TurkiyeMirc Internet Hizmetleri
Arşivler
Kategoriler

Archive for the ‘Haftanın Sözü’ Category

Namus Nedir? Namussuzluk Nedir?

Cumartesi, Şubat 12th, 2011

Namus Nedir? Namussuzluk Nedir?

——————————————————————————–
Namus Nedir? Namussuzluk Nedir?

Aşağıdaki anket KAMER’in ‘Alışmayacağız: Namus Adına İşlenen Cinayetler 2003 Raporu’nda yer aldı.

Anket KAMER adına Dicle Üniversitesi’nden Prof. Dr. Aytekin Sır ve ekibi tarafından yapıldı.

Ankette ‘Namus nedir” sorusuna çoktan aza doğru şu yanıtlar verildi:

‘1-Karım, bacım, annem, ailem;

2-Kadınların iffeti;

3-Kadının cinselliği,bekareti;

4-Kadınların toplumsal kurallara itaatı;

5-Erkeğin şerefi haysiyeti;

6-Kadınların erkeklere itaatı;

7-Dinin emrettiği.

‘Namussuzluğun ne olduğu” sorusuna ise çoktan aza doğru şu karşılıklar
alındı:
1-Kadının bekaretini kaybetmesi;

2-Kadının açık gezmesi;

3-Erkeklerle konuşması;

4-Aşık olması;

5-Ailenin istemediği birisi ile evlenmek istemesi;

6-İzinsiz dışarı çıkması;

7-Zina yapması;

8-Dedikoduya sebep olacak davranışlar sergilemesi;

9-Dili uzun olması;

10- Kadının bekaretini kaybetmesi, zina yapması’
———————————————————————-

Cevaplar:

mutlakadalet

——————————————————————————–
Sayın Habibe Yılmaz Kayar, bence tartışılmasının fayda getireceği bir konuyu tartışmaya açmışsınız; ancak 15 aydır kimsenin bu tartışmaya katılmaması beni biraz düşündürdü. Siteye yeni üye olduğumdan dolayı bu konuya katılma fırsatını ancak bulabiliyorum.
Bence, bu anketi yapanlar anketi şu şekilde genişletselerdi toplumumuzu tanımak açısından daha faydalı olabilirdi:
1-Kadının açık gezmesini namussuzluk olarak görenlerin acaba %’de kaçı kendi tabirleriyle açık kadınları dikizlemeyi de namussuzluk olarak görüyorlar.
2-Namussuzluğu ailenin istemediği birisi ile evlenmek olarak görenlerin acaba %’de kaçı birisi ile para karşılığında zorla evlenmeyi de namussuzluk olarak görüyorlar.
3-Ve namussuzluğu aşık olmak olarak görenlerin acaba %’de kaçı aşkın tanımını yapabiliyorlar.
Saygılarımla…
mutlakadalet
Üye Kimliği
mutlakadalet İsimli Üyeye Özel Mesaj Gönderin
mutlakadalet İsimli Üyeye Email Gönderin
mutlakadalet İsimli Üyenin Tüm Mesajları Arayın
15-09-2006, 15:47 #3
kezzy

——————————————————————————–
namus denilince neden sadece kadınlar akla geliyor?
kezzy
Üye Kimliği
kezzy İsimli Üyeye Özel Mesaj Gönderin
kezzy İsimli Üyeye Email Gönderin
kezzy İsimli Üyenin Tüm Mesajları Arayın
15-09-2006, 16:28 #4
ISIL YILMAZ

——————————————————————————–
Sn. Yılmaz Kayar bence de çok önemli sonuçları olan bir anketi paylaşmış. Namus, bir erdem değil de kadın bedeni üzerinden tanımlanan bir “garabet” memleketimizde.
ISIL YILMAZ
Üye Kimliği
ISIL YILMAZ İsimli Üyeye Özel Mesaj Gönderin
ISIL YILMAZ İsimli Üyeye Email Gönderin
ISIL YILMAZ İsimli Üyenin Tüm Mesajları Arayın
15-09-2006, 18:25 #5
Adilyaşam

——————————————————————————–
Değerli arkadaşlar. bu konuda naçizane kendi düşüncelerimi açıklamak istiyorum. Bana göre namus ahlak kavramının içinde bir alt kavramdır. Ahlak konusunda bir çok tanım yapılmıştır. Bunlar içinde en kabul göreni belli bir toplumda belli bir zamanda insan ve toplum yaşantısını düzenleyen kurallar bütünü olarak yapılan tanımdır.Benim bu tanıma bir noktada itirazım var. Bence ahlak evrenseldir ve saltıkdır. Yani her zaman ve her dönemde geçerli olması gereken a priori öncel bir kavramdır.evrenseldir. bu nedenle bir ideadır. toplumun ahlak kurallarını ortaya koyan bir tözdür. doğal hukuk kavramı gibi insan aklının kendiliğinden ürettiği bir kategoridir. bu bağlamda kesinlik içermektedir. namus kavramı da erdem gibi ahlak kavramı içerisinde yer almaktadır. namus kavramı da çok boyutlu bir kavramdır ve cinselliği de içermektedir. bu nedenle cinselliğin de belli kuralları olmak gerekir. bu kurallar bana göre şöyledir: 1- cinsellik sınırsız değildir.
2-cinsellik yani genel olarak cinsel ilişki bireye özgüdür ama toplumsal sonuçlar doğurur çünkü toplumu ilgilendiren ahlak kuralları içerisindedir yani toplum düzeni ile ilgilidir.
3-cinselliğin kuralı meşruiyettir. yani meşruiyete uygun cinsellik olması gerekir.meşruiyet de evrensel ahlak kurallarının onayladığı ilişkidir. bu da evlenmedir.evlenmeden ilişki bana göre namus kavramının dışındadır.
……. bu daha da artırılabilir. cinsellik namusun tek ölçütü değildir ama bir kısmıdır. namus kavramının içinde erdemli olmak, dürüst olmak, özü sözü bir olmak, işini iyi yapmak, iki yüzlü olmamak,sadakat, insanlara saygılı davranmak, aile sevgisi, yardımseverlik, özverililik, … gibi kavramlar da girer ama cinsellik de girer. neyse sözü çok uzatmak istemiyorum. ben sadece naçizane düşüncelerimi yazdım. saygılarımla
Adilyaşam
16-09-2006, 13:02 #6
ruşi

——————————————————————————–
neden sadece kadınlar namus bekçisi olarak görülüyor?
peki ya neden erkek yapınca gurur oluyor da kadın yapınca yüz kızarılıyor?
ruşi
Üye Kimliği
ruşi İsimli Üyeye Özel Mesaj Gönderin
ruşi İsimli Üyeye Email Gönderin
ruşi İsimli Üyenin Tüm Mesajları Arayın
16-09-2006, 14:25 #7
medvetcti

——————————————————————————–
namus; milli, dini, ahlaki, kanuni değerlerdir.
namus; kadındır, vatandır, yaşam tarzıdır, iştir.
namus; doğrudur, vicdandır, adalettir, haktır, eşitliktir.
namussuzluk; hıyanettir, cinayettir, aldatmadır, önüne gelene sahiplenmedir
Vatanı için zararlı herşey Namussuzluktur
Dini için aykırı iş Namussuzluktur (inandığı gibi yaşamayan)
iş yeri kurallarına, kanuni zorunluluklarına uymayanda …
başkasına zararı dokunanda …
hak yiyen, yediren, yenmesine göz yuman da …
kendisine ve topluma faydalı olmayan da …
bence bu.
medvetcti
Üye Kimliği
medvetcti İsimli Üyeye Özel Mesaj Gönderin
medvetcti İsimli Üyeye Email Gönderin
medvetcti İsimli Üyenin Tüm Mesajları Arayın
17-09-2006, 00:06 #8
Gemici

——————————————————————————–
Alıntı:

Bence ahlak evrenseldir ve saltıkdır. Yani her zaman ve her dönemde geçerli olması gereken a priori öncel bir kavramdır.evrenseldir. bu nedenle bir ideadır. toplumun ahlak kurallarını ortaya koyan bir tözdür. doğal hukuk kavramı gibi insan aklının kendiliğinden ürettiği bir kategoridir. bu bağlamda kesinlik içermektedir. namus kavramı da erdem gibi ahlak kavramı içerisinde yer almaktadır. namus kavramı da çok boyutlu bir kavramdır ve cinselliği de içermektedir. bu nedenle cinselliğin de belli kuralları olmak gerekir. bu kurallar bana göre şöyledir: 1- cinsellik sınırsız değildir.
2-cinsellik yani genel olarak cinsel ilişki bireye özgüdür ama toplumsal sonuçlar doğurur çünkü toplumu ilgilendiren ahlak kuralları içerisindedir yani toplum düzeni ile ilgilidir.
3-cinselliğin kuralı meşruiyettir. yani meşruiyete uygun cinsellik olması gerekir.meşruiyet de evrensel ahlak kurallarının onayladığı ilişkidir. bu da evlenmedir.evlenmeden ilişki bana göre namus kavramının dışındadır.

Evrenselden ne anlıyorsunuz? Her toplumda ve her çağda geçerli olan mı, yoksa toplumdan topluma ve çağdan çağa değişen mi?

Her toplumda ve her çağda geçerli olan derseniz, cinsiyet ve evlenme konularındaki düşünceleriniz, özellikle sıraladığınız üç şık, sadece belirli toplumlar için, hatta ve hatta belirli toplumların belirli kesimleri için geçerli, çağımızdaki ve tarihteki diğer toplumlar için ve söz konusu olan toplumların tüm kesimleri için değil.

Bir de namus konusu tartışılırken kimin veya neyin namuslu olduğuna kimin karar vereceği konusu var. Namuslunun namuslu olduğuna kim karar verir? Birilerine göre namuslu olan diğerlerine göre de namuslumu dur?

