Arşivler
Kategoriler

Archive for the ‘Kadınlara Özel’ Category

YENİ BİR KORUNMA SEÇENEĞİ: KADIN PREZERVATİFİ

Cuma, Ağustos 12th, 2011

YENİ BİR KORUNMA SEÇENEĞİ: KADIN PREZERVATİFİ
Erkeklerin kullandığı kondom (prezervatif) yanında, Amerika ve Avrupa’da birkaç yıldan beri kullanıma sunulmuş olan kadın prezervatifi artık yavaş yavaş Türkiye’de de yaygınlaşmaya başladı.

Erkek prezervatifi 100 yıllardan beri biliniyor ve lateks adı verilen yapı maddesinin ve nonoksinol-9 adlı spermisit (sperm öldürücü) maddenin keşfedilmesiyle gelişimini hemen hemen tamamlamış durumda. Ancak bildiğimiz bir gerçek var ki, erkeklerin önemli bir kısmı prezervatif kullanmayı sevmiyor. Ya takması zor geliyor, ya da ilişkinin “kalitesini düşürdüğü” iddia ediliyor. Böyle durumlarda cinsel yolla bulaşan hastalıklardan ve gebelikten korunma fırsatı ve özgürlüğü, bu iki durumun sonuçlarına kendisi katlanmak durumunda olmasına karşın, kadının elinden alınmış oluyor. İşte kadın prezervatifinin geliştirmesine motivasyon teşkil eden nokta da bu: kadına kendi insiyatifi altında koruma sağlamak.

Kadın prezervatifi 17 cm. uzunluğunda, yumuşak ve ince bir poliüretan tabakasından yapılmış, vajinanın içini tümüyle kaplayan, tek tarafı kapalı silindir bir kılıf. Poliüretanın özelliği nedeniyle vajinanın içine yerleştirildiğinde kısa zamanda vajina duvarlarına sıkı bir şekilde tutunuyor ve vücut ısısı ile uyum sağlıyor. Kılıfın açık olan ucunun etrafını saran ve bir tane de kapalı olan ucun içinde serbest olarak bulunan bükülebilir iki halkası var. Kapalı olan kısımdaki halka serviksi (rahimağzını) sararken, açık uçtaki halka kadının dış genital sisteminde kalıyor.

Böylece dış genital kısmın en ucundan tüm vajinanın iç yüzeyini kaplayarak yukarı doğru uzanan prezervatif, serviksi de tümüyle kaplayarak, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan ve spermlerden olabilecek maksimum korumayı sağlıyor. Özellikle dış genital kısmın da “örtülmüş” olması HPV’ye (genital siğil hastalığı yapan virüs) karşı korunmada kadıın için önemli bir avantaj olarak görülebilir.

Tüm kadın prezervatifleri tek kullanımlık olarak standart boyda üretiliyor ve kayganlaştırıcı madde olarak silikon kullanılıyor.

Kadın bu prezervatifi ilişkiden saatlerce öncesinde (üreten firmaya göre 8 saat öncesine kadar) takabiliyor.

Poliüretan yapı olarak erkek prezervatifinin yapı maddesi olan lateksten yaklaşık iki kat daha kalın ve laboratuar deneylerinde virüslere geçirgenliği çok daha düşük bulunmuş bir madde.

Kullanım güvenliğine bakıldığında veriler, gebelik oluşma olasılığının özellikle ilk kullanımlarda erkek prezervatifindekinen biraz daha yüksek olduğunu gösteriyor. Ancak teorik olarak kullanım tecrübesi arttıkça, bu prezervatif türünün de yaklaşık olarak erkek prezervatifi kadar koruyucu olması gerekir.

Avantajları:

En önemli avantajı cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma inisiyatifinin kadın kontrolünde olması. Erkekte var olan AIDS virüsünün cinsel ilişkiyle kadına bulaşma olasılığının kadından erkeğe bulaşma olasılığına göre 15 kat daha yüksek olduğu ve kadınlarda AIDS’in arttığı gözönünde bulundurulduğunda bunun ne kadar önemli bir avantaj olduğu daha iyi anlaşılır.

Poliüretandan yapılmış olması, erkek prezervatiflerinde bulunan lateks maddesine allerjik olan kadınlar (ve erkekler) için önemli bir avantaj teşkil ediyor).

Üreten firma bu prezervatifin kadının adetli olduğu dönemlerde de kullanılabileceğini belirtiyor.

Bunun dışında yine üreten firmanın prospektüsünde yeralan bilgiye göre kadın prezervatifi “ilişki kalitesini” çok az etkiliyor.

Üretici firma bu prezervatifi kadının saatlerce öncesinden takabilmesinin büyük bir avantaj olduğunu vurguluyor. Bu sayede erkek prezervatifinde olduğu gibi prezervatifi takmak için ilişkiyi bölmeye gerek kalmıyor. Bunun özellikle ileri yaşlardaki erkekleri için önemli bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Zira yaş ilerledikçe ereksiyon (penisin sertleşmesi) süresi uzuyor ve ereksiyon sağlandıktan sonra ileri yaş erkeklerin “dikkatinin başka bir noktaya odaklanması” ereksiyonu olumsuz etkiliyebiliyor.

Erkek prezervatifine göre dezavantajları:

En büyük dezavantajı kadının bu prezervatifi takmakta zorlanması. Bu prezervatifi kullanmak için kadının kendi anatomisini iyi bilmesi gerekiyor. Doğru bir yerleştirme de tecrübe gerektiriyor.

Diğer bir dezavantajı da fiyatının erkek prezervatifine göre nispeten daha pahalı olması.

Bu dezavantajları nedeniyle kadın prezervatifi erkek prezervatifi gibi geniş kitlelerce ulaşılabilecek bir korunma yöntemi olmayacak gibi görünüyor.

eşi prezervatif kullanmayı reddeden bir kadın için kadın prezervatifi korunma özgürlüğünü ona bırakan çağdaş bir yöntem olarak aile planlaması yöntemleri arasında hakettiği yeri almış durumda.

Femidom® adı altında Sağlık Bakanlığı izniyle ithal edilen ve şu an giderek daha fazla sayıda eczanede satılan kadın prezervatifi ile ilgili daha ayrıntılı bilgi için 0212 / 219 57 87 numaralı telefondan K. Tuğrul Ağralı ile iritibata geçebilirsiniz.

Kadına şiddet turist objektifinde

Cuma, Ağustos 12th, 2011

Kadına şiddet turist objektifinde
Muğla’nın turistik ilçesi Bodrum’da sokak ortasında sevgilisine şiddet uygulayan öfkeli genç, turist objektifine takıldı. Gözyaşlarına boğulan genç kadına hakaret edip kolunu büken öfkeli genç, çevredeki esnafın tepki göstermesi üzerine sevgilisini bırakıp gitti.

Olay, Bodrum İlçesi’ne bağlı Gümbet Mahallesi İnönü Caddesi’nde geçen pazartesi günü akşam saatlerinde meydana geldi. Gümbet’teki bir barda sevgilisiyle eğlenirken bir anda tartışmaya başlayan adı öğrenilemeyen gencin, kadına uyguladığı şiddet bir turistin objektifine yansıdı. Cadde ortasında süren tartışmada, öfkeli genç bir süre sonra tartaklamaya başladığı sevgilisine hakaretler yağdırıp kolunu büktü. Onlarca turistin önünde kadına bağıran genç sevgilisini sürüklemeye başladı. Yaşadıkları karşısında bir şey yapamayan genç kadın ise gözyaşlarına boğuldu. Bir süre sonra çevredeki esnafın tepki göstermesi üzerine genç, sevgilisini bırakıp kaçtı.

Olayı fotoğraflayan Hollandalı üniversite öğrencisi 23 yaşındaki Hallen Ostbergen, “Önce disko içinde tartıştılar, adam birkaç kez kadını tartaklayıp itekledi, ardından sürükleyerek dışarı çıkardı. Dışarıda da şiddet uygulamaya devam edince fotoğraflarını çektim, umarım bu kişi tespit edilir ve gereken ceza verilir. Ben de genç bir kadınım ve bu şekilde davranılmayı hiçbir kadın hak etmez ve buna kimsenin hakkı yok, düşüncesindeyim” dedi.

Olayla ilgili polise herhangi bir şikayetin olmadığı ancak sevgilisine şiddet uygulayan gencin kimliğinin belirlenmeye çalışıldığı bildirildi

Kadına Şiddet

Cuma, Ağustos 12th, 2011

Antalya’nın Kaş İlçesi’nde oturan 18 yaşındaki Huriye Çoban, eşi Arif Çoban ve 2 kardeşinin kendisini dövdüğünü iddia ederek şikayetçi oldu. Arif Çoban ve 2 kardeşi gözaltına alındı.

Olay, Kaş’a bağlı Karadağ Köyü’nde meydana geldi. Huriye Çoban, 3 yıl önce ailesinin karşı çıkması üzerine kaçarak 28 yaşındaki Arif Çoban ile evlendi. Bu evlilikten ‘Fatmagül’ adlı kızları olan çiftin arasında bir süre sonra sorunlar yaşanmaya başladı. Arif Çoban’ın kumar oynadığını iddia eden Huriye Çoban, cumartesi günü gece eve gelen eşinin kendisini kızının yanında dövdüğünü iddia etti. Eşinin eve geldikten sonra cep telefonunun rehberini incelediğini belirten Çoban, “Telefonumda ortak bir erkek arkadaşımızın numarasını görünce ‘Bu numara neden sende var’ diyerek vurmaya başladı” dedi.

‘AĞABEYİ DE DÖVDÜ’
Huriye Çoban, Arif Çoban’ın daha sonra saat 00.30 sıralarında eve gelen ağabeyi 36 yaşındaki Fedai Çoban ile birlikte kendisini dövmeye devam ettiğini iddia etti. Huriye Çoban, “Çocuğumun önünde acımasızca vuruyorlardı. Acımasızca dayak attılar. Evden kaçacağımı anlayınca bir odaya hapsettiler. Kızım Fatmagül, çığlıklarımı duyuyordu. Beni çocuğumun önünde öldüreceklerini söylediler. Sabaha kadar bir odaya hapsettiler” diye konuştu.

‘SABAH DA DÖVDÜLER’

Sabah saatlerinde eşinin diğer ağabeyi Ali Çoban’ın da eve geldiğini belirten Huriye Çoban, şunları söyledi:

“Ali Çoban, seni öldüreceğim diyerek boğazımı sıktı. Bu sefer diğerleri onun elinden alarak, yeniden odaya kilitledi. Saat 10.00 sıralarında Ali Çoban beni yeniden dövmeye başladı. Sonra da beni eve gelen babama teslim ettiler. ’15 gün sonra hakim karşısına çıkacağız’ dediler.”

Çoban, babasının evinde rahatsızlanarak ambulansla Finike Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Çoban, “Eşim olayı kapatmak için burada hastanedekilere ikinci kattan düştüğümü söylemiş. Polis ifademi almaya gelince gerçeği anlattım” dedi. Huriye Çoban’ın ifadesi üzerine harekete geçen polis ekipleri, Arif Çoban ile ağabeyleri Fedai ve Ali Çoban’ı gözaltına alarak jandarmaya teslim etti. Çoban kardeşlerin sorgusu sürüyor. Başında ve vücudunun çeşitli yerlerinde izler olan Huriye Çoban, 1 hafta iş görmezlik raporu aldı

Kadına Şiddet, Koca Dayagı, kadına, şiddet,

Dünya kadınlar günü

Pazartesi, Mayıs 16th, 2011

Dünya kadınlar günü

KADIN..
Kimi der ki kadın
Uzun kıs gecelerinde yatmak icindir.
Kimi der ki kadın
Yesil bir …harman yerinde
Dokuz zilli kocek gibi oynatmak icindir.
Kimi der ki ayalimdir,
Boynumda tasıdıgım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoguran.
Kimi der ki cocuk doguran.
Ne o, ne bu, ne dosek, ne kocek, ne ayal, ne vebal.
O benim kollarım, bacaklarım, basımdır.
Yavrum, annem, karım, kızkardesim,
Hayat arkadasımdır.

Nazım Hikmet…

Adet Kanaması, Sancılı Adet Görme

Çarşamba, Mayıs 11th, 2011

Adet Sancısı, Adet kanaması, Adet dönem, Adet, Sancısı, kanaması, dönemi, Adet dönemi, adet zamanı, adet olma, adet geçikmesi, sancılı adet, aşırı sancı, adet mevsimi, adet günleri, adet görmeme, adet görememe, adet olma, kadınlarda adet geçikmesi, kadınlarda menapoz, menapoz dönemi,

