TurkiyeMirc Internet Hizmetleri
Arşivler
Kategoriler

Archive for the ‘Kürtçe’ Category

Kürtçe Kelimeler

Pazar, Mayıs 1st, 2011

Altdaki Konunun Devamı dır…

Adım-7

U harfi

Kürtçedeki ” û ” Türkçedeki ” u ” gibi okunuyor demiştik, ama Kürtçedeki şapkasiz ” u ” Türkçedeki gibi okunmuyor. Bunu örneklerle açiklamaya çalişalim:

“Kurt” kelimesinin Kürtçesini seslendirin. Bu seslendirdiginiz kelimeyi Kürtçe olarak şöyle yaziyoruz: Gur. O zaman “Gur” kelimesindeki ” u ” harfini nasil seslendirdigimize dikkat edelim ve bu harfi tek başina telaffuz etmeye ve nasil telaffuz edildigine dikkat etmeye çalişin. Şimdi “u” harfinin nasil telaffuz edildigini göstermek için içinde “u” harfinin oldugu örneklerimizi çogaltalim:

Yanak: Gup,

Böbrek: Gurçik,

Sen: Tu,

İçeri: Hundir,

İki: Du,

Salı: Duşemî,

Yok: Tune

Dinleyici: Guhdar,

Yara: Kul

Bu kelimelerden ” u ” nun nasil telafuz edildigini çikarabilirsiniz, bununla ilgili örnekleri çogaltip yazabilirsiniz.

Adım-8

XW bitişik oldugu zaman

X ile W bitişik oldugu zaman sanki tek bir harfmış gibi okunur. X ve W harflerinin nasil okundugunu yukarida örneklerle izah etmiştik, bu iki harfin ard arda ara vermeden hızlı okunması ile XW sesi elde edilir. Şimdi bunu örneklerle anlaşılır kılalım:

Yemek: Xwarin,

Tuz: Xwe,

Hoş: Xweş,

Yeğen: Xwarzi,

Okumak: Xwendin.

Böyle örnekleri siz de çogaltip yazin.

Adım-9

A, O ve E harflerine dair

Ve en önemli ve de dersimizin son safhasını oluşturan 9. Adıma geldik. Dersimizin en başında belirttigimiz gibi, Kürtçeyi iyi okuyup yazmak, bir melodinin seslerini birbirinden iyi ayirt etmeye benzer, bir nevi iyi bir müzik kulagina sahip olmayı gerektirir. Özellikle Orta Anadolu Kürtçesinde “A” , “O” ve “E” harfleri sık sık yanlış kullaniliyor. Hatta Kürtçenin yanlış yazilmasinin en büyük nedeninin de bu üç harfin yanlış yazilmasindan kaynaklandigini söyleyebiliriz. Bazen “A” yerine “O” kullanilarak hata yapiliyor, bazen ” E ” yerine ” A ” kullanilarak bazen de ” O ” harfi! nin yazilmasi gereken yerde alakası olmayan bazı sesli harfler yazılıyor. Bu harfler Kürtçenin kendine özgü aksanı ile kullanıldıgı için çogu insan bu harfleri yanlış algılıyor ve karıştırıyor. Bu tamamen Kürtlerin dili kullanma ve seslendirmesi ile ilgili bir durumdur. Türkçenin etkisinde kalma da bu nedenlerin arasindadir. Bunu izah etmek için örnekler vermeye çalişalim:

“Dar li ber male ye”(Ağaç evin önündedir).

Bu dedigimiz harfleri kariştiranlar yukaridaki bu cümleyi yanlış olarak şöyle yazarlar:

“Dor li bar mole ye” a, o ve e harflerinin kariştirilarak birbirlerinin yerine nasil kullanildigina iyi bakin! Peki “Evin etrafını sardılar” cümlesini nasil yazariz:

“Dor male hewş kirin”.

Şimdi “Dor male hewş kirin” ile “Dar li ber male ye” cümlelerindeki “Dor”(etraf) ile “Dar”(ağaç) kelimelerini iyi inceleyin ve burdan ” a ” ve ” o ” harflerinin nasıl Kürtçeye özgü bir seslendirmeyle telaffuz edildigini görün ve bu harfleri kariştirmamamiz gerektigine iyi dikkat edin! Bunu biraz daha pekiştirmek için, bu harflerin karıştırılmaması gerektiğini netleştirmek için yukarıdaki örneğe bir kelime daha ekleyelim: Dûr(Uzak). Simdi Dar(agaç), Dor(etraf) ve Dûr(uzak) kelimelerindeki “a”, “o” ve “û” harflerinin Kürtçeye özgü bir ağiz yapısıyla nasıl telaffuz edildiğini iyi görün, bu harflerin birbirinin yerini tutamayacağını kolayca anlayabilirsiniz.

Örnegin “yılan” kelimesinin Kürtçesini biliyorsunuz: Mar. Cogu insan bunu “mor” diye yanlis yazacaktir, peki “boncuk” kelimesinin Kürtçesini de biliyorsunuz: Mori. Eger “boncuk” yani “mori” kelimesindeki “o” harfini telaffuz ettiginiz gibi “yilan” diye yanlis yazilan “mor” kelimesindeki “o” harfini de ayni sekilde telaffuz ederseniz “mor” kelimesinin “yilani” karsilamadigini ve dogrusunun “mar” diye yazilmasi gerektigini göreceksiniz.

“Ben geldim” cümlesinin Kürtçesini yazalim: “Ez hatim”. Gene çogu insan bunu “Az hotim” diye yanlis yazacaktir. “Ez hatim” daki “E” harfi Kürtçenin kendisine özgü ağız yapisi ile seslendirildigi için sanki “A” ya yakın bir sesmiş gibi geliyor ve çoğu insan bu “E” harfini “A” diye yanlış yazıyor.

Bu tür örnekleri siz de kolayca görüp çogaltabilirsiniz.

Böylece dokuz adımdan oluşan dersimizi tamamlamış olduk.

Gördügünüz gibi Kürtçeyi okuyup yazma sanıldığı gibi zor değil, sadece birazcık çaba gerektiriyor. Yapmaniz gereken; her yerde karşınıza çıkan Kürtçe yazıları okumaya ve yazmaya çalışmanız, hiç usanmadan tam anlamasanız da okumaya devam etmeniz. Önemli olan Kürtçeye olan ilginizin olmasidir, böylece zamanla çok iyi okuyup, yazacaksiniz. Simdi Orta Anadolu yöresine ait Kürtçe ile y! azılmış, yaşanmış bir fıkrayı aşağıya veriyoruz, bunu okuyup kendinizi sınayınız, eger kendinizde eksiklik görüyorsaniz yukarıdaki bilgileri tekrar gözden geçiriniz.

Başarılar

“ZEVÎYE ÎSAL Ê ÇİNG İN?”
Xelîl, Kurdekî ji Anatolîya Navîn e. Ew li gundê xwe zewicîye, ji bo ku bişixule derdikeve Ewrûpe û te ye Almanya ye. Ew bi ci dibe, çavê wî tim li jina ye, cîraneke wî Alman heye, ew cîrana bi Xelîl pir rind te, pir dixwaze bi wê jine ra deng ke, bi we ra bibe dost, va ji wî ra dibe xeyaleke ku meri tênege. Her ro ew jina wexta ku ji kar te di ber mala Xelîl ra derbas dibe, lê va jina qet jî li Xelîl mesnake. Ew jina dibîne ku Xelîl tim li we mesdike, rokê va jina slave dide Xelîl û di wî ra dikene, Xelîl ji hev da dixele û dihele, ew destê xwe di hev da mist dide û dibê “Dilê jinika Alman jî berve min e”. Ew bi ve pir xenê dibe.

Roke din jina Alman ji kar derketîye û di ber mala Xelîl ra derbas dibe, mes dike ku Xelîl dîsa mes dike, ew bi Xelîl ra dibê ” Eger wexte te heye em tevhev yek tişte xwe li derekê vexwin” . Xelîl bi vê daxwaze şa dibe, qebûl dike û yek tiştan li cafe-bare kê vedixwin. Xelîl bi ser ve va;

Êdin nare qehwexane û slavan jî nade hevalên ji gundê xwe.

Roke din jina Alman Xelîl daweta nanxwarine li restaurante dike. Ew tevhev nên dixwin, Xelîl bi ser ve va;
Êdin ji gunde xwe ra telefon nake û jinika xwe ye li gund jî ji bîr dike.

Roke din jina Alman, Xelîl daweta mala xwe dike, Xelîl dihere male jî. Xelîl bi ser ve va;
Dixwaze jina xwe ye li gund berde, di serê Xelîl ra plana ku ji jina xwe ra telefon bike û bê “em ji hev ra nabin” derbas dibû. Hîn plana ku ji jinika xwe ra telefon bike û berde di serî wî ra derbasdibû, Xelîl dibîne ku jina Alman bi merekî va dikeve mal. Bi ser ve va Xelîl mat dime û ji jinika xwe ye li gund ra telefon dike û dibê:
“Zevîye îsalê çing in? Hûn qet şik nabin ji min ra telefonekî bikin!”
Kürtçeyi okumak’ta zorlanan arkadaşlara..

Kürtçe Öğrenelim

Pazar, Mayıs 1st, 2011

Kürtçeyi rahatça okuyup yazma metodu

Kürtçeyi okuyup yazmak, bir melodinin içindeki bütün sesleri birbirinden iyi ayırt etmeye benzer, nasılki sesler birbirinden iyi ayırt edildiği zaman o melodiyi olması gereken tadıyla dinleyebiliyorsak, Kürtçe alfabedeki harflerin karşılık geldiği sesleri de birbirinden iyi ayirt edebilirsek Kürtçeyi kendine özgü olan tadıyla okur ve yazarız, ama eger bir melodinin içindeki sesler birbirinden iyi ayırt edilmezse o melodi olması gereken tadında dinlenmez. Bir melodinin notaları yanlış olarak kağıda dökülürse o melodi bozuk çıkar, Kürtçedeki seslere karşılık gelen harfler de yerli yerine iyi oturtulmazsa Kürtçe bozuk bir şekilde yazılır. Bu da bir dile vurulan en büyük darbedir.

Kürtçeyi kolayca yazıp okuyabilmeye giriş niteliğinde, kafa karışıklığı yaratmayacak bir şekilde, kısa ve öz olarak bir metod geliştirmeye çalıstım, bu metod Türkçe okuyup yazabilen ve de Kürtçe konuşabilen insanlar varsayımına dayanıyor. Eger Türkçe okuyup, yazabiliyorsanız ve anadiliniz Kürtçeyi konuşabiliyorsanız hazırsınız demektir, sıralayacağımız 9 adımdan sonra Kürtçe okuyup yazabileceksiniz. İlk önce şunu belirtmek gerekiyor, Kürtçe bir çok lehçeden ve bu lehçeler de kendi aralarinda yöreden yöreye degisen ağizlardan olusuyor, örnegin Kurmancî konuşan birinin Soranî, Zazakî gibi lehçeleri anlamaması normaldır, Kurmancî de Kürtçenin bir lehçesidir ama “Kurmancî” yi kullanma ve seslendirme biçimi de yöreden yöreye değişiyor biz buna “ağiz” yani Kürtçe tabiriyle “devok” diyoruz, sizin yapmanız gereken! burda sıralayacağımız 9 adımdan sonra başka yörelerin değil kendi yörenizin Kürtçesini okuyup yazmaya çalışmanız. Bu 9 adımdan sonra diğer yörelerin Kürtçesini anlamasanız da okuyabileceksiniz, kısacası nerde bir Kürtçe yazı görürseniz okuyabileceksiniz ama kendi yörenizin Kürtçesini okumakla kalmayıp aynı zamanda hepsini anlayabileceksiniz de. Onun için kendi yörenizin Kürtçesini yazmaya çalışın, böylece zamanla bulundugunuz yör! ede olmayan kelimeleri de öğrenecek ve kelime hazineniz gelişecek. Basitleştirerek ve kafa karişikliği içermeyen bir yöntemle bu siralayacagimiz 9 adımdan sonra hangi yörede olursanız olun, Kurmancînin bütün biçimlerini yazabilecek ve okuyabileceksiniz. Burada yapmanız gereken konuyu fazla uzatmamak için kısa olarak verdiğimiz örnekleri sizin çoğaltmanız. Burada Kürtçenin bütün dilbilgisi kurallarını, özelliklerini verme diye bir iddiamız yok, zaten amacımız da bu degil, burdaki amacımız Kürtçeyi okuyup! yazmanın sanıldığı kadar zor olmadığını göstermek. Dersimiz 9 adımdan oluşacak, şimdi ilk adımla başlıyoruz, hazır mısınız?

Yukarda da değinildiği gibi dokuz adımdan oluşan bu”Kürtçe Okuma,Yazmayı Öğretme Metodu” modelini Kürtçeyi konuştuğu halde Kürtçe okuyup yazamayan ama Türkçeyi okuyup, yazabilen insanlarımızın çok oluşundan dolayı böyle bir çalışmaya gereksinim duyuldu.

Adım-1

Türkçe alfabeyi biliyorsunuz:

A, B, C, Ç, D, E, F, G, Ğ, H, I, İ, J, K, L, M, N, O, Ö, P, R, S, Ş, T, U, Ü, V, Y, Z (29 tane harf)

Bunlardan “Ğ”, “Ö”, “Ü” harflerini alip çıkarıyoruz, bu harfler Kürtçe alfabede yoktur. Geriye 26 tane harf kaldı. Bu 26 tane harfin hepsi Kürtçe alfabede var. Bütün bu harfler Türkçede olduğu gibi okunuyor ve yazılıyor(“U” harfi hariç). Böylece işimiz kolaylaşiyor. Şimdi Kürtçe alfabede olup Türkçe alfabede olmayan harfleri yaziyoruz: X, W, Q, Ê, Û (x, w, q, ê,û) . Bu 5 harfi diger 26 harfe ekledigimiz zaman toplam 31 harf oluyor.

Şimdi Kürtçe alfabemizi yazabiliriz:

A, B, C, Ç, D, E, Ê, F, G, H, İ, Î, J, K, L, M, N, O, P, Q, R, S, Ş, T, U, Û, X, W, V, Y, Z

Böylece Celadet Bedîrxan`in Latin harflerini kullanarak hazirlamiş oldugu alfabeye ulaşmış oluyoruz. O zaman bütün mesele Türkçede olmayan bu 5 harfin ne oldugunu, nasıl okundugunu öğrenmek. Gördügünüz gibi Kürtçeyi okuyup yazmak çok basit.

Bu 5 harfin nasıl okundugunu teker teker üzerinde durarak her birini ayrı ayrı adımlarda açıklayacağız. Şunu da belirtmeden geçmeyelim, Celadet Bedîrxan Türkçe alfabedeki ” ı ” ve ” i ” harflerini ” i ” ve ” î ” olarak almistir, dogrusu da budur, dilin ve yazımın estetiğine daha uygundur, kaldı ki şapkalı ” î ” biraz daha ince okunuyor. Şimdiki dersimiz yukaridaki alfabeyi iyi gözden ge ‘e7irmek, Türkçe alfabede olup da Kürtçe alfabede olmayanları, Kürtçe alfabede olup da Türkçe alfabede olmayanları iyice gözden geçirmek. Tekrarliyoruz Ğ, Ö, Ü harfleri Kürtçe alfabede yok, X, W, Q, Ê, Û harfleri ise Türkçe alfabede yok.

Adım-2

X harfi

Kürtçe dersimizin ilk adımında Kürtçe alfabeyi verdik, Kürtçede olmayan Türkçeye ait sesler ile Türkçede olmayan Kürtçeye ait sesleri belirttik. Bu seslerin hangi sesler oldugunu hatirlamaya çalisin, hatirlayamiyorsaniz tekrar okuyunuz. Bu seslerden biri X harfi ile temsil edilen ses idi. X harfi hangi sese karsilik geliyor? Dersimizin bu ikinci adiminda bu harf üzerinde duruyoruz.

Kürtçede “yoksul” ne demektir? “Yoksul” kelimesinin Kürtçe karşılığını biliyorsunuz, bunu sesli olarak telafuz ediniz, Türkçe harflerle yazmayı deneyiniz, yazmaya çalistiginiz halde olmuyor, degil mi? Çünkü Türkçede olmayan bir ses çıkıyor ve bu sesi karşılayacak bir harf arıyorsunuz, size bir harf lazım, evet bu harf sözünü ettiğimiz X harfidir, şimdi “yoksul”un Kürtçe karşiligini rahatça yazabiliriz: Xizan. Aynı metodla örnekleri çogaltabiliriz, ilk önce Türkçe yazmayi deneyin! iz ve olmadigini gördügünüz için hep bu sesleri karşılayacak harflerin eksikligini duyacaksiniz ve böylece bu harfleri ögrenip kolayca hafizanıza kaydetmiş olacaksiniz. Şimdi örnekleri çogaltabiliriz:

“Dayı” kelimesinin Kürtçesini biliyorsunuz yukaridaki yöntemde oldugu gibi yazmaya çalışın, gene Türkçe alfabede olmayan bir harfe gereksinim duyuyorsunuz, evet gene X harfi size lazim, şimdi “dayı” kelimesinin Kürtçesini yazabiliriz: Xal. X harfinin içinde oldugu kelimeleri çogaltabiliriz.

Teyze=Xaltî,

Süslemek=Xemlandin,

Genç=Xort,

Ceylan: Xezal,

Xanim, Xatir, Xelk gibi…

Böylece dersin ikinci adımında X harfini açiklamis olduk. Kendi kendinize içinde X harfinin olduğu kelimeleri bulup tekrarlayınız.

Adım-3

W harfi

W harfini çok duydunuz, bir çok dilde bu harfle karşılaştınız. Kürtçede bu harf hangi sese karşılık geliyor, tahmin edebiliyor musunuz?

Türkçedeki “ülke” kelimesinin Kürtçe karşılığını biliyorsunuz, bunu yazmak istediginiz zaman bildiginiz Türkçe harfler ile yazabilir misiniz? Denemek isteseniz de olmaz, çünkü gene Türkçede olmayan bir ses çikiyor ve bu sesi temsil eden bir harf olmalı, bu harf ” W ” harfidir. Artık “ülke”nin Kürtçe karşılığını yazabiliriz: Welat.

Artık ” W ” harfinin nasil bir sese karşılık geldigini, nasıl okundugunu “Welat” kelimesinden çikarabiliyorsunuz.

İçinde ” w ” harflerinin oldugu kelimelere dikkat ederek örneklerimizi çogaltalim:

Onun eli şişmiş: Destê wî werimîye,

O yoruldu: Ew westîya,

O : Ew,

Ordan: Ji wir,

Bunun gibi siz de içinde ” w ” harfinin oldugu başka kelimeleri bulup yazınız.

Adım-4

Q (q) harfi

Türkçedeki ” K ” harfini genizden söylersek ” Q ” harfini seslendirmiş oluruz. Aslinda ” Q ” harfinin temsil ettigi ses zaman zaman Türkçede de karşimiza çikiyor ama bu harf Türkçe alfabeye alinmadigi için ” K ” harfini çogu insan genizden seslendirerek aynı ” Q ” nun verdigi sese ulaşiyor, örnegin; “kalem” kelimesindeki ” k ” harfini çogu insan yumuşak degil de sert ve genizden okur, böyle oldugu zaman aslında “Kalem” , “Qalem”e dönüşüyor. Şimdi konuyu dağitmadan ” Q ” harfine örnekler verelim:

“Gırtlak” kelimesinin Kürtçesini biliyorsunuz bunu telaffuz ediniz, telaffuz ettiginiz kelimeyi yazalim: Qirik.

Yukarda da dedigimiz gibi bu harf “K” harfinin genizden seslendirilmesi sonucu çikiyor.

İçinde ” Q ” harfinin oldugu örneklerimizi çogaltalim:

Başlık Parası: Qeling,

Çığlık: Qîrîn,

Hiç: Qet,

Yuvarlak: Qilot,

Buruşuk Bez: Paçê Qerçimî.

Siz de içinde “Q” harfinin bulundugu kelimeleri bulup yazınız.

Adım-5

Ê harfi +++”Elma” kelimesinin Kürtçesini biliyorsunuz Kürtçe alfabeyi hiç bilmeyen biri bunu Türkçe harflerle nasil yazabilirdi? İlk önce “siv” yazardi sonra bakar ve “olmadi” der, “sev” yazar bunun da olmadigini görür, her ikisini de okudugunuzda ne “siv” ne de “sev” “elma” nin Kürtçesini karşilamiyor, ortadaki sesli harf bunu karşilamiyor, o zaman bu sesi karşilayacak bir harf gerekir, bu harf sözünü ettigimiz “ê” harfidir, simdi “sêv” diye yazabiliriz. Evet dogrusu “sêv”. Böylece “sêv” kelimesinden ” Ê ” harfinin nasil okundugunu çikarabildik.”Sêv” kelimesindeki “ê” harfini tek başina seslendirmeye çalışın.

