Arşivler
Kategoriler

Archive for the ‘Sağlık’ Category

Ergenlik sivilceleri

Pazar, Aralık 25th, 2011

Gençlerin Çoğunlukla Genç Yaşda Yüzlerinde Çıkan Ergenlik Sivilceleridir.

Soru:
21 Mart 2010; 3:18:19

Arkadaşlar 16 yaşındayım sivilceler peşimi bırakmıyor pek fazla yok ama ben bundan rahatsız oluyorum 2 haftada %40 veya %50 azaltan bi ilaç veya herhangi bir şey biliyomusunuz?Kullanıpta etkisini görenler yazarsa çok sevinirim.

Cevaplar:

Aynen banada lazim upp.

Cevaplar:

Sirkeyi alın,her akşam sivilcelere bastıra bastıra sürün.2 hafta sonra sonucu göreceksiniz…

Cevaplar:

Koca karı ilaçlarından karışımlarından medet ummayın düzgün bir doktara görünün sivilcelerin bir çok nedeni olabilir sizinkisi yaşınız itibariyle tipik ergenlik sivilcesi sanırım pek kurcalamayın ve yüzünüzü mahvetmeyin karışımlarla , tahlil yaptırın sonuca göre doktorunuz en iyi ilacı sunacaktır bilinçli olun yoksa ilerde ağır şekilde bu cahilliğin cefasını çekersiniz.

Cevaplar:

imex
yan etkisi yok bide ilk sürünce kapatıcı etkisi görüyor fondoten gibi
20 ytlye bulabilirsin

acynelse diye bir ilac var sakın sürme. sakın. derin dökülüyor ben 1 hafta okula gitmemeyi düşündüm ağzımı açamadım
ama imex tavsiyemdir benim geçti artık fazla yok eskisi gibi

Cevaplar:

Bunun için internetten bir karışım buldum dene istersen :
-Bir avuç insan dışkısı veya idrarı (dışkı ile daha etki oluyormuş ama dışkı ishal şeklinde sulu olacak)
-İki diş sarımsak
-İki adet limon

Yapılışı:
Önce malzemeleri hazırlıyoruz, dışkıyı ishal bulamadıysanız akrabalarınızdan tanıdıklarınızdan yardım alabilirsiniz…
Orta boy bir tencerenin içinde yarısına gelecek kadar su ekleyip kaynatıyoruz.
Kaynamış suya dışkıyı koyup kulak memesi kıvamına gelinceye kadar karıştırıyoruz..
Kıvamı tutturunca sarımsakları ince ince doğrayıp ekliyoruz, iyice fokurdamaya başlayacak
Ondan sonra limonlarımızı içine sıkıyoruz ve 1-2 dakika boyunca karıştırıyoruz..
Ocağın altını kapatıyoruz ve karışımı dolaba kaldırıyoruz
Karışım 1 gün dinlendikten sonra elinle alıp sivilcenin olduğu yerlere sür, ama bunu hergün uygula…
1buçuk veya 2 hafta sonra farkı göreceksin , ciddiyim

Cevaplar:

Suratının yağlanmasını engelle, kendine dove ya da herhangi bi markanın sabununu al benim tavsiyem dove, sabun sadece senin olsun ve yüzün yağlandıkça gerekirse günde 10 kere yıka… Aldığın kremlerinde yapmaya çalıştığı yüzünü kurutmak olucak. Yüzünü dediğim gibi günde 5 kere yıkasın 3 gün sonra yüzünde yeni sivilce çıkmaz, üstüne varolan sivilcelerinde kurur. Ben de az çekmedim

Cevaplar:

quote:

Orijinalden alıntı: `PentAgrAm

Bunun için internetten bir karışım buldum dene istersen :
-Bir avuç insan dışkısı veya idrarı (dışkı ile daha etki oluyormuş ama dışkı ishal şeklinde sulu olacak)
-İki diş sarımsak
-İki adet limon

Yapılışı:
Önce malzemeleri hazırlıyoruz, dışkıyı ishal bulamadıysanız akrabalarınızdan tanıdıklarınızdan yardım alabilirsiniz…
Orta boy bir tencerenin içinde yarısına gelecek kadar su ekleyip kaynatıyoruz.
Kaynamış suya dışkıyı koyup kulak memesi kıvamına gelinceye kadar karıştırıyoruz..
Kıvamı tutturunca sarımsakları ince ince doğrayıp ekliyoruz, iyice fokurdamaya başlayacak
Ondan sonra limonlarımızı içine sıkıyoruz ve 1-2 dakika boyunca karıştırıyoruz..
Ocağın altını kapatıyoruz ve karışımı dolaba kaldırıyoruz
Karışım 1 gün dinlendikten sonra elinle alıp sivilcenin olduğu yerlere sür, ama bunu hergün uygula…
1buçuk veya 2 hafta sonra farkı göreceksin , ciddiyim

Cevaplar:

Clamite-T diye bir ilaç kullandım.Sürüldüğü yerde sivilce çıkmıyor ama başka yerlerde çıkıyor.Mesela ben suratıma sürüyordum,Omzumda hiç sivilce yoktu,Omuzlarımda sivilce çıkmaya başladı…
Roaccutane dan başka kesin çözümü yoktur sivilcelerin ben muadili olan Aknetrent i kullandım şuan hiç sivilce yok yüzümde. ayda bir kan testi yaptırmanız gerekiyor yan etkisi olan bir ilaç çünkü

Cevaplar:

Benim yan komşu arkdaş 26 yaşında yüzünde aşırı yazdan kalma güneş lekeleri sivilceler vardı salvolin salyongozkremialdı 2 hafta sonra sonuca inanamadım bende aldım süper bir ürün reklarlada felan çıkardı geçen yaz

Cevaplar:

Ben çok ilaç denedim hiçbiri fayda etmedi bazıları çok iyi diyolar ama fiyatı tuzlu.
Koca karı işi falan ama işe yarıyo gerçekten–> Kırmızı turp suyuna sirke koyun pamukla yayın cilde. Gerçekten faydası oluyo.

Cevaplar:

herkesin aydınlanmaya ihtiyacı var sanırım. arkadaşım bırakın şu sirke sarmısak işini. Aknetrent , zoretanin,roaccutane bunlardan birini kullanıcaksınız 5-6 ay süreyle. bakın yüzünüzde bişey kalıyormu. tek derdiniz dudaklarınız olucak çünkü ilacın yan etkisi dudakları çatlatıyor.onu geçirmek içinde hametan dudak kremi veriyor doktorlar. 5-6 ay kullandıktan sonra sadece izler kalıcak. onlarda yavaş yavaş gidicek. benim suratımdada hiçbirşy kalmadı. kesin kurtulmak istiyorsan heray doktoruna gidip kan tahlili vericeksin ve alıcaksın bu ilaçlardan birini.ben aknetrent kullanıyorum.

Cevaplar:

quote:

Orijinalden alıntı: darkprinc3

quote:

Orijinalden alıntı: type-r

“Roaccutane” diyorum araştırın görün.

o her kişiye verirmiyor

ayrıca BENZAMYCIN kullan kardeşim çok iyi etki gösteriyor. ben kullanıyorum şuan %70 geçirdi

Doktor bana da benzamycin verdi ama ne biçim birşey o ya Yatmadan önce sürüyorum.Sabaha yastık falan beyazlamış oluyor.Birde çıkartması zor oluyo ya havluyla kazıyorum resmen sürdüğüm yeri.Tabi kıpkırmızı oluyor yüz Ha etkisi varmı KESİNLİKLE ama dediklerimden dolayı uzun zamandır sürmüyorum ve sivilceler çoğalmaya başladı

Cevaplar:

Aynen öyle kesin çözüm Roaccutane tarız ilaçlarda kilona bağlı olarak veriliyor belli bir doz var onu almadan tedavin bitmiş sayılmıyor , Ben roac’a başlamadan önce 4 ay tetradox kullandım ondan sonra yine başladı siviilceler doktorumla buna karar verdiik kesin ömzüm olarak ve 4. ayımdayım Roac’la çok mutluyum sivilceden iz yok suratımda

Anahtar kelimeler: sedef hastalığı, yüzdeki sivilceler, yüz sivilceleri, ergenlik sivilceleri, yağlanma, sivilce, sivilceden kurtulma, sivilce kremleri, sivilce ilacları, en iyi ilac, en iyi sivilce ilacı, yüz sivilcelerini önleme, ucuk, dudakda ucuk cıkması, dogal yöntemlerle sivilce engelleme, yüzdeki sivilceleri geçiren ilaclar,

Sedef Hastalığı

Pazar, Aralık 25th, 2011

Günümüzde En Çok bilinen ve Ölümcül Sonuçlar Doğuran Sedef Hastalıkları….

Öncelikle Sizlere Sedef Hastalığının ne Oldugu konusu hakkında Biraz Bilgi verelim.
Sedef Hastalıgı nedir, Sedef Hastalıgı, Sedef Hastalığı nedenleri, Sedef hastası, sedef, Hastalıgı,

Sedef deri hastalıklarının en önemlilerinden olup kronik, tekrarlayıcı ve sık rastlanılan bir rahatsızlıktır.Deri örtüsünün olduğu tüm bölgeleri tutabilir.Saçlı deride, tırnakta, elde, ayakta,gövdede, dizde,dirsekte kısaca tepeden tırnağa bütün vücudu etkileyebilir.Ancak şiddeti kişiden kişiye değişir.Kimi hastalarda sadece bir nokta veya plaklar halinde gözlenebilirken,kimi hastalarda vücudun muhtelif alanlarına yayılarak çok geniş deri bölgelerini etkileyebilir.Şu bilinmelidir ki sedef bir cilt rahatsızlığı olup, diğer organların bozuklukları ile bir ilişkisi yoktur.
Birçok kronik hastalıkta olduğu gibi belirli aralıklarla tekrarlama özelliği vardır.Bu nükslerin sıklığı, yaygınlığı bireysel olarak değişebilmekte bazen uzun yıllar boyunca hiçbir atak yaşanmamasıda mümkündür.

Bu son derece sık hastalığın görülme ihtimali %1-3 arasında değişmektedir.En fazla görülen bölgeler diz, dirsek,bel, saçlı deri, genital bölgedir.Tipik görüntüsünde kırmızı , net sınırlı zemin üzerinde beyaz ince kabuklanmalar şeklindedir ancak sedefin kabuk olmadan sadece kırmızı alanlar veya bu alanların üzerine eklenmiş iltihaplı toplu iğne başı büyüklüğünde püstüllerle seyreden formlarıda olabilir.

Genetik bir hastalık olan sedef özellikle 20-40 yaş gurubunda sıkça görülür.Ailesel özelliği olan bu hastalığın ebeveynlerde olması çocuklarında görülme ihtimalini artırır.

Belirli faktörler hastalığın hızlanmasına yahut ilk atağın başlamasına neden olmaktadır.Bunların başında fiziksel ve psikolojik stresler,aşırı güneş ışığı, alınan birtakım ilaçlar(ağrı kesiciler, hormon ilaçları, kortizon,tansiyon ilaçları) yeralmaktadır.Hastaların rahat bir hayat sürmesi, aşırı yorgunluktan kaçınılması, mümkün olduğu kadar az ilaç tüketmesi sedefin stabil kalmasına yardımcı olur.Sedefin tipik belirtilerinden birtaneside kaşınan yada yaralanan bölgelerde yeni sedef plaklarının gelişmeye meyil göstermesidir.Bu olaya “Köebner fenomeni” denmektedir.

Klinik görüntüye bakılarak teşhis konulan sedef bazen egzema, allerjik deri hastalıkları ile karışabilmektedir.Lokal bir sedef formu olan “palmoplanter psoriasis” (el-ayak sedefi) ise el ve ayakta su toplamaları çatlak ve soyulmalar şeklinde gözlenebilir.

Kronik olan sedef hastalığı, sanıldığının aksine başarıyla tedavi edilebilen bir hastalıktır ancak kronik olduğu için zaman zaman tekrarlayabilir.Bu tekrar ataklarının süresi ve aralığı kişiden kişiye değişebilir ve yıllarca tedavi ihtiyacı duyulmayabilirde.

Tedavi seçiminde başlıca üç başlık göze çarpabilir.

1-Lokal tedavi

2-PUVA tedavisi

3-Sistemik(ağızdan veya damardan ilaç) tedavi

Lokal tedavi:Özellikle birkaç alanda kısıtlı sedefi olan hastalar için yeterli bir yöntemdir.Kabuk sökücü kremler, yumuşatıcılar, kortizonlu kremler, Dvitamainli kremler kullanılabilir.

PUVA tedavisi:Çok az merkezde gerçekleştirilebilen bu tedavi ideal bir yöntemdir.Vücudunun geniş kısmına yayılmış, ufak noktalar halinde dağınık bölgelerde olan sedef plaklarında ve lokal tedaviye dirençli hasta gurubunda başarıyla uygulamaktayız.Güneş ışınındaki ultraviyole A ve B’nin etki gücünden faydalanılan bu tedavide özel kabinlerdegünde birkaç dakikalık ışın tedavisi yapılmaktadır.Haftada 3-4 seans ile başlayan uygulama etki alındıktan sonra daha seyrek aralıklara indirilerek sonlandırılıyor ve uzun süren iyilik dönemleri yaşanabilmektedir.Uygulamanın hastaya ciddi bir zarar vermemesi , kolay uygulanabilmesi, zaman alıcı bir tedavi olmamasıda diğer avantajları oluşturmaktadır.

Sistemik tedavi:Çok şiddetli vücudun %50-70′inden fazlasında yayılmış sedeflerde ve PUVA tedavisi şeçeneğinin uygulanamadığı hastalarda yapılmaktadır.Mümkün olduğunca kaçındığımız bir yöntem olup siklosporin, methotraksat,acitretin gibi zararlı yan etkileride olabilecek ilaçlar ancak ritmik doktor takipleriyle hastaya verilebilir.

Sedef hastalığına bitkisel çözüm

BURSA (İHA) – Bursa’da, bulduğu ilacın sedef hastalığına iyi geldiğini ispat etmek isteyen bir aktar, kendisini sedef hastası yaptı. Aktar, bal, kakule, cennet otu, çörek otu ve kuru incirden oluşan karışımı yiyerek 1.5 ay içinde sağlığına kavuşacağını iddia etti.

1985 yılında bunalım geçirerek sedef hastalığına yakalanan Mustafa Kara (42), Bilgi Üniversitesi’nde tedavi olmasına rağmen yaralarından kurtulamadı. Uzun süren araştırmaların ardından yaptığı karışım sayesinde yaralarından kurtulan Kara, domates, kızarmış yumurta ve acı yemeye başlayınca tekrar sedef hastalığına yakalandı. Yaptığı karışımı diğer hastalara da tavsiye eden Kara, “Çörek otu, kakule ve bal, karaciğeri yenilemede faydalı olan bitkiler. Bal, çörek otu, cennet otu ve kuru incirle birlikte bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Bağışıklık sistemi güçlenince karaciğer de kendini yeniliyor. Vücut bu hastalığı bünyesinde istemiyor, 1.5 ay sonra kulaktan veya baş parmaktan iltihap olarak atıyor. 7 gün devam ediyor. 7 gün sonra bu yaralardan vücutta eser kalmıyor” dedi.

Sedef hastalığının başlıca düşmanının stres olduğunu söyleyen bir çocuk babası Kara, “Bu hastalığın üremesine domates, kızarmış yumurta, acı ve kostikli zeytinler yardımcı olur. Tıp literatüründe birçok türü bulunan sedef hastalığının tedavisi tamamen mümkün değil. Ancak ben bu hastalığı hiçbir kimyevi madde kullanmadan tedavi edeceğim. 1.5 ay sonra kulağımdan veya ayak tırnağımdan iltihap olup akacak. 1 hafta sonra da bu yaralarımdan eser kalmayacak. Ancak hastalık bizimle mezara kadar gider. Tamamen kurtulmamıza imkan yok. Zararlı olanlardan uzak durursanız bu hastalığa bir daha yakalanmazsınız” diye konuştu.

1 5 ay içinde iltihap olarak, aktar mustafa kara, aktarlar mustafa kara, bursalı aktar sedef hastalığına çözüm buldu, çörek otu sedef hastalığı, çörek otu ve sedef, çörekotu sedef hastalığı, mustafa kara sedef, sedef bitkisel çözüm, sedef bitkisel çözüm 2011, sedef hastalgının bıtkısel cözüm mü, sedef hastaliği bitkisel çözüm, sedef hastalığı bitkisel çöz, sedef hastalığı bitkisel çözüm, sedef hastalığı bitkisel çözümler, sedef hastalığı bitkisel tedavi, sedef hastalığı için bitkisel çözüm, sedef hastalığı için bitkisel tedavi, sedef hastalığına bitkisel çözüm, sedef hastalığına bitkisel çözümler, sedef hastalığına bitkisel tedavi, sedef hastalığında bitkisel çözümler, sedef hastalıgına bitkisel cözüm, sedef hastası aktar bursa, sedefe bitkisel çözüm

Yeşil Çayın Faydaları

Pazar, Aralık 25th, 2011

yeşilçayın faydaları, yeşil çay, yesil cayın faydası, yeşil çay, bitki çayları, çay çeşitleri, yeşil çayın etkileri, yeşil çayın özü,

Yeşil çayın virüslere karşı etkisi

Yeşil çayın birçok faydası olduğunu biliyoruz hepimiz yeşil çayın virüslere karşı etkileri olduğunu biliyormuydunuz bilmiyorsanız hep birlikte yeşil çayın virüslere karşı yararlarını okuyalım konumuzda…

Yeşil çay süper virüslere karşı vücut direncini arttırıyor ve virüslerin üremesini engelliyor.

Yeşil çayın faydaları saymakla bitmiyor. Sindirim sistemini rahatlatan, kilo vermeye yardımcı olan, antioksidan ve detoks etkisi gösteren yeşil çayın yeni bir yararı daha ortaya çıktı.

Mısırlı bilim adamlarına göre bir fincan yeşil çay süper virüs enfeksiyonundan koruyor. Süper virüsler evrimleşmiş ve daha tehlikeli hale gelmiş sıradan virüsler olarak tanımlanıyor. Bu virüsler genellikle antibiyotiklere dirençli hale geliyor.

Yeşil çayın içinde bulunan antioksidanlar pek çok süper virüsün üremesini engelliyor. Yeşil çayın kardiyovasküler ve sinir sistemi üzerinde olumlu etkilerinin varlığı daha önce yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştı.

Vajinamda kırmızı renkte bir akıntı var

Cuma, Mayıs 20th, 2011

Vajinamda kırmızı renkte bir akıntı var

Soru:
Akıntımın rengi değişti, ne yapmalıyım?
23 yaşındayım. Ara ara sarımtırak renkte olan akıntı 1 haftadır hafif kahve gibi kırmızımsı bir renk aldı. Adetim yakın, doktora gittim. Ultrason ile baktı, enfeksiyon için hap ve ilaç verdi. Adet olmazsam tekrar kontrole gelmemi söyledi. Sizce bu doğru bir tedavi mi?
Cevap:
Bu tür vajinal akıntı veya kanlı bir akıntı vakalarında ilaç vermeden önce mutlaka akıntının nedeni araştırılmalı; smear testi yapılmalıdır. Yaşınız daha çok genç. Çok önemli bir hastalık olacağını sanmam ama bence yapılması gereken bu. Sonuçta doktorunuz sizi muayene etmiş ve rahim ağzını da görmüştür. Ultrasonla muayene ettiği için rahim ve rahmin içini de değerlendirmiştir. Bu nedenle verdiği ilaçlar iltihap için yeterli olacaktır. Eğer şikayetleriniz geçmezse yapacağınız şey tekrar doktorunuza başvurmak olacaktır. Doktorunuz gerekli göreceği testleri yapacaktır.

