büyükler için 1 Ocak 2011’den itibaren brüt 796,50, net 629,96 lira olarak belirlendi.

Asgari ücret yılın ikinci yarısında ise 16 yaşından büyükler için brüt 837 lira, net 655,57 lira olarak uygulanacak.

Asgari ücret 16 yaşını doldurmamış işçiler için ise yılın ilk yarısında brüt 679,50, net 546,20 lira olarak belirlendi. Yılın ikinci yarısında ise 16 yaşını doldurmamış işçiler için asgari ücret brüt 715,50, net 571,97 lira olarak uygulanacak.

Hükümet ve TİSK rakamda anlaştı, ancak Türk-İş artışı yeterli bulmadı.

Yeni yılın asgari ücreti 1 Ocak 2011 tarihinden itibaren geçerli olacak

En Çok İstanbul Harcıyor

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

En Çok İstanbul Harcıyor
TÜİK’in 2007-2009 arası tüketim harcamasının % 24,6’sı İstanbul’da oturanlarca yapıldı.

Yayına Giriş: 14.12.2010 15:22:08
Güncelleme: 14.12.2010 15:22:08

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2007-2008-2009 Hanehalkı Tüketim Harcamaları Bölgesel sonuçlarına göre, toplam tüketim harcamasının % 24,6’sı İstanbul’da oturan hanehalklarınca yapıldı.

Güneydoğu Anadolu Bölgesinde de hanehalkı harcama bütçesinin üçte 1’inin gıda ve alkolsüz içeceklere ayrılması dikkati çekti.

TÜİK, özellikle bölge bazında tüketim harcaması oransal tahminlerinin verilebilmesi amacıyla 2007, 2008 ve 2009 yıllarında yapılan Hanehalkı Bütçe Anketlerinin veri setlerini bir araya getirerek, sonuçları üç yılı kapsayacak şekilde yayımladı. Birleşik veri seti, kırsal yerleşim yerinden 8 bin 481, kentsel yerleşim yerlerinden 18 bin 662 örnek hanehalkı olmak üzere toplam 27 bin 143 örnek hanehalkını içeriyor.

İstanbul’da En Çok Harcama Konut ve Kiraya…
Sonuçlara göre, toplam tüketim harcamasının yüzde 24,6’sı İstanbul’da oturan hanehalkları tarafından yapıldı. İstanbul’da hanehalkı tüketimi 100 kabul edildiğinde, bunun 33,8’i konut ve kira, 18,9’u gıda ve alkolsüz içecekler, 11,9’u ulaştırmaya gitti.

Düzey-1’deki bölgeler itibariyle yapılan sıralamaya göre İstanbul’u, yüzde 13,9 ile Ege, yüzde 12,1 ile Akdeniz bölgesi izledi. Kuzeydoğu Anadolu Bölgesinin toplam içindeki payı sadece yüzde 2 oldu.

Güneydoğu Anadolu’da Bütçenin Üçte Biri Gıdaya…
Düzey-1 bazında bölge içindeki harcama gruplarına bakıldığında, Güneydoğu Anadolu Bölgesi dikkati çekti.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde hanehalklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde 33,1 ile gıda ve alkolsüz içecekler aldı.

Bu bölgede, harcamalardaki en düşük payı yüzde 1,1 ile eğitim hizmetleri oluşturdu.

Akdeniz Bölgesi, ulaştırma harcamalarına en yüksek payı (% 15) ayırdı, Güneydoğu Anadolu Bölgesi ise en düşük payı (% 11,2) ayıran bölge oldu. Güneydoğu Anadolu Bölgesi aynı zamanda ’’haberleşme’’, ’’eğlence ve kültür’’, ’’eğitim’’ ile ’’lokanta ve otel’’ harcamalarına da en düşük payı ayıran bölge oldu.

Şoför Nebahat”lerin Sayısı Artıyor

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

Şoför Nebahat”lerin Sayısı Artıyor
1960′lı yıllarda “Şoför Nebahat” adıyla sadece Yeşilçam filmlerinde görülen kadın şoförlerin gerçek hayattaki temsilcileri her geçen gün artıyor.

Yayına Giriş: 26.12.2010 18:02:06
Güncelleme: 26.12.2010 18:02:06

1960’lı yıllarda Sezer Sezin, Belgin Doruk ve Fatma Girik gibi ünlülerin senaryo gereği canlandırdığı şoförlük artık bir çok kadının mesleği haline geldi.
Yaklaşık 50 yıl önce ’’Şoför Nebahat’’ adıyla sadece Yeşilçam filmlerinde görülebilen kadın şoförlerin gerçek hayattaki temsilcileri her geçen gün artıyor.

Türkiye’nin çeşitli kentlerinde toplu taşıma araçları, öğrenci servisleri ve hatta kargo taşımacılığında bile dikkati çeken kadın şoförler Adana’da işlerini öylesine iyi yaptılar ki sayıları artık parmakla sayılacak kadar değil.