Içinde ” Ê ” harfinin bulundugu örneklerimizi çogaltalim.

Aslan: Şêr,

Sıra: Rêz,

Dalavere yapma: Sêra meke,

Tok: Têr,

Bir önceki gün: Pêr,

Baktılar: Lê meskirin,

Erkek: Nêr

İçinde ” ê ” harfinin oldugu kelimeleri siz de çogaltip yazabilirsiniz.

Adım-6

Û harfi

” Û ” harfi Türkçedeki bildigimiz ” U ” harfinin aynisidir ve oldugu gibi okunur, bunun için fazla örnek vermeye gerek yok.

Uzak: Dûr,

O gitti: Ew çû,

Erken: Zû,

Yağ: Rûn,

Acı: Sûr,

Yer: Şûn

Gördügünüz gibi Türkçedeki ” u ” harfinin aynisidir, bunun üzerinde fazla durmaya gerek yok.

Kürtçe Öğrenelim, kürtçe öğrenmek, kürtçe türkçe, türkce kürtler, kürtler, kürtlerin konuşması, kürtçe güzel sözler, kürtçe aşk sözleri, kürtçe küfürler, kürtçe cümleler, türkçe anlamları, kürtçe kelimeler, kürtçe şiirler, kürtce şiirler, kürtce ve türkce anlamları, kürt alfabesi, kürtçe alfabe,

Kürtçe Sözler & Türkçe Anlamlari..

Pazar, Mayıs 1st, 2011

Kürtçe Sözler & Türkçe Anlamlari..
Kürtçe Sözler & Türkçe Anlamlari.. Agır berda kayê xwe da ber bayê. – Samanı ateşe verdi, kendisi kenara çekildi. Agır xweşe lêari jê çêdıbe. – Ateş iyi de külü olmasa.

Kürtçe Sözler & Türkçe Anlamlari..
Kürtçe Sözler & Türkçe Anlamlari..
Agır berda kayê xwe da ber bayê. – Samanı ateşe verdi, kendisi kenara çekildi.
Agır xweşe lêari jê çêdıbe. – Ateş iyi de külü olmasa.
Aqlê sıvık barê gırane. – Hafif akıl ağır yüktür.
Aşê dêhna bı xwe dıgere. – Delinin değirmeni kendi kendine çalışır.
Av bı bêjingê nayê cıvandın. – Elekle su toplanmaz.
Ava de seri; çı buhustek çı çar tıli. – Başı aşan su; ha bir karış olmuş, ha dört parmak.
Ban qul be bınban şıle. – Dam delikse damdibi ıslaktır.
Baran dısekıne ga bı cıl dıke. – Yağmur durunca öküze çul örtüyor.
Behr bı devê kûçka heram nabe. – Deniz itin ağzıyla haram olmaz.
Bela tên serê mêra. – Bela yiğidin başına gelir.
Bext nadım bı text. – Bahtı tahta değişmem.
Bı desta berda bı lınga bıdû gerya. – Elini bıraktı, ayağı ile ardına düştü.
Bı dınyê bışêwır bı aqlê xwe bık. – Dünyaya danış, aklına göre yap.
Bıla avıs be kengi dızê bıla bızê. – Gebe olsun da ne zaman doğurursa doğursun.
Bıla cwangê rokê bım, ne çêleka sed roji bım. – Bir günün boğası olayım, yüz günün ineği olmayayım.
Bıla dılê mı bı dıl be bıla tûrê kırasê mû lı mı be. – Gönlüm hoş olsun da varsın giysim kıldan olsun.
Bıla hespê çê be bıla bê nal be. – İyi at olsun da varsın nalı olmasın.
Bıla rû bêşe zık ne êşe. – Yüz acısın, karın ağrımasın.
Bırindar bı bırina xwe zane. – Yaralı yarasını bilir.
Bı xweziya dest nagihê baqê keziya. – Keşke ile eller saç örgüsü demetine yetişmez.

Carna mırov jı yarê diya xwere dıbê yabo. – Gün olur insan anasının dostuna baba der.

Çavê derigırtiya lı ê derivekıryaye. – Kapısı kapalı olanın gözü kapısı açık olandadır.
Çêlikê mara bê jahr nabın. – Yılanın yavrusu zehirsiz olmaz.
Çıra jı korare def jı kerare bêfêdeye. – Çıranın köre, davulun sağıra yararı yoktur.
Çû dermanê mizê gû lê esıri. – Sidik ilacına gitti kabız oldu.

Dara xweziya şin nabe. – Keşkenin ağacı yeşermez.
Darê jı bıni nebır. – Ağacı kökünden kesme.
Deryê xerata bı bena gırêdayiye. – Marangozun kapısı iple bağlıdır.
Deryê xwe bıgır ciranê xwe sız dernex. – Kapını kapa, komşunu hırsız çıkarma.
Destê xebıti lı ser zıkê têre. – Çalışan el tok karnın üstündedir.
Destkê bıvır ne jı darê be dar nakeve. – Baltanın sapı ağaçtan olmazsa ağaç devrilmez.
Dev dıxwe rû fedi dıke. – Ağız yer yüz utanır.
Dêhn ne dêhnın; ê jı wan bawer dıkın dêhnın. – Deliler deli değil onlara inananlar delidir.
Dê û dotê şerkırın, bêaqıla bawer kırın. – Ana kız kavga ettiler, akılsızlar inandı.
Dıbêjın tu lı rê qede û bele lı rê. – Derler ki sen yola çıkınca kaza bela birlikte yola çıkar.
Dıkana Bekıro; du qalıb sabûn û çar torbe xwê. – Bekir’in dükkanı; iki kalıp sabun, dört torba tuz.
Dılê şıvên bıxwaze kare jı nêri şir derxe. – Çobanın gönlü isterse tekeden süt çıkarır.
Dılê tırsonek sênga gewr nabine. – Korkak yürekli ak göğsü göremez.
Dınya guleke, bêhn bıke û bıde hevalê xwe. – Dünya bir güldür, kokla ve arkadaşına ver.
Dınya lı dınyê; çavê gur lı mihê. – Dünya durdukça kurdun gözü koyundadır.
Dit ezım nedit dızım. – Gördüyse benim, görmediyse hırsızım.
Dûjmınê te gêrıkek be ji disa hesabê xwe bıke. – Düşmanın bir karınca bile olsa önlemini al.
Dûr bi nure. – Uzak ışıklıdır.

Eger xêr bê welatekiwê bıgıhije hemı cihê welât. – Eğer bir ülkeye iyilik gelirse ülkenin her yerine ulaşır.
Erd bırınc be, av rûn be, ku xwedi tunebe zû xelas dıbe. – Yer pirinç olsa, su da yağ, sahibi yoksa tez biter.
Eyarê bênamûsa fırehe. – Namussuzun postu geniştir.
Ez çı dıbêjım bılûra mı çı dıbêje. – Ben ne diyorum kavalım ne çalıyor.
Ez ezım tu tuye. – Ben benim sen sensin.
Ez hêdi dımeşım bela dıghê mı, ez zû dımeşımez dıghêm bela. – Yavaş yürüyorum bela bana yetişiyor, hızlı yürüyorum ben belaya yetişiyorum.

Ê dızya hıngıv bıke wê mêş pêvedın. – Bal hırsızını arı sokar.
Ê jınê berde lı paniyê nanêre. – Karıyı boşayan ardından bakmaz.
Ê ne dı şerde be şêre. – Kavgada olmayan aslan kesilir.
Ê rabe cihê wi, ê bımre jina wi dımine. – Kalkanın yeri, ölenin karısı kalır.
Êş hat Şam’ê, ecelhati mırın. – Bulaşıcı hastalık Şam’dan geldi, eceli gelenler öldü.

Fala qereçiya lıhev derdıkeve. – Çingenenin falı birdir, atar tutturur.
Feqir çûn xwe dalıqinın ditın ku dewlemend lı ba dıbın. – Fakir kendini asmaya gitti, zenginlerin ipte sallandıklarını gördü.

Galgala ket nav dev û dırana, wê bıgere lı bajar û şarıstana. – Ağız ve dişerin arasına düşen söz, kentleri memleketleri dolaşır.
Giha dıbın kevırde namine. – Taşın altında ot kalmaz.
Gotna rast bı mırov ne xweş tê. – Doğru söz insana hoş gelmez.
Gul ew gul bû baran ji lê hat şıl bû. – Gül gül değildi, yağmur yağdı mahvoldu.
Gur dikujin qijak dıxun. – Kurt öldürür karga yer.

Ha kevır lı cer ket ha cer lı kevır ket. – Ha taş testiye değmiş ha testi taşa.
Hechecikê sılava lı hecêk. – Ey kırlangıç hacca selam söyle.
Hemı çêlek tên dotın, hemi gotın nayên gotın. – Her inek sağılır, her söz söylenmez.
Hem jı dêrê bû hem ji jı mızgeftê. – Hem kiliseden oldu hem de camiden.
Hem serê xwe dışkine hem ji xercê xwe dıde. – Hem başını kırdırıyor, hem de vergisini ödüyor.
Here mıletan, bıgre adetan. – Uluslara git, gelenekler öğren.
Her giha lı ser koka xwe şin tê. – Her ot kendi kökü üzerinde yeşerir.
Her kezizerek sımbêlsorek lı hımbere. – Her sarı örgülünün yanıbaşında bir kaytan bıyıklı vardır.
Her tışt jı zıravi mırov jı stûri dıqete. – Her şey incelikten, insan kabalıktan kopar.
Heta mı xwe naskır mal lı xwe xelas kır. – Kendimi tanıyıncaya kadar malımı bitirdim.
Hevalê bêje “heval heval” mede dû. – “Arkadaş arkadaş” diyen arkadaşın ardından gitme.
Heyfa cıwaniyê piri lı pêye. – Yazık gençliğe, yaşlılık ardından geliyor.
Heywana tu bıgerini wê erzan bıbe. – Gezdirdiğin hayvan ucuz olur.
Hın dıkın hın dıxwun. – Kimi yapar kimi yer.
Hıngıvê debeye dı eyarê kâçıkdaye. – Süzme baldır ama it postu içindedir.
Hûrık hûrık dagır tûrık. – Ufak ufak doldur dağarcığını.

Jı hırçkê du eyar dernayê. – Bir ayıdan iki post çıkmaz.
Jın kelehe mêr gırtiye. – Kadın kaledir erkek tutsaktır.
Jı pıra pır dıçe jı hındıka hındık. – Çoktan çok gider, azdan az.
Jı rovi fenektır tune jı eyarê wi pırtır tune. – Tilkiden kurnaz yoktur, derisinden de çok yoktur.
Jı xelkêre masigıro jı xwere kwêsigıro. – Elaleme balıkçı kendine kaplumbağacı.

Kanya ku tu avê jê vexwi kevra navêjyê. – Su içtiğin kaynağa taş atma.
Karê ne jı mıre bayê wê dı ser mıre. – Benim olmayan işin yeli üzerimden geçsin.
Keçkê bêbav çiyayê bêav. – Babasız kız susuz dağ gibidir.
Keda dıbe mû naqete, keda haram bıbe weris ji dıqete. – Helal ekmek kıl olsa kopmaz, haram ekmek halat da olsa kopar.
Kerê mıri jı gur natırse. – Ölmüş eşek kurttan korkmaz.
Kes nakeve gora kesi. – Kimse kimsenin mezarına girmez.
Ku kela şorbê çû buhayê heskê pere nake. – Çorba taşarsa kepçenin değeri para etmez.
Kumê rasta tım qetyayiye. – Doğru kişinin külahı hep yırtıktır.
Kurmê şiri heta piri. – Ana sütündeki kurt ölüme kadar.
Ku te gırt bermede ku te berda bı dû nekeve. – Tuttunsa bırakma, bıraktınsa ardına düşme.
Kûçık jı kê bıtırse bı wi ali dıreye. – Köpek korktuğu yana havlar.

Lê kaliyê lê koriyê; mırın çêtırejı feqiriyê. – Ah yaşlılık ah körlük; ölüm yoksulluktan iyidir.
Lı bejnê neri bı zêra kırî, laçek rakır kertkê guri. – Boyuna posuna baktı altınla aldı, örtüsünü kaldırdı kel çıktı.
Lı kerê mırî dıgere ku nala jêke. – Ölmüş eşek arıyor ki nalını kopara.

Mala me lı çoyê meye; çoyê me lı ser mılê meye. – Evimiz sopamızda, sopamız omzumuzun üstündedir.
Malê axê dıçe canê xulêm dêşe. – Ağanın malı gider uşağın canı yanar.
Malê çamêrki û xesiski wek hev dıre. – Cömerdin malıyla cimrinin malı aynı oranda harcanır.
Mal lı ser malê nabe. – Ev üstünde ev olmaz.
Mal mala teye lê bı alyê fıraxa nere. – Ev evindir ancak mutfak tarafına gitme.
Meger lı newala nebin xeyala. – Vadilerde dolaşma, kabus görme.
Mêja Kurmanca ne ibadete, adete. – Kürt’ün namazı ibadet değil adettir.
Mêrê qels du cara şer dıxwaze. – Güçsüz adam iki kez kavga ister.
Mırın mırıne xırexır çıye? – Ölüm ölümdür, hırıltı nedir?
Mırişka bıgere wê lıngê wê bı zelq be. – Gezen tavuğun ayağında pislik olur.
Mırov bı carkê qûnek nabe. – Bir seferle ibne olunmaz.
Mırov xwe bı destê xwe ne xurine xura mırov naşkê. – İnsan kendini kendi eliyle kaşımazsa kaşıntısı geçmez.

Nabêjın kê kır; dıbêjın kê got. – Kim yaptı demezler kim söyledi derler.
Nan û pivaz hebe nexweşi çavreşiye. – Ekmek ve soğan olursa hastalık çekememezliktir.
Navê gur derketiye; rovi dınya xera kır. – Kurdun adı çıkmış; tilki dünyayı yıktı.
Ne dujmınê xeraba bın; dujmınê xerabiyê bın. – Kötülerin düşmanı değil kötülüğün düşmanı olun.,

Ne fene, ev çı dar û bene? – Tuzak değilse, bu ne değnek ve iptir?
Ne xwar ne da hevala, geni kır avêt newala. – Ne yedi ne arkadaşlara verdi, kokuttu vadilere attı.
Nıvışta bê tışt, xwedyê xwe kuşt. – Ücretsiz muska sahibini öldürdü.

Pısik ne lı male mışk Evdırrehman’e. – Kedi evde olmayınca fare Abdurrahman kesilir.
Pivaz, çı sor çı sıpi. – Soğan, ha kırmızı ha beyaz.

Qantır nazê xwê şin nayê. – Katır doğurmaz, tuz yeşermez.
Qedrê gulê çı zane; kelbeş dıvê kerê reş. – Gülün değerini ne bilir; devedikeni ister kara eşek.
Reng rengın, sor bı dengın. – Renk renktir, kırmızı ünlüdür.
Rûyê reş ne hewci teniyêye. – Kara yüze is gerekmez.

Serê du berana dı beroşkêde nakela. – İki koçun başı bir tencerede kaynamaz.
Sê wêne dost hene: Nano, gano, cano. – Üç türlü dost vardır: yiyici, ırz düşmanı, candan dost.
Sımbêl bı pısika ji heye. – Bıyık kedide de vardır.

Şahdê rovi terya wiye. – Tilkinin tanığı kuyruğudur.
Şeb û şekır çûn Diyarbekır, şekır rûnişt deng nekır, şeb rabû pesnê xwe kır. – Şap ile şeker Diyarbakır’a gittiler, şeker sustu oturdu, şap kalktı kendini övdü.
Şerê sıbehê jı xêra êvarê çêtıre. – Sabahın kavgası akşamın hayrından iyidir.
Şeva reş keleha mêraye. – Kara gece yiğidin kalesidir.
Şeytên gotiye “ê lı xwe bı heyıre ez dı winım.” – Şeytan, “Şaşırıp kalanı edeyim.” demiş.
Şêr şêre; çı jine çı mêre. – Aslan aslandır; ha dişidir ha erkek.
Şıkefta sed pez heryê wê sed û yek pez ji heryê. – Yüz koyunun sığdığı yere yüzbir koyun da sığar.
Şûr kalanê xwe nabıre. – Kılıç kınını kesmez.

Ta bı ta dıbe rih. – Kıl be kıl sakal olur.
Taji bı zorê nare nêçırê. – Tazı zorla ava gitmez.
Teyrê ku goşt dıxwun nıkılxwarın. – Et yiyen kartallar eğri gagalı olur.
Tımayi bırakuje. – Tamah kardeş öldürendir.
Tırsa gur jı baranê heba wê jı xwere kulavek çêkra. – Kurdun yağmurdan korkusu olsaydı kendine bir aba yapardı.
Tu bı hıriba tê lı nav keri ba. – Yapağılı olsaydın sürü arasında olurdun.
Tu cehnemê nebini buhuşt bı te xweş nabe. – Cehennemi görmezsen cennet sana tatlı olmaz.
Tu çı têxi kewarê wê ew bê xwarê. – Dolaba ne koyarsan onu alırsın.

War ew ware lê bıhar ne ew bıhare. – Yer aynı yer ama bahar aynı bahar değil.
Wê ev hevira hin gelek avê hıline. – Bu hamur daha çok su kaldırır.

Xeber çekê jınêye. – Küfür kadının silahıdır.
Xeta xwar jı ***ê pire. – Eğri çizgi yaşlı öküzdendir.
Xwedê jı yekire xera bıke dıranê wi dı pelûlê de dışkê. – Allah birisinin işini bozarsa dişi sütlaçta kırılır.
Xwedyê xêra dıbe evdalê ber dêra. – İyilik sahibi kilisenin hizmetçisi olur.
Xwestek û kodık bı şûnde? – Dilencilik ve utangaçlık olmaz.
Xılt çıqas axê bıkole bı serê xwe dadıke. – Köstebek ne kadar toprağı kazarsa başına döker.

Ya nare aş ya ji dıre aşvan dıkuje. – Ya değirmene gitmiyor ya da gidip değirmenciyi öldürüyor.
Yarê diya mı yek ba mınê bı dendıkê bıhiva bı xwedi bıkra. – Anamın dostu bir tane olsaydı onu bademiçiyle beslerdim.
Yek ta nabe du ta tê ranabe. – Bir iplik olmuyor, iki iplik geçmiyor.