Saygılarımla
Gemici
Üye Kimliği
Gemici İsimli Üyeye Özel Mesaj Gönderin
Gemici İsimli Üyeye Email Gönderin
Gemici İsimli Üyenin İnternet Sayfası
Gemici İsimli Üyenin Tüm Mesajları Arayın
17-09-2006, 17:14 #9
üye8180

——————————————————————————–
Paraya gereğinden fazla aşırı önem vermek ve insanları sahip oldukları maddi değerlerle değerlendirmek namussuzluktur.
Çifte standartlı olmak ve iyi ve kötü davranışları kişiye göre değiştirerek sergilemek namussuzluktur.
Düşene bir tekme de bizim atmamız namussuzluktur.
Kendisini savunamayacak durumda olan tüm insanlara özellikle masum çocuklara, kadınlara, hayvanlara yapılan her eziyet namussuzluktur.
İnsanların yaptıkları yanlışları düzeltmek için değil de onları yok etmek için yapılan eleştiriler de namussuzluktur.
Adaletsizliğe ve zulme menfaatleri gereği ses çıkarmamak namussuzluktur.
Kin ve nefret dolu olmak, insanların felakete uğramalarını temenni etmek namussuzluktur.
Çok bencil olmak ve kendini her şeyden üstün ve önde görmek, kendini aşırı abartmak namussuzluktur.
Terbiyesiz ve saygısız olmak namussuzluktur
Namussuzluk deyince benim aklıma bunlar geliyor…
üye8180
Üye Kimliği
üye8180 İsimli Üyenin Tüm Mesajları Arayın
17-09-2006, 20:54 #10
Adilyaşam

——————————————————————————–
Sayın Ruşi daha çok gençsiniz. ben bu düşüncelerimi kuramsal ve kılgısal us yönünden yazdım. beni şu anki popüler yaşantı ilgilendirmez ben olması gerekeni benim felsefi ve etik düşüncelerim doğrultusunda yazdım. bireyler kendi felsefi ve dünya görüşlerini seçmekte özgürdürler. bu hukuki bir normdur .hukuksal olarak olması gereken de budur. ama etik ile hukuk ilişkisi kesin sınırlarla belirnememiştir. bu da gayet normaldir. ben etik olarak olması gerekeni anlattım kendimce. insanın ileride pişman olmaması ve ailesi ile vatanına ve kendisine karşı iyi bir birey olması için bence bazı etik kurallara uyması gereklidir. ama tabi bu kişinin kendi seçimidir. değerli arkadaşım bence sizin bu konuda eğer bir kaynağa gereksinimiz varsa kant’ın pratik aklın eleştirisi kitabını okumanızı salık veririm sözü çok uzatmak istemem ayrıca insanlara ahlak dersi vermek gibi bir inancım da yok kesinlikle. ayrıca şunu da belirtmek istiyorum benim ilkelerim hem kadın hem de erkek için geçerlidir. ama şunu da belirtmeden geçmek istemiyorum bence kadın bu konuda daha kendine dikkat etmelidir. ( şu kesin kadın ve erkek hukuksal olarak eşittirler. ama gerçek yaşamda ne yazık ki bu kadar eşit değildirler)saygılarımla..
Adilyaşam
27-10-2006, 15:27 #11
akif tütüncü

namus

——————————————————————————–
namusu toplum kuralı olarak açıklamak gerekir
akif tütüncü
Üye Kimliği
akif tütüncü İsimli Üyenin Tüm Mesajları Arayın
20-11-2006, 12:15 #12
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

——————————————————————————–
Töre adı altında temel insan haklarını ihlal eden davranış biçimleri ( öldürmeler, çocuk yaşında zorla evlendirme yolu ile cinsel saldırı suçlarıve diğer şiddet uygulamaları ) toplum kuralı olduğu için namusa uygun mu sayılacak?

Yoksa namus kadını denetlemenin baskı altında tutmanın bir yolu mu?

Saygılar
Av.Habibe YILMAZ KAYAR
Üye Kimliği
Av.Habibe YILMAZ KAYAR İsimli Üyeye Özel Mesaj Gönderin
Av.Habibe YILMAZ KAYAR İsimli Üyeye Email Gönderin
Av.Habibe YILMAZ KAYAR İsimli Üyenin İnternet Sayfası
Av.Habibe YILMAZ KAYAR İsimli Üyenin Tüm Mesajları Arayın
20-11-2006, 14:01 #13
üye3578

——————————————————————————–
Namus; cehalet karanlığında, el yordamıyla yön bulmaya yaradığına inanılan, değişik araçlardan, bir çok dogma gibi, sadece bir tanesidir…
üye3578
Üye Kimliği
üye3578 İsimli Üyenin Tüm Mesajları Arayın
20-11-2006, 15:24 #14
Av.Adnan Koray

——————————————————————————–
Merhaba,

yazılanları okuyunca, tesadüfen okuduğum bir yazı aklıma geldi,paylaşayım dedim(hatırladığım kadarıyla).

Amerika da bir dava görülüyormuş…
Eskimoların evine misafirliğe gitmiş bir Amerikalı.
Akşam üstü sohbetler edilmiş,yemekler yenmiş, içkiler içilmiş.
Sıra gelmiş eskimoların en misafirperver oldukları saate.
Evsahibi eşini misafire sunmuş ve onunla birlikte olmasını istemiş.
misafir bunu kabul etmeyince aralarında tartışma çıkmış ve Evsahibi misafire müessir fiilde bulunmuş.
Buradaki hukuki tartışma şu:
eskimo geleneklerine göre eşinin birlikte olmasını istediği misafir, bu talebi reddederek bu fiiliyle haksız tahrikte bulunmuş mu?

ne dersiniz haksız tahrikin unsurları oluşmuş mu?
Av.Adnan Koray
Üye Kimliği
Av.Adnan Koray İsimli Üyeye Özel Mesaj Gönderin
Av.Adnan Koray İsimli Üyenin Tüm Mesajları Arayın
20-11-2006, 17:31 #15
Merhaba

——————————————————————————–
NAMUS…

Bu kavramla ilgili şöyle bir benzetme yapmak istiyorum…

Namus kavramı, yaşamın insana dair tüm gerçeklerinden, çağlar boyunca ve büyük mücadeleler sonrasında damıtılarak bazı ağızlardan bir kez içilmiş, ve kana karışarak “benlik saygısı” nı oluşturmuş ve her an beynin tüm kılcal damarlarında dolaşan bir “yaşam estetiği” iksiri,…

Bazı ağızlarda da şak-şuk-şak diye çiğnenen, zaman zaman da şişirilen, şiştikçe içindeki boşluk büyüyen ve bir noktaya geldiğinde de çattttttt diye patlayarak çirkin bir hiçlik sesi çıkaran bir sakızdır.

Sayın Av. Habibe Yılmaz Kayar’ ın yukarıdaki 1 no,lu mesajında, KAMER ‘ in yaptığı ankete verilen yanıtların hep bu sakızı çiğneyenler tarafından verildiğini düşünüyorum.

Saygılar.

Merhaba.
Merhaba
Üye Kimliği
Merhaba İsimli Üyeye Özel Mesaj Gönderin
Merhaba İsimli Üyeye Email Gönderin
Merhaba İsimli Üyenin Tüm Mesajları Arayın
22-11-2006, 16:33 #16
Jeanne D’arc

——————————————————————————–
Sayın Merhaba’nın namus kavramına dair müthiş tanımından sonra ne yazsam sönük kalacak ama doğru bildiğimi nacizane ifade edeyim: Namus; kişinin özü, sözü, fiilidir. Sözünün ve fiilinin, erdemli olmak sorumluluğunu hıfsetmiş bulunan özüyle ayniyetidir.

Saygılarımla.
Jeanne D’arc
26-11-2006, 00:41 #17
avien

——————————————————————————–
Din kavramının yanlış algılanmış olması da namus kavramının doğru tanımının yapılmasına engel olmuştur.Dinle hiç ilgisi olmayan kurallar ve bunların yüzyıllara yayılmış yanlış yansımaları, yorumlamaları günümüz toplumunun namus tarifinin yapılmasında referans olmuştur kanaatimce.
avien
Üye Kimliği
avien İsimli Üyeye Özel Mesaj Gönderin
avien İsimli Üyeye Email Gönderin
avien İsimli Üyenin Tüm Mesajları Arayın
26-11-2006, 02:05 #18
minee.mine

——————————————————————————–
Namus aslında insanların davranışlarında doğruluk ,dürüstlük, vijdan ve samimiyet gibi nitelikleri gerektiren genel ahlâktır.Kadın içinde erkek içinde
Oysa maalesef namus deyince toplumumuzda akla gelen tek şey Kadın…
Cinsiyeti ve kadın
Kadının kendisini birey olarak görmesi bile bazen onun namusunu belirleyebilir.
İnsanlar hala bu yüzden değil kadın olarak cinsiyetlerini , insan olarak varlıklarını hissettirmeleri yüzünden öldürülmektedir.
Hiçbir zaman bu kadınlara karşı namussuzluk yapılamaz çünkü namus ve namussuzluk maalesef kadına hastır erkek kadının namusunun bekçisidir MAALESEF…!!

sAYGILAR
minee.mine
Üye Kimliği
minee.mine İsimli Üyeye Özel Mesaj Gönderin
minee.mine İsimli Üyeye Email Gönderin
minee.mine İsimli Üyenin Tüm Mesajları Arayın
28-11-2006, 20:29 #19
hükümsüz1621

namus-namussuzluk

——————————————————————————–
namus nedir derseniz herkesin kendince bir cevabı vardır.ama namus tek bir cinsiyete indirgenemez.sadece kadınlar namuslu olmalıdır denmez.bir birey hayatına ve kendisine yakıştırdığı şeyleri yapmakta özgürdür.herkesin namus anlayışı farklıdır.bir kimse benim anlayışımda düşünmüyorsa ve hayatını benim gibi yaşamıyorsa -o namussuzdur- diyemem.
haysiyet,şeref ya da adı her neyse bunlar kişilerin kendi hayatlarını ilgilendirir.aşık olmak,ailenin istemediği biriyle evlenmek,ya da töreye karşı gelmek namussuzluk olamaz.
sanırım insanlar kurallarını kabul ettirmeye çalışırlarken hep bu namus ögesini kişilere silah gibi kullanıyorlar.insanların duyguları vardır düşünceleri vardır ve bunları fiiliyata dökenler de onlardır.bir başkası değildir.niye herkes kendi gibi düşünmeye zorluyor ki diğer insanları….bu zorbalıktan başka bir şey olamaz.namussuzluk diye gördükleri fillerden daha ağır bir şeydir bu bence.
bir kere insanların namuslarını teraziye koymadan önce herkes kendi vicdan muhasebesi yapmalıdır.bakalım kişi kendi hayatında ne kadar namuslu erdemli olabiliyor?
namus konusunda ileri sürülen bu şeyler toplumdan topluma değişir elbette ki.ama hayatlarını bizim gibi yaşayamayan insanları da namussuzlukla suçlayamayız.bu insancıl olmaz.

hükümsüz1621
04-12-2006, 01:40 #20
HAMZA

——————————————————————————–
Doğru olan bir ve tekdir çoğu zaman(Pragmatist değilsek eğer)…Ahlak kuramı içinde namus ne kadar tartışılabilir ki!!!İnsanoğlunun bu konuda gelebildiği son nokta;bu başlıkların toplamı kadar işte…Doğruyu bulmuş çoğunluk….Ve dünyadan bihaber bir azınlık…..