12 Yıl Önce Adana’da Sadece 2 Kadın Şoför Vardı. Şimdi ise…
İlk defa 1998 yılında 2 kadının büyükşehir belediyesi otobüslerinde görev yapmaya başladığı Adana’da kadın şoför sayısı 127’ye çıktı. Toplam 403 şoförden 127’sini oluşturan kadınların hedefi ise kadın ve erkek sayısını eşitlemek. Bunun için de işlerine dört elle sarılıyorlar.

Erkeklerin bile zaman zaman kullanmakta zorlandığı ’’körüklü’’ diye tabir edilen otobüslerde ustaca direksiyon sallayan kadın şoförler, güler yüzleriyle dikkati çekiyor. Erkekler gibi vardiya usulü çalışan kadınlar, güzergah ayrımı da yapmadan kentin en ücra köşelerine ve kenar mahallere kadar gidiyorlar.

“Olumlu Tepkiler de Aldık Olumsuz Tepkiler de…”
Adana Büyükşehir Belediyesi Otobüs İşletmesi Müdürü Şevki Özveren, yaptığı açıklamada, kent içi toplu taşımacılıkta 1998’de ilk kez 2 kadını görevlendirdiklerinde, olumlu görüşlerin yanı sıra bir o kadar da olumsuz tepkilerle karşılaştıklarını anlatarak, bugün gelinen noktada kadın şoförlerin artık parmakla gösterildiğini söyledi.

Özveren, uygulamanın beğenilmesi ve halkın olumlu tepkilerinin artması üzerine bu sayıyı her geçen yıl artırdıklarını belirterek, şuan toplam 127 kadın şoförle halka en iyi hizmeti vermeye çalıştıklarını söyledi.

“Kadının Olduğu Yerde Kabalık Olmaz”
Kadın şoförlerin erkeklere göre daha dikkatli olmalarının yanı sıra halkla daha iyi iletişim kurduklarını belirten Özveren, ’’Kadının olduğu yerde kabalık, nezaketsizlik olmaz. Her Türk erkeğinin özünde bu vardır. Bu yüzden kadınların kullandığı otobüslerde kolay kolay tartışma olmuyor, erkekler daha nazik davranıyorlar’’ dedi.

Otobüs kullanmak için E sınıfı ehliyet sahibi olmak gerektiğini belirten Özveren, göreve başlayan erkek şoförler gibi kadın şoförlere de 2 aylık halkla ilişkiler, güzel konuşma, kişisel gelişim ve trafik konularında eğitim verdiklerini söyledi.

Belediye otobüs sürücülerinden iki çocuk annesi Sadegül Yalnıç (33), yaklaşık 4 yıldır şoförlük yaptığını belirterek, ’’Kadın şoförleri kent trafiğinde gördüğümde imrenerek bakardım. Başvurma kararı aldım ancak eşim karşı çıktı. Buna rağmen eşimden gizli B sınıfı ehliyetimi büyülterek E sınıfı yaptım. Sınavlarına girdim ve başarılı olarak işe başladım. Önceleri kocam istemedi ancak sonra alıştı. Şimdi çalışıyorum ve çok mutluyum’’ dedi.

“Abi Bu Otobüs Nereye Gider ?”
’’Şoförlüğü erkekler yapar’’ tabusunu kırdıklarını belirten Yalnıç, şöyle devam etti:
’’Yolcular bile erkekleri otobüs başında görmeye o kadar alışmışlar ki beni gördüklerinde bile ’abi bu nereye gider’ diye soranlar oluyor. Ayrıca araç kullanırken yanıma gelerek nazar boncuğu takanlar bile var. Kadınlardan çok destek alıyoruz. Onları temsil etmenin gururu içerisindeyiz.’’

“Avrat Sürüyor Kaçın”
Baba mesleği olan şoförlüğü 6 yıldır gururla sürdüğünü belirten Eda İncekaş (39) ise daha önce bir kargo şirketinde şoförlük yaptığını anlatarak, şunları kaydetti:
’’6 yıl önce kargo şoförülüğü yaptım, şimdi belediye otobüsü kullanıyorum. Kadınların yapamayacağı hiçbir şey yok. Bunu Adana’da bizler ispatladık. Yıllardır bu işi yapıyoruz artık herkes alıştı bize. Bundan 5 yıl önce yaşadığım olay hala aklımdadır. Bir durakta durdum, köylü ve yaşlı bir adam otobüse binmek için basamaklara yanaştı ve ’’avrat sürüyor kaçın’’ diye bağırdı. Otobüste bulunan herkes gülmekten kırıldı. Otobüse bindi ve beni dikkatle izledi. İnerken de tebrik ederek gitti. Bundan gurur duydum.’’