Zıkê zaroka tıjeye lê zımanê wan nagere. – Çocukların karınları söz doludur ama dilleri dönmez.
Zımanê dırêj darkukê serê xwedyê xwe ye. – Uzun dil sahibinin başına ağaçkakandır.
Zor gêzerê radıke. – Zor, havucu kökünden çıkarır.

kurtce sozler , kurtce kufurler , kurtce kufurler ve anlamlari , kurt sozleri , kurtce guzel sozler ve anlamlari , kurtce sozler ve anlamlari , kurtce kufur , kurtce kufur sozleri , kurtce kufurler ve turkce anlamlari , kurtce sarki sozleri ve anlamlari , kurtce turkce sozler , kurtce sozcukler , guzel kurtce sozler , en guzel kurtce sozler , kurtce guzel sozler ,

TÜRKİ (TÜRKÇE)(KÜRDİ) KÜRTÇE SÖZLÜK

Cumartesi, Nisan 9th, 2011

TÜRKİ (TÜRKÇE)(KÜRDİ) KÜRTÇE SÖZLÜK,türkce,kürtçe,türkçe kürtçe sözlük,kürtçe ve türkçe sözlük,kürtçe sözlük,kürtçe şiir,kürtçe ata sözleri,kürtçe deyimler,kürt ata sözleri,kürtçe sözler,kürtçe küfürler,

A, a

a1. Kürt alfabesinin ilk harfi. 2. dişil cins edatı.
a1. Kürt alfabesinin ilk harfi. 2. dişil cins edatı.
a1. Kürt alfabesinin ilk harfi. 2. dişil cins edatı.
abadanîbayındırlık
abaginecam, billu
rabajûrabajur
abaldönme
aborgeçim, iktisad
aborandingeçindirmek
aborîekonomi, iktisat, geçim
aborînasekonomist, iktisatçı
aborzanekonomist, iktisatçı
acizaciz, çaresiz, güçsüz, zayıf
acizkirinkızdırmak, rahatsız etmek
acûr1. kiremit. 2. bir cins salatalık, acur.
acızbûnaciz olmak, bıkmak, usanmak, rahatsız olmak
adan1. süt ürünleri. 2. verimli, bereketli, mümbit. 3. besin.
adanîbereket, bereketlilik, randiman, verimli, verimlilik
adanlêbûnbereketlenmek
adarMart ayı
adeşirret, şırnaşık, ısırgan böcekler
adebiltihap
adebûnşırnaşmak
adekirinyabancı otlardan temizlemek
ademAdam
adetadet, töre
adetînormal, töreye uygun
adûısırgan böcekler
afatafet
aferîdecanlı, yaratık.
aferînaferin, varol
aferînekkarakter
afiryalak, hayvan yemeği.
afirandeeser, yapıt
afirandinyaratmak, meydana getirmek, türetmek
afirandinêryaradılış
afirînmeydana gelmek, oluşmak.
afirîndêrtüretici, yaratıc
ıafirîneryaratıcı
afîşafiş
agah
haber, duyum
agahdar
haberdar, bilgi sahibi, bilgili
agahdarbûnbilgilenmek, haberdar olmak
agahdarîbilgi, malumat; duyuru ilan
agahdarkirinbilgilendirmek, haberdar etmek, bildirmek, haber vermek
agahîenformasyonel bilgi, malumat, bilgi
agihandinhaber vermek, bildirmek
agirateş
agirbazateş canbazı
agirberateşli silah
Kaynak: Bydigi Forum http://www.bydigi.net/tercume-bolumu/83669-turki-turkce-kurdi-kurtce-sozluk-alfabetik-sira.html#post722675
agirberdanateşe vermek, ateşlemek
agirbestateşkes
agirbest ragihandinateşkes ilan etmek
agirbirateş düşürücü
agirçavatak
agirdankateşlik
agirdaranateş yakmak
agirgehateşin yakıldığı yer
agirgirtinateş almak, ateşlenmak
agirhilkirinateş yakmak
agirkirinateş etmek, ateş yakmak
agirkujitfayeci
agirnakyakıcı, ateş gibi, ateşli, ateş rengi
agirparêzateşe tapan
agirparêzîateşe tapmak
agirtenateşçi
agirvêxistinateş yakmak
agirxweşsempatik
ahah, ilenç
ahengahenk, ritim, uyum, mutabakat
ahengdaruyumlu, ritimli
ajfiliz, sürgün
ajal1. sürü, küme, gurub, zümre. 2. hayvan.
ajancasus, ajan
ajdafilizajdan
filizlenmek
ajêntaacenta
ajinîndişleri kürdan vs. ile karıştırmak
ajneyüzücü
ajneberyüzücü
ajnekirinyüzmek
ajogüdü
ajodargüdümlü
ajotin1. ekmek. 2. sürmek, gütmek.
ajotkarsürücü
ajovansürücü, şoför
akademîakademi
akincihyerleşik
akincihbûnyerleşmek
akredîtîf
akreditif
akûakü
albayrak
alalelale
alandinambalajlamak, sarmak
alaşkirinkiriş kaplamak
alavaraç, alet, edevat
alazniyetlenme, kastetme
albumalbüm
aldaxîname
ihbarname
alerjîalerji
alîtaraf, yön, yan, cihet, cenah, yaka
alifkışlık hayvan yemi
alîgirtaraftar, yandaş, taraflı
alîgirtintaraf tutmak
alîkaryardımcı
alîkarîkirinyardım etmek
alînbirbirine geçirmek, dolamak
alînegirtarafsız, nesnel
aliqîntakılmak, asılı kalmak, birbirine dolanmak
alîsorarmut
alistinyalamak
alkolalkolalmaselmas
aloqbademcik
alozkarışık, bozuk, yoz
alozîkaos, karışıklık
Kaynak: Bydigi Forum http://www.bydigi.net/showthread.php?p=722675
altaxîihbar, ispiyon
altaxîkirinihbar etmek
alternatîfalternatif
alûbûnkamaşmak
alûçecan eriği
alûdepisliğe bulaşan
alûle1. dar sokak. 2. koridor.
alûssamimiyetsiz, yapmacık, sahte kibarlık, sahte davranışlı
amadehazır, amede
amadebûnhazırlamak, amede etmek
amadekirin
hazırlamak, amede olmak
amadeyîhazırlık
amajekirinsözetmek, belirtmek
amankap
amasiltihab, şişme
ambargoambargo
ambûlansambulans, cankurtaran
ambûrtesisat, enstrüman
ambûrînalet, malzeme
ambûrsaztesisatçı
amêjenalaşım, terkip
amiramir
amîralamiral
amojinamca hanımı ( karısı )
amojkareğitimci, pedagog
amojkarîpedagoji
amperamper
ampûlampul
amûrtesisat, enstrüman
amûrînalet, malzeme
amûrsaztesisatçı
an1. ya, veya (hut), yahut. 2. yoksa. 3. çoğul eki.
an nayoksa
ananasananas
anarşîanarşi
anatomîanatomi
andêrsoyka
angobaşka bir deyişle, veyahut, yani, demek ki
anîngetirmek
anînbîranımsatmak, çağrıştırmak
anîsanason
anixanason
anjîyada
anketanket
anormalanormal
ansîklopedîansiklopedi
antênanten
antîlopantilop
antrenmanantrenman
antrenorantrenör
aortaort
apamca
apandîsîtapandist
aporeşok veya paniğe kapılmış
aqaralan, yüz ölçümü, arazi
aqilakıl, us
aqilmendbilge, akıllı, zeki
ar1. ateş. 2. ar, haya.
aram1. huzurlu, dingin, sakin. 2. sabır. 3. huzur, sükunet, gönenç, istikrar.
arambexşhuzurveren
arambûnhuzur bulmak, sakinleşmek
aramdardinlendirici, huzurverici, sakinleştirici, müsekkin
aramgeh1. istirahat yeri. 2. kabir.
aramîhuzur, istikrar
aramxanehuzurevi
aranelem
araqrakı
ararotmama
araskdonatı, teçhizat
arastek1. donanım. 2. ziynet.
arastekirinyöneltmek
arastîbezenmiş, donatılmış, teçhiz edilmiş
arastinbezemek, donatmak, teçhiz etmek
aravbulaşık suyu
ardunardelînun oluğu
ardikirmik
ardû(katı) yakıt
arenaarena
argonateş rengi
argûnocak
argûşkbademcik
arî1. Hint-Avrupa ‘lı. 2. kül. 3. yardım.
arihandinacıtmak, ağrıtmak
arihînacımak, ağrımak
arîktavan
arîkaryardımcı, asistan
arîkarîyardım
arîkarîkirinyardım etmek
arîkarîxwazyardımsever
arîlekadın gibi (görünüşlü) erkek
arimîndinlenmek
aringkoyun ve keçilerin genel adı
arîperweryardımsever
arîşesorun, problem
arîşenmanevi, maneviyat, moral
arîtmetîk
aritmetik
arîxen
emin
arîxenbûnemin olmak
arizîkirinözelleştirmek
arkolkmaşa
arkorkfırın küreği
armancamaç, hedef, gaye, erek
armûşüzüm posası
arodeçok gezen kadın
artêşordu
artêşgehordugah
artêşxaneordu evi
arşîvarşiv
artîşokenginar
arûsalatalık
arûngerik
arvanunarvanedişi deve
arzingçırpı
asankolay, basit
asanîkolaylık
asavur
asayînormal, olağan
asê1. asi, şaki. 2. yalçın, sarp.
asêbûnkapanmak, kilitlenmek, tıkanmak
asêgehkale, müstahkem mevki, hisar
asêkirinkapatmak
asîdasit
asîmangök, gökyüzü
asîtanağıl, havlu
askgeyik
asoufuk
asogehson ufuk
astdüzey
astengengel, güçlük
astrolojîastroloji. bakınız “stêrnasî”
asûdesakin, dingin
asûkalışveriş malzemesi
aşdeğirmen; yemek
aşbûnyatışmak, teskin olmak
aşêfyabani otları ayıklama
aşêf kirinyabani otları ayıklamak
aşikmide
aşîtçığ
aşîtîbarış
aşîtîperwerbarış sever
aşîtîxwazbarış sever
aşkirinyatıştırmak, teskin etmek
aşopîhayali
aşpêjaşçı
aşûjiniplik
aşvandeğirmenci
aşxanelokanta
atmosferatmosfer. ( bakınız seqa)
avsu
ava menddurgun, kirli su
ava tezîsoğuk su
avabûngüneş, yıldız vb. nin batması
avadanbayındır, mahmur
avahîbina, yapı
avakarkurucu
avakirinkurmak, inşa etmek, oluşturmak
avanyardakçı
avasazîmimari
avdansulamak
avdestxanetuvalet
avdonket suyu
avêtinatmak, fırlatmak
avêtin ser cihkîbir yeri basmak
avêtina ber hevatışmak
avgîzsu biriken yer
avîsulak
avîjetemiz
aviksperm, meni
avishayvanların döl tutması
avisbûndöl tutmak
avjenyüzücü
avjenîkirinyüzmek
avrêjtuvalet
avrêjkpisuar
avşilepekmez
avzêmbaharda oluşan geçici pınar
avzêryaldız
avzêrkirinyaldızlamak
awabiçim, şekil, tarz
awanfesad, fitneci
awarhelva
awarteistisna, olağanüstü
awatumut, istek, iştiya
awazezgi, melodi
awêneayna; açık, belli
awirsert bakış
awirvedanters ters bakmak
axtoprakaxaftinkonuşma, konuşmak
axînsızlama, ah çekmea
xînkişandinah çekmek
axivîndepreşmek, yaranın azması veya yeniden kanaması
axûrahır
ayaacaba
ayendegelecek
ayisandintutuşturmak
ayîsîntutuşmak
azaözgür, bağımsız, gözüpek
azadözgür, hür
azadîözgürlük
azadîxwazözgürlükçü
azibbekar
azîneyöntem, metod

——————————————————————————–

B, b

barüzgar; romatizma; yan, yanında
ba hatinrüzgar esmek
babetkonu; tür, cins
bablîsokhortum
bacverg
ibacana reşpatlıcan
bacana sordomates
baçemokyarasa
bacên neyekserdolaylı vergiler
bacên yekserdolaysız vergiler
baçıksigara
badanbükmek, kıvırmak
badeksarmaşık; (arabaların direksiyonu)
badînkadeh
bafirokuçurtma
bagerkasırga
bahornezle
bahorînezle olan kişi
bahozfırtına
bajarşehir, kent
bajarîşehirli, kentli
bajarîbûnkentlileşme
bajarokilçe
bajarsazîşehir planlamacılığı
bajenyelpaze
bakirguguk kuşu
bakurkuzey
baldikkat, ilgi. “Bala xwe dayîn.” dikkat etmek, yoğunlaşmak.
balabanafacan
balafiruçak
balafirkişênuçaksavar
baldardikkatli
aleebleh, alık
balexanegökdelen
balgehyastık
balîfyastık
balindekartal, şahin vb. kuşlar
balkêşilginç, enteresan
balkêşnameihtarname
balkişandindikkat çekmek, vugulamak
balûledürüm
balûrnasır
balyozbüyükelçi
balyozxanebüyükelçilik
bandam
bandêrluğ, silindir.
bandevkar fırtınası
bandoretki
bandorlêkirinetkilemek
baneotlak, yayla
baneşanünlem işareti
bangçağrı, ezan
bangdanezan okumak
bangewazîçağrı
bangînçığırtkan
banglêkirinçağırmak, seslenmek
banîyukarı, damın üstü
banîjeçatı katı
banînalışmak, uyum sağlamak
bapêçkarla karışık rüzgar
bapêşnezle
bapîrbüyük baba, dede
baryük; sorumluluk
baranyağmur
barandinyağdırmak
baranîyağmurluk
barekonu, mevzu
baregehüs, kamp
bareşdoğu rüzgarı, karayel
barîdoxdurum, vaziyet
barînyağmak, yağış
barkêşnakliyeci
barkirinyüklemek, taşınmak
barnameirsaliye
baskkol, kanat
başiyi, güzel
başebaşdoğru dürüst, tam olarak
başîiyilik
başokakmaca, doğan
başûrgüney
bavbaba
bavmarîüvey baba
bawerinanan
bawerîinanç
bawerîpêanîngüvenmek, inanmak
bawerkirininanmak, güvenmek
bawermendinanan, mümin
baweşandinyelpazelemek
baweşînkyelpaze
bawîromatizmalı
bawîşkesnemek
bayê weştkeşişleme
bazşahin
bazbendkolluk; kola bağlanan muska
bazdankoşmak, atlamak
bazinbilezik
bazirgantüccar
bazirganîticaret
bê1. önek. 2. sözcüklere siz, sız ve suz eki.
bê alîtarafsız, nesnel
bê semtihtiyatsız
bê şikkuşkusuz
bêahenguyumsuz, ritimsiz
bêararsız, hayasız
bêaramhuzursuz, istikrarsız
bêbavbabsız, mec. kalleş, güvenilmezbêbextkalleş, arkadan vuran.
bêbextîkirinkalleşlik yapmak
bêbingehasılsız, temelsiz
bêbinîdibsiz, asılsız, yersiz
bedkötü, çirkin
bêdawîsonsuz, ebedi
bedbexttalihsiz, mutsuz
bedbînkötümser
bedewgüzel, yakışıklı
bedewîgüzellik
bedgehçıkıntı
bediltakım elbise
bêdilgönülsüz, isteksiz
bêgpiyon
bêganeyabancı
bêgavçaresiz, imkanı olmayan
bêgavîmecburiyet, imkansızlık
bêgumankuşkusuz, elbette, tabiki, şüphesiz
bêhawesağı solu belli olmayan, tutarsız
bêhemdîgayri iradi, istemdışı, istemeyerek olan bir şey.
bêhempaeşsiz, emsalsiz
behicandinsinirlendirmek, kahretmek, öfkelendirmek; boğulmak
behicînkahrolmak, öfkelenmek
bêhiş1. akılsız, şuuru yerinde olmayan. 2. bayılan, bayılgan
bêhişbûnbayılmak
bêhişketinbayilmak
bêhişkirinbayıltmak
behîvbadem
bêhnkoku, nefes, soluk. “bêhna xwe berdan” dinlenmek, soluk almak.
bêhndarkokulu
bêhnfirehsabırlı, tahammül sahibi
bêhnlêçikandinnefesini kesmek, güç duruma düşürmek
bêhnlêçikînnefesin daralması
bêhnokvirgül
bêhnpêketinkokuşmak
bêhntengbûnsıkılmak, daralmak
bêhntengîcan sıkıntısı, sabırsızlık
behrdeniz
behremematkap
behremendyetenekli
behremendîkabiliyet, yetenek
behskirinsözetmek
bêhtirdaha çok, daha fazla
bêhtir pêrüç gün önce
Kaynak: Bydigi Forum http://www.bydigi.net/tercume-bolumu/83669-turki-turkce-kurdi-kurtce-sozluk-alfabetik-sira.html#post722690
bêhtir pêrarüç yıl önce
bejkara
bêjandinelemek
bêje1. kelime sözcük. 2. Söyle!.
bêjersöyleyen
bejîkarasal
bêjîpiç
bêjingelek, kalbur
bêjingkirinelemek
bejnboy
bejn û balboy pos, endam
bêkarişsiz
bêkêrgereksiz, işe yaramaz, işlevsiz
bêkeskimsesiz, öksüz
beldik (göz veya kulak)
belalûkvişne
belamfakat, ama
belavkardağıtımcı
belavkirindağıtmak
belavokelle dağıtılan bildiri
belaweladarmadağınık
belawelabûndarmadağınık olmak
belawelakirindarmadağınık etmek
belbelîtanikkelebek
belêevet, okey
beledîşimşek
belekalaca, siyah beyaz
belengazfakir, sefil, zavallı
bêlêtehalay
belgefîlmbelgesel
belgenamebelge
belqbelirgin, çarpıcı, pırtlak
belqitandingebertmek, zıbartmak
belqitîngebertmek, zıbarmak
belqityo!geberesice!
belweşîncüzzam
Kaynak: Bydigi Forum http://www.bydigi.net/showthread.php?p=722690
bêmêjîbeyinsiz, ahmak
benip
benavdışbudak ağacı
bendip, cisim; set, engel; paragraf
bendavbaraj
bendeköle, esir
bendemanbeklemek, yolunu gözlemek
bênderharman
bendergehliman, iskele
bendewarbekleyen, gönülden bağlı
bendiktire
bendînametutuklama müzakeresi
bendîxanecezaevi
bengîtutkun, müptela, kara sevdalı
benîcevîzlî sucuk; kul, köle
benîştsakız
benîzavaiçgüvey
bêparyoksun, mahrum. “bêpar man” yoksun kalmak.
bêpayaneşsiz, paha biçilmez
beqkurbağa
ber1. ön, öntaraf. 2. taş. 3. meme. 4. ürün, verim. 5. döl.
bêrkürek
beramberkarşı, karkşılık, eşit, denk
berankoç
beranberdankoçbırakımı
berateleş
beravçamaşır yıkama günü
beravêtinhayvanlarda düşük
berazdomuz
berazedeğirmen taşının altındaki pervaneler
berbajarvaroş, baliyö
berbanbalkon
berbangşafak, tan
berbejnboyuna takılan muska
berberkarşıt, rakip
berberîhasımlık, düşmanlık
berbiçavsomut
berbisksaç tokası
berbûkgeline eşlik eden kadınlar
berçavkgözlük
berçavkfiroşgözlükçü
berdanbırakmak, terketmek, vazgeçmek
berdarverimli, bereketli; yetişkin, ergen
berdêlbedel, karşılık
berdêlkirintakas etmek
berdewamdevamlı, sürekli; devam
berdewamkirinsürdürmek, devam etmek
berdilsevgili, aziz; kolye
berdîwarkimsesiz, öksüz
berecephebêrêusulsuz, yolsuz
berê xwe danbakmak, yönelmek
beredayîbaşıboş, fuzuli, kişiliksiz, işe yaramaz
berendamaday
berendamîadaylık
berespîkireç taşı
bêrêtîyolsuzluk, usülsüzlük
berevajîtersyüz
berevajîkirintersyüz etmek, çarpıtmak
berevansavunmacı
berevanîsavunma
berêvarikindi, akşam üzeri
bêrewiştahlaksız, karektersiz
berfkar
berfedînerimekte olan kar kümeleri
berfemotkar-pekmez karışımı tatlı
berfendeçığ
berfînkardelen çiçeği
berfirehgeniş, ayrıntılı
berfmalkkar küreği
berfşokarla karışık yağmur, sulusepken
bergkitap, dergi vb. kapağı
bergehmanzara, görünüm, kapsam
bergînciltli kitap
bergirîönlem, tedbir
bergirtindöl tutmtak, gebe kalmak
berguhkkulaklık
berhemeser
berhevkarderlemeci, toplayan (toplayıcı)
berhevkirintoplamak, derlemek
berhevokderleme, antoloji
berhewaanlamsız, boş
berîova, düzlük
bêrî1. masum, günahsız. 2. sürünün sağıldığı yer.
berî zayînemilattan önce
berik1. çakıl. 2. mermi.
bêriktoz veya kül küreği
bêrîvansüt sağmaya giden kadın.
berjêraşağı doğru
berjewendîçıkar
berjewendîperestçıkarcı
berjoryukarı doğru
berkhavuz
berkanîsapan
berkeftîdeğerli, sevgili, muhterem
berkeştepsi
berkêşanüretmek
berkêşkçekmece
berkeşokküçük tepsi
berkurkkursak
bermalev hanımı
bermayîartık, geride kalan
bernackurnaz, uyanık
bernameprogram
bernavön ad, göbek adı
berojgüneş gören yamaç
beroştencere
berpalyamaç
berpêşkirinsunmak, takdim etmek
berpirssorumlu, mesul
berpirsiyarsorumlu
berpirsiyarîsorumluluk
bersivcevap, yanıt
bersivandincevaplandırmak
berstûkyaka
bersûcsanık
bertekreaksiyon, tepki
bertîlrüşvet
berûpalamût
bervangpeştemal
bêrvîvana
bervihêranlayışlı, kamil
berwaryamaç, meyil
berxkuzu. “Berx ê/a min!” yavrum anlamında hitap.
berxwedandireniş
berxwedêrdirenişçi, direngen
berzyüksek, ulu
berzekayıp
berzebûnkaybolmak
berzekirinkaybetmek
berzeqmüstehcen
berzîyükseklik
berzileetekbesyeter
bêsemtihtiyatsız
besergöz
bêserîuçsuz, başsız.
bêserûberdüzensiz, plansız, başı bozuk.
bêserûbinuçsuz bucaksız.
besimîngülümsemek
bêsincahlaksız, karaktersiz
bêsiûdşanssız, talihsiz
bestilham, esin
bestenîdondurma
bestînbağlamak
bestiryaygı
bestlêrabûnilham gelmek
bettoy
betal1. boş gezen, işsiz. 2. geçersiz, iptal
betalkiriniptal etmek, geçersiz kılmak
betanastar
bêtarfelaket, afet
bêtewşdengesiz
bêşhalktan toplanan para
beşdarkatılımcı
beşdarbûnkatılmak
beşdarîkatılım
beşdarîtêdekirinkatılmak
beşervekirîyüzü gülen, yüzü ışıldayan
bêşikşüphesiz, elbette
beşişîngülümsemek
betilandinyormak, yorulmak
betilîyorgun
betilînyorulmak
betlanetatil, izin, dinlenme
bêvilburun
bêxemgamsız, umursamaz
bexişandin
bağışlamak, bahşetmek
bextşans, talih
bextewarmutlu
bextewarîmutluluk
bextreştalihsiz, şanssız
bextvekirîşanslı, talihli
beykapora
beyabançöl, ıssız yer
beyanîsabah, sabah vakti
beyanîbaşgünaydın
beybûnpapatya
bêyomuğursuz
bezkoşu
bezakoşucu
bêzarbıkınmış, bezgin, usanmış
bêzarbûnbıkmak, usanmak, bezmek
bêzarkirinusandırmak, bezdirmek, bıktırmak.
bezînkoşmak
bêziravödlek, korkak.
bisözcüklere ile ve cı, li, lı, ca, cu vb. ekleri katan önek.
bi tevayîhepsi
bi zanayîbilerek
bi bandoretkili
bi dîtina minbence, görüşümce
bi dizîgizlice
bi dorsırasıyla
bi dorvegerîsırayla
bi dûrketinuzaklaşmak
bi giştîgenellikle
bi hêrskızgın, sinirli
bi hêsanîkolaylıkla
bi kêr hatinişe yaramak
bi kinahîkisaca
bi kinayîkısaca, özetle
bi kotekîzorla, cebren
bi kurtasîkısaca, özetle
bi kurtayîkısaca, özetle
bi lez û bezalelacele
bi min1. bence, bana kalırsa. 2. bana, benimle. Mesela: “Bi min axifî.” Benimle konuştu.
bi piranîçoğunlukla
bi qewla diya minannemin dediği gibi
bi rastîgerçekten, sahi
bi rojgündüzleyin
bi semtihtiyatlı
bi taybetîözellikle
bi tenêyalnızca, sadece
bi şevgeceleyin
bi şev û rojgece gündüz
bi tundîsertçe, şiddetlice
bi vî awayîbu şekilde, bu tarzda, böylece
bi vî rengîbu şekilde, bu biçimde
bi vî şêweyîbu şekilde, bu biçimde
biadanbesleyici
bîberbiber
bîbikgöz bebeği
bibîranînanmak, anımsamak
bibîrbirinidrar etmek, akıl erdirmek
bibîrxistinanımsatmak, hatırlatmak
bicihanînyerine getirmek
bicihhiştinterk etmek
bicihkirinyerleştirmek
biçrikyağda kızartılmış ekmek
biçûkküçük
biçûkahîküçüklük, çocukluk
bîdaruyanık
bidawîbûnsonuçlanmak, bitmek
bidawîkirinbitirkek
biderengîxistingeciktirmek
bidilistekli, gönüllü.
biha1. fiyat, pahalı. 2. kıymet, değer.
bihabûnpahalılaşmak
biharilkbahar
bihevşabûnsevişmek
bihêzgüçlü, kuvvetli
bihêzbûngüçlenmek.
bihêzkiringüçlendirmek
bihîstinduymak, işitmek
bihîstiyarduyarlı, hassas
bihîstoktelefon ahizesi
bîhokayva
bihostkarış
bihuştcennet
bijiştah, imrenme
bîjpiç
bijandinimrendirmek, iştahlandırmak
bijangkiprik
bijarteseçkin, elit
bijartinseçmek, ayıklamak
bijîyaşa, varol, bravo.
bijîniştahı çekmek, imrendirmek
bijîreşbaşak
bijîşkdoktor, hekim
bikaranînkullanmak, işlemek
bikarhênerkullanıcı, operato
rbikêryararlı, elverişli, işlevsel.
bikêrhatîyararlı, elverişli, işlevsel, kullanışlı.
bikir1. bir işi yapan. 2. müşteri, alıcı.
bikuj1. öldüren, katil. 2. Öldür!
bila be!peki!, öyle olsun!
bilandinmırıldanmak
bilbilbülbül
bilêvkirintelafuz etmek
bilikçocuk penisi
bilindulu, yüce, yüksek
bilindahîyükseklik
bilindbûnyükselmek
bilindkirinyükseltmek
bilûrkaval
binalt, dip
binavêlîstingüreşmek
binavkirintanımlamak, isimlendirmek
binavûdengünlü, meşhur
binbaryükümlülüğü alan
binbarîyükümlülük
binçavîgözaltı
binçavkiringözaltına almak
binçengkoltuk altı
bindestezilen
bindestîesaret, ezilmişlik
binefşmenekşe
binefşîmor renk
bînerizleyici, seyirci
binesazîaltyapı
bingehtemel, esas
bingehdanîntemel atmak