Bu yüzden;namus,ardniyetsiz,dürüst olanın beyaz kurdelesi….Namussuzluk; ego ve nefsin simsiyah kurdelesidir…Hangisini takacağımız keyfiyeti bizdedir…Kadın,erkek veya hermafrodit olmak bi fark oluşturmaz…Bu keyfiyeti insenlara anlatmak kaygısı gütmek,başka bir başlık da incelenmelidir…
HAMZA
Üye Kimliği
HAMZA İsimli Üyeye Özel Mesaj Gönderin
HAMZA İsimli Üyeye Email Gönderin
HAMZA İsimli Üyenin Tüm Mesajları Arayın
04-12-2006, 02:32 #21
Ademce

——————————————————————————–
Bence erkeği bir eş sevgili olarak değil de kişisel yaşam sigortası ve bir sömürü odağı olarak algılamak ve eşitlik gibi kavramları sadece tek yönlü olarak kullanmak ve bütün bir akımı, hareketi, jargonu bunun üzerine bina ettikten sonra bunun sos verdiği noktada “Pozitif ayrımcılık” deyivermekte de haksızlık.
Ademce
04-12-2006, 14:55 #22
mustigocer

——————————————————————————–
Namus benim kanımca doğruluk dürüstlük ve vicdandır. Namussuzlukta sana ait olmayayan herhangi bir şeyi cebren ve hile ile elde etmek başkasına ait olan mal mülk benzeri şeylere tecavüz etmektir. insanlar arasında gönül rızası ile olan hiç bir şey(cinsellik) dahil namus ve namussuzluk kavramı içine asla alınmamalıdır. bu benim kişisel görüşümdür. saygılarımla Mustafa göçer
Emekli bankacı
mustigocer
Üye Kimliği
mustigocer İsimli Üyeye Özel Mesaj Gönderin
mustigocer İsimli Üyeye Email Gönderin
mustigocer İsimli Üyenin Tüm Mesajları Arayın
19-07-2009, 20:38 #23
avrupayakası

——————————————————————————–
Namus kavramı;ülkemizde, geçen yıllardan beridir kullanılagelen fakat yirminci yüzyılda büyük şehirler başta olmak üzere ekseri gelişmiş şehirlerimizde kullanım alanının salt kadın kavramını içine almaktan çıkan bir bir anlama sahiptir.Kısaca Namus artık ”kadın” demek değildir.Ayrıca kullanımı da gittikçe daralmaktadır. (Not:Gelişmiş şehirlerimizden bahsediyorum,yoksa halen maalesef ki bu soyut kavram için canlarına kıyılan genç kızlarımız vardır.Bunu yapanları da esefle kınıyoruz.)
avrupayakası
Üye Kimliği
avrupayakası İsimli Üyeye Özel Mesaj Gönderin
avrupayakası İsimli Üyeye Email Gönderin
avrupayakası İsimli Üyenin Tüm Mesajları Arayın
26-07-2009, 12:00 #24
Academic

——————————————————————————–
Soru şu olmalı: Namuslu olmak mı , yoksa namuslu görünmek mi?

Bizim toplumumuzda namuslu olmak kadının ırzı üzerine kurulmuş ve biçim özün önüne geçmiştir. Araştırmadaki yanıtlara bakarsak namuslu olmanın da olmamanın da ölçütleri kadının cinselliği üzerine bina edilmiştir. Ancak ne hikmetse bu kadar namuslu ! geçinen bir toplumda küfür direkt kişinin kendisine değil yakınları olan kadınlara edilmekte, (bu konuda bir araştırma yapılmış ve batı toplumlarında küfürler direkt kişiye edilirken doğuya gidildikçe yakını olan kadınlarına edildiği saptanmış) , kişiler kılıkla kıyafetle namuslu ya da namussuz olarak değerlendirilmektedir..Fuhuş artmakta, evlilik dışı ilişkiler nedeniyle boşanma oranları yükselmektedir. Yine de namusumuza laf ettirmemekteyiz!!

Namuslu olmak değil namuslu görünmeye değer veren bir namus anlayışına sahip bir toplumda çürümüşlük ve yozlaşma almış başını giderken neyin üzerinde çokça konuşuluyorsa onun içini daha çok boşalttığımızın da farkına varmalıyız. Namusu dilinden düşürmeyip de insanların manevi değerlerini sömüren bir anlayışta kadının aşık olmasını bile namussuzluk olarak algılanmış, dilinin uzun olması namussuzluk olarak algılanmış, kadının örtülü olması namuslulukla eşdeğer görülmüştür. Tümüyle biçimsel..

Namus bizde içi boşaltılmış ve kadının bekaret zarına hapsedilmiş bir kavramdır..
Academic
Üye Kimliği
Academic İsimli Üyeye Özel Mesaj Gönderin
Academic İsimli Üyeye Email Gönderin
Academic İsimli Üyenin İnternet Sayfası
Academic İsimli Üyenin Tüm Mesajları Arayın
26-07-2009, 12:47 #25
Özge Yücel

——————————————————————————–
Aşama aşama gidelim. Namus, namussuz sözcüklerinin sözlük anlamına baktığımızda ahlak, doğruluk, dürüstlüğe gönderme yapıldığı görülmektedir. İffet, namusun üçüncü anlamı olarak açıklanmaktadır. Öyleyse namus, temel olarak ahlak kurallarına bağlılıktır. Namusun iffet anlamı Türk toplumunun ahlaktan anladığı özel bir anlamdır. İffet de cinsel konulardaki ahlak kurallarına bağlılık ve doğruluk olarak tanımlanmaktadır. Öyleyse namusun ahlak ve dürüstlükten başka bir şey ifade etmediği söylenebilir. Ahlak ise toplum içinde uyulması gereken davranış kurallarına denilmektedir. Öyleyse bir kimsenin bekareti toplumu ilgilendirmediğine göre namusu da ilgilendirmez.

namus a. Ar. (-.)
1. Bir toplum içinde ahlak kurallarına karşı beslenen bağlılık: “İyi süvari / Vurun kardaş demiş / Namus günüdür.” -A. Arif.
2. Dürüstlük, doğruluk.
3. Sililik, °iffet: “Senin namusun bizim sayılır.” -B. Yıldız.
4. esk. Kanun, nizam.

namussuz öna. (-..)
Ahlak kurallarına uygun olarak davranmayan, ahlak kurallarını çiğneyen.

ahlak, -kı a. Ar. (.-)
1. Bir toplum içinde kişilerin benimsedikleri, uymak zorunda bulundukları davranış biçimleri ve kuralları, aktöre, töre, °moral, °etik.
2. fel. Belli bir toplumun belli bir döneminde bireysel ve toplumsal davranış kurallarını saptayan ve inceleyen bilim.
3. İyi nitelikler, güzel huylar: Sokakta oynadığından beri oğlanın ahlakı bozuldu.

iffet, -ti a. Ar.
1. Cinsel konularda ahlak kurallarına bağlılık, sililik.
2. Doğruluk, namus.
Özge Yücel
Üye Kimliği
Özge Yücel İsimli Üyeye Özel Mesaj Gönderin
Özge Yücel İsimli Üyeye Email Gönderin
Özge Yücel İsimli Üyenin Tüm Mesajları Arayın
27-07-2009, 19:43 #26
Academic

——————————————————————————–
Alıntı:
Yazan Özge Yücel

Öyleyse namusun ahlak ve dürüstlükten başka bir şey ifade etmediği söylenebilir. Ahlak ise toplum içinde uyulması gereken davranış kurallarına denilmektedir. Öyleyse bir kimsenin bekareti toplumu ilgilendirmediğine göre namusu da ilgilendirmez.

Sosyal bilimlerde kavramları tanımlamak gerçekten zordur. Namus kavramına yüklenen çok fazla anlam var. Yukarıdaki saptamanız çok doğrudur. Kimsenin bekareti toplumu ilgilendirmez fakat ahlak kuralları toplumu düzenleyen kurallar olduğuna göre toplumun genel bakışını ve verdiği anlamı da soyutlayamayız gibime geliyor. Şu bir gerçektir ki bu toplumda namus kavramı kadın üzerinden değer kazanıyor. Oysa ki olması gereken bu olmamalı. Yani sadece kadının namusu değil örneğin manavdaki meyveyi eksik tartan ve müşteriyi dolandıran yaklaşım da namussuzluk olarak değerlendirilmeli. Konu ahklak ise.

Fakat Türk toplumu gibi geleneksel toplumlarda kadına bakış açısının bunu belirlediğini düşünüyorum. Kadın pasif ve sahip olunması gereken bir varlık olarak algılanırsa doğal olarak kendini koruyamayacağı varsayımı ile onun adına bunu yapan erkekler bulunur. Bu erkek kendisini onun namusundan sorumlu hisseder çünkü kadın zayıftır, acizdir, onun namusu kendi namusudur diye geneller. Namusa yapılan atıfta da kadının bekareti ve cinselliği ön plandadır çünkü kadına doğurgan ve erkeğin cinsel ihtiyaçlarını karşılaması gereken bir varlık olarak bakılır, analık ise bunun kutsanmasıdır.

Her şey zincirin halkaları gibi birbirine bağlı bence. Düğüm noktası ise kadının kendi namusunu koruyabileceğine ilişkin yetkinliğinin olduğunun tanınmasıdır. Yani kadın namusunu ne ile tanımlıyorsa , ya da namus nasıl tanımlanıyor ise bunu da koruyacak olan yine kadındır. Zaten konu cinsellik ve kadının namusunun bu eksende korunması ise erkek kadının namusunu kimden koruyor? Yine diğer erkeklerden değil mi? Kadını pasifize eden tüm yaklaşımlarda kadının da payı olduğunu düşünüyorum. Kadın sığınma ihtiyacı hissetmez ise (bu gücü olduğu inancı olur ve gerekli şekilde davranabilirse) tarihin boşluk affetmediği gibi bu boşluğu erkeklerin doldurmasına da gerek kalmaz.. Bence..