Mersin’de de Kadın Şoför Çalışmaya Başladı
İncekaş, Adana’da kadın şoförlerin çalışmaya başlamasının diğer illere de örnek olduğunu belirterek, Mersin’de belediye otobüslerinde 2 kadın şoförün çalışmaya başladığını ve çok sevindiklerini kaydetti.

Rabia Doğan ise iki yıldır bu işi yaptığını ve halktan aldığı tepkilerin kendisini çok mutlu ettiğini belirterek, ’’Bazı vatandaşlar ’Allah yoluna açık etsin kızım’ diyerek otobüse biniyorlar. Bu çok güzel bir duygu. Bu işi yapmaktan gurur duyuyorum. Yolda el sallayanlar bile oluyor. Vatandaşların ’Sizlerle gurur duyuyoruz’ dediklerini duyunca gururlanıyor, motive oluyor ve direksiyona daha sıkı sarılıyoruz’’ dedi.

“Bir Tabuyu Yıktık”
Tülay Yektir de bu işe başladıklarında ’’kadınlar otobüs süremez’’ tepkileriyle karşılaştıklarını ancak bunu başardıklarını kaydetti.

Yektir, yaşadığı bir olayı anlatarak, ’’Araçtayken başka bir otobüs şoförü bana ’sizin araçlar otomatik vitesli, siz düz vites süremezsiniz’ dedi. Geçenlerde rast geldi onun kullandığı otobüse bindim ve ’yorulduysan in ben kullanayım’ dedim. O da indi başarıyla kullandım. Yolcular bile şaşırdı’’ diye konuştu.

Özlem Demirkol ise Adana trafiğinde araç kullanmanın çok zor olduğununu belirterek, stresli bir iş yaptıklarını bunu başarı ile sürdürdüklerini söyledi.

Özel Güvenlik Çığ Gibi Büyüyor

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

Özel Güvenlik Çığ Gibi Büyüyor
Türkiye’nin özel güvenlik elemanı sayısı 134 ülkenin asker sayısında fazla. İşte özel güvenlik sektörüde son durum…

Yayına Giriş: 26.12.2010 20:31:24
Güncelleme: 26.12.2010 22:10:17

Son yıllarda hızla gelişen özel güvenlik sektörü büyümeye devam ederken, Türkiye’nin 168 bin 975 kişilik özel güvenlik elemanı sayısı, 134 ülkenin asker sayısından daha fazla durumda.
İşsizlere iş kapısı olan özel güvenlik sektörü ve istihdama önemli katkılar sağlıyor.

Türkiye’de 2004 yılından, bu yılın Aralık ayı sonuna kadar faaliyet izni alan 1270 özel güvenlik şirketi ile özel güvenlik elemanı yetiştiren 712 eğitim kurumu bulunuyor.

Özel güvenlik elemanı çalıştırmak için şu ana kadar izin alan 46 bin 688 kurum-kuruluş var.

Türkiye’de toplam 232 bin polis görev yaparken, hastaneler, stadyumlar, kamu kurumları, alışveriş merkezleri gibi kurum ve kuruluşlarda faal olarak 168 bin 975 özel güvenlik elemanı çalışıyor.

Bu rakam aralarında Polonya, Kanada, Bulgaristan, Portekiz, Ukrayna, Arjantin, Kanada gibi ülkelerin de yer aldığı 134 ülkenin asker sayısından fazla.

Avusturya, Belçika, Portekiz ve Çek Cumhuriyeti’nin asker sayılarının toplamı Türkiye’nin özel güvenlik elemanı sayısına ulaşamıyor.

Öte yandan Türkiye’de özel güvenlik elemanı kimliğine sahip, dolayısıyla özel güvenlik olarak çalışma iznine haiz 415 bin 487 kişi bulunuyor.

Bu rakam dikkate alındığında ise Türkiye’nin özel güvenlik elemanı sayısı 155 ülkenin asker sayısından daha fazla oluyor.

Avrupa’nın En Cazip Ülkesi Türkiye

Çarşamba, Aralık 29th, 2010

Avrupa’nın En Cazip Ülkesi Türkiye
Emlak fiyatları, 17 ülkede artarken 18′inde ise geriledi. Avrupa’nın en cazibi Türkiye. İşte fiyatlarda en yüksek ve en düşük artışın olduğu ülke…

Yayına Giriş: 19.12.2010 11:40:34
Güncelleme: 19.12.2010 11:40:34

Emlak fiyatları, yılın üçüncü çeyreğinde dünyanın yarısında artarken, yarısında geriledi.
Global Property Guide’ın (Küresel Emlak Rehberi) hazırladığı rapora göre, 35 ülkede yapılan araştırmada yılın üçüncü çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre 17 ülkede emlak fiyatlarının arttığı, 18’inde ise azaldığı görüldü.