B b
binhişînbilinçaltı
inîalt, dip
binikbardak altı
binkiraskiç çamaşırı
binpêkirinayak altına almak, ihlal etmek
binyadtekel, esas
birbölüm, kesim
bîr1. hafıza, bellek, şuur. 2. kuyu.
biraerkek kardeş
birandin1. yok etmek, imha etmek. 2. kesmek. Mesela: “der birandin” ağaç kesmek.
bîranînanma
biraşîrsüt kardeş
biraşteizgara
biraştinpişirmek
biratîkardeşlik
birayetîkardeşlik
birazavasağdıç
birazîyeğen, erkek kardeşin çocukları
bîrbiryetkin, ergen, reşit, balığ
birçîa
çbirçîbûnacıkmak
birçîtîaçlık
bîrdozîideolojik
bêtewşdengesiz
bêşhalktan toplanan para
beşdarkatılımcı
beşdarbûnkatılmak
birektestere
birêketinyola koyulmak
birêkirinyollamak, göndermek
birêkûpêkdüzenli, sistematik
bireserdilbilgisinde nesne
bireşyoksul
birêvçûnyürümek
birêvebirinyönetmek, idare

birûkaş
biryarkarar
biryardarkararlı
biryardarîkararlılık
biryarnamekararname
biryarstandinkarar almak
biryarwergirtinkarar almak
biserîkirinbaşgöz etmek, evlendirmek
biserûberdüzenli ve planlı
biskzülüfbîskkısa an, lahza
Kaynak: Bydigi Forum http://www.bydigi.net/tercume-bolumu/83669-turki-turkce-kurdi-kurtce-sozluk-alfabetik-sira.html#post722696
bîska dinbiraz önce
bist1. kavurma sacı. 2. şiş.
bîstyirmi
bîstekêbir saniye
bîşeçalılık
bîşengsalkım söğü
tbîşîorman
bişirîngülümsemek
bişkivînçiçek veya tomurcuk açmak
bişkojdüğme
bişkokdüğme
bitimyabani fıstık
bitir1. çok gelişmiş hayvan yada bitki. 2. azgın
bitirbûnazgınlaşmak
bivçocuklar için tehlikeli, cız
bivê nevêister istemez
bivirbalta
biwêjdeyim
bixapîneyanıltmak
bixemlînesüsletir
bixenqînaboğdurmak
bixêrîşömine, baca
bixurînekaşındir
bixweyiyecek
bixwîneokutmak
biyanîyabancı
biyomuğurlu
bizavhareket, etkinlik, faaliyet
bizdandinödünü kopartmak
bizdînödü kopmak
bizdoneködlek
bîzdozideoloji
bizinkeçi
bizir1. küçük tohumlar. 2. bezir, bezir yağı
bizivînhareketlenmek, kımıldamak
bizmarçivi
bizmikgem, gemcik
bizotkor
bizûzgüve
bo nimûneörneğin, mesela
bobelatfelaket, facia, trajedi
boçik1. kuyruk. 2. izmarit.
boçûngörüş, düşünce
bonemünasebet. “bi boneya…” münasebetiyle…
boqilbaldır
borakadak, kurban
borandin1. afetmek, mazur görmek, geçirmek. 2. geçinmek.
borîgeçen, geçmiş
borîngeçmek
botoluk
boşbol, gür, fazla, geniş (alan)
boşahîbolluk, gürlük
boyaxboya
boyaxkarboyacı
boyaxkirinboyamak
brûsk1. şimşek, yıldırım. 2. telgraf.
brûskvedanşimşek çakması
bûdüğün
bûçûdüğün alayı
buhafiyat, değer
buhartingeçirmek
buhurîngeçmek, zamanı geçmek
bûjenmateryal, malzeme
bûkgelin, oauncak bebek
bûka baranêgökkuşağı
bûka berfêkardanadam
bûkanîgelinlik
bûkikarpacık
bûnolmak
bûnewercanlı, yaratık
bûnewerîvaroluş
bûrakayınbirader
bûrînböğürmek
bûsepusu
bûyerolay
bûyînolmak
bexişandinbağışlamak, bahşetmek
bextşans, talih
bextewarmutlu
bextewarîmutluluk

——————————————————————————–

C, c

cacirceviz içi bal karışımı bir yiyecek
cahş1. sıpa. 2. işbirlikçi, hain.
camêrcentilmen, cömert
camûsmanda
cancan
canbaz1. akrobat. 2. hayvan alım satımcısı.
canberîkarides
candarcanlı
canecansamimi, içten
cangorîşehit, fedai
canîtay
canikcanan
cankûşhıristiyanları kiliseye çağıran kimse
carkez, sefer, misli, kat
cara paşînson defa
cara pêşînilk defa
cardinyine, yeniden
carinanbazen, ara sıra
carûdkül ve toz küreği
catirkekik otu
cawbez, kumaş
cawbirmakas
cawîelti
cawkerbez dokuyucusu
caxkorkuluk
cazûcadı, kurnaz veya hileci kadın
cearpa
cebanmezarlık
cebarkırık çıkıkçı
cebilxanecephane
cebirandinkırık ve çıkıkları kaynaştırmak
cebirînkaynaşmak
cedeltartışma
cedewhayvan omuzunda meydana gelen yara
ceharpa
cehdasîtaneleri arpaya benzeyen daha küçük bir bitki
cehimîngebermek, defolmak
cehterkekik otu
cejnbayram
cejnanebayramlık
celaqîiyice koyulaşıncaya kadar kaynatılan pekmez
celebdarkoyun taciri
celewgem
cemyan, yanında
cemawerkitle, ahali
cemedbuzcemedanîbir tür sarık
cemidandindondurmak
cemidîdonmuş
cemidîndonmak
cemserkutup
cenbelîiçimi sert tütün
cendekceset
cengsavaş, harp
cengawersavaşçı
cengînsavaşmak
cênikfavori, şakak
ceqinbir günlük yürüyüşle alınan mesafe
cercerçırçır
cerdbaskın, saldırı
cerdekorsan, şaki
cergkaraciğer
ceribandindenemek, sınamak
ceribîndenenmek, sınanmak
cewkırpma makası
cewêleklümpen
cewîçam sakızı
cewrikenik
cêwtikderi kese
cêzçeyiz
cîgirvekil
cigurbir mesire günü
cihyer, mekan. “di cih de” uygun, yerinde. “Di cih de çû!” Hemen gitti. “Cihê daxê ye.” maalesef, üzgünüm.
cîhandünya
cîhanîdünyalı
cihêayrı, farklı, değişik
cihê şanaziyêonur verici
cihêrengözgün, farklı
cihêtîfarklılık, değişik
cihûyahudi
cilelbise, giysi
cildankelbise dolabı, gardrop
cilşokçamaşırhane
cinaqlades
cînavkzamir, adıl
cincilîsaf su
cindêazize, güzel
cindîyakışıklı, alımlı, aziz
cinehucu kalın sopa
cinêkirinpamuk toplamak
cinênküçük bahçe
cirsohbet, görüşüp konuşma
cîrankomşu
cîrantîkomşuluk
ciskireç
cisanekireç ocağı
civaktoplum
civakîtoplumsal, sosyal
civaknassosyolog
civaknasîsosyoloji
civandintoplamak, biriktirmek
civattopluluk
civîntoplantı.
civîna çapemeniyêbasın toplantısı
ciwangenç, güzel, yakışıklı
ciwanîgençlik
ciwanikbayan, hanımefendi
cîwaryöre, bölge, mekan
cixirandinkışkırtmak, tahrik etmek
cixirîntahrik olmak
ciyawazfarklı, ayrı, değişik
ciyawazîfarklılık, ayrılık
cokanal, ark
cobardere
cokkanal, ark
colkarışık, heterojen
computerbilgisayar, computer
conegatosun, dana
cotçift
cotbûnçifteşmek
coşandincoşturmak
coşîcoşku, heyecan
coşîncoşmak
cotkarçiftçi
cotkirinçift sürmek
cûbirkcırcır böceği
cudaayrı, farklı
cudahîfarklılık
cudaxwazayrılıkçı
cûmsakız
cunûtinıslak toprak
cur bi curtürlü türlü
curetür, çeşit
cûrnikkar sularının biriktiği kaya üstü çukurcuklar
cûtinçiğnemek
Kaynak: Bydigi Forum http://www.bydigi.net/tercume-bolumu/83669-turki-turkce-kurdi-kurtce-sozluk-alfabetik-sira.html#post722698
cuwaryem torbası

Ç, ç

çakiyi hoşçakbûniyimser, hoşörülüçal1. çukur. 2. kuyu.çalakfaal, aktif, atikçalakdareylemciçalakîeylem, etkinlikçalkandinçalkalamakçalkiringömmekçandkültürçandîkültürelçandinekin ekmek, fidan vb. sebze dikmek (ekmek)çandinîziraatçandiyarziraatçıçapmatbacılık, baskı, basımçapbûnbasılmakçapemenîbasınçaperyazıcı, printırçapgermatbaacıçapkirinbasmakçapxanematbaaçarbûnmeydana gelmek, oluşmakçarçeksilahşörçarçîkbataklıkçarderkapı çevçevesiçarenûs1. kader, yazgı. 2. akubetçareserbûnçözülmekçareserîçözümçareserkirinçözmekçarîndörtlükçarkirinmeydana getirmekçarmedordört tarafçarmêrkîbağdaş oturma şekliçarnikardört tarafçarpînemecazi anlamda döenek, kaypakçartaqçardakçartekdört dörtlükçartıltırmıkçarweparmaklara takılarak çalınan araççavgözçavbeloqpatlak gözlüçavberdangöz koymakçavbirçîaç gözlüçavdêrîgözlem, izlenimçavdêrxanegözetimeviçavfirehcömert, eli açıkçavîbölme, gözenek, gişe, hücreçavînîbûnnazara gelmekçavînîkirinnazar etmekçavkanîkaynak, kaynakçaçavlêbûngözü olmak, gözetlemekçavlêgerandingözden geçirmekçavnebarkıskanççavnebarîkıskançlıkçavnêrgözlemciçavpêketin1. gözüne ilişmek. 2. ropörtaj.çavqîçkiringöz kırpmakçavqurcandingöz kırpmakçavsivikhor görençavsorzalim, gözü kan bürümüş kişiçavtengcimri, pintiçavşûjinçekik gözlüçawyaş ağaç, çubukçawanasılçawanînitelikçaxvakit, dönemçayçayçaydankçaydanlıkçaygerçaycıçayxaneçay eviçêiyiçêbûnolmak, oluşmak, düzelmekçêbuwarsuni, yapayçêjtatçêjandintatmakçêjdarlezzetli, lezizçeksilahçekbendyelekçekdarsilahşör, militançêkeryapıcı, tamirciçêkirinyapmak, oluşturmak, tamir etmekçêlkayaçêlekinekçelengyakışıklı, görkemli, atik, cesurçelikyavru, civcivçelitînbir şeyin kabuğunun soyulmasıçêlkirinsözetmek, bahsetmekçelqînçalkalanmakçelûsçok soru soran, ısrarcıçelzimançok konuşan, gevezeçemnehirçemandineğmek, bikmekçembilkulp, sapçemçûryaprak bitiçemçûscimri, pintiçemîhanîdutlukçempalbüyük yük üzerine konan küçük yükçençûzcimriçendkaç, birkaç. “çend zarok.” birkaç çocuk.çendînînicelikçenebazgevezeçeng1. avuç. 2. kulaç.çênîkuş yemiçep1. sol. 2. solak.çepelpis, kirliçepersiper, mevziçepgirsolcuçepikalkışçepiklêdanalkışlamakçepildirsek ile omuz arası kısmı.çeprastçapraz, çapraşıkçeqçeqok1. değirmen taşının ayar çubuğu. 2. mantar tabancası.çeqenesedir ağacına benzer bir ağaççêrküfür, sövgüçêrandinotlatmakçêrbazküfürbazçêreotçêregehotlak, meraçêrekküfürbazçêrînotlanmakçerixînkendi ekseni etrafında dönmek.çêrlêkirinküfüretmek, sövmekçermderiçermesorkızılderiliçêrtkuş dışkısıçerx1. çark. 2. kalem tıraşı.çerxetûntavaçespandinispat etmek, saptamakçêtîkirinparçalamakçetirdaha iyi, tercih edilirçewalçuvalçewsandinsindirmek, ezmekçewsînerbaskıcı, zorbaçewtyanlışçewtîyanlışlık, yanılgıçexerayakçêyîiyilikçine. “Çi bû?” Ne oldu?çiçikinsan memesiçiftexaspatiskaçîk1. kıvılcım, pırıltı. 2. şey, yani anlamında sözcük.çikandin1. suyu kesmek veya kurutmak. 2. ağaç, direk vb. dikmek.çiksayîaçıkmavi gök, bulutsuzçilkırkçîleçepzikzaklı dağ yoluçilekobur, pisboğazçilemînkırkıncıçilfisaşıran, çırpançilfisandinaşırmak, yürütmekçilîçilîyarasaçilizîneşya veya yiyecek dilenmek, otlanmakçilmsümükçilmisandinsoldurmak, pörsütmekçilmisîsolgun, solukçilmisînsolmak, pörsümekçilmosümüklüçilo1. nasıl? 2. yaprakları dökülmeden kesilen ve daha sonra kurutulan ağaç yaprakları veya dalları.çîmbacakçimaneden?, niçin?çimanbir şeyin bir parçasının kesilmesi anlamında fiil.çimkîçünküçîn1. desen, nakış, oya. 2. sınıf.çînayetîsınıfsalçinîn1. biçmek. 2. nakşetmek.çîpbaldırçipîskfiskeçîqalzayıf, cılızçiqasne kadar?çiqinîkabızçiqinîbûnkabız olmakçiraçıra, lamba, fener, fanusçirandinyırtmak, mecazi anlamda palavra atmak.çirçîrokmasalçîrikmeyvaların kurutulmuşuçirikandinhallaçlamakçirikvanhallaççirînyırtılmakçirksaniyeçîrokmasal, öyküçîrokbêjmasalcıçîroknivîsöykü yazarıçirûsînparıldamak, parlamakçirûskkıvılcım, parıltıçirxatkirindeğirmeni durdurmakçîtbir yazma türüçivdolambaç, dolambaç, zikzakçivankaytarmak, kıvırmakçivîkserçeçiyadağçiyakêşdağcıçîzat sineğiçizirînsızmakçoçubuk, deynekçogandeynek, bastonçolbirkestirme yolçolikhelaçolistançöl, kırçongdizçopgaspçopandingasp etmekçopîkahmakçoqilayakçorspatavatsız, kaba sapaçortankurutulmuş çökelekçovçubuk, deynekçûkserçe, bıldırcın vb. kuşlarçûlehalkı güldürençûngitmek, gidişçûrkumralçûyîngitmek, gidiş

Kürdoloji Kürtoloji Kürtcenin Tarihi Kürtce kökeni Kürtce Hangi Tarihde Kuruldu Kürtler Nereli Kürtler nerden Geliyor

Cumartesi, Mayıs 1st, 2010

Kürdoloji alanında yapılan ilk kapsamlı çalışma 1787′de “Kürt Dili Grameri ve Sözlüğü” eserini yayınlayan İtalyan Maurizio Garzoni’dir. Bu eserde yaklaşık 4.600 kelime yer almaktadır. Kürtçe üzerine ilk bilgilerin yer aldığı başka bir çalışma da Rusya‚dan P. S. Pallas da”Tüm Diller ve Lehçelerin Karşılaştırmalı Sözlüğü” çalışmasını yayınlar. Ayrıca 1880 yılında F. Justi “Kürtçe Grameri” adlı çalışmasını Petersburg’da yayınlar.
İtalyan, Alessandro Coletti (1925-1985) “Kürt Dili ve Grameri Sözlüğü” adını verdiği çalışmasının ilk cildini Kürtçe gramerine ve ikinci cildin ikinci bölümünü de Kürtçe-İtalyanca sözlüğe ayırmıştır.

Kürtçe üzerine çalışmalar yapan Alman bilim-insanlarının birkaçının adlarını zikretmemiz yerinde olacaktır: E. Rödiger, A. F. Pott, Theodor Nöldekc, Albert Socin, Ferdinand Justi, Oscar Man ve Karl Hedank.
Soane 1913 yılında Londra’da “Kurmanci veya Kürt Dili Grameri” çalışmasını ve 1919 yılında da Bağdat’ta “Temel Kurmanci Grameri” adlı çalışmalarını yayınlar. Yine İngiliz C. J. Edmonds da Tevfik Vehbi ile birlikte “Kürtçe-İngilizce Sözlük” çalışmasını yapar. 1957 yılında “Kuzey ve Merkezi Kürtçeye Lehçebilimsel Bir Bakış” adı altında doktorasını yapan dilbilimci Davit Neil Mackenzie, sonraları bu çalışmasını iki cilt halinde “Kürtçe Lehçesel İncelemeler” adıyla yayınlar.