Adet Kanaması, Sancılı Adet Görme
adet sancısıDismenore Adet Sancısı Nedir
Kadınların yarısından fazlasında adet döneminde az ya da çok ağrı olur. Ancak yaklaşık %10 kadında adet dönemindeki sancı oldukça şiddetli olur ve kadının 1-3 gün boyunca çoğu durumda kendini iş göremeyecek kadar kötü hissetmesine neden olur. Kadın Hastalıkları ve Doğum kliniklerine yapılan acil başvurularının yaklaşık %10′u adet sancısı nedeniyle olmaktadır. Dismenore, yani sancılı adet görme başvuru yapıldığı takdirde gerekli incelemeler sonrası etkili bir şekilde tedavi edilebilir.
Neden sancılı adet görülür?
adet kanaması sancıları
Sancılı adet görme aslında normal adet görme mekanizmasının önemli bir parçası olan uterus kasılmalarının kadın tarafından ağrı şeklinde hissedilmesidir. Bu uterus kasılmalarının amacı uterus iç tabakasının atılarak yenilenmesi esnasında oluşan kanama miktarını en az seviyede tutmaktır. Bu kasılmalar esnasında uterusta bölgesel olarak prostaglandin adı verilen bazı maddeler salgılanır. Ağrıya yol açan olayın bu prostaglandinlerin ya aşırı miktarda salgılanması ya da kadında prostaglandinlere ağrı şeklinde bir aşırı duyarlılık cevabı oluşması olduğu kabul edilmektedir. Prostaglandin salgısı yumurtlama sonrasında oluşan bir olay olduğundan tipik olarak adet görmeden kısa süre önce başlayan ve adet bittikten sonra tümüyle kaybolan adet sancısı yumurtlama olduğunun güvenilir belirtilerinden biridir. Sancılı adet görmenin nadir görülen nedenleri arasında serviks (rahimağzı) girişinin kürtaj, enfeksiyon gibi nedenlere bağlı olarak daralmış olması ve buna bağlı olarak adet kanının “zorlukla atılması” ve spiral kullanımı gibi nedenler yer alır.
Ne gibi belirtiler oluşur
Adet sancısı genellikle adet görmeden önceki ilk 24 saat içinde başlar, adet görmekle beraber şiddeti kısa süreli olarak artar ve adet döneminin bitmesine kadar giderek hafifler. Bulantı-kusma, halsizlik, ishal, kramplara ek olarak şiddetli bel ağrısı ve baş ağrısı sancıyla beraber sık görülen diğer belirtilerdir. Ağrının çok şiddetli olduğu durumlarda bayılma bile ortaya çıkabilir.
Ne zaman jinekolojik değerlendirme gerekir
Adet sancıları ağrı kesicilerle kontrol altına alınabiliyorsa ve başka bir jinekolojik belirti yoksa jinekolojik muayene gerekli değildir. Ancak adet sancıları çok şiddetli olup genel iyilik halini etkilemeye başlamışsa ve/veya iş kaybına neden oluyorsa mutlaka jinekolojik değerlendirme yapılmalı etkili bir tedavi uygulanmalıdır. Jinekolojik değerlendirmenin çok önemli bir amacı vardır. Endometriozis (rahim iç tabakasının normal dışı bölgelerde bulunması), kronik enfeksiyon, yapışıklıklar, yumurtalık kistleri, uterus miyomları ve diğer bazı jinekolojik hastalıklar kendilerine özgü belirtiler dışında aynen adet sancısı gibi belirtiler de verebilirler. Yapılan jinekolojik muayene bu durumların varlığını ortaya çıkarır ve böyle durumlarda tedavi tamamen farklı olur.
Nasıl tedavi edilir
Eğer jinekolojik muayenede adet sancısını taklit edecek bir durum söz konusuysa (endometriozis, yumurtalık kisti, miyom, spiral, enfeksiyon gibi) öncelikle saptanan hastalık tedavi edilmelidir. Yetersiz değerlendirme sonucu yapılan tedavinin başarılı olma şansı düşüktür. Jinekolojik muayenede hiç bir jinekolojik patoloji saptanmadığında ilk basamak tedavi ağrı kesicilerdir. Kullanılacak ağrı kesiciler “nonsteroid anti inflamatuar analjezikler” adı altında gruplandırılan ve ağrı kesme dışında iltihap giderici özellikleri de bulunan ağrı kesiciler olmalıdır. Bu ilaçlar ağrıyı kesmeleri dışında prostaglandin üretimini de azaltarak çift yönlü tedavi yaparlar. Adet başlamadan 24 saat öncesinde doktor önerisine göre değişen dozlarda tercihan naproksen sodyum içeren ilaçlar kullanılır ve sancı devam ettiği sürece ilaçlar alınmaya devam edilir. Ağrı kesici ilaçlara yanıt alınamayan durumlarda ikinci basamak tedavi doğum kontrol haplarıdır. Dismenore ile yumurtlama arasında yakın bir ilişki söz konusu olduğundan yumurtlamanın doğum kontrol haplarıyla ortadan kaldırılması ağrıları çoğu durumda etkili bir şekilde kontrol altına alır. İkinci basamak tedaviden de fayda görmeyen kadınlarda ileri inceleme gerekir. Bu amaçla gerekli ön hazırlığı takiben laparoskopi adı verilen yöntemle karın boşluğu incelenir. Bu incelemede genellikle saptanan patoloji endometriozistir ve tedavisi daha farklıdır. Olayın psikolojik kompoonentinin varlığından şüphelenildiği durumlarda doktor önerisine göre psikiyatri konsultasyonu gerekebilir. Yoga, transandantal meditasyon, biofeedback, gevşeme gezersizi gibi yöntemler de usulüne uygun olarak uygulandıklarında faydalı olabilir

Kızlar Ne Zaman Bırakılmalı

Çarşamba, Mayıs 4th, 2011

Kızlar Ne Zaman Bırakılmalı

Bazı şeyler artık bana yetmiyo (Bırak)
Annem seninle tanışmak istiyo (Bırak)
Babam seninle tanışmak istiyor (Bırak)
Kendimi asmak istiyorum (Bırak)
Bu gün kendimi yorgun hissediyorum (Bırak)
Uçur beni (Bırak)
Hadi yiğidim aslanım kalem kaşlım (Hemennnnnn)
Yaa bu ayki Tel faturamı sen ödesen (Düşünme bile)
Pelin in erkek arkadaşının arabasını gördün mü (Neee bırak tabi)
Bendemi o kıyafetten alsam (Koşarak uzaklaş)
Sinemamı olmaz ya günümüzü sinema ile berbat etmiyelim ama sen bilirsin (Bırak bırak bırakmakla kalma tokat at)
Evlenirsek ben ütü ve çamaşır olayına girmem (Bırak imkanın, varsa kafa at yere düşerse tekme ile devam et)
Ayyy bu kıyafet sana hiç yakışmamışşşşşş (Sus ve başka bir tarafa doğru ıslık çalarak yürümeye başla)
Sakalların batıyoooooooooooo (Uçan tekme at)
Diş etlerimde iltihaplanma çıktı öpüşmeyelim bir süre olurmu hayatım (Döner tekme at midesine)
Cep telefonunu çaldırır kapatırsa (Polis karakoluna yönlendir, bırak)
Hayatım ben makyajımı yapıp aşagıya inicem diyip 2 saat gecikiyosa (Gözüne parmağını sok)
Burnumu biraz kaldırsam mı (Kulağını ısır)
Siz erkekler futboldan ne anlıyorsunuz (Koşarak omuz at)
Özür dilerim geciktim (Sopa varsa etrafta sopa ile kovala yoksa taş bul gerisini bırak içindeki hayvan bitirsin)
Komik ayakkabılar giyiyorsa (Ben karışmıyorum bu kısma isteyen istediğini yapsın)
Eski erkek arkadaşımla bir yemek yesem ne olurki hem bana önemli bir sey söliyecekmiş çok merak ettim (Son sözlerin mi, mezartaşı için biraz uzun oldu da…)
Başkalarının hikayelerini dinleyipte siz erkekler çok hayvansınız derse (Kafa göz dal ben suçu üzerime alırım)
Evlenince ben senin ayağına basıcam (Öyle bir tokat atki Allahı şaşsın)
Şu anda seninle konuşamam evde misafirler var (Dürbünlü tüfekle vur 250 metreden)
Ay sıkıldım çıkalım bu filmden (Patlamış mısırların hepsini zorla yedir)
Sevgililer gününde sana ayı alırsa (Kafaderisi kemerini süslesin veya postu şömineni)
Hayır o arkadaşınla görüşmeni istemiyorum (!!!!!!)
Ağzı açık yemek yediği zaman (Masayı fırlat sandalyeyi kır kafasında)
alo kocacın ne haber diyorsa (!!!!evlenmeden hele aman amannnnnnnnn. bırak bırak hatta bırakma kaç…..)

kızları ne zaman bırakmalı, ayrılmak, ayrılık, sevgiliden ayrılmak, sevgilimden ayrılmak istiyorum, sevgilimden ayrılsammı, gıcık olmak, davranışlar, aşık olmak,

Kadınlar için Sözler & En Güzel Kadinlar için Sözler

Pazar, Nisan 24th, 2011

Kadınlara Özell Arakdaşlar :)

Kadınlar için Sözler & En Güzel Kadinlar için Sözler

Seven bir kadin icin sevdigi erkegin yuzu, ona tipki denizin denizciye gorundugu gibi gorunur. ( HONORE DE BALZAC )

Bir kadin, eger bir erkek onun eline dusmeden once kucagina dusebilseydi daha cazibeli olurdu. ( AMBROSE BIERCE )

Modasi hic gecmeyen birkac seyden biri de disi bir kadindir. ( RALSTON )

Tanri, kadinlari agzi laf yapan yakisikli erkeklerden korusun. ( HONORE DE BALZAC )

Kadinlarin erdemi, erkegin en buyuk kesfidir. ( CORNELIA OTIS SKINNER )

Bir kadina guzel oldugunu soylemeyin; ona baska bir kadinin onun gibi olamadigini soyleyin ve goreceksiniz ki buun kapilar size acilacak. ( JULES RENARD )

Guzel bir kadin, gorenleri kibarca cildirtan bir resim gibidir. ( RALPH WALDO EMERSON )

Zeki bir kadin hazinedir. Guzel ve zeki bir kadin guctur. ( GEORGE MEREDITH )

Bir kaninin yuzundeki ifade, uzerindeki giysiden cok daha onemlidir. ( DALE CARNEGIE )

Bir kadin icin, soyle bir bakilmak bile gozden kacirilmaktan daha iyidir. ( MAE WEST )

Eger bir kadin yeterince hirsli, kararli ve yetenekliyse, yapamayacagi hic bir sey yoktur. ( HELEN LAWRENSON )

Dunya kadinsiz varolamaz. Gelecek bizim elimizde. ( JOAN COLLINS )

Kadinlar butun dunyada ikinci sinif yaratik olarak gorulurler, ama dunyayi bir arada tutanlarda onlardir. ( PAM BROWN )

Kadinlar insalara daha yumusak davranir. Biz insanlara cocuk eldivenleriyle dokunuruz. ( SHIRLEY CAESAR )

Kadinlar basarilarini elde ettikleri zenginliklerle degil, cevrelerinde biriktirdikleri sevgiyle olcerler. ( LINDA MCFARLANE )

Her zaman suna inandim: Bir kaninin basarisi baska bir kadinin basarisini hazirlar. ( GLORIA VANDERBILT )

Kadinlar omuz omuza siralandiklarinda aradan kimse gecemez. ( LINDA MCFARLANE )

Kahraman erkekler nasil da yakip yiktilar. Kahraman kadinlar nasil da hayata dondurduler. ( PAMELA DUGDALE )

Kadin tam bir dairedir. Icinde yaratma, besleme ve donusturme gucleri vardir. ( DIANE MARIECHILD )

Çalışan Bir Kadın özgür kadın demektir…

Her Kadının Erkeğin hayatında 1 Baş rolü vardır..

Kadınsız 1 Erkek terk edilmiş ev gibidir

kadınlar için sözler, kadınlara özel, kadınları tavlıyan sözler, kadınlar için erkekler, erkekler için kadınlar, kadınları kandıran sözler, kadınlarla ilgili sözler, duygusal kadınlar için sözler, dugyusal kadınları kandırmak, kadınlara özel şiirler, kadınlara özel etkileyici sözler, kadınlara güzel sözler, kadınlara anlamlı sözler, kadınları tavlıcak sözler, kadınları tavlıyan mesajlari kadınları tavlamalık sözler,

İltifat Mesajları

Perşembe, Nisan 21st, 2011

İltifat Mesajları

Dünyada bir cok insan var.Kimi mutlu kimi mutsuz,Kimi aglayip kimi gülüyor ama güzelliklere ve mutlulura layik bir insan var o da su an mesajimi okuyor

Seni Seçti Bu Yürek gözlerine hapsoldu Bu Yürek Gülüşünle Hayat Buldu Bu beden bebeğim!

Seni Dünyanın En Güzel 9. Harikası Seçiyorum

Sevgin 1 Numara Seviyorum Seni bebeğim güZelliğin yeter Dünyaya..

Seni Yaşarken Yanımda Nesneler Görünmez Yanında Sana Küçük Buseler Atarken Hayatla Bağlantım kopar o an.

Seni yaşadığım kadar hayatı Yaşasaydım Hayatımda Kimse OLmazdı Aşkım..

Seviyorum Seni Seviyorum Demeyi Seviyorum gözlerine Baktığımda Sıcacık gülümsemeni..

Hayatmda bir iLksin Aşkım iLk Defa Aşık Oldum Hayatımı verdim Sana Şimdi Seninle Yaşıyorum Bu Dünyada.

Kimseye Bukadar Takılmadı Aklım Kimsenin Gülüşü yakmadı kalbimi Seninki Kadar..

Seni iLk Gördüğümde Melek Sandım Şimdi Perim oLdun hayatıma hayat Kattın..

Yürüdüğün Yol Olmak isterim Hiç Aksamadan Seni Yürütmek için Bu hayatta..

Dertlerini Bana Ver Sevinçler Senin Olsun Sen Sevilmeye Değersin.

Bu mesajımı Sana Kalbimin En şiddetli Sesiyle yolluyorum Seni Seviyorum

hadi bırakalım inadı yaşayaLım hayatı senin için geldim yeniden dünyaya..

Saçlarının 1 teli OLmak isterdim hep yanında Kalmak için…

Şimdi Uzaklarda Olsanda Hayalin yetiyor Bana Bir gün geliceksin yanıma Ozaman Başlayacağım yaşamaya..

Gülümsün sen benim dünyamdaki tek nefesim miss kokulu dilberim Senin için öLüme giderim

izliyorum Seni gizlice hayranım o Bakışlarına gülüşün zaten bambaşka sevdiğim..

hadi Evet De bana Evet De Kalbime Actim ellerimi kalbimi bekliyorum o Sıcacık Sevgini..

Seni özlediğim kadar Kimseyi özlemedim gecelerim kıskanır oldu artık Sana Çektiğim Hasreti Biriciğim..

iltifat sözler,iltifat mesajları,iltifat edici sözler,kızlara güzel iltifatlar,tavlıyı sözler,tavlamak için güzel sözler,tavlama sözleri,tavlama mesajları,anlamlı sözler,iltifat edilen laflar,kız tavlama iltifatları,kız tavlıcak sözler,en güzel mesajlar, güzel mesajlar, İltifat, iltifat mesajı, iltifat mesajı oku, iltifat mesajı yolla, iltifat mesajları, Mesajlar, Mesajları

Bir Erkeğin Yakarışı

Cuma, Nisan 15th, 2011

Bir Erkeğin Yakarışı

Site sahibimiz, Ekrem Durmuşoğlu’nun yazısından alıntıdır . (Aslında bu yazıyı yazmazsan işine son verilecek dediği için : )

Pembe dizilerdeki sahte aşk nağmelerini bizden duymaya çabalamayın çünkü onlar gerçekten rol yapıyor ve kabak bizim başımıza patlıyor.

* Bir SMS gönderdiğiniz zaman ilk 10 saniyede cevap gelmeyince ikinci SMS‘te “Orda mısın???” diye sormayın. Kesinlikle oradayızdır..!