Uzun süren bir emlak krizinin ardından Letonya tekrar ilgi odağı oldu.

Letonya’da emlak fiyatları, üçüncü çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 24,73 oranında artış kaydetti.

Geçen yıl söz konusu dönemde ülkede emlak fiyatları yüzde 59,70 gerilemişti.

Metre kare başına emlak fiyatı 610 avro düzeyinde olan Letonya’da söz konusu rakam 2008 yılı üçüncü çeyreğine göre hala yüzde 45 gerisinde bulunuyor.

Letonya, listede emlak fiyatlarında çift haneli büyüme gösteren tek Avrupa ülkesi oldu.

Letonya’yı üçüncü çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,99 artışla Finlandiya, yüzde 4,38 artışla Norveç takip ediyor.

Her iki ülkede de emlak fiyatları geçen yılın üçüncü çeyreğinden bu yana artış gösteriyor.

Diğer Avrupa Ülkelerinde Artış Daha Zayıf
Almanya, İngiltere, İsviçre ve Danimarka’da üçüncü çeyrekte yıllık bazda yalnızca yüzde 1 civarında artış görüldü.

Listede yer alan ülkeler arasında söz konusu çeyrekte emlak fiyatları yüzde 14,94’lük düşüşle en fazla gerileyen ülke İrlanda oldu.

Borç sorunun nedeniyle AB ve Uluslararası Para Fonunun (IMF) 85 milyar avroluk kurtarma paketiyle destek verdiği İrlanda’da son üç yıldır sürekli gerileyen konut fiyatları düşmeye devam edecek gibi görünüyor.

Litvanya’da ise emlak fiyatları hala toparlanamadı. Ülkenin en büyük beş şehrindeki apartman daire fiyatları yüzde 10,36 geriledi.

Fiyatlar, en yüksek seviyeye ulaştığı 2008 yılı dördüncü çeyreğinden yüzde 39,2 daha gerisinde bulunuyor.

Amerika’da Emlak Fiyatları Gerilerken Asya’da Yükseliyor
ABD’de yılın üçüncü çeyreğinde emlak fiyatları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,31 geriledi.

Emlak fiyatları geçen yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 2,41 oranında azalmıştı.

Ülkede yılın ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre hafif bir artış kaydeden emlak fiyatları, üçüncü çeyrekte bir önceki çeyreğe göre ise yüzde 1,68 geriledi.

Asya’da bazı ülkelerde üçüncü çeyrekte emlak fiyatları, hükümetlerin spekülasyonlara karşı aldığı önlemlere rağmen artmaya devam etti.

Singapur’da emlak fiyatları üçüncü çeyrekte yıllık bazda yüzde 18,98, Hong Kong’da yüzde 17,84 oranında artış kaydetti.

Hong Kong’da emlak fiyatlarında söz konusu çeyrekte bir önceki çeyreğe göre ise yüzde 5,94’lük artışla en büyük çeyrek dönem artışı görüldü.

Tayvan’da emlak fiyatlarındaki artış başarılı bir şekilde dengelendi. Ülkede emlak fiyatları üçüncü çeyrekte yıllık bazda yüzde 6,97 oranında arttı.

Geçen yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 10,87 artış kaydedilmişti.

Japonya’da emlak fiyatları ocak ayından bu yana artmaya devam ediyor.

Tokyo’da emlak fiyatları, yılın üçüncü çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,07 artış gösterdi.

Endonezya ve Tayland’da ise emlak fiyatları söz konusu dönemde geriledi.

Tayland çeyrek bazda emlak fiyatlarının en kötü düşüş yaşandığı ülke oldu.

Ortadoğu’da Fiyatlar Değişkenlik Gösterdi
İsrail’de emlak fiyatları 2009 yılından bu yana artmaya devam ediyor.

Ülkede emlak fiyatları, yılın üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 14,12 oranında artış kaydetti.

Ülkede emlak fiyatları, yıllık bazda 5’inci kez çift haneli çeyrek dönem artışını gösterdi.

Dubai’de ise fiyatlar, üçüncü çeyrekte geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 7,04 oranında geriledi.

Birleşik Arap Emirlikleri’nde emlak fiyatları yılın başında artış göstermişti.

Mevsimsellik ve sıkı kredi politikaları, Dubai’deki emlak piyasasının performansını sınırlandırdı.

Avrupa’nın En Cazip Emlak Piyasası Türkiye’de
Küresel Emlak Rehberi’nin raporunda, Türkiye’nin Avrupa’nın en cazip emlak piyasasına sahip olduğu değerlendirmesi yapıldı.

Sağlam makro ekonomik yönetime, düşen faiz oranlarına, genişleyen tutsat (mortgage) piyasasına, hızlı ekonomik büyüme ve artan turist ilgisine sahip ülkelerde emlak fiyatlarının değerlenme eğiliminde olduğuna dikkat çekilen raporda, Türkiye’de bütün bu olumlu unsurların bulunduğu ifade edildi.