Saygılar..
Academic
Üye Kimliği
Academic İsimli Üyeye Özel Mesaj Gönderin
Academic İsimli Üyeye Email Gönderin
Academic İsimli Üyenin İnternet Sayfası
Academic İsimli Üyenin Tüm Mesajları Arayın
12-09-2009, 16:12 #27
Gemici

——————————————————————————–
Namus belası, namus lekesi
Ailenin namusu, mahallenin namusu,
Irz/namus düşmanı,
Namusum üzerine and içemek,
Namusa baha biçilmez,
Namus insanın kanı pahasıdır,
Namus, iffet satılmaz,
Namussuz yaşamaktansa namuslu ölmek iyidir,
Namussuzdan ırzını satın al,

Namusun ne olup ne olmadığı konusu toplumumuzda, özellikle ‘namus cinayetleri!’ söz konusu olduğunda tartışılmaya başlandı.
Sadece bizim toplumumuzun namus anlayışına göre değil, doğu toplumlarının çoğunluğunun anlayışına göre de namus genelde erkeğin namusu ile ifade edilir. Erkeğin namusu ise (genelde)kadına indirgenir. Erkeğin namusu eşi, kızkardeşi, annesi, uzaktan akarabası olan kadınlar ve mahallesinin kadınları ve kızlarıdır duruma göre. Erkeğin namusu bazı durumlarda ailenin namusu, kollektif namus, olur ve aile namus lekesini temizlemeye karar verir. Namus lekesini temizleme eylemlerine kadınlar da yardımcı olur belirli durumlarda. Namus belasını en iyi çekilde vurgulayan ve destanlaştıran Cem Karaca’dır

At bizim avrat bizim silah bizim şan bizim
Namus belasına kardaş yatarız zindan bizim
……………………………………….
Namus belasına kardaş kıydığımız can bizim
……………………………….………
Kır kalemi kes cezamı yaşamayı neyleyim
Namus belasına kardaş verdiğimiz can bizim

Cem Karaca’nın dizeleri bir dünya görüşünü, bir inancı, bir ideolojiyi dile getirir. Namus belası sadece toplumdan gelen dış baskıya bağlı olarak değil, iliklerimiz işleyen ve kişiliğimizi belirleyen dünya görüşüne bağlı olarak ta, yaşamayı değersiz hale getirir. Bu kişilik bizi ‚namuszuz yaşamaktansa, ölümü tercih etmeye yönlendirir.

Namus kavramını sadece kadının cinsel yaşamına indirgeyen dünya görüşüne karşı çıkmanın en etkili yolu, cezalandırmanın yanında, toplumsal bilinçlenmeden geçer.

Ömer Seyfettin’in altta linkini verdiğim ‚Namus‘ hikayesini okuyunca, toplumumuzun Ömer Seyfettin zamanından şimdiye kadar büyük bir ilerleme kaydettiğini düşünebiliriz.

Batı dünyası bu ilerlemeye rağmen, yeteri kadar yol kat etmediğimiz kanısında olacak ki hafta başında başlayan, eşcinsel oğlunu öldüren babanın davasını takip için, milletlerarası insan hakları kuruluşları İstanbula gözlemci gönderiyor. Gerekçe olarak ta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye’yi bir namus cinayetinden dolayı 30.000 Euro tazminat ödemeye mahkum etmesini gösteriyor Batı Medyası. Ve ekliyor, ‚ Türk Adaleti eşcinsellere karşı şiddet ve ölüm olaylarını yeteri kadar takip etmiyor. Namus kavramını kadınların, somut olayda bir erkeğin, cinsel yaşamına indirgeyen dünya görüşümüzdeki ilerlemeinin farkında değiller anlaşılan!
Ömer Seyfetti’in hikayesini mi göndersek adamlara?

Guido Westerwelle ve Namus!

——————————————————————————–
Guido Westerwelle ve Namus!
Guido Westerwelle“nin kim olduğunu merak edenler için; Guıdo Westerwelle Almanya Hür Demokrat Parti (FDP) nin genel başkanıdır. Sosyal Demokrat Parti(SPD) ve Hıristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) ile koalisyon hükumetleri kurmuş olan FDP’nin şimdiki Genel Başkanı Westerwelle’nin iki biyük özelliği var; Birincisi: Westerwelle FDP’nin en başarılı Genel Başkanı olarak biliniyor.
İkinci büyük özellik : Westerwelle homoseksüel bir politikacı.

Westerwelle konusunda bir mesaj yazmamın gerekçesi bugünkü Hürriyet’in Almanya Baskısında okuduğum bir haber.
Başlık şöyle:
Westerwelle: Töre Cinayeti Şerefsizliktir.
Habere göre Westerwelle bu cümleyi Partisinin Potsdam’daki olağanüstü kurultayında söylemiş.
Alıntı: Westerwelle, töre cinayetlerine tolerans gösterilmesinin kesinlikle söz konusu olamıyacağının altını çizerken, ‚Şerefi gerekçe gösterip , töre cinayeti işlemek en büyük şerefsizliktir‘ dedi.

Westerwelle hangi Almanca kelimeleri kullanmış bilmiyorum. Alman Basınında bu konuda herhangi bir haber bulamadığım için, sadece tahmin yürütebilirim. Tahminime göre Bay Westerwelle hem ‚Töre Cinayeti‘ hem de ‚şerefsizliktir‘ için aynı Almanca kavramı kullanmıştır; ‚Ehre‘ kavramını. Çünkü bizdeki namus ve şeref kelimelerinin Almanca’daki karşılığı aynı: die Ehre.
Önce şeref ve namus kavramlarının Almanca karşılıklarına bakalım:
Namus: 1. Ehre, Ehrgefühl 2. Ehrenhaftigkeit
Şeref: 1. Ehre, 2. Ehrenhaftigkeit.

Sözlük anlamından da anlaşılacağı üzere Türkçe’deki namus ve şeref kavramları Almanca‘da ‚die Ehre‘ kelimesi ile ifade ediliyor. Ve bizim ‚Töre Cinayeti‘ olarak adlandırdığımız cinayetleri Almanlar ‚Ehrenmorde‘ olarak nitelendiriyor; Namus cinayeti veya şeref cinayeti olarak, kısaca belirtmek gerekirse.

Habere, verdiğim bilgiler ışığında yaklaştığımızda Westerwelle’nin söylemiş olabileceğini tahmin ettiğim cümlesini şöyle tercüme edebiliriz Türkçe’ye:
‚Namus cinayeti namussuzluktur‘

Hükumet ortaklığı yapmış bir partinin ‚eşcinsel Genel Başkanı’ nın‘ namus ve namussuzluk konusunda söyledikleri üzerinde düşünürken aklıma, eşcinsel oğlunu öldürüp ortadan kaybolan babanın bundan on gün kadar önce İstanbulda başlayan davasına, Türk yargısının eşcinesllik konusunda taraflı davrandığını öne sürüp davayı takip için temsilci gönderen, uluslararası insan hakları örgütleri ve eşcinsel olduğunu belirten bir hakemin başına gelenler, geldi.

Bir kavram ve bu kavrama iki değişik anlam yükleyen iki değişik ülke.
Aynı kavrama değişik anlamlar yüklemenin ve aynı kavram adına değişik toplumsal uygulamalarda bulunmanın temelinde ne yatıryor dersiniz?
Alman toplumunun dejenere olması mı?
Bizim manevi değerlerimize daha fazla önem vermemiz mi?

Saygılarımla
Gemici
Üye Kimliği
Gemici İsimli Üyeye Özel Mesaj Gönderin
Gemici İsimli Üyeye Email Gönderin
Gemici İsimli Üyenin İnternet Sayfası
Gemici İsimli Üyenin Tüm Mesajları Arayın
11-10-2009, 15:14 #29
Av. Hakan ÇIRAK

——————————————————————————–
Bir kadının, evli olmadığı bir erkek ile rızaen cinsel ilişkiye girmesini doğru bulmuyorum… Bu ifadeyi rahat ve net olarak söyleyebiliyorum; çünkü “doğru bulmak” ya da “doğru bulmamak” etik bir tartışma mevzuudur.
Bilindiği üzere “etik-ahlak” kavramının genel geçer kaidelerle tarfi olmadığı gibi modernitenin bir sonucu olarak etik kavramını dayandırabileceğimiz evrensel bir formel de yoktur. Hal böyle olunca etik kavramının subjektiflik yanının ağır bastığı ve kişiden kişiye değişebileceği gerçeği karşımıza çıkmaktadır.
Yani etik ve etik çatısı altındaki her kavramı algılayış biçimi (namus, iyi, kötü, ayıp, ahlaklı v.s.) kişiden kişiye değişir.
Bu sebeple namus üzerine dillendirilen hiçbir fikir, ağır ithamlar biçiminde makes bulmamalı. Bu sebeple bir birey olarak, “evli olmayan bir kadının rızaen başka bir erkekle cinsel ilişki yaşaması doğru değildir” şahsi fikrini rahatça ifade edebiliyorum.
Öte yandan, namus ne erkeğin ve ne de kadının iki bacağı arasından ibaret değildir. İki bacak arası ile işlenen namussuzluklar, binlerce namussuzluktan sadece birisidir.
Örnekleyecek olursak:
- Kanunda ve mevzuatta yeri olmayan bir paranın icra dairesinde bir cepten başka bir cebe girmesi ve kanun uygulayıcısı olan avukatlar tarafından bunun artık normal olarak algılanıyor olması….
- 10 bin TL’lik bononun 8 bin TL’sinin makbuz alınmadan müvekkili tarafından tahsil edildiğini bilen avukatın, sanki hiç tahsilat olmamış gibi bonoyu 10 bin TL olarak icra takibine koyması…
- Altında son model arabalarla gezen avukatın, vergisini ödemesi gerektiği kadar ödememesi…
- Duruşmadan sonra bilirkişilerle Boğaz’da rakı-balık yenmesi…
- Hakimin “bizden” gördüğü kişi lehine karar vermesi…
- Vatandaşın yere tükürmesi…
- Baro odasından alınan bir cübbenin, tekrar baro odasına götürülüp teslim edilmemek sureti ile adliyede kıyıya köşeye bırakılması…
- Müvekkilin hakkını tahsil etmiş olmasına rağmen, müvekkile derhal ödeme yapılmaması…
- Bürosuna iş vermek için gelen ve somut olayda ilk bakışta haksız olduğu anlaşılan vatandaşa, avukatın “sen haksızsın” dememesi…
- Dosya ile alakalı müvekkile yalan söylenmesi…

Evet, namussuzluk sadece kadın veya erkeğin bacak arasından sadır olabilen bir şey değildir… Sırf bizim meslekte dahi, binlerce namussuzluk çeşidi varken, namusu sadece kadının cinsel eylemine indirgemek cehaletin tezahüründen başka bir şey olamaz…
Av. Hakan ÇIRAK
Üye Kimliği
Av. Hakan ÇIRAK İsimli Üyeye Özel Mesaj Gönderin
Av. Hakan ÇIRAK İsimli Üyeye Email Gönderin
Av. Hakan ÇIRAK İsimli Üyenin İnternet Sayfası
Av. Hakan ÇIRAK İsimli Üyenin Tüm Mesajları Arayın
11-10-2009, 18:46 #30
Özge Yücel

——————————————————————————–
Alıntı:
Yazan Av. Hakan ÇIRAK

Bir kadının, evli olmadığı bir erkek ile rızaen cinsel ilişkiye girmesini doğru bulmuyorum…

Neden cinsel ahlak ya da namus kadın üzerinden şekillendiriliyor, neden cinsel ahlaksızlık olarak gördüğünüz davranışın öznesi kadın oluyor, yani namus ya da namussuzluğu ifade eden tümceler neden hep kadın üzerinden kuruluyor? Bir erkeğin evli olmadığı bir kadınla cinsel ilişkiye girmesini de aynı sertlikte reddediyor musunuz ya da bu toplum reddediyor mu? Yanıtın en azından toplumda “hayır” olduğunu gözlemlediğimiz için soruyorum: Kadınla erkek namus yönünden eşitsiz midir? Neden?