1 kişi yorumunu bizimle paylaştı
123
20 Mayıs 2011
Akıntımın rengi değişti, ne yapmalıyım?
16 yaşındayım. Ara ara sarımtırak renkte olan akıntı 1 haftadır hafif kahve gibi kırmızımsı bir renk aldı. Adetim yakın, doktora gitmeden evde yapabileceğim bir şeyler var mı?ya da ne tür bir hastalık olabilir bilgilendirirseniz çok sevinirim..

etiketler: vajinamda kırımız renkte, akıntı, vajinada kırmızı akıntı, vajinada sarı akıntı, vajinada kanama, vajinada sıvı, vajina saglıgı,

Selülite Bitkisel Çözüm

Cuma, Mayıs 20th, 2011

Selülite Bitkisel Çözüm

Hatalı beslenme ve az hareket başta olmak üzere pek çok faktörle oluşan selülitin tedavisi bazen oldukça güçtür. Erkeklerden daha çok göbek altı ve cinsel organ arasında görülürken, kadınlarda ise, kalça bölgesi, karın civarı hatta kolların üst bölümlerinde bile görülebilir.
Kadınların korkulu rüyası olan selülitin iyileştirilmesinde ananas, papaya, enginar ve zencefil haplarının kullanılması önerilir. Bu tarz hapları diyet, beslenme ve spor kurallarına da uyarak kullanmak gerekir. Piyasada satılan selülit haplarını bu kurallara uymadan tek başına kullanmak faydalı olmaz.

Hiçbir çay veya baharat tek başına selüliti yok etmez. Ancak yeşil çay, biberiye çayı, rezene çayı, zencefil, mısır püskülü, maydanoz, zerdeçal, mercanköşk ve kereviz saplarının selülit için kullanılması önerilir.

Günde en az 2-2,5 litre oda sıcaklığında su içmek gerekir. Kahve, asitli içecekler, fazla miktarda doğum kontrolü hapı, şarküteri ürünleri, beyaz un, beyaz şeker, alkollü içecekler ve kırmızı et gibi gıdaları tüketmekten kaçınmak gerekir. Daha çok yeşil yapraklı sebzeler, az yağlı gıdalar, bol bitki çayı, posalı lif oranı yüksek gıdalar, bol taze meyve ve sebze tüketilmelidir.

Selülite Pratik Bitkisel Kürler

• Yarım tatlı kaşığı susam yağı, yarım kahve kaşığı portakal yağı, 4-5 damla biberiye yağı ve 10 damla kekik yağı karıştırılır. Daha sonra bu karışım hafifçe ısıtılır. Vücut ısısına yakın olan karışımın, selülit olan bölgeye sürülmesi önerilir.

• Karışım tene iyice yedirildikten sonra hafifçe cildi kızartacak kadar ham ipek keseyle veya kabak lifi gibi bir keseyle sertçe bastırarak 10-15 dakika masaj yapılır. Yağlanmış bölge daha sonra mutfakstreçiyle sarılıp, ter atmak için egzersiz yapılır.

En az 20 dakika aktif ve terletici hareket yaptıktan sonra banyoda iyice ovularak yıkanır. Bu işlemin en az 3 hafta boyunca günde 1 kez yapılması tavsiye edilir.

Özel Selülit Yağı Formülüyle Daha İnce Bir Vücuda Sahip Olabilirsiniz!

Aynı oranlarda susam, buğday, fındık, kayısı, kekik, keten, menekşe, nane, pelesenk, okaliptüs, portakal, limon ve lavanta yağları karıştırılır. Oluşturulan karışımla her akşam bedeninizdeki yağ fazlalığı olan bölgelere sürülüp, streçle kapatılır. Bu işleme 3 hafta devam edilmesi önerilir. Devamlı kullanılmasında hiçbir sakınca yoktur. Bilinen hiçbir yan etkisi yoktur.

Özel Güneş Yağı Formülü

Aynı ve fındık yağı karıştırılır. Güneşe çıkmadan haricen kullanılması tavsiye edilir.

Selülite Bitkisel çözüm, selülitlerden kurtulma, selülitlere doğal çözüm, selülitleri yoketme, dogal çözüm, selülitlere son, selülitleri yoketme krem, selülitleri giderme, selülit nedenleri,

Saglıklı Yaşam

Cuma, Mayıs 20th, 2011

SAgLIKLI YAsAM ÖNERİLERİ

Saglıklı olmak, insan mutlulugunun öncelik tasıyan bir ögesidir. Saglık genellikle kendiliginden var olan bir durum olarak algılanır. Oysa saglıklı olma ugrunda caba gösterilmesi gerekir. Hatta bugünkü bilgilerimiz bize bu ugrasın daha dogum öncesi dönemde baslaması gerektigini göstermektedir. Dogal olarak bu asamada yapılması gerekenler, anne ve babalara düsmektedir. Olaya nesillerin saglıgı olarak bakıldıgında, saglıgın ve saglıksızlıgın nesiller boyunca aktarılabilecegi görülür. Anne ve babalar genetik özelliklerinin yanı sıra kendi saglıklarına gösterdikleri özenle bebeklerine saglık aktarabileceklerini bilmelidirler.

Saglıklı bir yasam icin alınması gereken önlemlerin pek cogu günlük yasamımızda uygulamamız gereken kücük ve kolay cabalardan olusur. Nerede olursa olsun günlük yasamı düzenleyen bazı temel kuralların bilinerek uygulanması, saglıgın korunmasını ve diger bireylerle paylastıgımız yasamı kolaylastırır. Bu kurallardan en önemli bazıları temizlik, saglıklı beslenme, bedensel ve zihinsel calısma, düzenli yasam, sigara, alkol, uyarıcı ve uyusturucu maddelerden uzak durma, kazalardan korunma, sorunlarla basa cıkmada dogru ve uygun yöntemler kullanmadır.

cogunlukla günlük cabalarda hedefin mutluluk oldugu varsayılır. Oysa altta yatan asıl neden güvenlik duygusudur. cünkü hayatta kalmayı saglayan en ilkel dürtü korkudur ve güvenlik duygusu korkunun yatıstırılmasıyla ortaya cıkar. Kendimizi güvende hissedebilmemizin ilk kosulu ise bilmektir. Ancak bildigimiz seyi, bildigimiz kadarı ile kontrol edebiliriz. İkinci basamaksa bilginin eyleme dökülmesidir. Bilgimizi davranısımıza yansıtamıyorsak bu bilgi bizim icin huzursuzluk kaynagı olmaktan öteye gecemez. Bir sonraki asama ise paylasarak cogaltma, yandas olusturmadır. Bunun icin bilgimize dayanan dogru buldugumuz davranısı kurallastırmaya calısırız. Toplum icindeki pek cok kural bu yolla olusmustur. Zaman icinde altta yatan bilgi evrimlestikce kurallar da degisecektir.

Bugün saglıklı yasam icin bilinmesi gereken baslıca kurallar sunlardır:

I. TEMİZLİK
A. HİJYEN NEDİR, NE ÖNEMİ VARDIR?

B. CİLT TEMİZLİgİ

C. SAc TEMİZLİgİ VE BAKIMI

D. YÜZ, GÖZ VE KULAK TEMİZLİgİ

E. AgIZ VE Dİs SAgLIgI
1. Dis cürümesi

2. Dis Eti Hastalıkları

3. Dislerin Gelisim Bozuklukları

4. Agız ve Dis Saglıgı Nasıl Korunur?

5. Dis Fırcalama Teknigi

6. Dis İpi Kullanımı

F. MEMELERİN BAKIMI

G. CİNSEL BÖLGENİN TEMİZLİgİ

1. Adet Döneminde Temizlik ve Bakım Nasıl Yapılmalıdır?
2. Tuvalet Sonrası Beden Temizligi
H. EL VE TIRNAK TEMİZLİgİ VE BAKIMI

İ. AYAK TEMİZLİgİ

J. BANYO YAPMA
Cinsel İliski Sonrası Temizlik

II. SAgLIKLI GİYİNME

III. ORTAMIN TEMİZLİgİ VE BAKIMI

A. FARKLI ORTAMLARIN TEMİZLİK ÖZELLİKLERİ
1. Yerler ve Yüzeyler
2. Buzdolabı
3. Lavabo ve Tuvaletler
B. YİYECEK VE İcECEKLERİN TEMİZLİgİ

C. BESİNLERLE İLGİLİ HİJYEN KURALLARI

D. MUTFAKLA İLGİLİ HİJYEN KURALLARI

E. ATIKLAR

IV. BESLENME
V. HAREKETLİ YAsAM

VI. DÜZENLİ YAsAM VE UYKU

VII. cALIsMA ORTAMI

VIII. GÜNLÜK YAsAMDA STRESLERLE BAsA cIKMA

IX. ZAMAN YÖNETİMİ

X. SİGARA, ALKOL, MADDE KULLANIMI
1. Bagımlılık Nedir?

2. İradesiz Kisiler mi Bagımlı Olur?

3. Ne Kadar Alkol İcmek Risklidir?

4. Esrar, Bagımlılık Yapar mı?

5. Ecstasy Bagımlılık Yapar mı?

6. Uyusturucu Bazı Ülkelerde Serbest mi?

7. Ara Sıra Kullanmak Zararlı mıdır?

8. Herkes Uyusturucu Kullanıyor ve Onlara Bir sey Olmuyor! (mu?)

9. Arkadasımın Uyusturucu Kullanması Beni Etkiler mi?

10. Uyusturucu Sadece Kullanan Kisiye mi Zarar Verir?

A- HİJYEN NEDİR, NE ÖNEMİ VARDIR?
Saglıga zarar verecek ortamlardan korunmak icin yapılacak uygulamalar ve alınan temizlik önlemlerinin tümü hijyen olarak tanımlanır.

Her insan kendi temizliginden sorumludur. cocuk yaslarda anne, baba veya ögretmenler tarafından cogu zaman bizzat yapılarak ögretilen temizlik uygulamalarının, cocukluktan sonra bireyin kendisi tarafından yapılması gerekmektedir. Örnegin; tuvaletten sonra ve yiyeceklere dokunmadan önce ellerin yıkanması bir alıskanlık olmalıdır. Her gün yapılan isler arasında banyo yapma bir baska temizlik uygulamasıdır.

Temizligin sadece görünür kirlenme oldugunda yapılması yeterli degildir. Örnegin; uykudan uyanınca yüzün yıkanması, camasırların degistirilmesi, gündelik temizlik uygulamalarıdır.

Su ve sabun olmadan temizlikten bahsetmek olası degildir. Gelismis toplumlarda kisisel temizlikte en fazla kullanılan malzemelerin basında su ve sabun gelmektedir. Bunun yanı sıra banyo süngerleri, lifleri, dis fırcaları, el ve ayak temizligi ile vücut temizliginde kullanılan fırcalar, tırnak makası ilk akla gelen temizlik araclarıdır. Bunların tümü baskalarıyla paylasılmaması gereken, kisisel temizlik araclarıdır.

Basta kisinin kendi saglıgı olmak üzere, baskalarının da saglıgını korumanın en önemli aracı temizliktir. Sadece beden temizligi degil, kullanılan her seyi ve her ortamı temiz tutmak da temiz olmanın geregidir.

- CİLT TEMİZLİgİ

Vücuda ait kisisel temizlik ile pek cok hastalıgın önüne gecilmektedir. Birkac örnek vermek gerekirse; ishalli hastalıklar, soguk algınlıkları, cildin mikrobik hastalıkları, cildin mantar, uyuz ve bitlenme gibi parazitlerle olusan hastalıkları ve bazı allerjik hastalıklar sayılabilir. Uygun vücut temizligi bir cok deri sorununu ve hastalıgını önleyici ve ortadan kaldırıcı bir önlemdir.

Kisisel temizlik alıskanlıklarının önledigi diger bir sorun vücut kokusudur. Vücut kokusu vücut yüzeyinde bulunan mikropların (bakterilerin) teri parcalamasına baglı olarak meydana gelmektedir. Koku meydana getiren vücut bölgeleri öncelikle ayaklar, kıl köklerinin yogun oldugu kasık ve koltuk altlarıdır. Her gün banyo yapılamadıgı durumlarda koltuk altı önce sabunlu bir bezle, sonra su ile iyice silinmeli ve temizlenmelidir. Deri üzerine daha sonra bir deodorant veya ter önleyici uygulanabilir. Deodorantlar kokuyu sadece maskelerler. Bu nedenle temizlik aracı olarak degil, gecici bir uygulama olarak degerlendirilmelidirler. Giysilere sinen ter kokusu, beden temizligi yapılsa bile, aynı giysinin temizlenmeden tekrar kullanılması halinde kalıcı olur. Özellikle sık yıkanmayan kalın kazaklar kullanılırken bu nedenle özen gösterilmelidir. Vücudun terleme oranının artması kokunun da artması anlamına gelecektir. Ancak insan bir süre sonra kendi kokusuna duyarsızlasır. Yogun bedensel calısma vücuttan cıkan ter miktarının artmasına neden olmaktadır. Bedensel etkinligi fazla olmadıgı halde, bazı bireylerin ter bezi salgısı fazla olabilir. Bu durum ergenlik ve menapoz durumlarında özellikle ortaya cıkabilir.

C- SAc TEMİZLİgİ VE BAKIMI

Saclar da bas derisinde bulunan kıl köklerinden uzayarak büyüyen kıllardır. Kıl köklerindeki bezlerden salgılanan maddeler yaglı yapıdadır.

Saglıklı saclara sahip olmak icin düzenli bicimde yıkanmak gerekmektedir. Sacların fırcalanması dökülen saclar, kir ve tozları uzaklastırıcı islev görmektedir. Normal bir sacın haftada en az bir ya da iki kez yıkanması gerekmektedir. Yaglı saclar ise daha sık yıkanmalıdır. Saclar temiz su ile iyice durulandıktan sonra kurutulmadan önce nazik bir bicimde taranmalıdır. Sacların kurulanmasında yumusak bir havlu kullanılmalıdır. Kurulama islemi de yumusak olmalıdır. Eger sert bir havlu kullanılır ya da cok siddetli ovulursa sacların ucları catallanabilir. Saclar elektrikli kurutucularla kurutulabilir. Ancak kurutucunun saca cok yakın tutulmaması gerekmektedir. Bu durumda saclı deri ve saclar fazla sıcaktan olumsuz etkilenebilirler.

Sacların yıkanması icin kullanılan sabunların ve sampuanların esasını kolay cözünebilir özellikteki yag eritici bir madde olusturur. sampuanlara ayrıca koku, renk ve yogunlastırıcı maddeler eklenir. Bu ek maddeler saclı deride tahrise yol acabilirler. Piyasada bulunan sampuanlarda kullanılan bazı maddeler allerjik reaksiyonlara neden olabilir. Bu nedenle sampuan seciminde, niteligi bilinmeyen maddelerden kacınılmalıdır.

Sac diplerinde kepek varsa, sık sık cok sıcak olmayan su ve sabunla yıkamak yararlı olabilir. Saclar bol su ile iyice durulandıktan sonra da kepeklenme önlenemiyorsa bir saglık kurulusuna danısılmalıdır. Hekim önerisi dısında saclar icin yararlı oldugu ileri sürülen maddeler güvenli olmayabilirler. Sac temizliginde kisisel olarak kullanılan fırca ve taraklar sık aralıklarla sıcak sabunlu su ile yıkanmalı ve durulanmalıdır. Saglık yararı dısında sacların temizlik ve düzeni, insanlar arasındaki iliskilerde ve kendini iyi hissetmede etkisi olan olumlu dıs görünüs acısından da önemlidir.

D- YÜZ, GÖZ VE KULAK TEMİZLİgİ

Her sabah yataktan kalkıldıgında su ile yüzün yıkanması gerekmektedir. Gece uykudan önce, yüzün sabunla yıkanarak temizlenmesi yüz derisi üzerindeki günün kirini arındırır. Cildin dogal kimyasal yapısına uygun sabunlar yüz temizligi icin tercih edilmelidir.

cogu zaman görme keskinliginin kaybedildigi farkedilmeyebilir. Bu nedenle düzenli aralıklarla göz muayenesi yaptırılmalıdır. Görme bozuklugu olanların gözlük yerine kontakt lens kullanması oldukca yaygındır. Bazı kisiler sadece göz rengini degistirmek icin estetik amaclı kontakt lens kullanırlar. Kontakt lens kullanımında temizlik cok büyük önem tasımaktadır. Bu temizlige ilk gün nasıl uyuluyorsa kontakt lens kullanıldıgı sürece de aynı titizlikle uyulması gerekmektedir.

Bazen güzelligi daha belirgin hale getirmek icin basta göz cevresi ve kirpikler olmak üzere makyaj amacıyla yüze sürülen cesitli maddeler kullanmaktadır. Öncelikle bu maddelerin kaliteli olması cok önemlidir. Buna ragmen göz cevresinde ve yüzde mikrobik ya da allerjik sorunlarla karsılasılabilir. Makyaj yapılıyorsa her aksam yatmadan önce muhakkak göz cevresinde ve yüzde kullanılan makyaj artıkları uygun krem ve solüsyonlar kullanılarak ya da su ve sabunla temizlenmelidir. Makyaj temizliginde kullanılan malzemelerin niteligi de en az makyaj malzemeleri kadar önemlidir. Bu tür malzemeler yeterince kaliteli olmadıgında cildin yıpranmasına, sivilce ve siyah noktaların olusmasına hatta lekelenmelere yol acabilir.

Kulak temizliginde kulak arkasının temizligi unutulmamalıdır. Kulak icine herhangi bir cisim sokulmamalıdır. Dıs kulak yolunun zedelenmesi tehlikeli iltihaplanmalara neden olabilir.

Kulaga küpe takarken bunun kulakta allerji yapabilecegi bilinmelidir. Bu nedenle kullanılacak küpelerin allerji yapma özelligi cok az olan altın ya da gümüsten yapılanları tercih edilmelidir.

Klipsi olmayan küpe kullananlar kulak memesinde delik actırmaktadırlar. Bu deligi acarken kullanılan delici aracın ve pesi sıra takılan ip ya da halkanın mutlaka mikropsuz olması gerekir. Aksi takdirde kulak memesinde cok tehlikeli durumlara yol acabilecek iltihaplanmalar görülebilir. Ayrıca kulak memesine delik acılırken tek kullanımlık aletler kullanılmadıgı taktirde bugün icin cok yaygın hale gelmis kan yolu ile bulasabilen sarılık (hepatit B), AIDS (HIV) gibi, mikropların yol actıgı hastalıklara yakalanma tehlikesi vardır. Dogal olarak bu riskler kulak gibi vücudun baska yerlerine de takılan cildi delici takıların ve islemlerin (dövme gibi) tümü icin gecerlidir.

E- AgIZ VE Dİs SAgLIgI

Dis ve dis eti hastalıkları ülkemizde ve dünyada en önemli saglık sorunları arasındadır. Ancak hayatı dogrudan tehdit etmedigi icin gereken önem verilmemektedir.