Türkiye’de 2002 yılındaki finansal reformlar ve takip eden dönemde sıkı bütçe kontrolüyle beraber, düşük enflasyon ve faiz oralarının düşmesinin emlak alımı için borçlanma gücünü artırmasının yanı sıra hızlı artan nüfus ve hızlı büyüyen turizm sektörünün emlak piyasasında olumlu etki yaptığı vurgulandı.

Türkiye’de emlak piyasasının, düşük emlak fiyatları, yüksek kira gelirleri, özellikle sermaye kazançlarında olmak üzere düşük vergiler, hızlı ekonomik büyüme, nüfusun büyük bölümünün genç olması, hızlı nüfus büyümesi, düşen faiz oranları ve makul alım satım maliyetlerinden ötürü olağanüstü ekonomik kıymet sunduğuna işaret edildi.

Raporda, “Ortak kanı konut patlamasının tarih olduğu yönünde. Ancak belkide yeniden düşünmeliyiz. Konut patlaması kazara ortaya çıkmaz. Bu, faiz oranlarında uzun vadeli düşüşler ve tutsat piyasasını büyüten kurumsal reformlar gibi özel koşulların belirlenmesiyle oldu. Bugün Türkiye’de konut patlamasının ön koşulları kendisini tekrarlıyor. Türkiye uzun bir enflasyon tarihi ve paranın kötü idaresi deneyimine sahip, ancak 2002 yılından bu yana bu tarih geride kaldı” denildi.

Türkiye’de konut kredisi hacminin düşük enflasyon, düşük faiz oranları ve bankaların kredi vermek için kaynağa sahip olmasından ötürü hızla büyüdüğüne işaret edilen raporda, konut piyasasında İstanbul’un yabancı yatırımcılar için cazip olmaya başladığı vurgulandı.

Türkiye Gelecek Turist Sayası 30 Milyonu Aşacak
Türkiye’de turizm sektörünün herhangi bir Avrupa ülkesinden daha hızlı büyüdüğüne, bu yıl Türkiye’ye gelecek turist sayısının 30 milyonu aşmasının beklendiği belirtilen raporda, İstanbul’un Avrupa’da Paris ve Londra’dan sonra en çok ziyaret edilen üçüncü kent olduğu kaydedildi.

Kira gelirlerinin göreli olarak cazip olduğu İstanbul’un, ticaret ve konferans merkezi haline geldiğine ve bazı şirketlerin bölgesel idare merkezlerinin burada bulunduğuna işaret edilerek, bölgesel idare merkezi İstanbul’da bulunan uluslararası şirketlere Microsoft ve Coca-Cola örnek gösterildi.

Raporda, Belçika, Kıbrıs Rum Kesimi, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya hariç birçok AB üyesi ülkesi ile ABD, Kanada, Asya’da bazı ülkeler, Latin Amerika ve Afrika vatandaşlarının Türkiye’de emlak satın alabileceği, Türk bankaları ve diğer bankaların ikamet eden ya da etmeyen yabancılara emlak almaları için tutsat kredisi verdiği belirtildi.

Lüferin irisi palamut

Salı, Aralık 28th, 2010

Lüferin irisi palamut”
15:09 | 28 Aralık 2010

Canlı Para’nın dün akşam yayınlanan bölümünde iki sıkı dost olan Merve ve Mesil yarıştı.

Heyecanlı oldukları her hallerinden belli olan yarışmacılar, ilk soru karşısında oldukça zor anlar yaşadı.

Kendilerine sorulan “Hangisi hem bir hayvan, hem de bir bitki adıdır” sorusunun şıkları arasında uzun süre düşünen ikili, 100 bin TL’yi baldıran; 275 bin TL’yi mürven ve 625 bin TL’yi kekik seçeneğine yerleştirdi.

Palamut’un bir bitki ya da hayvan adı olmadığını söyleyen ve bu nedenle o seçeneği pas geçen iki genç kız, kapakların açılmasıyla şoke oldu.

Programda ilk soruda 1 milyon TL kaybeden yarışmacılardan çok, sunucu Engin Altan Düzyatan’ın palamut ile ilgili söylediği sözler konuşuldu.

Düzyatan; “Kestane, gürgen, palamut bir ağaç, aynı zamanda bir balık palamut. Lüferin irisi galiba yanlış hatırlamıyorsam” dedi.

O sırada reji ekibi tarafından uyarılan sunucu; “Yok doğru hatırlamıyorum, ben de karıştırdım, ama bir balık çeşidi palamut en azından onu biliyoruz” diyerek durumu toparlamaya çalıştı.