* Mağazada gelinliklere bakıp “Aaaa ne güzeeel” dediğinizde onun bizim için bir anlamı yoktur. Bizi duygusuzlukla suçlamayın. Gelinlik sadece kızların hayalidir erkeklerin değil!!!

* Saçlarınızı boyattığınızda bunu fark edemezsek anlayın ki yakışmamıştır ve bu bizim suçumuz değildir.

* Çoğu erkek ısrardan ve bir şeyi ikinci kez duymaktan nefret eder; mutlaka ilk söylediğinizi anlamışızdır ama işimize gelmiyordur, lütfen bize geri zekalı muamelesi yapmayın.

İlişkilerde En Büyük Sorundur Kıskançlık, Hızlı Saç Uzatma Yöntemleri, Evlilikte Uyumun Önemi , Grip, Basit kurabiye, Balık Çorbası, Aşkın Gözü Körmüş, İkili ilişkilerde, Rahatsız Eden Davranışlar , Aşk Kilo Aldırıyor, Ağlayan pasta,

* Alışveriş yapmak hiç zevkli değildir ve asla zevkli olmayacaktır.

* ‘Beni seviyor musun?’ diye sormayın. Emin olun ki sevmiyor olsak yanınızda bir saniye bile durmayız…

* Bizden sizinle aynı üzüntüyü yaşamamızı ve size tuvalete kadar eşlik etmemizi beklemeyin, o sizin kız arkadaşlarınızın görevidir.

* Bir yere gittiğimizde, hangi kıyafeti giyerseniz giyin, size çok yakışıyor, yemin ederiz. O yüzden bir daha sormayın.

* Biz erkekler gerçekten basitizdir. Mesela sizden ekmeği getirmenizi istiyorsak, aslında sadece acıkmışızdır ve sadece ekmeği getirmenizi istiyoruzdur. Bundan ‘ekmek niçin masada değil’ diye bir iğneleme yaptığımız sonucunu çıkarmayın zira tüm erkekler edebiyatçı değildir…

* Eğer farkında olmadan 2 değişik şekilde anlayabileceğiniz bir şey söylemişsek ve bunlardan biri kötü ve sizi üzecekse, kesinlikle diğer anlamında söylemişizdir, boşuna bizi sıkıntıya sokmayın…

* Biz farklı anlamlar taşıyan dolaylı, mecazlı soruları anlamayız. Ne istiyorsanız doğrudan söyleyin ve bizi yormayın…

* Eğer şişmanladığınızı düşünüyorsanız ki büyük ihtimalle şişmanlamışsınızdır. Bize sormayın, cevap vermeyi reddediyoruzdur.

* En karmaşık durumda bile bizim için temel kural şudur: ‘En kolayını seç’. Bizden komplike şeyler beklemeyin.

* Erkekler genelde sadece ana renkleri görürler. Mesela, şampanya bir renk değil, bir içkidir bizim için.

Sarımsı Yeşil, Açık Yeşil Likör yeşili, Çimen Yeşili, Kireç Yeşili, Yay Yeşili, Orta Deniz Yeşili

Yukarıda saydıklarınız vallahi hepsi yeşil işte..! Lütfen bizi zorlamayın..?

* Erkeklerin çoğunun en fazla 3 çift ayakkabısı vardır. O yüzden 30 çift ayakkabınızdan hangisinin kıyafetinize uyacağını bilmiyoruzdur lütfen sormayınız ayrıca uyum diye bir şey yoktur ve sırf uyum için giyeceğiniz şeyleri 1 hafta önceden tasarlamanız tamamen sizin takıntınızdır. Mavi kotun üstüne her renk ve desen blüz giyilebilir.

* Kırmızı tokanız var ve sırf bu tokaya uyum sağlaması için lütfen kırmızı takım elbise almaya bize mağazaları dolaştırmayınız..!

* Cuma + Cumartesi + Pazar = Bol yemek ve mutfak gerçekliğinin icrasıdır…

* Bizi anlamaya çalışın; ancak bizi anlama işini lütfen fazla abartmayın çünkü çok kolay anlaşılır erkekler.

* Evi temizleyip yorulduktan sonra, yüzünüze bakılmayacak haldeyseniz, yaptığınız temizliğin bizim için bir anlamı yoktur, takdir beklemeyin. Temiz bir evden ziyade bakımlı görünen bir kadınla bir evi paylaşmak daha anlamlıdır…

* Ev işlerinden sonra yattığınız yerde sızıp kalıyor ve her türlü kur çabasına yorgunum diyorsanız bu bizi bozar… Bir erkeğe temiz evden önce temiz bir eş ve hatta sadece bir eş lazımdır. Temizlik bir temizlikçi tarafından da yapılabilir ama bazı şeyler temizlikçi ile yapılmaz… Yapılmamalı da. Bizi zorlamayın..!

* Aylarca süren baş ağrıları baş ağrısı olamaz, mutlaka bir doktora gidin.

* Size ‘neyiniz var’ diye sorduğumuzda, ‘hiç bir şeyim yok!!!’ derseniz size inanırız, bizim için olay bitmiştir. O yüzden bir şeyiniz varsa doğrudan söyleyin sonra bizi anlayışsız durumuna düşürmeyin…

* 30 civarında ayakkabınız ve dolaplar dolusu elbiseniz varken bizi iflas ettirmek bir sevgi gösterisi değildir.

NOT: Bunu tanıdığınız tüm kadınlara yollayın; bir kere de olsa erkekleri anlasınlar. Mümkün olduğu kadar çok erkeğe de yollayın ki, onlar da yalnız olmadıklarını bilsinler.

Hızlı Saç Uzatma Yöntemleri

Cuma, Nisan 15th, 2011

Hızlı Saç Uzatma Yöntemleri

Özellikle son birkaç yıldır, uzun saç modası fırtına gibi esmeye başladı. Uzun saçlara sahip olmak için birçok saç bakım ürünleri, saç bakım kremleri, saç uzatıcı serumlar, şampuanlar, yağlar ve daha birçok ürünü kozmetik dünyasında bulabilirsiniz. Doğal saç uzatma yöntemlerinin yanında birde hazır satılan bazen sentetik uzun saçlar yani peruklar, postişler bazen de gerçek insan saçından yapılma yine hazır uzun saçlar satıldığınız görüyoruz. Ancak ne postişler, ne çıt çıtlı saçlar, ne peruklar, ne de gerçek insan yapılmış olan uzun saçlar kendi uzun saçlarınızın yerini tutmuyor. Bu sebeple kısa zamanda hızla saç uzatmak için bir yöntemi sizlerle paylaşmak istedik.

Hızlı Saç Uzatma Yöntemleri

Bir miktar su, sinemaki, badem yağı, bemiks ampul
Bu malzemelerden sinemaki ve badem yağını aktardan alıp, bemiks ampulude eczaneden oldukça cüzi bir fiyata satın alabilirsiniz
Bir çay bardağı suyu çaydanlığa koyun ve kaynatın
Kaynayan suyun içine bir tutam sinemaki otunu atın ve demlemesini bekleyin
Demeyen sinemaki otunu süzün ve sinemaki suyunun içine 1 yemek kaşığı badem yağı ve 1 ampül bemiks ekleyip karıştırıyorsunuz
Bu karışımı saç diplerinize parmak uçlarınızla kesinlikle tırnaklamadan masaj yaparak yediriyorsunuz
Yarım saat 45 dakika bekletip saçınızı yıkıyorsunuz
Haftada bir kez bu saç uzatıcı bakımı yapmanız yeterli olacaktır.

Saç uzatmak için neler yapılabilir?, Uzun saç modelleri ve bakımı, Grip, Basit kurabiye, Balık Çorbası, Ağlayan pasta, Ağlayan kek, Bir Erkeğin Yakarışı, Kıvırcık Saçın Bakımı, Saç Dökülmesi, saçlarım nasıl uzar,eski saçlarım,saç dökülmesini önlemek,saclar nasıl uzar,saclarım nasıl cabuk uzar,saçlarımı çabuk uzatmak,saçlara faydası varmı,saç dökülmesini engellemek,saçlar neden dökülür,saç dökülme sebepleri,saç ektirme,saç dökülmemesi,için,ne yapmalı,saclarımı geri uzatmak,saçlar ne kadar uzar,sağlıklı saclar,bakımlı saclar,saçlar,sağlıklı saçlar,

Kadinlar neden aglar?

Cuma, Nisan 15th, 2011

Kadinlar neden aglar?

Kucuk bir erkek cocuk annesine sordu “Nicin agliyorsun?”.
“Cunki ben kadinim” diye cevapladi annesi. “Anlamadim!” dedi cocuk.
Annesi cocugu kucaklayip “Ve hic bir zaman anlayamayacaksin!” dedi.
Babasina “Baba, annem nicin agliyor?” diye sordu.
Babanin cevabi “Butun kadinlar sebebsizaglayabilen yapidadir” diye cevapladi.
Kucuk oglan buyudu, yetiskin adam oldu, hala kadinlarin nicin agladiklarini kesfedemedi.
Nihayet oldukten sonra cennete gittiginde Allah’a sordu. “Allahim!” dedi
“Kadinlar nicin bu kadar kolay aglayabiliyorlar?” Allah dediki… “Ben kadinlari ozel
yarattim!… Tum yasamin agirligini tasiyabilecek kuvvette olmasina ragmen
baskalarina teselli verecek kadar yumusak omuzlar, Dogumun acisina oldugu
kadar dogurduklari evlatlarinin nankorlugune dayanabilecek ic kuvvetini
verdim. Baskalarinin kuvvetinin kalmadiginda devam edecek azmi, ailesinin
hastaliginda yorgunluga papuc biraktirmayacak kudreti verdim. Her turlu
sart altinda, ve hatta annelerini cok kotu incitselerde, cocuklarini
sevmek duygusalligini verdim. Bu duygusallik her yastaki cocuklarinin yaralarini
sarmalarina, sorunlarini dinleyip paylasmalarina yardim ediyor. Kocalarini
tum kusurlariyla sevmek kuvvetini verdim. Erkegin kaburgasindan onlari
erkegin kalbini korumalari icin yarattim. Onlara iyi bir kocanin esini
asla incitmeyecegini fakat bazen destek ve kuvvetini deneyecek davranislarda
bulunacagini anlayacak duyarli bir zeka verdim. Tek zayiflik olarak
kadinlara birer goz yasi verdim. Tamamen kendilerinin sahip olduklari,
ihtiyaclari oldugunda kullanmak uzere… Insanlik icin bir gozyasi…”
diye cevapladi.

Kadini guzel yapan sey ne saci,ne vucudu, ne kendini ne sekilde
tasidigidir. Kadini esas guzel yapan sevgisini paylasabilmesi,
fedakarligi, sorumlulugu, anlayisi, sadece bilgiye degil ayni zamanda
kalbe de yonelik aklidir.

kadın neden ağlar,kadınlar niye aglar,kadınları kim ağlatır,kadınlar,kadınca,kadınları aglatan erkekler,kadınları döven erkekler,kadınlari neden döverler,kadına şiddet,kadınlara şiddet,kadınlara vuran erkek tipleri,kadınlar neden ezilir,kadına şiddete son,kadınlara vuranlar,kadınları ağlatan erkekler,tipleri,nedenleri,

Oksiput Posterior: Bebeğin kafasının ters durması

Pazar, Nisan 10th, 2011

Oksiput Posterior: Bebeğin kafasının ters durması,Oksiput, Posterior,: Bebeğin, kafasının, ters, durması,bebeğin kafası dönmesi,bebek ters döndü,bebegin kafasının dönmesi,bebegin başının dönmesi,bebek neden ters döner,bebekin başı döndü,bebek ters doğarsa,bebek neden ters döner,

Doğum sırasında bebeklerin %95′inde fazlasında önde gelen kısım bebeğin kafasıdır. Ancak bebeğin kafasıın pelvik çatı içinde duruş şekli de doğum üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Baş geliş bebeklerin önemli bir kısmında bebeğin kafasının oksiput adı verilen arka kısmı annenin önüne (anterior) doğrudur. Olması gereken geliş şekli occuput anterior adı verilen bu pozisyondur. Eğer bebebğin yüzü annenin karnına yani önüne doğru bakıyorsa bu durumda kafasıını arka kısmı anne adayının sırtına doğru demektir ve bu durum oksioput posterior geliş olarak adlandırıır.

Başlamış doğum eylemlerinin yaklaşık %20’sinde başlangıçta bebeğin duruşu oksiput posterior şeklindedir ve eylem ilerledikçe bebek kafasının çevirerek yüzünü annenin arkasına doğru çevirir ve doğum kanalından geçmek için uygun pozsiyonu alır. Ancak yaklaşık %5.5 olguda bu dönüş gerçekleşmez ve bu durum persiste (kalıcı) oksiput posterior olarak adlandırılır ve en sık görülen fetal duruş bozukluğudur.

Oksiput posterior gelişin sakıncakları nelerdir?
Bu durumda bebek doğum kanalına en uygun optimal çapları ile giremez. Oksiput posterior gelişte temel sorun uygunsuz çaplar ile birlikte bebeğin kemik kısımlarının anne adayının kemik kısımları ile yan yana olmasıdır. Kasılmalar sırasında ortaya çıkan basınç bebeğin kafasının anne adayının kemik yapılarına doğru iteler. Bu iteleme annenin belinde oldukça şiddetli ağrılara neden olabilir. Anne adayı kasılmaları sadece bel ağrısı olarak hissedebilir. Bu ağrılar zaman zaman kasılma olmayan dönemlerde de görülebilir. Genel olarak oksiput posterior pozisyona bağlı olarak gelişen bel ağrıları epidural anesteziden bile çok fazla yarar görmez.

Posterior pozisyonda kemik yapılar yan yana olduğunda bebeğin kafa kemikleri ile doğum kanalına kendini adapte etmesi güçleşmektedir. Bu nedele doğum eylemi alışılagelenden çok daha uzun sürer. Bebeğin doğum kanalı içinde ilerleyerek inmesi zaman alır. Bebek bu süreç içinde kafasını arkaya çeviremez ise tam açıklık sağlandıktan sonra doğuma kadar geçen süre çok uzar. Bebek doğum sırasında yaptığı doğal hareketi olan kafasını arkaya doğru kaldırma hareketini yapamaz.

Bebeğin kafasının ilerlememesi durumunda sezaryen gerekliliği ortaya çıkabilir.