Agız sindirim kanalının girisidir. Agızdaki olumsuzluklar dis saglıgının bozulmasına, sindirimin olumsuz etkilenmesine yol acar. Agızla aldıgımız yiyecekler cignenip, tükürükle karıstırılarak yutulmaya ve sindirime hazır hale getirilirler. Agız aynı zamanda konusmaya yardım eder. Tat alma organı olan dilin; cigneme, yutma, konusma gibi cok önemli yan görevleri de bulunmaktadır.

Dislerin besinlerin parcalanması, ögütülmesi görevlerinin yanı sıra konusmada ve görünümümüzde önemli etkileri vardır. Disleri eksilmis kisilerin bazı sesleri cıkarabilmeleri zorlasır, cignemede ve/veya ısırmada da zorluk olur. Dislerin gelisim süreci icerisinde ilk cıkan süt disleri, daha sonra yerlerini kalıcı dislere bırakır.

Agız ve dis saglıgında en önemli iki hastalık dis cürükleri ve dis eti iltihaplanmalarıdır. Dis eti hastalıkları kimi zaman dis yuvasının bulundugu cene kemiginin erimesine kadar ilerleyen bir etki yapabilir. Dis saglıgının bozulması vücuttaki diger organları da etkileyebilir. Disler neredeyse bütün sistemleri olumsuz etkileyen sürekli enfeksiyon odagı haline gelebilir ve kalp, böbrek, eklemler vb. yapılarda önemli saglık sorunlarına yol acabilen enfeksiyonlara kaynaklık edebilir.

Agızda ve dislerde yapısal ve islevsel herhangi bir bozuklugun olmaması, agız ve dislerin görevlerini tam olarak yapabilmeleri durumu “agız ve dis saglıgı”nın varlıgını gösterir.

1. Dis cürümesi

Dis cürüklerinin olusmasında üc temel etmen bulunmaktadır: Duyarlı bir dis yüzeyi, mikroorganizmalar icin elverisli yiyecek artıkları, bunların parcalanmasına ve asit olusumuna yol acacak mikroorganizmaların varlıgı. Besinler icinde dis cürümesine en cok neden olanlar karbonhidratlar, yani kabaca, sekerli gıdalardır.

Disler düzenli olarak fırcalanır ve bakımlarına özen gösterilirse, mikroplar onlara zarar veremezler. Dis cürügü, diste oyuklar yaparak disin yapısını bozan ve kendi kendine iyilesmeyen bir hastalıktır.

Disler iyi temizlenmeyecek olursa, üzerinde besin artıkları ve mikroplar birikir. Agız icerisindeki bakteriler yiyecek artıklarındaki sekerli maddeleri kullanarak onu saydam, yapıskan bir madde haline getirir ve disler üzerine yapısmasını saglar. Bu birikintilere plak denir. Bu plaklar bakterilerin dis üzerinde tutunmalarını da kolaylastırırlar. Besinlerin tatlandırılması icin kullanılan sekerli maddelerin icinde bulunan asit, dislere zarar verebilir, ancak bakterilerin kendileri de asit olusturabilmektedir. Asit dis minesinin erimesine neden olur. Böylece olusan erime bölgelerinden giren mikroplar kolayca alttaki yumusak dokuya ulasabilirler.

Asitler disin koruyucu tabakası olan dis minesi üzerinde kücük delikcikler olusturur. Bu delikler giderek genisler ve kücük oyuklar haline gelir. Dis minesinin erimesinden sonra cürük hızla ilerler, alttaki tabakada genis ve derin bir oyuk meydana getirir. Dis cürügü dis özüne dogru ilerledikce disler agrımaya baslar. cürük daha da ilerlerse dis özü bölgesinde ve cene kemigi icerisinde cerahat olusmaya ve birikmeye baslar. Buna dis apsesi denir. Eger dis hekimi tarafından daha baslangıcında tedavi edilmeyecek olursa cürük dis icin daha zor, karmasık ve pahalı tedaviler gerekebilir. Dis plagı, dis etlerinin önemli hastalık nedenlerinden biridir. Yemeklerden sonra dislerin fırcalanması ve dis ipi kullanarak yemek artıklarının cıkarılması dislerin cürümesini, dis eti hastalıklarının olusumunu ve ilerlemesini önler.

Dislerin agrımaması saglıklı oldugu anlamına gelmez. Dis agrısının olması icin dis cürügünün cok ilerlemis olması gerekir. Dis cürüklerinin tedavi edilebilir dönemde belirlenmesi icin agrı olusmasını beklemeden senede en az iki kez dis hekimine giderek dislerin muayene ettirilmesi gerekir. Dis hekimleri gerektiginde dislerin filmini cekerek gözle görünmeyen dis oyuklarını da belirleyebilirler.

Dis cürüklerinin erken dönemde tanınması dislerin kaybedilmesini engelleyebilir veya en azından geciktirebilir. Bu hem saglık acısından, hem de sosyal ve ekonomik acıdan önemli katkılar saglar. Agza takma dis takılmasına olan ihtiyacı azaltır. Hicbir sey kendi dogal dislerimizin yerini tutamaz. Kalıcı dislerin erken dökülmesi beslenme sorunlarına neden olur. Dogal dislerin uzun süre dayanmasında agız ve dis bakımının önemi cok büyüktür.

Dis saglıgı acısından sularla aldıgımız flor da cok önemlidir. Sularında flor eksikligi olan yerlesim yerlerinde dis cürüklerinin oranı cok artar. Bu nedenle florla ilgili olarak saglık kuruluslarının önerilerine uyulmalıdır.

2. Dis Eti Hastalıkları

Disin dis eti dısında görünen bölümü dis minesi denilen sert bir tabaka ile kaplanmıstır. Bunun altında daha yumusak bir yapı vardır. En icte ise dis özü vardır. Burada bol miktarda damar ve sinir bulunur. Dis gövdesi dis etine ve onun altındaki kemige girdigi bölümde daralır. Bu bölüme disin boyun bölümü denir. cene kemigi icinde kalan bölümüne ise disin kök bölümü adı verilir. Dis kökü dis yuvasında cene kemigine özel doku uzantıları ile sıkıca baglanmıstır. Dis eti hastalıkları, dis cürükleri agız kokusuna neden olabilir. Agız kokusu oldugunda nedeni arastırılmalıdır.

Dis eti hastalıkları en önemli dis saglıgı sorunları arasındadır. Agız hijyeninin bozuklugu ile yakından iliskilidir. Baslangıc döneminden itibaren dis etleri kolay kanar. Dis eti kanamalarında dis hekimi muayenesi zorunludur. Dis etleri, dis yuvaları ve agız tabanındaki iltihaplanmalar genel olarak dis eti hastalıgı olarak bilinmektedir. Dis üzerindeki plaklar bunun en önemli nedenidir. Tedavi edilmeyen dis eti iltihapları cene kemiginin de iltihaplanmasına ve zarar görmesine yol acabilir.

Dis cürügü, dis eti hastalıkları, sinüzit, bademcik iltihabı, solunum sistemi hastalıkları, sindirim sorunları, agız bakım yetersizligi agız kokusuna neden olabilir. Bu hal, sosyal iliskileri de etkiler. Bazı metabolizma hastalıkları da agızda kendine özgü kokular yapabilir.

3. Dislerin Gelisim Bozuklukları

Agızda kapanma bozukluklarına neden olan dis düzensizlikleri dislerin cürümesini kolaylastırır ve daha erken dönemde dökülmesine yol acar. Düzensiz disler, alt ve üst cene arasındaki iliskinin bozulmasına neden olabilir. cigneme ve temizleme güclügü yaratırlar, kötü agız kokusuna yol acarlar.

Düzensiz dislerin en önemli nedeni süt dislerinin zamanından önce yitirilmesi olabilir. Bunun sonucunda cıkan kalıcı disler birbiri üzerine gelecek bicimde yerlesebilirler. Düzensiz disler konusma bozukluklarına ve görünüm bozukluklarına neden olabilir.

Sigara dislerde renk degisikligi yapar. Sigara icenlerin disleri kahverengimsi bir renk alır. Canlılıgını kaybetmis olan disler gri renkte görünür. cocuklarda hatalı olarak kullanılan bazı ilaclar da dislerde renk degisikligine neden olabilir. Asırı derecede flor dislerin sararmasına neden olabilir.

Hamilelikte ve süt cocuklugu döneminde kullanılan antibiyotik vb. bazı ilaclar dislerde kalıcı renk degisikliklerine neden olabilir. Bu nedenle hekim önerisi olmaksızın ilac kullanılmamalıdır.

4. Agız ve Dis Saglıgı Nasıl Korunur?

Dis hastalıkları ve dis saglıgının korunması acısından erken tanı cok önemlidir. Bu nedenle yılda en az iki kez dis hekimine muayene olunması önerilir.

Dis cürümelerinin önlenmesinde sularda yeterli flor olması, düzenli olarak dislerin fırcalanması, dis ipi kullanılması, asırı tatlı ve sekerli yiyeceklerden olabildigince kacınma bunlar yendiginde mutlaka dislerin fırcalanması, dis hekimi kontrollerine gidilmesi temel uygulamalardır. Dis eti hastalıklarının önlenmesinde de dis fırcalama ve düzenli dis hekimi kontrolleri önemlidir.

Dislerde gelisim bozuklukları varsa erken dönemde özel dis hekimligi dallarında uzmanlasmıs birimlere basvurularak gerekli tedavi saglanmalıdır.

Asırı asitli ve sekerli yiyecekler mikroorganizmaların etkisini artırır. Disler sert cisimlerle karıstırılmamalı, fındık, ceviz vb. kabuklu yiyecekler dislerle kırılmamalıdır. Bunlar dis minesinin catlamasına ve bakterilerin etkisinin artmasına neden olur. Dis minesinin koruyucu etkisi ortadan kalkar.

5. Dis Fırcalama Teknigi

Dislerimizi korumanın en etkili yolu düzenli olarak fırcalamaktır. Dis fırcalamanın ilk adımı dogru fırca secimidir. En uygun fırca naylon ve orta sertlikteki fırcalardır. Agız icinde kolay hareket ettirilmesi ve arka dislere rahat ulasabilme acısından fırcanın kafasının fazla büyük olmaması tercih edilir. Uygun fırca secildikten sonra disler en az günde iki kere düzenli olarak fırcalanır. Dis macunu agza verdigi hosa giden koku ve his nedeniyle dis fırcalanmasını kolaylastırır. Dis parlatma tozları dis hekimi önerisi olmadıkca kullanılmamalıdır. Asırı kullanımlar dis saglıgı acısından zararlıdır.

Dis fırcalanmasında fırcanın durusu dısındaki temel hareket aynıdır: Fırca dis eti cizgisine egimli olarak yerlestirilir. Bu durum bozulmadan kücük dairesel hareketlerle disler fırcalanır. Daha sonra fırca, bir fırca boyu kadar kaydırılarak fırcalama sürdürülür.

1. Dis fırcası 45 derecelik acı yapacak bicimde tutulur ve dis eti hizasından baslanarak agız bosluguna dogru fırcalamaya baslanır. Dıs yüzeylerden baslayan fırcalama sert darbeler halinde degil, yumusak ve daireler cizecek bicimde, ön dislerden arka dislere dogru yapılmalıdır.

2. Daha sonra dislerin ic yüzeyleri aynı sekilde fırcalanır. Bu islemde fırca egik tutularak, dis etinden agız bosluguna dogru hareket ettirilir.

3. Daha sonra dislerin cigneme yüzeyleri fırca düz olarak ileri geri hareket ettirilerek fırcalanır.

Fırcalama isleminin en az iki-üc dakika sürmesi gerekir. Saglıklı dis etleri fırcalama sırasında kanamaz.

Dis fırcası kisiye ait bir aractır, baskalarıyla paylasılmaz. Dis fırcaları birkac ayda bir, en gec altı ayda degistirilmelidir. Gerektiginde ara yüzlerin etkin olarak fırcalanmasını saglamak üzere ara yüz fırcaları kullanılır. Bunlarla ilgili önerilerini almak üzere dis hekimine basvurmak gereklidir.

6. Dis İpi Kullanımı

Dis ipi, dis aralarında kalan yiyecek artıklarının uzaklastırılması acısından cok yararlı bir aractır. cok kücük yaslardan baslanarak uygun dis fırcalama ve dis ipi kullanma tekniklerinin ögrenilmesi gerekmektedir.

Disler fırcalandıktan sonra dis ve dis eti cizgisi ile disler arasında kalan yemek artıklarının temizlenmesi icin dis ipi kullanılır. Bu artıklar en önemli cürük nedenlerindendir.

1. Otuz santimetre kadar dis ipi alınır. Dis ipinin bir bölümü bir elin orta parmagına diger ucu da diger elin orta parmagına dolanır. İpin bir bölümü ortada kalmalıdır.

2. Ortada kalan ip bölümü isaret parmagı ile geriye dogru itilir.İp, disler arasından gecirilir. Bu hareket sırasında sert olunmamalıdır. İp dis etine kadar indirildikten sonra agız bosluguna dogru dis aralarını sıyıracak bicimde indirilir. Bu sırada dis etinin kesilmemesine özen gösterilmelidir.

3. Aynı uygulama diger bir parca ip alınarak alt disler icin de tekrarlanır.

F- MEMELERİN BAKIMI

Kızlarda meme gelisimi 8-13 yaslarında baslar. Meme bakımı gelismeyi izler. Memelerin gelisimi sırasında önce bir tomurcuklanma, daha sonra meme dokusunda genisleme ve büyüme olur. Memenin büyümesi ile beraber meme ucundaki kahverengi kısım da büyümeye baslar. Gelisiminin sonuna dogru meme ucunun kahverengi kısımdan daha kabarık bir hale geldigi fark edilir.

Kızlarda meme gelisimi basladıktan birkac sene sonra sütyen giyme gereksinimi dogar. Genc kız ne zaman sütyen giyme gereksinimi oldugunu en iyi kendisi anlar. Bir genc kıza sütyen almasında yardımcı olabilecek en yakın kisi annesi veya ailesinden birisidir. Öncelikle hangi boy sütyen alınmasına karar vermek gerekmektedir. Bunun icin öncelikle gögüs cevresi gögüs altından mezurle ölcülür, bu sütyenin beden büyüklügünü vermektedir. İkinci ölcüm ise kalıp icin gerekmektedir. İkinci ölcüm gögsün meme uclarından yapılan ölcümüdür. Gögüs altı ile gögüs ucları arasındaki ölcümler arasındaki fark hesaplanır. Bu fark 15 cm.den az ise “B” kalıbı, 15-22 cm arasındaysa “C” kalıbı ve 22 cm den büyükse “D” kalıbıdır. İlk defa sütyen takarken pamuklu dokumadan, gögüsleri rahatca saran ve destek olanlar tercih edilmelidir.

Sütyen dogrudan vücuda giyilen bir camasır olup, sık sık degistirilmesi gerekmektedir. Sütyenlerin yıkanma kuralları ise genellikle üzerinde bulunan kullanım kılavuzunda bulunmaktadır.

G- CİNSEL BÖLGENİN TEMİZLİgİ

Ergenlik dönemiyle birlikte kızlar ve erkeklerde üreme organlarında bazı degisiklikler olmaya baslar. Erkeklerin üreme organlarında olan degisiklik büyüme ve gelisme tarzında olur. Ayrıca bu dönemde erkek üreme organlarının etrafında kıllanma baslamıstır. Önce kısa ve ince olan tüyler daha sonra kalınlasmaya, sertlesmeye ve kıvrılmaya baslar. Erkeklerde cinsel organ etrafında olan kıllanmanın ardından koltuk altlarında, gögüste, yüzde bıyık ve sakal tarzında kıllanma da baslar. Kızlarda da dıs üreme organlarında ve koltuk altlarında kıllanma baslar. Erkeklerdeki gibi önce kısa ve ince olan tüyler, daha sonra kalınlasmaya, sertlesmeye ve kıvrılmaya baslarlar. Bu dönemden itibaren vücut temizliginde banyo yapma dısında üreme organ temizligine özel olarak önem vermek gerekmektedir. Kıllı deride ter bezleri cok daha fazla sayıdadır. Bu nedenle terleme ve terleme sonrasında koku cok daha rahatsız edici olabilir. Bunun yanı sıra terlemeden dolayı kirlenme ve cildimizde mikropların yerlesmesi cok daha kolay olmaktadır. Mikroorganizmaların bu bölgelere yerlesmesi ile kasıntı, kızarıklık, sisme, agrı ve o bölgede ısı artısı gibi iltihabın belirtileri görülmeye baslar.

1. Adet Döneminde Temizlik ve Bakım Nasıl Yapılmalıdır?
Kızlar yaklasık on iki, on üc yaslarına geldiklerinde, bir gün camasırlarında kan lekesi görürler. Genc kız bu kan lekesinin ne oldugunu bilmiyorsa korkabilir, endiselenerek telaslanabilir. Bazen bilgisi olsa da utanabilir, cekinebilir. Hemen hemen bütün genc kızlar bu duygulardan bir kacını beraber yasarlar. Bu nedenle ergenlik belirtileri baslayan kız cocuklarına bu konuda önceden bilgi verilmelidir. Adet kanaması yaklasık ayda bir defa vajinadan gelen bir kanamadır. Normalde 21-35 günde bir adet görme olabilir. Kanama süresi ise 3-7 gün arasında degisir. Adetin baslaması sırasında hafif bir karın ve kasık agrısı, uyku hali, yorgunluk, halsizlik ve sinirlilik olabilir. İlk gün agrı biraz daha fazla, kanama ise koyu renklidir. Daha sonra miktar giderek artar. Bir kac gün icinde kanama azalır ve renginin acıldıgı dikkat ceker.

Adet döneminde kadın üreme organlarından rahmin ic duvarını kaplayan ince doku atılmakta olup, bu doku mikropların cok sevdigi bir ortam özelligini tasımaktadır. Bu nedenle ayakta ya da baskaları tarafından kullanılmayan temiz bir taburede oturarak yıkanma önerilir.

Eger sık olarak banyo yapma olanagı yoksa, adet döneminde dıs üreme organlarının özel olarak temizlenmesi gerekmektedir, cünkü adet sırasında rahimden gelen kan kullanılan pet ile dıs üreme organları arasında birikmektedir. Dıs üreme organları derisi üzerinde biriken bu kan artıkları yine mikropların yerlesmesi ve üremesi icin oldukca uygun bir ortam olusturmaktadır. Cilt üzerinde dogal olarak bulunan mikroorganizmalar vardır. Cilt temizligine dikkat edilmedigi zaman bu mikroplar cildimize zarar verecek sekilde üremeye baslar. Bunun yanı sıra bu bölgede idrar yolu cıkısı bulunmaktadır ve bagırsakların cıkısına da yakındır. Bagırsaklardan atılan dıskı icinde cok sayıda mikrop vardır, tuvalet sonrası temizlik, dıskının ön tarafa bulasmasını önlemek icin önden arkaya dogru yapılır. Aksi halde (arkadan öne dogru) mikroplar kolaylıkla bu bölgeye bulasabilir. Dıs üreme organlarına gelen bu mikroplar yalnızca burada yerlesmekle kalmaz, bu bölgeden iceriye dogru rahatlıkla giderek ic üreme organlarında ve idrar yollarında da iltihap olusmasına neden olabilirler.