Yunan Ordusuna Şok

Salı, Aralık 28th, 2010

Yunan ordusuna şok!
Savunma harcamaları duruyor!
28 Aralık 2010 Salı, 07:13:00
Uluslararası Para Fonu’nun (IMF), Yunanistan’dan, ülkedeki ekonomik krizin aşılmasına yönelik alınan önlemler çerçevesinde savunma harcamalarını 2014 yılına kadar durdurmasını istediği bildirildi.

Atina basınında yer alan haberlerde, IMF tarafından hazırlanarak, Yunanistan hükümetine verilen 110 milyar Euro’luk ekonomik yardım paketinin üçüncü diliminin ödenmesine ilişkin sunulan raporda, Yunanistan’ın, IMF ile AB’den aldığı borçlarını ödeme süresinin geciktirilmesine karşılık, aralarında 2014 yılına kadar savunma harcamalarının durdurulmasının da bulunduğu bazı ek önlemlerin alınmasının önerildiği öne sürüldü.

Haberlerde, Yunanistan’ın, üç yıl içerisinde 12 milyar Euro tasarruf edebilmesi amacıyla önerildiği belirtilen yeni önlemler konusunda, Yunanistan ile IMF’nin mutabakata vardıkları kaydedildi. Üzerinde anlaşmaya varılan konuların başında bulunan kamu kurumlarına memur alımının durdurulması, memur sayısının azaltılması, iş koşullarının özel sektörle aynı düzeye getirilerek, çalışma süresinin 7 saatten 8 saate çıkarılması halkın yoğun tepkisini çekiyor. IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn

Not: Beter Olsun ŞeRe**sizler

Türkiyenin İlkleri :))

Salı, Aralık 28th, 2010

Onlar Türkiye’nin ilkleri
Tüp buzağılar dünyaya geldi! Amaç hayvancılıkta ilerleme
28 Aralık 2010 Salı, 10:52:05
Türkiye’de ilk kez Diyarbakır’da, yurt dışından ithal edilen embriyoların taşıyıcı sığırlara transferi ile gebelik gözlenen 3 sığır, biri dişi üç buzağı dünyaya getirdi.

Diyarbakır Tarım İl Müdürlüğü, Dicle Üniversitesi (D.Ü) Veteriner Fakültesi ve Devlet Planlama Teşkilatı’nca (DPT) yürütülen ”Güneydoğu Hayvancılık Kooperatifleri Bölge Birliği Kapsamındaki İşletmelerde Embriyo Transferi Yolu ile Hayvan Islahı” projesi sonuç verdi.

Proje kapsamında, Kanada’dan ithal edilen sığır embriyolarının, 17 Şubat’ta Bismil ilçesine bağlı Kocalar Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ndeki 6 taşıyıcı sığıra transfer sonucu gebelik gözlenen 3 sığır, 45-50 kilogram ağırlığında 1′i dişi 3 buzağı doğurdu.

Hayvanlarda ilk kez denenen tüp bebek yöntemi ile dünyaya gözlerini açan Türkiye’nin ilk tüp buzağılarına isimlerini Dicle Üniversitesi (D.Ü) Rektörü Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç verdi.

”Karaca” ve ”Bakır” dişi olanına da ”Hevsel” ismi verilen buzağıların hayvan ırkında et ve süt veriminde son derece yüksek genetik bir değişim meydana getirmesi bekleniyor.

Kocalar Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifindeki tüp buzağıları ziyaret eden Diyarbakır Tarım İl Müdürü Mehmet Ali Koçkaya ve D.Ü Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cengiz Yalçın, buzağılara biberonla süt içirdi.

-”ANNE VE BABALARI KANADA’DA”-
Tarım İl Müdürü Koçkaya, yaptığı açıklamada, insanlarda tüp bebek, hayvancılıkta da embriyo transferi olarak tabir edilen yöntemin uygulandığı taşıyıcı sığırların doğumu ile Türkiye’nin ilk tüp buzağılarının dünyaya geldiğini söyledi.

Diyarbakır’ın Batman sınırındaki uzak köylerinden Kocalar Köyünde 50 ortaklı bir kooperatifte embriyo transferi gibi hayvancılıkta ileri bir teknolojiyi hayata geçirdiklerini ifade eden Koçkaya, dünyaya gelen yavrularla bu çalışmanın ilk meyvelerini alıyor olmanın sevincini yaşadıklarını belirtti.

Koçkaya, tüp bebek diye bilinen yönteminin hayvanlarda denenmesinin, üniversitede üretilen bilgi ve teknolojinin sahada uygulanışının güzel bir örneği olduğuna dikkati çekerek, ”Embriyo transferini diğer kooperatiflerimize de uygulamaya başladık. Bu ilk uygulamanın ardından iki kooperatifte daha embriyo transferini gerçekleştirdik. Taşıyıcı annelerin 8-9 ay sonra doğum yapmalarını bekliyoruz. Üniversite ili işbirliğimiz artarak devam edecek. Bu dayanışma sonucu üniversitelerde üretilen bilgilerin raflarda beklemeyip sahayla buluşmasının ilk meyveleri bu üç küçük buzağı” dedi.