Oksiput posterior neden olur?
Bunun bilinen bir nedeni yoktur. Daha önceden düşünülen bebeğin zaten oksiput posterior (OP) pozsiyonda olduğu ve kafasın öne çevirmekte sorun yaşadığ şeklindeydi. Oysa ultrason eşliğinde yapılan gözlemler bunun doğru olmadığını gerçekte eylem başlangıcında normal pozisyonda olan (oksiput anterior (OA)) olan bebeklerin eylem sırasında bir hata sonucu kafalarını öne çevirdiklerini göstermiştir. Örneğin 270 baş gelişi gerçekleşen doğumun incelendiği bir araştırmada 25 tane bebek oksiput posterior olarak doğurtulmuş bunların 17 tanesinin ise eylem başlamadan önce olması gerektiği gibi oksiput anterior olduğu görülmüştür. Dolayısı ile okspiut posterior geliş önceden var olan değil doğum eylemi sırasında ortaya çıkan bir sorundur.

Okspiut posterior için risk faktörleri nelerdir?

İlk gebelik vedoğum olması
Anne yaşının 35′den ileri olması
Obesite
Daha önceden OP doğum öyküsü
Gebelik haftasının 40 üzerine olması (miad aşımı)
4000 gramdan büyük bebek
Oksiput posterior’un bulguları nelerdir?
Eylem başlamadan önce bebeğin oksiput posterior olması bir anlam ifade etmez çünkü eylem sırasında kafasın çevirip olması gereken pozisyonu alma olasılığı çok fazladır. Bazen doğum eylemi süresince muayeneler sırasında doktor bebeğin oksiput posterior olduğunu anlayabilir ancak bu çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Genelde eylemin beklenilenden uzun sürmesi, bebeğin kafasının inmemesi ve hastanın şiddetli bel ağrılarından yakınması ile durumdan kuşkulanılır ve ultrason ile bakılarak tanı konabilir.

Okspiut posterior durumunda doğum nasıl olmaldır?
Oksiput posterior geliş tek başına bir sezaryen gerekliliği değildir. Ancak eylemin ilerlememesi durumunda normal doğumda çok fazla ısrarcı olunmaması daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Yapılan araştırmalarda normal doğum olarak başlayan eylemlerde acil sezaryene geçiş oranları oksiut posterior bebeklerde yaklaşık 3 kat daha fazladır. Benzer şekilde vakum ya da forseps takılması, geniş episyotomi gerekmesi gibi operatif vajinal doğum oranları da OA bebeklere göre yaklaşık 2 kat fazla görülmektedir. Epizyo açılsa bile makata kadar uzayan yırtıkların görülme riski normalden daha fazladır. Yine bu bebeklerde doğumda birkaç kez vakum takılıp, bebeğin çıkmaması nedeni ile acil sezaryene geçiş oranları da oksiput anterior bebeklere göre oldukça fazladır.

KAYNAKLAR

Peregrine, E, O’Brien, P, Jauniaux, E. Impact on delivery outcome of ultrasonographic fetal head position prior to induction of labor. Obstet Gynecol 2007; 109:618.
Sizer, AR, Nirmal, DM. Occipitoposterior position: associated factors and obstetric outcome in nulliparas. Obstet Gynecol 2000; 96:749.
Ponkey, SE, Cohen, AP, Heffner, LJ, Lieberman, E. Persistent fetal occiput posterior position: obstetric outcomes. Obstet Gynecol 2003; 101:915.
Cheng, YW, Shaffer, BL, Caughey, AB. Associated factors and outcomes of persistent occiput posterior position: A retrospective cohort study from 1976 to 2001. J Matern Fetal Neonatal Med 2006; 19:563.

Gebelikte burun kanaması

Pazar, Nisan 10th, 2011

Gebelikte burun kanaması,gebelikde burnunun kanaması,gebelikde kanama,gebelikde hastalanmak,gebeyken hasta olmak,hamilelikte burun kanaması,hamilelikte hastalanmak,hamileyken ilişkiye girmek,hamileyken hasta olmak,gebelikte hata olmanın bebege zararı,varmıdır,gebelik sırasında hastalanmak,yan etkileri,

Gebelikte burun kanaması

Gebe bir kadının günün herhangi bir anında ortada hiçbirşey yokken birden burnunun kanamaya başlaması çok da nadir karşılaşılmayan bir durumdur.Bu kanamalar birkaç damla olabileceği gibi zaman zaman çok daha şiddetli olabilir. Kanamalar bazı kadınlarda ara sıra görülürken bazı kadınlar ise hemen hemen hergün benzer kanama atakları yaşayabilirler. Tekrarlayan burun kanamaları gebelikte çok sık karşılaşılan yakınmalardan birisidir ve can sıkıcı olmasına karşın çoğu zaman anne adayı ve bebek açısından zararsızdır.

Gebe olsun ya da olmasın hemen hemen herkes hayatının bir döneminde burnundan kan gelmesi durumu ile karşılaşmaktadır. Bir o kadar kişi de sümkürmediği taktirde fark etmediği kanamalar geçirmektedir.Çok nadir olarak da kişiyi ve çevresindekileri panikletecek kadar şiddetli kanamalar olabilir.

Gebelikte neden burun kanar?
Normal popülasyona göre gebelerde burun kanamasına daha sık rastlanmaktadır. Bunun temel nedeni bebeğin ve anne adayının sağlığı açısından gebelik sırasında damarlarda dolaşan kan miktarının artmasıdır. Kan miktarı arttıkça burun mukozası içindeki ince ve yüzeyel kan damarlarının maruz kaldığı basınç da doğal olarak artar. Zaman zaman bu ince damarlar artan basınca direnemez ve damar duvarı yırtılarak kanamaya neden olur. Burun mukozasının kuru kalması, şiddetli sümkürme, burnu ve ağzı tıkayarak hapşırma gibi faktörler de basınç artışına pozitif etki ederek kanamayı tetikleyebilir.

Gebelikteki burun kanamalarını kan hacmindeki artıştan sonra en sık tetikleyen durum burun mukozasının kronik kuruluğudur. Ayrıca sigara kullanımı da damarların kırılganlığını arttırmaktadır.

Burun kanamasının etkileri nelerdir?
Gebelik sırasında burun kanaması yaşayan kadınların ne kendileri ne de bebekleri açısından endişelenmelerini gerektirecek bir durum yoktur. Genelde kanamanın miktarı son derece azdır. Çok nadiren de olsa kendiliğinden ya da alınan basit önlemler ile durmayan kanamalar olabilir.

Kanama durumunda neler yapmak gerekir?

Öncelikle oturmak gerekir. Uzanılması durumunda kalp ile burun hemen hemen aynı seviyeye geleceğinden önerilmez
Burun kökünün yani burun kemerinin üzerinden kuvetlice bastırarak beklemek gerekir. Bu bekleme süresi yaklaşık 10 dakika kadar olmalıdır. Baskı daha erken kaldırılırsa kanın pıhtılaşması için yeterli süre sağlanamadığından kanama durmayabilir.
Burun köküne buz uygulanması damarların büzüşmesine neden olacağından kanamanın durmasına yardımcı olacaktır
Kanama devam ederken uzanmanız kanın yutağa doğru akmasına neden olur. Bu kanın yutulması bulantı ve kusmayı tetikleyebilir
Kanama durduktan sonra yaklaşık 10-12 saat kadar sümkürmemeye dikkat edin
Burun kanaması önlenebilir mi?
Alınacak bazı basit önlemler ile burun kanamalarının önüne geçilebilir. Bunlar

Çok şiddetli şekilde sümkürmemek
Hapşırırken ağız ve burnu kapatmayarak basıncın burun delikleri yolu ile atılmasına olanak sağlamak
Özellikle gece yatarken havanın kurumasını engellemek. Bunun için özellikle kış aylarında ısıtıcıların üzerine geniş bir kapta su koymak ya da soğuk buhar makinesi yardımı ile odanın nemini arttırmak yeterli olacaktır.
Burun mukozasının kurumasını önlemek için burna tuzlu su ya da deniz suyu sıkmak
Yeteri kadar sıvı almak ve bol su içmek
Fazladan C vitamini almak damarların yapısını güçlendirerek kanamaların azalmasına yardımcı olabilir. Bunun için günde fazladan alacağınız 250 mg C vitamini yeterlidir. Doktorunuzla bu konuyu görüşebilirsiniz
Burun kanaması nasıl tedavi edilir?
Burun kanamaları genelde hastanede tedaviyi gerektirmeyen sorunlardır. Ancak basit önlemler ile durmayan ya da sık tekrarlayan kanamalar varlığında tıbbi müdahale gerekebilir. Kanamanın durmadığı hallerde burun içine tampon konulması genelde tedavi sağlar.Öte yandan durmayan ya da sık tekrarlayan kanamalarda Kulak Burun Boğaz uzmanları tarafından bazı kimyasallar kullanılarak açık damar uçlarının kapatılması yoluna gidilebilir.

Emzirirken yeniden gebe kalmak

Pazar, Nisan 10th, 2011

Emzirirken yeniden gebe kalmak,hamile kalmak,çocuk doğurmak,hamilelik dönemi,ikinci cocuk,ikinci cocuga hamile kalmak,hamileyken ilişkiye girmek,hamilelik Sırasında cinsel ilişki,hamileyken seks yapmak,sevişmek,emzirmek,çocuk emzirirken hamile kalmak,

Emzirirken yeniden gebe kalma

Bebek sahibi olmak yani anne olmak istisnaları olsa da pekçok kadın için hayatının bir döneminde mutlaka isteyeceği bir durumdur. Bu kararı vermek bundan belki 30-40 yıl önce çok daha kolayken kadınların çalışma hayatı içinde daha fazla yer almaları, toplumsal değişimler, çocukların ailelerinden uzak şehirlerde yaşamaları gibi değişik nedenler ile çocuk sahibi olmaya karar vermek güçleşmekte. Dahası günümüz yaşam koşulları çoğu evli çiftin sadece tek çocuk yapmak istemesinde önemli rol oynamakta. Bununla birlikte anne baba olan çiftlerin oldukça önemli bir kısmı çocuklarının kardeş diye dayatması, sosyal yaşamları ya da bebek sahibi olmanın getirdiği keyif ve mutluluğu yeniden yaşamak için birden fazla sayıda çocuk sahibi olmayı düşünüyorlar.

Bu düşüncede olan çiftlerin önemli bir kısmı iki kardeş arasında en az 3-4 yıl yaş farkı olmasını istiyor ve buna göre korunuyorken daha az sayıda bir kısım çift ise mümkün olan en kısa zamanda yeniden bebek yapma düşüncesi ile bizlerden en erken ne zaman yeni bir bebek yapabilecekleri konusunda fikir alıyorlar.

Doğum sonrasında yeni bir hamilelik için en ideal zamanın ne olduğu konusunda çok net bir bilgi olmamakla birlikte klasik tanım iki doğum arasında en az 2 yıl olması gerektiği şeklindedir. Ancak çok yeni ve Aralık 2009 yılında yayınlanan bir çalışmada doğumdan sonra ilk 6 ay içinde hamile kalan kadınların yeni gebeliklerinde erken doğum yapma ve küçük bebek doğurma risklerinin anlamlı olarak arttığını saptanmıştır. Yine aynı çalışmada doğumdan sonra bir sonraki gebelik için 60 ay ya da daha uzun süre bekleyenlerde de erken doğum riskinin yükseldiği belirtilmekte ve bu çalışmada bir sonraki gebelik için ideal olarak en az 11 ay beklemek gerektiği ileri sürülmektedir.

Kadınların önemli bir kısmı doğum sonrasındaki ilk dönemlerde gebe kalmayacaklarını düşünürler. Burada hem emzirmenin gebelikten koruduğuna olan inanca, hem de doğum sonrasında en azından bir süreliğine düzenli bir cinsel hayat olmamasına güvenirler. Bilinen ya da açıklanamayan nedenlerle gebe kalamayıp aşılama ya da tüp bebek gibi tedaviler ile gebe kalanlarda ise bu güven dugusu çok fazladır ve zaten gebe kalamayacaklarını düşünerek doğum kontrol yöntemlerini dikkatli bir şekilde uygulamazlar. Oysa bu tür hastaların çok büyük bir kısmı daha sonraki dönemlerde kendiliklerinden gebe kalabilmektedirler.

Peki emzirme gerçekten zannedildiği gibi gebelikten korumakta mıdır?
Bu sorunun cevabı hem evet hem de hayır olarak verilebilir. Antik çağlardan beri emzirmenin gebe kalma potansiyelini azalttığı bilinmektedir ve bir doğum kontrol yöntemi olarak kullanılagelmektedir. Ancak emzirmenin modern bir doğum kontrol yöntemi olmadığı aşikardır. Doğumdan sonra hastalara bilgi verirken pekçok kadının aslında emzirdiği süre içerisinde adet görmeyeceğini düşündüğünü fark ediyorum. Oysa bu doğru değil. Doğumdan sonra düzenli adet kanamalarının başlaması genelde 5-6 ay içinde gerçekleşiyor, adet görülmeyen dönem 2-3 ay gibi kısa bir süre olabileceği gibi 13-14 aya kadar da uzayabiliyor. İşte emzirmenin gebelikten koruması ile ilgili kilit noktası da aslında adetlerin başlaması

Emzirme ile gebelikten korunma arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmacılar sonuçta anne ile bebek arasındaki bu güçlü iletişimin gerçekten de %98’lere varan oranda gebeliği engelleyebileceği sonucuna varmışlar ancak bu durumun gerçekleşmesi bazı koşullara bağlı. Bugün kabul edilen duruma göre emzirmenin gebeliği engeleyici bir doğum kontrol yöntemi şeklinde davranabilmesi için 3 koşulun mutlaka karşılanması gerekiyor.

Bu koşullar şunlar:

Annenin adet kanamaları başlamamış olacak (lohusalık dönemindeki kanamalar adet kanaması olarak kabul edilmemektedir)
Bebek tam ya da tama yakın anne sütü ile beslenecek
Bebek 6 aylıktan küçük olacak
Bu üç koşulun hepsinin de karşılanması durumunda emzirmenin gebelikten koruyuculuğu neredeyse modern tıbbi korunma yöntemleri kadar yüksek. Ancak açıkca görüldüğü üzere bebek 6 ayı geçtükten sonra koruyuculuk giderek azalıyor.