Adet döneminde dıs üreme organlarının temizliginin yanı sıra kullanılan pedlerin temizligine de dikkat edilmesi gerekmektedir. camasır icine konan kanı emmesi istenen malzemenin temiz olması gerekmektedir. Adet döneminde kullanılması icin üretilen özel pedler bulunmaktadır. Pedler temiz olarak üretilmekte ve kullanım kolaylıgı da bulunmaktadır. Külot icine yerlestirilen pette bulunan koruyucu tabaka emilen adet kanının camasıra gecmesini önlemektedir. Pedler bir defa kullanılmalı, kanama durumuna göre sık sık degistirilmelidir (bir ped asla altı saatten uzun kullanılmamalıdır). Gece kullanımına veya kanamanın fazla oldugu durumlara yönelik özel pedler üretilmektedir. Pedlere mikrop bulasmaması icin kullanmadan önce acıkta tasınmamalı, özellikle dıs üreme organlarına temas edecek yüzü asla kirletilmemelidir. Sadece tasıma degil, kullanım öncesi el temizligi de önemlidir. Ellerin önceden sabunlu su ile yıkanmıs olması ve pedin dıs üreme organlarına temas edecek yüzünün olabildigince ellenmemesine gayret edilmelidir. Pedler kullanım sonrası kücük torbalara konmalı ya da önerildigi sekilde katlanarak cöp kutusuna atılmalıdır. Pedler suda erimeyen malzemeden oldugu icin tuvalete atılmamalı ve kapatılmadan acıkta bırakılmamalıdır.

Ülkemizde adet döneminde bez kullanımı da oldukca yaygındır. Bezlerin kullanımında da uyulması gereken bazı kurallar vardır. Bezin adet dönemi icin sıvı emici özelligi olan pamuklu kumaslardan, kenarlarının bastırılarak özel olarak hazırlanması gerekmektedir. Adet kanı ile kirlenen bezin üzerindeki kanın yıkanması, camasır suyunda bekletilerek mikroorganizmalardan temizlenmesi, iyice durulanması, kuruduktan sonra da ütülenerek yine mikroorganizmaların yok edilmesi gerekmektedir. Ayrıca temiz bir sekilde saklanması ve tasınması da önem tasımaktadır. Bezlerin degistirilme sıklıgı da pedler gibidir, ancak bezin sıvıyı icinde tutup dısarıya vermeme özelligi olmadıgı icin camasırı kirletmesi daha kolay olabilir.

Bazı kisiler de adet döneminde pamuk kullanmaktadır. Pamugun kolaylıkla ayrılabilme özelligi kullanım zorluguna neden olabilir. Pamuk kullanımı özellikle isteniyorsa, o zaman pamugun temiz bir gazlı bez ile sarılarak kullanılması yerinde olur. Degistirme sıklıgı, saklanması ve uygulanması sırasındaki öneriler bez ile aynıdır.

Ülkemizde tampon kullanımı da yaygınlasmaya baslamıstır. Tampon vajina icine yerlestirilen ve vajinadan dısarıya dogru sarkan bir ipi olan, adet kanını emecek sekilde özel olarak hazırlanmıs bir malzemedir. Üc degisik büyüklükte hazırlanmıslardır. Bu materyalin üretiminde pamuk kullanılmakta, ancak özel islemlerden gecirilerek parcacıkların vajina icinde ayrılmaması saglanmaktadır. Tampon temiz bir sekilde üretilmekte, kullanıma kadar üzeri kapalı kalmaktadır. Kullanım öncesinde yine ellerin mutlaka temiz olması gerekmektedir. Kullanım kılavuzunda anlatıldıgı gibi, tampon üzerindeki ambalaj gösterilen yerden acılmalı, hicbir yere konmadan hemen uygulanmalıdır. Uygulamayı kolaylastırmak amacıyla bazı tamponlarda yardımcı bir arac bulunur. Tamponlar vajina icine dogrudan yerlestirildigi icin uygulama sırasında temizlige özellikle önem verilmelidir. Tamponun vajinada altı saatten fazla kalmamasına özen göstermek gerekir. Tamponun daha uzun süre kalması halinde vücutta bulunan mikropların, üzerinde üreyerek kana karısması “toksik sok” olarak bilinen istenmeyen bir duruma neden olabilir. İlk belirtileri ates ve kan basıncının düsmesi olan, hastanede yatarak tedavi gerektiren toksik sok, ölüme neden olabilir.

2. Tuvalet Sonrası Beden Temizligi

Saglıklı bir insanda idrar mikrop icermez, ancak dıskının her milimetre küpünde milyonlarca bakteri bulunur. Bunlar bagırsaklarımızdan atılmıs olmasına ragmen, herhangi bir yolla tekrar vücudumuzun ic ortamına bulastıklarında hastalıga neden olurlar. Bu nedenle özellikle dıskılama sonrası temizligin özenle yapılması cok önemlidir. Dıskılama sonrası temizlik, daha önce de belirtildigi gibi idrar cıkısı acıklıgına ve kadınlarda vajina girisine mikrop bulastırmamak icin mutlaka önden arkaya dogru yapılmalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken diger noktaysa, dıskılama sonrası temizlik yapılırken ellere mikrop bulastırılmamasıdır. Dıskılama sonrası temizlikte dogrudan eller kullanıldıgında kirlilik öyle artmaktadır ki etkili yıkama ile dahi eller tam olarak temizlenmemektedir. Bu nedenle dıskılama sonrasında ilk temizligin, gözle görünür bir kirlilik kalmayıncaya kadar yinelenerek her seferinde kuru temiz tuvalet kagıdıyla, daha sonra yine el degdirilmeden fıskıran suyla ya da ıslatılmıs kagıtla yapılması ve bölgenin tuvalet kagıdı ile kurulanarak temizligin bitirilmesi en uygunudur. Bu islem bittiginde eller mutlaka asagıda el temizliginde anlatılan sekilde etkili bir bicimde yıkanmalıdır. Özellikle ellerde istenmeyen bir bulasmanın oldugu durumlarda kullanılan musluk, sifon ya da kapı kolu ve benzeri bir yüzeye dokunmak gerekiyorsa, buralara dogrudan temas yerine tuvalet kagıdı kullanarak dokunmak, tuvalet kagıdının ruloda kalan bölümünü kirletmemek, hem daha sonra kendimizi hem de birlikte ortamı paylastıgımız insanları, dıskı ile bulastırmamak acısından önemlidir.

H- EL VE TIRNAK TEMİZLİgİ VE BAKIMI

Günlük yasamda en fazla kirlenen organların basında eller gelmektedir. Kirli yüzeylere sürtünen ve dokunan ellerin yıkanmadıkları sürece birer mikrop barınagı olmaya basladıgı bilinmelidir. Bu nedenle ellerin düzenli olarak yıkanması gerekmektedir. Olanak bulunan her ortamda eller akar su altında sabunla, el sırtı, avuc ici ve parmak araları köpüklerle kaplanıp 15 saniye ovusturularak (yavasca 15’e kadar sayarak bu süre belirlenebilir) yıkanmalı, durulanmalı, baskası tarafından kullanılmamıs havlu, kagıt havlu ya da kagıt mendille kurulanmalıdır. Kurulama olanagı yoksa elleri bir yere sürmek yerine havada kendiliginden kurumasını saglamak en dogru davranıstır. Tırnakların kesilmis, varsa ojenin eskimemis olması el temizligi icin ön kosuldur. Su ve sabun bulunmayan yerlerde el temizligi hazır ıslak temizlik mendiliyle yapılabilir.

Eller ne zaman yıkanmalıdır?

yemeklerden önce ve sonra

yemek hazırlamadan önce ve sonra

dis, agız, yüz, göz temizligi yapmadan önce

tuvalet gereksiniminin giderilmesinden önce ve sonra

kirli, tozlu bir isi tamamladıktan sonra

dısarıdan eve ve ise geldikten sonra

hasta olan bir yakınımızı ziyaretten sonra

- yukarıdakilere uyan hicbir is yapılmasa dahi gün icinde cesitli saatlerde (her zaman temiz görünecek sekilde)

Tırnagın etten ayrıldıktan sonraki bölümünün altında kir ve yag kolayca birikir. Ayrıca burada mikroplar barınabilir, bagırsak parazitlerinin yumurtaları da bulunabilir. Tırnakların düzenli kesilmesi, banyo yaparken de tırnak fırcası ile fırcalanarak temizlenmesi gerekir. Tırnak yemek, bu nedenle de saglıga zararlı bir alıskanlıktır.

El tırnakları yarım ay biciminde, ayak tırnakları ise düz olarak kesilir. Ayak tırnaklarının yarım ay biciminde kesilmesi tırnak batmalarına neden olabilir.

I- AYAK TEMİZLİgİ

Ayaklar her gün corap ve ayakkabı icerisinde terlediginden düzenli olarak yıkanmalıdırlar. Yıkanma islemi yapılmaz ise cevreyi rahatsız edecek kokular, daha sonra da ayak saglıgını bozabilecek nasır gibi sorunlar ortaya cıkabilir. Ayaklar düzenli olarak yıkanmalı, her yıkamadan sonra parmak araları havlu hatta sac kurutma aracı ile iyice kurutularak mantar enfeksiyonları icin ortam olusması önlenmelidir. Ayak havluları ellerin kurulanmasında kullanılmamalıdır.

Ayak saglıgı ve temizligi icin kullanılan corap ve ayakkabı da önemlidir. Özellikle corapların pamuklu olması ayak saglıgı icin tercih nedenidir. corapların temiz olması ve günlük olarak degistirilmesi gerekmektedir.

J- BANYO YAPMA
Mümkün oldugunca sık yıkanmak gerekir. Özellikle deri yüzeyinde bulunan mikropların, yıgılan kirlerin, ter ve diger bilesiklerin uzaklastırılması ve dökülen yüzeysel hücrelerin atılması icin de bu uygulama gereklidir.

Yıkanma, su ve sabun kullanarak derinin ovulması ve kirin akıtılmasıdır. Ter, yag, diger deri bezleri salgıları, deri üzerindeki mikroplar, deri döküntüleri, toz, camur vb. birleserek kir denilen tabakayı meydana getirir. Kirli ortamda calısan kisilerde zararlı bir takım maddeler vücuda bulasabilir. İste tüm bunların günlük banyo ile hatta gereginde daha sık banyo ile vücuttan uzaklastırılması saglanabilir. Vücuda bulasan her tür zararlı kimyasal madde banyo ile hemen deriden uzaklastırılmalıdır.

Yıkanma sırasında yıkanmayı kolaylastıracak arac ve gereclerden yararlanılabilir. Lif, kese mekanik etkinligi artırmak icin yarar saglayabilir. Lifler sabunun vücuda daha etkin olarak uygulanmasını saglamaktadır. Sırt bölgesinin sabunlanmasında uzun saplı banyo fırcalarından yararlanılabilir. Kese geleneksel yıkanma araclarındandır. Derideki döküntü hücrelerin uzaklastırılmasına ve bir dereceye kadar deri dolasımına yardımcı olabilir. Ancak soyucu etki yapacak siddette kullanılmamalıdır.

Her banyodan sonra ic camasırları ve giysiler degistirilmelidir. cesitli nedenlerle banyo yapılamadıgı durumlarda da ic camasırlarının sık olarak degistirilmesi gerekmektedir. Spor ve asırı yorucu isler yaparak fazla terlenildigi durumlarda muhakkak banyo yapılmalı ve ic camasırları degistirilmelidir.

Cinsel İliski Sonrasında Temizlik
Cinsel iliski sırasında kisiler arasında vücut salgılarının bulasması söz konusudur. Bu salgıların cogu icerikleri nedeni ile mikropların cogalmasına ve kötü koku olusmasına elverisli ortam yaratırlar. Hatta bazen hastalık etkenlerini icerebilirler, bu nedenle cinsel iliski sonrasında da banyo yapılması önerilir. Ancak vajina yıkanmamalıdır. Vajinanın yıkanması buradaki dogal korumayı bozacagından enfeksiyon riskini artırır.

II. SAgLIKLI GİYİNME

Saglıgın korunabilmesi icin dıs ortam kosullarına göre giyinilmesi gerekir. Giyecekler hava, mevsim ve sıcaklık sartlarına uygun olmalıdır. Giyeceklerin cildi tahris etmeyecek, allerji yapmayacak, teri emebilecek özellikteki maddelerden yapılması gerekmektedir. Vücudun kirlenmesine yol acabilecek islerde önlük, ellerin kirlenmesine yol acabilecek islerde eldiven giyilmelidir. Ayrıca yapılacak is sırasında ellerin, vücudun, gözlerin, kulakların, bas ya da ayakların korunmasını gerektiren bir durum ya da tehlike varsa özel koruyucu kıyafetler giyilmelidir. Bu giyecekler tüm is uygulaması süresince cıkartılmamalıdır.

Saglıga uygun giysiler vücudu dıs ortamın tüm etkilerinden koruyan, mümkün oldugunca teri emebilen, allerji ve kokuya neden olmayan dogal maddelerden yapılan giysilerdir. Ayrıca serbest harekete olanak vermeyen giysiler rahatsızlık vericidir. Tüm giyecekler secilirken, önce rahatlıgın amaclanması en dogru yaklasımdır. Bu konu ayakkabılar icin özellikle önemlidir.

III. ORTAMIN TEMİZLİgİ VE BAKIMI

Saglıgımız, yasadıgımız ortamın temizliginden de dogrudan etkilenir. Temizlik islemleri bilincli olarak yapılmadıgında var olan kirlilik daha genis yüzeylere yayılabilir. Ancak temizlik elemanları dahi, nasıl temizlik yapılması konusunda bilgi sahibi olmayabilirler.

Ortamın temizligi olabildigince sık yapılır. Temizlik sırasında baska yerlere ait esyalar yerlerine götürülüp (dolap ici, baska oda vs.) düzenlenerek ortam hazırlandıktan sonra temizlenmelidir. Yerler ve yüzeyler pürüzsüz olmalıdır. Bu nedenle cila ve boya bakımı en gec iki yılda bir yapılmalıdır.

Tüm mobilya ve malzemeler ortama yerlestirilirken, temizlik icin kolaylık saglama düsüncesiyle, özel ilgi gösterilmelidir. Örnegin; yerinden oynamayacak kadar agır olan parcaların arkasında ve yanında bosluk bırakılır, jaluzi gibi fazla yüzey iceren ve temizligi zor olan malzeme yerine, olanak varsa yıkanabilen basit gerecler kullanılması yararlıdır.

Kirli zeminleri temizlerken kiri temiz alanlara yaymamak amac olmalıdır. Temizlik gerecleri temizlenen yüzeylerden her zaman ve kesinlikle daha temiz olmalıdır.

Önce görünen kirler temizlenir; ileri temizlik, asamalı olarak uygun sıraylagerceklestirilir.

Temizlik sırasında öncelikle sıcak su kullanılır.

Temizligi yapılan yüzeyler sonunda kuru olarak bırakılır.

Kullanılacak malzeme etkili, kullanım amacına ve standartlara uygun olmalıdır.

A- FARKLI ORTAMLARIN TEMİZLİK ÖZELLİKLERİ

1. Yerler ve Yüzeyler
· Temizlik sırasında olabildigince cok yüzeye ulasmak icin, hareket edebilen esyalar yerlerinden oynatılır.

· Vakumlu süpürge ile toz kaldırmadan süpürülür.

· Süpürme sonrası arap sabunlu su ile ıslatılmıs paspasla silinir.

· Uzun süre temizlenmemis, kalıcı kirler bulunan ortamların temizligi özen ister. Yerlerin önce ıslatılarak, spatula gibi kazıyıcılar yardımıyla, mekanik olarak temizlenmesi gerekebilir.

· Mobilyaların tozları, nemli bezle silinir. Lekeler varsa, yüzeyi bozmayacak özel temizleyiciler ya da deterjan kullanılarak temizlenmeli, kuru bez ya da nemli bezle son bakım yapılmalıdır.

· Fayans yüzeyler her gün arap sabunlu nemli bezle silinir. Sabunsuz bezle durulanır.

· Camlar, cerceveler ve kapılar, en gec ayda bir, arap sabunlu su ile ıslatılmıs bezle temizlenir ve sabunsuz bezle durulanır.

· Kapı kolları, banko ya da merdiven kenarı gibi cok kisinin ellerinin degdigi yüzeyler, önce sıcak su ve arap sabunuyla, daha sonra dezenfektan eklenmis suyla silinir.

· Perdeler ve diger kumas materyal en gec iki ayda bir camasır makinesinde uygun programla yıkanır ya da gerekirse kuru temizleme yapılır.

· Pano, tablo, ayna, abajur ve radyatör petekleri de temizlenecek yüzeyler
arasındadır ve mobilyalar gibi temizlenir.
· Akıtmayan naylon torbalar ile birlikte kullanılan cöp kovaları, en gec haftada bir, mekanik temizlik yapıldıktan sonra deterjanlı su ile fırcalanarak temizlenir, kurulanır.

2. Buzdolapları

· Dıs kısmının yüzey olarak temizlenmesi, icinin düzenli kullanılması geregi dısında, otomatik eriticili degilse, buzlugun bakımı düzenli olarak yapılmalı, ic yüzeyleri ve raflar deterjanlı sıcak su ile silinmelidir.

· İcinde yalnızca besinler bulundurulmalıdır.

3. Lavabo ve Tuvaletler

. Önce görünür kirler ıslatılarak temizlik fırcalarının kazıyıcı kenarları da kullanılarak temizlenir.

· Toz ya da sıvı, ovucu bir deterjanla önce fırcalanarak temizlenir ve su ile durulanır.

· Musluk basları da toz ya da ovucu bir deterjanla, baska bir fırca ya da bez kullanılarak temizlenir.

· Sabunlukların dıs yüzey temizligi her temizlikte yerine getirilmelidir. Sıvı sabunlar bittiginde sabunluklar fırcalanarak temizlenip, kurulanmalı ve bu islemlerden sonra yeniden doldurulmalıdır.

· Evyelerin dısında kalan yer ve yüzeyler yukarıda belirtildigi gibi temizlenir.

· Tuvalet ve lavabo fırcaları ayrı olmalı, baska yüzeylerde kullanılmamalı ve temas ettirilmemelidir

Temizlik sırasında kullanılan malzemeler ve bunların bakımı da özen ister. Temizlik sırasında eldiven kullanmakta yarar vardır. Burada amac el cildinin korunmasıdır. Eldiven giyilmeden önce eller kurallara uygun olarak yıkanır ve kurulanır. Kirliligin yayılmasının eldivenler aracılıgıyla olabilecegi unutulmamalıdır. Atık bulasmıs eldivenler, kendileri de birer bulastırıcı arac olurlar. Bu nedenle temizlik sırasında eldivenler, faras ve fırca gibi bir arac kullanmadan dogrudan, atıklarla temas ettirilmemelidir.