Kazete

Satilik kopek yavrulari

Salı, Ocak 18th, 2011

Satilik kopek yavrulari

“Satilik Köpek Yavrulari” ilaninin hemen altinda küçük bir çocugun basi gözüktü ve çocuk dükkan sahibine sordu :
“Köpek yavrularini kaça satiyorsunuz?”
Dükkan sahibi : “30 dolarla 50 dolar arasinda degisiyor fiyatlari” dedi
“Benim 2 dolar 37 sentim var” dedi çocuk
“Bir bakabilir miyim yavrulara”
Dükkan sahibi gülümsedikten sonra bir islik çaldi ve köpek kulübesinden bes tane yumak halinde yavru çikti.
Yavrulardan biri arkadan geliyordu. Küçük çocuk yürümekte zorluk çeken sakat yavruyu isaret
edip sordu : “Bunun nesi var?”
Dükkan sahibi onun kalça çikigi oldugunu ve hep sakat kalacagini açikladi.
Küçük çocuk heyecanlanmisti.
“Ben bu yavruyu satin almak istiyorum.
Dükkan sahibi : “Hayir o yavruyu satin alman gerekmiyor.
Eger gerçekten istiyorsan o yavruyu sana bedava veririm”
Küçük çocuk birden sinirlendi. Dükkan sahibinin gözlerinin
içine dik dik bakarak :”Onu bana vermenizi istemiyorum.
O da diger yavrular kadar degerli ve ben fiyatini tam olarak ödeyecegim. Aslinda simdi size 2 dolar 37 cent verecegim ve
geri kalanini ayda 50 cent ödeyerek tamamlayacagim.”
Dükkan sahibi çocugu ikna etmeye çalisti :

“Bu köpegi gerçekten satin almak istedigini sanmiyorum.
Bu yavru hiçbir zaman diger yavrular gibi kosup, ziplayamayacak ve seninle oynayamayacak.”
Bunun üzerine küçük çocuk egildi, pantolonunu sivadi ve büyük bir metal parçasiyla destekledigi sakat bacagini dükkan
sahibine gösterip, tatli bir sesle :

“Ben de çok iyi kosamiyorum ve bu yavrunun kendisini çok iyi anlayacak bir sahibe gereksinimi var” dedi.

Iyilik yap denize at..mi?

Salı, Ocak 18th, 2011

Iyilik yap denize at..mi?

Almanya-yugoslavya sinirindaki meinfurg sehrinde, o gün olaganüstü birseyler yasaniyordu.,sadece tank sesleri ve askerlerin
ayak sesleri duyuluyordu.Kaçisan , aglasan insanlar vardi.Hitlerin askerleri tek
tek evleri basiyor, içinde yahudi yasayan evleri atese verip,çoluk çoçuk hepsini askeri araçlara bindirip toplama kamplarina gönderiyorlardi. O
güzel,yem yesil sinir sehri , artik griye dönüsmüstü. Sehrin biraz dislarinda yasayan Abraham wirtsovzt 12 yasindaki oglu mison ile 4
yasindaki Amy yi giydirdi,yanlarina biraz yiyecek ve giyecek verdi ve yanaklarindan öptü.” Sürekli geceleri güney doguya yürüyün Kimseye
yahudi oldugunuzu söylemeyin ve konusmayin, hep saklanin..Savas bitince gelip,sizi alacagim.”dedi.Çoçuklar o gecenin kör karanliginda yürümeye
basladilar. Abraham göz yaslarini sildi ” Tanrim onlari koru ” dedi.

Bir süre sonra evi askerler basmis ve Abraham ve esi kursuna dizilmisti.
Miton ve Amy 3 gün boyunca yürüdüler .Nereye gittiklerini bilmiyorlardi.Amy artik bu yürüyüsten sIkIlmIstI ,yiyecekleri
kalmamisti ve ayaklari yara içindeydi. Mison da yorulmustu. Ikiside yorgunluktan baygin düstüler. Sabah oradan geçen yasli bir köylü üstü
basi yirtik içinde ,çamur içinde kalmis iki çocuk buldu.Alip onlari eve getirdi.Çocuklar bir süre sonra iyilesti.Fakat israrla
konusmuyorlardi.

Kimdiler,nereden geliyorlardi.Yasli köylü çocuklarin Küçük çantalarina baktiginda orada; çokça para ,ailece çekilmis bir resim ve babalarinin
yazdigi bir mektup vardi. Yasli köylü çocuklara korkmamalari gerektigini söyledi,burasi küçük bir müslüman köyüydü. Savas sonuna kadar yaninda
kalabileceklerini ve sonra onlari babalarina yollayacagini söyledi.

Almanlar hizla yayildigindan bu müslüman köyüdekilerde buralari terkettiler. Yasli köyl çocuklarida yanina alip,daha doguya dogru
gitti.

Sonunda savas bitmisti,yasli köylü çocuklarin ailelerini aradi ama oradaki tüm yahudiler toplama kamplarina gönderilmis ve çoguda ölmüstü.

Abraham ve esine ait bir belge bulamadilar. Sonunda yasli köylü dünyanin tüm ülkelerinden gelen yahudilerin kurdugu israil devletine basvurdu

.Belki de çocuklarin aileleri oradaydi. Israilden gelen iki görevliye çocuklari,aile resmini ve paralari teslim etti. 1 ay sonra israilden
yasli adama bir yazi geldi.Yazida ona tesekkür ediliyor. ve artik israil devletinin dostu oldugu ihtiyaci oldugunda en yakin konsolosluga
basvurmasi isteniyordu.. Bu yaziyla yasli adam çok övünür,koca devlet bana tesekkür yazisi gönderdi deyip,dururdu. Öldügünde bu yaziyi oglu
alip,sakladi. Aradan 25 yil geçmisti.Yasli köylünün oglu o gün belgrad daki hastanede doktoru dinlerken üzgündü. Kizinin acilen beyin
ameliyati olmasi gerekiyordu. Bu ameliyati basarili bir sekilde yapan bir iki doktor vardi ve onlarda Amerika daydi.Ne parasi yeterliydi. nede o
doktorlara ulasabilirdi.Çaresizdi. Evini satmaya karar verdi. Ve tapuyu çikarmak için dolabini açip,karistirirken babasindan kalan o eski
belgeyi buldu. Babasinin sözlerini hatirladi.”israil devleti bana tesekkür ediyor..”

Acaba dedi satsam degeri nedir diye düsündü.Ertesi gün bir antikaciya gidip,belgeyi gösterdi.Antikaci bu tesekkür belgesinin gerçek olup,
olmadigini ögrenmek için israil konsolosluguna fax çekti. Bir saat sonra bir görevli telefon ederek,belgenin sahibini görmek istediklerini
söyledi.elvir eyvah dedi basima ismi açtim.diye ve konsoloslugun yolunu tuttu.Ona bu belgeyi nereden buldugunu ,ve neden satmaya çalistigini
sordular.O da herseyi açikladi.Gidebilirsin dediler ama belgeyi ondan aldilar. 1 hafta sonra kapisina gelen 1 israilli görevli elvir esi ve
kizini ABD ye götürmeye geldigini söyledi ve devam etti.” o belgeyi
arastirdik, israil devleti kuruldugunda yahudi hayati kurtaran kisilere verilmis
az sayida belgeden birisi ve hala geçerli ,israil devleti olarak belgede sizin ailenize verilen sözü tutacagiz. O belgede;ibranice ,sizin babaniza
tesekkür ediliyor ve ailenizden birinin basi sikistiginda israil devletinin size yardim edecegi yaziyor. Israil devleti kizinizi ameliyat
ettirmeye karar erdi.Belgeyide müzede sergilemek üzere alacagiz dedi.

Elvir ve esi saskin kalakaldilar.Daha sonra hep birlikte ABD ye gidildi.Küçük
kiz beyin ameliyatini oldu.Küçük kiz iyilestikten sonra new york daki israil konsoloslugunda bir kutlama yapildi.Elvir ve ailesine israil pasaportu
hediye edildi.Bu kutlamada yillar önce yasli köylü tarafindan kurtarilan ve simdi evlenip amerika da yasayan Amy esi iki kizi ve ,Mison ,esi ,2
oglu da vardi. Amy new york un ünlü avukatlarindan ,mison ise bir bankanin genel müdürüydü.Her ikiside geçmisi anlatip,yasli adama
duyduklari minneti anlattilar.O gün yasli köylü 2 degil ,gördügünüz gibi kaç yahudiye yasamini armagan etti.dediler göz yaslari içinde.
Amy ve mison; elvir ve ailesiyle zaman zaman görüsmek üzere anlastilar ve
Küçük kizin tüm egitim masraflarini üstleneceklerine sözverdiler.
***********************************************
Küçük kiz su anda new york da tip egitimi görmekte ve 5 yildir Amy ile yasamaktadir. Annesi ve babasi son yasanan kosava savasi sirasinda
sirp zulmünden kaçabilmek için ilk defa israil pasaportlarini kullanip, ABD ye gelmisler ve onlarda Amy nin yakininda bir eve
yerlestirilmislerdir.. Bu ilginç öykü kosova savasi sirasinda ülkeye
gelen bu aile ile ” newyork today” yaptigi röportajla ortaya çikmistir.