Beslenmenin tanımına bakacak olursak vitamin ve ilaçlar dışında bebeğe hiçbir gıdanın verilmediği durumlar tam anne sütü ile beslenme olarak kabul edilirken bebeğin aldığı gıdaların %85’inden fazlasının anne sütü olduğu, bebeğin başka ilaç ve sıvılar almakla birlikte bu verilen maddelerin emzirmeyi ertelemeye neden olmadığı durumlar ise tama yakın anne sütü ile beslenme olarak tanımlanmakta

Bu üç kriter içerisinde en önemlisi ise adet kanamalarının başlaması. Bu durumda sütün koruyuculuğu neredeyse sona eriyor. Dolayısı ile bebeini sadece anne sütü ile beslese bile bir kadın eğer adet görmeye başlamış ise mutlaka etkili bir doğum konrtol yöntemi kullanması gerekiyor. Doğumu takip eden 8. haftadan sonra gerçekleşen herhangi bir vajinal kanamada kadının gebe kalma potansiyelinin geri döndüğününün kabul edilmesi gerekir.

Bu şeklide uygulanan doğum kontrolüne Laktasyonel Amenore Medotu (LAM) adı veriliyor. Kurallar uyulduğu taktirde LAM son derece etkili, maliyetsiz ve doğal bir yöntem.

Laktasyonel Amenore Metodunun avantajları

Düzgün uygulandığında yüksek etkinlik oranına sahip olması
Basit ve kolay olması
Ucuz ve yan etkiye sahip olmayan bir yöntem olması
Cinsel yaşantıyı kısıtlamayan bir yöntem olması
Hemen hemen tüm kültürlerde kabul gören bir yöntem olması
Ve belki de en önemlisi hem bebek hem de anne sağlığı açısından sayısız yararlarının olmasıdır
Dezavantajları ise 6 aydan sonra etkinliğinin çok azalması ve özellikle çalışan anneler için düzenli emzirme programına uyum sağlamada güçlük olmasıdır.

Kısa aralıklar ile gebe kalmak
Bir gebeliğin sonlanması ile takip eden gebeliğin başlangıcındaki süre gebelik aralığı olarak adlandırılır. Son doğum ile bunu takip eden doğum arasındaki süre ise doğum aralığı olarak tanımlanır. Doğum aralığının kısa olması durumunda gebelik sırasında ve doğumdan sonraki ilk birkaç ay içinde bebek kayıplarının oranında önemli oranda artış olduğu bilinmektedir.
Yine benzer şekilde iki gebelik arasındaki sürenin kısa olması durumunda düşük doğum ağırlıklı bebek ya da rahim içi gelişme kısıtlılığı olan bebek doğurma riski de artmaktadır.

İki doğum arasındaki sürenin 12 aydan kısa olması anne açısından bazı sorunları da beraberinde getirir. Bunlardan en önemlisi annedeki anemi yani kansızlık riskidir. Öte yandan birden fazla küçük çocuğun bakımının getirdiği fizyolojik ve psikolojik yorgunluk dışında ciddi bir sağlık sorunu yaşanmaz. Ancak bu yorgunluk durumları olduça önemlidir ve tükenmiş anne sendromu olarak isimlendirilir. Aslında tükenmiş anne sendromu diye bir durumun varlığı tartışmalıdır ve bununla ilgili bilimsel çalışmalara ve yayınlar fazla değildir. Buna karşın günlük yaşamda karşılaşılan durumlar bilimsel olarak kanıtlanmamış olsa da annelerin yaşadığı zorlukları gözler önüne sermektedir.

Anne olmak bir armağan ya da ödül olabilir ama bunun bir de bedeli vardır. Enerjinin ve zamanın büyük bölümünün bebeğe gitmesi, özellikle çalışan anneler için hem işte hem de işte daha fazla işyükü binmesi, doğum sonrası eş ile yaşanan gerginlikler, çocuğun geleceği ile ilgili endişeler gibi pekçok faktör bu bedel olarak ödenir. Kendine zaman ayıramamanın bir sorunu olarak da beslenme bozuklukları ortaya çıkabilir. İki bebek arasında kısa bir süre olmasının en önemli dezavantajı bu tükenmiş anne sendromu olarak adlandırılan durumdur.

Bir bebeği olduktan kısa bir süre sonra yeniden hamile kalan annelerin kendileri ve her iki bebekleri için yapabilecekleri en iyi şey mümkün olan her anda kendilerini dinlenmeye bırakmaları, vitamin desteklerini ihmal etmemeleri ve mutlaka beslenmelerine çok dikkat etmeleridir.

Gebelik aralığı açısından bakıldığında ise bir düşük yaşandıktan sonra takip eden gebelik için 3-4 ay beklenmesi gerektiğini savunan hekimler olmakla birlikte bilimsel araştırmalar bu savı desteklememektedir. Düşük ya da erken doğum sonrasında bunların tekrarlamasını önleme açısından uzun gebelik aralığının koruyucu bir etkisinin olduğunu kanıtlayan bilimsel yayın yoktur. Holanda’da yapılan bir çalışmada düşük yaşandıktan sonraki ilk 3 ay içinde gebe kalınmasının gebeliğin seyri açısından hiçbir olumsuz risk artışına neden olmadığı gösterilmiştir.

Bu nedenle düşükten sonra gebe kalmayı planlayan çiftlere öneride bulunurken gebeliği olumsuz etkileyebilecek ek risk faktörleri yoksa gebe kalma süresini kısıtlayacak önerilerde bulunmaktan kaçınmak gerekir.

Hem anne hem de bebek sağlığı açısından doğumlar arasındaki süre önemli gibi görünmektedir. İdeal olan iki doğum arasında 2 yil civarinda bir süre bulunması gibi görünmektedir. Ancak bu kesin bir süre olmayıp annenin yaşı, genel sağlık durumu, eğitimi, ekonomk gücü, en son gebeliğin durumu ve annenin emzirme süresi gibi kriterler dikkate alınmalı ve ona göre öneride bulunmak gereklidir. Ancak her şart altında bir doğum ile ikinci gebelik arasında en az 18 ay geçmiş olması daha uygun gibi durmaktadır. İngilterede 1989-1996 yılları arasında gerçekleşen 173.205 doğumun kayıtlarını inceleyen bir araştırmadan elde edilen sonuca göre arasında hem anne hem de bebeğin sağılığı açısından iki doğum arsında en az 18-23 ay olmalıdır.

Emzirirken gebe kalmak
Anne ile yeni doğan bebeği arasındaki en güçlü bağlar emzirme ile kurulur. Emzirmenin anne sağlığına, anne sütü almanın da bebek sağlığına olan yararları tartışmasızdır. Son dönemlerde üretilen mamalar anne sütüne yakın besleyici özelliklere sahip olsa da emzireme özellikle doğum sonrası ilk 6 ayda önemlidir. Bu eylem ideal şartlarda uygulandığında gebelikten korunma konusunda da oldukça etkili bir doğum kontrol yöntemidir.

Sütün gebelikten koruduğu halk arasında yaygı bir inanış olmakla birlikte daha önce de söz ettiğimiz gibi belirli kritlerler karşılanmadığı sürece bu koruyuculuk çok alt sevyiyelere inmekte ve maalesef kadın yeniden gebe kalabilmektedir. Sonuçta emziren ve gebe olan bir kadın bu kez her iki bebeği ile ilgiliendişeler duymaya başlar

Emzirirken gebe kalmak sanıldığı kadar nadir görülen bir durum değildir. Bu gebeliklerin çok önemli bir kısmı plansız gebelikler olduğundan genelde sonlandırılmaktadır. Annelerin bu yeni gebeliği sonlandırmak istemelerinin altında yatan ana sebep ise çok küçük ve kendilerinin bakımına muhtaç olan ve emzirmeyi istedikleri bir bebeklerinin olmasıdır.

Halk arasında yaygın olan ve bazı hekimlerce de desteklenen görüş emziren bir kadın gebe kaldığında emzirmeye devam ettiğinde bunun düşük ya da erken doğuma neden olabileceği, hatta anne karnında gelişmekte olan bebeğin gelişiminin olumsuz etkilenebileceği, sütün kalitesinin bozulması nedeni ile emen bebeğin de beslenmesinin yetersiz olacağı bu nedenle emzirmeye son verilemesi gerektiğiydi.

Oysa son zamanlarda yapılan araştırmalar bu inanışın doğru olmadığını göstermektedir. Memeyi sütten dışarı atan hormon olan oksitosin aynı zamanda rahim kasılmalarını sağlayan hormondur. Ancak emzirmenin rahimde hafif kasılmaya neden olmak dışında düşüğü ya da erken doğumu tetiklediğine dair herhangi bir bilimsel veri mevcut değildir.

Gebelik sırasında emzirmenin anne karnındaki bebeğin gelişimini olumsuz etkileyeceği hatta “zehirleyeceği” yönünde bir inanış olmakla birlikte bu tamamen bir şehir efsanesidir ve gerçekle hiçbir ilişkisi yoktur. Sütün kalitesinde ve bağışıklık sistemini etkileyen içeriğinde bir miktar azalma saptanmış olsa da bu azalma emen bebeğin gereksinimlerini karşılamak için oldukça yeterli bulunmaktadır.

Gebelik sırasında emzirmenin en önemli olumsuzluğu anneye getireceği ek yorgunluk ve halsizliktir. Annenin çok daha fazla dinlenmeye ihtiyacı vardır. Bununla birlikte hem kendi, hem emzirdiği bebek hem de karnında gelişimine devam eden bebeğin beslenme gereksinimlerini karşılamak durumundadır. Bu nedenle beslenmesine çok dikkat etmeli tercihan bir beslenme uzmanının kontrolü altında gebeliğine devam etmelidir. Günlük kalori gereksinimlerinin altına düşmemeli, öte yandan kontrolsüz bir şekilde de kilo almamaya özen göstermelidir.

Gebeliğin ikinci üçaylık dönemine girildiğinde süt miktarında azalma olması normaldir. Böyle bir durumda eğer ilk bebek hala daha ek gıdalara geçmemiş ise süt yetersiz geleceğinden bebeğin beslenmesinin bir çocuk hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmesi ve ek gıdalara başlaması uygun olacaktır.

Bugün için kabul edilen genel bilimsel görüş, düşük tehdidi, erken doğum riski , plasenta previa gibi ek bir risk faktörü bulunmaması ve anne adayının emzirmeyi sürdürmeyi istemesi durumunda, uygun beslenmenin sağlanması koşulu ile emzirmeye gebeliğin sonuna kadar izin verilebileceği şeklindedir. Doğum sonrasında her iki bebek de emzirilmeye devam edilebilir. Farklı yaşlardaki iki bebeğin emzirilmesi işlemine “Tandem Nursing” adı verilmektedir ve bunun beslenme gereksinimindeki artış dışında hiçbir sakınca yoktur.

Cinsel Yolla Bulasan Hastalıklardan Korunma

Cumartesi, Nisan 9th, 2011

CYBH – Hastalıklar – Korunma

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar (CYBH), özellikle nüfusu kalabalık olan şehirlerde daha önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Çok çeşitli şehirlerden ve hatta ülkelerden, çeşitli kültürlerden gelen insanların fazlaca yaşadığı yerlerde elbette kaçınılmaz olarak bu tür hastalıklar daha fazla görülür.
Korunma yollarına girmeden önce bu hastalıkların çok kısa bir özetini yapmalıyız:

CYBH başlığı altında toplanan hastalıklar hayatı tehdid eden hastalıklar olabileceği gibi (AIDS ve Hepatit B gibi); hayati tehlikesi olmayan ancak kalıcı hasarlar bırakabilen hastalıklar (erkekte ve kadında kısırlığa neden olan enfeksiyonlar, özellikle kadında kalıcı ağrılar ve diğer jinekolojik belirtilere yolaçan enfeksiyonlar) şeklinde; ya da enfeksiyon süresince çok çeşitli belirtilere yol açan, kişiyi rahatsız eden ve daha sonra giderek hafifleyen seyir izleyecek şekilde olabilir (kadında vajinit ve bazı sistit türleri gibi).

CYBH’ler kadının anatomik özellikleri nedeniyle erkekten kadına daha kolay bulaşırlar. Hayatı tehdid eden enfeksiyonlar hariç, diğerleri genellikle kadınlarda daha kolay kalıcı hasar bırakırlar ve daha şiddetli belirtilere neden olurlar. CYBH’lerin bir kısmı kronik seyirlidir, yani bir kez bulaştıktan sonra hiçbir belirti vermese de vücutta enfeksiyon etmeni yaşamaya devam eder. CYBH’ler arasında virüslere bağlı oluşanlar için henüz kesin etkili bir tedavi şekli geliştirilememiştir.

Tüm bu özellikleri nedeniyle CYBH’ler önemli bir sağlık sorunudur ve bu konuda bilgisi olmayanları daha kolay “vurur”.

Korunma

Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan bireysel düzeyde korunmanın en etkili yolu hastalık riski taşıyan şüpheli kişilerle (hayat kadınları, hayat kadınlarıyla birlikte olduğu bilinen kişiler, çok sayıda partneri olan ya da olmuş kişiler) ilişkiye girmekten kaçınmaktır.

Ancak unutulmamalıdır ki bariz olarak şüpheli olmayan biriyle beraber olunduğunda da hastalık bulaşabilir. O yüzden ikinci basamak, hakkında bilgi sahibi olunmayan bir kişiyle, ne kadar “temiz” görünürse görünsün, ilişkide prezervatif kullanmaktır.

Prezervatifler arasında lateks yapılı olan ve spermisit içerenler tercih edilmelidir (spermisitlerin aynı zamanda mikroorganizmaları etkisiz hale getirebilme özellikleri de bulunmaktadır). Prezervatif bir kez kullanılmalı ve ilişki sonrası çıkartıldıktan sonra poşete koyularak atılmalı ve eller sabunlu suyla yıkanmalıdır.

Prezervatif kullanımı yıllar boyu erkeklerin tekelinde ve inisiyatifinde kalmıştır. Son yıllarda ise kadınların kullanımına uygun olarak geliştirilen prezervatifler Amerika’da ve bazı Avrupa ülkelerinde (iki yıldır ülkemizde de) kullanılmaya başlanmıştır.

Ne kadar etkili korunma olursa olsun cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından herkes risk altındadır. Bu hastalıkların çoğunda erken tanı ve tedavi hem kişinin sağlığının tekrar oluşturulması, hem de hastalığın daha çok bulaşmasının engellenmesi açısından önemlidir. Her bireyin CYBH grubunda yeralan hastalıkların genel belirtilerini bilmesi ve aşağıdaki belirtilerden bir veya daha fazlası olduğunda çekinmeden doktora başvurması önemlidir.