Deterjanların doga kirliliginde önemli payı oldugu bilinmektedir. Bu nedenle gereksinimi karsılayacak en az miktarda kullanılmasına özen gösterilmelidir. Durulanarak yüzeylerde bulanık görüntü yapmayacak sekilde temizlenirler. Yüzey ve yerlerin kaplamalarına zarar vermeyecek özellikte olanlar kullanılmalıdır. Arap sabunu da sulandırılarak akıskan kıvamda deterjan gibi kullanılabilir. Arap sabunu ile hazırlanmıs temizlik suyuna hic bir zaman camasır suyu karıstırılmamalıdır. Karıstırılırsa etkileri azalacagı gibi ortama zehirli gazların cıkmasına neden olunur.
Temizlik bezleri ısıya dayanıklı, tüy bırakmayacak, yumusak pamuklu kumaslardan yapılmıs saglam bezler olmalıdır. Kuru ya da nemlendirilmis olarak, kirlendikce su ve sabun ya da deterjanla temizlenip durulanarak kullanılır. Yırtılınca yenilenirler. Sıcak su ile yıkanamama özelligi ve gözenekleri nedeniyle cok genis alan olusturdukları icin temizlenmeleri zor olan plastik süngerler bez yerine kullanılmamalıdır. Görünür bicimde yıprandıklarında yer paspasları yenilenmelidir. Temizlik fırcaları esnek ve hareketli ancak kuvvet uygulayacak kadar saglam ve ısıya dayanıklı olmalıdır. Bu özellikleri bozuldugunda kullanılmayıp yenilenmelidir.

B- YİYECEK VE İcECEKLERİN TEMİZLİgİ
Yiyecek ve icecekler hastalık yapıcı mikroplarla bulasmamıs olmalıdır. Denetlenmis, kapalı kaynak suları en emin temiz icme suyudur. Acık su kullanmak güvenli degildir. Böyle sular, kaynama basladıktan sonra en az üc dakika daha kaynatılıp sogutulur ve bu sayede temiz olarak icilebilir.

Anne sütü mikropsuz oldugundan ilk altı ay yalnızca emzirilerek beslenen bebekler bu acıdan en güvenli durumda olanlardır. Emzirdikce süt olustugundan, anneler sık emzirerek süt miktarını artırabilirler. Biberon kullanma hem emzirme üzerine olumsuz etkisi oldugundan hem de temizlenme zorlugu nedeniyle mikroplar icin uygun ortam olusturur. Gerektiginde, bebek beslenmesinde biberon yerine kasık ya da kücük bardak kullanılmalıdır.

Besin maddelerinde bulunan cok sayıda mikroorganizma, mutfak temizliginin önemini artırır. Bu nedenle ayrıca özen ister. Gerekli malzemelerin satın alınması ile yemeklerin sunulması arasında, depolama, hazırlama, pisirme, bekletmeden, servis sonrası temizlik ve bakıma kadar tüm is akısı mutfakta saglıklı ortam olusturmada ayrı ayrı önem tasır. Mutfaktaki sıcak ve nemli ortamda bulunan bakterilerin sayısı her 20 dakikada iki katına cıkabilir ve bir tek bakteri 10 saatte 1 milyar olacak sekilde üreyebilir.

Mutfakta alınması gereken saglık önlemleri icinde, yiyecek maddelerinin gördügü islemler özel bir önem tasırsa da, mutfaktaki tüm malzemelerle yüzeyler ve zeminin temizligi en az diger önlemler kadar önemlidir.

Mutfakta calısanların elleri, diger vücut yüzeyleri, agızları, burunları, dıskı ve giysileri aracılıgıyla yiyeceklere mikroplar bulasabilir.

Mutfakta is yapanlar ellerini önceden etkili sekilde yıkamalı, ellerinde kesik ve yara bandı olanlar yiyecek hazırlamamalı, yemek hazırlama sırasında sigara icmemeli, saclar ve buruna temas etmemeli, yemeklerin tadına bakılması gerektiginde temiz bir kasık kullanıp sonra hemen yıkamalıdır.

C- BESİNLERLE İLGİLİ HİJYEN KURALLARI

Besinler alındıktan sonra bekletilmeden buzdolabı ya da dolaplara kaldırılır. Son kullanma tarihleri gecmeden kullanılır. Kırık, catlak ve kirli yumurtalar alınmaz. Zedelenmemis ve beresiz alınmıs sebze ve meyvalardaki toz, toprak, ilac kalıntıları temiz bol akar suda yıkanır. Sebzelerin hazırlandıgı tezgah digerlerinden ayrıdır.

Dondurulmus besinler sıcak ortamda degil buz dolabında cözülür, cözüldükten sonra tekrar dondurulmaz. Dondurulmalarına ragmen gıdalarda cürüme bir ölcüde devam eder. cözme islemi sırasında bu sürec hızlanır ve oda ısısında uzun sürede cözülen gıdalar kolaylıkla bozulabilir. Özellikle et, kıyma gibi yiyecekler mikropların üremesi icin ideal ortamı olusturur. Bazı buzluk ve derin dondurucuların kapaklarında gıdaların en fazla ne kadar süreyle saklanabilecegine iliskin bilgi vardır. Gıdaların saklanmasında buna dikkat edilmeli aynı türden gıdaların eski ve yeni üretilmisleri aynı ortamda saklandıgında önce eskilerinin tüketilmesine özen gösterilmelidir.

Besin hazırlama alanlarının temizligi besinler kaldırıldıktan sonra yapılır. Özellikle et suları ya da her cesit etten yapılmıs gıdalarla bulasmıs yüzey, alet ve malzemelerin temizligi cok önemlidir. Bu tür yüzey ve malzemeler is biter bitmez, hemen soguk suyla akıtılmalı, sonra da yüksek ısıda su ve deterjan kullanılarak temizlenmelidir. Yüzey temizligi icin camasır suyu da kullanılabilir.

D- MUTFAKLA İLGİLİ HİJYEN KURALLARI

Kullanılan malzemelerin yüzey özellikleri, kalitesi, mutfagın yerlesme planı kuralların uygulanmasını kolaylastırır sekilde olmalıdır. Yabancı parcalar, cam kırıkları, kırık arac gerec, tezgahlardaki centik ve bütünlügünü bozan her tür zedelenme ve kırılma temizlik acısından risk olusturur.

Mutfakta yiyecek malzemesi kabul yeri, yiyeceklerin islem gördügü bölüm, artık ve bulasıkların bulundugu alanlar ve temiz kapların muhafaza oldugu yerler birbirinden ayrı olur.

Yerlere dökülen yiyecek maddeleri hemen kaldırılır ve zemin temizlenir.

Yemek kapları yıkanmadan önce, yemek artıklarının temizlenmeleri gerekir. Spatula, bulasık telleri ve fırcalar bu islem icin kullanılacak araclardır. Su ile durulama kirleri daha da azaltır. Tabakların makineye uygun sekilde yerlestirilmesi yıkamanın etkililigi icin, yıkama islemine kadar makinenin kapalı tutulması ise ortamın temizliginin korunması icin önemlidir. Bulasıkların bir yerden bir yere tasınması ve yıkanmak icin acıkta bekletilmesi mikropların bulasmasını ve cogalmasını artıran bir durumdur.

Bulasık makinesi fırın ve ocakların temizligi, genis yüzeyleri ve yiyecek artıkları ile temasları nedeniyle özellik tasır. Mekanik temizlikleri yiyecekler kurumadan spatula ve fırca ile yapılır. Basarı saglanamayan durumlarda 1/50 konsantrasyonda sulandırılmıs camasır suyu ile yüzey uygunsa göllenme yapılarak, degilse silinerek yiyecekler uzaklastırılır.

Yer temizliginde kullanılan araclar, tezgah gibi calısma zemini temizliginde kesinlikle kullanılmazlar.

E- ATIKLAR
cöpler ve diger insan atıkları her zaman mikrop ve parazit yumurtası barındırır. Yemek ve bulasık atıkları ıslak, dolayısıyla mikropların cok sevdikleri ortamlardır. Mikroplar genellikle bir aracı olmaksızın baskalarına gecip salgın hastalık yapmazlar. Atıkların üzerlerinde var olan ve üreyen mikroplar suya, ellere, dolayısıyla yiyeceklere gecerek hastalıklara neden olurlar. Bu nedenle el yıkama ile birlikte su ve besin temizliginin yanı sıra cöplerin ve insan atıklarının uygun sekilde yok edilmesi de bulasıcı pek cok hastalıga yakalanmamak icin gereklidir.

Ev atıklarını toplarken yiyecek atıklarıyla digerlerini ayrı ayrı biriktirmek ve toplanma yerlerine götürmek en dogrusudur. Bu sayede dönüstürülebilir olanlar kolayca degerlendirilebilir. cöp torbalarının sokak hayvanları tarafından parcalanması da önlenebilir. cöp toplamanın sorun oldugu yerlerde yiyecek atıkları hayvan yiyecegi olarak ya da gömülerek yok edilebilir. Temiz bos naylon torbaların baska kullanım icin saklanması, temiz olmayanların atılmadan önce katlanıp, dügümlenmesi ucusan cöpleri azaltacaktır. cocuk bezleri ve kadın bagları da naylon torbaların icinde, sıkıstırılıp agzı dügümlenerek atılmalıdır. Kagıt atık, kutu ve konserve kaplarını atmadan önce düzlestirip sıkıstırarak, pet siseleri kücülterek cöp yıgınları kat kat azaltılabilir. Böylece mikrop, parazit, böcek ve kemiriciler tarafından cogalmak icin kullanılacak hacim ve yüzeyler de azaltılmıs olur. cöplerin toplanması icin hazırlanmıs yerler dısında bir yere kesinlikle cöp bırakmamak, yakında böyle yerler yoksa yiyecek atıklarını torbalara koymadan gömmek, digerlerini uzakta da olsa var olan yere tasımak cöplerin istenmeyen etkilerinden korunmak icin en uygun davranıstır.

Yüzey azaltma tüm hasere mücadelesinin esasıdır. Eskimis yüzeylerde olusan gözenek, delik ve catlaklar haseratın yerleserek cogalması icin uygun ortam olusturur. Bu nedenle yasadıgımız ortamların düzenli bakımını yapmak her tür haseratla mücadele icin ilaclamadan daha saglıklı ve güvenli bir yoldur.

IV. BESLENME
Saglıklı beslenme, vücudun büyüme, gelisme ve günlük islevlerinin sürekliliginin saglanması icin gerekli olan besin ögelerinin yeterli miktarlarda alınmasıdır. Gıdalar icerdikleri besin ögelerinin benzerlikleri acısından dört gruba ayrılırlar.

1) Süt, yogurt, peynir grubu: Süt ve sütlü gıdaların olusturdugu bu gruptaki besinler protein, hayvansal yaglar, kalsiyum, fosfor, B2 , B12, A vitaminleri acısından zengindir.

2) Et, yumurta ve kuru baklagiller grubu: Kırmızı et, tavuk, balık, yumurta, kuru fasulye, nohut, mercimek gibi gıdaların olusturdugu bu gruptaki besinler baslıca protein kaynagıdır, ayrıca yag, B vitaminleri, demir ve cinko da icerir.

3) Taze sebze ve meyve grubu: Bu gruptaki gıdalar vücut icin kalsiyum, demir,

magnezyum ve diger bazı minerallerin, A, B, C, E, folik asit gibi vitaminlerin

kaynagıdır.

4) Tahıl grubu: İcerdikleri karbonhidratla baslıca enerji kaynagıdır, ayrıca B grubu vitaminleri icerir

Yasam boyu gecilen bebeklik, cocukluk, ergenlik, gebelik, emzirme, menapoz, iyilesme gibi dönemler ve yapılan islere uygun olarak bu dört ana gruptan alınması gereken miktarlar degisebilir. Ancak az ve sık yemek, güne mutlaka kahvaltı ile baslamak, ögün atlamamak, abur cubur yememek, günde en az 4 – 6 bardak su icmek, kolalı icecekler, cay, kahve, kızartma, kavurmalar, asırı yaglı, tuzlu ya da sekerli gıdalar ve acıkta satılan yiyeceklerden kacınmak, yag seciminde doymamıs yagları tercih etmek, yiyecekleri hazırlarken iclerindeki besin ögelerinin korunmasına dikkat etmek ve uygun kosullarda saklamak, cig yenen meyve ve sebzeleri bol ve temiz suyla iyice yıkamak her yas ve dönem icin gecerli temel saglıklı beslenme kurallarıdır.

Günümüzde beslenme ile ilgili sorunların basında, modern yasamda günlük enerji tüketiminin azalmasına ragmen rafine gıdalardan alınan enerjinin artması sonucunda olusan sismanlık gelmektedir. sismanlık seker hastalıgı, yüksek tansiyon, kalp ve damar hastalıkları basta olmak üzere pek cok hastalık acısından risk olusturur. Bu nedenle ideal kilonun korunması saglık risklerini azaltmak acısından özellikle önem tasır. İdeal kilo beden kitle endeksi (BKİ) olarak adlandırılan bir formülle hesaplanır. Buna göre bireyin kilogram cinsinden tartısının metre cinsinden boyunun karesine bölünmesi ile bireyin vücut kitle endeksi hesaplanır (kg/m2). BKİ 20’nin altında zayıf, 20 – 24 arası normal, 25 – 29 arası hafif sisman, 30 – 40 arası sisman ve 40’ın üzerinde ise cok sisman olarak kabul edilir.

Gıdalarla ilgili bir diger tehlikeli durum ise bazı hazır gıdaların icerdigi katkı maddeleridir. Bu katkı maddeleri cogunlukla gıdaların görüntüsünü, kokusunu daha cekici hale getirmek, dayanıklılıgını, kıvamını ve lezzetini artırmak üzere kullanılan kimyasal maddelerdir ve bunların bir bölümünün kanser yapıcı etkisinin oldugu kanıtlanmıstır. Bu nedenle tüketilen gıdaların bu tür maddeler icermemesine dikkat edilmelidir.

Gıdaların temini sırasında da dikkat edilmesi gereken bazı kurallar vardır. Alınanların mutlaka taze olmasına dikkat edilmelidir. Ambalajlı gıdalarda paket üzerinde yer alan son kullanma tarihlerine dikkat edilmeli, zedelenmis ambalajlarda ya da kötü saklama kosullarında bekletilmis mallar kesinlikle alınmamalıdır. Konserveler paslanmamıs ve özellikle dısa dogru bombelesmemis olmalıdır. Sıcaktan etkilenecek gıdalar alısveristen eve getirilirken ya buz cantaları kullanılmalı ve/veya en kısa yoldan ulastırılmalıdır.

V. HAREKETLİ YAsAM

Düzenli bir sekilde egzersiz yapan bireylerin yasam enerjileri artar, kendilerini daha iyi hisseder ve daha iyi görünürler. Yasam boyu egzersiz yapmak, kalp ve damar hastalıkları, tansiyon yüksekligi ve ileri yaslarda kemik yogunlugunun azalması gibi sorunları azaltır. Baska türlü spor yapma olanagı olmasa bile her gün, hic degilse gün asırı en az 30 dakika hızlı tempoda yürüyüs yapmak da iyi bir egzersizdir. Gebelik, dogum sonrası ve menopoz dönemlerinde kadınlar icin egzersiz yapmak daha da önemlidir. Ancak egzersiz yapmak bir yasam bicimi olmalıdır. Birey günlük hayatını programlarken temel gereksinimleri arasında egzersize de yer acmıs olmalıdır. Daha önceden hic egzersiz yapmamıs bir kisi hareketli yasama gecerken sorun yasayabilir, ancak bu gecis döneminin ardından kendi bedenindeki degisiklikleri ve bunun önemini kavrayarak egzersizi hayatının bir parcası haline getirecektir.

Düzenli egzersiz yapmak kas gücü ve bedensel esnekligin yanı sıra kalp damar sistemini güclendirerek dayanıklılıgı da arttırır. Egzersiz akıl ve ruh saglıgı acısından da faydalıdır. Düzenli egzersizle kisi gerilimini azaltabilir, günlük baskılardan uzaklasabilir ve zihnini zinde tutabilir.

İdeal tartıya ulasmak veya sabit tutmak icin de egzersizden faydalanılabilir. Kosmak, yüzmek, tenis oynamak, bisiklete binmek, basketbol, voleybol, futbol, handbol gibi sporlar bedensel calısmanın yogun oldugu sporlardandır.

Egzersiz yapmak icin zaman ya da baska kosullar nedeniyle olanak olmadıgı düsünüldügünde, gün icindeki zorunlu hareket egzersize dönüstürülebilir. Özel arac yerine toplu tasıtları tercih etmek, gidilecek yere varmadan bir kac durak önce inip yola hedefe kadar hızlı bir yürüyüs eklemek, asansöre binmek yerine merdivenleri kullanmak, dans etmek hatta hızlı yürüyüsle alısveris yapmak dahi hafif formda egzersiz yerine gecebilir.

Belli bir program dahilinde ve profesyonel yardım almadan egzersiz yapılacaksa bilinmesi gereken bazı kurallar vardır. Daha önce hic egzersiz yapmamıs olanlar gün asırı 10 dakika gibi sürelerle baslamalı ve bunu zaman icinde en az 30 dakika olacak sekilde arttırmalıdırlar. Egzersiz öncesinde yumusak ve yavas hareketlerle gererek kaslar ısıtılmalıdır. Ani hareketler ve asırı yüklenme özellikle daha önceden alısık olmayan bireylerde spor yaralanmalarına neden olabilir. Bilincsizce yapılan asırı egzersiz ise saglık icin hareketsizlik kadar zararlıdır.

Bilinen bir kronik hastalıgı olanlar, egzersiz programlarına baslamadan önce kendilerini izlemekte olan hekime basvurmalıdırlar. Egzersizle birlikte gelen siddetli gögüs agrısı ve nefes darlıgının kalp hastalıgı belirtisi olabilecegi bilinmelidir. Acık havada yapılacak sporlar icin hava kirliliginin yogun olmadıgı ortamları secmek dikkat edilmesi gereken bir diger önemli noktadır.

Bedenimiz varolma aracımızdır. Egzersiz sırasında oldugu kadar gündelik yasamımız sırasında da onu yanlıs hareketle gelecek zararlardan korumamız gerekir. Uzun süre aynı sekilde durarak calısmak zorunda kalındıgında zaman zaman calısmaya ara vererek gezinmek, oturuluyorsa kalkıp dolasmak, kas yorgunlugunu azaltır. Agır bir sey kaldırırken belden öne egilmek yerine, cömelerek agırlıgı bedenin degisik bölümlerine paylastırmak, belimizi korumak acısından önemlidir. Aracsız ve özel bir teknik kullanmadan yetiskin bir kadının kaldıracagı yük 15 kg.’ı, yetiskin bir erkegin kaldıracagı yük ise 25 kg.’ı gecmemelidir. Kullanılan ayakkabı, dogal bel kavsini destekler nitelikte hafif topuklu olmalıdır. Uzun süre oturularak yapılan islerde oturulan koltuk ya da sandalye bel boslugunu desteklemelidir. Ayakları dayamak icin yükseltici basamak bulunmalıdır. calısılan masalar, tezgahlar ergonomik yükseklikte olmalıdır.