Avusturyalı profesör Freidrich Müller (1843-1898) “Kürt Dilinin Kurmanci Lehçesi” ve “Kürt Dilinin Zazaca Lehçesi” adlı çalışmalarını yayınlar. Viyanalı Hugo Makas dilbilimsel çalışmalar yapmış olup “Kürtçe Metinler-Kurmanci Lehçesinde” adlı bir eser yayınlamıştır. Bunlardan başka, “Kürtçe-Fransızca Sözlük”ün yazarı A. Jaba’yı da unutmamak gerekir.

Amerika’da, Kürt dili üzerine yapılan ilk dilbilimsel çalışmalar misyoner S. A. Rhea tarafından yapıldı. 1851-1865 yılları arasında Hakkari yöresine yerleşmiş olan Rhea, burada Kürtçeyi öğrenmiş ve sonradan Kürtçe gramerini yayınlamış. Rhea bununla yetinmemiş ve 1.600 kelimelik Kürtçe-İngilizce sözlüğü de çalışmasının sonuna eklemiştir.

Yerli Kürdologlar

Güney Kürdistan’daki dilbilimsel çalışmalar genellikle Güney Kürtçesi (Sorani) üzerine yapılmıştır. Bu lehçe üzerinde ilk kez Tevfik Vehbi’nin (1891-1984) çalışmaları olmuştur. Vehbi 1926 yılında “Kürtçe Dilbilgisi” adlı çalışmasını yayınlar.

Giw Mukriyani de 1950 yılında “Rehber, Arapça-Kürtçe Sözlük”ü ve 1955 yılında da “Kürtçe-Farsça Arapça-Fransızca Sözlük”ünü yayınladı.

M. Xal da “Xal Sözlüğü” adlı çalışmasını Kürtçe-Kürtçe yayınladı. Nuri Ali Emini de dilbilgisi kitabını 1956 ve 1960 yılında Bağdat ve Süleymaniye’de yayınladı.

Kürçe üzerine detaylı çalışmalar yapmış bir isim olan Dr. Abdullah Haci Maruf, Cemal Nebez, M. E. Hewremani, Hamid Ferec, Tahır Sadık, İzedin Mustafa Resul’u anmakla yetinelim.

Doğu Kürdistan’da Kürtçe üzerine yaptıkları çalışmalarla tanınan yazarlarımız Muhamed Mukri, Qadiri Fetahi Qazi, Şex Merduxi Kurdistani, Sadık Safizade Borekeyi ve Hejar’dır. Bu parçada Güney Kürdistan’a nazaran fazla çalışma söz konusu değildir. Eski Sovyet Cumhuriyetleri’nde yaşayan Kürtlerden dil çalışmaları alanında akla gelen ilk isim Qanate Kurdo’dur. Onun dışında Çerkes Bakaev, İsak Sukerman, Kerim Eyubi, Maksime Xemo ve Zera Yusiv gibi isimlerden bahsetmek yerinde olacaktır.
Kaynak: Minic.Gen.TR Forum http://www.minic.gen.tr

İstanbul’da kümelenen Kürt aydınları arasında Kürtçe üzerine tartışmaların yaşandığından ve Arap harflerinin Kürtçe’ye uymadığı, Kürtçe için yeni bir alfabeye gereksinim olduğunu ileri süren aydınlardan Xelil Xeyali, Abdullah Cevdet, Salih Bedirxan, Celadet Bedirxan, Kamuran Bedirxan, Reşide Kürt, Osman Sebri, Kemal Badıllı, Feqe Huseyn Sağnıç ve Tori.
Kaynak: Minic.Gen.TR Forum http://www.minic.gen.tr

Kürtlerin Kullandığı Alfabeler

Kürtlerin hangi tarihte hangi alfabeyi kullandıkları bilinmiyor. Bilinen bir gerçek var ki o da, tarih boyunca Kürtlerin birden fazla alfabe kullandıklarıdır. Şimdiye kadar Kürtler tarafından kullanılan alfabeler şunlardır:

Çivi yazısı; 36 harf olan bu yazıya Medler altı harf daha ekleyerek, 42 harften oluşan bir alfabeyi kullanmışlar.

Avesta alfabesi; 44 harften oluşan bu alfabe sağdan sola doğru yazılıyordu. Bazı kaynaklar Avesta alfabesinin 48 harften oluştuğuna işaret ediyorlar.

Arami alfabesi; en fazla Kürtçe yazıların yazıldığı ve Kürtçenin en eski yazılı belgeleri olarak kabul edilen ve Hewreman bölgesindeki mağaralarda bulunan belgeler bu alfabeyle yazılmıştır.

Eski Pehlevi alfabesi.

Masi Sorati alfabesi; Arap tarihçi İbn Vahsiye (miladi 856), Kürtlerin bu alfabeyi kullandıklarını ve bu alfabeyle yazılmış üç kitabı gördüğünü söylüyor. 36 harf olan bu alfabeye Kürtler altı ses daha ilave etmişlerdir.

Yezidi Kürtlerin kullandığı alfabe; yüzlerce yıldan beri kullanılan bu alfabe 31 harften oluşuyor. Yezidilerin kutsal dini kitapları Mushefa Reş ve Cilwe, bu alfabeyle yazılmıştır.

Arap alfabesi
Latin alfabesi
Kiril alfabesi

Bu sıraladığımız alfabeler dışında Doğu Kürdistan’ın Zewe bölgesinde gümüş bir tepsi üzerine yazılı farklı bir yazı türüne rastlanmıştır. Araştırmacılara göre milattan önce 8. yüzyıldan kalan bu yazının Medlere ait olduğu ileri sürülüyor. Bu yazı türüne şimdiye kadar başka bir yerde rastlanmamıştır.

Kürtlerde Alfabe Tartışmaları

İslamiyetten sonra Kürtler arasında Kürtçeye uyarlanan Arap alfabesinin kullanımı yaygınlaştı. Kürt klasik edebiyatına ait eserlerin büyük çoğunluğu bu alfabeyle yazılmıştır. Ancak 19. yüzyılın sonlarında 32 harfli olan Osmanlı alfabesinin Kürtçedeki sesleri karşılamada yetersiz kaldığını vurgulayan Salix Bedirxan 8 harf ekleyerek, 40 harfli bir alfabe yaptı. Bu alfabeyle Roji Kurd’de birkaç yazı yayınlanmıştır.

20. yüzyılda Güneyli Kürtler Kürt Latin alfabesinden de yararlanarak Kürtçe sesleri karşılamada daha gelişkin bir Kürt Arap alfabesi geliştirdiler.

Yazılı olarak ilk kez Abdullah Cevdet “Roji Kurd” dergisinde Arap alfabesinin Kürtçeye uymadığını ve kendi alfabelerini değiştirmeleri gerektiğini işaret ediyor.

Kemal Badıllı’ya göre o dönem Kürt aydınları Latin alfabesine yakın bir Kürt alfabesi üzerinde çalışmış, fakat I. Dünya Savaşı nedeniyle bu alfabe hazırlanamamıştır.

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nde Ermeni asıllı Hakop Xaraziyan 1921 yılında Ermeni alfabesini Kürtçeye uyarladı. Bu alfabe “Şems” adıyla bilinir. Aynı dönemde Asuri asıllı İshak Morogulor tarafından Kürt Latin alfabesi hazırlandı ve 1930 yılında Kürtlerin en uzun süreli yayını olan “Riya Teze” gazetesinde kullanılmaya başlandı. 1944 yılında Rus merkezi hükümetinin dayatmasıyla bu alfabenin kullanılması durduruldu ve Heciye Cindi başkanlığında bir komisyon oluşturularak Kiril alfabesi Kürtçeye uyarlandı.

Kürdoloji Kürtoloji Kürtcenin Tarihi Kürtce kökeni Kürtce Hangi Tarihde Kuruldu Kürtler Nereli Kürtler nerden Geliyor…

Kürt Kadını Kürt kızı Kürt Aile Gelenegi Kürt Yasam Tarzı Kürtler Kürt Yasamı Kürtce