Aşağıdaki belirtilerde CYBH olasılığı söz konusu olabilir ve
kısa zamanda doktora başvurulmalıdır:
Erkekler İçin:

penis ucundan akıntı
genital bölgede siğil, ülser tipi lezyonlar
idrar yaparken yanma
şüpheli biriyle ilişkiye girmiş olmak
genital bölgeye özgü olmayan diğer CYBH belirtileri
Kadınlar İçin:

kasık ağrısı ve beraberinde akıntı
tek başına akıntı
idrar yaparken yanma
genital bölgede siğil, ülser tipi lezyonlar
şüpheli biriyle ilişkiye girmiş olmak
genital bölgeye özgü olmayan diğer CYBH belirtileri

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar (CYBH)

Cumartesi, Nisan 9th, 2011

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar (CYBH)

Bu başlık altında toplanan hastalıklar iki insan arasında oluşan cinsel nitelikli yakın temasla bulaşan mikrobik (bakteri, virüs, parazitlere bağlı) hastalıklardır. Zührevi hastalıklar olarak da anılan bu hastalıkların bir kısmı yalnızca genital bölgede belirtilere neden olurken (kadında vajinal akıntı, erkekte üretradan (idrar borusundan) akıntı, her iki cinste genital bölgede ülser (yara) gibi), diğer bir kısmı tüm vücudu etkileyen genel belirtilere neden olurlar (frengi, hepatit B ve AIDS gibi).
Bu hastalıkların bir kısmı için en önemli bulaşma yolu iki insanın cinsel nitelikli yakın teması iken (genital siğil, herpes simpleks (genital uçuk), vajinit gibi), diğer bir kısım hastalıklar cinsel yolla bulaşmaya ek olarak kan yoluyla (AIDS ve hepatit B’nin virüsü taşıyan kanın nakledilmesiyle bulaşması gibi, anneden bebeğine henüz doğmadan frengi bulaşması gibi) ve cinsel ilişki dışındaki yakın temasla da bulaşabilmektedir (anneden bebeğine doğum esnasında veya doğum sonrasında emzirme ve bakım esnasında bulaşan genital siğil, herpes simpleks (genital uçuk) ve hepatit B gibi, aile içinde günlük yaşam koşullarının paylaşılması sonucu bulaşabilen hepatit B gibi).

Bu gruptaki hastalıkların bulaşması için heteroseksüel ilişki (kadın-erkek cinsel ilişkisi) koşul olmadığı gibi, bulaşma için gerçek cinsel ilişki olmaksızın enfeksiyonu taşıyan birinin genital bölgesiyle yakın temas bile hastalığı almak için yeterli olabilmektedir (genital siğil gibi).

——————————————————————————–

Sitede anlatılan hastalıkların çoğu için cinsel ilişki dışında da çeşitli bulaşma yolları mevcuttur. Bu yüzden bu hastalıklardan birine yakalanan kişinin partnerini, ya da partnerin hastalığa yakalanan kişiyi sadakatsizlikle itham etmesi haksızlık olabilir. Dahası CYBH’larda görülen belirtiler başka hastalıklarda da görülebilir ve yalnızca belirtilere dayanarak, tanı konmadan karşı tarafı suçlamak anlamsızdır.

——————————————————————————–

Cinsel yolla bulaşan bir hastalığı olan kişinin hastalığın var olduğu zaman dilimi içinde ilişkide bulunduğu kişilere durumu bildirmesi ve bu kişilerin de kontrolden geçmeleri için uyarıda bulunması; tedavi bitene kadar, doktorun belirlediği süre içerisinde hiçbir cinsel aktivitede bulunmaması veya doktorun izniyle prezervatif koruyuculuğu altında ilişkide bulunması partner(ler)ine ve topluma karşı en önemli sorumluluğudur.

Adet Görememe

Cumartesi, Nisan 9th, 2011

Adet Görememe,Adet bozukluluğu,adet kanaması,adetler,Adetim geç oldu,adetim geçikti,adet kanamam olmadı,adet geçikmesi,

Adet Görme Mekanizması

Bir kadının düzenli aralıklarla adet kanaması görebilmesi için bazı şartlar yerine gelmelidir:

Öncelikle hipotalamus adı verilen beyin bölgesinden hipofiz bezine bir uyaran gitmeli ve burada FSH ve LH adı verilen iki hormonun uygun seviye ve oranlarda üretilmesi ve kana geçmesi gerekmektedir.
Bu iki hormon, olgunlaşmaya elverişli yumurta hücreleri içeren yumurtalık dokusunda folikül gelişimini uyarmalı ve yumurtlama gerçekleşmelidir.
Folikül adı verilen yapı içinde üretilen östrojen ve progesteron hormonları rahim iç tabakasında sağlıklı bir kalınlaşmaya neden olmuş olmalıdır.
Yumurtlama gerçekleştikten sonra gebelik oluşmamış olmalı ve yumurtlama oluştuktan sonra yaklaşık 14 gün ömrü olan Sarı Cisim (“Corpus Luteum”) bu süre sonunda progesteron hormonu salgısını durdurmalıdır.
Adet döngüsünün bitimine denk gelen bu dönemde progesteron hormonu salgısının aniden düşmesi neticesinde rahim iç tabakasında gerçekleşen “dökülme” ve bununla beraber oluşan kanama rahim iç tabakasından rahim ağzına, buradan vajinaya, vajinadan da dış ortama akacak yol bulabilmelidir.
Yukarıda maddeler halinde anlatılmış olan mekanizmalardan birinin veya birkaçının aksaması beklenen adet kanamasının gerçekleşememesiyle, yani adet kanamasının gecikmesiyle sonuçlanır.

Farklı Bir Açıdan Bakış

Yukarıda anlatılan mekanizmaları farklı bir biçimde ele almak mümkündür:

Kadında adet kanamalarının düzenli bir şekilde gerçekleşebilmesi için dört farklı bölümün kendi içlerinde ve birbirleriyle etkileşimde sağlıklı çalışmaları gerekir.

Bölüm 1
Rahim içinden vajinanın çıkışına kadar olan tümüyle açık bir akış yolu

Bölüm 2
Her ay düzenli olarak yumurta hücresi üreten ve bunu serbest bırakan yumurtalıklar

Bölüm 3
Sağlıklı işleyen bir hipofiz salgı bezi

Bölüm 4
Beynin üst merkezleriyle sağlıklı bir iletişim içinde olan hipotalamus bölgesi

İLK ADET KANAMASININ GÖRÜLEMEMİŞ OLMASI

Bir genç kızın ilk adet kanamasını gördüğü zaman öncesine kadar hipotalamus ve hipofiz hormon salgıları oldukça azdır ve bu nedenle yumurtalıkların yumurtlama işlevi başlamamıştır.

Hormon salgıları artmaya başladığında genç kızda öncelikle meme gelişimi ve kadın tipi kıllanma gibi kadınsı özellikler başlar, ancak hormon salgısı hala yumurtalıkları harekete geçirecek kadar fazla değildir.

Hormon salgısının giderek artmasıyla beraber rahim iç tabakası kalınlaşmaya başlar ve bir süre sonunda, ortalama 12.5 yaşında ilk adet kanaması ortaya çıkar. Bu kanama yumurtlama olmaksızın gerçekleştiğinden ilk kanama sonrasındaki kanamalar henüz düzenli değildir. Hormonal sistemlerin tam olarak olgunlaşmasıyla yumurtlama da devreye girer ve genç kız düzenli olarak adet kanaması görmeye başlar ve böylece üreme çağına girmiş olur.

Ergenlik Çağı

İlk adet kanamasının ortaya çıkma yaşı herkes için farklıdır ve genetik özelliklerden etkilenebilir.Meme gelişimi ve kıllanma gibi kadınsı özellikleri kazandıran gelişim basamaklarının ortaya çıkmış olması koşuluyla ilk adet kanamasının 16 yaşına kadar gecikmiş olması tıbben normal kabul edilir. Bu süre sonunda adet kanaması göremeyen genç kızların nedenin aydınlatılabilmesi için bazı değerlendirmelerden geçmeleri gereklidir.

İlk adet kanamasının görülememiş olmasının altında yatan muhtemel nedenler yukarıda anlatılan dört bölümden birindeki bir sorunla ilgili olabilir. Site daha çok üreme çağındaki kadına yönelik hazırlanmış olduğundan ve söz konusu sorun nispeten ender görüldüğünden “İlk adet kanamasının görülememiş olmasına” daha fazla yer verilmeyecektir.

Düzenli Adet Kanaması Gören Bir Kadında Beklenen Adet Kanamasının Olmaması

28 günde bir düzenli olarak adet kanaması görmeye alışmış olan bir kadın kanaması geciktiğinde hemen endişelenebilir. Konuda daha fazla ilerlemeden önce basit ve pratik bir bilgi verilmesi uygun görülmüştür:

Çok düzenli olarak adet kanaması gören bir kadın yılda bir veya iki kez gecikmeli adet görebilir. Bunun altında yatan en muhtemel neden iş değişikliği, aile içi stres, üzüntü, yaşam tarzı değişikliği, iklim değişikliği, yorgunluk gibi basit bir olaydır. Bu olay beynin bilinçli kısmını etkileyerek buradan hipotalamus adı verilen bölgenin işlevini bozmakta ve adet döngüsü burada “takılmaktadır”. Böyle bir durumda tıbbi bir değerlendirme yapılması gerekli değildir.

Öte yandan yine düzenli olarak adet kanaması gören bir kadında adet gecikmesinin en sık görülen nedeninin gebelik olduğu göz önünde bulundurulmalı ve bu konuda gerekli adımlar atılmalıdır.

Adet Kanamaları Neden Gecikir?

Yukarıda adet kanaması gecikmesinin iki temel nedeni ele alındı. Gecikmenin uzun süreli olması durumunda (beklenen üç adet kanamasının olmaması) veya takip eden birkaç adet kanamasının gecikmeli olarak gerçekleşmesi durumunda muhtemel nedenin ortaya çıkarılması için mutlaka doktor değerlendirmesi yapılmalıdır.

Muhtemel nedenler yukarıda anlatılan dört bölümden herhangi birinin işlevlerinin bozulmuş olmasıyla ilgili olabilir.

Bölüm 1 (Rahim içinden vajinanın çıkışına kadar olan tümüyle açık bir akış yolu) Sorunları

Düzenli adet kanaması gören bir kadında rahim içine veya rahim ağzına yapılan bir müdahale sonrasında adet kanaması olmaması durumunda en muhtemel neden açık olan bu yolun zarar görmüş olmasıdır.

Kürtaj nedeniyle rahim iç tabakası zarar gördüğünde veya rahimağzı kanalı tıkandığında yapılan kürtaj sonrası beklenen adet kanaması gerçekleşmez.

Asherman sendromu

Ender görülen bir neden de rahimağzında yer alan kanser öncüsü lezyonların çıkarılması amacıyla uygulanan konizasyon esnasında rahimağzı kanalının tıkanmasıdır. Lezyonu ortadan çıkarmak amacıyla koni şeklindeki parçanın çıkartılması sonrasında beklenen adet kanaması gerçekleşmez.

Bölüm 2 (Her ay düzenli olarak yumurta hücresi üreten ve bunu serbest bırakan yumurtalıklar) Sorunları

Polikistik Over: Düzensiz yumurtlama ve bunun etrafında gerçekleşen çeşitli belirti ve bulgular topluluğundan oluşan bu durum gecikmeli adet görmenin en sık görülen nedenlerinden biridir.

Polikistik over

Menopoz ve Erken Menopoz: Yumurtalıklar ilk adet kanamasının görülmesinden yaklaşık iki yıl sonra her ay düzenli olarak yumurta hücresi üretimine devam ederler. Yumurtalıklarda üretilebilecek yumurta hücresi bittiğinde yumurtlama gerçekleşemeyeceğinden adet kanaması da olmaz. Yumurta hücrelerinin doğal olarak tükendiği ve adet kanamasının kesildiği andan itibaren menopoz çağı başlamıştır.

Türkiye’de 50′li yaşlara doğru ortaya çıkan menopoz daha erken yaşlarda (35 yaşından önce) ortaya çıktığında Erken Menopoz adını alır. Bu durumun getirmesi muhtemel riskleri nedeniyle mutlaka tanısının konması ve gerekli tedavinin yapılması son derece önemlidir.

Bölüm 3 (Sağlıklı işleyen bir hipofiz salgı bezi) Sorunları

Hipofiz bezinden düzenli hormon salgısını bozan bir etken adet döngüsünün bu aşamada “takılmasına” neden olur. Bu etkenler arasında en sık görüleni prolaktin hormonu yüksekliğidir.

Prolaktin hormonu yüksekliği

Bölüm 4 (Beynin üst merkezleriyle sağlıklı bir iletişim içinde olan hipotalamus bölgesi) Sorunları

Hipotalamusun hipofizi hormon salgısı yapması yönünde uyarmasını bozan bir etken adet kanamasının gecikmesine neden olabilir. Bu bölüme ait nedenler bu yazının ilk başında da anlatıldığı gibi çoğunlukla selim tabiyatlı nedenlerdir.

Tıbbi Değerlendirme

Gebelik, adet kanaması gecikmesinin en sık görülen nedeni olduğundan ve basit bazı incelemelerle ortaya konabildiğinden ve saptandığında başka ileri inceleme yapılmasına gerek kalmayacağından üreme çağında olan ve aktif cinsel yaşamı olan bir kadında adet kanaması geciktiğinde araştırılması gereken ilk durum gebeliktir.

Yapılan jinekolojik değerlendirmeyle gebelik olmadığının saptanması durumunda var olan ek belirtiler de dikkate alınarak bir ön tanıya varılır ve kesin tanıyı koymak için hormon incelemeleri veya diğer bazı ileri incelemeler yapılır.

Tedavi tanıya yöneliktir ve ilgili bölümlerde ele alınmıştır.

ADET KANAMASI SORUNLARI ve DÜZENSİZ KANAMALAR

Cumartesi, Nisan 9th, 2011

adet kanaması,düzensiz adet,adet,kanama,düzensiz kanamalar,adet geçikmesi,adet kanama,kadınlarda adet,kızlarda adet,adet kanamam,adetim bozuldu,adet kanamam geçikti,
ADET KANAMASI SORUNLARI ve DÜZENSİZ KANAMALAR

Düzensiz Kanama Nedir?