Acele etmeden hayatin tadini cikarmak

Salı, Ocak 18th, 2011

Acele etmeden hayatin tadini cikarmak

Bir zamanlar Afrika’da kayip bir sehri aramakta olan arkeologlar,
beraberlerindeki esya ve yukleri, hayvanlarin ve yerlilerin yardimi ile
tasiyarak uzun bir yolculuga cikmislar. Kafile zor doga kosullarinda,
balta girmemis ormanlarin icinde ilerleyerek, nehirleri, caglayanlari
gecerek yolculuga gunlerce devam etmis. Fakat gunlerden bir gun
yerlilerin bir kismi birden durmuslar. Tasidiklari yukleri yere indirmisler ve hic
konusmadan beklemeye baslamislar. Ulasmak istedikleri yere bir an once
varmak isteyen batili arkeologlar bu duruma bir anlam veremeyip, zaman
kaybettiklerini, bir an once yola devam etmeleri gerektigini anlatarak,
yerlilerin neden durduklarini ogrenmek istemisler. Fakat yerliler buyuk
bir suskunluk icinde sadece bekliyorlarmis. Bu anlasilmaz durumu
yerlilerin dilinden anlayan rehber, onlarla bir sure konustuktan sonra
su sekilde ifade etmeye calismis:
“Cok hizli gidiyoruz. Ruhlarimiz geride kaliyor.”

Modern sehir hayatinin ve cagimizin getirdigi en buyuk sorunlardan biri bu;
“Hizla ve sonu bir turlu gelmeyecek olan hedeflere dogru cilginca
kosusturmak” ve kosustururken etraftaki ayrintilari, manzaralari, kucuk
mutluluklari, kisaca hayata dair pek cok yasanasi guzelligi gorememek ve
kacirmak… Ya da yasanan yiginla drama, sacmaliga ve ilkellige seyirci
kalmak, duyarsizca sadece bakip gecmek ve gitmek…

Halbuki durup ruhlarimizi beklemeli, Muzigi duymaya calismali, Yavas
dans etmek icin caba sarfetmeli, Her gunun bitiminde yataga uzanip
“kendimize dogru bakmaliyiz”.

Bebek

Salı, Ocak 18th, 2011

Bebek

Genç kadın, bebeğin güzelliği karşısında
büyülenmiş gibiydi. Kıvırcık sarı saçları, iri mavi gözleri,
kalkık bir burun ve küçük kırmızı dudaklarıyla
bir kartpostalı andıran bebek, kadının şimdiye kadar
gördüğü en cana yakın kız çocuğuydu.
Onun ipek yanaklarını daya doya öpmek ve
cennet kokusunu içine çekmek için eğildiğinde :
“Dokunma bana …” diye bir ses duydu.
“Beni okşamaya hakkın yok senin…”
Kadın korkuyla irkilip etrafına bakındı.
Bebekle kendisinden başka içerde kimse yoktu.
Aynı sesi tekrar duyduğunda bebeğe döndü.
Aman Allahım!.. Yeni doğmuş gibi görünmesine rağmen
konuşan oydu. “Bana yaklaşmanı istemiyorum”
diye devam etti. “Hemen uzaklaş benden…”
Kadın, biraz olsun kendini toplayarak :
“Çocuklarımız hep erkek oluyor” dedi.
“Onlar da güzel ama kız çocukları başka.
Bu yüzden seni öpmek istedim.”
“Beni öpemezsin” diye ağlamaya başladı bebek.
“Benim de seni öpemeyeceğim gibi…”
“Neden ?” diye sordu kadın.”Neden öpemezsin ki ?”
Bebek, hıçkırıklara boğulurken :
“Bunun sebebini bilmen gerekir” dedi.
“Düşünürsen mutlaka bulacaksın…” Kadın, neler olup
bittiğini hatırlamak üzereyken kendine geldi.
Özel bir hastanenin en lüks odasında yatıyor
ve narkozun tesirinden midesi bulanıyordu.
Aile dostları olan tanınmış doktor,
odayı dolduran çiçeklerden bir tanesini
vazodan çıkartıp kadına uzatırken :
“Geçmiş olsun hanımefendi” dedi.
“Başarılı bir kürtajdı doğrusu.
Ha..! Sahi, “kız”mış aldırdığınız bebek.”

Minic minic minik minik minic sohbet minik chat mini minic minik minic

Salı, Mayıs 11th, 2010

`–`Б`-“ҳ“ KaLbim biRiciqim `–`Б`-“ҳ“ SON 2 3 4: pam pamm para ra ra ra ram rammm para rarararara ramm pam pammm pam parararara… çekmediğim dertlerrrr çilee kalmadııı feryatsızz gündüzümm gecem olmadııı ağlamadıkk sokakk köşe kalmadııı YALNIZIMMM DOSTLARIMMM YALNIZIMMM YALNIZZZ ( ahhhhh ) OOOOOOOOOOO ESKİ HALİMDEN ESER YOKK ŞİMDİİİ IZDIRAPP İÇİNDEE YORGUNUMM ŞİMDİİİİ TUTUNN KOLLARIMDAN DÜŞERİMMM ŞİMDİİ YALNIZIM DOSTLARIMMM YALNIZIMM YALNIZ… NELER GÖRDÜM NELER NELERRRRRRR GELDİ BAŞIMAAA DÜŞE KALKA GELDİM BEN BU YAŞIMAAA TUTUPTA KALDIRINN ALLAHH AŞKINAAAA YALNIZIIMMM DOSTLARIMM YALNIZIMM YALNIZZZ……

 

Minic minic minik minik minic sohbet minik chat mini minic minik minic

özlü sözler, manali sözler, ask sözler, duygusal mesajlar, anlamlı mesajlar, anne mesajları, hastalık, a, b, c, d, e, f, g, h, w,e,r,t,y,u,ı,o,p,ğ,ü,k,j,h,g,f,d,s,a,z,x,c,v,b,n,m,ö,ç, trsohbet, mircindir

Çarşamba, Nisan 21st, 2010
Sen Karanlıktayken Ben Geceyi Seviyorum


Senin Olmadığın Akşamlarda Ömrüm Kısalıyor Sanki..


Onun İçin Bu Defa
Az Kararttım Geceyi…Şimdi Ne Varlığın Ne

Yokluğun Belli…/

Bu Bulanık Siyah Hava Seni Gizlemek..Ve Duymak İçin

Yeterli..


Sana Dokunamadığım Akşamlarda Bedenim Eriyor Sanki..


Kendime Yüklüyorum Bu Açlığın Kabahatini..

Sanki Varmışsın Da “Kızgınmışsın” Biraz Bana
O Bahaneyle Uzak Duruyormuşsun..
..İstemiyorum Saçlarının Savrulmasını Rüzgarda..

Bu Sevdadan Benim Payıma Düşen Zaten Fazla


 

Senin Olmadığın Akşamları Takvimden Siliyorum..
Ömür Haneme Niye Yazsınlar Ki Yaşamadıklarımı..?
Senin Olmadığın Akşamlarda../..Fersiz Yanıyor Sokak lambaları..

Ve O Geceler Topluyorlar Dilencileri
..


Ve Her Kahkaha Meyhanelerden Yükselen Anama Söver Gibi..

Bir İstanbul Değil Sensiz Akşamlarda Sanki
Bütün Kentlerin Tutuluyor Dili / Öyle Gecelerde
Görmezlikten Geliyorum Çöp Kamyonlarının Kenti Kirlettiğini
Cinsiyetler Kalkıyor Yüzler Seçilmiyor Herkes Çarşı İznindeki
Tek Tip ErGibi../..Bir Yakalasam Yaka Paça
Zamanı Durduracağım..

Işıklandırılmış Vitrin Camları Ayna Olup Yüzüme Çarpıyor..Anladım;
Ben Sensiz Gecelerde Yaşlanıyorum../..En İhtiyarı Oluyorum Bu Kentin..
En Bilgesi En Ağırbaşlısı.. Aşkın Olgunlaştırdığı
Suskun Bir Dervişim Şimdi.. Bir Sorsalar Rezil Olacağım..
..Ben Senden Başkasını Bilmem Ki…


- Senin Olmadığın Akşamlarda -


Ben Yapmışım Sanki
Tüm Dünyanın İşini Yoruluyorum

Sabaha Çıkmayacakmışım Gibi../.. Kör Olmak İçin Yarı Yarıya
Gözümü Arabaların Farlarına Dikiyorum../.. Her Kadını Biraz
Sen Zannediyorum.
Senin Olmadığın Akşamlarda Ben O An Adını Anmıyorsam Eğer
..Koskocaman Susuyorum..


Senin Olmadığın Akşamlarda Ben Siyaha Boyayıp

Yüzümü
Maske Yapıp Gecenin Karanlığını Bir Affan Dede Bulup
Satın Almak İstiyorum “Çocukluğumu

Senin Olmadığın Akşamlarda Geceler Uzun Sürüyor..


Az Karanlığım” Gün Ağarırken Kapkara Oluyor../

Gözlerimi Kapıyorum../..Düşlerime Emanet Ediyorum Seni..