VI. DÜZENLİ YAsAM VE UYKU

Saglık ve zindelik icin düzenli yasam ve uyku da vazgecilmez sartlardır. Uyku gereksinimi insan yasamı boyunca süre acısından degiskendir. Yeni dogmus bir bebek neredeyse günün tamamını uyuyarak gecirir. Aylar icinde uyku gereksinimi giderek azalır. Oyun cocuklugu döneminin özellikle ilk yıllarında öglen uykuları pek cok cocuk icin vazgecilmezdir. Büyüme hormonu uykuda salgılandıgından cocukların büyüme ve gelismesinde düzenli ve yeterli uyku cok önemlidir. Yetiskinlik döneminde 7-8 saatlik uykunun yeterli oldugu kabul edilir. Yasamın ilerleyen yıllarında yaslılıkta gece uykuları dört saate kadar inebilir. Bunun yanında gün boyunca uyuklamalarla (sekerleme) gece uykusu telafi edilir. Bireyler arasında uyku gereksinimi ve ritmi farklılık gösterir. Bazı insanlar 4-6 saatlik uyku ile yetinirler kimileri ise 10-12 saat uyurlar. Bazıları erken yatıp erken kalktıklarında, bazılarıysa gec yatıp gec kalktıklarında kendilerini daha zinde hissederler. Uyku aynı zamanda ruh saglıgının bir göstergesidir. Streste ve pek cok psikiyatrik hastalıkta uyku ritmi ve süresi bozulur. Bunun yanında yeterli uyku uyunmadıgında kisinin fiziksel ve ruhsal streslere dayanıklılıgı azalır.

Yeterli süre uyundugu halde uykudan zinde kalkılmıyorsa, üzerinde yatılan yatak, kullanılan yastık, odanın ısısı, ortamda yeterli temiz hava olup olmadıgı, ortamda bulunan ısıtıcıların, esya ya da malzemelerin cila, boya, deterjan gibi kimyasallar yoluyla ortam havasını kirletip kirletmedigi, uyku sırasında süre giden bir gürültü kaynagının olup olmadıgı gibi etkenler gözden gecirilmelidir. Dogal olarak burun tıkanıklıgı ve nefes almada zorlukla birlikte seyreden tüm hastalıklarda ve asırı sismanlıkta da uykunun kalitesi bozulur.

VII. cALIsMA ORTAMI

İs ve calısma ortamı da saglık acısından riskler icerebilir. calısma ortamındaki kalabalık, gürültü, kirlilik, sürekli aynı beden pozisyonunda calısma zorunlulugu, agır kaldırma, manyetik alanlara ya da kimyasal maddelere maruz kalma, hava kirliligi, is kazaları gibi daha pek cok etken saglıgı tehdit etmektedir. Bireyler calısma ortamlarından kaynaklanacak saglık risklerini tanımalı ve bunları en aza indirmelidirler. Gerektigi sartlarda kurum ya da isyeri hekimlerinden bu konularda danısmanlık alınmalıdır.

VIII. GÜNLÜK YAsAMDA STRESLERLE BAsA cIKMA

Aslında bir parca stres günlük hayatta karsılasılan zorluklarla basa cıkmada ihtiyac duyulan enerji, uyanıklık ve gücü saglar. Ancak uzun süreli, sürekli ve fazla miktarda stres yorgunluga ve verimin düsmesine neden olur, bedensel ve ruhsal saglıgı tehlikeye sokar.

Uyku bozuklukları, mide rahatsızlıkları, bas agrısı, bir konu ya da ise yogunlasmada zorluk, huzursuzluk, carpıntı, omuz ve sırt agrıları gibi yakınmalar günlük yasamda basa cıkamadıgımız stresler sonucu olabilir.

Stresle basa cıkmada ilk basamak, kisinin yasamındaki strese yol acan etkenleri ve nedenlerini belirlemesidir. Bir sonraki asama ise bunlardan hangilerinin ortadan kaldırılabilecegi ya da hafifletilebilecegi ve bunun icin ne gibi önlemler alınabilecegini bulmasıdır.

Günlük yasamdaki streslerin pek cogu -iyi iletisim kuramamaktan kaynaklanmaktadır. Yakın ve genis cevremizdeki bireylerle iletisim kurarken acık, anlasır ve samimi bir dil kullanmak, konusmak kadar karsımızdakileri anlamaya ve dinlemeye de hevesli olmak ilk kuraldır. Olaylara karsımızdakinin bakıs acısından bakmak, kabul etmesek bile anlamaya calısmak iletisim acısından cok önemlidir. Olaylara olumlu yaklasmak, kendi gücümüzle orantılı hedefler koymak, sonucunu degistiremiyecegimiz seylerle ugrasmak yerine birey olarak üzerimize düseni en iyi sekilde yapmaya calısmak streslerle basa cıkmakta en etkin yoldur.

Zamanı iyi degerlendirmek, “yapılacak isler listesi” hazırlamak, zor isleri basamaklara ayırarak bölümler halinde halletmek, zamanlı planlama yapmak ve bunu yaparken gercekci olmak, gerektiginde yardım ya da danısmanlık istemek ve bir sorun icin tek bir cözüme baglanıp kalmadan diger secenekleri de göz önünde bulundurmak stres azaltıcı davranıslardır.

Her cesit bedensel calısma, spor yapmak, hobiler icin zaman ayırmak, stresten ve olumsuz etkilerinden uzaklasarak güc kazanmak icin yararlıdır. Bazen sadece bir arkadas ya da yakınla konusmak, onun tarafından anlasıldıgını görmek bile bireyin yükünü cok hafifletebilir.

IX. ZAMAN YÖNETİMİ

Zaman aslında herkes icin sabittir, diger bir deyisle herkes icin günde 24, haftada 168 saat vardır. Ancak benzer kosullarda yasayan ve calısanların üretimleri bireysel yeteneklerden de kaynaklanan farklılıklar gösterir. Bu farkı yaratan etkenlerden biri de zamanın nasıl kullanıldıgıdır. Zaman yönetimi, zamanı akılcı kullanarak daha verimli sonuclar elde edilmesini saglar. Günümüz kosullarında gündelik yasamın gereklerini yerine getirmek zamana karsı gerceklestirilen bir ugras halini almıstır. Bu yüzden zamanı iyi degerlendirmeyi ögrenmek herkes icin stresi azaltacak, yararlı bir beceridir.

Zaman yönetimi icin yapılması gereken ilk sey zamanın nasıl gecirildigini belirlemektir. Herkesin yasamında sabit olan uyku, yemek yemek, kisisel temizlik ve bakım, ulasım gibi zorunlu isler icin harcanan zaman cıkarıldıktan sonra kalan süre icin planlama yapılabilir. Plan yaparken dürüst ve gercekci olmalı, görevlerin yanı sıra sosyal aktiviteler ve egzersiz icin de zaman ayırmalıdır. Uzun ve kısa vadeli hedef ve öncelikleri belirlemek, hedefler icin eylem planı yapmak, bunları gerceklestirmek icin yapılacak isler listesi hazırlamak, mükemmelliyetciligi bırakmak, öncelikleri belirleyebilmek, hayır diyebilmek, aynı zaman dilimine birkac isi sıkıstırmak (örnegin ise ya da okula giderken veya bir seyler beklerken kitap okumak, yemek hazırlarken ya da banyo yaparken önceden kaydedilmis ders notlarını kasetten dinlemek gibi) bu konuda ana baslıklardır.

Televizyona veya alısverise dalmak, telefonda sohbet etmek en önemli zaman calıcılardandır. Habersiz gelen ziyaretciler ve kazalar (bilgisayarınızın cökmesi ya da virüs bulasması, elektriklerin kesilmesi, bitmis ödevin üzerine cay dökülmesi, bir isi yapmak icin gerekli malzemelerin tümüne sahip olunmadıgının son anda fark edilmesi gibi) özellikle belli bir tarihte bitmis olması gereken islerin planlanmasında önceden hesaplanmazsa “zaman yönetimi felaketleri”ne dönüsebilir.

Bitmeyen sohbetleri kesmek, davetsiz misafirleri bertaraf etmek icin kendinize uygun bir cözümü önceden hazır tutun. Süreli islerinizi bitirmek icin vakti hesaplarken son günleri, saatleri ve saniyeleri hesap dısı bırakın. Gerekiyorsa size zamanı hatırlatmak icin calar saat kullanın ve bir is icin ayırdıgınız zamanda gercekten o isi yapmakta oldugunuzdan emin olun.

X. SİGARA, ALKOL, MADDE KULLANIMI

1. Bagımlılık Nedir?

Bagımlılık kisinin kullandıgı madde üstünde kontrolünü kaybetmesi ve onsuz bir yasam sürememeye baslamasıdır. Bagımlılık bir kez gelistikten sonra, bir daha iyilesmez ve kisinin yasamı boyunca onunla beraber gelir.

2. İradesiz Kisiler mi Bagımlı Olur?

Herkes bagımlı olabilir. Madde kullanımı kisinin biyolojik yapısında zamanla degisikliklere yol acar ve ara sıra da olsa kullanan kisinin bundan kacınması mümkün degildir. Madde kullanımının irade ile bir iliskisi yoktur. Zaten kisiler “Ben kontrol edebilirim” düsüncesiyle baslar, daha sonra bagımlı hale gelir. Onlar da “Benim iradem güclüdür” gibi bir yanlıs inancla yola cıkmıslardır. Kisi maddeyi kontrol altında tuttugunu, hic dozu asmadıgını iddia etse de aslında bedeninde farkında olmadıgı bir sürec devam etmektedir. Bu yüzden bireysel özellikler ile madde kullanımı arasında bir sebep sonuc iliskisi kurmak yanlıstır.

3. Ne Kadar Alkol İcmek Risklidir?

Kullanılan alkol miktarını degerlendirmek icin “standart icki” tanımını kullanıyoruz. Yarım duble rakı, cin, viski ya da bir kadeh sarap ya da bir bardak bira bir standart ickiye esittir (sekle bakınız). ” Bir standart icki” Dünya Saglık Örgütü’nün tanımladıgı miktar olan 10-15 gram alkol iceren miktardaki ickidir. Alkolün yan etkilerinin ortaya cıkısı ve kandaki kabul edilebilir düzeyleri standart icki oranları baz alınarak hesaplanmaktadır. Yasa, cinsiyete ve vücut agırlıgına göre haftalık ve günlük alkol tüketimi sınırları degismektedir.

Bir Standart İcki

4. Esrar, Bagımlılık Yapar mı?

Esrar hem bagımlılık yapıcı, hem de sigaraya oranla daha fazla kanser yapıcı madde icermektedir ve bireyin yasam kalitesini düsürür. Esrar, bedende yag dokusunda biriktiginden hafıza kaybına, ögrenme ve solunum bozukluklarına neden olabilmektedir.

Esrar ile ilgili bilinmeyen gercekler:

Esrarı kendileri icin bir sorun olmasına ragmen kullanmaya devam edenler %97

İs, okul ve diger alanlarda kendileri icin sorun yarattıgını belirtenler %85

Önemli etkinliklerini esrar icin bırakanlar %66

Bırakmak isteyen ancak bırakamayanlar %35

calısmaya alınan kisiler arasında bagımlılık oranı %70

5. Ecstasy Bagımlılık Yapar mı?

Ecstasy’de bagımlılık yapar. Kisi bir süre sonra bu madde olmadan yasamdan keyif alamaz hale gelir. Ayrıca bilinmeyen bir nedenden dolayı ölüme de neden olmaktadır. Ülkemizde satılan ecstasy’lerin icinde farklı kimyasallar oldugu saptanmıstır

6. Uyusturucular Bazı Ülkelerde Serbest mi?

Sadece Hollanda’da esrar kullanımı serbest bırakılmıstır. Ancak bunun nedeni esrarın zararsız olması degildir. Hollanda’da esrar kullanımı cok yaygın ve genellikle de diger uyusturucu maddelerle birlikte satılmaktaydı. Ülke politikası, bunun önüne gecmek ve kisilerin diger uyusturucu maddeleri kullanmalarını engellemek amacıyla böyle bir girisimde bulunmustur.

7. Ara Sıra Kullanmak Zararlı mıdır?

İnsanlar genelde ara sıra kullanarak baslarlar. İlerleyen dönemlerde daha önceki yasadıkları etkiyi elde etmek icin her seferinde kullandıkları miktarı arttırmak durumunda kalırlar. Bu durum madde talebinin artması anlamına da gelir ki bu da bagımlılıga götüren yoldur. Aralıklı da olsa uzun süre kullanım mutlaka bireyin ruhsal ve kimyasal yapısında degisikliklere yol acar.

8. Herkes Uyusturucu Kullanıyor ve Onlara Bir sey Olmuyor! (mu?)
Gercekte yetiskinlerin ve gencligin büyük bir cogunlugu madde kullanmamaktadır. Böyle bir söylemi dile getirmenin amacı genellikle kisinin kendisine yandas arama cabasından kaynaklanmaktadır. Uyusturucu kullanan bir kisinin, maddenin kendisine ve cevresine verdigi zararları görmesi zaman alabilir. Maddelerin verdigi zararlar arasında okul basarısında düsme, aile iliskilerinde kopukluk, arkadas cevresinin daralması, bedensel ve ruhsal degisiklikler, zamanla üretkenligin azalması sayılabilir.

9. Arkadasımın Uyusturucu Kullanması Beni Etkiler mi?

Eger kisinin madde alan bir arkadası varsa bir süre sonra bundan etkilenmesi olasılıgı büyüktür. “Nerden bileceksin yasadıklarımı, sen hic kullanmadın ki!” gibilerinden bilincli ya da bilincsiz sözlerle yardım etme istegi icindeki kisiyi kullanmaya itebilir. Bu durumu bir girdaba benzetebiliriz.

10. Uyusturucu Sadece Kullanan Kisiye mi Zarar Verir?

Uyusturucu kullanımı tüm topluma zarar verir. Bulasıcı bir sekilde yaygınlasır. Kara para ve mafya uyusturucudan beslenir. İnsanlar sömürülür.

DANIsMA ve YARDIM MERKEZİ
AMATEM Danısma Hattı: (212) 660 0026

Kaynak:

Adolesan Saglıgı ve Gelisimi. T.C. Saglık Bakanlıgı AcSAP Genel Müdürlügü, UNICEF, Aydogdu Ofset.

Saglıklı yaşam, saglıklı yaşamak, saglık, yaşam, yaşam saglıgı, iyi saglık, insan saglıgı, saglık, bebek saglıgı, cocuk saglıgı, günlük saglık, sağlıklı yaşam yöntemi, saglıklı yaşamak, spor yapmak, günlük saglık tedavisi,

SagLıkLı icme suyu

Perşembe, Mayıs 19th, 2011

SagLıkLı icme suyu

Türkiyede Özellikle Ege Bölgesinde, CHP li izmir Büyük şehir Belediyesinin, Zengin Kesimler Harici Bütün Semtlere verdigi artezyenli su ve inanılmaz yüksek seviyelerdeki kireçli su insanların ciddi şekilde rahatsızlanmasını ve hastanelik olmasını tetikliyor.

İzmirdeki içme suları Hakikaten Ankaradaki Sulardan 20 kat daha kireçli ve saglıksızdır. izmir deki dsi ise bu duruma çare suyun olmamasından kaynaklandıgını savunuyorlar.
izmir gibi bir yerde suyun olmaması diye adlandırılan saglıksız suların, Büyük şehir belediye başkanı Aziz Kocaoglu ise ellerinden geldiğini Yaptıklarını söylediler. Aksine Zengin Kesimlere Daha Saglıklı hijneyik su gönderip neden dar gelirli ailelerin kesimlerine kireçli su gönderildigini söylemedi.

Kireçli sular ilerde kişilerde özellikle Genc cocuklarda ilerde vicud ve gelişim Acısından cok zararlı olucagı Saglık uzmanları tarafından Acıklandı.

Türkiye’deki her 10 insandan 7’sinin sagLıkLı icme suyundan yoksun oLdugu biLdiriLdi. cevre MühendisLeri Odası 5 Haziran Dünya cevre günü doLayısıyLa yaptıgı degerLendirmede, küreseL cevre sorunLarının basında küreseL ısınma ve ikLim degisikLigi; orman aLanLarının hızLa azaLması; kurakLık ve cöLLesme; sınır asan hava ve su kirLiLigi; tehLikeLi atıkLarın sınır ötesi ticareti ve tasınımı; icme suyu kaynakLarının hızLa azaLması; nehir ve denizLerin kirLenmesi iLe küreseL yoksuLLuk ve acLıgın geLdigine dikkat cekiLdi. DegerLendirmeye göre, icinde buLunan yüzyıLın en önemLi sorunLarından biri, temiz su kaynakLarının hızLa azaLması, suya erisimin zorLasması ve su yoksuLLugunun giderek artması. Dünyadaki Su YoksuLLuk İndeksine göre, Türkiye “orta sınıf” grubuna giriyor. Dünya yıLLık yagıs ortaLaması 1000 miLimetre iken Türkiye’deki ortaLama yagıs 640 miLimetre. Benzer sekiLde, kisi basına düsen tatLı su miktarı acısından dünya ortaLaması 7000 metreküp iken, Türkiye, kisi basına yıLLık 2000-5000 metreküp tatLı su kaynagıyLa “düsük” sınıfta yer aLmakta. DevLet İstatistik Enstitüsü 2001 yıLı veriLerine göre, nüfusunun ancak yüzde 72’sine su sebekesi, yüzde 75′ine ise kanaLizasyon sebekesi iLe hizmet veriLiyor. YakLasık oLarak her 4 insandan 1′i yeterLi su ve atık su hizmetLerinden yoksun. Yine aynı veriLere göre, insanLarın ancak yüzde 30′una arıtıLmıs su hizmeti sunuLurken, ancak yüzde 17’sinin atık suLarı uygun sekiLde arıtıLıyor. Diger bir deyisLe, her 10 insandan 7’si sagLıkLı icme suyundan yoksun buLunurken, her 10 kisiden 8′inin ise atık suLarı arıtıLamıyor.

saglıklı içme suyu, içme suyu, saglıklı sular, suyun faydası, su, içim su, hayat su, yaşam kaynagı, suyun faydaları, suyun faydası, hazır sular, hazır su, su fabrikası, su borcu, izsu, dsi,

Ağız Kokusu

Cumartesi, Mayıs 14th, 2011

Ağız kokusu, Ağız kokusunu giderme, Agız kokusunun nedeni, agızdaki Ekşi koku, pis ağız kokusu, neden agız kokar, ağız kokusunu önlemek, ağız kokusunu önlemek, agız kokusuna dogal çözüm, ağızlar neden kokar, agız için kokması, agzım kokuyor, agzım neden kokuyor, ağız kokusu kötümü, Ağız, için, kokusu, nedenleri, tedavisi, diş bakımı,

AgIZ KOKUSUNU GİDERMEK İcİN NELER YEMELİYİZ?

Agız Kokusunu Önlemek İcin Neler Yemeliyiz
Elma, armut, havuc : İcerdikleri gıda lifi sayesinde tükürügü temizler, aynı zamanda hos tatları sayesinde nefesimizi ferahlatırlar.

Taze nane yaprakları : Özellikle sogan ya da sarımsak yedigseniz bunların kokularını yok etmede oldukca etkili bir bitkidir.

Tarcın kabukları : Tarcın kabuklarında bulunan özel bir yag, agızda bulunan bakteriyi yok eder.

Sakız : İceriginde xylitol bileskeni olan sakızlar cürüklerini önlemeye yardımcı olur.

Limon :Limon agız kokusunu önlemede önemli bir yiyecektir. Limonu ortadan ikiye bölüp yiyin.

Maydanoz : Nefesiniz ferahlatmakta oldukca etkili bir bitkidir maydanoz. Özellikle soganlı, sarımsaklı yiyeceklerden sonra bir parca agzınıza atın ve yavas yavas agzınızın icinde cigneyerek ezin.Ferahlıgı sizde hissedip agız kokunuzun yok oldugunu göreceksiniz.