Normal bir adet kanaması düzeni olan bir kadın ortalama 28 günde bir (bu süre bir adet kanamasının başladığı ilk günden, diğer adet kanamasının başladığı ilk güne kadar geçen süredir) kanama görür ve bu kanama 3-7 gün arasında devam eder. İlk günlerde nispeten daha fazla olan kanama yavaş yavaş azalarak en geç 7 günde tamamen biter. Tüm bu adet dönemi boyunca kadın ortalama olarak 40 mililitre kan kaybeder. Bazı kadınlarda ek olarak iki adet kanamasının ortasına denk gelen yumurtlama döneminde birkaç damla süren lekelenme tarzında kanama olabilir. Bu kadınlarda yumurtlama esnasında oluşan bu kanama her ay tekrar eder ve normaldışı bir durum olarak kabul edilmez.

Yukarıda anlatılan düzenden her sapma düzensiz kanama olarak tanımlanır. Her düzensizlik tipinin kendine özgü nedenleri ve tedavi şekilleri olduğundan tanı koyma aşamasında kadının doktoruna düzensizliği iyi tarif edebilmesi çok önemlidir.

Üreme çağında olan ve aktif cinsel yaşamı olan bir kadında düzensiz kanamanın en sık görülen nedenlerinden biri gebeliğe bağlı oluşan sorunlardır. Bu nedenle düzensiz kanaması olan bir kadında Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı’nın size soracağı ilk soru muhtemelen “gebelik söz konusu olabilir mi?” olacaktır. Etkili bir doğum kontrol yöntemi kullanıyor olsanız dahi bu yönde incelemeler çoğu durumda yapılır.

Adet kanaması düzensizliklerinde diğer önemli bir etken de tiroid bezi hormonlarının eksik veya fazla olmasıdır. Bu hormonların azlığı veya fazlalığı durumunda adet kanaması düzeni sıklıkla bozulur.

Tüp Bebek

Cumartesi, Nisan 9th, 2011

Tüp Bebek,tub bebek,tüp bebekle dogum yapmak,tüp bebek fiyatları,tüp bebek maliyet,tüp bebek dogumu,tüp bebek doğumu yapan hastaneler,tüp bebek zararları,tüpbebek maliyeti,tüp bebek resimleri,tup bebek tedavisi,Tüpbebek Dogum,normal dogum,kısırlık,gebelik,tubbebek nasıl,tubbebek tedavileri,tüpbebek ile ilgili herşey,

Tüp Bebek Nedir

Tüp bebek, doğal yolla veya diğer yöntemlerle hamilelik elde edilememiş çiftlere uygulanan ve Yardımla Üreme Teknikleri içinde yer alan bir tedavi yöntemidir. Tüp bebek tanımı içine IVF (In Vitro Fertilizasyon) ve ICSI (Mikroenjeksiyon) girmektedir.
Tüp bebek, yumurta ve spermin vücut dışında laboratuvar ortamında birleştirilmesidir. Döllenme meydana gelirse, gelişen embriyo rahime transfer edilerek embriyonun rahim içine tutunması ve gelişimini sürdürmesi beklenir.
Tüp bebek, değişik nedenlerden dolayı kısırlıkları olan çiftlerin tercih edebilecekleri uygun bir yöntemdir. Tüp bebek uygulamasının başladığı ilk yıllarda bu tedavi yöntemi öncelikle kadının üreme kanallarının zarar gördüğü, kapalı olduğu veya hiç olmadığı çiftlere uygulanıyordu. Ancak günümüzde tüp bebek endometriozis’ e bağlı (karın içi kanamalar yapan bir kadın hastalığı), erkek nedenli, immünolojik nedenli ve nedeni teşhis edilemeyen kısırlık
vakalarında uygulanan tedavi yönetimidir.

Tüp Bebek Uygulamaları Hangi Durumlarda Yapılır?
Rahim kanalları tıkalı olan kadınlarda
Endometriozis nedeniyle karın içinde yaygın yapışıklıkları
olan ve tedavi ile gebelik elde edilemeyen kadınlarda
Sperm sayı ve kalitesinin ileri derecede bozuk olduğu
durumlarda
İmmünolojik İnfertilitede
Bazı hormonal bozukluklarda
Diğer tedavi yöntemleri ile gebelik elde edilememesi
durumlarında
Sebebi açıklanamayan İnfertilitede
Kalıtsal bazı hastalıkların embriyo aşamasında teşhis
edilerek sağlıklı bir bebek elde etmek amacıyla
(preimplantasyon genetik tanı yöntemleri ile beraber)

Tüp Bebek\Tedavi Aşamaları
Tüp Bebek İşlemi Aşamaları Nelerdir?
İlk Görüşme ve Tedavi Planı
Yumurtalıkların Uyarılması(0vulasyon indüksiyonu)
Yumurtaların Toplanması(OPU)
Mikroenjeksiyon İşlemi
Döllenme ve Embriyo Devresi
Embriyo Transferi

Tüp Bebek İşlemi Öncesi Neler Yapılmaktadır
Tüp bebek için karar verildiğinde öncelikle tüp bebek merkezi doktoru ile görüşme yapılır. Önceden yapılan testler gözden geçirilir ve gerekli olanlar kaydedilir. Jinekolojik muayene ve ultrasonografi yapılır. Eğer gerekliyse vajinal smear alınacak ve bu bilgiler Tüp Bebek muayene ve tedavi formuna
kaydedilecektir. Bu muayene sonrası gerekli olan hormonal ve serolojik testler tamamlanarak tüp bebek tedavi planı yapılacaktır. Eğer spermiogramda sperm hücresi yoksa ekipteki üroloji uzmanı ile de görüşülerek TESA / TESE
için program yapılır.Tedavi protokolü kadın yaşı, hormon düzeyleri ve önceki yumurtlama tedavilerindeki yumurtlama cevabı gözönüne alınarak belirlenir. Sorular cevaplanır ve tedavide kullanılacak ilaçlar yazılır.

Yumurtalıkların Uyarılması(0vulasyon indüksiyonu)
Tedavi bir önceki adetin 21. günü başlar. GnRH analogu hormonu içeren ilaçlar (Decapeptyl, Suprefact, Lucrin) hergün cilt altına yapılmaya başlanır ve bu ilaca başladıktan yaklaşık 10 gün içinde adet kanaması meydana gelir. Adetin kanamasının 2. veya 3. günü ultrasonografik kontrol yapılır ve yumurtalıklar
ile rahim iç zarı istenen görünümde ise daha önceden yapılan hormonal testler ve yaşınıza göre yumurta uyarıcı ilaçların dozu belirlenir ve yumurta takibi başlar. Ultrasonografide önceki aydan kalan yumurtalık kistleri saptanırsa öncelikle iğne ile kist sıvısı dışarı alınarak tedaviye başlanır. Yumurta gelişimini uyaran ilaçlar FSH ve LH hormonu içeren ilaçlardır(Menegon, Humegon, Pergonal, Gonal-F, Puregon). 2 veya 3 gün aralarla yapılan ultrasonografik kontrollerde yumurtalıklarda gelişen folikül diye adlandırılan yumurtaların
çapları ve görünümleri takip edilerek ilaç dozları tayin edilir. Yumurtaların çapları yeterli boyutlara ulaştığında hCG içeren ilaçlar verilir(Pregnyl, Profasi) ve yumurta toplama işlemi planlanır.

Yumurtaların Toplanması(OPU)
Gelişen yumurtaların olgunlaşması için hCG hormonu içeren ilaçlar yapıldıktan yaklaşık 35-36 saat sonra yumurta toplama işlemi uygulanır. Bu işlem kısa süren genel anestezi altında yapılan bir işlemdir. Bu işlemde gelişen yumurtaların sıvıları çekilir ve embriyolog tarafından hemen incelenerek yumurta hücreleri(ovum) ayrı bir kaba nakledilir.

Mikroenjeksiyon İşlemi
Yumurtalar toplandıktan sonra erkekten sperm alınır. Eğer menide sperm yoksa TESA / TESE işlemi ile sperm elde edilir. Her yumurtaya mikroskopaltında 1 sperm zerkedilerek mikroenjeksyon işlemi(ICSI) uygulanır. Eğer hastanın yaşı genç ve yeterli sperm varsa bir yumurta başına yaklaşık 150 bin sperm kaba bırakılarak kendi döllenmesi beklenebilir. Buna klasik tüp bebek yani IVF denir.

Döllenme ve Embriyo Devresi
ICSI işleminden yaklaşık 16 – 18 saat sonra yumurtaların döllenip döllenmedikleri kontrol edilir ve sizinle irtibata geçilerek embriyo transferi için program yapılır. Döllenen yumurta 24 saat içinde 2 ve daha sonra 4 hücreli embriyo haline gelir. Eğer 3 gün beklenirse 8 hücreli hale
gelmektedir.

Embriyo Transferi
Genellikle yumurta toplandıktan 48 veya 72 saat sonra embriyo transferi uygulanır. Bu dönemde embriyolar 4 veya 8 hücreli oluşumlar şeklindedir. Eğer blastosist transferi için karar verildiyse yumurta toplama işleminden 5 veya 6 gün sonra blastosist transferi yapılır. Embriyo transferi öncesi embriyoların rahim içine tutunmasını kolaylaştırmak için hatching işlemi uygulanır ve Embriyo Glue (embriyo yapıştırıcısı) adı verilen özel serum kullanılır.

tüp bebek ssk tüp bebek nedir tüp bebek ankara tüp bebek fiyatları tüp bebek izmir tüp bebek maliyeti alman hastanesi tüp bebek aşılama tüp bebek siteleri

Gebelik Belirtileri

Cumartesi, Nisan 9th, 2011

Gebelik,Gebelik Belirtileri,Gebelik dönemi,Gebeliğe dikkat,Gebelikde yapılıcaklar,Aşermek,asermek,Yemek Yemek,Gebelik zararları,Gebelikde saguk hava,Gebelikde yicek yemekler,Gebelikte spor,Gebelik cok uyumak,Gebelik spor yapmak,hamilelik,gebe,hamilelik dönemi,hamile kalmak,

Gebeliğin en önemli bulgusu adet gecikmesidir. Ancak her adet gecikmesi gebelik olması anlamına gelmez. Yaşam tarzındaki herhangi bir değişiklik, çeşitli rahatsızlıklar, diet, psikolojik durum değişiklikleri, stres gibi pek çok faktör adet gecikmesine neden olabilir.

Bebek sahibi olmak için bir kadının en uygun olduğu yaş dilimi 18-35 yaşlar arasıdır.Bu dönemin başlangıcında kadının kendi vücudu gelişimini tamamlamıştır ve bir bebek gelişimi için uygun hale gelmiştir.

Yaşınız ya da pozisyonunuz ne olursa olsun gebe kalmak istediğinizde ya da gebe olduğunuzu düşündüğünüzde mutlaka uzman bir hekime müraacat etmelisiniz.

Gebelik ne zaman başlar ?

Gebelik erkekten gelen spermin kadının yumurtalıklarından atılan yumurta hücresini döllediği anda başlar.Bu andan 8.haftanın sonuna kadar olan dönem ebryonik dönem olarak adlandırılır. Sekizinci haftadan doğuma kadar olan süreye de fetal dönem denir.

Gebelik yaşı nasıl hesaplanır ?

Gebelik yaşı hesaplanırken gebe kalındığı düşünülen ilişkinin gerçekleştiği gün kriter olarak alınmaz. Tüm dünyada ve terminolojide bir standart sağlayabilmek amacıyla son adet kanamasının ilk günü (SAT, son adet tarihi) gebeliğin başlangıcı olarak alınır. Gebelik yaşı hesaplanırken ay kullanılmaz. İnsanlarda gebelik 280 gün sürer. Bu 40 haftaya denk gelmektedir. Sonuç olarak gebelik hafta olarak tanımlanır ve başlangıcı olarak da son adet kanamasının ilk günü esas alınır.
Gebelik Nasıl Oluşur?

Gebelik, kadın üreme hücresi olan yumurta ile, erkek üreme hücresi olan sperimin kadın üreme organlarının bir parçası olan kanallarda karşılaşarak, spermin yumurtayı döllemesi sonunda yeni bir canlının, yani bebeğin oluşmasıdır.Yandaki resimde yumurtanın üzerindeki spermleri görüyorsunuz.

• Gebelik te İlaç Kullanımı
• Gebelik te Kansızlık
• Gebelik te Karşılaşılan Sorunlar
• Gebelik te Kilo Alımı
• Gebelik te Kontrol ve Testler
• Gebelik te Vitamin Kullanımı
• Gebelik te Vucutta Olan Değişiklikler
• Gebelik te Banyo
• Gebelik te Yatış Biçimi
>>>Tümü

Hafta Hafta Gebelik

1.HAFTA 2.HAFTA 3.HAFTA 4.HAFTA
5.HAFTA 6.HAFTA 7.HAFTA 8.HAFTA
9.HAFTA 10.HAFTA 11.HAFTA 12.HAFTA
13.HAFTA 14.HAFTA 15.HAFTA 16.HAFTA
17.HAFTA 18.HAFTA 19.HAFTA 20.HAFTA
21.HAFTA 22.HAFTA 23.HAFTA 24.HAFTA
25.HAFTA 26.HAFTA 27.HAFTA 28.HAFTA
29.HAFTA 30.HAFTA 31.HAFTA 32.HAFTA
33.HAFTA 34.HAFTA 35.HAFTA 36.HAFTA
37.HAFTA 38.HAFTA 39.HAFTA 40.HAFTA

+ Hafta Hafta Gebelik | Gebelik te 1. hafta gebelikte 2 hafta gebelikte 3. hafta gebelikte 4. hafta gebelikte 5. hafta gebelikte | hafta hafta gebelik ay ay gebelik belirtileri