Tüp buzağıların diğer buzağılara göre genetik potansiyellerinin çok yüksek olduğunu kaydeden Koçkaya, yüksek genetik verimliliğe sahip bu sığırlardan elde edilecek embriyolarla bölgedeki hayvan ırkının ıslahının sağlanacağını belirtti.

Koçkaya, tüp buzağıların anne ve babasının Kanada’da olduğunu hatırlatarak şöyle dedi:

”Bu buzağıların diğerlerinden farkı genetik potansiyellerinin çok çok yüksek olması. Çünkü bu buzağıların ailesi burada değil. Anne ve babaları Kanada’da. Burada onları dünyaya getiren sığır onlara taşıyıcı annelik yaptı. Diyarbakır’da hayvan varlığımızın yüzde 45′i yerli kara sığırlardan oluşuyor. Bunların hem et hem de süt verimi düşük. Embriyo transferi ve beraberinde suni tohumlama projesini yaygınlaştırabilirsek ki bu konuda hızla ilerliyoruz; birim hayvan başına düşen et ve süt verimimiz yükselecektir. Şu anda bile Diyarbakır’da hayvan başına süt ortalaması 4-5 litre civarında. Et verimi de oldukça düşük. Bu transfer ile genetik varlığımızın değişmesi sonucu hayvan sayımız aynı kalsa bile hayvan başına elde ettiğimiz et ve süt verimi yüzde 600′e varan artış gösterecektir.”

-”KENDİ EMBRİYOLARIMIZI ÜRETMEK İSTİYORUZ”-
D.Ü Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cengiz Yalçın, hazırladıkları proje kapsamında Kanada’dan ithal ettikleri genetik kalitesi yüksek 375 dondurulmuş embriyoların ilk transferini gerçekleştirdikleri Kocalar köyünde 3 buzağının dünyaya geldiğini, embriyo transferi yaptıkları diğer kooperatiflerdeki taşıyıcı sığırların gebelik kontrollerinin ise sürdüğünü söyledi.

Yalçın, proje kapsamında veteriner fakültesi bünyesinde ”Sperma ve Embriyo Üretim Ünitesi” kurduklarını belirterek, bu ünitede Kanada’dan ithal edilen ilk embriyoların transferi sonucu doğan dişilerden alınacak yumurtalardan yeni embriyoların üretileceğini belirtti.

Şu ana kadar 18 embriyo nakledildiğini ifade eden Yalçın şöyle konuştu:

”Sahip olduğumuz kaynakları çiftçinin yararına nasıl kullanabileceğimiz konusunda Tarım İl Müdürlüğü ile ciddi beyin fırtınaları gerçekleştiriyoruz. Bu görüşmeler sonucu suni tohumlama konusunda çok geri olan Diyarbakır’da bu projeyi çiftçilerimizle paylaştık. Çiftçimiz giderek bilinçleniyor. Bu kapsamda büyük işletmeler kuruluyor. Yurt dışından getirilen embriyolar taşıyıcı annenin bağışıklık sistemini aldığı için sahada hastalıklara karşı çok daha dayanıklılar. Bu nedenle embriyo transferi hayvan ithalinden daha avantajlı. Ancak ithal embriyoların her birinin fiyatı bin doların üzerinde. Gerçekleştirdiğimiz çalışmalarla bu embriyoların maliyetini 150-200 dolara kadar düşürüp tüm çiftçilerin imkanına sunabileceğiz. İlk tüp buzağılar büyüdüğünde yararlanacağımız embriyoları ile hem verimi çok yüksek hem de bölge şartlarına adapte olmuş bir hayvan popülasyonu oluşturmayı hedefliyoruz. Bu buzağılar bizim için bir materyal olacak. Fakültemiz bünyesinde bir çekirdek sürü işletmesi kurulması için de bir proje hazırladık. Kendi embriyolarımızı üretmek istiyoruz. Bunun için her tür imkanımız var. 24 ay sonra yeterli olgunluğa erişecek bu buzağıların embriyolarını çiftçilerimizin hizmetine sunacağız.”

Kocalar Köyü Kalkınma Kooperatifi Başkanı Ekrem Çam, ilk kez kendi kooperatiflerinde denenen embriyo transferi sonucu Türkiye’nin ilk tüp buzağılarına sahip olmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.

Bu proje ile hayvancılığın gelişeceğine et ve süt veriminin artacağına inandıklarını belirten Çam, ”Buzağılarımıza gözümüz gibi bakıyoruz. Yeni doğan üç buzağımızdan elde edilecek embriyoları diğer hayvanlarımıza da transfer edilmesini istiyoruz. Böylece gerçekleşecek ıslah ile hayvancılıkta büyük ilerleme sağlayacağımızı umuyoruz. Bu projede emeği geçen herkese teşekkürler ediyoruz” dedi.