Kakule, anason, kisnis, karanfil, rezene gibi bazı baharatlar : Eger agız kokusu probleminiz varsa sofanızda bu baharatları bulundurmaya ve kullanmaya özen göstermelisiniz.

Yogurt : Günde bir veya iki kere yiyeceginiz yarım kap yogurt agız icerisindeki agız kokusuna neden olan hidrojen sulfüt kokusunu yok etmeye yardımcı olur.
Eki 08AgIZ KOKUSU NASIL GİDERİLİR?
Agız ve Dis Saglıgı 92 Yorum »
AgIZ KOKUSUNU ÖNLEMEK İcİN BİTKİSEL cÖZÜMLER
Sabah kalktınız nefesinizin cok kötü koktugunu kendiniz bile hissediyorsunuz, arkadasınızla konusurken agzınızı kapatmak zorunda kalıyorsunuz, siz konusurken karsınızdaki kisiler sizden uzak durmaya calısıyor ya da siz konusurken karsınızdaki kisinin yüz ifadesi birden degisiyorsa bu sorununuza acilen care bulma zamanınız gelmiste geciyor demektir.

Öncelikle bu sorununuzun neyden kaynaklandıgını bulmanız gerekiyor. cünkü agız kokusunun birden fazla nedeni vardır.

ÖNERİLER

*Agız Kokusu İcin Bitkisel cayın Yapılısı

Malzemeler

Biberiye cicekleri

Sıcak su

1 adet limon

Yapılısı : Biberiye cicekleri kaynar suyun icine atılır. İcine 1 adet limon dilimlenerek eklenir. Bu karısım 20 dakika bekletilir. Sürenin sonunda karısım sıkılarak su elde edilir. Elde edilen bu su biraz daha dinlendirildikten sonra sabahları ac karnına ve yemek sonrası bir fincan icilir.

*Agız Kokusu İcin Gargaranın Yapılısı

Malzemeler

Menekse cicekleri

Maydanoz

Nane ruhu

Yapılısı : Menekse cicekleri ve maydanoz bir miktar suyun icinde 10 dakika kaynatılır. Elde edilen karısım süzülür. Bu suya bir miktar nane ruhu katılarak bir gün bekletilir. Artık agız kokusu sorununuz icin gargaranız hazırdır. Bu suyla rahatsızlıgınız devam ettigi sürece yemeklerden önce ve sonra gargara yapabilirsiniz.

*Agız Kokusu İcin Gargaranın Yapılısı

Malzemeler

Adacayı

Nane ruhu

Yapılısı : Bir avuc kadar adacayı sıcak suyun icine katılarak 15 dakika demlenmesi beklenilir. Elde edilen karısım sıkılarak icine bir miktar nane ruhu katılır. Bu su gün boyunca dinlendirilir. Dinlendirilmis olan su yarı oranda icme suyuyla karıstırılarak agız sık sık calkalanarak gargara yapılabilir.

08AgIZ KOKUSUNU ÖNLEMEK İcİN NELER YAPMALIYIZ?
Agız ve Dis Saglıgı 10 Yorum »
AgIZ KOKUSUNUN NEDENLERİ VE ALINACAK ÖNLEMLER
Konusurken agzınızı kapatmak zorunda kalıyor, yakın, birebir konusmaktan kacıyor, cantanızda karanfil, naneli sakız vb. tasıyor hatta sizinle konusan kisinin kokudan dolayı yüz ifadesindeki hosnutsuzlugu fark ediyorsanız agız kokusu icin bir takım önlem ve tedbirleri almanın zamanı geldi demektir. Agız kokusu önemsenmesi gereken ciddi bir sorundur. cünkü agız kokunuz sizi psikolojik ve sosyal yönden oldukca olumsuz etkileyecektir.

Yalnız sunu da unutmamak gerekiyor agız kokusunun birden fazla nedeni vardır. Bunun icin öncelikle agız kokunuzun neden kaynaklandıgını bulmak gerekiyor.

Nedenleri

Sinüzite kaynaklanan nedenler : Sinüzitli kisinin geniz akıntısının iltihaplı olması nefesinde hos olmayan bir kokuya neden olur

Bademcik iltihabından kaynaklanan nedenler.

Dis ve diseti hastalıklarından kaynaklanan nedenler

Mide ve bagırsak sistemi hastalıklarından kaynaklanan nedenler

Dil üzerindeki mantar enfeksiyonlarından kaynaklanan nedenler

Agız Kokusunu Önlemek İcin Alacagınız Önlemler

Eger agzınızda herhangi bir enfeksiyon, vücudunuzda nefesinizin kokmasına yol acacak herhangi bir saglık sorunu yoksa agız kokusunu engellemek icin gargara ve dis macunlarıyla yapılacak düzenli temizliginizi aksatmayın.

Dis fırcalama isleminin yanında dil temizliginize de özen gösterin.

Dis ipi kullanmaya özen gösterin.

Sarımsak, sogan ve baharattan kacının ya da pisirerek yemeyi tercih edin. cogunlukla kötü sindirildikleri icin süt ürünleri de bu probleme neden olabilir

cok fazla cay ve kahve tüketmeyin.

Alkolü ve sigarayı bırakın.

Tükürük salgısını hareketlendirin. Bakteri olusumunu önlemek icin agzın oksijenlenmesine yardımcı olun. sekersiz sakız cignemek bunun en kolay yolu.

Agız kurulugunu önlemek icin gün boyu su icin.

İktidarsızlık (EMPOTANS)

Çarşamba, Mayıs 11th, 2011

İktidarsızlık (EMPOTANS)
İktidarsızlık Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Erektil disfonksiyon, sertlesme bozuklugu.
Erkegin cinsel isteginin olmasına karsın penis damarlarında kan toplanamaması ve sertlesmemesi (ereksiyon olmaması) veya cinsel birlesmeyi saglayacak yeterli sertligi koruyamamasıdır. Her erkegin her zaman ve butun kosullarda yeterli ereksiyonu saglaması beklenemez. Ruhsal gerginlikler, yorgunluk, iliskideki problemler zaman zaman ereksiyonun basarısız olmasına sebep olabilir. Ancak ereksiyon problemi ısrarcı olursa ve cinsel birlesmeyi sık sık engellerse bir doktordan yardım alma gerekliligi var demektir. Bazı arastırmalara gore hafif ve orta derecede empotans da dahil edilirse 40-70 yas arası erkeklerin % 70 ‘ini etkiler.
NEDENLER:
Birkac yıl oncesine kadar impotans’ ın en buyuk nedeninin psikolojik ve yasam tarzı ile ilgili oldugu dusunulurdu. Asırı sigara ve alkol kullanımı, bazı ilaclar yan etki olarak ereksiyon bozukluklarına sebep olabildigi gibi son zamanlarda yapılan arastırmalarla sinirler, arterler veya toplardamarları etkileyen herhangi bir hastalıgın ereksiyon bozukluguna sebep olabilecegini gostermistir.Penisin icinde idrar yoluna paralel iki adet sungersi silindir vardır. Erkek cinsel acıdan uyarıldıgında sinir sistemi penisi sertlesmesi icin uyarır. Penise gelen kan damarları bu sungersi silindirleri kanla doldurmak icin gevserler. Bu da ereksiyonu saglar. Eger herhangi bir sebeple bu asamalardan birisi engellenirse ereksiyon bozuklugu olusur. Bu sebepler sunlar olabilir. Fiziksel Hastalıklar ve Bozukluklar: Akciger, karaciger, kalp, bobrek, sinir, arter veya venlerin kronik hastalıkları impotansa sebep olabilir. ozellikle seker hastalıgı gibi endokrin hastalıklar bir sebeptir. Damar sertligi penise yeterli kanın girmesine engel olabilir. Bazı erkeklerde testesteron (erkeklik hormonu) azalması da empotansa neden olabilir. Ameliyat veya travma:Legen kemigi veya omurgalardaki yaralanmalar bazen empotans sebebi olabilir. Prostat, mesane veya rektum kanseri sebebi ile yapılan ameliyatlarda empotansa sebep olabilirler. İlac Tedavileri: Antidepresanlar, antihistamimikler, hipertansiyon ilacları veya prostat kanseri tedavisinde kullanılan bazı ilaclar ereksiyon bozukluguna sebep olabilir. Madde kullanımı: Alkol, esrar veya diger uyusturucu maddelerin kullanımı ereksiyon bozukluguna sebep olabilir. Asırı sigara icilmesi de penise giden arterlere zarar verebilir. Stres, anksiyete veya depresyon: Psikolojik bozukluklar ereksiyon bozuklugunun sebeplerinin % 10-15 ini olusturur.
Teshis
Empotans tanısında en onemli seylerden biri doktorunuza tıbbi ve seksuel hikayenizi ayrıntılı bicimde anlatmanızdır.Doktorunuz sunları bilmek isteyecektir:
• Ereksiyon ile ilgili probleminiz ne zaman basladı?
• Ereksiyon probleminiz bazen mi oluyor yoksa surekli mi? Hangi sartlarda problem kotulesiyor.
• Hayatınızda ereksiyon bozukluguna sebep olabilecek faktorler var mı? İs hayatınızda veya esinizle iliskilerinizde gerilimleriniz var mı?
• Ereksiyon bozuklugunu sadece esinizle mi yasıyorsunuz?
• Masturbasyon yaptıgınızda ereksiyon yeterli oluyor mu?
• Ereksiyon esnasında agrınız oluyor mu?
• Esinizden tedavi olmanız gerektigine dair bir uyarı aldınız mı?
• Ayrıca doktorunuz gecmiste gecirdiginiz ameliyatları, ilac, alkol, sigara veya uyusturucu kullanıp kullanmadıgınızı, yakın zamanda kilo kaybı veya alımı olup olmadıgını, gecirdiginiz ruhsal sıkıntıları bilmek isteyecektir.
Daha sonra detaylı bir fiziksel muayene yapılır.Bu muayenede boyun, gogus, karın ve penis ve testisler agırlıklı olmak uzere genital bolgenizi inceleyecektir. Rektal muayene de islemin bir parcasıdır. Laboratuvar Testleri:Prolaktin hormon duzeyi, testesteron duzeyi, kan sayımı, kandaki kolesterol ve kan sekeri duzeylerini belirleyebilmek icin laboratuvar testleri yapılır.Bunların dısında daha uzak organlarda empotansa neden olabilecek bir hastalıgın var olup olmadıgının tesbiti icin karaciger, bobrek ve tiroid ile ilgili bir takım testleri yapılabilir. Bazen de penisinize bir ilac enjekte edildikten sonra olusan ereksiyon esnasında kan akısının olculmesi icin bir ultrason tetkiki yapmak gerekebilir.
Tedavi
Beslenme, egzersiz ve kisisel alıskanlıklar: Sigara ve alkol alımı sınırlandırılmalı, ilac alıskanlıklarından kurtulunmalıdır. Dusuk kolesterol iceren besinlerle beslenmeli ve kolesterol duzeylerinizi takip etmelisiniz. Egzersiz empotans icin risk faktor olabilecek kalp-damar hastalıklarının onlenebilmesi icin cok onemlidir.
İlac Tedavileri:
Son zamanlarda oldukca iddialı olarak piyasaya cıkan birtakım ilaclar ereksiyon konusunda yardımcı olabilmektedir. Ancak kisilere normal ereksiyon yetenegini kazandırmadıkları akıldan cıkarılmamalıdır. Birkac yıl once piyasaya cıkan ve tum dunyada sansasyon yaratan sildenafil, verdenafil, tadalafil etken maddeli ilacların penis icindeki kan dolasımını arttırdıgı ve iliskiden 30 dk once alındıgında ereksiyonu saglayarak hastaların % 80 inde etkili oldugu iddia edilmektedir. Ancak bazı yan etkileri vardır. Hastaların % 10 unda iliskiden saatler sonra dahi devam eden yuz kızarması, %17 sinde bas agrısı sikayetleri bildirilmistir.Mide yanmaları ve gorme bozuklugu da rapor edilmistir. Ender vakalarda 3 saat kadar suren ereksiyon olusmustur. Bu ilacları anginası veya kalp-damar rahatsızlıkları olan kisiler kullanmamalıdır.Bu ilaclar nitrogliserin iceren ilaclar (monoket, monolong, isordil gibi) ile birlikte alınmamalıdır. İlgili uzmanın muayenesinden sonra ancak recete ile alınabilirler.
İntauretral Tedavi:
İdrar yaptıktan sonra bir aplikatorle idrar yoluna konulan kucuk fitillerdir.Fitil uygulandıktan sonra kolay cozunebilmesi icin penis hafifce ovalanır. Penis icindeki kan dolasımını arttırarak etki eder.Basarı oranının % 40’ lara yakın oldugu rapor edilmistir. En sık gorulen yan etkileri penis, testisler, idrar yolunda agrı duyulmasıdır (kullananların yaklasık yarısında gorulur). Nadiren idrar yolunda kanama, tansiyon dusmeleri, sersemlik ve bayılma gorulebilir. İliskide bulunulan esin vajeninde yanma hissi yaratabilir. İliskide bulunulan es hamile ise kesinlikle kullanılmamalıdır. Prostoglandin alerjisi olanlar, losemi ve orak hucreli anemi hastaları kullanmamalıdır.
Enjeksiyon Tedavisi:
Sungersi tabaka yanından penise enjekte edilen bir takım ilaclarla 15 dakika icinde yarım saat surecek bir ereksiyon saglanabilir. Enjeksiyon kucuk ignelerle yapılır. Enjeksiyon yerinde agrı, morarma, tansiyon yukselmesi, bas agrısı, sersemlik gibi yan etkileri vardır. Pompa Tedavisi: 1900 yıllarında kesfedilmis basit bir pompa ile penis icindeki kan akısı arttırılarak ereksiyon saglanır. Pompa kullananların % 80 i sonucun tatmin edici oldugunu soylemektedirler.
Penil Protezler:
Oldukca pahalıya malolan bu yontemde penise yerlestirilen protez ile ereksiyon saglanmaktadır. Hasta istedigi zaman ereksiyonu saglayabilir. cesitli tipleri mevcuttur. Bazılarında penis surekli ereksiyonda kalır. Bazılarında ise iliskiden sonra yumusama saglanabilir. Cerrahi bir islem gerektirir. Uygulanan hastaların % 80’ i olumlu sonuc almıstır

Etiketler : iktidarsızlık, empotans, iktidarsız, iktidarsız kalmak, ıktıdarsızlıklar,

Cilt catlakları

Çarşamba, Mayıs 11th, 2011

Cilt catlakları
Cilt Yapısı cok onemli

catlaklar, cildin asırı gerilmesi sonucu derideki elastik dokunun kırılması ile olusuyor. Baslangıcta kırmızı ile mor arası bir renkte olan büyüklü, kücüklü bu cizikler zamanla sedefli beyaz bir renge donüsüyor. En cok, karın, kalca, baldırlar ve gogüslerde gorülen catlakların olusumuna onemli kilo degisimleri, hamilelik gibi durumlar neden oluyor. Peki, bu catlaklar neden her hamile kadında ya da her kilo alıp-vermis kadında gorülmüyor? İste bu konuda pek esit degiliz. Cilt yapımız catlakların olusma olasılıgında cok etkili; kimi ciltler digerlerine gore daha dayanıksız olabiliyor. ornegin, cok acık renkli ciltler catlak olusumuna daha yatkın.
Cilt, üst üste sıralanmıs 3 katmandan olusmaktadır: Epiderm, derm ve hipoderm. Derm, gercek bir yorganı andırır. İcerdigi lifler sayesinde, cildin temel catısını olusturur. Demet seklindeki kollajen lifleri, cildin dayanıklılıgını, diriligini ve yapısal bütünlügünü saglar. Daha ince olan elastin lifleri, kollajen lifleriyle birlikte gercek bir ag olusturur ve cildin elastikiyetinde onemli bir rol oynar. Eger kollajen agları düzensizlesir ve elastik lifler koparsa, cildi sıkılastıran tüm yapı yıkılır ve cilt, yaraya benzer cizgili bir hal alır, cilt catlakları olusur.
catlaklara engel olunabilir mi catlaklara engel olabilmek icin karın, gogüs ve bacakları esnemeye alıstırmak gerekir. cesitli losyon ve yaglar cildin esnemesine yardımcı olabilir. Ayrıca bu bolgelere masaj yapılması kan dolasımını hızlandıracagından catlaklara karsı koruyucu olacaktır. Cildinizi hafifce kızarıncaya kadar minik uyarıcı cimdiklerle yogurabilirsiniz. Buna ek olarak masaj, soguk – sıcak su ile sok dusu ve düzenli egzersiz yapmak cilt ve kasların oksijenle beslenmesi ve hücrelerin güclenmesi acısından onemlidir. Güclü hücreler catlamazlar. Ayrıca dengeli beslenmek ve bol su icmek de cildin saglıklı bir yapıya sahip olmasında ve kendini korumasında onemli bir faktordür.
Herkeste catlak gorülür mü Hayır. cünkü catlakların olusumunda kalıtımın da rolü vardır. Dokuları zayıf olanlarda, kilo alıp verme sırasında bu catlaklara daha sık rastlanır. Acık tenli kisilerde de esmer olanlara kıyasla daha cok catlama gorülür. catlakların onlenmesinde kiloyu korumanın ve bakımın büyük etkisi vardır.
cizgiler belirdikten sonra ne yapılabilir Ciltteki catlamalara engel olan her türlü onlem, olusan izlerin de aynı sekilde solmasına yardımcı olur. Ancak tam anlamıyla kaybolmaları imkansızdır. ozellikle hamilelik doneminde vücudun hızla büyüyen bolgelerini cilt bakım kremleriyle beslemek hem cildi dinlendirecektir, hem de catlakların olusmasını engellemede yardımcı olacaktır. catlakların olustugu bolgelerde cildi germeye yonelik tedavi ve bakımlar da cizgilerin belirginligini kaybetmelerine yardımcı olur.
Korunmak icin neler yapmalı Ne yazık ki, olusan catlakları yok edecek mucize bir recete yok; kalıcılar. Ama, olusumlarını ısrarlı bir bakımla engellemek mümkün.
* Cildinizi her gün bir kremle nemlendirin. Kremler hem catlamaya karsı cilde gereksinim duydugu suyu verecek, hem de cildin esneme kapasitesini artıracaktır.
* Bol, bol su icin.
* A, E ve C vitaminleri yonünden zengin yiyeceklerle beslenin.
* Spor yapın.
* Kısa süreler icinde kilo alıp vermemeye calısın.
* Hamileyseniz, kilonuzu doktorunuzun onerdigi sınırlar icinde tutmaya ozen gosterin.
* catlakların tedavisi daha erken donemlerde iken bir dereceye kadar mümkün oldugundan bu donemleri kacırmadan uzman dermatologunuzla gorüsmeniz daha dogru olacaktır, ancak cok ileri asamalardaki catlaklar yani beyaz renkte ve dikey catlakların ne yazık ki daha cok etkin bir tedavi sekilleri bulunamamıstır, mekanik dermabrazyon, kriyoterapy veya lazer tedavi sonucları ise hala o kadar yüz güldürücü degildir, ancak bazen bir dereceye kadar bolgedeki yogunluk ve belirginligi kaybettirelebilir. Yapılan tedavi sonuclarının sizi hayal kırıklıgına ugratmamak icin tabi ki dogru kisilere bas vurmanız lazım.
Hamilelik doneminde daha sık rastlanır! İnsan cildi cok esnektir. Ancak cilt kendi kapasitesinin üzerinde esnerse, o zaman cilt altındaki kolajen lifler yırtılır. Cilt catlakları ozellikle genc kızlarda bulug cagında, vücutları aniden kadınsı degisimler gosterdiginde ve aynı sekilde vücut gelistirme sporu yapan erkeklerde gorülür. Cildin alt dokusunun yırtıldıgı yerde kırmızı – mavimsi cizgiler olusur. Bu cizgilerin olusmasına en uygun yer; karındır. Bu catlakların gogüs ve bacaklarda gorülme olasılıgı da oldukca yüksektir. Asırı kilo alımı bu catlakların en onemli sebeplerindendir. ozellikle hamilelik doneminde bu tip catlaklara daha sık rastlanır. Gogüslerde süt toplanması, gogüslerin büyümesine ve agırlasmasına yol acarken, gogüs kenarlarında da catlamalar gorülebilir. İlk baslarda belirgin olan bu cizgiler zaman icinde solar, gümüs beyazımsı bir renk alır. Ancak kisi eski kilosuna donse bile bu cizgiler hicbir zaman tam anlamıyla kaybolmaz. Hamilelik doneminde ciltte gerilme olan bolgeleri koruyucu ürünlerle nemlendirmek ve esnemeye hazırlamak catlaklara karsı etkili bir onlem olabilir. Hamilelik doneminde uygulayacagınız dogru bakımlar catlakların sayısını minimalize etmenizi ve daha sonra bu konuda cok fazla caba serf etmemenizi saglayacaktır. Kozmetik ürünlerin dogru secimi ve hamilelik süresince düzenli bir sekilde uygulayacagınız bu ürünler sayesinde catlakları olusabilecek minimal dereceye indirmek mümkün, tabi bu dogru karar ancak dogru bir fizik muayene ve cilt tipi tespit edildikten sonra yapılır.
catlakların tıbbi tedavilerinde hangi yontemler uygulanıyor catlakları yüzde 100 gecirecek herhangi bir yontemin olmaması ile birlikte en cok kullanılan yontemler lazer ve karboksiterapi yontemleridir, lazer icin ayda bir ortalama 3-5 seanstan sonra catlaklarda yüzde 60, yüzde 100 basarı elde edebilirken, karboksiterapi yontemleri sayesinde ortalama 8- 10 seanslık uygulamalardan sonra hem cilt kalitesinde genel düzelme ve toparlanma ve hem catlaklarda yine yüzde 60- yüzde 100 basarı elde edilebilir.