Senin Olmadığın Akşamlarda../..Daha Uzun Kalıyorsun Bende Böylece..
Senin Olmadığın Gecelerden Uyandığımda Dilimde Hep Aynı Cümle:
Senin
Olduğun
Karanlığı
Sensiz

Ay
dınlıktan


-Daha Çok Seviyorum

sohbetsohbettrsohbetchattrchatsohbetmircindirtürkcesohbet

Çarşamba, Nisan 7th, 2010

[19:48] <Yarismaci> Soru: K0451  Hazır Çorba firmalarını yazınız.  [9 Cevap]
[19:48] <Yarismaci> Her Doğru Cevap: 80 Puan Toplam: 720 Puan
[19:48] <Minic12009493> cinaLi sen yenimSn
[19:48] <SeLin> knorr
[19:48] <Yarismaci> SeLin80 Puan Kazandı. Knorr
[19:48] <SeLin> halk
[19:48] <Yarismaci> SeLin80 Puan Kazandı. Halk
[19:48] <Minic12009493> azo
[19:48] <SeLin> olips
[19:48] <Yarismaci> SeLin80 Puan Kazandı. Olips
[19:48] <Minic12009493> ezo
[19:48] <Minic12009493> :D
[19:48] <SeLin> piyale
[19:48] <Yarismaci> SeLin80 Puan Kazandı. Piyale
[19:48] <SeLin> ankara
[19:48] <SeLin> :D
[19:48] <Minic12009493> ezogelin
[19:48] <SeLin> tamek
[19:48] <Yarismaci> SeLin80 Puan Kazandı. Tamek
[19:49] <Minic12009493> :D
[19:49] <SeLin> aytac
[19:49] <SeLin> :)
[19:49] <SeLin> sutas
[19:49] <Yarismaci> Durum: Cevaplanan: 5 Toplam: 9  30 sn Kaldı.
[19:49] <SeLin> zıkkıım
[19:49] *** BarLa (Minic@235.211.116.minic.gen.tr-72520) Çıktı (www.minic.gen.tr/mirc.exe mirc indir)
[19:49] <Minic12009493> EzberLemiSs
[19:49] <Minic12009493> :D
[19:49] <SeLin> yoo
[19:49] <SeLin> :)

Ne kadar Ayıb YemeĞe Zıkkım Denirmi SeLiN Seni Kınıyorum :P p:Pp:Pp Tabi Okursan Yazımı :) ))

mircindir trmirc mirc trmircindir turkcemirc mirc indir trmirc türkce mirc sohbet mirc minic mirc minic script mircindir

Perşembe, Mart 18th, 2010
FW: ‏                 Lütfen Okuyun….
Kimden: Çevrimdışı TarıkZarif@Hotmail.Com
Gönderme tarihi: 10 Mart 2010 Çarşamba 08:58:08
Kime: ahmet_bunar@hotmail.com; AYLIN (aylin_kadriye@hotmail.com); caglabdk@hotmail.com; cleanclear_35@hotmail.com; derya_8819@hotmail.com; güldan (guldan.arslan@hotmail.com); GÜLŞEN (gulsen35_crazy@hotmail.com); hatice (tatlicadi9286@hotmail.com); hatice_yildirim_cicek@hotmail.com; ibrahim yıldız (ibrahimyildiz8383@hotmail.com); orkide035@hotmail.com; sabriye (asi_5711@hotmail.com); seheraytac@hotmail.com; selma arslan (selmaarslan_@hotmail.com); selo772009@hotmail.com; sercan demir (angarali77@mynet.com); sonkurtulus_57@hotmail.com; tuna_5757@hotmail.com; voleybolcum.tugbam@hotmail.com; niko_puci@hotmail.com; hasret_aksoy@hotmail.com; gezginci-2007@hotmail.com; asicocukkkk@hotmail.com; angel_nesem@hotmail.com; selmaarslan1@hotmail.com; yusuf-3570 3570 (yusuf-3570@hotmail.com)

 


From: selmaarslan1@hotmail.com
To: istanbullu.52@hotmail.com; kirvem_mert@hotmail.com; kadriye06.07@hotmail.com; mahmutkaplan1970@hotmail.com; leventtz@hotmail.com; mehtap_unili@hotmail.com; neriman3577@hotmail.com; nusretsenkar@hotmail.com; sahira_sasia_akasya@hotmail.com; dosemeci.31@hotmail.com; selma_arslan1@hotmail.com; serhatkent@hotmail.com; serserimavim@hotmail.com; esmer33_2008@hotmail.com
Subject: FW:
Date: Tue, 9 Mar 2010 23:09:54 +0200


 


From: e.c___18@hotmail.com
To: buRcin.m1907@hotmail.com; abigal32@hotmail.com; aylin_ist99@hotmail.com; bbaahhaarr_1907@hotmail.com; tiki_83@windowslive.com; neolsunneolsun@hotmail.com; arm12126@hotmail.com; tuzunferda@hotmail.com; angeleneof_yagmur@windowslive.com; sekerimfunda_01@hotmail.com; selmaarslan1@hotmail.com; tirilimo@windowslive.com; gulbin_caglar@hotmail.com; ata2005_01@hotmail.com; ds_arslan@hotmail.com; denizim_61@hotmail.com; hande_.gul@hotmail.com; h.cetintas@hotmail.com
Subject: Fw:
Date: Tue, 9 Mar 2010 17:32:18 +0200

 
 
 

Kizlarina
erkekler gibi her yere girip-çikip

gezer

olduklarini,
edepli
giyinmediklerini,
Tüm gençlerin velilerine ve diger insanlara
saygi
göstermediklerini,
Zenginlerin
fakirlerle
ilgilenmediklerini,
artik
sadaka ve
zekât
vermez olduklarini,
Insanlarin namaz kilmadiklarini ve
oruç
tutmadiklarini,

oysa
Mahser

gününün
yaklastigini,
Kisa bir
zaman
sonra
gökte sadece bir yildiz
kalacagini
ve
dua
kapilarinin
kapanacagini,
Kurandaki
yazilarin
silinerek
okunamaz
olacagini,
Günesin Dünyaya çok yaklasarak
tersten
dogup
batacagini…
Peygamber efendimiz ayrica sunlari

da
ekler:
”Her
kim bunu okurken yaninda baskalari varsa onlarin da
duyacagi
sekilde
açiktan okusun. Bunu yapan kisiye Cennet de bir
yer
ayrilir
ve
her
kim
bu mesaja
inanmayacak olursa, ona da Cehennemden bir
yer
ayrilir.

Bir dilek sahibi bu mesaji kopyalayip baska insanlara dagittiginda
dilegi yerine
gelir.”
Rüyayi anlatan S.A. bunlarin dogru olduguna inandirmak için
su
yemini etmis: ‘Bunlar
dogru
degilse,
gerçek
bir
Müslüman
gibi
ölmeyeyim!’
Peygamber
Peygamberimiz yukarıdakilerden
sonra asagidaki tavsiyelerde
bulunur:
Günde beş vakit namaz kılın, oruç> >tutun, Hirsizlik yapmayin,
Fakirlere yardim edin.
Her
kim
bu
mesaji
25
kisiye dagitacak olursa, 3 gün
içerisinde
mükâfatlandirilacaktir.
Biri bunu yapmis ve çalistigi firmadan
zam
almis.
biri inanmamis, sevdigi zarar
görmüs,
bir
baskasi
yarin
yaparim
demis,
fakat
yapamayacak
duruma
düsmüs.
   Lütfen bunun yalan oldugunu sanmayin! Bu mesaji silip geçmeyin ve
25 kişiye
> >yollayın!!! çok zor değil sadece ilet butonuna basarak istediğiniz 25 kişiye gönderinn!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

ARKADAŞLAR HİÇ BİŞEY İÇİN DEGİLSE BİLE ALLAH’IN ADI GEÇTİGİ İÇİN YAPIN
LÜTFEN

FW: ‏
Kimden: Çevrimdışı neriman öztürk (neriman3577@hotmail.com)
Gönderme tarihi: 10 Mart 2010 Çarşamba 08:58:08
Kime: ahmet_bunar@hotmail.com; AYLIN (aylin_kadriye@hotmail.com); caglabdk@hotmail.com; cleanclear_35@hotmail.com; derya_8819@hotmail.com; güldan (guldan.arslan@hotmail.com); GÜLŞEN (gulsen35_crazy@hotmail.com); hatice (tatlicadi9286@hotmail.com); hatice_yildirim_cicek@hotmail.com; ibrahim yıldız (ibrahimyildiz8383@hotmail.com); orkide035@hotmail.com; sabriye (asi_5711@hotmail.com); seheraytac@hotmail.com; selma arslan (selmaarslan_@hotmail.com); selo772009@hotmail.com; sercan demir (angarali77@mynet.com); sonkurtulus_57@hotmail.com; tuna_5757@hotmail.com; voleybolcum.tugbam@hotmail.com; niko_puci@hotmail.com; hasret_aksoy@hotmail.com; gezginci-2007@hotmail.com; asicocukkkk@hotmail.com; angel_nesem@hotmail.com; selmaarslan1@hotmail.com; yusuf-3570 3570 (yusuf-3570@hotmail.com)

 


From: selmaarslan1@hotmail.com
To: istanbullu.52@hotmail.com; kirvem_mert@hotmail.com; kadriye06.07@hotmail.com; mahmutkaplan1970@hotmail.com; leventtz@hotmail.com; mehtap_unili@hotmail.com; neriman3577@hotmail.com; nusretsenkar@hotmail.com; sahira_sasia_akasya@hotmail.com; dosemeci.31@hotmail.com; selma_arslan1@hotmail.com; serhatkent@hotmail.com; serserimavim@hotmail.com; esmer33_2008@hotmail.com
Subject: FW:
Date: Tue, 9 Mar 2010 23:09:54 +0200


 


From: e.c___18@hotmail.com
To: buRcin.m1907@hotmail.com; abigal32@hotmail.com; aylin_ist99@hotmail.com; bbaahhaarr_1907@hotmail.com; tiki_83@windowslive.com; neolsunneolsun@hotmail.com; arm12126@hotmail.com; tuzunferda@hotmail.com; angeleneof_yagmur@windowslive.com; sekerimfunda_01@hotmail.com; selmaarslan1@hotmail.com; tirilimo@windowslive.com; gulbin_caglar@hotmail.com; ata2005_01@hotmail.com; ds_arslan@hotmail.com; denizim_61@hotmail.com; hande_.gul@hotmail.com; h.cetintas@hotmail.com
Subject: Fw:
Date: Tue, 9 Mar 2010 17:32:18 +0200

 
 
 

Kizlarina
erkekler gibi her yere girip-çikip

gezer

olduklarini,
edepli
giyinmediklerini,
Tüm gençlerin velilerine ve diger insanlara
saygi
göstermediklerini,
Zenginlerin
fakirlerle
ilgilenmediklerini,
artik
sadaka ve
zekât
vermez olduklarini,
Insanlarin namaz kilmadiklarini ve
oruç
tutmadiklarini,

oysa
Mahser

gününün
yaklastigini,
Kisa bir
zaman
sonra
gökte sadece bir yildiz
kalacagini
ve
dua
kapilarinin
kapanacagini,
Kurandaki
yazilarin
silinerek
okunamaz
olacagini,
Günesin Dünyaya çok yaklasarak
tersten
dogup
batacagini…
Peygamber efendimiz ayrica sunlari

da
ekler:
”Her
kim bunu okurken yaninda baskalari varsa onlarin da
duyacagi
sekilde
açiktan okusun. Bunu yapan kisiye Cennet de bir
yer
ayrilir
ve
her
kim
bu mesaja
inanmayacak olursa, ona da Cehennemden bir
yer
ayrilir.