AA

Sami hoştanın kızı Konut işin de soyundu

Salı, Aralık 28th, 2010

Sami Hoştan’ın kızı konut işine soyundu
20 katlı bir binadan meydana gelen proje 218 daireden oluşuyor
28 Aralık 2010 Salı, 07:53:24
Susurluk davasının ardından Ergenekon iddianamesiyle gündeme gelen tutuksuz sanık Sami Hoştan’ın kızı İstanbul Sefaköy’de konut projesi yapıyor. Basın Ekspres Yolu’nda İstanbul Loft adlı 20 katlı bir binadan meydana gelen proje 218 daireden oluşuyor. Proje, 8 Mart 2010’da 1 milyon TL sermayeyle kurulan Rumeli Gayrimenkul Yapı bünyesinde gerçekleştiriliyor. Şirketin yönetim kurulu üyeleri arasında Ebru Hoştan Konacak’ın dışında Aysel Ekşi ve Zehra Ergin de yer alıyor.

28 DAİRENİN SATIŞI YAPILDI
İstanbul Loft’un satış ofisinden alınan bilgilere göre, konut satışlarının başladığı proje, 15 ay sonra tamamlanacak. Şu ana kadar 28 dairenin alıcı bulduğu İstanbul Loft’ta konut büyüklükleri 67 ile 140 metrekare arasında değişiyor. Dairelerin metrekare fiyatı ise 2 bin 500 TL olarak açıklanıyor. Projede stüdyo, 2+1 ve 3+1 konutlara yer veriliyor.

LÜTFİ TOPAL’IN ESKİ ORTAĞI
Rumeli Gayrimenkul Yapı’nın muhasebe işlerini yürüten yetkililer tarafından şirketin sahibi olduğu ifade edilen Sami Hoştan, kamuoyunda ‘Kumarhaneler Kralı’ diye tanınan ve 1996’da cinayete kurban giden Ömer Lütfi Topal’ın ve eski İstanbul Sheraton Oteli gazinosunun da ortağı olarak biliniyor. Çete davalarında dosyası kabarık olan Hoştan, şu anda Ergenekon davasının tutuksuz sanığı olarak görülüyor.

MENEKŞE ATASELİM- GAZETE HABERTURK- HT EKONOMİ

Yorumlar :

‘kimse ödememezlik yapmaz sanırım’ :) )))))))))))
Misafir 28 Aralık 2010 Salı 11:35

loft tanımı moda oldu diye hep bu adı kullanıyorlar ama loft, fabrika veya depodan dönüştürülüp ev yapılan yapıdır
Misafir 28 Aralık 2010 Salı 09:05

kimse ödememezlik yapamaz sanırım…
Misafir 28 Aralık 2010 Salı 08:47

Not: Başlıkta Hata var K. bakmayın Artık :) ) biLerek Oldu :) )

Öldürüp Gömmüşler

Salı, Aralık 28th, 2010

Öldürüp gömmüşler
Oğullarını arayan aile gittikleri bir köyde oğullarının cesedini bağevinde gömülü halde buldu
28 Aralık 2010 Salı, 13:52:34

.Manisa’nın Saruhanlı ilçesindeki bir bağ evinde, İzmir’den arkadaşıyla ilçeye gelen kişinin cesedi bulundu.

Pazar günü İzmir’den, Adilobalı arkadaşı O.T. (29) ile Saruhanlı’ya bağlı Adiloba köyüne giden Mahir Kuş’un (30) dönmemesi üzerine, ailesi oğullarını aramak üzere köye geldi.

Köylülerden aldıkları bilgi doğrultusunda çevrede oğullarını arayan aile, bir bağ evinde gördüğü kan izlerinden şüphelenerek durumu jandarmaya bildirdi. Jandarma, bağ evinde yaptığı incelemede, Mahir Kuş’un cesedini çukur kazılarak gömülmüş buldu.Kuş’un başına sert bir cisimle vurularak, öldürüldüğü tespit edildi.

Köyde Mahir Kuş ile görülen O.T’nin, daha sonra köy kahvesine yalnız geldiğini öğrenen jandarma, zanlının yakalanması için çalışma başlattı.

AA
.

Minic.Gen.TR | Özlü Sözler, Güzel Sözler, Etkileyici Sözler, Anlamlı Sözler, Şiirler, Şifalı Bitkiler | canlı sohbet MyNet MyNet sohbet Mynet mirc sohbet Minic mirc Anlamlı SözlerAyrılık MesajlarıŞifalı BitkilerKomik Mesajlar Minic
İNTERNET HİZMETLERİ Geri bildirimi takip listeme ekle ( RSS )