Cumartesi, Mayıs 1st, 2010

19. Yüzyılda Mirliklerin çözülmesinden ve Kürt halkının Osmanlıya başkaldırmasından sonra, kadının yeniden savaş ve politika sahnesine çıktığı görülüyor. 19. Yüzyıla ilişkin Batılı seyahatnameler; Kürt kadınlarının ustalıklı at biniciliğinden(süvarilik) övgüyle söz ediyorlar. Sözgelimi 19. yüzyılın ilkyarısında Kürdistan’ı gezen Fransız gezgin M. B. Poujoulat, Kürt kadınlarına ilişkin gözlemlerini şöyle yansıtıyor: “Kürt kadınları gerçek amazonlar; mükemmel ata biniyorlar ve kocaları gibi silahlılar. Zarif vücutlular, ama güneşten yanmış yüzleri hiç de sevimli değil. Kesinlikle peçe takmıyorlar; giysileri deri kemerle sıkılan, göğsü açık gri kumaştan oluşuyor. Küçük paralar bağladıkları uzun siyah saçları omuzlarında dalgalanıyor. Başlarına, geriye sarkıttıkları sarı veya mavi ince bir örtü takıyorlar, çıplak ayakla geziyorlar”.
Aynı yıllarda Gulistan’ı gezen İngiliz gezgin Rich de benzeri gözlemlere sahiptir: “Gülistan kadınlarının durumu Türkiye ve İran’dakinden çok daha iyidir; onlar eşleri tarafından eşit muamele görüyorlar.”
Üç yıl boyunca İran ve Gülistan’ı gezen Alman gezgin Georg Fowler’in tesbitleri de aynı doğrultudadır:
www.minic.gen.tr/sohbet.php
“Yedi yaşından itibaren erkek çocuklar silahla tanıştırılırlar. Kadınlar bile, bedenlerine büyük güç kazandıran silah kullanma alıştırmalarından nefret etmezler. Kürt kadınları, buğday tenli, pazılı; bazen örgülü, bazen sarkık, bazen de yabanice dağılmış uzun saçlıdırlar. Büyük siyah gözleri parlak ve hayat doludur. Fakat gözündeki bu hayatiyet ve canlılık, vahşi tabiat ortamından dolayı ele-avuca sığmayan karakterdedir.”
Kırsal kesimdeki Kürt kadınlarının, çoğu zamanlarını ev işlerinde ve kirmenle yün eğirmekle geçirdiklerini belirten yazar, bu kadınların takıyı çok sevdiklerini, alınlarında ve vücutlarının başka yerlerinde sıralamış oldukları metal takılan taşıdıklarını söyler.
www.minic.gen.tr/sohbet.php
Fowler, başlık geleneğini ise şöyle değerlendirir: “Havva’nın güzel kızları ebeveynlerinin yanında o kadar değerlidirler ki, bu değerden dolayı, evlendiklerinde kendilerine para verecekleri yerde, başlık parası talep ederler. Evlenecek koca, evlilikten dolayı kızın anne ve babasının mahrum edildikleri hizmet yerine maddi bir bedel öderler.
Eşiyle birlikte Kürtler arasında uzun çalışmalar yapmış Fransız gezgin ve antropolog Ernest Chantre, gözlemlerine dayanarak şu belirlemelerde bulunur:
“Kürt kadınları, genellikle güzel ve iri yapılıdır. Özellikle dağlarda yaşayan Kürt kadınları, yabancı erkeklerin yanında yüzlerini gizlerler.
Kadınlar, burunlarına hızma, kollarına metal bilezikler takarlar. Kostümleri genellikle Ermenilerinkine, bir kısmınınki ise İranlılar’a benzer.
Kürt kadınları, genellikle çadırların kurulmasında ve yerleştirilmesinde büyük hüner gösterirler. Kürt kızları çok güzel halı dokurlar.
Tıpkı Arap ve İranlılarda olduğu gibi, çokeşlilik özellikle aşiret reislerinde görülür. Evinde iki gün kaldığımız ve arkadaş olduğumuz Haydaran aşiret reisinin üç eşi vardı. Bunlardan en genci 20′li yaşlarda çok güzel ve rengarenk giysiler ve değerli takılarla süslü, uygar görünümlü İranlı bir bayandı.”
Yazar, erkek çocukların doğumunun sevinçle karşılandığını, ancak aynı şeyin kız çocukları için söylenemeyeceğini de ekliyor.
www.minic.gen.tr/sohbet.php
“Türkiye’de Kadın ve Folklorları” üstüne önemli bir çalışma yapmış olan İngiliz kadın araştırmacı Lucy Garnett, eserinin önemli bir bölümünü de Kürt kadınına ve folklorlarına ayırır. Doğrudan gözlemlerinin yanısıra daha önce yayımlanmış olan seyahatnamelerden ve araştırmalardan yararlanan Garnett, Kürt kadını konusunda ilginç belirlemelerde bulunur:
“Müslüman olmalarına karşın, Kürt kadını dışarıya çıkarken peçe ile örtünmez. Ancak Süleymaniye gibi büyük şehirlerde soylu kadınlar, İç Anadolu’daki Türk kadınlar gibi mavi bir örtü ile örtünür ve yüzünü siyah at kılından yapılmış peçe ile gizlerler. Ancak bu zorunlu bir davranış değildir ve daha çok tanınmadan kentte dolaşmak isteyen yüksek sınıftan kadınlar tarafından uygulanır. Alt sınıftan kadınlar ise yüzünü örtmez. Köylü kadınları evden çıkınca, göçebe kadın ise yolda iken yüzünü tülbentle örter. Türklerden farklı olarak, erkek hizmetkârlar kadınların bulunduğu odalara serbestçe girebilir ve erkek konuklar tüm aile tarafından ağırlanır.
Davranışlarında açıkça görülen bu özgürlüğe karşın, Kürt kadınları son derece gururlu ve terbiyeli bir yapıya sahiptir ve ne Ermeni kadınları gibi ürkek, ne de Osmanlı kadınları gibi küstah davranırlar.”
Garnett’in, Kürtler’de anaerkilliğin izlerini taşıyan şu belirlemesi de ilginçtir:
“Kürt kadınları, özellikle de göçebe aşiretlerdeki kadınlar, aşiretin kan davası, planlar ve düzenler gibi sosyal ve siyasal tüm meseleleri ile ilgilidir ve katkıda bulunurlar. Erkekleri gibi eğlenmesini bilir ve yorulmazdırlar ve her an atlara atlayıp kocalarının yanında maceralara atılabilirler.”
www.minic.gen.tr/sohbet.php
Yazar, ev ortamında kadın-erkek ilişkileri konusundaysa şöyle diyor: “Ev ortamında, ana baba, kız kardeş ve çocuklarına karşı son derece bağlı olan erkekler, kadınlara eşit davranır. Koca rolünde ise erkekler saygılı, nazik ve anlayışlı davranır.”
19. Yüzyılın sonlarında Türkiye’de uzun süre bulunan ve literatürde “Löbel Efendi” olarak adlandırılan Hollandalı araştırmacı D. Theophil Löbel, gözlem ve araştırmaları ile güvenilir kaynaklara dayanarak hazırladığı “Türkiye’de Düğün Törenleri” konulu çalışmasında da benzeri tesbitlerde bulunur:
“Kürt kadınları, Şark’taki diğer kadınlardan daha fazla özgürlüğe sahiptir ve erkekleri kadar yiğittir. Bunun güzel bir örneğini Kürt kadını Kara Fatma sergilemektedir. Toroslar’da bulunan Revandiz’de yaşayan Kara Fatma, Kırım Savaşı çıktığında bir süvari bölüğünü toplayıp, Padişaha, Ruslar’a karşı savaşmaya hazır olduklarını belirtmek için İstanbul’a gitmiştir.
Kürt kadınları ve genç kızları genel olarak peçesiz dolaşır. Bazen zengin ve soylu aşiret kadınları, başlarını kırmızı bir örtüyle örterler.”
www.minic.gen.tr/sohbet.php
Yazar, Yezidi Kürt kadınlarının da belli bir güzellikten yoksun olmadıklarını, kadınların hep eşlerinin yanında bulunduklarını ve yorucu, tehlikeli yaşamlarını onlarla paylaştıklarını ve toplum tarafından hoş tutulduklarını belirtir.
“Çeşitli Irklarda Kadın Güzelliği” konusunda görsel ürünlere dayalı bir araştırma yapan başka bir Hollandalı araştırmacı Dr. C. H. Stratz da, daha çok Kürt kadınının fiziki özelliklerinden yola çıkarak, “Pers yani İran kökeni ile akrabalığı olan Kürt kadınlarının göze çarpan güzellikleri, yüz hatlarının uyumluluğu, el ve ayaklarının küçüklüğü açıkça görülmektedir; ince ve uzun elleri, özellikle ikinci parmaklarının uzunluğu dikkat çekmektedir” demektedir.
1881′de yayımladığı “Das Frauenleben der Erde” (Yeryüzü Kadınlarının Yaşamı) adlı kapsamlı gravürlü çalışmasında Kürt kadınına da epeyce yer veren ünlü Avusturyalı araştırmacı Amand Freiherr von Schweiger-Lerchenfeld, 1904′te yayımladığı “Die Frauen des Orients” (Doğu Kadınları) adlı fotoğraflı eserinde de Kürt kadınına epeyce yer ayırır.
www.minic.gen.tr/sohbet.php
Araştırmacı-yazar, “Önasya’nın dağlık bölgelerinde yaşayan Kürtler hakkındaki yargı ve düşüncelerini” özet olarak şöyle sıralar: Özgürlük tutkunu, misafirperver, sözünün eri, soygun ve talana eğilimli, kinci ve incir kabuğunu doldurmayan sorunları büyütüp ölüme kadar götürmek. .
Konuyu oldukça araştırmış bir oryentalist olarak Lerchenfeld, ilginç belirlemelerde bulunur:
“Kürtlerin yukarda belirttiğimiz bağımsız ve özgür olma tutkusunun gelişip yerleşmesinde,, Kürt kadınının önemli bir katkısı olmuştur. Doğanın en ağır ve hırçın ortamında şekillenen Kürt kadını, aylarca yaylalarda kendi başına kalırken bazen de eski bir kalede kocasının yanında misafirlerine ev sahipliği yapar. Kürt kadını Türk ve Persli kadınlar gibi haremi tanımadığı gibi, ev yaşamında ve ev işlerinde oldukça hünerli ve çabuktur.
Günün erken saatlerinden başlayarak hiç dinlenmeden geç saatlere kadar ev veya çadırda, yemek yapmakla, çocuklarının bakımıyla, ava veya çatışmaya giden kocasının silahını, atını, yolluğunu hazırlamakla geçirir.
Kaynak: Forum http://www.minic.gen.tr/
www.minic.gen.tr/sohbet.php
Kürt kadını kilim tezgahlarının önüne oturduğunda veya ipliğ eğirirken, dağ kokularıyla dolu ezgiler mırıldanır. Tabii bu dağ kokularıyla dolu ezgiler, daha sonra kendini kilimde doğanın renkleri olarak dışa vurur.
Kürt kadınları, dış görünümleriyle de oldukça ilgi toplarlar. Vücudunun çeşitli yerlerinde bulunan dövmelerin dışında Asya kadınlarına özgü burunlarındaki hızmalarıyla da ilginç bir görünüm sergilerler. Genel olarak yapılı bir vücuda sahiptirler. Vücudun bu iri yapısı, Kürt kadınlarının estetik ve canlı görünmesine engel olmaz.
Kürtler, kızlarını oldukça disiplinli yetiştirir. Dışarıya karşı sürekli bir utangaçlık gösterirken, Kürt kızları her zaman ciddi ve kendinden emindir. Kürt kadınları arasında mavi gözlü ve sarışın saçlı kadınlar bulmak mümkün.
Kostümü andıran elbiseleri giymeyi severler. Alınlarını gümüş ve altın paralarla süslemeleri meşhurdur.”
Kürt toplumunu yakından tanıyan Kock gibi yazarlar, “Kürt kadınları erkeklerinden geri değildirler” derken; yine Kürtler’i yakından tanıyan ve uzun süre ünlü Kürt aşireti Caflar’ın liderliğim yapan Adile Hanım’in yanında bulunan İngiliz subay ve yazar Soane de, “Kürt kadınları diğer hiç bir Müslüman ırkta görülmeyen bir mevkiye sahiptirler” belirlemesinde bulunmaktadır.
Soane, şöyle bir anısını aktarır:
“Birçok kez evin hanımı kocası evde olmadığı halde, beni bir erkek gibi karşılamış, yanıma oturarak benimle konuşmuştur. Bu hareketleri yaparken de İranlı ve Osmanlı kadınlarında görülen garip bir bönlük ya da yapmacık namuskâr anne davranışlarında bulunmamıştır. Hatta kocası gelip, atını bağlayıp çadıra girinceye kadar da bana hizmetini sürdürmüştür.”
Kürt halkını çok yakından tanıyan bir ingiliz diplomat ve yazar da, C. J. Edmonds’dur. Kürdoloji bölümünün önemli eserlerinden biri olan “Kurds, Turks and Arabs” adlı kitabında, başta Caf aşiretinin reisi Halepçe’li Adile Hanım olmak üzere birçok ünlü Kürt kadını hakkında bilgiler verir ve anekdotlar sunar.
www.minic.gen.tr/sohbet.php
“Köylerde, Kürt kadınları da, Ortadoğu’daki komşuları kadar güç koşullarda yaşamlarını sürdürmektedir, güç işlerin tümü onların omuzundadır. En zor işlerden birisi de, deriden yapılmış tulumlar içinde, pınardan doldurdukları buz gibi suyu sırtlarında köye taşımaktır; bu sadece kadınlara mahsus bir iştir. Bununla birlikte aşiret reisi aileler içinde kararlarda söz sahibi olan kadınlara rastlamak olağan bir durumdur. Bunların içinde en ünlüleri belki de Halepçeli Adile Hanım’dır” diyen yazar, benzer yapıda bir başka Kürt kadınını, Fatma Han’ı da tanıtır:
“Revanduz yakınlarında yaşayan ve memurlar tarafından Fatma Han olarak bilinen başka bir hatun vardır. Bu kadın, kocasının ölümünden sonra sekiz köyden oluşan bir grubu yönetmiş. Hükümetle ilgili tüm işleri Fatma Han halledermiş ve Parlamento seçimlerinde, köy halkı onu kendileri için oy vermek üzere vekil olarak görevlendirmiş; oysa yasaya göre sadece erkekler seçme ya da vekalet etme hakkına sahipmiş. Sıradan Kürt kadınının büyük bir potansiyel barındırdığı aşikârdır” .
Bildiğimiz kadarıyla, doğrudan Kürt kadınına ilişkin ilk kitapçık, Ekim Devrimi’nden sonra 1927′de Moskova’da yayımlanıyor: . Kürt Kadını
O dönem Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin, çeşitli halkların kadınlarına dönük genel bir çalışması çerçevesinde yayımlanan kitapçık, sözkonusu partinin yarı-resmi bir yayını durumundadır. N. A. Smirnov tarafından kaleme alınan çalışma, parti yayını olması dolayısıyla kuşkusuz bilimsel olmaktan çok, bir resmi ideolojinin bakış açısını yansıtmaktadır. Buna rağmen, gerek bölge halklarıyla karşılaştırmalı bir çalışma olması, gerekse tarihsel ve toplumsal gerçeklikleri yansıtması açısından üzerinde durulmaya değer bir çalışmadır. Biz burada ayrıntıya girmeden, kimi ilginç tesbitleri aktarmakla yetinmek istiyoruz:
www.minic.gen.tr/sohbet.php
“Küçük Asya’nın büyük çoğunluğuna, İran’a ve Sovyet Kafkasya’sına dağılmış bütün Kürt kabilelerindeki yaşantı, aile ilişkileri ve kadının konumu temel çizgilerde aynıdır. Kürtler çeşitli islami mezheplere (Türkiye ve Irak Kürtleri Sünni, Alevi ve Yezidi; Batı Kafkasya’dakiler Şii,Yezidi -Sünnilerin büyük çoğunluğu 1918′den sonra Türkiye’ye geçmiştir-; İran’dakiler Şii ve Ali-İlahi) dağılmış olmalarına karşın din, diğer Müslüman ülkelerde gördüğümüz gibi, onlarda belirgin bir ayrım ve kadının konumuna belirgin bir etki yapmamıştır. Kürtler genel olarak dindarlıklarıyla göze çarpmamaktadırlar. Kürt kadını, onlara komşu Ermeni, İran ve Türk halklarının kadınından daha bağımsız bir konum almaktadır. Bunun yanısıra kadın, kabile hayatındaki bütün önemli olaylara katılmakta, çoğunlukla kadın atamalar ve bazı grupların kadın önderleri görülmektedir. Bu, kadınların kabile yaşamını yönettiği eski dönemlerdeki anaerkil kalıntıların burada henüz korunduğunu ispatlamaktadır. Kadınlar, sıklıkla askeri müfrezelerin başında yer almakta ve savaş sırasında Türk ordusunda komuta görevleri üstlenmektedir.
www.minic.gen.tr/sohbet.php
Kürtler’de çok eşlilik ve kadınların inzivası tam olarak gözlemlenmemektedir. Bu, bir yandan kısa zaman öncesine dek göçebe olan Kürtlerin ekonomik hayatının karakteriyle, diğer yandan tarlada, hayvancılıkta ve evdeki bütün işlerde kadının yer aldığı aile yapısıyla açıklanmaktadır.
Gerçekte çevrenin etkisiyle Kürt aristokrattan, Türk ve İran aristokratlarını her alanda taklit etmek isteyerek haremler kurmuş, kendi eşlerini eve kapanmaya zorlamış ve birkaç eş almışlardır. Fakat bu yeni uygulama Kürt halkına hiç de uygun gelmemiştir.
Kürtlerin toprağa yerleşme süreciyle birlikte Kürt kadınının konumunun sürekli olarak eşe daha fazla bağımlılık ve daha fazla kişiliksizleşme yönünde değişmeye başladığını belirtmek gerekir. Yerleşik Kürtler, Türkler ve İranlılardan aile yapısını ve onların kadına yaklaşımını daha kolaylıkla benimsemişlerdir. Aynı durum, bizim Sovyet Kürtleri’nde de gözlemlenmektedir. Bu Kürtler, aralarında yaşayan Türklerden pekçok şey almışlardır. Burada, çevre halklarla karışma süreci de büyük öneme sahiptir. Kürtler, ilke olarak sadece kendi aşiretlerinden kadınlarla evlenmelerine karşın gerçekte onlar sıklıkla komşu halklardan da eş almaktadır; bu durum özellikle Batı Kafkasya’ya gözlemlenmektedir.
Kürt kadınları yüzlerini kapamazlar, onlar erkeklerle birlikte toplumda yer alır ve kendi toplum hayatlarına erkeklerle eşit olarak katilırlar. Erkeğin olmadığı köyde, kadın misafirleri kabul eder. Komşu Türkler’de olduğu gibi Kürtler’de inziva yoktur. Eğer bir Kürt kadını aklı ve güzelliğiyle göze çarpıyorsa, onun adı oğlunun adına eklenir. Bu nedenle, Kürt kadınının daha özgür konumu, yabancıların gözlerinden saklanan Türk kadınından onu ayrı kılmaktadır. Yeni hayata ve yeni bağımsız duruma geçişini zorlaştıran cahillik ve geri kalmışlığına rağmen Kürt kadınının, Azerbaycan’daki Türk kadınından daha ileride olduğunu belirtmek gerekir. Bunun ilk bakışta nedeni, münzevi bir hayat süren Türk kadınıyla karşılaştırmada, Kürt kadınının daha özgür bir konuma sahip olmasıdır. Daha önce de belirtildiği gibi, Kürt kadını yüzünü kapamamakta, tanımadığı bir erkekten saklanmamakta, eskiden beri erkeklerin toplantılarında bulunmakta ve çeşitli sorunların tartışılmasına katılmaktadır.”
Bu dönemde ve sonrasında bir bütün olarak Kürtler, özelde de Kürt kadını üzerinde çalışma yapan iki Rus/ Sovyet araştırmacı da, ünlü Kürdolog ve Doğubilimci V. Minorski ile Bazil Nikitin’dir.
Minorski, doğrudan gözleme ve bilimsel araştırmalara dayanarak “Kürtler’de kadının yeri” konusunda şu gerçekçi değerlendirmeleri yapar:
“Diğer İslam halklarına göre Kürtler, kadın konusunda daha hoşgörülüdürler. Bununla birlikte Kürtler’de kadının görevi zorunluluklar gereği gerçekten de ağırdır. Kürt kadını, evinin güç işlerinden başka, pınardan su getirir, dağlara tırmanarak odun toplar, davarların sütünü sağar, bütün bu işleri yaparken de küçük yavrusunu sırtında taşır. Ayrıca erkeğiyle birlikte tarım ve benzeri işlerde çalışır. Diğer Müslüman ulusların aksine kadınların yüzü örtülü değildir. Erkeklerle birlikte otururlar ve zaman zaman konuşmalara katılırlar. Kürtler’de genç kızla erkek arasında İslamcı tutuculuğa sahip halklar gibi, uzaklık ve çekingenlik yoktur. Birbirleriyle konuşurlar ve kendilerine özgü geleneklere göre evlenirler. Kürtler, düğün ve eğlencelerini de kadın-erkek birlikte yaparlar ki, bu da, diğer Müslüman halklar tarafından yapılmayan, dince yasak bir şeydir. Kürtler’in bu eğlencelerde kendilerine özgü oyunları vardır. Bu oyunlara katılanlar el-ele tutuşurlar ve çalgılar arasında birtakım ritmik hareketlerle dans ederler. ”
Nikitin, Kürdoloji biliminin temel taşlarından biri olarak kabul edilen ünlü sosyolojik ve tarihi incelemesi “Kürtler”de,”Kürt toplumunda kadının yeri”konusuna oldukça geniş yer ayırır. “Kadının durumu bir kavmin karakterini çok iyi çizer”diyen Nikitin, Minorski’nin düşüncelerini daha da temellendirir ve örneklerle açımlar. Kürt kadınlarının iyi at biniciliği özelliğini o da vurgular:
“Kadınların hepsi, dış görünüşleri ne olursa olsun, çok iyi ata binerler ve erkeklerle boy ölçüşmekten çekinmezler. Dağlara tırmanırken hiç bir engelden yılmazlar ve büyük bir beceriklilik gösterirler.”
Nikitin’in, Kürt kadınına ilişkin kimi belirlemeleri ise şöyledir:
“Kürt kadınları yüzlerini örtmezler. Kalabalıkta erkekler arasına karışırlar. Toplantılarda daima söyleyecek sözleri vardır. Kürt kadını, hoşa gitmeye çalışmakla ve neşeli olmakla birlikte, erdemlidir. Gerek fuhuş, gerekse Doğu’da çok yaygın olan bazı kötü huylar Kürtler arasında görülmez. Kadın, Kürtler’de tartışma götürmez bir biçimde kişiliğine sahiptir. Bir anne zeki ya da güzel diye tanınmışsa, adı oğlunun adına eklenir.”
“Aşiretlerin başına geçip onlara tamamiyle baş eğdiren birçok kadınlar gösterilebilir” diyen Nikitin, buna, Halepçeli Adile Hanım, Nehrili Meryem Hanım, Kafuruşi aşiretinden Pura Halim, Şuvan aşiretinden Qaha Nergiz gibi isimleri örnek veriyor. Yazar, Kamuran Bedirhan’ın 1933′te l’Orient gazetesinde yayımlanan bir yazısından yola çıkarak ve üstteki örneklere dayanarak şu ilginç belirlemede bulunuyor: “Yazar (Bedirhan), Kürt kadınının ilerde ulusal dirilişin etkenlerinden biri olacağına işaret etmektedir.”
İki yazarın üstünde mutabık kaldıkları ilginç bir husus da şudur: “Lirik Kürt şiiri çoğunlukla kadın duygularından esinlenir. Esasen şarkıların, ninnilerin, romansların büyük bir kısmı kadınlar tarafından yazılmıştır.”
Güney Gülistan’da Kürt toplumu içinde doğrudan gözleme dayalı incelemeler yapan tanınmış Fransız rahip ve Kürdolog Thomas Bois (Lucien Ranbout), doğrudan gözlemlerden ve folklorlarından yola çıkarak şu değerlendirmeyi yapıyor:
“. . . İslam ülkelerinde genel olarak düşlenilen şeyin tersine, Kürtler’de kadın, erkekle eşit tutulmaktadır. Kadın peçe takmaz. Evin işlerini yönetir. Para kesesini kadın taşır ve ev harcamalarını kendisi yapar. Harcamalarda özgürdür. Bir yabancı eve geldiğinde, kadın topluluğa rahatlıkla girebilir ve kimseyi gücendirmeksizin bazı konuşmalara katılabilir. Kürt erkeğinin, gerçekte her şeyde olduğu gibi, karısına güveni sonsuzdur. Ayrıca, kadının engin düşüncesinden de yararlanır. Kürdistan’da çok şarkı söylenir. Kürt kadını şarkılarda kendini bulur. Zira, savaş sarkıları dahil şarkıların çoğu, özellikle de aşk şarkıları, kadınlar tarafindan söylenmektedir. Uzun epopelerden başka savaşa gidişi anlatan şer ve delal’lerden başka, günlük yaşamlarının binbir uğraşılarını dile getiren birçok şarkılar vardır. Genç kızların rengarenk halı dokurken ya da ip eğirirken mırıldanarak söyledikleri berdolavi’ler, çıkrıkbaşı şarkıları; genç oğlan ve kızların çıktıkları yayladan (zozan’dan) inerken sırayla dönerek söyledikleri güz şarkıları, konuşmaksızın oynadıkları halk şarkıları’nın birçokları, tambur ve kaval eşliğinde söylenen dilok’lar ve her ezgiden sonra nakarat olarak söylenen, çocuk oyunlarından çıkarılan belite, lori ya da ninni’ler yalınlığı ve tatlılığından dolayı özellikle göze çarpan bir tür oluştururlar.”
Yıllarını Kürt toplumu arasında geçiren Fransız Kürdolog Thomas Bois, “Kürtler”e ilişkin en son eserinde; “Kürtler’de Aile Yaşamı”na geniş yer verir. Bois, gerek doğrudan gözlem ve incelemeleri, gerekse anekdotlarla konunun oldukça ayrıntısına dalar. Bu arada, özellikle Müslümanlığın Kürt yaşamı üzerinde yarattığı olumsuz etkileri örneklerle tesbit eder.
“Genellikle Müslüman olan Kürtler’de, dini bir vecibe olarak çok eşliliğin bulunduğunu” belirten yazar, sözlerini şöyle sürdürür:
“Daha önceleri, aşiret reisleri, siyasi kaygılarla çok sayıda kadınla evlenir ve sayısız çocukları olurdu. Bugün bu durum değişmiş, çok eşlilik gittikçe azalan bir duruma gelmiştir. Günümüzde, eğitimsiz toplumlarda çok eşliliğe rastlanır. Ancak buralarda da iki eşten fazlası görülmez. Kırsal alanlarda tek eşlilik daha yaygındır, iki eşli evlilik oranı yüzde 2′yi geçmez”.
Bois, başka bir çalışmasında da; Müslüman ve Yezidi Kürtler’de çok eşliliğin bulunduğunu, ancak Alevi Kürtler’de çok eşliliğe pek rastlanmadığını vurgular. Yazar, geçmişte siyasi nedenlerle yapılan çok eşli evliliklere şu örnekleri verir:
“Aşiret reisleri çoğu kez Kur’an’ın müsaade ettiği dört kadınla evlenmekle yetinmezler. Süleymaniye aşiretinin kurucusu ibrahim Paşa’nin 40 tane karısı vardı. Botan Miri Bedirhan Beyin 14 karısı, 99 tane de çocuğu vardı. Öldüğünde 21 oğlu, 21 kızı hayattaydı.”
Kırsal kesimde yer yer rastlansa da, çok eşlilik geleneğinin günümüzde artık son bulmak üzere olduğunu da vurgulayan yazar, köy-kent bağlamında kadının değişen konumunu ise şöyle özetliyor:
“Kürt ailesinde asıl yetki kocanın elinde. Ancak kadının da söz hakkı var. Eşler arasındaki ilişkide kadın köylerde asttır. Köy aristokrasisinde ve kentlerin eğitimli kesimlerinde erkekle eşit konumdadır. Kentin eğitimsiz kesimlerinde ise üsttür.”
1950′li yıllarda, genelde Kürtler ve özelde kadınlar üzerinde odaklanan kimi sosyolojik, antropolojik ve etnolojik çalışmalar da bulunuyor. Özellikle Güney Gülistan’da incelemelerini yürüten ve bunların sonucunu 1953′de “Principles of Social Organization in Southern Gülistan “(Güney Gülistan’da Toplumsal Örgütlenmenin İlkeleri) adıyla yayımlayan Fredrik Barth’ın eseri (Oslo, 1953), bunlardan biridir. Yazar, burada farklı bir yaklaşımla Kürt toplumunda insan topluluklarını şöyle kategorize eder: 1-yüksek prestijli erkeklerin toplandıkları odalar, 2-daha düşük statülü erkeklerin biraraya geldiği çatıüstü toplulukları, 3-kadın topluluğu.
Aynı bölgede daha sonra incelemeler yapan bir başka yazar da Danimarkalı ilk kadın antropolog Henny Harald Hansen’dir. Prof. Hansen’in, Kürt kadınını da işleyen ilk çalışması “Allah’sDotre”dir.
“Irak’ta kaldığım süre boyunca, ülkenin azınlığı içinde olan ve Kuzey Irak dağlarında saklanmış olan Kürt kadınlarıyla yaşadım” diyen yazar, ilginç bulduğu bir gözlemini şöyle aktarır:
“Bana en ilginç gelen şeylerden biri de, benimle karşılaşan hiç bir Kürt kadınının bana gıpta etmemesi oldu. Tam aksine, benim sıradan Avrupai giysilerimin içinde açınası ve zavallı olduğumu ve dünyayı tek başıma dolaştığımı düşündüklerinden benim için çok üzülüyorlardı.”
Yazarın, doğrudan Kürt kadını üzerinde yoğunlaşan çalışması ise, “The Kurdish Woman’s Life” (Kürt Kadınının Yaşamı) adını taşıyor.
www.minic.gen.tr/sohbet.php
Batı’da, Kürt toplum tarihi konusunda 1960′tan sonra yayımlanan, Kürdoloji biliminin iki önemli eseri bulunuyor. Bunlardan biri, Prof. Wadie Jwaideh’nin 1961′da Amerika’da hazırladığı ve ancak ilk kez 1999′da Türkçede basılan “Kürt Milliyetçiliğinin Tarihi / Kökenleri ve Gelişimi” konulu doktora çalışması ; ikincisiyse Prof. Martin van Bruinessen’in ilk kez 1978′de Hollanda’da yayımladığı “Agha, Skeikh and State: On the social and political organisatıon o f Kurdistan” (Ağa, Şeyh ve Devlet: Kürdistan’ın Sosyal ve Politik Örgütlenmesi) konulu doktora çalışmasıdır.
www.minic.gen.tr/sohbet.php
Bruinessen’in eserinde, aşiretler ve aşiret dışı gruplar bağlamında aile organizasyonu ve kadın konusu irdelenmektedir.
Jwaideh’nin çalışmasında ise, geniş bir kaynak birikimine yaslanılarak, “Aile Yaşamı” bağlamında Kürt kadınına geniş yer verilir. Biz burada, yazarın çıkardığı sonuçlar konusunda fikir verebilmek için birkaç alıntı vermekle yetineceğiz:
“Birçok yazar, Kürt kadınlarının kayda değer şekilde özgür olduğu konusunda fikir birliği içindedir. Bu özgürlük farklı biçimlerde kendini gösterir. Kürt kadını eve kapatılmaz ve peçe takmaz. Özgürce erkeklerin arasına karışır ve kapatılmanın getirdiği mahcubiyeti göstermez. Kürt kadın ve erkekler, bayram, düğün ve diğer kutlamalarda birlikte dans eder. Soane, bu durumun, muhafazakâr addedilen Müslüman halklar arasında alışılmamış bir şey olduğunu belirtir. Soane, Kürtlerin bu konuda Ortadoğu halklarından çok, Doğu Avrupalılara yakın olduğuna işaret eder. Kürt kadınının, kocasının yokluğunda ailenin reisi gibi davranarak erkek misafirleri ağırlaması şaşılacak bir durum değildir. Burada, söz konusu rahatlığın nadiren kötüye kullanıldığını belirtmek gerekir. Kürt kadını iffetlidir. Fuhuş, Kürtler arasında bilinen bir şey değildir ve gerçekte çok sayıda yazar, Kürt dilinde ‘fahişe’ sözcüğünü karşılayan bir sözcük olmadığını not etmektedir.
Kürt kadını evinin hanımıdır. Aile içinde etkinliği oldukça fazladır ve fikirleri önemsenir, saygı duyulur. Hem göçebe hem de yerleşik aşiretlerde, Kürt kadını çok sayıda zor işin üstesinden gelir. Ancak kadınlar, kocaları zamanlarını aylaklıkla geçirirken bütün işi yapan köleler değildir. Soane’a göre, erkek ve kadın arasında önemli ölçüde bir işbölümü vardır. Erkekler tarlalarda çalışır, sürüleri güder, toprağı sürer, meyve ağaçlarına veya tütün tarlalarına bakar, ürettiklerini komşu pazarlara taşır; kadınlar ise meyveleri ve tütünü kurutur, halı dokur veya farklı ev işleriyle uğraşırlar.”
Kürt kadınları arasında iyi binici ve mükemmel atıcı olanların sayısının çok olduğunu ve savaşçı aşiretlerde, kadınların sık sık erkeklerin yanında cesurca dövüştüklerini belirten yazar; “Kürdistan’da kadınların sık sık büyük güç ve nüfuza sahip konumlara yükseldiklerini, hatta içlerinden bazılarının aşiretlerinin reisleri olarak tanındıklarını” vurgulamakta ve 19. yüzyılda ve 20. yüzyıl başlarında yaşamış olan Hakkarili Halime Hanım, Ezdinan aşiretinin reisi Fatma, Nehri şeyhleri ailesine mensup Meryem Hanım, Caflı Osman Paşa’nın karısı ve sonradan aşiret reisi Adile Hanım, Şeyh Mahmud Berzenci’nin kuzeni ve kardeşinin karısı Hafsa Hanım, Yezidi prensesi Mayan Hatun gibi isimleri sıralamaktadır.
Basında rastladığım, Kürt kadınını da ilgilendiren Batılı bir çalışma ise, Anadolu’yu iki yıl süreyle dolaşan Amerikalı bayan araştırmacı Katherine Begley’in “Anadolu Kadınıyla Diyalog” konulu çalışmasıdır. Kendisiyle yapılan bir röportajda, Kürt kadını konusunda şunları söylüyor:
“Kürt kadını çok rahat, kocasını eleştirebiliyor. Alevilerde de kadınla erkek çok modern. Türk kadınları ise yaşlanınca saygı görüyorlar”
Bilindiği gibi, geçmiş yüzyıllarda Batı’da Kürtler’e ilişkin yüzlerce seyahatname yayımlanmış. Bunlar, bir bütün olarak Kürt halkının yanısıra, özelde Kürt kadını açısından da büyük önem taşımaktadır.
1987′de Eskişehir/Anadolu Üniversitesince, Türk ve Batı imaji açısından bu seyahatnamelerin değerlendirildiği bir sempozyum düzenlenmiştir.
Bu sempozyuma sunulan bildirilerden biri de Prof. Dr. Reinhold Schiffer’e ait olup, “19. Yüzyıl Seyahatnamelerinde Türk Kadını ve Türk Erkeği imajı” adını taşımakta ve genelde Doğulu, özelde Osmanlı/Türk kadını konusunu işlemektedir.
Elimizde, konuyu salt Kürt kadını açısından işleyen Fransa’da yapılmış bir doktora tezi de bulunmaktadır. Kürt kadın araştırmacı Nazand Abdullah-Begikhani tarafından hazırlanan tez,”19. ve 20. Yüzyılın Başında Özellikle Fransız ve ingiliz Literatüründe Kürt Kadını” adını taşımaktadır.
www.minic.gen.tr/sohbet.php
Son yıllarda, biri Almanya’da diğeri Amerika’da olmak üzere, Kürt kadını konusunda iki önemli çalışma yayımlandı. Eva Savelsberg, Siamend Hajo, Carsten Borck tarafından editörlüğü yapılan “Kurdische Frauen und das Bild der kurdischen Frau” adlı toplu eser içinde Kürt kadınına ilişkin sekiz bildiri yer alıyor.
Editörlüğü Shahrzad Mojab tarafından yapılan “Women Of A Non-State Nation: The Kurds” adlı toplu eserde ise oniki bildiri yer alıyor. Ancak bunların dördü üstteki eserdekilerle aynı.
Batı’da son yıllarda yapılan Kürt kadınına ilişkin çalışmalara, Kürt araştırmacı Rohat Alakom tarafından kaleme alınan ve konuyu folklor bağlamında ele alan “Di Folklora Kurdi De Serdestiyeke Jinan” ile Kürt kadınını tarihsel ve güncel boyutuyla değerlendiren “Li Gülistane Hezeke Nuh Jinen Kurd” adlı görsel ürünlü incelemesini de eklememiz gerekiyor.