Evli Biri Tarafından Tecavüze Uğradım

Cumartesi, Nisan 9th, 2011

Evli Biri Tarafından Tecavüze Uğradım

Beraber çalıştıgım bi arkadşımla iki yıl ayrı ayrı birimlerde çalışıyorduk taki benim bölümüme yakın bi bölüme atanıncaya kadar uzaktan merhabalaşırdık daha sonra işlerin yogunlugundan dolayı gittikçe samimi olmaya başladık ve hayatımda hiç
Aşık olmamıştım onunda beni sevdiğini biliyordum derken onun EVLİİİ olduğunu öğrendim bunu kendi bana itiraf etti.Bi gün ılk ve son olarak yemeğe çıkalım dedi tabi benim ondan hoşlandığımı bilmiyordu ben bayağı bi onu oyaladım
çıkmamak için ama zamanla kontrolumu sağlayamadım ve çıktık o gece içkının etkisi ile onu sevdiğimi söyledim ve bunu içimden bi kerecik olsun söylemek istedim VE ORDA KAPATICAKTIM BU KONUYU.Ama malesef öyle olmadı her
geçen gün onu kendımden uzaklaştırmak için NELER NELER yaptım ben böyle yaptıkça biribirimize daha çok bağlandık. Bi daha görüşmeyelim dedikçe her gün dayak hakaret ve tehditler almaya başladım artık her şey onun kontrolu
altında olmaya başladı biliyorum ki karşı koydukça beni çevreme aileme rezil edicekti çaresizce alttan almaya ve başka yollar aradım benden kopması için.Bana tek dediği şey ayrılıcam ve seninle evlenicem ve bi çocuğu var bu arada ama
ben o bayanın ve çocuğun günahını üzerime almak istemedim bu vijdan azabı ile nasıl mutlu olabiliridimki o bunu anlamadı ve sonunda yaptı yapacağınııı Bana sahip oldu kızlığımı aldıki onunla mecbur devam ettirmek zorunda kalım yetmedi
bana bu kan sivilce kanın diye iftira attı inanın orda dünyam başıma yıkıldı kendimemi yanım suçlandığım iftirayamı sonra cok özür diledi ama boşuna. Nasıl bı adam seviyorum diyip baba evinde olan birine bunu yapmaya cesaret eder benim
tek hayalim evlendiğim insana kendimi vermekti.Önceden çok seviyordum ve bu sevgimi içime gömüp hatayı hatayla devam ettırmeden bu ilişkiyi içimde yok etmekti ama şuan ona olan Nefretim okadar büyükki içimdeki sevgi çok küçük
kaldı.Ne yapacağımı bilmiyorummm hayatımdan herşeyden soğudummm halen peşimde her gün beni diri diri öldürüyor işitmediğim laf kalmadı beni buralarda barındırmayacakmışşş.Maddi imkanım olmadığı için iştende çıkamıyorum nerye
gidersem gidim beni bulucakmış ya ölümü seçersin yada beni diyor kimse ile paylaşamıyorum bu olayı çünkü çevrem böyle olaylara karşı cok tutucu güzel olmamın bedelini okadar çoook ağır ödedimki anlatamam inanın çook çirkin
olsaydımda başıma bunlar gelmeseydi diyorum.Okulumu bile nerdeyse bırakıcam çünkü aklım resmen durmuş vaziyette ne olur yardımcı olunnn hayatım sadece nefes alıp vermekten başka bişey değil benim için duygularım kendime olan
güzenim herşeyim sıfırlandı kendimden nefrettt ediyorum ölmek için hergün dua ediyorum sırf intihar edip annemi harap etmemek için allahım canımı al diye yalvarıyorum çok uzun yazdım ama bunlar yaşadıklarımın yanında hiçbirşey Son
Çarem Ölüm Olsun İstemiyorummm
——————————————————————————–
Şiddet Sorunları kategorisine, nidaa ekledi. 2 Yorum aldı.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Yorumlar
‘ yazık ‘ papapapa yazdı.

o zaman arkadaşım evli erkeklerle yemeğe çıkmayacaksın ‘ ne olacak ölünce olan sana olacak ‘ kelebektim yazdı.

çok zor şeyler yaşıyorsun .ANLADIM.Ölüm çare mi sence değil…Hiçbirşey hayattan vazgeçmene değmez.Zaten anlattığın şahsitete bir insandan kaca olmaz.Uzak dur….Gerekirse unu şikayet ediceğini açık açık belirt.Kokma korktukça üstüne gelir.Son çare ailenle paylaş.Bende bir anneyim hiçbir anne evladına kıyamaz…Ailene sığın ve unutma zamanla herşey unutulur….. Etiketler
evli biri ile birlikte olmak – uzaklaşmak istemek – tehdit almak

Kadın İtirafları

Cumartesi, Nisan 9th, 2011

Kadın Sorunları,Kadın itirafları,evlilik sorunları – gelin sorunları – kaynana sorunu – kaynana kavgası – gelin kaynana sorunu – tartışma – huzursuzluk – rahat olmak istiyorum

kaynanam yüzünden yine bunalımdayım

selam arkadaşlar ben üzgün rumuzlu arkadaşınız tabi benide arkadaşınız olarak kabul ederseniz ne mutlu bana bazı arkadaşlarım varsa olsunlar kaynana sendromu diye yazıma cevap verdiler allah hepinizden razı olsun ben tamam alttan almaya çalışıyorum aldırmamaya çalışıyorum ama olmuyo kadın illaki bana ve eşime çok karışıyo o kızar diye doğru düzgün başbaşa bile kalamaıyoruz biyerlere gidemiyoruz geçen gün ben eşimin gece çok hırçın yatmasından bahsettim yok o öyle yatmaz dedi kaynanam ama yatıyo anne dedim onunla yatan benim bilirim heralde nasıl yattını dedim kadın döndü onla bende yattım bende bilirim nasıl yattını dedi ve beni orda bozmaya çalıştı ve eşimde bilaf il demedi bu benim çok zoruma gitti artık evimde rahat yaşamak istiyorum ama orayı evim olarak bile göremiyorum içim çok sıkılıyo ve ben gerçekten üzgünüm daha 6 aylık evliyim ama sanırsınızki 60 yıllık evli gibiyim hiç bişeyden tat alamaz oldum ben ne yapsamda bu kadın bize bukadar çok karışmasa ama obana bi güleç yüz gösterse ben ona dahada çok gülerim ama olmuyo işte kadın hep suratı asık herşeye karışan ve hastalaık hastası bi kadın ne olur kusuruma bakmayın yine başınızı şişirdim ama kimseye derdimi anlatamıyorum bitek burda anlatınca biraz olsun rahatladımı hissediyorum kendinize çok iyi bakın allah hepinizden razı olsun
——————————————————————————–
Psikolojik Sorunlar kategorisine, uzgun ekledi. 11 Yorum aldı.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Yorumlar
‘ Canım Benim.. ‘ aybala yazdı.

Merhaba canım.Ben işin eşlerimizden bittiğine inanıyorum.Elinden geleni yapmıyorlar.Seyirci kalıyorlar duruma.Anneleri yapınca problem yok biz ağzımızı açsak on katıp demediklerini bırakmıyorlar.Yok Efendim anneleri imiş.Biz el kızıymışız.
Bende çok yaşadım evi ayırdım.Şimdigörüşmüyorum.Arkamdan hala konuşuyomuş.Oğlunun beni bıraktığını8 boşandığımızı söylüyomuş.Allah Yardımcımız olsun.çEn iyisi hiç görüşmemek.Oğullarını istedikleri kadar görsünler.İrtibatı kesmek en
iyisi.Eşinin de kendisi bilir.Gitmek istemiyorum de.Ya da daha az görüşmeye çaba sarfet.Anamız bizi bunlar içinmi doğurdu yaa..Birde kadının ekonomik özgürlüğü önemli.Ben çalışan biri olmasa idim ne o evden çıkabilirdim ne de derdim
biterdi.Eşinle konuş gitmek istemediğini belirt.Hep genç kalmayacağızHoşçakal canım.. ‘ bendensin ‘ sesres yazdı.

benimki birazcık farklı ama:=)ben dövdüm ve eşimden 8 aydır ayrıyım tabii eşim aslında barışma taraftarı ama aynı kaynanayı bi daha çekemeyebilirim die gitmiyorum bu gidişlede boşanacağız…(15 aylıkta kızım var ne yapacağım bilmiyorum… ‘ merhaba canım ‘ karlarkralicesi yazdı.

başka derdimiz yokmuş gibi bütün türk kadınlarının derdi seninkisi.senin yerinde olsam canım, eşimin yanında kayınvalidemle çok iyi anlaşıyor görünüp,hatta ezilen,hakir görülen masum biri olurdum.ama eşin yokken kaynanana cehennem azabı yaşat.tabi ortada kanıt bırakmadan.ne kadar zor görünürse görünsün gözünü karart ve kendi mutluluğun için savaş.unutma karı-kocanın arasına kimse girmemeli.umarım herşey gönlünce olur. ‘ merhaba ‘ patriciya yazdı.

bende şuan internette gelin kaynana ilişkileri hakkında yazılar bakıyordum,sizin yazınız karşıma cıktı,sizi cok iyi anlıyorum.
ben sekiz yıldır kayın validem ile birlikte oturuyorum.
sizinle sorunlarınızı paylaşmak istesem mümkün olur mu acaba? ‘ merhaba ‘ htpr yazdı.

bak arkadaşım bazı şeyleri devletten beklememek lazım.ama yine de kaynanadır dır,dır,dır.bu kaynanaların ne yapacağını kimse bilemez. bence kaynanandan önce sen ona biraz güler yüz gösterirsen daha iyi olacak gibi geliyor. çünkü kaynanalar genellikle ilk adımı gelinlerden beklerler. öncelikle ilk adımı sen atan ol. hiç birşey kaybetmezsin. ama bunları yaparken de asla sinirlenmemeye dikkat etmelisin. bir gözün kör, bir kulağın sağır olmalı kaynanana karşı.sabredersen muhakkak en kısa zamanda mükafatını alırsın. kendine çok iyi bak, sakın üzme ve üzülme eğer sen kaynananı mutlu edersen eşinde mutlu olacaktır..
‘ inan herkes aynı şeyleri yaşıyor ‘ cemre yazdı.

ben yeni bir üyeyim ilk sana yazıyorum canım.inan buna benzer sorunları bende yaşadım üstelik benim evim ayrıydı ama inan ki snin yapacak bir şeyin yok bütün ipler eşinde çözülecek anladığım kadarıyla yeni evlisin ben ilk 1 yıl bu tarz sorunlarla o kadar uğraştım ki ama artık eşimde kabullendi evlendiğimizi bir dünyamız olduğunu erkeklere biraz zor geliyo nedense sorumluluk varya işin içinde zmanla kocanı kazanacaksın tatlım onun onun da büyümesi lazım ne yazık ki eşinle aranı iyi tut çok şikayet etme ama anlat derdini ona o hep bilsin huzursuzluklarını anlayacaktır emin ol sadece zaman ver kendine ve eişine ayrıca art orası senin evin ….bunu unutma hoşçakal!…. ‘ selam… ‘ prensesilayda yazdı.

hani olurya kız istemeye geldikleri zaman kız tarafı tamam biz damat adayını araştıralım der. bu zamanda damadı değil kaynanayı araştırmak lazım. öyle bir zamanki kaynana hep oğlunun adına kararlar veriyo . tamam bişey demiyoz hakları üzerlerinde çok ama aşırıya kaçmamak kaydıyla.canım adına çok üzüldüm inşallah düzelir. ‘ takma hiç ‘ ceydak yazdı.

boşver güzelim sen kaynananı, konuşursa konuşsun. bu tür özelinizi hiç anlatma kaynanana filan, o onun biricik oğlu hiç bi kusur bulur mu? konuşursan da havadan sudan konuş, bir sınır koy aranıza, sen koymazsan sınırı o hiç koymaz. senin oğlunun sevdiği kadın olduğunu anlaması lazım ama bu zaman alır tabi. sen kocanla aranı iyi tut, güzel güzel konuş onunla, gerisini boşver. ayrı bir eve çıkmak için sende çalış, para biriktir, o zaman sorunlar bu derece sık olmaz. ‘ merhaba ‘ kircicegi yazdı.

uzgun canim seni anliyorum benden iyi kimse anlamaz bende kaynanamla kaliyorum istemesekde bu gercek kadin tvde bir dizi cikiyor isine geleni anliyor isine gelmeyene anlamiyor n diyor ne anlatiyor anlatmassanda basliyor benim gelinimde bana yapar bakalim bu zamanin gencinde bile nadir kaldi ayni evde ki 10sene 20sene sonrasini dusunuyor kalmazlar giderekten evlilik de kalmayacak kiskaniyor kadin oglunu esinde ana kuzusu bence anliyacan zor ama beterin beteri var uzulme kendine edersin kimsenin umrunda bile olmaz ama esin annesiyle konussa belki farkli olur paylasamiyorlar ozamanevlendirmesinler kendine dikkat et oncelikleuzgun nikindegis yasin cok genc daha yolun basindasin veonunde uzun birhayat var 60seneyide unut sen suaan esinle yalnizkalmak istersin normal ama okizacakbukizacakdiye isteklerini erteleme konusmaya calis esinle herseygonlunce olsun allaha emanet ol ‘ merhaba. ‘ yakuza yazdı.

arkadaşım merhaba. ilk olarak şunu demeliyim ki kocan annesi ile eşi arasında kalmış, 2 sevdiği insanada bişey diyemeyen zavallı bir insan. onu fazla sıkıştırma. ikincisi her sıkıntının sonunda bir kurtuluş vardır. bir çıkışın inişi olduğu gibi. onun için sıkıntılara sabretmek erdemdir. üçüncüsü kaynanan için oğlu çok değerli bir insan doğal olarak. yere göğe sığdıramıyor. senin bir hatanı görünce benim güzeller güzeli oğlumun düştüğü duruma bak diyerek seninle uğraşıyor mutlaka. :-) )) ama bak sıkıntıların sonunda mutlaka emin ol güzel günler kendiliğinden gelecektir. güzel günleri haketmek için sabretmek gerekir. sevgilerimle. ‘ kiskaniyorlar ‘ ozlem22 yazdı.

canim inan bende yasadigim icin bazi seyleri seni cok iyi anliyorum kaynanayi tanimadan once yani gelini olmadan once yavrum kizim diyince sanarsinki cok tatli dilli kaynanam olcak ama gelin geldigiyin ertesi gunu baslarlar kafani sisirmeye oglunu kiskanmaya onun icin hic kendini uzmeye degmez saygida biryere kadar oluyor insan diyor bazen benim gelinimde bana yapar ama bazende kendinde hata goremiyor bosver canim takma kafana bir sen deyilsin genelde herkes cekiyor kendine iyi bak bye

Minic.Gen.TR | Özlü Sözler, Güzel Sözler, Etkileyici Sözler, Anlamlı Sözler, Şiirler, Şifalı Bitkiler | canlı sohbet MyNet MyNet sohbet Mynet mirc sohbet Minic mirc Anlamlı SözlerAyrılık MesajlarıŞifalı BitkilerKomik Mesajlar Minic
İNTERNET HİZMETLERİ Geri bildirimi takip listeme ekle ( RSS )