Bir dilek sahibi bu mesaji kopyalayip baska insanlara dagittiginda
dilegi yerine
gelir.”
Rüyayi anlatan S.A. bunlarin dogru olduguna inandirmak için
su
yemini etmis: ‘Bunlar
dogru
degilse,
gerçek
bir
Müslüman
gibi
ölmeyeyim!’
Peygamber
Peygamberimiz yukarıdakilerden
sonra asagidaki tavsiyelerde
bulunur:
Günde beş vakit namaz kılın, oruç> >tutun, Hirsizlik yapmayin,
Fakirlere yardim edin.
Her
kim
bu
mesaji
25
kisiye dagitacak olursa, 3 gün
içerisinde
mükâfatlandirilacaktir.
Biri bunu yapmis ve çalistigi firmadan
zam
almis.
biri inanmamis, sevdigi zarar
görmüs,
bir
baskasi
yarin
yaparim
demis,
fakat
yapamayacak
duruma
düsmüs.
   Lütfen bunun yalan oldugunu sanmayin! Bu mesaji silip geçmeyin ve
25 kişiye
> >yollayın!!! çok zor değil sadece ilet butonuna basarak istediğiniz 25 kişiye gönderinn!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

ARKADAŞLAR HİÇ BİŞEY İÇİN DEGİLSE BİLE ALLAH’IN ADI GEÇTİGİ İÇİN YAPIN
LÜTFEN

Özlüyorum öyleyse varım

Perşembe, Şubat 11th, 2010

Özlüyorum öyleyse varım

Özlüyorum öyleyse varım, hayattayım

Özlüyorum öyleyse varım, hayattayım. Hayatın bize sunduğu olağanüstü nimetlerin farkındayım. Bu ne hoş yolculuk? İyi ki yola çıkmışım. Sonuç mutluluksa ve mutluluk bir yolculuksa pişmanlığa izin vermemeli. Asla pişman değilim. Şu kısa hayatımızda mutluluğu iyi ki ertelemedik. Birbirimizin yoluna çıkmakla ne de iyi ettik… Yüreğim böylesine bir sevgiyle doluyken ölümcül bir hastalığa yakalanabilir miyim? Bu aşkı yaşamak kaderimizde varmış. Ancak bu yaşadığımız, bildiğimiz bir aşk değil. Aşktan da üstün bir şey. Özenli, kıskandıracak, masum ve duygusal bir aşk. Çılgınca bir aşk. Ömrümüz arttı. Bir “gül” bu yolculuğa ne kadar renk katabilir bilmiyorum. Ben yine de her sabah yollarına gül döküyorum. Çünkü sen, yaşamaktan yorulduğum bir anda geldin bana. Hoşgeldin.. 5000 yıllık aşkın yaşandığı şehrim seninle anlam buldu. Ve her şey seninle başladı. Sen olmasaydın her şey, hiçbir şey olurdu. Sensiz geçen anlarımda kayda değer bir şey yok. Sen yoksan, fena halde tenhalardayım…

Özlüyorum öyleyse varım, hayattayım. Seni, hayatı sevdiğim gibi seviyorum. Aklımda, fikrimdesin. Fikrimin ince gülüsün. Sen bensin, ben de sen. Sen bendesin, ben sendeyim. Hayatta hiç kimseyi senin kadar sevmedim. Hayatta hiç kimse beni senin kadar sevmedi. Bundan daha güzel bir denklem olur mu? Bundan daha büyük bir mutluluk varmı? Seni sevmek, güçlü olmanın kaynağıdır… Tutunacağım bir daldır. Senin gibi bir sevgiliye kolay rastlanmıyor bu zamanda.. Hayatımda ilk kez bir şey farkettim ve de sende farkettim. “SS” demenin mutluluğunu… Anladım ki, bu iki sözcük, söylendikçe büyür ve anlamının çok daha ötesinde bir anlama kavuşur… Bu iki sözcük öylesine bir sihir taşır ki; hem söyleyeni, hem de söyleneni mutluluğun doruklarına taşır. Sözüm söz… Seni sevmeden geçirdiğim bir günüm olursa (ki olmayacak) Ömer Hayyam çarpsın beni. Seni seviyorum. Tartısı yok bunun. Bilinen hiç bir ölçü birimi ile ölçülemiyor. Hatta mukayese bile edilemiyor. İnsan en çok kendisi biliyor, hissediyor ne kadar çok olduğunu… Ben biliyorum. Seni ne kadar çok sevdiğimi ileride daha iyi anlayacaksın. Ancak, o gün bu gün değil…

Özlüyorum öyleyse varım, hayattayım. Ancak, gözlerini ve seni görmeden geçen her gün zarardayım… Çünkü, benim için “seni görmek” demek, dünyanın tüm çiçeklerini bir arada görmek demek. Dertten, kederden uzak bulutların üzerinde dolaşmak demek… Gökkuşağının 7 rengine dokunmak demek… En güzel şarkıyı söylemek, en güzel resme bakmak, en güzel şiiri okumak demek..Seni görmek demek, akıp giden zamanda sonsuzluğa bir çentik atmak demek… Ölmemek demek…

Özlüyorum öyleyse varım, hayattayım. Sabahın köründe ayaktayım. Gözüme uyku girmediği zaman, sen giriyorsun içeri gönül kapımdan. İlk aklıma gelenimsin. İlk önce gözlerini görüyor, gülüşünü hatırlıyorum. Çünkü ben, senin yüreğini gördüm. Kimsenin görmediğini gördüm. İşte bu yüzden dualarımı gönderiyorum. Ve daima söyleyecek bir çift sözüm var sana. Bıkmadan usanmadan tekrarlıyorum. Seni seviyorum.. Sabah rüzgarları mutlaka getiriyordur. Yüzünde bir serinlik duyarsan anla ki benim nefesimdir. Anla ki, yüreğim bir kuş gibi “pır pır” ediyordur. Sebebi sensin… Bu nedenle, yenigüne seninle başlamak bir ihyaçtır benim için. Biliyorum seni ne kadar sevsem azdır. Eksiğim bu benim..Çok, hem de çok özür diliyorum…

Özlüyorum öyleyse varım, hayattayım. Nefes alıp veren her insan, yaşadığını sanır değil mi sevgili? Oysa, yaşamak ile yaşadığını zannetmek farklıdır. Yaşadım diyebilmek için “sevmek” gerek. Ben yaşadığımın farkındayım… Çünkü, içim dışım sen. Yorulmayacağım seni sevmekten. Yeter ki yüreğinde nokta kadar yerim olsun. Çünkü’sü yok, nedeni yok sevmenin. Zamanı hiç yok. Ben seni bu kadar seveceğimi hiç düşünmedim. Ben, ben olmaktan çıktım. Herkes beni ben zannediyor ama yanılıyor. İnadına “sen” diye açıyorum bütün telefonları ve “Seni seviyorum” diyorum. Nereye gitsem seni de götürüyorum. Nereye baksam sen. Dört mevsim baharsa eğer, gülüşünden. Gülüşünden aydınlanıyor, gülüşünden umutlanıyorum. Dünya yeniden kuruluyor..Nerede olursan ol, ne yaparsan yap, sen benim dünyamın merkezindesin. Sevginin gücü üzerimizde bizim..Bu öyle bir güç ki, tüm dünya bir araya gelse değişmez. Çünkü, seni benden çok kimse özleyemez, düşünemez, üzülemez. Acak, yine de daha çok sevmeliyim seni. Rehavet yok, yılmak yok..Kimse bana yetişmemeli. Ya benden çok seven biri çıkarsa? Senin gibi bir sevgilim olduğu için kendimle gurur duyuyorum. İyi ki varsın. Sen Milat’sın… Artık her şey senden önce, senden sonra…

Özlüyorum öyleyse varım, hayattayım. Senden çok şey öğrendiğimin farkındayım. Mutluluğun üzerine korkusuzca gitmeyi sen öğrettin. Mutlu olmayı senden öğrendim. Hatta gökkuşağı’nın altında kalabilmeyi… Fena halde alışmışım sana. Ben seninle yaşlandım galiba… Sen de biraz büyüdün. Sıkıntılı anlarımda gözlerin yetişiyor imdadıma. Gözlerini gözlerimin önüne getiriyorum. Gülüşünü de ekledim mi ne mutlu bana… Bir aralıktan sadece ayaklarını gördüğüm ve mutlu olduğum günler geliyor aklıma. İçim burkuluyor… Sevgilinin ayaklarını görünce, ayak seslerini duyunca mutlu olmak nasıl bir şeymiş biliyorum. Bunu kimse bilmiyor, hissetmiyor… Ben senin ayaklarını boşuna mı öptüm sevgili? Ben seni sahiden seviyorum… İbadet eder gibi seviyorum. Yalanım varsa taş olayım. Taş olayım da öylece kalayım…

Özlüyorum öyleyse varım, hayattayım. Gözlerin, gözlerime değdiğinden beri uçsuz bucaksız bir sevginin ortasındayım. Kalbini kalbime koydum, ruhunu ruhuma kattım ortaya aşk çıktı. Ve anladım ki, sen gerçeğin ta kendisisin. Çok heyecanlı, çok hüzünlü ve çok sevinçli bir gerçek… Rüyaların en güzelini gündüz gördüren, bana cesaret veren, elimden tutup bu yollardan geçiren gerçek. Kışın ortasında baharı getiren gerçek. Kelimelerin yetersiz kaldığı ve sadece iki kişinin bildiği masal gibi bir gerçek. Sadece kuşların bildiği gerçek… Kalbim iki kişilik çarpıyor. Hiçbir sözcük derdimi anlatmaya yetmiyor. Kelimeler bitti, bitecek. Ancak, aşkımı ve seni ölümsüz kılmak için çırpınan kalbim durmadıkça sana olan sevgim bitmeyecek. Tanrıya şükürler olsun, bana bu çok güzel duyguyu yaşattığı için. Seni çok seviyorum, kutsalım.

Minic.Gen.TR | Özlü Sözler, Güzel Sözler, Etkileyici Sözler, Anlamlı Sözler, Şiirler, Şifalı Bitkiler | canlı sohbet Mynet mirc sohbet Minic mirc Anlamlı SözlerAyrılık MesajlarıŞifalı BitkilerKomik Mesajlar Minic
İNTERNET HİZMETLERİ Geri bildirimi takip listeme ekle ( RSS )