Kürtçe ve Türkçe Eserlerde Kürt Kadını
Kürt aydınlanmasının doğal bir sonucu olarak, modern anlamda ilk Kürt kadın örgütlenmesinin Kürd Kadınları Teali Cemiyeti adıyla 1919′da, o dönemin politika ve kültür merkezi İstanbul’da gerçekleştirildiği biliniyor.
Cemiyet’in Nizamname’sinde kuruluş amacı şöyle vurgulanıyordu: “Kürd kadınlığının çağdaş anlayışla yükseltilip geliştirilmesini sağlamak, aile yaşamında köklü sosyal reformlar gerçekleştirmek, göç ettirme ve kitle halinde öldürmeler dolayısıyla sefalet içine düşen Kürt öksüz ve dullarına iş bulmak ve nakdi yardımda bulunmak suretiyle onları sefaletten kurtarmak.”
Kuşkusuz Kürt kadınına ilişkin incelemeler ve yazışmalar, bu Cemiyetle başlamıyor. Konunun Batı literatüründeki yansımasını yukarıda özetlemeye çalışmıştık. “Kara Fatma” bölümünde ayrıntılı olarak değineceğimiz gibi, daha 19. yüzyılın ikinci yansında konuya”Amazonlar ve savaşta Kürt kadını” bağlamında değinen Osmanlı/Türk yazarları Namık Kemal ve Ahmed Midhat gibi yazarların ötesinde, özellikle 1908 Meşrutiyet Devrimi’nden sonra kurulun Kürt örgütlerinin yayın organlarında ve kadın dergilerinde Kürt kadınını tanıtan ve sorunlarını işleyen makalelere rastlıyoruz.
Bunların en eskilerinden biri, 1913′te Kürt kimlikli Roji Kurd dergisinde yayımlanan, Ergani-Madenli Y. C. ‘nin “Kültlerde Kadın Sorunu” konulu yazısıdır. Dönemine göre son derece ilginç bulduğumuz bu yazının kimi kesitlerini vermekte yarar görüyoruz. Yazının giriş bölümlerinde”Osmanlıda kadın” konusunda bir genelleme yapılır:
“Hemen bütün Osmanlı dünyasında kadının maddi ve manevi konumunun acınacak bir durumda bulunduğunu söylemek gereksizdir sanırız. Erkeklerimiz baştan başa koyu bir cehalet içinde mahsurdurlar. Kadınlarımız ise erkeklerimizin bu cahilane gururuna kurban olmuş, hem cahil ve hem de zavallıdırlar. Kürt ailesi de doğal olarak bu hastalıktan etkilenmiş ve zarar görmüştür.”
www.minic.gen.tr/sohbet.php
Daha sonra “Kürtlerde kadının saygınlığı” üzerinde duruluyor:
“Gülistan’da asıl karakterini kaybetmiş şehir merkezlerini saymazsak çoğunlukta, köylü hayatında kadının konumu bütün ilkelliğiyle beraber sevinmeye değer özelliktedir. Kürtler arasında kadın pek saygın kabul edilir. Kadın adeta tarafsız ve masum sayılır. Herkes kadına saygı göstermeyi bir görev sayar. Taraf olan köyler, aşiretler birbirleriyle günlerce düşmanlık ederken, vuruşurken, birbirine vızır vızır kurşun yağdırırken kadınlar düşmanlığın olduğu yerde serbestçe gezerler, iki tarafın zorunlu ilişkisini sağlarlar. Karşı tarafin kadınına saldırmayı kimse hatırına getirmez. Köyün herhangi bir kadınına ufak bir saldırı olsa bütün o köy halkı harekete gelir, tek bir kadının dokunulmazlık hakkı için mücadele eder. Erkeklerin geçmekten korktuktan ıssız yerlerden, hırsızların gizli bulunduğu yörelerden kadınlar yapayalnız geçerler. . . Bunlar gösteriyor ki Kürt toplumunda hüküm süren bütün cehalete rağmen, kadın hatırı sayılır bir saygıyla karşılaşıyor. ”
Kürt kadınında örtünmenin boyutları konusundaysa şöyle deniyor:
“Kürt köylerinde, kasabalarında örtünme de nesbeten makul bir durumdadır. Dinin, mantığın emrettiği örtünmeden fazla birşey yoktur. Kürt kadınları hiç bir zaman kalın ve yorucu çuvallar içerisinde mahpus değiller. Son derece serbestçe gezerler, dolaşırlar, hiç bir saldırdan korkmazlar.
“Gülistan’da çalışmanın yarısını kadınlar üzerlerine alırlar” denilen yazıda, şöyle devam ediliyor: “Kadın evdeki aile göreviyle beraber tarlada, bahçede eşiyle beraber durmaksızın çalışır. En zahmetli ve güç işleri görür.”
Kaynak: Bydigi Forum http://www.minic.gen.tr
Yazının sonundaysa şu gerçekçi belirlemeler yapılıyor:
“Kürt kadını gerçekten cahildir, kültürsüzdür fakat sağlam bir karaktere sahiptir. Kürt kadınının bu sağlam karakteri, akla uygun bir eğitim ve fenle (sanat ve bilimle) süslenirse, Kürt toplumunda kadın sorununun çözümü hayli kolaylaşır. Kürtler’de aile kurumunun, evlilik biçiminin, kadının erkeğe göre durumunun birçok yönleri fena ve müzmindir, düzeltilmeye şiddetle muhtaçtır. Yukarda gösterdiğimiz esaslar hastalığın tedavisini kolaylaştıracak ve hızlandıracaktır. Kürt gençleri kadın ve aile sorununun bir hayat ve yaşamak sorunu olduğunu anlamalıdır. Her şeyden önce Kürtlüğün kadınlığını yükseltmek çarelerine bakmalıdır. Toplumlara gıda kadar akıllı ve anlayışlı annelerin gerekli olduğunu bilmelidir. ‘Bir milletin kadınları, ilerleme derecesinin terazisidir’ . ‘Milletlerin, insanların ilerleme dereceleri daima kadınlarının düzeyiyle orantılıdır’ kuralını her zaman her dakika gözönünde bulundurmalıdır.”
www.minic.gen.tr/sohbet.php
Halil Hâmid’in 1914 yılı ortalarında çıkan “Kürd Kadınları” konulu yazısı da, alanının ilk önemli örneklerindendir.
Türk literatüründe yer alan ilk ürünlerden biri olan bu incelemede şu ara başlıklar bulunuyor: Kürdler, Kürd Kadınlarının Mevkii, Kürdlerde İzdivaç, Meşhur Kürd Kadınları, Kürd Oyunları, Şarkıları, Çalgıları.

Meşhur Kürt kadınları arasında Kara Fatma, Gevha Nergis, Hemavend aşiret reisinin zevcesi, Caf aşiretinden Firuze, Cıbran aşiretinden Hanım ve Hansa, ve Mir Muhammedin annesi Delale tanıtılıyor.
1915′te meşhur Kadınlar Dünyası dergisinde yayımlanan bir yazıdaysa salt Kara Fatma üzerinde durulur. 1919′da Kürt Kadınları Teali Cemiyetinin kurulmasıyla, Kürt kimlikli dergi ve gazetelerde Kürt Kadınına ilişkin yazılarda bir yoğunlaşma görülür. Konunun en ilginç yazılarından biri, M. C. Selimbegi’nin imzasıyla Jin dergisinde yayımlanır : Kürd Hanımı”.
Yazının girişinde, Roji Kurd’daki yaklaşımla, kadının konumuyla uygarlık arasındaki ilişkiye vurgu yapılır:
“Uygarlığın bir ölçüsü de, kadının toplumdaki yeri ve ulaştığı başarılardır. Uygar uluslarda kadın gerçekten o ulusun yarısıdır; erkeğin sahip olduğu her çeşit hak ve ayrıcalık, saygınlık ve önem, hatta kimi zaman fazlasıyle kadınlara da cömertçe verilir.
Gelecek kuşakların temelini kadınlar kurar. Kadınları iyi yetişmemiş, analık görevlerini takdir etmeyen uluslar öksüz demektirler.” Osmanlı kadınlarının karşılaştırılmalı olarak ele alındığı ilginç yazıda, söz doğrudan Kürt kadınına getirilerek şöyle deniyor:
“Kürt kadını esasen özgürdür, evinin hakimidir; örtünmenin Müslümanlığın belirleyici gelenekleri dışındaki gereksiz bağlarından özgürdür; erkeklerin de içinde bulunduğu sosyal yaşama, saygın bir konuma sahip olarak karışmıştır. Biraz daha yukarı tabakaya bakarsak bir kadınlar saltanatı da görürüz.” “Kürt kadınının doğal durumunun, günümüzün gereklerine son derece uygun” olduğunu belirten Kürt aydını Selimbegi, sözlerini şöyle noktalıyor:
www.minic.gen.tr/sohbet.php
“Eksik olan birşey varsa, ulusal alışkanlıklardan doğup, yazılı olmayan ulusal gelenekler içinde gelişen karakter belirleyici bu terbiyenin, aydınlatıcı kurallarla ve çağdaş öğretim kuralları ile de olgunlaştırılıp taçlandırılmamış olmasıdır. Bu eğitim kurallarını, bu öğretim kurallarını uyguladığımız gün, Kürt kadınının erdem derecesini, yetiştirdiği çocukların nasıl imrendirici bir vatan temeli kuracaklarını göreceğiz. Bu geleceğin pek uzak olmadığına inanıyoruz.” Türkiye’de Cumhuriyetle birlikte, Kürt örgütlenmesinin ve yayıncılığının yasaklanmasıyla, başka konularda olduğu gibi kadın konusu da bir bakıma askıya alınır. Ancak bu arada, Süleyman Sabri Paşa’nın 1928′de İstanbul’da yayımlanan Van Tarihi ve Kürtler Hakkında Tetebbuat adlı eserinde, “Aşiret Kadını” adı altında Kürt kadınına ilginç bir bölüm ayrılır. Bu bölümde, oldukça ilginç ve gerçekçi belirlemeler yapıldığı görülür. Sözgelimi, üretimde Kürt kadını konusunda şunlar söylenir:
www.minic.gen.tr/sohbet.php
“Aşiret hayatında, köy hayatında kadın Türk (Kürt M. B. ) ekonomisinin temelidir. Üretimde birinci derecede tesiri vardır. Evin her günkü işinden başka yakacak tedariki, hayvanları sağmak, yağ, peynir yapmak; şal, kilim, çadır dokumak, çorap örmek kadınlara düşer. Tarla işlerinde de erkekle birlikte çalışır. Hatta tahılı pazar yerine sırtında daha çok kadın taşır. Kadının boş vakti yoktur; hiç işi bulunmadığı vakit iplik büker; kese, belkuşağı, saçbağı dokur. Çocuğun beşiği anasının sırtıdır.” Kadının giyim-kuşamı şöyle betimlenir:
www.minic.gen.tr/sohbet.php
“Kadının yaptığı işler takdir görür. Erkekler kıyafetlerine dikkat etmedikleri halde, kadın daha itinalı giyinir, insanın takatini kırar görünen bu çalışma hayatından zevk alırlar. Bunun için neşeli ve çekicidirler. Kadının süsü: Sürme, kına, camından gümüş ve altınına kadar birçok bilezik, altın dizili fesler, küpeler, hızmalar (buruna takılan gümüş yahut altından bir süstür), kemerler, birbiri üstüne giyilen renk renk fistanlar. . . Servetin derecesine göre bu fistanların kıymeti ve sayısı değişir.” Kitapta, köy-kasaba ve şehir bağlamında kadın-erkek ilişkileri ise şöyle özetlenir:
www.minic.gen.tr/sohbet.php
“Kadın erkekten kaçmaz, çarşaf bilmez; yalnız memur, asker gibi yabancılardan, o da saygı göstermek için saklanır ve yaşmaklanır. Erlerden kaçmaz; erler tandır başına kadar gidebilir . Anadolu’nun her tarafinda bu böyledir. Kasaba ve şehirlerde iş başkalaşır. Örtünmeye şiddetle riayet olunur. Buda ‘medeniyet icabı! ‘ sayılır.
Kitapta, örtünmenin nedenleri, düğünlerde kadın-erkek ilişkileri ve Kürt kadınının direngenliği, yiğitliği konusunda da ilginç değerlendirmeler yapılır.
Kürt örgütlenmesinin ve yayıncılığının yasaklanmasıyla birlikte, bu etkinlikler de diğer Ortadoğu ülkelerine ve Avrupa’ya taşınır.
Yasaklamalar sonucu ülke dışına çıkan Kürt aydınlarının ilk kurdukları örgütlerden biri Xoybun ilk yayın organlarından biri de Bedirxanlar öncülüğünde Şam’da yayımlanan kültürel nitelikteki Hawar dergisidir. Kürt aydınları, Ortadoğu’daki kimi yayın organlarının yanısıra bu dergide de Kürt kadınına ilişkin yazılar yayımlarlar. Sözgelimi bunlardan biri, Fransızca olarak kaleme alınan “Kürtlerin Konukseverliği ve Aşiret Reisi Bir Kadın” konulu bir yazıdır.Burada 19. yüzyılın ikinci yarısı ile 20. yüzyılın başlarında yaşamış olan Yezdinan aşiret reisi Fatma’nın yaşamı anlatılmaktadır.
Kaynak: Bydigi Forum http://www.minic.gen.tr
Bir yıl sonra aynı dergide, Dr. Kamuran Ali Bedirxan’in “Kürt Kadını” ile ilgili ayrıntılı sayılabilecek Fransızca bir incelemesi yayımlanır. Bu incelemede; Giriş, Küçük Bir Kızın Yaşamı, Nişanlı Kız, Evlilik, Siyasal Yaşam gibi bölümler yer almaktadır. Aynı yazı, İngilizce olarak da Bombay’da yayımlanıyor. Bedirxan , aynı yazıyı Lübnan’da L’Orient gazetesinde de yayımladığı gibi, Hawar’da yayımladığı başka yazılarda da bu konuya değinir. Yazar, 1935 yılında yayımladığı bu yazısında, Kürtler’in genel yaşamı çerçevesinde aile ve kadın konusuna da değinir. İlgili kesitte şöyle diyor:
“Kürtler’de aile kavramı çok gelişmiştir. Bir çocuğun doğumu onlar için çok önemlidir. Köylerde, kabileler arasında bir çocuğun doğuşu 3 ile 7 gün arasında topluluk içinde kutlanır. 7. gün çocuğa isim verilir. Eğer yeni doğan çocuğun babası, doğumdan önce ölmüşse babanın adı bebeğe verilmez. Geleneklere göre, anne veya baba tarafından büyükanne ya da büyükbabanın adı çocuğa takılır. Oryantal Müslüman geleneği olan görücü usulüyle evlenme, Kürtler’de hiç bir zaman görülmemiştir. Kürt kadınları hiç bir zaman örtü takmadılar.”
Bu aşamada, Prens Süreyya Bedirxan’ın da, Brüksel’de düzenlenen XVI Uluslararası Antropoloji Kongresi’ne Kürt Kadını ve Sosyal Rolü konulu bir bildiri sunduğunu görüyoruz.
Yazar bildirisinde, Batılı gezginlerin anekdotlarından da yararlanarak, Kürt kadınını değişik yönlerden değerlendirmektedir. Aile içi yönetim ilişkileri ve ortaklaşa mücadele konusunda şöyle bir değerlendirme yapıyor:
“Kadının aynı zamanda eşinin üzerinde olan etkisinden dolayı politik yaşamda da yeri vardır. Bir şefin eşi olan kadın, toplantılara katılır, eşine danışmanlık yapar. Eğer bir erkek babasından dolayı bir topluluğun ya da aşiretin yönetimini, şefliğini almışsa ve yeterince zeki değilse, karısının akıllı ve becerikli olması durumunda, erkeğin görevlerini kadın üstlenir ve şeflik yapar.

İşgalcilere karşı Kürtler tarafından yürütülen savaşlarda asırlar boyunca kadınlar da eşlerinin yanında yer almış, bazan eşleri ölünce onuntin yerine geçip askerlere kumanda etmiş ve şerefleriyle savaş alanında ölmüşlerdir.