Grip Asısı Ne Zaman Yaptırılır

Çarşamba, Mayıs 11th, 2011

Grip Asısı Ne Zaman Yaptırılır
Dunya Saglık orgutu (WHO) her yıl bir onceki yılda en cok karsılasılan virusleri inceleyerek grip asılarının icerigini her yıl yenilemektedir.
Grip asıları yapıldıktan hemen sonra etkisini gostermemektedir bu sebeple havaların sogumaya basladıgı ve gribin etkisini gostermeye basladıgı donemlerden hemen once bu asılar yaptırılmalıdır.

su anda eczanelerde iki farklı firma tarafından piyasaya sunulan grip asısının 11 lira 84 kurusa satılmaktadır.

KRONİK HASTALAR İHMAL ETMEMELİ
cukurova universitesi Tıp Fakultesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı ogretim uyesi Prof. Dr. Hasan Aksu da, havaların sogudugu aylarda kapalı yerlerde daha fazla zaman gecirildigini belirterek, buna baglı olarak solunum yoluyla bulasan grip ve nezle gibi enfeksiyon hastalıklarında artıs yasandıgını kaydetti.

Gripten korunmak icin bu hastalıga yakalanmadan once tedbir alınması gerektigini anlatan Aksu, hastalıgın henuz yayılmaya baslamadıgını, bu nedenle 2-4 hafta icerisinde etkisini gosteren grip asısını yaptırmak icin en uygun donemde olundugunu soyledi.

Akciger, kalp, bobrek, karaciger, seker ve kanser gibi kronik hastalıgı bulunanların risk grubu icinde yer aldıgının altını cizen Aksu, ozellikle bu gruba girenlerin ası yaptırmaları gerektigini kaydetti.

YuZDE YuZ KORUMAZ AMA EN ETKİLİ YoNTEM
Kronik hastaların yanı sıra ogrenci, ogretmen, saglık personeli gibi kalabalık ortamlarda calısanların da gribe yakalanma ihtimali yuksek kisiler arasında bulundugunu ifade eden Aksu, alınacak tedbirleri soyle anlattı:

”Gribe karsı ası yaptırmak etkili bir yontemdir ancak tek basına yuzde 100 etkili olmaz. Bunun yanında eller surekli olarak yıkanmalı. Kıs aylarında kalabalık ortamlardan mumkun oldugu kadar kacınılmalı. Gripten korunmak icin selamlasmalarda opusmekten vazgecilmeli. Eger bulunulan ortamda gripli bir kisi varsa, aynı esyaları kullanmamaya ozen gosterilmeli.”

Etiketler: Grip Aşısı, Grip, Aşısı, Gribden kurtulmak, grib asısı, Girip Aşısı, Girib Aşısının faydaları, ne zaman grib asısı olunur,

Topuk Dikeni

Çarşamba, Mayıs 11th, 2011

Topuk Dikeni
Genc yaslı pek cok kisinin sikayetci oldugu topuk dikeni rahatsızlık vermesinin yanı sıra yasam kalitesini de ciddi bir bicimde dusuruyor.

Topuk Dikeni Nedir?
Ayak tabanına asırı yuk binmesi ve asırı zorlanmalar sonrası dokularda olusan ödem, hematom ve iltihap sonucu olusan kireclenmedir. Zaman icinde buyuyerek topukta bir cıkıntı halini alır ki buna “Topuk Dikeni” diyoruz.

Topuk Dikeninin Olus Nedenleri Nelerdir?
1- Ayak tabanında sekil bozuklukları
2- sismanlık
3- Sert tabanlı terlikler giyilmesi
4- Yalınayak uzun sure ayakta dolasılması
5- Ayakta is yapılan mesleklerde calısılması.

Topuk dikeni olan hastalarda ayaga kalkınca siddetli agrı, topallama, ayakkabı giymekte zorluk, ayak tabanında sislik ve yurume zorlugu görulur.

Topuk Dikeni Tedavisi Nasıl Yapılır?
1- İstirahat
2- Ortopedik terlik kullanmak
3- Silikon topuk yastıgı
4- Mantar tabanlık
5- Lokal kortizon tedavisi
6- ESWT Tedavisi

ESWT Nedir?
ESWT, dusuk enerjili ve yuksek enerjili sok dalgalarıdır. Sert doku ve yumusak dokuya göre degisik uygulama alanları vardır. Sert dokularda yuksek enerjili uygulamalar, yumusak dokuda dusuk enerjili uygulamalar yapılır.

Sert Doku Uygulamaları:
a- Kırık iyilesmeleri
b- Kaynama gecikmeleri
c- Gevsemis ptotezlerin tespit edilmesi

Yumusak Doku Uygulamaları:
a- Omuz kireclenmesi
b- Topuk dikeni
c- Tenisci dirsegi
d- Golfcu dirsegi
e- Patellar tentinit
f- Asil tendiniti
g- Trochanterik burcit

ESWT Uygulamaları Nasıl Yapılır?
Sert ve yumusak dokular icin farklı sok sayısı ve frekanslar uygulanmaktadır.

Sert Dokular İcin: 2 – 3 seans, 1 – 2 saat, yumusak dokular icinse: 3 – 5 seans 20 – 30 dk. sureyle uygulanmaktadır.

Sert doku uygulamalarında 2 – 3 hafta, yumusak doku uygulamalarında 4 – 6 hafta icinde cogu sikayetler kaybolmaktadır.
ESWT teknik olarak ugrastırıcı ve pahalı yöntemlere ustunluk saglamıstır.

ESWT Tedavisi Uygulanan Bölgede Ne Gibi Biyolojik Degisimler Olur?
sok dalga terapisi hastalıklı bölgelere ulasarak dogal iyilestirme surecini uyaran özel tip tedavidir. Sonucta daha hızlı iyilesme, agrıda azalma, sisme ve enfalamasyonda azalma saglar. Hucreler ESWT enerjisine maruz kaldıklarında bir dizi biyolojik reaksiyon meydana gelir. Bu reaksiyonlar sonucu bazı iyilestirici etkiler olusur.

Örnek;
- Tenisci dirseginde sinir uclarını irrite ederek sinir hucrelerinin agrıyı iletmelerini engelledigi belirtilmistir.
- Topuk dikeninde ise agrı refleks mekanizmasını kırmasına baglanmıstır. Yoksa kalsifiye olan dokuyu kırma gibi bir islemi yoktur.

ESWT Tedavisinin Sagladıgı Yararlar Nelerdir?
- Ayakta tedavi
- Anestezi gerektirmez
- Agrısız islem
- Hızlı sonuclar
- İlacsız tedavi
- Yuksek basarı
- Yasam kalitesinde artıs

topuk dikeni, topuk, dikeni, topuklardaki dikenler, topukda nasır, ayak nasırı, ayak nasırı, ayaktaki dikenler, diken batması, tobuk, topuk nasiri, topul dikenleri,

Yuruyusun Saglıga Faydaları

Çarşamba, Mayıs 11th, 2011

Yuruyusun Saglıga Faydaları
Eger her gun kolaylıkla yapabileceginiz basit bir sey olsa ve bu sey kalbinizi korusa, fazla kalorileri yakmanızı, genc ve formda kalmanızı saglasa hemen uygulamaya baslardınız degil mi?
O zaman sizi yurumeye davet ediyoruz. Kolay, her zaman, her yerde yapılabilir, ozel bir ekipmana ihtiyac duyulmaz, ustelik herkes yurumeyi bilir!

Yurumeyi henuz kucucuk bir cocukken, sadece 1 -1,5 yasındayken ogreniyoruz. Aslında o bizim icin bir ulasım yolu ama aynı zamanda guvenli, basit ve bir beceri ya da pratik istemeyen bir egzersiz. 7´den 70´e herkes yapabiliyor. ustelik hem saglıklı hem de fit bir vucut icin sonsuz faydaları var.

Bu sayfalarda yuruyuse baslamak icin gerekli olan tum detayları bulacaksınız. Fitness duzeyinizi artırmak icin en efektif nasıl yurursunuz, ne giymeli, nasıl yurumeli? Ama once yuruyusun faydalarından baslayalım.

Yapılan son arastırmalar, yuruyus sporunun, meme kanseri riskini azaltmaktan uykuyu duzenlemeye kadar bir dizi olumlu etkisinin oldugunu gosteriyor. Uzmanlar, yuruyusun herkes icin son derece faydalı oldugunu, ancak kadınlar icin ozellikle cok daha elzem oldugunu soyluyor. İste yuruyuse hemen yarından itibaren baslamak ya da daha sık yurumek icin 6 onemli neden…

1. Kalbiniz icin harika bir egzersiz
Duke universitesi’nde yapılan arastırma, her gun tempolu bir sekilde yurumenin kalp hastalıkları, diyabet ve inme gibi sonucları olan metabolik sendrom riskini azalttıgını ortaya koyuyor. Yuruyus, kan basıncını ve kotu kolesterol olarak bilinen LDL oranlarını dusuruyor; iyi kolesterol HDL´yi artırıyor. ulkemizde yuksek tansiyon, kalp hastalıkları ve inme riskinin ne kadar yuksek oldugu ortada. Peki gunde yarım saatcik yurumeye vaktimiz yok mu? Britanya´da yapılan bir arastırma, isine yuruyerek ya da bisikletle gidenlerde kalp rahatsızlıgına yakalanma riskinin yuzde 11 oranında daha dusuk oldugunu gosteriyor.
2. Meme kanseri riskini azaltır!
Amerikan Tıp Birligi´nin resmi yayın organında yayınlanan bir arastırmaya gore, haftada birkac saat yurumek bile ostrojenin kaynagı olan yag oranını azaltarak meme kanseri riskini onemli oranlarda azaltıyor. Arastırma, 50 – 74 yas aralıgındaki 74 bin kadın uzerinde yapılmıs ve normal kilolu kadınların meme kanseri riskinin yuzde 30 daha az oldugu ortaya cıkmıs.
3. Rahat bir uyku uyumanızı saglar!
ogleden sonra yapacagınız tempolu bir yuruyus sayesinde gece mısıl mısıl uyuyabilirsiniz. Uzmanlar, yuruyusun iyi hissetmeyi saglayan serotonin hormonunun duzeyini artırdıgını, bunun da rahatlamamızı sagladıgını soyluyor. Bu yonuyle yuruyus aynı zamanda anksiyete ve depresyonla mucadelede de ise yarıyor. Kotu hissettiginizde sadece 30 dakikalık bir yuruyus keyfinizin yerine gelmesini saglayabilir.
4. Daha formda, daha fit olmanızı saglar!
Yavas bir tempoda 1 saat yuruyerek yaklasık, 170 kalori, orta hızda 238 kalori, hızlı tempolu bir yuruyuste ise 272 kalori yakarsınız. Gunde 30 dakikalık bir yuruyus yeterince aktif bir yasam surmeyen kisileri kilo almaktan koruyabiliyor. Brovvn universitesi´nde yapılan bir arastırma, haftanın 5 gunu birer saat yuruyus yapan ve gunde 1500 kalori alan bir kadının, bir yıllık surecte 12 kilograma yakın kilo almaktan korunabilecegini gosteriyor. Yuruyusun, kilo kontrolunde bu kadar onemli bir faktor olmasının nedeni ise oldukca kolay olması. cunku egzersiz ne kadar zor olursa, o kadar az insan tarafından uygulanıyor.
5. Zihin saglıgını korur!
Bircok arastırma, ileri yaslarda da yuruyusun saglık acısından faydalarına isaret ediyor. Haftada 45 dakika bile olsa yapılan yuruyuslerin Alzheimer gibi yaslılık donemi hastalıklarından korudugu bildiriliyor. Tempolu olmasa bile, duzenli gezintilerin de yaslılarda mental saglık acısından olumlu etkileri bulunuyor. Ancak yasa baglı olmaksızın yuruyus hemen herkesin zihninin aktif olmasını saglıyor.
6. Kemiklerinizi guclendirir!
Yuruyus sadece bir ´kardiyo´ faaliyeti degil. Haftada 3 kez 30 dakikalık yuruyus kemiklerinizi de guclendiriyor. Kemikler surekli yenilenen canlı dokulardır. 30 yas civarı kemik kitlesi doruk noktasına ulasıyor. Ondan sonra da yenilenme yavaslıyor, yıkım sureci hızlanıyor. Dolayısıyla bu yasa kadar kemik kitlesini guclendirmekte, depoyu doldurmakta fayda var. Kemik dokusunu guclendiren en onemli faktor ise egzersiz. cunku kemikler calıstıkları, zorlandıkları oranda yenileniyorlar.

Etiketler: Yürüyüşün faydaları, yürüyüş yapmak, yürüyüsün etkisi, yürüyüş yabmak, yürüyüşlerin saglıga faydası, spor, saglıklı yaşam, günlük yürüyüşler,

Agzınız Neden Kokar Agız Kokusu

Çarşamba, Mayıs 11th, 2011

Agzınız Neden Kokar Agız Kokusu
Agız kokusunun ciddiye alınması gerektigini vurgulayan Dis Hekimi Dr. Çagdas Kıslaoglu, kokunun basitçe dis taslarından kaynaklanabilecegi gibi, agızdaki eski dolgu ve kron-koprulerin bozulmus dis eti iliskilerinden olusabilecegini de vurguladı.

Agız kokusunun sebepleri

Dislerden kaynaklanan kotu kokuların tedavisi diger sebeplere gore daha kısa surede sonuç verdiginden “sanslıyız” diyerek sozlerine devam eden Dis Hekimi Dr. Çagdas Kıslaoglu; agız kokusu sikayeti ile gelen hastaları oncelikle tam bir agız muayenesinden geçirerek, sorunun bir mi yoksa birden fazla nedene mi dayandıgını tespit ettikten sonra tedaviye basladıgını anlattı.

“Agız kokusu bazen agız temizligine yeterli onemin verilmemesi, bazen agız iltihapları, bazen ileri diseti hastalıkları ve/veya dis çurukleri, bazen de agız kurulugu gibi sebeplerin bir ya da bir kaçından kaynaklanıyor olabilir” diyerek agız kokusunun sebeplerini sıralayan, Kıslaoglu; agız hijyenine yeterli onemin verilmemesinden kaynaklanan agız kokusunu gidermek için dis taslarını temizledigini ve kisiye agız bakımı için neler yapması gerektigini uygulamalı olarak gosterdigini belirtti.

Eger agız kokusu agız enfeksiyonlarından ileri geliyorsa agız enfeksiyonlarını tedavi ettigini ve bu tedavi sırasında gomuk ve sorunlu disler varsa çektigini soyledi. Sorun diger bir neden olan ileri diseti hastalıkları ve/veya dis çuruklerinden kaynaklanıyorsa bunları tedavi ettigini ve agız kurulugundan ileri gelen kotu agız kokusunu da hastaya tukuruk salgısını artıracak onlemleri uygulatarak giderdigini anlattı.

Agız Kokusu Nasıl Giderilir

— Agız içi bakterilerle savasan bir baharat oldugu için tarçın kullanın
— Kotu kokuya sebep olan agız kurulugunu engellemek için daha fazla su için, dis çuruklerine sebep olacagından seker tuketiminizi azaltın.
— Yiyeceklerle tukuruk salgısının iyice karısması ve agızda yemek parçası kalma olasılıgının azalması için lokmaları iyi çigneyin.
— Dis fırçasının çıkaramadıgı yerlerdeki bakteri ve yemek artıklarını sokebilecegi için dis ipi kullanın.
— Agız kokusunu onlemek için dogal kaynaklardan da yararlanılabilir. Nane bunlardan biridir. Naneli sakızlar, sekerler kullanılabilir.
— ogun aralarında taze meyve yiyin
— Uzun sure aç kalmayın
— Kotu kokuya sebep olan agız kuruluguna neden oldugundan ve dis eti hastalıklarına da zemin hazırlayarak agız kokusu olusturacagından sigara içmeyin.

Etiketler: Ağız kokusu, Ağzımız neden kokar, agız kokusunun nedenleri, agız kokusu neden, agız kokusunun çözümü, agzım neden kokuyor, ağızdaki acı koku, ağızdaki ekşi koku, agızdaki acı tat, neden agızlar kokar, agız kokusu önleyici, agız koku önleyici, ağız kokusunu önlemek, agız koku nedenlerı,

Minic.Gen.TR | Özlü Sözler, Güzel Sözler, Etkileyici Sözler, Anlamlı Sözler, Şiirler, Şifalı Bitkiler | canlı sohbet MyNet MyNet sohbet Mynet mirc sohbet Minic mirc Anlamlı SözlerAyrılık MesajlarıŞifalı BitkilerKomik Mesajlar Minic
İNTERNET HİZMETLERİ Geri bildirimi takip listeme ekle ( RSS )