Gülistan’da çok eşlilik ve boşanma İslam’la girmiştir. Ancak bu durum teoride kalmıştır; pratikte çok eşli Kürt erkeğine rastlmak son derece nadirdir. Boşanma ise, çok eşlilikten daha da nadir olarak görülür. İslam’dan önce, bir kadın artık eşini sevmediğini söylerse hemen boşanabilirdi. İslam’a rağmen bu prensip korunabilmiştir.
“Kürtler’de Evlilik” bağlamında Kürt kadınını işleyen önemli çalışmalardan biri de, Fransa’da yaşayan Kürt aydını Dr. Mohammed Mokri tarafından yapılmıştır. Örneklemeli ve resimli bu bilimsel çalışmada da, Aile Yapısı, Evlilik Hazırlığı vb. gibi başlıklar altında Kürt kadınının yaşamının çeşitli aşamaları anlatılıyor. Bir Kürt bilimadamı, Shahrzad Mojab tarafından 1987 yılında yayımlanan “Savaşta ve Politikada Kürt Kadını” konusunda yaptığı ingilizce bir çalışma ile Yayla Mönch-Bucak’ın editörlüğünü yaptığı ortak bir çalışmayı da buna eklemek gerekiyor. Bu vesileyle Irak’da yayımlanmış Kürt kadınına ilişkin birkaç kitabı da anmak gerekiyor. Bunlardan üçü, 1958 yılında yayımlanan Kürt Kadını , 1969 yılında yayımlanan Meşhur Kürt Kadınları , 1989′da Kürt Tiyatral Gösterisinde Kadın ; biri de Beyrut’ta yayımlanan İslam Tarihinde Kürt Kadınları .
www.minic.gen.tr/sohbet.php
Türkiye dışındaki Kürt aydınlarının çalışmalarını noktalarken, Dr. Kemal Mazhar Ahmed’in, geniş bir kaynak birikimine yaslanan akademik çalışması Kürtlerde Tarih, Tarihte Kadın konulu geniş oylumlu çalışmasını anmamız gerekiyor. Dr. Ahmed’in ders notlarının derlenmesinden oluşan kitapta; “En eski çağlarda kadının toplumdaki yeri ön planda idi. Ama bu bahar kısa sürdü. Onlar daha sonra erkeklerin ve toplum yasalarının kurbanı köleler oldular” belirlemesi yapılıyor ve Kürt kadınının özgürleşme mücadelesi irdeleniyor. Yazar, Kürt yayınlarının kadın konusundaki ketum işleyişini de eleştiriyor.
Bu vesileyle, biri Almanya’da, diğeri Türkiye’de yayımlanmış Kürt kadını ile ilgili iki Türkçe kitabın da adını analım: Kadın Sorunu ve Kürdistan’da Kadın , Metropol’de Kürt Kadını .
Günümüzde Kürt Kadını
Dr. Kemal Mazhar Ahmed’in çalışması biryana bırakılırsa, belirleyebildiğimiz Kürt kadınına ilişkin kitaplar, genellikle tarihte kadın konusu üzerinde yoğunlaşmaktadır. Günümüz Kürt kadını üstüne çalışmaların da, 1980′li yıllardan itibaren Avrupa ülkelerinde yapıldığını gözlemlemekteyiz.
Bunun ilk örneklerinden biri, 1981′de Berlin’de hazırlanan ve “Türkiye’deki ve Almanya’daki Türk ve Kürt kadınlarını konu alan” bir çalışmadır. Bir başka çalışma ise iki Alman kadın yazar tarafından üç Kürt kadınının memleketlerindeki ve Almanya’daki yaşamları üzerine kurulan çalışmadır.
Bu tarihten sonra, Almanya’da yaşayan Türkiyeli araştırmacı Lale Yalçın-Heckmann’ın özellikle Hakkari bölgesindeki Kürt kadınlarının yaşamını konu alan çalışmaları yayımlanıyor. Aynı konuyu doktora tezi olarak işleyen yazar , ilk Türkçe ve Almanca bir makalesinde Hakkari’nin küçük dağ köylerinden biri olan Sisin’in kadınlarını işler.
“Hakkari’de Akrabalık ve Aşiret İlişkileri konusunda sosyal antropolojik bir çalışma yapmak amacıyla, 1980 ve 1982 yıllan arasında, 12 ay Güneydoğu Anadolu’da bir Kürt köyünde yaşadım. Bu süre içinde köyün kadınları ile yakın ilişkilerim oldu” diyen yazar; yöre kadınının giyim-kuşamma ayırdığı ilk yazısında şunları söylüyor:
“Kadınlar genellikle birçok elbiseyi üst üste giyerler ama, iş yaparken onları yukarı kaldırırlar. En üstteki etek önden açıktır. İş esnasında arkadan bir düğüm atılabilir.
Kadının mahremiyetine ait olan boyun ve yanak erotik bulunmakta ve yanaklar zülüflerle kapatılmaktadır. Sekiz dokuz yaşından başlayarak kızlar için, saç uzatmak, zülüf bırakmak toka takmak büyümenin ve güzelliğe dikkat etmenin bir göstergesidir. Ayaklar da, yanak gibi erotik bölge sayılır ve hiç bir kadın yalın ayak görülmez. Aynı şekilde kolun dirsekten bileğe kadar olan kısmı ve gerdan gösterilmez. Ama kadınlar, erkekler yanlarında olsa bile, çocuklarını emzirirler.
Dini inançların, giyim kuşam üzerinde etkisi olmasına rağmen, kadınların kendi kıyafetlerini açıklamada, din geri planda kalır. Estetik, güzellik ve âdet kavranıları ön plandadır.”
Kadınların kılık kıyafette renklere çok önem verdiklerini ve düğünlerde herkesin parlak sarı, kırmızı, beyaz, turuncu giysiler giydiklerini vurgulayan yazar, sözü başörtüye getirerek şöyle der: “Her başörtünün bir adı vardır. En sık rastlanan başörtü, kofi ile ya da kofişiz taşınan ebri’dir.”. Yazar, bazı yörelerde ise poşu kullanıldığını ekler.
1989′da Bremen’de düzenlenen “Gülistan’da insan Hakları Uluslararası Konferansı”na yine Hakkari yöresi kadınından yola çıkarak “Kürt Kadını ve Etnik Kimlik” konusunda bir bildiri sunan yazar ; Türkiye’de yayımlanan bir yazısındaysa, Aşiretli kadın bağlamında “Göçer ve Yan-Göçer toplumlarda cinsiyet rolleri ve kadın stratejileri” ni inceliyor. Yazarın bu konuda vardığı sonuç şudur:
“Göçer/yarı-göçer aşiret yapısı her ne kadar patriyarkal bir yapı olup, kadını geniş aile içinde ağır bir üretim yüküne soksa da, kadının statüsü ne üretime doğrudan katılması nedeniyle kendiliğinden yüksek, ne de kadınlar toplumun değer yargılarını sorgusuz kabul etmekte. Kadınlar sistemin kendi içinde çelişen cinsiyetçi ve hiyerarşik anlam ve pratik bütünlerini konumlarına göre kendi lehlerine çevirmek üzere çeşitli stratejiler uygulayabilmekteler.”
Aynı yazar, bir başka incelemesindeyse, yine aynı yöre kadınlarından yola çıkarak, Kürt kadınının dinsel yaşamını irdeler.
Lale Yalçın-Heckmann’ın sözkonusu çalışmaları dışında, Türkiye’de sınırlı da olsa Kürt kadını üstüne bazı akademik çalışmalara tanık oluyoruz.
ODTÜ Sosyoloji Bölümü’nden Yakın Ertürk’ün, konuya ilişkin makalesi “Doğu Anadolu’da Modernleşme ve Kırsal Kadın” adını taşıyor.
Yazıda, Kürt kadınını da kapsayacak biçimde Türkiye’de kadının genel konumu şöyle konuyor: “Bugün Türkiye’de, doğu/batı, kır/kent, tarım/sanayi gibi pek çok alanda kadın emeği olarak işe koşulmakta, ancak kadınlar bu alanlarda karar verme/belirleme mekanizmalarının dışında kalmaktadırlar. Bu durumun en belirgin alanı kuşkusuz siyaset kurumudur.”
Yazar, yazısının sonunda, kadınlar üzerine yapılan çalışmalarda Kürt kadınının özgül konumuna ve sorunlarına gerektiğince yer verilmediğini belirterek, olaya sadece “kadın hakları” açısından bakan bazı kadın örgütlerinin bu soruna eğildiklerini, ancak onların bakış açısının da egemen elitist ve merkeziyetçi bakış açısından pek farklı olmadığını vurgulamaktadır.
Bu noktada, 1989′da kimi kadın örgütleri tarafından İstanbul’da düzenlenen I. Kadın Kurultayı’nın akla gelmemesi mümkün değil. Bu kurultayın önemi, Türkiye’de bir ilk olması ve kurultaya Kürt kadını konusunda da bir bildiri sunulmuş olmasıdır.
www.minic.gen.tr/sohbet.php
Kürt kadınının, genelde kadın üzerine hazırlanan eserlerde esgeçilmesinin nedenlerini sergilemesi bakımandan da anlamlı bir kurultay olmuştur bu. . . Kurultaya, “Kürt Kadınının Sorunları” konusunda bir bildiri sunan Dr. Nuray Özkan, bu bildirinin çok sınırlı bir özetinin Özgür Gelecek dergisinde yayımlanması bahane edilerek, yedi aylık hamile olduğu halde tutuklanmış, ancak dış baskılar sonucu dokuz aylık hamileliği aşamasında serbest bırakılmıştı. . .
Özkan, konuşmasında, Kürt kadınlan üzerindeki ulusal, sınıfsal ve cinsel baskıları dile getiriyor ve şöyle diyordu: “Kürt halkının sorunlarının varlığının kabul edilmesini, Kürt halkına ve kadınlarına uygulanan baskı, terör ve işkencenin kaldırılmasını herkese anadilini özgürce kullanma hakkının tanınmasını, asimilasyon politikasına son verilmesini, Kürt kadınlarının örgütlenme hakkının bir an önce gündeme getirilmesini ve savunulmasını istiyoruz.”
Kaynak: Bydigi Forum http://www.minic.gen.tr
Kürt kadın konuşmacıların talepleri, Kurultay Sonuç Bildirgesi’nde de belli ölçüde yansımasını buluyor ve Kürt kadınının bazı özgül sorunları bildirgede şöyle yer alıyordu:
-Kürt kadınlarına dillerini özgürce kullanma hakkı verilmesi,
-Çocuklarına istediği ismi koyma hakkı verilmesi,
-Kürt kadınlarına ayrı örgütlenme hakkı verilmesi,
-Devletin güvenlik ve kolluk kuvvetlerince Kürt kadınına uygulanan baskılara son verilmesi, Fırat Üniversitesinden Doç. Dr. Ali Güler ise, resmi ideoloji doğrultusunda, Kürt aşiretleri ve Türkmen boy ve oymakları açısından aşiret ailelerini incelemeyi dener. Bir sivil toplum örgütü olan “Kadının insan Haklan Projesi”yöneticisi Pınar İlkkaracan’ın “Doğu Anadolu’da Kadın ve Aile” konulu alan çalışmasına dayalı incelemesi ise, akademik düzeyde yapılan çalışmaların en son örneklerinden biri.
Girişte incelemenin amacı şöyle belirtiliyor: “Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da kadınların yaşamını etkileyen en önemli kurumlardan biri olan aileye ilişkin resmi, geleneksel ve dini yasaları ve uygulamaları 1996-1997′de Ümraniye, Doğu ve Güneydoğuda gerçekleştirdiğimiz bir alan araştırmasının verilerine dayanarak incelemek ve bölgedeki cinsiyet ilişkilerinde bu yasaların ve uygulamaların oynadığı role ışık tutmak.”
www.minic.gen.tr/sohbet.php

Sunum: Tarık Zarif

Kürtçe Sözlük Kürtce Sözler Kürtce Şiirler Kürtce Deyimler Kürtce Kelimeler Kürtce Konusmak

Cumartesi, Mayıs 1st, 2010

Agır berda kayê xwe da ber bayê. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Samanı ateşe verdi, kendisi kenara çekildi.
Agır xweşe lêari jê çêdıbe. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Ateş iyi de külü olmasa.
Aqlê sıvık barê gırane. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Hafif akıl ağır yüktür.
Aşê dêhna bı xwe dıgere. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Delinin değirmeni kendi kendine çalışır.
Av bı bêjingê nayê cıvandın. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Elekle su toplanmaz.
Ava de seri; çı buhustek çı çar tıli. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Başı aşan su; ha bir karış olmuş, ha dört parmak. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )

Ba jı tehtê çı dıbe? – Yel kayadan ne götürür.
Ban qul be bınban şıle. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Dam delikse damdibi ıslaktır.
Baran dısekıne ga bı cıl dıke. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Yağmur durunca öküze çul örtüyor.
Behr bı devê kûçka heram nabe. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Deniz itin ağzıyla haram olmaz.
Bela tên serê mêra. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Bela yiğidin başına gelir.
Bext nadım bı text. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Bahtı tahta değişmem.
Bı desta berda bı lınga bıdû gerya. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Elini bıraktı, ayağı ile ardına düştü.
Bı dınyê bışêwır bı aqlê xwe bık. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Dünyaya danış, aklına göre yap.
Bıla avıs be kengi dızê bıla bızê. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Gebe olsun da ne zaman doğurursa doğursun.
Bıla cwangê rokê bım, ne çêleka sed roji bım. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Bir günün boğası olayım, yüz günün ineği olmayayım.
Bıla dılê mı bı dıl be bıla tûrê kırasê mû lı mı be. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Gönlüm hoş olsun da varsın giysim kıldan olsun.
Bıla hespê çê be bıla bê nal be. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- İyi at olsun da varsın nalı olmasın.
Bıla rû bêşe zık ne êşe. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Yüz acısın, karın ağrımasın.
Bırindar bı bırina xwe zane. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Yaralı yarasını bilir.
Bı xweziya dest nagihê baqê keziya. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Keşke ile eller saç örgüsü demetine yetişmez. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )
Carna mırov jı yarê diya xwere dıbê yabo. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Gün olur insan anasının dostuna baba der. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )
Çavê derigırtiya lı ê derivekıryaye. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Kapısı kapalı olanın gözü kapısı açık olandadır.
Çêlikê mara bê jahr nabın. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Yılanın yavrusu zehirsiz olmaz.
Çıra jı korare def jı kerare bêfêdeye. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Çıranın köre, davulun sağıra yararı yoktur.
Çû dermanê mizê gû lê esıri. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Sidik ilacına gitti kabız oldu. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )
Dara xweziya şin nabe. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Keşkenin ağacı yeşermez.
Darê jı bıni nebır. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Ağacı kökünden kesme.
Deryê xerata bı bena gırêdayiye. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Marangozun kapısı iple bağlıdır.
Deryê xwe bıgır ciranê xwe sız dernex. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Kapını kapa, komşunu hırsız çıkarma.
Destê xebıti lı ser zıkê têre. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Çalışan el tok karnın üstündedir.
Destkê bıvır ne jı darê be dar nakeve. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Baltanın sapı ağaçtan olmazsa ağaç devrilmez.
Dev dıxwe rû fedi dıke. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Ağız yer yüz utanır.
Dêhn ne dêhnın; ê jı wan bawer dıkın dêhnın. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Deliler deli değil onlara inananlar delidir.
Dê û dotê şerkırın, bêaqıla bawer kırın. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Ana kız kavga ettiler, akılsızlar inandı.
Dıbêjın tu lı rê qede û bele lı rê. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Derler ki sen yola çıkınca kaza bela birlikte yola çıkar.
Dıkana Bekıro; du qalıb sabûn û çar torbe xwê. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Bekir’in dükkanı; iki kalıp sabun, dört torba tuz.
Dılê şıvên bıxwaze kare jı nêri şir derxe. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Çobanın gönlü isterse tekeden süt çıkarır.
Dılê tırsonek sênga gewr nabine. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Korkak yürekli ak göğsü göremez.
Dınya guleke, bêhn bıke û bıde hevalê xwe. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Dünya bir güldür, kokla ve arkadaşına ver.
Dınya lı dınyê; çavê gur lı mihê. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Dünya durdukça kurdun gözü koyundadır.
Dit ezım nedit dızım. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Gördüyse benim, görmediyse hırsızım.
Dûjmınê te gêrıkek be ji disa hesabê xwe bıke. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Düşmanın bir karınca bile olsa önlemini al.
Dûr bi nure. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Uzak ışıklıdır. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )
Eger xêr bê welatekiwê bıgıhije hemı cihê welât. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Eğer bir ülkeye iyilik gelirse ülkenin her yerine ulaşır.
Erd bırınc be, av rûn be, ku xwedi tunebe zû xelas dıbe. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Yer pirinç olsa, su da yağ, sahibi yoksa tez biter.
Eyarê bênamûsa fırehe. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Namussuzun postu geniştir.
Kaynak: Bydigi Forum http://www.bydigi.net/genel-kultur/86110-kurtce-atasozleri-ve-deyimler.html#post745547
Ez çı dıbêjım bılûra mı çı dıbêje. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Ben ne diyorum kavalım ne çalıyor.
Ez ezım tu tuye. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Ben benim sen sensin.
Ez hêdi dımeşım bela dıghê mı, ez zû dımeşımez dıghêm bela. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Yavaş yürüyorum bela bana yetişiyor, hızlı yürüyorum ben belaya yetişiyorum. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )
Ê dızya hıngıv bıke wê mêş pêvedın. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Bal hırsızını arı sokar.
Ê jınê berde lı paniyê nanêre. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Karıyı boşayan ardından bakmaz.
Ê ne dı şerde be şêre. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Kavgada olmayan aslan kesilir.
Ê rabe cihê wi, ê bımre jina wi dımine. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Kalkanın yeri, ölenin karısı kalır.
Êş hat Şam’ê, ecelhati mırın. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Bulaşıcı hastalık Şam’dan geldi, eceli gelenler öldü. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )
Fala qereçiya lıhev derdıkeve. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Çingenenin falı birdir, atar tutturur.
Feqir çûn xwe dalıqinın ditın ku dewlemend lı ba dıbın. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Fakir kendini asmaya gitti, zenginlerin ipte sallandıklarını gördü. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )
Galgala ket nav dev û dırana, wê bıgere lı bajar û şarıstana. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Ağız ve dişerin arasına düşen söz, kentleri memleketleri dolaşır.
Giha dıbın kevırde namine. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Taşın altında ot kalmaz.
Gotna rast bı mırov ne xweş tê. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Doğru söz insana hoş gelmez.
Gul ew gul bû baran ji lê hat şıl bû. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Gül gül değildi, yağmur yağdı mahvoldu.
Gur dikujin qijak dıxun. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Kurt öldürür karga yer. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )
Ha kevır lı cer ket ha cer lı kevır ket. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Ha taş testiye değmiş ha testi taşa.
Hechecikê sılava lı hecêk. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Ey kırlangıç hacca selam söyle.
Hemı çêlek tên dotın, hemi gotın nayên gotın. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Her inek sağılır, her söz söylenmez.
Hem jı dêrê bû hem ji jı mızgeftê. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Hem kiliseden oldu hem de camiden.
Hem serê xwe dışkine hem ji xercê xwe dıde. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Hem başını kırdırıyor, hem de vergisini ödüyor.
Here mıletan, bıgre adetan. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Uluslara git, gelenekler öğren.
Her giha lı ser koka xwe şin tê. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Her ot kendi kökü üzerinde yeşerir.
Her kezizerek sımbêlsorek lı hımbere. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Her sarı örgülünün yanıbaşında bir kaytan bıyıklı vardır.
Her tışt jı zıravi mırov jı stûri dıqete. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Her şey incelikten, insan kabalıktan kopar.
Heta mı xwe naskır mal lı xwe xelas kır. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Kendimi tanıyıncaya kadar malımı bitirdim.
Hevalê bêje “heval heval” mede dû. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- “Arkadaş arkadaş” diyen arkadaşın ardından gitme.
Heyfa cıwaniyê piri lı pêye. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Yazık gençliğe, yaşlılık ardından geliyor.
Heywana tu bıgerini wê erzan bıbe. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Gezdirdiğin hayvan ucuz olur.
Kaynak: Bydigi Forum http://www.bydigi.net/showthread.php?p=745547
Hın dıkın hın dıxwun. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Kimi yapar kimi yer.
Hıngıvê debeye dı eyarê kâçıkdaye. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Süzme baldır ama it postu içindedir.
Hûrık hûrık dagır tûrık. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Ufak ufak doldur dağarcığını. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )Jı hırçkê du eyar dernayê. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Bir ayıdan iki post çıkmaz.
Jın kelehe mêr gırtiye. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Kadın kaledir erkek tutsaktır.
Jı pıra pır dıçe jı hındıka hındık. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Çoktan çok gider, azdan az.
Jı rovi fenektır tune jı eyarê wi pırtır tune. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Tilkiden kurnaz yoktur, derisinden de çok yoktur.
Jı xelkêre masigıro jı xwere kwêsigıro. ( Kürtçe Sözler, Kürtçe Sözlük )- Elaleme balıkçı kendine kaplumbağacı

Minic.Gen.TR | Özlü Sözler, Güzel Sözler, Etkileyici Sözler, Anlamlı Sözler, Şiirler, Şifalı Bitkiler | canlı sohbet Mynet mirc sohbet Minic mirc Anlamlı SözlerAyrılık MesajlarıŞifalı BitkilerKomik Mesajlar Minic
İNTERNET HİZMETLERİ Geri bildirimi takip listeme ekle ( RSS )